Yeni START (Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması), Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu arasında stratejik saldırı silahlarının sayısal olarak sınırlandırılmasını, bu silahların şeffaflık ve doğrulama mekanizmaları aracılığıyla denetlenmesini ve taraflar arasında karşılıklı bilgi paylaşımını düzenleyen ikili bir silah kontrol antlaşmasıdır. Antlaşmanın tam adı "Treaty on Measures for the Further Reduction and Limitation of Strategic Offensive Arms" olup, nükleer silahların azaltılmasına yönelik Soğuk Savaş sonrası dönemde imzalanan son bağlayıcı ABD–Rusya anlaşmasıdır.
Yeni START Antlaşması, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da imzalanmış ve 5 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşma, Amerika Birleşik Devletleri Senatosu ile Rusya Federasyonu yasama organının onayının ardından yürürlüğe girmiştir. İlk yürürlük süresi 10 yıl olarak belirlenmiş, antlaşma metninde yer alan hüküm uyarınca tarafların mutabakatıyla bir defaya mahsus olmak üzere 5 yıl uzatılabilmesi öngörülmüştür. Bu çerçevede antlaşma, Şubat 2021’de beş yıl süreyle uzatılmış ve 5 Şubat 2026 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
Antlaşmanın temel amacı, tarafların konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlıkları ile bu başlıkları taşıyan sistemler üzerinde sayısal üst sınırlar tesis etmek, tarafların stratejik nükleer kuvvetlerine ilişkin öngörülebilirliği artırmak ve doğrulama rejimi yoluyla karşılıklı güven tesis etmektir. Bu kapsamda Yeni START, yalnızca nükleer savaş başlıklarının sayısını değil, bu başlıkların konuşlandırıldığı kıtalararası balistik füzeler, denizaltından fırlatılan balistik füzeler ve nükleer görevli ağır bombardıman uçaklarını da kapsayan bütüncül bir düzenleme getirmiştir.
Yeni START Antlaşması, 1991 tarihli START I Antlaşması’nın sona ermesinin ardından oluşan hukuki boşluğu doldurmuş, 2002 tarihli Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Antlaşması’nın (SORT) yerine geçmiştir. Bu yönüyle antlaşma, Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu arasında yarım yüzyılı aşan ikili nükleer silah kontrol sürecinin devamı niteliğindedir. Antlaşma süresince taraflar, belirlenen sınırlar çerçevesinde kendi stratejik kuvvet yapılarını serbestçe belirleme hakkını muhafaza etmiştir.
Yeni START, yalnızca sayısal sınırlamalar getiren bir metin değil, aynı zamanda kapsamlı bir doğrulama ve şeffaflık rejimi içeren hukuki bir çerçevedir. Antlaşma; yerinde denetimler, düzenli veri değişimleri, bildirim yükümlülükleri ve ulusal teknik doğrulama araçlarının kullanımına ilişkin hükümler içermiştir. Bu mekanizmalar aracılığıyla taraflar, birbirlerinin stratejik nükleer kuvvetlerinin durumu hakkında düzenli ve doğrulanabilir bilgi edinmiştir.
Antlaşma, 5 Şubat 2026 tarihinde hukuki süresinin dolmasıyla birlikte yürürlükten kalkmıştır.
Yeni START Antlaşması, Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu arasında Soğuk Savaş döneminde başlayan ve nükleer silahların sınırlandırılmasını amaçlayan ikili silah kontrol sürecinin son halkasıdır. Bu sürecin temelini, iki ülkenin sahip olduğu stratejik nükleer silahların karşılıklı imha kapasitesine ulaşması ve bu durumun öngörülemez riskler doğurması oluşturmuştur. 1960’lı yıllardan itibaren taraflar, nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade, sayısal sınırlamalar ve denetim mekanizmaları üzerinden istikrar sağlamayı hedeflemiştir.
Bu çerçevede ilk kapsamlı adım, 1972 tarihli Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri (SALT I) sonucunda imzalanan geçici anlaşma olmuştur. SALT I, kıtalararası balistik füze (ICBM) ve denizaltından fırlatılan balistik füze (SLBM) fırlatıcılarının sayısını sınırlandırmış, ancak savaş başlıklarının sayısına doğrudan bir üst sınır getirmemiştir. Bu durum, füzelerin çoklu başlıklarla donatılmasına olanak tanımış ve nükleer yıkım kapasitesinin artmaya devam etmesine engel olmamıştır.
SALT I’i izleyen SALT II, 1979 yılında imzalanmış ancak hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Bu dönemin ardından taraflar arasında daha kapsamlı ve bağlayıcı düzenlemeler yapılması yönünde müzakereler hız kazanmıştır. 1991 yılında imzalanan START I Antlaşması, ilk kez stratejik nükleer savaş başlıkları, fırlatıcılar ve bombardıman uçakları için kapsamlı ve doğrulanabilir sınırlar getirilmiştir. START I, 2009 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
START I’in sona ermesinin ardından taraflar, 1993 tarihli START II Antlaşması üzerinde mutabakata varmış ancak bu antlaşma da yürürlüğe girmemiştir. START II, özellikle çoklu bağımsız hedeflenebilir yeniden giriş araçları (MIRV) taşıyan ağır kıtalararası balistik füzelerin ortadan kaldırılmasını öngörmüş ancak siyasi ve güvenlik gerekçeleriyle uygulanmamıştır. Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri’nin 2002 yılında Anti-Balistik Füze (ABM) Antlaşması’ndan çekilmesinin ardından START II’den resmen çekilmiştir.
2002–2011 yılları arasında yürürlükte kalan Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Antlaşması (SORT), tarafların konuşlandırılmış stratejik savaş başlıklarını azaltmasını öngörmüş ancak denetim ve doğrulama mekanizmaları bakımından sınırlı bir çerçeve sunmuştur. SORT, büyük ölçüde START I’in denetim altyapısına dayanmış ve kendi başına kapsamlı bir doğrulama rejimi tesis etmemiştir.
Bu süreçte INF Antlaşması’nın 2019 yılında sona ermesi ve ABM Antlaşması’nın daha önce yürürlükten kalkması, ABD ile Rusya arasında bağlayıcı silah kontrol düzenlemelerinin giderek azalmasına yol açmıştır. Bu gelişmeler sonucunda Yeni START Antlaşması, 2011 yılı itibarıyla iki ülke arasında yürürlükte kalan tek büyük stratejik nükleer silah kontrol antlaşması haline gelmiştir.
Antlaşma üç ana düzeyden oluşmuştur. Birinci düzey, tarafların temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen ana antlaşma metnidir. Bu metin; önsöz ile birlikte stratejik saldırı silahlarının sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri ve temel maddeleri içermiştir. İkinci düzey, ana metne bağlı olan Protokoldür. Protokol; tanımlar, doğrulama usulleri, denetim kuralları ve bildirim mekanizmaları gibi uygulamaya yönelik ayrıntıları düzenlemiştir. Üçüncü düzey ise Protokol’e ekli Teknik Eklerden oluşmuştur. Teknik ekler, denetim prosedürleri ve veri formatları gibi teknik konularda ayrıntılı düzenlemeler içermiştir.
Yeni START Antlaşması’nın ilk yürürlük süresi on yıl olarak belirlenmiştir. Antlaşma metninde yer alan hükme göre, taraflar karşılıklı mutabakatla bir defaya mahsus olmak üzere beş yıla kadar uzatma yetkisine sahiptir. Bu hüküm doğrultusunda Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu, Şubat 2021 tarihinde antlaşmanın süresini 5 Şubat 2026’ya kadar uzatma konusunda anlaşmıştır. Uzatma kararı, yeni bir onay süreci gerektirmeden, antlaşma metninde öngörülen mekanizma çerçevesinde yürürlüğe girmiştir.
Antlaşmada ayrıca çekilme maddesi yer almaktadır. Bu hükme göre taraflardan biri, olağanüstü olayların kendi üstün ulusal çıkarlarını tehlikeye attığını değerlendirmesi halinde antlaşmadan çekilme hakkına sahiptir. Çekilme kararının karşı tarafa önceden bildirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Yeni START Antlaşması, füze savunma sistemleri ve konvansiyonel uzun menzilli saldırı kapasitesi bakımından doğrudan bir yasak veya sınırlama içermemiştir. Ancak antlaşmanın önsözünde, stratejik saldırı silahları ile stratejik savunma silahları arasındaki karşılıklı ilişki kabul edilmiştir. Buna rağmen, antlaşma hükümleri yalnızca stratejik saldırı silahlarının sınırlandırılmasına uygulanmıştır.
Yeni START Antlaşması, İkili Danışma Komisyonu (Bilateral Consultative Commission – BCC) aracılığıyla uygulanmıştır. BCC, antlaşmanın yorumlanması, uygulanması ve teknik sorunların çözümüne yönelik bir istişare mekanizması olarak tasarlanmıştır. Komisyonun düzenli olarak toplanması ve taraflar arasında doğrudan iletişim kanalı sağlaması öngörülmüştür.
Yeni START Antlaşması, tarafların stratejik saldırı silahları üzerinde nicel ve bağlayıcı üst sınırlar tesis etmiştir. Antlaşma kapsamında getirilen sınırlamalar, yalnızca nükleer savaş başlıklarının toplam sayısını değil, bu başlıkları taşıyan sistemleri ve fırlatma altyapısını da kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Söz konusu sınırlar, antlaşmanın yürürlüğe girmesinden yedi yıl sonra, yani 5 Şubat 2018 itibarıyla bağlayıcı hale gelmiştir.
Antlaşmaya göre her bir tarafın sahip olabileceği konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığı sayısı en fazla 1.550 olarak belirlenmiştir. Bu sınır, konuşlandırılmış kıtalararası balistik füzeler (ICBM), denizaltından fırlatılan balistik füzeler (SLBM) ve nükleer görevli ağır bombardıman uçakları üzerinde bulunan savaş başlıklarını kapsamıştır. Antlaşma uyarınca her bir konuşlandırılmış ağır bombardıman uçağı, fiili taşıma kapasitesinden bağımsız olarak bir savaş başlığı olarak sayılmıştır.
Yeni START, stratejik taşıyıcı sistemler bakımından da ayrı ve açık sınırlamalar getirmiştir. Buna göre tarafların sahip olabileceği konuşlandırılmış ICBM, konuşlandırılmış SLBM ve nükleer görevli ağır bombardıman uçağı sayısı toplamda en fazla 700 olarak belirlenmiştir. Bu sınır, stratejik nükleer silahların fiilen konuşlandırıldığı sistemlere uygulanmıştır.
Antlaşmada ayrıca daha geniş bir üst sınır tanımlanmıştır. Buna göre tarafların konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam fırlatıcı ve bombardıman uçağı sayısı en fazla 800 ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsama; ICBM siloları, mobil fırlatıcılar, denizaltı fırlatma tüpleri ve nükleer görevli bombardıman uçakları dâhil edilmiştir. Eğitim, test veya bakım amacıyla kullanılan sistemler de konuşlandırılmamış unsurlar olarak bu sınıra dahil edilmiştir.
Yeni START Antlaşması, konuşlandırılmamış nükleer savaş başlıkları üzerinde doğrudan bir sayısal sınır getirmemiştir. Benzer şekilde, konuşlandırılmamış füzeler de sayı bakımından sınırlandırılmamış ancak bu unsurların belirlenmiş tesislerde tutulması, etiketlenmesi ve bildirim sistemine dahil edilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu düzenleme, konuşlandırılmamış sistemlerin gizli biçimde hızla konuşlandırılmasını engellemeye yönelik bir şeffaflık mekanizması olarak tasarlanmıştır.
Yeni START Antlaşması, getirilen sayısal sınırlamaların uygulanabilmesi için ayrıntılı ve bağlayıcı sayım kuralları ile kapsamlı bir tanımlar sistemi oluşturmuştur. Bu çerçevede antlaşma, hangi silah ve sistemlerin hangi koşullar altında “konuşlandırılmış” veya “konuşlandırılmamış” sayılacağını açık biçimde düzenlemiştir.
Antlaşmada “konuşlandırılmış” (deployed) terimi, silah sisteminin türüne göre farklı biçimlerde tanımlanmıştır. Kıtalararası balistik füzeler ve denizaltından fırlatılan balistik füzeler bakımından bir sistem, aktif bir fırlatıcıya yerleştirilmiş olması halinde konuşlandırılmış kabul edilmiştir. Stratejik bombardıman uçakları ise nükleer görev için tahsis edilmiş olmaları durumunda konuşlandırılmış sayılmıştır. Buna karşılık, fırlatıcıda bulunmayan füzeler ve operasyonel görevde olmayan sistemler “konuşlandırılmamış” (non-deployed) olarak sınıflandırılmıştır.
Yeni START Antlaşması, savaş başlığı (warhead) kavramını da açık biçimde tanımlamıştır. Konuşlandırılmış ICBM ve SLBM’ler üzerinde bulunan savaş başlıkları, fiilen monte edilmiş yeniden giriş araçlarının (re-entry vehicles) sayısı üzerinden hesaplanmıştır. Bu düzenleme, önceki bazı antlaşmalardan farklı olarak, varsayımsal değil fiili başlık sayımını esas almıştır.
Antlaşmada ağır bombardıman uçakları için özel bir sayım kuralı benimsenmiştir. Buna göre nükleer görevli her bir ağır bombardıman uçağı, taşıyabileceği gerçek nükleer mühimmat sayısından bağımsız olarak bir savaş başlığı olarak sayılmıştır. Bu yaklaşım, denetim süreçlerini basitleştirmeyi ve doğrulanabilirliği artırmayı amaçlamıştır.
Yeni START, taşıyıcı sistemler ve fırlatıcılar arasında da açık bir ayrım yapmıştır. Kıtalararası balistik füze siloları, mobil kara konuşlu fırlatıcılar ve denizaltılardaki fırlatma tüpleri, antlaşma kapsamında fırlatıcı (launcher) olarak tanımlanmıştır. Stratejik bombardıman uçakları ise hem taşıyıcı sistem hem de fırlatıcı olarak ayrı ayrı sayım rejimine dahil edilmiştir.
Antlaşma kapsamında taraflara yılda en fazla 18 yerinde denetim (on-site inspection) yapma hakkı tanınmıştır. Denetimler iki ayrı kategoriye ayrılmıştır. Type One denetimleri, hem konuşlandırılmış hem de konuşlandırılmamış stratejik sistemlerin bulunduğu tesislerde gerçekleştirilmiştir. Bu denetimlerde; konuşlandırılmış füzeler üzerindeki savaş başlığı sayısının doğrulanması, konuşlandırılmamış fırlatıcıların sayısının teyidi ve sistemlerin antlaşma hükümlerine uygunluğunun kontrolü amaçlanmıştır. Type Two denetimleri ise yalnızca konuşlandırılmamış sistemlerin bulunduğu tesisleri kapsamıştır ve daha çok dönüştürme, imha ve bakım süreçlerinin doğrulanmasına odaklanmıştır.
Yeni START Antlaşması, düzenli veri değişimi ve bildirim yükümlülükleri getirmiştir. Taraflar, stratejik saldırı silahlarının sayısı, türü, konumu ve durumuna ilişkin ayrıntılı verileri karşılıklı olarak paylaşmıştır. Bu veri değişimleri, belirli periyotlarla yapılan kapsamlı bildirimlerin yanı sıra, sürekli bildirim sistemi aracılığıyla da yürütülmüştür. Sistem kapsamında taraflar, füzelerin konuşlandırılması, yer değiştirmesi, dönüştürülmesi veya imhası gibi gelişmeleri karşı tarafa bildirmekle yükümlü olmuştur.
Yeni START Antlaşması, 5 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından, taraflar arasında öngörülen doğrulama, bildirim ve denetim mekanizmalarının kademeli olarak işletilmeye başlandığı bir uygulama dönemine girmiştir. Antlaşma hükümleri uyarınca taraflara, belirlenen sayısal sınırlamalara uyum sağlamak için yedi yıllık bir geçiş süresi tanınmıştır. Bu süre zarfında Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu, stratejik nükleer kuvvet yapılarını antlaşmada öngörülen üst sınırlara uyarlamıştır.
Antlaşmanın yürürlükte olduğu bu dönemde yerinde denetimler düzenli olarak gerçekleştirilmiştir. Taraflar, antlaşmada öngörülen yıllık denetim kotası dahilinde karşılıklı denetim faaliyetlerini sürdürmüştür.
Antlaşma uyarınca, tarafların 5 Şubat 2018 itibarıyla belirlenen sayısal sınırlara ulaşması zorunlu hale gelmiştir. Bu tarihte hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Rusya Federasyonu, antlaşmada öngörülen üst sınırları karşıladıklarını resmi olarak bildirmiştir.
Yeni START Antlaşması’nın ilk yürürlük süresinin 5 Şubat 2021 tarihinde sona erecek olması nedeniyle, taraflar antlaşma metninde yer alan uzatma hükmü çerçevesinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu çerçevede Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu, Şubat 2021 tarihinde Yeni START Antlaşması’nın süresinin 5 Şubat 2026’ya kadar uzatılması konusunda anlaşmaya varmıştır.
Uzatma süresinin yeni bir beş yıllık dönemle sınırlı olduğu ve antlaşmanın ikinci kez uzatılmasına imkan tanımadığı belirtilmiştir. Uzatma kararının ardından taraflar, Yeni START’ın geçerlilik süresi boyunca yerine geçecek bir düzenleme veya yeni bir silah kontrol çerçevesi üzerinde görüşmeler yapılabileceğini belirtmiştir.
Yeni START Antlaşması’nın uygulanmasına ilişkin süreç, 2022 yılı itibarıyla kesintiye uğramıştır. Bu dönemde antlaşma kapsamındaki yerinde denetimler ve İkili Danışma Komisyonu (BCC) toplantıları fiilen durmuştur. Taraflar, bu kesintinin başlangıcını COVID-19 salgını nedeniyle uygulanan seyahat ve sağlık kısıtlamalarına dayandırmıştır. Denetim faaliyetleri Mart 2020’de askıya alınmış ve daha sonraki dönemde yeniden başlatılamamıştır.
2022 yılının ikinci yarısında, Amerika Birleşik Devletleri, antlaşma kapsamında yer alan doğrulama mekanizmalarının yeniden işler hale getirilmesi yönünde girişimlerde bulunmuştur. Bu çerçevede Washington, denetimlerin ve BCC toplantılarının karşılıklı olarak yeniden başlatılmasını talep etmiştir. Ancak bu girişimlerin Rusya Federasyonu tarafından kabul edilmediği iddia edilmiştir.
Şubat 2023’te, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Yeni START Antlaşması’nın uygulanmasını askıya aldığını kamuoyuna açıklamıştır. Açıklamada, bu kararın gerekçesi olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna’ya verdiği destek ve Batı ülkelerinin Rusya’ya yönelik tutumu gösterilmiştir. Askıya alma kararı, antlaşmadan hukuki çekilme anlamına gelmemiştir.
Rusya Federasyonu, askıya alma kararına rağmen, antlaşmanın merkezi sayısal sınırlamalarına uymaya devam edeceğini bildirmiştir. Bununla birlikte Rusya, antlaşma kapsamında öngörülen yerinde denetimler, veri paylaşımı ve BCC toplantılarına katılımı durdurmuştur.
Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’nın bu tutumunu “sorumsuz ve hukuka aykırı” olarak nitelendirmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın denetimlere izin vermemesi ve veri paylaşımını askıya alması nedeniyle, 2022 yılından itibaren Rusya’nın antlaşmaya uyumunun doğrulanamadığını bildirmiştir. Bu çerçevede ABD, karşı önlem olarak kendi veri paylaşımlarını sınırlamış ve Rusya’nın ABD tesislerinde denetim yapmasına izin vermemiştir.
Bu gelişmeler sonucunda Yeni START Antlaşması, hukuken yürürlükte kalmakla birlikte, 2022–2023 döneminde fiilen sınırlı biçimde uygulanabilmiştir.
Yeni START Antlaşması, 5 Şubat 2026 tarihinde, uzatılmış yürürlük süresinin dolmasıyla birlikte hukuken sona ermiştir.
Antlaşmanın sona erdiği tarihte, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, New York’ta yayımladığı resmi açıklamada, Yeni START’ın sona ermesini uluslararası barış ve güvenlik açısından kritik bir dönüm noktası olarak tanımlamıştır. Açıklamada, "ilk kez yarım yüzyıldan uzun bir sürenin ardından, Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu’nun stratejik nükleer cephanelerini sınırlayan hukuken bağlayıcı bir düzenlemenin kalmadığı" ifade edilmiştir. Genel Sekreter, Soğuk Savaş dönemindeki Stratejik Silah Sınırlama Görüşmelerinden Yeni START Anlaşmasına kadar uzanan on yıllarca süren nükleer silah kontrol anlaşmalarının, felaketi önlemede ve küresel nükleer stokları azaltmada çok önemli bir rol oynadığını söylemiştir.
Guterres, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Soğuk Savaş boyunca ve sonrasında, bu hükümetler arasındaki nükleer silah kontrolü felaketlerin önlenmesine yardımcı oldu” ifadesini kullanmış; söz konusu çerçevelerin istikrar sağladığını ve “yıkıcı yanlış hesaplamaları önlediğini” vurgulamıştır.
Genel Sekreter ayrıca, bu kısıtlama sisteminin çöküşünün, jeopolitik gerilimlerin arttığı ve nükleer silah kullanım riskinin son on yılların en yüksek seviyesinde bulunduğu bir döneme denk geldiği uyarısında bulunmuştur.
Guterres, söz konusu dönüm noktasının, değişen güvenlik ortamına uygun bir silah kontrol rejiminin yeniden tasarlanması için bir fırsat sunduğunu da ifade etmiştir. Guterres, hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Rusya Federasyonu başkanlarının, yeni bir nükleer silahlanma yarışının istikrarsızlaştırıcı etkilerini kabul eden açıklamalarını memnuniyetle karşıladığını belirtmiştir.
Guterres, açıklamasında, “Dünya şimdi Rusya Federasyonu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin sözlerini eyleme dönüştürmesini bekliyor” ifadesini kullanmış; her iki tarafı da “gecikmeden” müzakere masasına dönmeye ve doğrulanabilir sınırları yeniden tesis eden, riskleri azaltan ve küresel güvenliği güçlendiren bir halef çerçeve üzerinde anlaşmaya çağırmıştır.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov 3 Şubat'ta yaptığı açıklamada, "Sadece birkaç gün içinde, dünya muhtemelen daha tehlikeli hale gelecek. İlk defa, dünyanın en büyük nükleer cephanelerine sahip iki ülkesi ABD ve Rusya, bu cephaneleri sınırlayan bir anlaşmaya sahip olmayacak." ifadesini kullanmıştır.
5 Şubat'ta yaptığı açıklamada Yeni START’ın artık yürürlükte olmadığını vurgulayan Peskov, “Bunu olumsuz değerlendiriyoruz ve bu konuda üzüntümüzü ifade ediyoruz. Sınırlamaları bir yıl daha korumaya yönelik girişimimiz karşılıksız kaldı.” demiştir.
Anlaşmanın sona ermesiyle ülkesinin atacağı adımlara ilişkin Peskov, "Rusya, nükleer silahların stratejik istikrarı konusunda sorumlu ve dikkatli yaklaşımını sürdürmektedir ve elbette her zaman olduğu gibi öncelikle ulusal çıkarlarını gözetecektir.” diye eklemiştir.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Yeni START'ı uzatma girişiminin ABD tarafından karşılık bulmadığını belirtmiş "Anlaşma taraflarının, artık anlaşma bağlamındaki hiçbir yükümlülüğe bağlı olmadıkları ve bir sonraki adımlarını serbestçe seçebilecekleri gerçeğinden hareket ediyoruz." demiştir. Açıklamada, Rusya'nın ulusal güvenliğine yönelik olası ek tehditleri durdurmak için "kararlı askeri-teknik önlemler" almaya hazır olduğu belirtilmiştir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Yeni START (Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması)" maddesi için tartışma başlatın
Antlaşmanın Tarihsel Arka Planı
Antlaşmanın Hukuki ve Yapısal Çerçevesi
Sayısal Sınırlamalar ve Temel Yükümlülükler
Sayım Kuralları ve Tanımlar
Doğrulama ve Şeffaflık Mekanizmaları
Antlaşmanın Uygulanma Süreci (2011–2020)
2021 Uzatma Kararı
Uygulamanın Askıya Alınması ve Gerilimler (2022–2023)
Antlaşmanın Sona Ermesi (5 Şubat 2026)