
ORCID ID
0000-0001-5120-284X
7 Ekim 2023’te Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar, Gazze Şeridi’nden İsrail’in kontrol ettiği bölgelere yönelik eş zamanlı bir eylem başlattılar. Eylem; roket atışları, yamaç paraşütçü indirmeleri ve hafif araçlarla yapılan sızmaları içeren çok yönlü bir askeri operasyon niteliğindeydi. Hamas’ın “Aksa Tufanı Operasyonu” olarak adlandırdığı bu harekât, sonuçları itibariyle bölge ve dünya üzerinde ciddi etkilere neden olmuştur (Arslan & Karaca, 2024).7 Ekim 2023’te gerçekleşen Hamas harekâtından önce Mısır’ın İsrail’i olası bir saldırı konusunda üç gün öncesinden uyardığına dair iddialar ABD Kongre Üyesi Michael McCaul tarafından dile getirilmiştir (BBC News Türkçe, 2023). Hamas’ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları liderliğinde başlatılan Aksa Tufanı ile Hamas, Filistin’in direniş tarihinde yeni bir aşamaya geçildiğini dünya kamuoyuna ilan etmiştir. Tüm dünyada bir anda gündem olan bu gelişme; İsrail işgaline karşı tarihin en büyük meydan okuması olarak kabul edilmiş ve İsrail’in küresel olarak inşa ettiği dokunulmazlık mitlerinde kırılmalara yol açmıştır (Mercan, 2024).Yaşanan bu süreç, İsrail’in Demir Kubbesi de dâhil olmak üzere geliştirdiği tüm savunma sistemleri ve istihbaratının【1】 başarısızlığını gözler önüne sermiştir. Yaklaşık 1200 kişinin hayatını kaybetmesi ve 250’ye yakın kişinin rehin alınmasıyla (BBC News Türkçe, 2024) İsrail ciddi bir darbe almış ve itibar kaybına uğramıştır.Hamas operasyonun, İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmeye devam etmesine, Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukaya, yasa dışı İsrail gasp birimlerinin sürekli olarak genişletilmesine ve İsrailli gaspçıların artan şiddetine karşı bir yanıt olduğunu söylemiştir. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise olay sonrasında yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ni “ıssız bir ada” ya çevireceğine dair yemin etmiştir (Aljazeera, 2023). Bu doğrultuda Hamas’ın gerçekleştirdiği bu eylem, İsrail yandaşlarına göre bir terör eylemi olarak nitelendirilmiş ve İsrail sorununda önemli dönemeçlerden biri olarak kabul edilmiştir.İsrail’in insanlığa karşı işlediği suçları【2】 yeterince önemsemeyen batılı bazı devlet yöneticileri ve siyonizm etkisindeki Batı medyası, 7 Ekim tarihini İsrail’in 11 Eylül’ü olarak ele almış, İsrail’in neredeyse bir asra varan saldırganlığını ve hukuk tanımazlığını perdelemek için kullanmıştır. İsrail işgaline karşı haklı bir tepki olan Aksa Tufanı ile ilgili tartışmanın terör zeminine çekilmek istenmesi, Filistin konusunun doğru bir şekilde ele alınmasını engelleme çabası ile doğrudan ilgilidir. Böylece kurban-saldırgan metaforunun da tamamen İsrail lehine kullanılması hedeflenmektedir. Nitekim İsrail yanlısı medyada 7 Ekim’den bu yana öne çıkarılan tartışmalarda Filistin ve Gazze, mahkûm edilmekte, insani ve hukuki tartışmaların dışına çıkarılmaktadır. Öyle ki yüksek nüfus yoğunluğuna sahip ve yüz ölçümü olarak küçük kentlerde yaşayan milyonlarca Filistinlinin üzerine havadan bombalar yağdırılarak: çoğu çocuk ve kadın binlerce insanın öldürülmesi, toplu olarak cezalandırılması “meşru müdafaa” olarak ele alınabilmektedir【3】 (Özcan, 2023).Ana akım medyanın İsrail şiddetini meşru müdafaa olarak göstermesi ya da sanki iki eşit taraf varmış gibi bir söylem kullanması ciddi oranda problemlidir. 7 Ekim’de patlak veren olayları anlamak için gerekli olan hayati bağlamı gözden kaçırmamak gerekir. Dışarıdan gelen İsraillilerin işgaline uğramış bir ülke söz konusudur. Bu ülkenin asıl sahipleri olan Filistinliler topraklarından zorla çıkarılmış【4】, mallarına ve mülklerine el konulmuş【5】 ve sürekli şiddete maruz kalarak katliamlara uğramışlardır. Bu durumda şiddet, siyonist ideolojinin başlangıçtan beri en önemli ve yaygın aracı iken Filistinlilerin son çare olarak kullanmak zorunda oldukları bir araçtır. Üstelik batılı emperyalist güçlerin sağladığı en tahrip edici silahları kullanan İsrail’e karşın abluka altında bırakılan Filistinlilerin kullanabildikleri silahların niteliği hem de niceliği çok sınırlıdır. Burum böyle olunca yaşananları iki taraflı şiddet ya da eşitler arası çatışma olarak tanımlamak hele hele İsrail’in “meşru müdafaa hakkı” olarak görmek çok anlamsızdır.Filistinlilerin çabası yaklaşık 100 yıldır süregelen işgallerden kurtulma mücadelesinin bir parçasıdır. Silahsız tüm yöntemleri deneyen Filistinlilerin【6】, silahlı mücadeleye başvurmak zorunda kalması Ilan Pappe’nin dediği gibi üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Üstelik 19 Temmuz 2024’te Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Gazze’de işgalci güç olarak bulunduğunu onaylamıştır. Bu durum Gazze halkının İsrail’e karşı eylemlerinin, işgale karşı direnme haklarının bir parçası olarak hukuken meşru olduğunu açıkça göstermektedir (Erdeğer, 2024).
7 Ekim 2023’te Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar, Gazze Şeridi’nden İsrail’in kontrol ettiği bölgelere yönelik eş zamanlı bir eylem başlattılar. Eylem; roket atışları, yamaç paraşütçü indirmeleri ve hafif araçlarla yapılan sızmaları içeren çok yönlü bir askeri operasyon niteliğindeydi. Hamas’ın “Aksa Tufanı Operasyonu” olarak adlandırdığı bu harekât, sonuçları itibariyle bölge ve dünya üzerinde ciddi etkilere neden olmuştur (Arslan & Karaca, 2024).
7 Ekim 2023’te gerçekleşen Hamas harekâtından önce Mısır’ın İsrail’i olası bir saldırı konusunda üç gün öncesinden uyardığına dair iddialar ABD Kongre Üyesi Michael McCaul tarafından dile getirilmiştir (BBC News Türkçe, 2023). Hamas’ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları liderliğinde başlatılan Aksa Tufanı ile Hamas, Filistin’in direniş tarihinde yeni bir aşamaya geçildiğini dünya kamuoyuna ilan etmiştir. Tüm dünyada bir anda gündem olan bu gelişme; İsrail işgaline karşı tarihin en büyük meydan okuması olarak kabul edilmiş ve İsrail’in küresel olarak inşa ettiği dokunulmazlık mitlerinde kırılmalara yol açmıştır (Mercan, 2024).
Yaşanan bu süreç, İsrail’in Demir Kubbesi de dâhil olmak üzere geliştirdiği tüm savunma sistemleri ve istihbaratının【1】 başarısızlığını gözler önüne sermiştir. Yaklaşık 1200 kişinin hayatını kaybetmesi ve 250’ye yakın kişinin rehin alınmasıyla (BBC News Türkçe, 2024) İsrail ciddi bir darbe almış ve itibar kaybına uğramıştır.
Hamas operasyonun, İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmeye devam etmesine, Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukaya, yasa dışı İsrail gasp birimlerinin sürekli olarak genişletilmesine ve İsrailli gaspçıların artan şiddetine karşı bir yanıt olduğunu söylemiştir. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise olay sonrasında yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ni “ıssız bir ada” ya çevireceğine dair yemin etmiştir (Aljazeera, 2023). Bu doğrultuda Hamas’ın gerçekleştirdiği bu eylem, İsrail yandaşlarına göre bir terör eylemi olarak nitelendirilmiş ve İsrail sorununda önemli dönemeçlerden biri olarak kabul edilmiştir.
İsrail’in insanlığa karşı işlediği suçları【2】 yeterince önemsemeyen batılı bazı devlet yöneticileri ve siyonizm etkisindeki Batı medyası, 7 Ekim tarihini İsrail’in 11 Eylül’ü olarak ele almış, İsrail’in neredeyse bir asra varan saldırganlığını ve hukuk tanımazlığını perdelemek için kullanmıştır. İsrail işgaline karşı haklı bir tepki olan Aksa Tufanı ile ilgili tartışmanın terör zeminine çekilmek istenmesi, Filistin konusunun doğru bir şekilde ele alınmasını engelleme çabası ile doğrudan ilgilidir. Böylece kurban-saldırgan metaforunun da tamamen İsrail lehine kullanılması hedeflenmektedir. Nitekim İsrail yanlısı medyada 7 Ekim’den bu yana öne çıkarılan tartışmalarda Filistin ve Gazze, mahkûm edilmekte, insani ve hukuki tartışmaların dışına çıkarılmaktadır. Öyle ki yüksek nüfus yoğunluğuna sahip ve yüz ölçümü olarak küçük kentlerde yaşayan milyonlarca Filistinlinin üzerine havadan bombalar yağdırılarak: çoğu çocuk ve kadın binlerce insanın öldürülmesi, toplu olarak cezalandırılması “meşru müdafaa” olarak ele alınabilmektedir【3】 (Özcan, 2023).
Ana akım medyanın İsrail şiddetini meşru müdafaa olarak göstermesi ya da sanki iki eşit taraf varmış gibi bir söylem kullanması ciddi oranda problemlidir. 7 Ekim’de patlak veren olayları anlamak için gerekli olan hayati bağlamı gözden kaçırmamak gerekir. Dışarıdan gelen İsraillilerin işgaline uğramış bir ülke söz konusudur. Bu ülkenin asıl sahipleri olan Filistinliler topraklarından zorla çıkarılmış【4】, mallarına ve mülklerine el konulmuş【5】 ve sürekli şiddete maruz kalarak katliamlara uğramışlardır. Bu durumda şiddet, siyonist ideolojinin başlangıçtan beri en önemli ve yaygın aracı iken Filistinlilerin son çare olarak kullanmak zorunda oldukları bir araçtır. Üstelik batılı emperyalist güçlerin sağladığı en tahrip edici silahları kullanan İsrail’e karşın abluka altında bırakılan Filistinlilerin kullanabildikleri silahların niteliği hem de niceliği çok sınırlıdır. Burum böyle olunca yaşananları iki taraflı şiddet ya da eşitler arası çatışma olarak tanımlamak hele hele İsrail’in “meşru müdafaa hakkı” olarak görmek çok anlamsızdır.
Filistinlilerin çabası yaklaşık 100 yıldır süregelen işgallerden kurtulma mücadelesinin bir parçasıdır. Silahsız tüm yöntemleri deneyen Filistinlilerin【6】, silahlı mücadeleye başvurmak zorunda kalması Ilan Pappe’nin dediği gibi üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Üstelik 19 Temmuz 2024’te Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Gazze’de işgalci güç olarak bulunduğunu onaylamıştır. Bu durum Gazze halkının İsrail’e karşı eylemlerinin, işgale karşı direnme haklarının bir parçası olarak hukuken meşru olduğunu açıkça göstermektedir (Erdeğer, 2024).
Aljazeera (2023). Fears of a Ground Invasion of Gaza Grow as Israel Vows Mighty Vengeance. Erişim Tarihi: 26.08.2024, https://www.aljazeera.com/news/2023/10/7/world-is-watching-fears-grow-of-a-massive-gaza-invasion-by-israel.
Arslan, Alp Cenk & Karaca Emre (2024). “İsrail İstihbarat Zafiyeti ve 7 Ekim Vakası: Sürpriz Teorisi Açısından Bir İnceleme”. Kriter. Erişim Tarihi: 08.01.2025, https://kriterdergi.com/dis-politika/israil-istihbarat-zafiyeti-ve-7-ekim-vakasi-surpriz-teorisi-acisindan-bir-inceleme.
BBC News Türkçe (2023). ABD Kongre Üyesi McCaul: Mısır İsrail’i Saldırıdan Üç Gün Önce Uyardı. Erişim Tarihi: 27.08.2024, https://www.bbc.com/turkce/articles/c89wen17jygo?utm.
BBC News Türkçe (2024). Hamas’tan 7 Ekim Raporu. Erişim Tarihi: 27.08.2024, https://www.bbc.com/turkce/articles/cz9e6792ng6o.
Erdeğer, Bülent Şahin (2024). “Çeviri I Ilan Pappe: Filistin’de Şiddet Sarmalı Siyonist Sömürgeciliğin Durdurulmasıyla Bitebilir”. Serbestiyet. Erişim Tarihi: 15.05.2024, https://serbestiyet.com/featured/ceviri-ilan-pappe-filistinde-siddet-sarmali-siyonist-somurgeciligin-durdurulmasiyla-bitebilir-178037/#google_vignette.
Mercan, Muhammed Hüseyin (2024). “Aksa Tufanı: Yeni Bir Manifesto”. Seta. Erişim Tarihi: 08.01.2025, https://www.setav.org/yorum/aksa-tufani-yeni-bir-manifesto.
Özcan, Mesut (2023). “İsrail’e Ağlayan Batılı Gözler ve Filistin’in Doğulu İmgesi”. İnsamer. Erişim Tarihi: 15.05.2024, https://www.insamer.com/tr/israile-aglayan-batili-gozler-ve-filistinin-dogulu-imgesi.html.
[1]
Bkz. AMAN ; Duvdevan ; Mista’arvim ; Mossad ; Shin-Bet
[2]
Bkz. Devlet Terörü
[3]
Ayrıca bkz. Şiddetin Meşrulaştırılması
[4]
Bkz. Yerinden Etme
[5]
Bkz. Evlerin Yıkımı ; Mülksüzleştirme
[6]
Bkz. Pasif Direniş ; Sumud
| apa | Uslu, Y. (2026). Aksa Tufanı. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 112-114) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Uslu, Yusuf. “Aksa Tufanı”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 112-114. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Aksa Tufanı" maddesi için tartışma başlatın