Avrupa Birliği Liderler Zirvesi, Avrupa Konseyi çatısı altında üye devletlerin devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geldiği, Birliğin dış politika, ekonomi ve güvenlik gündemlerini belirleyen üst düzey toplantıdır. 2025 yılının son zirvesi olarak, 18-19 Aralık 2025 tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen bu toplantıda, Ukrayna’ya Rusya’nın dondurulmuş varlıklarını teminat gösteren 90 milyar avroluk ortak AB kredisi sağlanması kararlaştırılmış; ayrıca savunma yatırımları, göç yönetimi, enerji güvenliği ve küresel ticaret politikaları görüşülmüştür.
Toplantının Genel Çerçevesi
Avrupa Birliği Liderler Zirvesi (18–19 Aralık 2025), Brüksel’de yılın son Avrupa Konseyi toplantısı olarak düzenlenmiştir. Zirveye 27 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılmıştır. Toplantının ana gündem maddeleri Ukrayna’ya mali destek sağlanması, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının kullanımı, 2028–2034 dönemi çok yıllı AB bütçesi, savunma yatırımlarının teşviki, göç yönetimi, AB’nin genişleme politikası ve Güney Amerika ülkeleriyle yapılması planlanan Mercosur serbest ticaret anlaşması olmuştur.
Zirve, Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılına yaklaşan bir dönemde, Avrupa’nın dayanışma kapasitesinin sınandığı bir siyasi ortamda gerçekleşmiştir. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ukrayna’ya yönelik finansal desteği azaltma eğiliminde olduğu bir süreçte Avrupa liderleri, Ukrayna’ya yeni destek mekanizmaları oluşturma konusunda ortak bir karar arayışına girmiştir.
Toplantı, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın başkanlığında yapılmış; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de oturumlara katılmıştır.
Zirve boyunca, Ukrayna’nın mali açıdan desteklenmesi ve savaşın uzun vadeli etkilerinin azaltılması yönündeki karar taslakları tartışılmıştır. Ayrıca, AB dış politika ve güvenlik politikalarının koordinasyonu, enerji dayanıklılığı, ticaret anlaşmaları ve savunma fonlarının etkin kullanımı gibi başlıklar da ele alınmıştır.
Zirve öncesinde Brüksel’de alınan güvenlik önlemleri artırılmış; şehir merkezinde, özellikle Schuman Meydanı ve AB Konseyi çevresinde geniş güvenlik alanları oluşturulmuştur. Zirve sırasında çevre ülkelerden gelen liderlerin ikili görüşmeleri de yapılmış, Almanya, Fransa, İtalya ve Polonya liderleri Ukrayna konusundaki tutumlarını koordine etmek üzere ayrı oturumlar gerçekleştirmiştir.
Zirvenin Ana Gündem Maddeleri
Ukrayna’ya Finansman ve “Tazminat Kredisi” Planı
Zelenskiy’nin Zirveye Katılımı ve Talepleri
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nin Ukrayna oturumuna katılmıştır. Zelenskiy, toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında ülkesinin acil finansman ihtiyacı bulunduğunu belirtmiş ve Avrupa Birliği’nden kısa sürede mali destek kararı alınmasını istemiştir.
Zelenskiy, Ukrayna’nın 2026 yılı için 45 ila 50 milyar avroluk dış yardıma ihtiyaç duyduğunu ifade etmiş, aksi halde savunma sanayiinde özellikle drone üretiminin azaltılması gerekebileceğini bildirmiştir. Ukrayna lideri, ülkesine yönelik mali desteğin dondurulmuş Rus varlıklarıyla sağlanması seçeneğini desteklediğini belirtmiştir.
Basın toplantısında, “Ukrayna’ya destek için dondurulmuş Rus varlıklarını kullanmayı doğru bulduğunu" söylemiş ve “Bu durumda Ukrayna her türlü çözüme hazırdır.” ifadesini kullanmıştır. Zelenskiy, ayrıca savaşın finansal sürdürülebilirliğine dikkat çekerek, ilkbahara kadar somut bir karar alınmaması halinde Ukrayna’nın savunma kapasitesinin olumsuz etkileneceğini vurgulamıştır.
Zelenskiy, zirvede Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmelerin ardından barış müzakereleri sürecine de değinmiş, “ABD’yle diyaloğumuzda ilerleme kaydettik.” demiştir. ABD’nin, müzakere süreci kapsamında Rusya tarafıyla görüşeceğini belirten Zelenskiy, “O yüzden tam olarak ne noktada olduğumuza dair kesin bir şey söyleyemem.” açıklamasında bulunmuştur.
Ukrayna lideri, barış çabalarının ABD tarafından yürütülen diplomatik temaslarla ilerleyeceğini, ülkesinden bir heyetin 19–20 Aralık tarihlerinde ABD’de olacağını ve Amerikalı yetkililerle yeni görüşmeler yapılacağını bildirmiştir.
Dondurulmuş Rus Varlıkları Üzerindeki Görüş Ayrılıkları
Zirvede ele alınan ana gündem maddelerinden biri, Rusya Merkez Bankası’na ait dondurulmuş 210 milyar avroluk varlığın Ukrayna lehine kullanılması olmuştur. Almanya, Polonya ve Fransa, bu varlıkların “tazminat kredisi” modelinde teminat olarak kullanılmasını savunmuştur. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bu yöntemin Ukrayna’ya daha hızlı destek sağlayabileceğini belirtmiş ancak öneri üye devletler arasında hukuki ve mali riskler nedeniyle geniş kabul görmemiştir.
Belçika, söz konusu varlıkların büyük kısmının Brüksel merkezli Euroclear finans kuruluşunda tutulduğunu ve bu nedenle ülkesinin yüksek düzeyde sorumluluk altında kalacağını belirtmiştir. Belçika Başbakanı Bart De Wever, zirve sırasında yaptığı açıklamada, “Avrupa kazandı ve finansal istikrar kesinlikle kazandı. Kaosu önledik, bölünmeyi önledik. Avrupa birlik içinde kaldı.” demiştir.
De Wever, ayrıca bu sonucun ortak borçlanma modeline yönelme kararıyla bağlantılı olduğunu ifade etmiştir. Belçika’nın talebi üzerine hazırlanan yeni karar taslağında, Rus varlıklarını kapsayan kredinin hukuki güvencelere bağlanması için “hukuken bağlayıcı, koşulsuz, geri alınamaz ve talep üzerine yürürlüğe girebilir garantiler” ifadesi yer almıştır.
Dondurulmuş varlıkların kullanımı planına ilişkin tartışmalar sırasında, bazı ülkeler sınırsız garanti verilmesini savunurken, diğerleri bunun mali açıdan “uygulanabilir” olmadığını ileri sürmüştür. Taslak metinde “sınırsız dayanışma” ifadesi parantez içinde bırakılmıştır.
Bu tartışmalar sonucunda “tazminat kredisi” planı, hukuki ve mali riskler nedeniyle askıya alınmıştır. Zirvede, varlıkların gelecekte kullanılabileceği ancak şimdilik immobilize durumda kalacağı belirtilmiştir. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuyla ilgili açıklamasında “Dondurulmuş Rus varlıkları dondurulmuş kalacak ve Birlik, bu varlıklardan elde edilen nakit bakiyeleri krediyi finanse etmek için kullanma hakkını saklı tutmaktadır.” demiştir.
Ursula von der Leyen ayrıca, Ukrayna’ya destek sağlamak için alınan kararın iki yıl boyunca mali ihtiyaçları karşılayacak nitelikte olduğunu belirtmiş, bu düzenlemenin uluslararası hukuka ve AB mevzuatına tam uyum içinde olduğunu vurgulamıştır.
Zirve Kararları ve Ortak Borçlanma Modeli
90 Milyar Avroluk Ortak AB Kredisi
Avrupa Birliği liderleri, 19 Aralık 2025 sabahı tamamlanan görüşmelerin ardından Ukrayna’ya 2026–2027 yılları için 90 milyar avroluk faizsiz bir kredi verilmesini kararlaştırmıştır. Zirve boyunca tartışılan “tazminat kredisi” modeli üzerinde uzlaşma sağlanamamış, bunun yerine AB’nin ortak borçlanma yoluyla finansman sağlaması kabul edilmiştir.
Kredi, AB bütçesi tarafından güvence altına alınacak ve mali piyasalardan sağlanacak fonlarla oluşturulacaktır. Bu karar, AB tarihinde benzeri görülmemiş “tazminat kredisi” fikrinin teorik bir kavram olarak kalmasına yol açmıştır. Zirvenin sonunda kabul edilen metin, “Dondurulmuş varlıklar dondurulmuş kalmaya devam edecek ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı sebepsiz ve haksız savaşın yol açtığı zararların onarımı için nihai olarak kullanılacaktır.” ifadesini içermiştir.
Zirveye ev sahipliği yapan Belçika Başbakanı Bart De Wever, kararın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “Avrupa kazandı ve finansal istikrar kesinlikle kazandı. Kaosu önledik, bölünmeyi önledik. Avrupa birlik içinde kaldı. Bugünkü birlik, Avrupa’nın jeopolitik masada hâlâ önemli bir aktör olarak kaldığı anlamına geliyor.”
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AB’nin ortak borçlanma yoluyla Ukrayna’ya destek sağlama kararını şu sözlerle duyurmuştur: “Ukrayna 90 milyar avroluk faizsiz bir kredi alacak. Bu karar Avrupa’dan Putin’e açık bir mesaj gönderiyor: Bu savaş buna değmeyecek. Rus varlıklarını, Rusya Ukrayna’ya tazminat ödeyene kadar dondurulmuş tutacağız.”
Zirvede ayrıca, dondurulmuş Rus varlıklarının tamamen serbest bırakılmayacağı, “immobilised” statüsünün korunacağı ve bu varlıkların gelecekte tazminat sürecinde kullanılabileceği belirtilmiştir. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kararın açıklanmasından sonra yaptığı basın toplantısında şu ifadeyi kullanmıştır: “Başardık. Ukrayna’nın önümüzdeki iki yıl boyunca finansal ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir anlaşmayı güvence altına aldık.”
Zirve kararında ayrıca, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya için krediye katılım muafiyeti (“opt-out”) sağlanmıştır. Bu ülkelerin mali yükümlülükleri ortak borçlanma sisteminin dışında tutulmuştur. Kararda şu ifade yer almıştır: “AB bütçesinin ortak borçlanma için kullanılmasının Çekya, Macaristan ve Slovakya’nın mali yükümlülükleri üzerinde bir etkisi olmayacaktır.”
Zirvenin sonunda, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ortak borçlanma kararının, Ukrayna’ya “en erken nisan ayında” yeni fon aktarımı yapılmasını mümkün kılacağını belirtmiştir. Costa, farklı öneriler arasında geçen uzun tartışmaların ardından bu planın liderlerin çoğunluğu tarafından kabul edildiğini açıklamıştır.
Bu karar, 2026 ve 2027 yıllarında Ukrayna’nın mali ihtiyaçlarını karşılamak için AB’nin sermaye piyasalarından borçlanma yoluna gideceğini ve dondurulmuş Rus varlıklarının teminat olarak tutulacağını ancak doğrudan kullanılmayacağını hükme bağlamıştır.
Üye Devletlerin Tutumları
Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk ortak borçlanma kararı, üye ülkeler arasında farklı yaklaşımlara neden olmuştur.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, zirvenin sonunda yaptığı açıklamada alınan kararın Avrupa’nın birlik içinde hareket etme iradesini gösterdiğini belirtmiş ve şu ifadeyi kullanmıştır: “Avrupa, Ukrayna’nın ihtiyaçlarını finanse etmek için ortak borç çıkarma ve Mercosur bloğu ile uzun süredir beklenen ticaret anlaşmasını nihayet sonuçlandırma konusunda anlaşarak egemenliğini göstermiştir.”
Merz ayrıca, tazminat kredisi planının tamamen rafa kaldırılmadığını, zaman çizelgesinde değişiklik yapıldığını ifade etmiştir: “Rus varlıkları konusunda yalnızca zaman çizelgesini biraz değiştirdik. Rus varlıkları kredi için teminat olarak kullanılacaktır.”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya tanınan muafiyet hakkına değinmiş ve bu düzenlemenin mali açıdan etkili bir fark yaratmayacağını söylemiştir: “Macaristan, Slovakya ve Çekya’nın Ukrayna kredisine katılım konusunda elde ettiği muafiyet, bu üç ülkenin ekonomilerinin büyüklüğü göz önüne alındığında mali açıdan önemli bir fark yaratmamaktadır.”
Macron, kararın AB içindeki dayanışmayı koruduğunu vurgulayarak, şu ifadeyi kullanmıştır: “Zihinsel olarak çok endişe verici olan şey, eğer bir ülke kararı engellemek istemiş olsaydı olurdu. Alınan kararlarda oy birliğinin sağlanmış olması çok önemliydi. Bu durumu güven ve dayanışmanın bir işareti olarak görüyorum.”
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, zirve sonucunda alınan kararları eleştirerek krediyi reddetmiştir. Orbán, basın toplantısında şu ifadeyi kullanmıştır: “Bu, Avrupa’yı savaşa daha da yaklaştıran kötü bir karardır. Görünüşte bir kredi gibi görünüyor ama Ukraynalılar bunu asla geri ödeyemeyecek. Dolayısıyla bu, temelde para kaybetmek anlamına gelir.”
Orbán, ayrıca tazminat kredisi modelinin kabul edilmesi halinde bunun çok daha ciddi sonuçlar doğuracağını söylemiştir: “Bir tazminat kredisi hemen savaş anlamına gelirdi. Düşünün: iki taraf birbirine karşı savaşıyor. Siz üçüncü bir taraf olarak gidip birinden büyük miktarda para alıp düşmanına veriyorsunuz. Bu ne anlama gelir? Bu, savaştır.”
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna’ya ilişkin finansman kararından memnuniyet duyduğunu açıklamış ve hukuki zemini vurgulamıştır: “Mantığın galip gelmesinden ve Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu kaynakları sağlam bir hukuki ve mali temele dayanan bir çözümle garanti altına alabilmiş olmamızdan memnunum.”
Meloni ayrıca dondurulmuş Rus varlıklarının gelecekte kullanılabileceğini belirtmiştir: “Konuyla ilgili en önemli karar birkaç gün önce, varlıkları dondurduğumuzda zaten alınmıştı ve bu, bunların Rusya’ya iade edilmemesini fiilen sağladı. Bugünkü sonuçlarda AB’nin, özellikle kredinin geri ödenmesi için bu varlıkların kullanılmasını değerlendirme hakkını saklı tuttuğu belirtiliyor. Açıkça görülüyor ki bu süreç hâlâ devam ediyor.”
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ortak borçlanma kararını desteklemiş ve ayrıca Mercosur ticaret anlaşması sürecine değinmiştir. Zirve sonunda yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: “Tüm paydaşlar tarafından zaten fazla sabır gösterildi. Son dakika şüpheleri olan üye devletlerden Avrupa’yı düşünmelerini ve bu tür ticaret anlaşmaları aracılığıyla özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere sunulan fırsat göz önüne alındığında açık bir Avrupa’ya bağlı kalmalarını istedim.”
Sánchez, Ukrayna’ya sağlanacak 90 milyar avroluk kredinin iki yıl için istikrarlı bir finansman oluşturduğunu belirtmiştir. Polonya Başbakanı Donald Tusk, Brüksel’deki oturum sırasında yaptığı konuşmada Ukrayna’ya mali desteğin bir an önce karara bağlanması gerektiğini ifade etmiştir. Tusk, “ya bugün para, ya yarın kan” sözleriyle zirveye damgasını vurmuştur.
Rusya’ya Yönelik Yaptırımlar ve Güvenlik Kararları
Avrupa Birliği Konseyi, Brüksel’deki zirve oturumları sırasında Rusya’ya yönelik yaptırımların sürdürülmesi ve mevcut dondurulmuş varlıkların statüsünün korunması yönünde karar almıştır. Rusya’nın enerji, finans ve ulaşım sektörlerine yönelik mevcut yaptırımların yenilenmesi üzerinde mutabakata varılmıştır. Yeni yaptırım paketleri, AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecektir.
Avrupa Birliği liderleri ayrıca, Rusya ve Belarus kaynaklı hibrit saldırıların artışına dikkat çekmiştir. Zirve sonunda yayımlanan Konsey bildirisine göre, AB ülkeleri kritik altyapıların korunması, enerji ağlarının siber güvenliği ve dezenformasyonla mücadele konularında dayanıklılık önlemlerini artırma kararı almıştır. Bildiride şu ifadeler yer almıştır: “Avrupa Konseyi, Rusya ve Belarus dâhil olmak üzere devlet ve devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen hibrit saldırıları ve diğer düşmanca faaliyetleri kınamaktadır. Birlik, dayanıklılığını güçlendirecek ve elindeki tüm uygun araçları kullanacaktır.” Bu kapsamda, AB kurumları arasında ortak siber güvenlik standartlarının oluşturulması ve üye ülkelerin savunma sanayileri arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi karara bağlanmıştır.
Ayrıca, Avrupa Birliği’nin savunma kapasitesini artırmak amacıyla hazırlanan yeni düzenleme kabul edilmiştir. Avrupa Birliği Konseyi, “savunma yatırımlarını teşvik etmek ve idari süreçleri basitleştirmek” amacıyla hazırlanan düzenlemeyi kabul ettiğini duyurmuştur. Düzenleme, Avrupa Savunma Fonu (European Defence Fund – EDF), Horizon Europe, Dijital Avrupa Programı, Bağlantı Avrupa Tesisi (CEF) ve Avrupa Stratejik Teknolojiler Platformu (STEP) gibi mevcut fonların, savunma ve çift kullanımlı projelerde daha esnek biçimde kullanılmasına imkân tanımaktadır.
Açıklamada, Ukrayna’daki kuruluşların da Avrupa Savunma Fonu araştırma projelerine katılımına izin verildiği belirtilmiştir. Konsey metninde şu ifade yer almıştır: “Ukraynalı kuruluşlar, Avrupa Savunma Fonu’nun araştırma ve geliştirme projelerine katılma hakkına sahip olacaktır.”
Bu düzenleme, Ukrayna’nın Avrupa savunma sanayisiyle entegrasyonunu güçlendirmeyi ve AB savunma fonlarının kullanımında daha yüksek esneklik sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği liderleri, kritik altyapılara yönelik sabotaj, siber saldırı ve dezenformasyon faaliyetlerine karşı caydırıcılık mekanizmalarının geliştirilmesi konusunda anlaşmaya varmıştır. Zirve sonuç bildirisine göre, AB ülkeleri bu alanda istihbarat paylaşımını artıracak ve ortak kriz yanıt kapasitesi oluşturacaktır.
Mercosur Anlaşması ve Tarım Tartışmaları
Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nde, Güney Amerika ülkelerini kapsayan AB–Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması da gündeme alınmıştır. Zirve süresince anlaşmanın imzalanma tarihinin ertelenmesi yönünde karar alınmıştır.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmanın imza töreninin ertelendiğini bildirmiştir. Kararın ardından Avrupa Komisyonu, Latin Amerika’ya planlanan ziyaretin iptal edildiğini açıklamıştır.
Zirveye katılan liderler arasında Fransa, İtalya ve İrlanda hükümetleri anlaşmanın mevcut haliyle çiftçilerin çıkarlarını yeterince korumadığını belirtmiştir. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, zirve sonrasında yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır: “Mevcut haliyle anlaşmanın kabul edilemez olduğunu yineledim. Bu nedenle, Konsey’in anlaşmanın imzalanmasına izin verecek bir karar alması düşünülemezdi.”
Macron, ayrıca anlaşmaya ilişkin güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesini istemiştir: “2024 yılında Avrupa Komisyonu tarafından sonuçlandırılan Mercosur ticaret anlaşmasını desteklemeden önce çiftçiler için güvence sağlanması amacıyla mücadele edeceğiz.”
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, anlaşmanın ertelenmesinden memnuniyet duyduğunu belirtmiştir. Meloni, zirve sonrasında şu açıklamayı yapmıştır: “Mercosur ülkeleriyle zirvenin ertelenmesi, çiftçilerimizin talep ettiği yanıtları ve ürünlerimiz için gerekli güvence önlemlerini sağlamamız için bize birkaç hafta daha kazandırıyor. Bu, etkilenecek bir sektöre yönelik tüm güvenceler sağlandığında AB–Mercosur anlaşmasını onaylamamızı mümkün kılacaktır.”
Meloni, ayrıca İtalya’nın Mercosur anlaşmasına yönelik tavrının belirleyici nitelikte olduğunu ifade etmiştir: “İtalya’nın tutumu, anlaşmayı onaylamak için gereken nitelikli çoğunluğun sağlanıp sağlanamayacağını belirleyecek kadar kritik bir konumdaydı.”
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, anlaşmanın Avrupa ekonomisine katkı sağlayacağını dile getirmiştir. Açıklamasında şu sözleri kullanmıştır: “Tüm paydaşlar tarafından zaten fazlasıyla sabır gösterildi. Son dakika tereddütleri yaşayan üye devletlerden Avrupa’yı düşünmelerini ve bu tür ticaret anlaşmalarıyla özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere sunulan fırsatlar göz önüne alındığında açık bir Avrupa’ya bağlı kalmalarını istedim.”
Zirvede Mercosur anlaşmasına ilişkin imza töreninin 2026 yılının ocak ayına ertelendiği resmen duyurulmuştur. Bu karar, Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in Latin Amerika ziyareti planlarının iptal edilmesine yol açmıştır.
Zirve sırasında Brüksel şehir merkezinde, çiftçiler tarafından düzenlenen protestolar da gerçekleşmiştir. Çiftçiler, Mercosur anlaşmasının Avrupa tarım sektörüne zarar vereceğini ileri sürmüş ve Brüksel’deki Schuman Meydanı yakınlarında traktörlerle gösteri düzenlemiştir. Güvenlik güçleri, taş ve yumurta atan protestoculara karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanmıştır.
Protestoların ardından Avrupa Konseyi binasının çevresinde güvenlik önlemleri artırılmış, katılımcıların giriş çıkışları geçici olarak durdurulmuştur. AB yetkilileri, zirvenin güvenli biçimde devam etmesi için Brüksel polisinin bölgede kontrol sağladığını açıklamıştır.
Diğer Konular ve Bölgesel Başlıklar
Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nde Ukrayna gündeminin yanı sıra Orta Doğu, göç yönetimi, enerji güvenliği ve savunma iş birliği konuları da ele alınmıştır. Zirve sonuç bildirgesinde Gazze’deki insani durum değerlendirilmiş, insani yardımların engelsiz biçimde ulaştırılması çağrısında bulunulmuştur.
Liderler, İsrail’in yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamış, sivil nüfusun korunması ve kalıcı ateşkes yönünde diplomatik çabaların desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Suriye’de siyasi çözüm arayışına ilişkin olarak Birleşmiş Milletler öncülüğündeki sürece desteğin sürdürüleceği ifade edilmiştir.
Göç ve iltica konularında Avrupa Birliği ülkeleri, sınır yönetiminin güçlendirilmesi ve menşe ülkelerle ortaklıkların artırılması yönünde uzlaşmıştır. Enerji başlığında ise Rus fosil yakıtlarına bağımlılığın azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi kararları alınmıştır.