
ORCID ID
0000-0001-7559-7583
BM Genel Kurulu, uluslararası toplumda çok taraflı diyalog kurulması açısından oldukça önem taşıyan bir organdır. Alınan kararlar, bağlayıcı olmamakla birlikte kamuoyu yaratmak ya da geniş katılımlı eylemler gerçekleştirmek için zemin hazırlama özelliğine sahiptir. Uluslararası toplumda vicdanı yaralayan konularda diplomatik, siyasi ve ahlaki baskı oluşturabilecek bir mekanizma olarak çalışabilmektedir. BM sistemindeki yapısal güç dengesizlikleri nedeniyle Genel Kurul’un her konuda işlevsel olduğunu ileri sürmek doğru olmayacaktır. Örneğin, söz konusu kurul İsrail’in Filistinlilere karşı devam eden savaş suçlarını durdurma noktasında yetersiz kalmıştır. BM’in sorunlu yapısı yönetim organı olan 15 üyeli Güvenlik Konseyi ve 193 üyeli Genel Kurul’un işlevini yitirmesine neden olmaktadır. Genel Kurul’da tüm üye devletler eşit oy hakkına sahiptir. Ancak Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi herhangi bir kararı veto etme yetkisine haizken, geri kalan on üyenin böyle bir hakkı yoktur. Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyi’nin üyesi olan bir devlet, devletlerin büyük çoğunluğunun iradesini hiçe sayabilmektedir. Bu kapsamda BM sistemi, İsrail’in saldırganlığı sonucunda yaşanan sorunları önleyememesinden dolayı (savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar【1】 ve soykırımı önleme ve cezalandırma konularında olduğu gibi)【2】 başarısız bulunmaktadır (Akram, 2024).Genel Kurul, İsrail’in Filistin’deki şiddet uygulamalarına ilk olarak 1947 yılında müdahil olmuştur. BM Filistin Özel Komitesi bölgeye ilişkin bir rapor yayımlamıştır. Bu raporda İngiliz mandasının sona ermesi, Filistin’in biri Yahudi diğeri Arap olmak üzere iki devlete bölünmesi ve Kudüs’ün özel bir uluslararası rejim altına alınması önerilmiştir. Yahudiler kendi lehlerine olan bu öneriyi kabul ederken Filistinliler ve Arap devletleri bu haksızlığı reddetmişlerdir (Ben-Dror, 2007). Buna rağmen Genel Kurul, 29 Kasım 1947’de Taksim Kararı olarak anılan 181 sayılı kararı kabul etmiştir. BM Taksim Kararı, bölgede barışı tesis etmeye yönelik bir girişim olarak ifade edilse de Arap ülkeleri arasında BM’ye karşı derin bir güvensizliğin oluşmasına neden olmuştur (Salem, 2002).181 sayılı karar, şiddet eylemlerinin daha da tırmanmasına ve akabinde 1948 Savaşı’na yol açmıştır. Savaşın da etkisiyle 181 sayılı Genel Kurul kararı hiçbir zaman tam olarak uygulanmamıştır. Ancak Genel Kurul çeşitli kararlarla kritik roller üstlenmeye devam etmektedir. Filistin’in Genel Kurul’da yer alması, Filistin halkının temsili için oldukça önemli bir konudur. Genel Kurul, FKÖ’ye 1974 yılında gözlemci statüsü vererek söz konusu örgütü Filistin halkının meşru temsilcisi olarak tanımıştır (UNGA, 1974). Ardından 2012 yılında statüsünü üye olmayan gözlemci devlet statüsüne yükselten 67/19 sayılı kararı kabul edilmiştir (UNGA, 2012). Böylelikle Filistinli yetkililer, kısıtlı da olsa uluslararası alanda tanınıp sorunlarını ifade edebilecekleri imkana sahip olmuşlardır. Filistin Devleti Daimi Gözlemcisi Riyad Mansour, Ekim 2023 sonrasında Filistin’in BM üyeliğinin “çok geciktiğini” belirtmiş ve “Filistin halkının kendi kaderini tayin etme【3】, devlet olma ve BM’ye kabul edilme hakkının herhangi bir şekilde İsrail vetosuna tabi olmasını asla kabul etmeyeceğiz” (UN, 2024) diyerek üyelik konusundaki kararlılıklarını ifade etmiştir.Genel Kurul’un 1948 yılında kabul edilen 194 sayılı kararı, Filistinli mültecilerin geri dönüşü ya da tazminat alma haklarını belirlemektedir. Karar, Filistinli mültecilerin bugün hala yaşadığı soruna işaret etmesi açısından önemlidir. Kararın alınmasının üzerinden 77 yıl geçmesine ve İsrail’in BM üyeliğinin bu taahhütle önü açılmasına rağmen karar İsrail tarafından uygulanmamıştır. Filistinli mültecilerin geri dönüşü, hala çözülememiş en önemli sorunlardan biridir. Genel Kurul’un konunun seyrine etki eden bir diğer işlemi, 10 Kasım 1975 tarihinde kabul ettiği 3379 sayılı karardır. Arap Birliği ve büyük bir kısmı Müslüman olan devletler tarafından desteklenen bu karar ile İsrail’in ulusal ideolojisi resmen kınanmıştır. Siyonizmi bir ırk ayrımcılığı biçimi olarak kabul eden karar (UNGA, 1975) 16 Aralık 1991 tarihinde iptal edilmiştir. Genel Kurul tarafından defalarca Kudüs’ün statüsünün konu edildiği kararlar【4】 alınsa da uygulanması mümkün olmamış ya da bu kararlar özellikle ABD’nin etkisi【5】 ile uluslararası toplumda çok karşılık bulmamıştır.Genel Kurul’un Ekim 2023 sonrasında İsrail’in uluslararası hukuk normlarına uygun davranması, İsrailli gasp birimlerinin genişlemesinin durdurulması ve insani yardımlara ilişkin çağrıları genellikle dikkate alınmamıştır. İsrail, Genel Kurul’un Filistin lehine kararlar aldığını ileri sürmekte ve güvenlik sorununu mazeret göstererek şiddet eylemlerine devam etmektedir. Özetle, on yıllardır iki devletli barışçıl çözüm【6】 çağrısında bulunmaya devam etse de kararlarının bağlayıcılığının olmaması ve sahada değişimi zorlayamaması nedeniyle Genel Kurul’un bu konuda etki alanı sınırlıdır.Okuma ÖnerileriMoore Jr, John Allphin & Pubantz, Jerry (2022).The New United Nations: International Organization in the Twenty-first Century. New York: Routledge.Kaya, Mehmet & Polat, Elif (2023). “Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Diplomasi Serüveni: Oslo Barış Süreci”. Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 26, 226-240.Mutlu, Orçun (2019). “Filistin Devleti’nin Devletlik Statüsüne Dair Bir Değerlendirme”.Balkan Sosyal Bilimler Dergisi,413-403 ,8.Yılmaz, Ayhan Nuri & Alagöz, Vahide (2023). “Birleşmiş Milletler’in Filistin Politikası”.Journal of Economics and Political Sciences,124-113 ,)2( 3.
BM Genel Kurulu, uluslararası toplumda çok taraflı diyalog kurulması açısından oldukça önem taşıyan bir organdır. Alınan kararlar, bağlayıcı olmamakla birlikte kamuoyu yaratmak ya da geniş katılımlı eylemler gerçekleştirmek için zemin hazırlama özelliğine sahiptir. Uluslararası toplumda vicdanı yaralayan konularda diplomatik, siyasi ve ahlaki baskı oluşturabilecek bir mekanizma olarak çalışabilmektedir. BM sistemindeki yapısal güç dengesizlikleri nedeniyle Genel Kurul’un her konuda işlevsel olduğunu ileri sürmek doğru olmayacaktır. Örneğin, söz konusu kurul İsrail’in Filistinlilere karşı devam eden savaş suçlarını durdurma noktasında yetersiz kalmıştır. BM’in sorunlu yapısı yönetim organı olan 15 üyeli Güvenlik Konseyi ve 193 üyeli Genel Kurul’un işlevini yitirmesine neden olmaktadır. Genel Kurul’da tüm üye devletler eşit oy hakkına sahiptir. Ancak Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi herhangi bir kararı veto etme yetkisine haizken, geri kalan on üyenin böyle bir hakkı yoktur. Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyi’nin üyesi olan bir devlet, devletlerin büyük çoğunluğunun iradesini hiçe sayabilmektedir. Bu kapsamda BM sistemi, İsrail’in saldırganlığı sonucunda yaşanan sorunları önleyememesinden dolayı (savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar【1】 ve soykırımı önleme ve cezalandırma konularında olduğu gibi)【2】 başarısız bulunmaktadır (Akram, 2024).
Genel Kurul, İsrail’in Filistin’deki şiddet uygulamalarına ilk olarak 1947 yılında müdahil olmuştur. BM Filistin Özel Komitesi bölgeye ilişkin bir rapor yayımlamıştır. Bu raporda İngiliz mandasının sona ermesi, Filistin’in biri Yahudi diğeri Arap olmak üzere iki devlete bölünmesi ve Kudüs’ün özel bir uluslararası rejim altına alınması önerilmiştir. Yahudiler kendi lehlerine olan bu öneriyi kabul ederken Filistinliler ve Arap devletleri bu haksızlığı reddetmişlerdir (Ben-Dror, 2007). Buna rağmen Genel Kurul, 29 Kasım 1947’de Taksim Kararı olarak anılan 181 sayılı kararı kabul etmiştir. BM Taksim Kararı, bölgede barışı tesis etmeye yönelik bir girişim olarak ifade edilse de Arap ülkeleri arasında BM’ye karşı derin bir güvensizliğin oluşmasına neden olmuştur (Salem, 2002).
181 sayılı karar, şiddet eylemlerinin daha da tırmanmasına ve akabinde 1948 Savaşı’na yol açmıştır. Savaşın da etkisiyle 181 sayılı Genel Kurul kararı hiçbir zaman tam olarak uygulanmamıştır. Ancak Genel Kurul çeşitli kararlarla kritik roller üstlenmeye devam etmektedir. Filistin’in Genel Kurul’da yer alması, Filistin halkının temsili için oldukça önemli bir konudur. Genel Kurul, FKÖ’ye 1974 yılında gözlemci statüsü vererek söz konusu örgütü Filistin halkının meşru temsilcisi olarak tanımıştır (UNGA, 1974). Ardından 2012 yılında statüsünü üye olmayan gözlemci devlet statüsüne yükselten 67/19 sayılı kararı kabul edilmiştir (UNGA, 2012). Böylelikle Filistinli yetkililer, kısıtlı da olsa uluslararası alanda tanınıp sorunlarını ifade edebilecekleri imkana sahip olmuşlardır. Filistin Devleti Daimi Gözlemcisi Riyad Mansour, Ekim 2023 sonrasında Filistin’in BM üyeliğinin “çok geciktiğini” belirtmiş ve “Filistin halkının kendi kaderini tayin etme【3】, devlet olma ve BM’ye kabul edilme hakkının herhangi bir şekilde İsrail vetosuna tabi olmasını asla kabul etmeyeceğiz” (UN, 2024) diyerek üyelik konusundaki kararlılıklarını ifade etmiştir.
Genel Kurul’un 1948 yılında kabul edilen 194 sayılı kararı, Filistinli mültecilerin geri dönüşü ya da tazminat alma haklarını belirlemektedir. Karar, Filistinli mültecilerin bugün hala yaşadığı soruna işaret etmesi açısından önemlidir. Kararın alınmasının üzerinden 77 yıl geçmesine ve İsrail’in BM üyeliğinin bu taahhütle önü açılmasına rağmen karar İsrail tarafından uygulanmamıştır. Filistinli mültecilerin geri dönüşü, hala çözülememiş en önemli sorunlardan biridir. Genel Kurul’un konunun seyrine etki eden bir diğer işlemi, 10 Kasım 1975 tarihinde kabul ettiği 3379 sayılı karardır. Arap Birliği ve büyük bir kısmı Müslüman olan devletler tarafından desteklenen bu karar ile İsrail’in ulusal ideolojisi resmen kınanmıştır. Siyonizmi bir ırk ayrımcılığı biçimi olarak kabul eden karar (UNGA, 1975) 16 Aralık 1991 tarihinde iptal edilmiştir. Genel Kurul tarafından defalarca Kudüs’ün statüsünün konu edildiği kararlar【4】 alınsa da uygulanması mümkün olmamış ya da bu kararlar özellikle ABD’nin etkisi【5】 ile uluslararası toplumda çok karşılık bulmamıştır.
Genel Kurul’un Ekim 2023 sonrasında İsrail’in uluslararası hukuk normlarına uygun davranması, İsrailli gasp birimlerinin genişlemesinin durdurulması ve insani yardımlara ilişkin çağrıları genellikle dikkate alınmamıştır. İsrail, Genel Kurul’un Filistin lehine kararlar aldığını ileri sürmekte ve güvenlik sorununu mazeret göstererek şiddet eylemlerine devam etmektedir. Özetle, on yıllardır iki devletli barışçıl çözüm【6】 çağrısında bulunmaya devam etse de kararlarının bağlayıcılığının olmaması ve sahada değişimi zorlayamaması nedeniyle Genel Kurul’un bu konuda etki alanı sınırlıdır.
Moore Jr, John Allphin & Pubantz, Jerry (2022).The New United Nations: International Organization in the Twenty-first Century. New York: Routledge.
Kaya, Mehmet & Polat, Elif (2023). “Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Diplomasi Serüveni: Oslo Barış Süreci”. Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 26, 226-240.
Mutlu, Orçun (2019). “Filistin Devleti’nin Devletlik Statüsüne Dair Bir Değerlendirme”.Balkan Sosyal Bilimler Dergisi,413-403 ,8.
Yılmaz, Ayhan Nuri & Alagöz, Vahide (2023). “Birleşmiş Milletler’in Filistin Politikası”.Journal of Economics and Political Sciences,124-113 ,)2( 3.
Akram, Susan (2024). “The Failures of the UN in the Israel-Palestine Conflict”. Open Global Rights. Erişim Tarihi: 06.09.2024, https://www.openglobalrights.org/failures-un-israel-palestine-conflict/.
BBC News Türkçe (2017). BM Genel Kurulu’nun En Önemli Kudüs Kararları. Erişim Tarihi: 09.09.2024, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42440136.
Ben-Dror, Elad (2007). “How The United Nations Intended to Implement the Partition Plan: The Handbook Drawn up by the Secretariat for the Members of the United Nations Palestine Commission”. Middle Eastern Studies, 43 (6), 997–1008.
Salem, Walid (2002). “Legitimization or Implementation? The Paradox of the 1947 UN Partition Plan”.Palestine-Israel Journal of Politics, Economics, and Culture, 9 (4), 7.
UN (2024). Palestine: General Assembly Discusses Failed UN Membership Bid. Erişim Tarihi: 09.09.2024, https://www.ungeneva.org/en/news-media/news/2024/05/93031/palestine-general-assembly-discusses-failed-un-membership-bid.
UNGA (1974). “A/RES/3237”. Observer Status for the Palestine Liberation Organization. Erişim Tarihi: 09.09.2024, https://www.securitycouncilreport.org/atf/cf/%7B65BFCF9B-6D27-4E9C-8CD3-CF6E4FF-96FF9%7D/IP%20A%20RES%203237.pdf.
UNGA (1975). “A/RES/3379”. Elimination of All Forms of Racial Discrimination. Erişim Tarihi: 09.09.2024, https://documents.un.org/doc/resolution/gen/nr0/000/92/pdf/nr000092.pdf.
UNGA (2012). “A/RES/67/19”. Status of Palestine in the United Nations. Erişim Tarihi: 09.09.2024, https://documents.un.org/doc/undoc/gen/n12/479/74/pdf/n1247974.pdf.
[1]
Bkz. Devlet Terörü
[2]
Bkz. Uluslararası Ceza mahkemesi ; Uluslararası Hukuk ; Uluslararası İnsancıl Hukuk
[3]
Bkz. Kendi Kaderini Tayin Hakk ı; Self Determinasyon Hakkı
[4]
303 sayılı karar (9 Aralık 1949), 2253 sayılı karar (4 Temmuz 1967), 38/180 sayılı karar (19 Aralık 1983) ve 10/22 sayılı karar (21 Aralık 2017) Kudüs’ün statüsüne ilişkin alınan önemli kararlardır (BBC News Türkçe, 2017).
[5]
Ayrıca bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi; Çifte Standart
[6]
Bkz. İki Devletli Çözüm
| apa | Yılmaz, Ö. (2026). Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 241-243) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yılmaz, Özgür. “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir Metin Uçar. 241-243. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri