
Güneysu, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi’nde, Rize iline bağlı iç kesim ilçelerinden biridir. Rize il merkezinin güneydoğusunda yer alan ilçe, 107 km²’lik yüzölçümüne sahiptir ve şehir merkezi deniz seviyesinden yaklaşık 152 metre yüksektedir. Güneysu, kuzeyde Rize Merkez, doğuda Çayeli, batı ve güneyde ise İkizdere ilçeleriyle çevrilidir. İlçe, dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup Potamya (Güneysu) Deresi ile onu besleyen vadiler boyunca yerleşimler dağınık şekilde konumlanmıştır.
Güneysu’nun yerleşik tarihine ilişkin arkeolojik ve yazılı kaynaklar, bölgenin Paleolitik (yontma taş) dönemden itibaren iskan gördüğünü göstermektedir. Neolitik ve Tunç Çağları boyunca kesintisiz olarak yerleşilen vadiler, M.Ö. 650–500 yılları arasında Miletliler’in liman ve pazar işlevi gören yerleşimiyle ticari bir merkez hâline gelmiştir. Ardından M.Ö. 606’da kısa süreli Med hâkimiyeti, Pers İmparatorluğu’nun egemenliği, Pontus Devleti, Roma ve Bizans İmparatorlukları dönemleri bölgenin tarihî katmanlarını oluşturur.
1071 Malazgirt Zaferi sonrasında bölge, bir süre Selçuklu Türkleri’nin kontrolüne geçmiş, ancak 13. yüzyılda kurulan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun (Komnenos Devleti) yönetimi altına yeniden girmiştir. Bu döneme ait taş köprüler, kilise temelleri ve yayla yerleşimleri, Güneysu’nun vadilerindeki coğrafî yapıyla bütünleşen mimari mirasın günümüze kalmasını sağlamıştır.
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu fethetmesiyle Güneysu da Osmanlı idaresine katıldı. O dönemde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına dek “Potomya” adıyla anılan yerleşimin ismi, Rumca’da “üç büyük derenin birleştiği yer” anlamına geldiği gibi, gerçekte Taşlıdere Havzası’nın iki ana kolu—Salarha ve Potamya dereleri—arasındaki konumunu yansıtır. Osmanlı’nın 19. yüzyıldaki idari yapısında Rize sancağına bağlı bir bucak merkezi olarak varlığını sürdüren Potomya, çevresindeki köy topluluklarını merkezinde topluyordu.
Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleştirilen coğrafi adlandırma düzenlemeleri kapsamında 1930’lu yıllarda “Potomya” resmî kayıtlardan çıkarılarak “Güneysu” adı tescillendi. 1942’ye kadar köy olarak yönetilen Güneysu, bu tarihte bucak merkezi statüsüne yükseltilmiş; 19 Haziran 1987 tarihli ve 3392 sayılı Kanun’la ilçe statüsünü kazanmış, 9 Ağustos 1988’de kaymakamlık ve belediye teşkilatlarını tamamlayarak fiilen faaliyete geçmiştir.
Günümüzde Güneysu, antik dönemlerden Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı tarihî gelişimi, üç dere birleşiminden doğan zengin su kaynakları ve Karadeniz yayla kültürünü yaşatan yerleşim dokusuyla Rize’nin en genç ilçe merkezlerinden biri olarak tanınmaktadır..
Güneysu, Rize il merkezinin güneydoğusunda konumlanmış bir ilçedir. İlçe sınırları batıda 40°34′–40°44′ E boylamları, güneyde 40°50′–41°02′ K enlemleri arasında uzanır. Karadeniz kıyısından 9 km içeride başlayan sınırlar, deniz seviyesinden 152 m yükseklikteki ilçe merkezine kadar devam eder. Toplam yüzölçümü 107 km²’dir ve şehir merkezi ile kıyı arasındaki mesafe 14 km’dir.
Arazisi son derece engebeli olup, yükselti 150 ile 2 000 m arasında değişen tepeler ve dar vadilerle bölünmüştür. İlçe topraklarının büyük bölümü ormanlarla kaplıdır. Başlıca akarsu olan Güneysu Deresi, Çamlık ve Potamya (Cimil) derelerinin birleşmesiyle oluşur; bu derenin bir kolu üzerinde küçük ölçekli bir hidroelektrik santral işletilmektedir. Vadilerin üstünde yer alan Çağrankaya, Ovit ve Demirkapı yaylaları ile Ilıcaköy ve Şimşirli’deki maden suyu kaynakları, hem ekonomik hem de turistik kullanım amaçlıdır.
Güneysu, tipik Karadeniz iklim kuşağına dâhildir; yıl boyunca yüksek nem ve bol yağışlı hava karakteristiktir. Ortalama yıllık yağış miktarı 2 000 mm’nin üzerindedir ve en yoğun yağışlar sonbahar ile ilkbahar aylarında gerçekleşir. Kışlar ılık ve yağışlı, yazlar serin ve nemli geçer. Bu iklim koşulları çay tarımı ve orman ürünleri yetiştiriciliği için uygun mikroiklimler oluşturur.
Sürekli yağışlar ve engebeli topoğrafya, arazi erozyonunu hızlandırır; dar vadilerde sel ve heyelan riski yüksektir. 12 Kasım 2001 ve 23 Temmuz 2002 tarihlerinde yaşanan sel ve heyelan olayları, bölgedeki jeomorfolojik tehlikeleri gözler önüne sermiştir.
Bitki örtüsü yükseltiye göre katmanlaşır. Alçak kesimlerde Kolşik flora türleri (gürgen, kızılağaç, meşe, kestane) egemen iken, orta ve yüksek irtifalarda ladin ve köknar gibi iğne yapraklı ormanlar görülür. Zirve yakınlarındaki alpin çayır-mera ekosistemleri, dağlık alanların tepe kesimlerinde yer alır. İlçe genelinde orman yoğunluğu yüksektir; açık alanlar sınırlıdır ve yeşil örtü vadilerin keskin hatlarını yumuşatarak karakteristik bir manzara oluşturur.
Güneysu ilçesinde yerleşimler, arazi yapısının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle dağınık bir düzen gösterir. İlçe sınırları içinde 22 köy ve 7 mahalle bulunur; yerleşim birimleri geniş alanlara yayılmış, konut alanları ile tarım arazileri iç içe geçmiştir. Belediye teşkilatı 1969’da kurulmuş, genel idare örgütlerinin yanı sıra Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifi, Köye Yönelik Hizmetler Birimi, Şoförler Odası, Ziraat Odası ve Esnaf Sanatkarlar Odası gibi kurumlar hizmet verir.
2000 yılı genel nüfus sayımında ilçenin nüfusu 4.914 kişi merkezde, 11.608 kişi köylerde olmak üzere toplam 16.522 olarak kaydedilmiş; sonraki yıllarda Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre kent nüfusu 4.442, köy nüfusu 8.174 olmak üzere toplam 12.616’ya gerilemiştir. 2021 TÜİK verilerinde ise Güneysu nüfusu 8.722 olarak açıklanmıştır. Bu sayılar, son yirmi yılda sürekli bir nüfus azalmasına işaret eder.
Azalan yerleşik nüfusun arkasında ekonomik nedenlere bağlı göç olgusu yer alır. Özellikle İstanbul ve Rize merkeze yönelik göç hareketleri yaygındır; buna karşın ilçeye kayıtlı kişi sayısı 80.004’ü bulmaktadır. Kayıtlı nüfusun fiilen ilçede ikamet eden nüfusun çok üzerinde olması, uzun süreli yurtiçi ve yurtdışı göç veren bir bölge olunduğunu göstermektedir.
Nüfusun büyük bölümü kırsal kesimde yaşar ve geleneksel yaşam biçimi hâlâ yaygındır. Kırsal yerleşimlerde hane halkı yapısı genellikle çok nesillidir; genç kuşakların önemli bir kısmı eğitim veya iş olanakları nedeniyle şehir merkezlerine veya dış illere geçici ya da kalıcı göç etmektedir. Bu demografik eğilim, hem yaşlanan nüfus yapısı hem de hizmetlere erişimde bölgesel farklılıklar doğurmaktadır.
Güneysu ilçesinin ekonomik yapısı, engebeli arazi koşulları ve sınırlı düz tarım alanları tarafından doğrudan şekillenmektedir. İlçe sınırları içinde toplam 10.700 hektar alanın yalnızca 3.784 hektarı tarıma elverişli topraklardan oluşur. Bunların da yaklaşık 3.500 hektarı çay bahçelerine ayrılmıştır. Bu yoğun çay tarımı, hem üretim hem de işleme faaliyetlerini besleyerek ilçenin istihdam olanaklarının temeli haline gelmiştir.
Çay sektöründe kamuya ait iki, özel sektör (şirket ve şahıs) tarafından işletilen 31 olmak üzere toplam 33 farklı çay fabrikası ve atölye faaliyet göstermektedir. Bu tesisler, bölge halkının büyük bölümüne doğrudan ücretli istihdam sağlarken; toplu iş gücü ihtiyacının mevsimsel olarak arttığı hasat dönemlerinde de ek iş olanakları yaratmaktadır. Çay sanayisindeki bu yoğunluk, Güneysu’yu Rize ilçeleri arasında çay işleme altyapısı bakımından öne çıkaran bir konuma taşımıştır.
Çaycılığın yanı sıra, son yıllarda küçük ölçekli kivi bahçeleri de ekonomik çeşitlendirmeye katkı sunmaktadır. İlçede yaklaşık 150 aile arıcılıkla uğraşmakta ve toplam 4.000 civarında kovanı bulunmaktadır. Yıllık bal üretimi 40–50 ton arasında değişmekte, bu ürün hem yöresel pazarlar hem de komşu ilçeler ve kente ihraç edilerek çiftçi ailelerine ek gelir imkânı sağlamaktadır.
Tarım dışı faaliyetler içinde taşıma sektörünün yükselişi dikkat çeker. Taşımalı eğitim sistemiyle birlikte il düzeyindeki kaynağa yakınlık, yolcu sayısında artışa yol açmış; 100’e yakın aile, ticari taşımacılık hizmetlerinden elde ettiği gelirlere güvenmektedir. Ayrıca Ilıcaköy ve Şimşirli’deki maden suyu kaynaklarının henüz sınırlı da olsa değerlendirilmesiyle, balneoturizm potansiyeli de ekonomik planlamada yer almaya başlamıştır.
Sosyal yardım verilerine göre, ilçede yeşil kartlı vatandaş oranı yaklaşık %9 düzeyindedir; Vakıf aracılığıyla yardım alan aile sayısı ise 300 civarındadır. Maliye kayıtlarında aktif mükellef sayısı 471 olarak görünmekte, bu rakam bölgesel ticari hacmin ve kayıtlı ekonomik faaliyetin ölçeğine işaret etmektedir.
Kırsal göç, Güneysu ekonomisindeki en önemli dönüşüm etkenidir. Tarıma elverişli alanların dar olması, çay dışı ikincil sektörlerin sınırlı kalışı ve yaylacılık ile hayvancılığın neredeyse ortadan kalkması; özellikle genç ve çalışma çağındaki nüfusun İstanbul, Rize merkez ve diğer büyük kentlere yönelmesine yol açmıştır. Bu durum, ilçe sınırları içindeki nüfus kayıplarını derinleştirirken, kayıtlı—fiilen yerleşik olmayan—nüfus sayısının 80.000’i bulmasına rağmen yerel iş gücünün azalmasına neden olmaktadır.
Yapılaşma açısından, geleneksel ahşap mimari yerini giderek betonarme konutlara bırakmıştır. Çay tarımının sağladığı gelir artışı ve kırsal yerleşim biçimindeki modernleşme, evlerin biçimsel dönüşümünü hızlandırmıştır. Yüksek rakımlı köy yerleşimlerinde hâlâ ahşap yapı örneklerine rastlanmakla birlikte, ilçe merkezinde ve ana ulaşım yolları üzerindeki köylerde betonarme yapılar çoğunluktadır.
Bu çok yönlü ekonomik yapı, Güneysu’yu çay tarımı odaklı bir üretim merkezi olmaktan çıkarıp, arıcılık, kivi bahçeciliği, taşımacılık ve maden suyu sektörlerini de içine alan daha karmaşık bir yere taşımıştır. Buna karşın dar tarım arazileri, ikincil sektörlerin sınırlılığı ve nüfus göçü, ilçenin sürdürülebilir kalkınma hedefleri önünde hâlâ önemli birer zorluk olarak durmaktadır.
Güneysu’nun turistik potansiyeli, ilçe merkezine 16 km uzaklıktaki Handüzü Yaylası’nda odaklanır. Geniş düzlükleri ve temiz yayla havasıyla bilinen bu alan, 1999’dan beri Ağustos ayı içinde düzenlenen yayla şenlikleriyle dağ ve yaylacılık turizmi meraklılarının tercihi olmuştur. Henüz konaklama tesisi bulunmayan yayla, beton kaplı yolu sayesinde her türlü vasıtayla erişime açık olup, günübirlik geziler için uygundur.
Merkezdeki alabalık çiftliği, tek seferde 150 kişiye hizmet verebilecek kapasiteyle bölge mutfağında önemli bir yere sahiptir. Bunun yanında Asmalıırmak ve Gürgen köylerinde faaliyet gösteren iki ayrı alabalık işletmesi, taze balık sunumu açısından ziyaretçilere seçenek sunar. Başköy ve Çamlıca köylerinde iyi geldiği tecrübe edilen Ilıca ve Şimşirli termal suları, balneoturizm açısından potansiyel taşır; Çamlıca’daki ahşap cami gibi tarihî yapıların yakınında konumlanmaları bölge ziyaretiyle bütünleşir.
1862 yılında Kıbledağı Köyü’nde inşa edilmiş ve daha sonra Çamlıca’daki Ilıca mevkiine taşınmış ahşap cami, bölgenin geleneksel mimari örneklerinden biridir. Kuzeyine eklenen beton temelli yeni bölüm ve orijinal unsurların korunması, yapının hem kullanıma hem de turizme açık kalmasını sağlamıştır. Ortaköy–Asmalıırmak sınırındaki Ayane Camii (Kıbledağı Tepesi Camii) da ziyaretçilerin sıklıkla uğradığı dini ve kültürel merkezlerden biridir.
2015’te aynı tepede modern mimaride inşa edilen Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camii ve çevresinde oluşturulan mesire alanı, hem ibadet hem de doğa yürüyüşü rotası sunar. Yine Arapdüzü Doğa Parkı, orman içi mesire ve fotoğraf noktalarıyla hem bölgenin coğrafî çeşitliliğini hem de kültürel mirasını ziyaretçilere tanıtır.
Güneysu’daki yayla şenlikleri, tulum ve kemençe eşliğinde halk danslarının sergilendiği, el sanatları stantlarının açıldığı etkinliklerle bölgesel kültürü güncel tutar. Köy evlerinde süregelen misafirperverlik, yaylalarda konaklayan misafirlere geleneksel kahvaltı sunumlarıyla yansıtır. Tarıma elverişli alanların dar olması nedeniyle yaylacılık ve orman ürünleri toplama, geçim kaynaklarının yanı sıra kültürel kimliğin korunmasına da katkıda bulunur.
Yemek kültüründe çay tarımıyla özdeşleşen Güneysu’da demlenen siyah çay, her öğünde sofranın ayrılmaz parçasıdır. Mısır unundan yapılan ekmek, bazlama ve kara lahana çorbası, bölgeye özgü temel lezzetleri oluşturur. Muhlama (kuymak) olarak bilinen yöresel peynirli mısır unu yemeği, çayla birlikte tüketildiğinde yüksek irtifadaki serin havaya karşı enerji sağlar. Ilıcaköy maden suyundan yararlanılarak hazırlanan kurabiyeler ve pestil, hem yöresel tatlı hem de hediyelik ürün statüsündedir. Alabalık, yayla sebzeleri ve flora çeşitliliği sayesinde üretilen bal da mutfak menüsünde öne çıkar; yıllık 40–50 ton bal üretimi, sofralara doğal tatlı seçenekleri sunar.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Güneysu (İlçe)" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe
Coğrafya ve İklim
Nüfus ve Demografi
Ekonomi
Turizm, Kültür ve Mutfak
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.