Irksal Kapitalizm
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarHayrettin ÖZLER13 Temmuz 2026 13:49

ORCID ID

0000-0001-7056-4061

Irksal kapitalizm, tarihsel ve sosyolojik analizin bir çerçevesi olarak incelenebilir. Bu kavram, Afrika diasporasının mücadelesi ve Güney Afrika Apartheid Karşıtı Hareket bağlamında önem kazanmıştır. Özellikle siyah radikal sosyalizm ile beyaz üstünlükçü kapitalizm arasındaki çatışma, bu analizin merkezinde yer alır (Lentin & Turner, 2024: 139). Irksal kapitalizm siyonist gaspçı sömürgeciliği ile küresel emperyalizm arasındaki bağı benzer vakalarla gözler önüne serdiğinden Filistin’de yaşananları da anlamak açısından önemlidir.Tüm sömürgecilerin temel amacı doğal kaynakların çıkarılması, emeğin (süper) sömürüsü, toprağın gasbı ve yeni pazarlara zorla erişim yoluyla sermaye birikimidir. Ayrıca sömürgeci projelere gömülü ırkçı kapitalizm de bir savaş, soygun ve yağma ekonomisi olarak tezahür eder (Abdo, 2024: 187).İsrailliler, endüstriyel/endüstri sonrası dünyanın sömürüden en çok pay alan yaşam tarzına sahiptir (Englert & Bhattacharyya 2024: 170). Siyonist propaganda ise sömürü ve baskıyı gizleyerek bir başarı öyküsü icat etmekte, Filistinlilerin yoksullaşmasının modernleşememenin bir sonucu olduğunu iddia etmektedir (Abdo, 2024: 191-192).Ronald Kasrils’e (2015) göre, 1948 öncesi siyonist kolonilerle başlayan ve bugün İsrail’in sürdürdüğü politika, apartheid Güney Afrika’sının siyahları Bantustanlara hapseden ve ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanan ırkçı kapitalizmden daha acımasız bir şekilde, yerli Filistinlilerden kurtulmayı ve ülkeyi tamamen Yahudi ırkçı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Avrupalı (Yahudi) bir gaspçı sömürgecilik hareketi olan siyonizmin, ırkçılık ve ırksallaştırma üzerine kurduğu İsrail “mazlum Yahudi halkına” bir yaşam alanı açtığı için değil, ırkçı ve kapitalist emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden stratejik, jeopolitik ve askeri bir üs olduğu için bu kadar saldırgan davranabilmekte ve bundan beslenen uluslararası güçler tarafından destek görmektedir. Ayrıca İsrail, büyük bir doğal gaz ve petrol ihracatçısı olmaya hazırlanmakta ve bu amaçla Filistin’i bypass etmek ve Gazze’yi ve Gazze’nin milyarlarca dolar değerindeki tüm denizaşırı gaz rezervlerini ele geçirmek istemektedir (Arbuthnot ve Chossudovsky, 2025).Siyonist ırkçılık sadece dışarıdaki gruplara karşı değil, kendi içine yönelik de bir tutum takınır. Nitekim siyonist-ırkçı kapitalizm tüm Yahudileri hiçbir zaman eşit olarak algılamamıştır. Örneğin Etiyopyalı, Yemenli ve diğer Arap ülkelerinden (Mizrahim) Yahudiler, siyonist projenin bir parçası olarak nüfus artırma gerekçesiyle türlü teşvikler verilerek 1950’lerden itibaren İsrail’e göç ettirilmiş, ülkeye vardıklarında geçiş kamplarına (maabarout) gönderilmiş, ardından kalkınma kasabalarına (ayarotpitouach) taşınmış ve siyonist olmadıkları için kötü muamelelere tabi tutulmuşlardır【1】. Tüm bu topluluklar ırksallaştırılmış, ayrımcılığa uğramış ve ucuz iş gücü olarak kullanılmıştır. Filistinliler de dâhil Yahudi olmayan ya da Yahudiliğinden şüphelenilen bazı guruplar ise İsrail hahambaşılığı tarafından zorla Yahudi dinine geçirilmiştir. Bu topluluklardan yaklaşık 100 bin çocuğa tıbbi tedavi gerekçesiyle kanser, epilepsi, kısırlık ve beyin bozukluğuna yol açacak şekilde ışın uygulandığını düşündürecek bazı delillerin olması da ırkçılığın içerideki tezahürünü göstermiştir (Lentin, 2018: 80).Siyonist projenin hayata geçirilmesinde İngiliz ırksal kapitalizmi çok önemli bir rol oynamıştır; İngilizlerin siyonistlere desteği, Filistinlilerin kendi topraklarında ve anavatanlarında sosyo-ekonomik yapılarının zayıflamasına yol açmış, siyonist projenin yerli halkı mülksüzleştirmesi ve zorla yerinden etmesi için elverişli bir ortam oluşturmuştur. Böylece Avrupalı-siyonist gaspçı sömürgeci tecavüz, 19. yüzyılın sonlarında başlamıştır (Abdo, 2024: 190-194). Büyük ölçüde Baron de-Rothchild tarafından finanse edilen bu gasp alanları Filistin toprakları üzerine inşa edilmiş ve Filistinlilerin iş gücüne dayanmıştır. İngiliz mandası (1916-1948), ülkeyi Yahudi ulusal yurdunun kurulmasını güvenceye alacak siyasi, idari ve ekonomik koşullar altına sokmayı kabul etmiştir. Manda Belgesi’nin 4. Maddesi “Yahudi ulusal yurdunun kurulmasını ve Filistin’deki Yahudi nüfusun çıkarlarını etkileyebilecek ekonomik, sosyal ve diğer konularda Filistin Yönetimi’ne tavsiyelerde bulunmak ve iş birliği yapmak ve her zaman yönetimin kontrolüne tabi olarak ülkenin kalkınmasına yardımcı olmak ve katılmak amacıyla bir kamu kuruluşu olarak uygun bir Yahudi ajansı tanınacaktır” şeklindedir (Hope Simpson 1930). Bu ajans İngilizler tarafından, Filistin topraklarının siyonist gasbını organize edecektir【2】 (Abdo, 2024: 194).1876’da Osmanlı Arazi Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra devlet arazisi haline gelmiş topraklar daha sonra İngiliz sömürge devleti tarafından miras alınmış ve kısmen ya da tamamen kapitalist Avrupalı (siyonist) gaspçılara devredilmiş ya da satılmıştır (Abdo, 2024: 192-194). Devlet arazileri dışında kalan yerler de ağır vergilerden dolayı Filistinli köylüler tarafından manda yönetimine rehin bırakılmış ya da başka gerekçelerle köylülerin ellerinden çıkmıştır. Bu toprakların önemli bir kısmı yüksek teklifi verenlere, genellikle Avrupalı siyonistlere, açık artırmayla satılmıştır. 1930-40 döneminde siyonistlerin sahip olduğu toprakların yüzde 48’i, bu şekilde İngilizler tarafından ele geçirilen, devlet toprakları olmuştur (Abdo, 1984: 98; 2024: 197). Tüm bu hukuksuzlukların yanında İsrail, 1950’de orada yaşayan ama sanki orada değilmiş gibi tanımladığı Filistinlilere ait daha fazla toprağı hile ile ele geçirmeyi amaçlayan Gaip Olanların Emlak Kanunu’nu çıkardı. Dahası “olağanüstü hallerde” İsrail geniş arazileri askeri yönetimi altına alarak Filistinli sahiplerinin bu arazilere erişimini engelleyerek de benzer politikalar uyguladı (Jiryis, 1969).Nahla Abdo’nun da (2024: 2019) belirttiği gibi, Filistin tarihi, emperyalist güçlerin “sömürgeci siyonistler” eliyle toprak ve kaynakların yağmalanması, kontrol edilmesi, soyulması ve çalınması tarihidir”. Bu süreç ırksal kapitalizm ile çerçevelenerek çok daha acımasız bir hal almaktadır. Ancak Ekim 2023’te başlayan süreçte dünya kamuoyunun bu durumu daha çok fark etmesi, başta protestolar ve boykot olmak üzere emperyalist güçlere farklı direniş yöntemleri ile tepki vermesi gaspçı sömürgeciliğin geleceğini zora sokmuştur.

Irksal Kapitalizm

Irksal kapitalizm, tarihsel ve sosyolojik analizin bir çerçevesi olarak incelenebilir. Bu kavram, Afrika diasporasının mücadelesi ve Güney Afrika Apartheid Karşıtı Hareket bağlamında önem kazanmıştır. Özellikle siyah radikal sosyalizm ile beyaz üstünlükçü kapitalizm arasındaki çatışma, bu analizin merkezinde yer alır (Lentin & Turner, 2024: 139). Irksal kapitalizm siyonist gaspçı sömürgeciliği ile küresel emperyalizm arasındaki bağı benzer vakalarla gözler önüne serdiğinden Filistin’de yaşananları da anlamak açısından önemlidir.


Tüm sömürgecilerin temel amacı doğal kaynakların çıkarılması, emeğin (süper) sömürüsü, toprağın gasbı ve yeni pazarlara zorla erişim yoluyla sermaye birikimidir. Ayrıca sömürgeci projelere gömülü ırkçı kapitalizm de bir savaş, soygun ve yağma ekonomisi olarak tezahür eder (Abdo, 2024: 187).


İsrailliler, endüstriyel/endüstri sonrası dünyanın sömürüden en çok pay alan yaşam tarzına sahiptir (Englert & Bhattacharyya 2024: 170). Siyonist propaganda ise sömürü ve baskıyı gizleyerek bir başarı öyküsü icat etmekte, Filistinlilerin yoksullaşmasının modernleşememenin bir sonucu olduğunu iddia etmektedir (Abdo, 2024: 191-192).


Ronald Kasrils’e (2015) göre, 1948 öncesi siyonist kolonilerle başlayan ve bugün İsrail’in sürdürdüğü politika, apartheid Güney Afrika’sının siyahları Bantustanlara hapseden ve ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanan ırkçı kapitalizmden daha acımasız bir şekilde, yerli Filistinlilerden kurtulmayı ve ülkeyi tamamen Yahudi ırkçı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Avrupalı (Yahudi) bir gaspçı sömürgecilik hareketi olan siyonizmin, ırkçılık ve ırksallaştırma üzerine kurduğu İsrail “mazlum Yahudi halkına” bir yaşam alanı açtığı için değil, ırkçı ve kapitalist emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden stratejik, jeopolitik ve askeri bir üs olduğu için bu kadar saldırgan davranabilmekte ve bundan beslenen uluslararası güçler tarafından destek görmektedir. Ayrıca İsrail, büyük bir doğal gaz ve petrol ihracatçısı olmaya hazırlanmakta ve bu amaçla Filistin’i bypass etmek ve Gazze’yi ve Gazze’nin milyarlarca dolar değerindeki tüm denizaşırı gaz rezervlerini ele geçirmek istemektedir (Arbuthnot ve Chossudovsky, 2025).


Siyonist ırkçılık sadece dışarıdaki gruplara karşı değil, kendi içine yönelik de bir tutum takınır. Nitekim siyonist-ırkçı kapitalizm tüm Yahudileri hiçbir zaman eşit olarak algılamamıştır. Örneğin Etiyopyalı, Yemenli ve diğer Arap ülkelerinden (Mizrahim) Yahudiler, siyonist projenin bir parçası olarak nüfus artırma gerekçesiyle türlü teşvikler verilerek 1950’lerden itibaren İsrail’e göç ettirilmiş, ülkeye vardıklarında geçiş kamplarına (maabarout) gönderilmiş, ardından kalkınma kasabalarına (ayarotpitouach) taşınmış ve siyonist olmadıkları için kötü muamelelere tabi tutulmuşlardır【1】. Tüm bu topluluklar ırksallaştırılmış, ayrımcılığa uğramış ve ucuz iş gücü olarak kullanılmıştır. Filistinliler de dâhil Yahudi olmayan ya da Yahudiliğinden şüphelenilen bazı guruplar ise İsrail hahambaşılığı tarafından zorla Yahudi dinine geçirilmiştir. Bu topluluklardan yaklaşık 100 bin çocuğa tıbbi tedavi gerekçesiyle kanser, epilepsi, kısırlık ve beyin bozukluğuna yol açacak şekilde ışın uygulandığını düşündürecek bazı delillerin olması da ırkçılığın içerideki tezahürünü göstermiştir (Lentin, 2018: 80).


Siyonist projenin hayata geçirilmesinde İngiliz ırksal kapitalizmi çok önemli bir rol oynamıştır; İngilizlerin siyonistlere desteği, Filistinlilerin kendi topraklarında ve anavatanlarında sosyo-ekonomik yapılarının zayıflamasına yol açmış, siyonist projenin yerli halkı mülksüzleştirmesi ve zorla yerinden etmesi için elverişli bir ortam oluşturmuştur. Böylece Avrupalı-siyonist gaspçı sömürgeci tecavüz, 19. yüzyılın sonlarında başlamıştır (Abdo, 2024: 190-194). Büyük ölçüde Baron de-Rothchild tarafından finanse edilen bu gasp alanları Filistin toprakları üzerine inşa edilmiş ve Filistinlilerin iş gücüne dayanmıştır. İngiliz mandası (1916-1948), ülkeyi Yahudi ulusal yurdunun kurulmasını güvenceye alacak siyasi, idari ve ekonomik koşullar altına sokmayı kabul etmiştir. Manda Belgesi’nin 4. Maddesi “Yahudi ulusal yurdunun kurulmasını ve Filistin’deki Yahudi nüfusun çıkarlarını etkileyebilecek ekonomik, sosyal ve diğer konularda Filistin Yönetimi’ne tavsiyelerde bulunmak ve iş birliği yapmak ve her zaman yönetimin kontrolüne tabi olarak ülkenin kalkınmasına yardımcı olmak ve katılmak amacıyla bir kamu kuruluşu olarak uygun bir Yahudi ajansı tanınacaktır” şeklindedir (Hope Simpson 1930). Bu ajans İngilizler tarafından, Filistin topraklarının siyonist gasbını organize edecektir【2】 (Abdo, 2024: 194).


1876’da Osmanlı Arazi Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra devlet arazisi haline gelmiş topraklar daha sonra İngiliz sömürge devleti tarafından miras alınmış ve kısmen ya da tamamen kapitalist Avrupalı (siyonist) gaspçılara devredilmiş ya da satılmıştır (Abdo, 2024: 192-194). Devlet arazileri dışında kalan yerler de ağır vergilerden dolayı Filistinli köylüler tarafından manda yönetimine rehin bırakılmış ya da başka gerekçelerle köylülerin ellerinden çıkmıştır. Bu toprakların önemli bir kısmı yüksek teklifi verenlere, genellikle Avrupalı siyonistlere, açık artırmayla satılmıştır. 1930-40 döneminde siyonistlerin sahip olduğu toprakların yüzde 48’i, bu şekilde İngilizler tarafından ele geçirilen, devlet toprakları olmuştur (Abdo, 1984: 98; 2024: 197). Tüm bu hukuksuzlukların yanında İsrail, 1950’de orada yaşayan ama sanki orada değilmiş gibi tanımladığı Filistinlilere ait daha fazla toprağı hile ile ele geçirmeyi amaçlayan Gaip Olanların Emlak Kanunu’nu çıkardı. Dahası “olağanüstü hallerde” İsrail geniş arazileri askeri yönetimi altına alarak Filistinli sahiplerinin bu arazilere erişimini engelleyerek de benzer politikalar uyguladı (Jiryis, 1969).


Nahla Abdo’nun da (2024: 2019) belirttiği gibi, Filistin tarihi, emperyalist güçlerin “sömürgeci siyonistler” eliyle toprak ve kaynakların yağmalanması, kontrol edilmesi, soyulması ve çalınması tarihidir”. Bu süreç ırksal kapitalizm ile çerçevelenerek çok daha acımasız bir hal almaktadır. Ancak Ekim 2023’te başlayan süreçte dünya kamuoyunun bu durumu daha çok fark etmesi, başta protestolar ve boykot olmak üzere emperyalist güçlere farklı direniş yöntemleri ile tepki vermesi gaspçı sömürgeciliğin geleceğini zora sokmuştur.

Kaynakça

Abdo, Nahla (1984). “The Development of Capitalism in Palestine: The Expropriation of the Palestinian Direct Producers”. Journal of Palestine Studies, 1 (4), 88–109. Abdo, Nahla (2024). “Racial Capitalism: From British Colonialism to the Settler Colonial Apartheid State”. Journal of Holy Land and Palestine Studies, 23 (2), 187-203. Arbuthnot, Felicity & Chossudovsky, Michel (2025). “Wiping Gaza Off the Map: Big Money Agenda. Confiscating Palestine’s Maritime Natural Gas Reserves”. Global Research. Erişim Tarihi: 19.03.2025, https://www.globalresearch.ca/israel-gas-oil-and-trouble-in-the-levant/5362955.Englert, Sai & Bhattacharyya, Gargi (2024). “Capital’s Genocide: A Conversation on Racial Capitalism, Settler Colonialism, and Possible Worlds after Gaza”. Journal of Holy Land and Palestine Studies, 23 (2), 165-186. Jilyis, Sabri (1969). The Arabs in Israel (1948-1966). Beirut: The Institude for Palestine Studies. Kasrils, Ronald (2015). “Birds of Feathers: Israel and Apartheid South Africa – colonialism of a special type”. Ilan Pappe (Ed.), Israel and South Africa: The Many Faces of Apartheid. London: Zed Books Lentin, Ronit & Turner, Kieron. (2024). “Introduction”. Journal of Holy Land and Palestine Studies, 23 (2), 139-141. Lentin, Ronit (2018). Traces of Racial Exception: Racializing Israeli Settler Colonialism. London: Bloomsbury Academic. Simpson, J. Hope (1930). Palestine: Statement of Policy by His Majesty’s Government in the United Kingdom. Erişim Tarihi: 23.03.2025. https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-205977/

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. Etnik Gruplar; Falaşalar; Mista’arvim; Sâmirîler; Siyahî Yahudile

  • [2]

    İngilizlerin Filistin politikları için ayrıca bkz. Balfour’un Mektubu; Britanya Mandası; İngiliz İşgali; Tıbbi Misyonerlik

Atıf İçin

apaÖzler, H. (2026). Irksal Kapitalizm. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 754-756) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadÖzler, Hayrettin. “Irksal Kapitalizm”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 754-756. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Irksal Kapitalizm" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor