
ORCID ID
0000-0001-6392-7610
Yerleşimci sömürgeciliği (gaspçı sömürgecilik)【1】 kavramı 1990’larda Edward Said ve Anne MacClintock gibi eleştirmenlerin post-kolonyalizm kavramına dair eleştirileriyle önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Ana akım post-kolonyal çalışmalara yönelik bu eleştirilerin temelinde farklı pek çok coğrafyanın tarihini post-kolonyal gibi tekil bir mahlas altında toplamanın anlamsızlığı yatmaktadır. Diğer yanda ise ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde gerçek bir dekolonizasyon sürecinin yaşanmadığı ve bu ülkelerde sömürgeciliğin devam ettiği vurgulanmaktadır (Carey & Silverstein, 2020: 3-4). Çünkü bu ülkelerde sömürgeciler geri dönmemiş, oralara yerleşmiş ve yerli halkları gereksiz bir ayrıntı olarak görüp soykırım veya asimilasyona uğratarak kendi kimliklerini işgal ettikleri topraklara dayatmışlardır.Sömürgecilik, geleneksel olarak emperyalist bir devletin çeşitli yöntemler kullanarak kendi sınırları dışındaki toprakları ele geçirmesi; yerli topluluklar üzerinde askeri, siyasi ve ekonomik denetim kurması anlamına gelmektedir. Emperyalist sömürgeci, nüfuz etmeye çalıştığı toprakların hem insani hem de doğal kaynaklarını kendi menfaati doğrultusunda kullanmaktadır (Ünver, 2022). Oysa gaspçı sömürgecilik pek çok farklı kolonyal formasyondan biri olarak diğerlerinden ayrıştırılmalıdır. Yerleşimci sömürgeciliği (settler colonialism) kavramı 1994’te ilk defa Patrick Wolfe tarafından kullanılmıştır (Wolfe, 1994). Wolfe’a göre (1999: 2) yerleşimci sömürgeciliği, yerli olanı tasfiye etmeyi, sömürgeci kimliğinin kendi kendini feshetmesini ve kendini “yerli” olarak kabul ettirmeyi amaçlamaktadır. Bu tür sömürgecilikte yerleşimciler kalmaya gelmiştir, yani “…fazlalık olan sömürgeci değil yerlilerdir” (Wolfe, 1999: 2).Lorenzo Veracini’ye (2013) göre yerleşimci sömürgeciliği, sömürgecilikle ne tamamen aynı ne de tamamen farklı bir kavramdır; aksine kararsız ve çok anlamlı bir yapıya sahiptir ve sömürgeciliğin alt türü olan hiper-sömürgecilik içinde özel bir yere sahiptir. Yerleşimci sömürgeciliği, hiper-sömürgecilik bağlamında işgal edilen veya kolonileştirilen topraklarda kalıcı bir sosyopolitik yapı inşa etmek amacıyla -diğer bir deyişle dekolonizasyon gibi geri dönüş sürecini imkansızlaştıracak ve yerleşimcilerin (gaspçıların) kültürel yok oluşuna engel olacak şekilde- yerleşimciler (settler) veya baskın göçmenler lehine ancak yerli (host) ama eşit olarak görünmeyen “ötekinin” aleyhine yapılan her türlü eylemi içerir. Bu işgal edilen coğrafyada emperyalist dış güç, yerini kolon-devlete bırakmaktadır ve bu devlet, üçüncü dünya ülkesi veya çevre ülke olmaktan öte, küresel kapitalist (metropolitan) dünyayla entegre bir yapı özelliği taşımaktadır (Veracini, 2013: 313-318).1948 öncesinde siyonist hareket ve sonrasında İsrail, yerleşimci (gaspçı) sömürgecilik projesi olarak ortaya çıkmıştır (Salem, 2019: 224). Her ne kadar ilk dönemlerde İsrail, sömürgeci güç olarak değerlendirilmese de 1990’larda Ilan Pappe gibi İsrail kökenli yeni veya revizyonist tarihçilerin sunduğu veriler, İsrail’i bir gaspçı sömürgecilik örneği olarak görmeyi kolaylaştırmıştır. İsrail-Filistin geriliminde İsrail’in Filistin topraklarında bir gaspçı sömürgeciliği politikası yürüttüğü artık geniş oranda kabul görmektedir (Pappe, 2017: 31). Gerçekten de siyonist gasp sömürgeciliği【2】 dini, kültürel, tarihsel, mitsel ve ulusal kader gibi iddialarla bezenmiş bir kimlik projesi olarak yerli halkın yerinden edilmesini, su【3】, elektrik ve gıda【4】 gibi zorunlu ihtiyaçlarına ambargo uygulanmasını; apartheidı, asimilasyonu, vatandaşlık haklarından mahrum bırakılmasını【5】 ve hatta soykırıma uğratılmasını içermektedir. Siyonist hareket, gaspçı sömürgeciliğin en kapsamlı uygulamalarını barındırmaktadır. Bu, hiper-kolonyalizmin aşırı bir türü olarak kendi geçmişleri ve geleceklerine dair farklı iddialar ileri sürmeyi ve toprak mülkiyetine dair kendi lehlerine çeşitli haklar ve kurallar formüle etmeyi içeren【6】 bir projedir. Bu sömürgecilik türü veya projesi kültürel farklılıkları vurgulamayı, işgalci-gaspçı topluluğu daha mazlum veya varlığı tehdit altındaki halk olarak göstermeyi, yerli halkın tarihsel varlığını inkâr etmeyi【7】 veya gayri-medeni olarak tanımlamayı【8】, halklar arasında iç çatışmaları körüklemeyi, güvenlik adına meşrulaştırılmış işgali【9】, yerlilerin mülkiyet haklarını yok saymayı, zorla yerlerinden etmeyi içeren söylem ve uygulamaları kapsamaktadır. Böylece siyonist ideolojinin bir ürünü olan ve İsrail’in kuruluş mitinin temelinde yatan “vatansız Yahudilere Filistin’de bir vatan yaratma”【10】 arzusu bu politikalar eşliğinde sürdürülmektedir (Kavak, 2018: 40). Siyonistlerin din ve ideoloji temelli kutsal toprak anlayışı【11】 Filistinlilerin kendi toprakları üzerindeki haklarını görmezden gelmenin bir aracıdır ve bu görüş gaspçı sömürgeci anlayışı beslemektedir. Siyonist anlayış, yalnızca fiziksel şiddet değil, aynı zamanda ortadan kaldırma amacıyla yerlilere ait hastaneler【12】, eğitim kurumları, tarım alanları【13】 ve kültürel mirasa yönelik saldırıları da içermektedir. Siyonizmin öncülerinden Theodor Herzl, Yahudi devleti kurmak için “eski bir binanın yerine yeni bir bina inşa etmek istiyorsam, inşa etmeden önce yıkmalıyım” diyerek (Sen, 2024) yaşanacak vahşet için yol göstermiştir.1967 İsrail saldırganlığından sonra Camp David Anlaşması ile başlayan iki devletli çözüm önerisi, yasa dışı gasp birimlerinin yolunu açmış ve Oslo Görüşmeleri’nin ardından İsrail, yayılmacı politikalarına hız vermiştir. 1993 tarihli Oslo Anlaşması öncesinde 100.000 olan yeni gasp alanları nüfusu, 2018’de 700.000’i aşmıştır (Kavak, 2018: 41). Oslo deklarasyonu sonrası gerçekleşen gelişmeler İsrail’in gaspçı-sömürgeci pozisyonunu daha bariz bir hale getirmiştir. 2005’te İsrail’in Gazze’den çekilmesinden bu yana Gazze Şeridi’nin yeniden işgal edilmesi ve gasp sömürgelerine açılmasına dönük talepler ve baskılar artarak devam etmiştir. Ekim 2023 ile İsrail’in gerçekleştirdiği işgal, yıkım ve kıyım İsrail’in bu yöndeki girişimlerini ifşa etmektedir.
Yerleşimci sömürgeciliği (gaspçı sömürgecilik)【1】 kavramı 1990’larda Edward Said ve Anne MacClintock gibi eleştirmenlerin post-kolonyalizm kavramına dair eleştirileriyle önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Ana akım post-kolonyal çalışmalara yönelik bu eleştirilerin temelinde farklı pek çok coğrafyanın tarihini post-kolonyal gibi tekil bir mahlas altında toplamanın anlamsızlığı yatmaktadır. Diğer yanda ise ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde gerçek bir dekolonizasyon sürecinin yaşanmadığı ve bu ülkelerde sömürgeciliğin devam ettiği vurgulanmaktadır (Carey & Silverstein, 2020: 3-4). Çünkü bu ülkelerde sömürgeciler geri dönmemiş, oralara yerleşmiş ve yerli halkları gereksiz bir ayrıntı olarak görüp soykırım veya asimilasyona uğratarak kendi kimliklerini işgal ettikleri topraklara dayatmışlardır.
Sömürgecilik, geleneksel olarak emperyalist bir devletin çeşitli yöntemler kullanarak kendi sınırları dışındaki toprakları ele geçirmesi; yerli topluluklar üzerinde askeri, siyasi ve ekonomik denetim kurması anlamına gelmektedir. Emperyalist sömürgeci, nüfuz etmeye çalıştığı toprakların hem insani hem de doğal kaynaklarını kendi menfaati doğrultusunda kullanmaktadır (Ünver, 2022). Oysa gaspçı sömürgecilik pek çok farklı kolonyal formasyondan biri olarak diğerlerinden ayrıştırılmalıdır. Yerleşimci sömürgeciliği (settler colonialism) kavramı 1994’te ilk defa Patrick Wolfe tarafından kullanılmıştır (Wolfe, 1994). Wolfe’a göre (1999: 2) yerleşimci sömürgeciliği, yerli olanı tasfiye etmeyi, sömürgeci kimliğinin kendi kendini feshetmesini ve kendini “yerli” olarak kabul ettirmeyi amaçlamaktadır. Bu tür sömürgecilikte yerleşimciler kalmaya gelmiştir, yani “…fazlalık olan sömürgeci değil yerlilerdir” (Wolfe, 1999: 2).
Lorenzo Veracini’ye (2013) göre yerleşimci sömürgeciliği, sömürgecilikle ne tamamen aynı ne de tamamen farklı bir kavramdır; aksine kararsız ve çok anlamlı bir yapıya sahiptir ve sömürgeciliğin alt türü olan hiper-sömürgecilik içinde özel bir yere sahiptir. Yerleşimci sömürgeciliği, hiper-sömürgecilik bağlamında işgal edilen veya kolonileştirilen topraklarda kalıcı bir sosyopolitik yapı inşa etmek amacıyla -diğer bir deyişle dekolonizasyon gibi geri dönüş sürecini imkansızlaştıracak ve yerleşimcilerin (gaspçıların) kültürel yok oluşuna engel olacak şekilde- yerleşimciler (settler) veya baskın göçmenler lehine ancak yerli (host) ama eşit olarak görünmeyen “ötekinin” aleyhine yapılan her türlü eylemi içerir. Bu işgal edilen coğrafyada emperyalist dış güç, yerini kolon-devlete bırakmaktadır ve bu devlet, üçüncü dünya ülkesi veya çevre ülke olmaktan öte, küresel kapitalist (metropolitan) dünyayla entegre bir yapı özelliği taşımaktadır (Veracini, 2013: 313-318).
1948 öncesinde siyonist hareket ve sonrasında İsrail, yerleşimci (gaspçı) sömürgecilik projesi olarak ortaya çıkmıştır (Salem, 2019: 224). Her ne kadar ilk dönemlerde İsrail, sömürgeci güç olarak değerlendirilmese de 1990’larda Ilan Pappe gibi İsrail kökenli yeni veya revizyonist tarihçilerin sunduğu veriler, İsrail’i bir gaspçı sömürgecilik örneği olarak görmeyi kolaylaştırmıştır. İsrail-Filistin geriliminde İsrail’in Filistin topraklarında bir gaspçı sömürgeciliği politikası yürüttüğü artık geniş oranda kabul görmektedir (Pappe, 2017: 31). Gerçekten de siyonist gasp sömürgeciliği【2】 dini, kültürel, tarihsel, mitsel ve ulusal kader gibi iddialarla bezenmiş bir kimlik projesi olarak yerli halkın yerinden edilmesini, su【3】, elektrik ve gıda【4】 gibi zorunlu ihtiyaçlarına ambargo uygulanmasını; apartheidı, asimilasyonu, vatandaşlık haklarından mahrum bırakılmasını【5】 ve hatta soykırıma uğratılmasını içermektedir. Siyonist hareket, gaspçı sömürgeciliğin en kapsamlı uygulamalarını barındırmaktadır. Bu, hiper-kolonyalizmin aşırı bir türü olarak kendi geçmişleri ve geleceklerine dair farklı iddialar ileri sürmeyi ve toprak mülkiyetine dair kendi lehlerine çeşitli haklar ve kurallar formüle etmeyi içeren【6】 bir projedir. Bu sömürgecilik türü veya projesi kültürel farklılıkları vurgulamayı, işgalci-gaspçı topluluğu daha mazlum veya varlığı tehdit altındaki halk olarak göstermeyi, yerli halkın tarihsel varlığını inkâr etmeyi【7】 veya gayri-medeni olarak tanımlamayı【8】, halklar arasında iç çatışmaları körüklemeyi, güvenlik adına meşrulaştırılmış işgali【9】, yerlilerin mülkiyet haklarını yok saymayı, zorla yerlerinden etmeyi içeren söylem ve uygulamaları kapsamaktadır. Böylece siyonist ideolojinin bir ürünü olan ve İsrail’in kuruluş mitinin temelinde yatan “vatansız Yahudilere Filistin’de bir vatan yaratma”【10】 arzusu bu politikalar eşliğinde sürdürülmektedir (Kavak, 2018: 40). Siyonistlerin din ve ideoloji temelli kutsal toprak anlayışı【11】 Filistinlilerin kendi toprakları üzerindeki haklarını görmezden gelmenin bir aracıdır ve bu görüş gaspçı sömürgeci anlayışı beslemektedir. Siyonist anlayış, yalnızca fiziksel şiddet değil, aynı zamanda ortadan kaldırma amacıyla yerlilere ait hastaneler【12】, eğitim kurumları, tarım alanları【13】 ve kültürel mirasa yönelik saldırıları da içermektedir. Siyonizmin öncülerinden Theodor Herzl, Yahudi devleti kurmak için “eski bir binanın yerine yeni bir bina inşa etmek istiyorsam, inşa etmeden önce yıkmalıyım” diyerek (Sen, 2024) yaşanacak vahşet için yol göstermiştir.
1967 İsrail saldırganlığından sonra Camp David Anlaşması ile başlayan iki devletli çözüm önerisi, yasa dışı gasp birimlerinin yolunu açmış ve Oslo Görüşmeleri’nin ardından İsrail, yayılmacı politikalarına hız vermiştir. 1993 tarihli Oslo Anlaşması öncesinde 100.000 olan yeni gasp alanları nüfusu, 2018’de 700.000’i aşmıştır (Kavak, 2018: 41). Oslo deklarasyonu sonrası gerçekleşen gelişmeler İsrail’in gaspçı-sömürgeci pozisyonunu daha bariz bir hale getirmiştir. 2005’te İsrail’in Gazze’den çekilmesinden bu yana Gazze Şeridi’nin yeniden işgal edilmesi ve gasp sömürgelerine açılmasına dönük talepler ve baskılar artarak devam etmiştir. Ekim 2023 ile İsrail’in gerçekleştirdiği işgal, yıkım ve kıyım İsrail’in bu yöndeki girişimlerini ifşa etmektedir.
Carey, Jane & Silverstein, Ben (2020). “Thinking with and Beyond Settler Colonial Studies: New Histories After the Postcolonial”. Postcolonial Studies, 23 (1), 1-20. Kavak, H. Zehra (2018). “Sami Al-Arian: Filistin’de Yerleşimci Sömürgeciliği”. Bülten, 29 (96-97), 2-160. Pappe, Ilan (2017). Ten Myths About Israel. Londra & New York: Verso Books. Salem, Waleed (2019). Who Is Eligible To Exist? The Dynamics Of Inclusion And Exclusion Of Settler Colonialism: The Case Of Palestine [Yayımlanmamış Doktora Tezi]. Nicosia: Neareast University Graduate School of Social Sciences International Relations Program. Sen, Somdeep (2024). “İsrail’in Filistin’de Uyguladığı Yerleşimci Sömürgecilik Nedir?”. Mepa News. Erişim Tarihi: 23.03.2025, https://www.mepanews.com/israilin-filistinde-uyguladigi-yerlesimci-somurgecilik-nedir-14187yy.htm.Ünver, Metin (2022). “Sömürgecilik”. TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığı Popüler Yayınları. Erişim Tarihi: 23.03.2025, https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/somurgecilik.Veracini, Lorenzo (2013). “Settler Colonialism’: Career of a Concept”. The Journal of Imperial and Commonwealth History, 41 (2), 313-333. Wolfe, Patrick (1994). “Nation and MiscegeNation: Discoursive Continuity in the Post-Mabo Era”. The International Journal of Anthropology, (36), 93-152. Wolfe, Patrick (1999). Settler Colonialism and the Transformation of Anthropology: The Politics and Poetics of an Ethnographic Event. London: Cassell.
[1]
Yerleşimci Sömürgeciliği literatürde yaygın olarak kullanılmaktadır ancak Türkçe açısından düşünüldüğünde kavramın yaşananlara yeterince işaret etmediği görüldüğünden bu kavramın yerine, doğrudan kullanım ve göndermeler hariç “Gaspçı Sömürgecilik” kavramı tercih edilecektir.
[2]
Bkz. Siyonist Gaspçı
[3]
Bkz. Su Hakkı
[4]
Bkz. Malnutrisyon
[5]
Bkz. İsrail’in Filistinli Vatandaşları
[6]
Bkz. Belediyesizleştirme ; Evlerin Yıkımı ; Mülksüzleştirme
[7]
Bkz. Arkeoloji ; Filistin Arkeoloji Müzesi ; Kültürel Irkçılık
[8]
Bkz. Kültürel Irkçılık
[9]
Bkz. Şiddetin Meşrulaştırılması
[10]
Bkz. Terra Nullius
[11]
Bkz. Arz-ı Mev’ûd ; Arz-ı Mukaddes
[12]
Özellikle bkz. Tıbbi Soykırım
[13]
Bkz. Ekolojik Emperyalizm
| apa | Malkoç Yılmaz, K. (2026). Gaspçı Sömürgecilik. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 584-586) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Malkoç Yılmaz, Kübra. “Gaspçı Sömürgecilik”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir -Metin Uçar. 584-586. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gaspçı Sömürgecilik" maddesi için tartışma başlatın