
ORCID ID
0000-0002-4614-5657
Memlükler ile 1516 yılında yapılan Mercidabık Savaşı neticesinde Osmanlılar, Suriye coğrafyasını hâkimiyet altına almıştır. Aynı yılın 21 Aralık tarihinde Osmanlı kuvvetleri Gazze’ye daha sonra Han Yunus’a yönelmiştir ve buraları da topraklarına katmış, böylece Mısır yolu Osmanlılara açılmıştır. Bu başarıların haberini alan Yavuz Sultan Selim, Kudüs’ü ziyaret etmek istemiş ancak bazı paşalar onun bu isteğine karşı çıkmıştır. Yavuz Sultan Selim, daha sonra İdris-i Bitlisî’nin teşvikiyle Kudüs’e doğru yola çıkmaya karar vermiştir. Sultan Selim 500 tüfekli piyade ve 1000 kişilik sipahiyle Kudüs’e girmiştir. Kıble Mescidi ve Kubbetü’s-Sahre başta olmak üzere Mescid-i Aksâ’yı ziyaret ettikten sonra Sultan, ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmuş ve çok sayıda hayvan kurban ederek şehir sakinlerine dağıtılmasını sağlamıştır (Emecen, 2013: 244-248; Tansel, 2020: 196-198).Yavuz Sultan Selim, Kudüs sakini Hristiyanlara birçok imtiyaz tanımıştır. Fermanlarla kendisinden önceki yönetici ve sultanların uygulamalarını【1】 devam ettireceğini duyurmuştur. Bu fermanların mahiyeti tetkik ve tahlil edildiğinde, Sultan’ın Müslümanlara özgü hoşgörüyü sürdürme niyeti açıkça görülmektedir. 19 Mart 1517 tarihinde Rum Patriği Atalya’ya verdiği ferman bu hoşgörünün bir özeti şeklindedir. Burada patrikliğe bırakılan çok sayıda ibadethane, ziyaretgâh, türbe ve diğer kutsal yerler ile zeytinlik gibi gelir getirici alanların isimleri sayılmıştır. Yanı sıra gümrük ve muafiyetler ile “Rum Patriğinin diğer Hristiyan milletlere karşı önceliği haklarını eskiden olduğu gibi zapt ve tasarruf edip kendilerine diğer milletlerin müdahale etmemesi” hususları da özellikle belirtilmiştir (BOA, A.DVNS.KLS.d. 8: 7; BOA, A.DVNS.KLS.d. 10: 7; BOA, TS.MA.d. 7016: vr.6; DAB, 2019: 62-63).Yavuz Sultan Selim, 9 Kasım 1517 tarihinde Ermeni Patriği III. Serkis’e verdiği fermanda da benzer bir yol izlemiştir. Hz. Ömer ve Selâhaddîn-i Eyyûbî dönemlerinden bu yana Ermenilere tanınan kilise, manastır imtiyazları eskiden olduğu gibi Ermeni Patrikliğine ve ona bağlı olan Süryani, Habeş ve Kıpti kiliseleri Patrikliğin tasarrufuna bırakılmıştır. Yine bazı kutsal alanlar, yaşam alanları ve gelir getirici mülkler de bu kapsamda zikredilmiştir. Fermanda bu imtiyaza müdahale edilemeyeceği ve mezkûr hususları Yavuz Sultan Selim’den sonra gelecek olanların, devlet erkanından ve görevlilerden hiç kimsenin değiştirmeye teşebbüs etmemesi gerektiği de belirtilmiştir【2】 (BOA, TS.MA.e 686-13; Ercan, 1988: 15-17).İslam tarihinde, Müslümanların fethettikleri bölgelerde gayrimüslimlere tanıdığı haklar özellikle fermanlarla belgelenmiştir. Hz. Ömer’in Kudüs’ün fethi sonrasında verdiği Emanname Kudüs özelinde İslam inancının gereği olan bu geleneği başlatmış, gayrimüslimlerin can, mal ve ibadet özgürlüklerini güvence altına alarak dini hoşgörünün somut bir örneğini oluşturmuştur. Sonrasında Kudüs’e hâkim olan Müslüman liderler gibi Yavuz Sultan Selim de aynı durumu sürdürmüş ve yayınladığı fermanlarla şehrin 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti boyunca çok dinli yapısını barış içinde korumuştur. Bugün işgalci İsrail’in tek tipçi politikaları karşısında, İslam tarihinin bu çoğulcu ve kapsayıcı yaklaşımının ne denli değerli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
Memlükler ile 1516 yılında yapılan Mercidabık Savaşı neticesinde Osmanlılar, Suriye coğrafyasını hâkimiyet altına almıştır. Aynı yılın 21 Aralık tarihinde Osmanlı kuvvetleri Gazze’ye daha sonra Han Yunus’a yönelmiştir ve buraları da topraklarına katmış, böylece Mısır yolu Osmanlılara açılmıştır. Bu başarıların haberini alan Yavuz Sultan Selim, Kudüs’ü ziyaret etmek istemiş ancak bazı paşalar onun bu isteğine karşı çıkmıştır. Yavuz Sultan Selim, daha sonra İdris-i Bitlisî’nin teşvikiyle Kudüs’e doğru yola çıkmaya karar vermiştir. Sultan Selim 500 tüfekli piyade ve 1000 kişilik sipahiyle Kudüs’e girmiştir. Kıble Mescidi ve Kubbetü’s-Sahre başta olmak üzere Mescid-i Aksâ’yı ziyaret ettikten sonra Sultan, ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmuş ve çok sayıda hayvan kurban ederek şehir sakinlerine dağıtılmasını sağlamıştır (Emecen, 2013: 244-248; Tansel, 2020: 196-198).
Yavuz Sultan Selim, Kudüs sakini Hristiyanlara birçok imtiyaz tanımıştır. Fermanlarla kendisinden önceki yönetici ve sultanların uygulamalarını【1】 devam ettireceğini duyurmuştur. Bu fermanların mahiyeti tetkik ve tahlil edildiğinde, Sultan’ın Müslümanlara özgü hoşgörüyü sürdürme niyeti açıkça görülmektedir. 19 Mart 1517 tarihinde Rum Patriği Atalya’ya verdiği ferman bu hoşgörünün bir özeti şeklindedir. Burada patrikliğe bırakılan çok sayıda ibadethane, ziyaretgâh, türbe ve diğer kutsal yerler ile zeytinlik gibi gelir getirici alanların isimleri sayılmıştır. Yanı sıra gümrük ve muafiyetler ile “Rum Patriğinin diğer Hristiyan milletlere karşı önceliği haklarını eskiden olduğu gibi zapt ve tasarruf edip kendilerine diğer milletlerin müdahale etmemesi” hususları da özellikle belirtilmiştir (BOA, A.DVNS.KLS.d. 8: 7; BOA, A.DVNS.KLS.d. 10: 7; BOA, TS.MA.d. 7016: vr.6; DAB, 2019: 62-63).
Yavuz Sultan Selim, 9 Kasım 1517 tarihinde Ermeni Patriği III. Serkis’e verdiği fermanda da benzer bir yol izlemiştir. Hz. Ömer ve Selâhaddîn-i Eyyûbî dönemlerinden bu yana Ermenilere tanınan kilise, manastır imtiyazları eskiden olduğu gibi Ermeni Patrikliğine ve ona bağlı olan Süryani, Habeş ve Kıpti kiliseleri Patrikliğin tasarrufuna bırakılmıştır. Yine bazı kutsal alanlar, yaşam alanları ve gelir getirici mülkler de bu kapsamda zikredilmiştir. Fermanda bu imtiyaza müdahale edilemeyeceği ve mezkûr hususları Yavuz Sultan Selim’den sonra gelecek olanların, devlet erkanından ve görevlilerden hiç kimsenin değiştirmeye teşebbüs etmemesi gerektiği de belirtilmiştir【2】 (BOA, TS.MA.e 686-13; Ercan, 1988: 15-17).
İslam tarihinde, Müslümanların fethettikleri bölgelerde gayrimüslimlere tanıdığı haklar özellikle fermanlarla belgelenmiştir. Hz. Ömer’in Kudüs’ün fethi sonrasında verdiği Emanname Kudüs özelinde İslam inancının gereği olan bu geleneği başlatmış, gayrimüslimlerin can, mal ve ibadet özgürlüklerini güvence altına alarak dini hoşgörünün somut bir örneğini oluşturmuştur. Sonrasında Kudüs’e hâkim olan Müslüman liderler gibi Yavuz Sultan Selim de aynı durumu sürdürmüş ve yayınladığı fermanlarla şehrin 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti boyunca çok dinli yapısını barış içinde korumuştur. Bugün işgalci İsrail’in tek tipçi politikaları karşısında, İslam tarihinin bu çoğulcu ve kapsayıcı yaklaşımının ne denli değerli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Yavuz Sultan Selim Fermanı’nın sureti Osmanlı Arşivi, Kilise Defteri, No: 8
BOA, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bab-ı Asafi Divan-ı Hümâyûn Sicilleri Kilise Defterleri (A.DVNS. KLS.d.), 10, s. 7. BOA, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bab-ı Asafi Divan-ı Hümâyûn Sicilleri Kilise Defterleri, (A.DVNS. KLS.d.) 8, s. 7. BOA, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Defter, (TS.MA.d.) 7016 BOA, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Evrak, (TS.MA.e) 686-13. DAB (2019). Kudüs’te Hristiyan Mezhep ve Milletlerin İdaresi. İstanbul: Devlet Arşivleri Başkanlığı Yayın no: 2. Emecen, Feridun (2013). Yavuz Sultan Selim. İstanbul: Hazine Yay.
Ercan, Yavuz (1998). Kudüs Ermeni Patrikhanesi. Ankara: TTK Yayınları. Tansel, Selahattin (2020). Yavuz Sultan Selim. Ankara: TTK Yayınları.
[1]
Bkz. Emanname ; Hz. Ömer ; Kıyame Kilisesi ; Kudüs’ün Fethi ; Kudüs’ün Fetihleri ; Selâhaddîn-i Eyyûbî
[2]
Bkz. Kudüs Ermenileri
| apa | Uğurlu, M. (2026). Yavuz Sultan Selim Fermanı. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1607-1609) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Uğurlu, Muhammed. “Yavuz Sultan Selim Fermanı”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1607-1609. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Yavuz Sultan Selim Fermanı" maddesi için tartışma başlatın