
ORCID ID
0000-0003-0230-6460
15 Kasım 1988 tarihinde Cezayir’de toplanan Filistin Ulusal Konseyi (FUK), Filistin’in kurulduğunu “Bağımsızlık Bildirgesi” ile duyurmuştur. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideriYasir Arafat’ın okuduğu ve Filistin milli şairi Mahmûd Derviş tarafından yazılan bu bildirge ile başkentiKudüsolan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulduğu ilan edilmiştir. Dolayısıyla 15 Kasım Filistin’in Bağımsızlık günü olarak her yıl kutlanmaktadır (Khalidi, 1990: 29).Bağımsızlık Bildirgesi, 1987 yılında başlayan ve “Birinci İntifada” olarak bilinen halk ayaklanmasının yarattığı siyasi atmosferin doğrudan bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Filistin toplumu, İsrail işgaline karşı geniş tabanlı bir sivil direniş sergilemiş, işgal altındaki topraklarda yaşanan baskılar, ayrımcılık ve temel haklardan yoksunluk hali【1】 bağımsızlık taleplerini daha da güçlendirmiştir. Aynı zamanda Ürdün’ün Batı Şeria üzerindeki hak iddialarından resmi olarak feragat etmesi, Filistin ulusal hareketinin elini güçlendirmiş ve FKÖ’ye daha geniş bir diplomatik alan açılmıştır (Said, 1989).15 Kasım 1988’de ilan edilen Bağımsızlık Bildirisi, Filistin Devleti’nin siyasi vizyonunu çerçeveleyen temel bir metin niteliğindedir. Bildiride, FKÖ ilk kez 1947 tarihli BM’nin 181 sayılı Taksim Planı’nı kabul ettiğini açıklamış【2】 ve Filistin toprakları üzerinde Arap ve Yahudi devletlerinin yan yana varlığını ilkesel düzeyde onaylamıştır. Bildiri, aynı zamanda BM’nin 242【3】 ve 338 sayılı kararlarına atıfla Filistin Devleti’nin sınırlarını, 1967 öncesi sınırlarına dayandırarak Kudüs’ün doğusu, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ni kapsayan bölgeler olarak tanımlamıştır. Bu çerçevede iki devletli çözüm ilkesi resmi düzeyde ilk kez kabul edilmiş ve uluslararası topluma iş birliği çağrısında bulunulmuştur. Siyasi çözüm ve diplomatik yollarla bağımsızlık arayışını temel alan bu yaklaşım, bildirinin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda barışçıl bir siyasi duruşu da temsil ettiğini göstermektedir. Bildiride silahlı mücadeleye atıf yapılmamış, bunun yerine BM kararlarına dayalı uluslararası bir barış konferansı düzenlenmesi çağrısında bulunulmuştur (Khalidi, 1990: 36). Bu yönüyle bildiri, Filistin hareketi içinde tarihsel bir kırılmaya işaret etmiş ve ilk kez açık biçimde barışçıl çözüm, diyalog ve karşılıklı tanınmaya dayalı bir politika önerilmiştir (Said, 1989). Bu gelişmelerin ardından, ABD ile FKÖ arasında resmi temaslar başlamış, Filistin bir devlet olarak kısa sürede birçok ülke tarafından tanınmıştır.Her ne kadar 1988 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi, uluslararası toplumun geniş kesimleri tarafından Filistin halkının devlet kurma iradesini teyit eden önemli bir siyasi adım olarak görülse de Virginia Tilley’nin analizine göre de bu ilan fiilî bir devlet kurulması için İsrail’in işgal politikası ve barışı istemeyen tutumundan dolayı, yeterli olmamıştır (Tilley, 2010). Takip eden yıllarda başlatılan Oslo Süreci, Filistin meselesine diplomatik bir çözüm umudu doğursa da süreçFilistinlilerin temel haklarının güvence altına alınması ve egemen, bağımsız bir devletin inşası açısından kalıcı sonuçlar üretmekten uzak kalmıştır.İsrail’in kendi işgali altındaki topraklarda sürdürdüğü gasp (yasa dışı yerleşim) politikaları,uluslararası hukukun açık ihlali niteliğinde olup, hem Filistinli sivillerin günlük yaşam koşullarını ağırlaştırmakta hem de olası bir Filistin Devleti’nin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldırmaktadır. Buna ek olarak, Filistin siyasi yapısındaki iç bölünmeler ve Gazze ile Batı Şeria arasındaki yönetimsel ayrışma, ulusal birliğin zayıflamasına neden olmuş ve Filistin davasını hem Arap dünyasında hem de küresel düzeyde kırılgan bir pozisyona itmiştir.Uluslararası aktörlerin zaman zaman sergilediği çifte standartlı yaklaşımlar ve çözüm üretmekten uzak tutumlar Filistin halkının uzun süredir maruz kaldığı tarihsel adaletsizliğin devam etmesine neden olmuştur. Bu bağlamda 1988’de ilan edilen bağımsızlık, günümüzde hala işgal, yerinden edilme, temel haklara erişememe ve siyasi temsilde sınırlılık gibi yapısal mağduriyetlerin gölgesinde kalmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında Filistin Bağımsızlık Günü, sadece bir siyasal beyanın yıl dönümü olmanın ötesinde Filistin halkının tarih boyunca maruz kaldığı soykırım, işgal ve eşitsizliklere karşı sürdürdüğü direnişin ve kolektif hafızasını koruma【4】 iradesinin bir simgesi haline gelmiştir. Her yıl 15 Kasım’da kutlanan Filistin Bağımsızlık Günü, Filistin halkının ulusal kimliğini muhafaza etme, kendi kaderini tayin hakkına sahip çıkma ve uluslararası toplumun vicdanına seslenme iradesinin sürekliliğini temsil etmektedir.
15 Kasım 1988 tarihinde Cezayir’de toplanan Filistin Ulusal Konseyi (FUK), Filistin’in kurulduğunu “Bağımsızlık Bildirgesi” ile duyurmuştur. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideriYasir Arafat’ın okuduğu ve Filistin milli şairi Mahmûd Derviş tarafından yazılan bu bildirge ile başkentiKudüsolan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulduğu ilan edilmiştir. Dolayısıyla 15 Kasım Filistin’in Bağımsızlık günü olarak her yıl kutlanmaktadır (Khalidi, 1990: 29).
Bağımsızlık Bildirgesi, 1987 yılında başlayan ve “Birinci İntifada” olarak bilinen halk ayaklanmasının yarattığı siyasi atmosferin doğrudan bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Filistin toplumu, İsrail işgaline karşı geniş tabanlı bir sivil direniş sergilemiş, işgal altındaki topraklarda yaşanan baskılar, ayrımcılık ve temel haklardan yoksunluk hali【1】 bağımsızlık taleplerini daha da güçlendirmiştir. Aynı zamanda Ürdün’ün Batı Şeria üzerindeki hak iddialarından resmi olarak feragat etmesi, Filistin ulusal hareketinin elini güçlendirmiş ve FKÖ’ye daha geniş bir diplomatik alan açılmıştır (Said, 1989).
15 Kasım 1988’de ilan edilen Bağımsızlık Bildirisi, Filistin Devleti’nin siyasi vizyonunu çerçeveleyen temel bir metin niteliğindedir. Bildiride, FKÖ ilk kez 1947 tarihli BM’nin 181 sayılı Taksim Planı’nı kabul ettiğini açıklamış【2】 ve Filistin toprakları üzerinde Arap ve Yahudi devletlerinin yan yana varlığını ilkesel düzeyde onaylamıştır. Bildiri, aynı zamanda BM’nin 242【3】 ve 338 sayılı kararlarına atıfla Filistin Devleti’nin sınırlarını, 1967 öncesi sınırlarına dayandırarak Kudüs’ün doğusu, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ni kapsayan bölgeler olarak tanımlamıştır. Bu çerçevede iki devletli çözüm ilkesi resmi düzeyde ilk kez kabul edilmiş ve uluslararası topluma iş birliği çağrısında bulunulmuştur. Siyasi çözüm ve diplomatik yollarla bağımsızlık arayışını temel alan bu yaklaşım, bildirinin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda barışçıl bir siyasi duruşu da temsil ettiğini göstermektedir. Bildiride silahlı mücadeleye atıf yapılmamış, bunun yerine BM kararlarına dayalı uluslararası bir barış konferansı düzenlenmesi çağrısında bulunulmuştur (Khalidi, 1990: 36). Bu yönüyle bildiri, Filistin hareketi içinde tarihsel bir kırılmaya işaret etmiş ve ilk kez açık biçimde barışçıl çözüm, diyalog ve karşılıklı tanınmaya dayalı bir politika önerilmiştir (Said, 1989). Bu gelişmelerin ardından, ABD ile FKÖ arasında resmi temaslar başlamış, Filistin bir devlet olarak kısa sürede birçok ülke tarafından tanınmıştır.
Her ne kadar 1988 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi, uluslararası toplumun geniş kesimleri tarafından Filistin halkının devlet kurma iradesini teyit eden önemli bir siyasi adım olarak görülse de Virginia Tilley’nin analizine göre de bu ilan fiilî bir devlet kurulması için İsrail’in işgal politikası ve barışı istemeyen tutumundan dolayı, yeterli olmamıştır (Tilley, 2010). Takip eden yıllarda başlatılan Oslo Süreci, Filistin meselesine diplomatik bir çözüm umudu doğursa da süreçFilistinlilerin temel haklarının güvence altına alınması ve egemen, bağımsız bir devletin inşası açısından kalıcı sonuçlar üretmekten uzak kalmıştır.
İsrail’in kendi işgali altındaki topraklarda sürdürdüğü gasp (yasa dışı yerleşim) politikaları,uluslararası hukukun açık ihlali niteliğinde olup, hem Filistinli sivillerin günlük yaşam koşullarını ağırlaştırmakta hem de olası bir Filistin Devleti’nin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldırmaktadır. Buna ek olarak, Filistin siyasi yapısındaki iç bölünmeler ve Gazze ile Batı Şeria arasındaki yönetimsel ayrışma, ulusal birliğin zayıflamasına neden olmuş ve Filistin davasını hem Arap dünyasında hem de küresel düzeyde kırılgan bir pozisyona itmiştir.
Uluslararası aktörlerin zaman zaman sergilediği çifte standartlı yaklaşımlar ve çözüm üretmekten uzak tutumlar Filistin halkının uzun süredir maruz kaldığı tarihsel adaletsizliğin devam etmesine neden olmuştur. Bu bağlamda 1988’de ilan edilen bağımsızlık, günümüzde hala işgal, yerinden edilme, temel haklara erişememe ve siyasi temsilde sınırlılık gibi yapısal mağduriyetlerin gölgesinde kalmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında Filistin Bağımsızlık Günü, sadece bir siyasal beyanın yıl dönümü olmanın ötesinde Filistin halkının tarih boyunca maruz kaldığı soykırım, işgal ve eşitsizliklere karşı sürdürdüğü direnişin ve kolektif hafızasını koruma【4】 iradesinin bir simgesi haline gelmiştir. Her yıl 15 Kasım’da kutlanan Filistin Bağımsızlık Günü, Filistin halkının ulusal kimliğini muhafaza etme, kendi kaderini tayin hakkına sahip çıkma ve uluslararası toplumun vicdanına seslenme iradesinin sürekliliğini temsil etmektedir.
Khalidi, Rashid (1990). “The Resolutions of the 19th Palestine National Council”. Journal of Palestine Studies 19 (2), 29–42.
Said, Edward W. (1989) “From Intifada to Independence” Middle East Report 158. Erişim Tarihi: 15.05.2025, https://merip.org/1989/05/from-intifada-to-independence/.
Tilley, Virginia (2010). “A Palestinian Declaration of Independence: Implications for Peace”.Middle East Policy, 17 (1), 52-67.
[1]
Bkz. İnsan Hakları; İnsan Hakları İhlalleri
[2]
Bkz. BM Taksim Kararı
[3]
Bkz. 242 Sayılı Karar
[4]
Bkz. Kültürel Miras; Kültürel Mirasın Korunması
| apa | Toçoğlu, F. Z. (2026). Bağımsızlık Günü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 192-193) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Toçoğlu, Fatma Zehra. “Bağımsızlık Günü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 192-193. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Bağımsızlık Günü" maddesi için tartışma başlatın