
ORCID ID
0000-0003-4999-1688
Çifte standart, ahlaki bir ilkenin bir gruba diğerlerine göre daha katı şekilde uygulanması, benzer veya aynı olan iki şeyin farklı standartlarla değerlendirilmesi, prensipte aynı olan durumlar için farklı prensipler dizisinin söz konusu olması, bir gruba ötekilerden daha fazla serbestlik tanınması gibi anlamlarda kullanılmaktadır. En basit şekliyle adalet ve eşitlik gibi ilkelere aykırı bir uygulama olarak tanımlanabilir. Çifte standart genellikle bir iç grup-dış grup (bizden-onlardan) ayrımı ortaya çıktığında görülür. Çünkü genel durumlarla örtüştüğü kabul edilen ahlaki ilkeler, arzu edilen bir ahlaki yargıyla ilişkilendirilerek seçici olarak uygulanmaktadır (Uhlmann vd., 2009: 484).Çifte standartın tanımlanması nispeten kolaydır ancak başka söylem, kavram ve neolojizmler içine gizlendiğinde varlığını sezinlemek zordur. Örneğin Aziz Augustine, kendisini yakalayıp “Denizleri taciz etmeye nasıl cesaret edersin?” diye soran Büyük İskender’e “Bütün dünyayı hangi hakla taciz edersin?” diye cevap veren korsanın hikâyesini anlatır. Korsan, “Ben bunu küçük bir gemiyle yaptığım için hırsız, sen büyük bir donanmayla yaptığın için imparator deniliyor” diyerek çifte standarta dikkat çekmiştir. Çarpıcı bir örnek de Kuveyt’in işgali ile ilgilidir: Irak’ın işgali agresyon (saldırganlık) olarak nitelendirilirken İsrail’in Filistin topraklarındaki işgal faaliyetleri【1】 meşru müdafaa olarak adlandırılmaktadır (Chomsky, 2002: vii).Çifte standart politikaları, uluslararası kuruluşlar tarafından dayanaklı delil ve tanıklıklar temelinde belirlenen engel ve tehditlerin göz ardı edilmesine olanak tanır. Önemli çifte standart uygulamalarından biri de nükleer silahların yaygınlaşmasını engellemeye dönük politikalarda Batı’nın İran’a karşı yürüttüğü girişimlerde karşımıza çıkmaktadır (Bsaikri, 2009). İsrail 1950’lerden bu yana Nükleer Silahların Yaygınlaşmasının Önlenmesi Antlaşmasını imzalamamakta, Uluslararası Atom Enerji Kurumunun kendi nükleer tesislerine girişine engel olmakta, kendi nükleer programını gizlemekte buna rağmen hiçbir yaptırımla karşılaşmamakta, aksine Batı dünyasınca desteklenmektedir. İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğu bilindiği halde İran’ın nükleer silahlara sahip olma ihtimali ve barışa yönelik tehdit algısı abartılmaktadır. Ortada gerçek bir durum olmamasına karşın İran’a varsayımlara dayanarak kapsamlı bir ambargo uygulanmakta ve hatta askeri müdahale ihtimali tartışılmaktadır.Uluslararası kuruluşlarca dünyanın en saldırgan devletlerinden biri olarak tanımlanmasına; 1967’den bu yana Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını BM’in 242【2】 ve 338 sayılı kararlarına göre illegal bir şekilde işgal etmesine; uluslararası toplumun Filistin topraklarındaki işgalini sonlandıracak her barışçıl çözüme karşı çıkmasına; insan hakları örgütlerince belgelenen sivillere yönelik katliam işlemesine; uluslararası savaş suçu teşkil eden yasaklanmış silahlar kullanmasına; sözde güvenlik operasyonlarında Filistinlileri canlı kalkan olarak kullanmasına; işlediği hukuksuz tutuklama, suikast ve işkence suçlarına; insani yardım konvoylarına düzenlediği saldırılara; yıllardır 2,2 milyon Gazzeli’yi abluka ve kuşatma altında tutmasına kısacası Cenevre sözleşmesi dâhil her uluslararası sözleşmeye aykırı fiillerine ve yapılan uluslararası kamuoyu yoklamalarına göre dünya barışını en fazla tehdit eden ülkelerin başında gelmesine rağmen, İsrail ABD【3】, İngiltere, Fransa, Almanya başta olmak üzere birçok batı ülkesinin neredeyse koşulsuz desteğine sahiptir【4】. Oysa Filistin halkı temel insan haklarından muhrumdur.Eş zamanlı olarak gerçekleşen Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları dikkate alındığında Avrupa devletlerinin uyguladıkları farklı tutumlar, çifte standartın diğer bir örneğidir. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant bir basın toplantısında alenen, “Gazze Şeridi’nin tamamen kuşatılması emrini verdim. Elektrik olmayacak, yiyecek olmayacak, yakıt olmayacak, her şey kapalı… İnsan hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket ediyoruz” diyecek kadar ileri gitmiştir【5】. Filistin halkına gerekli yardımların yapılmaması ve İsrail’in saldırılarının desteklenmesi, Ukrayna’ya yapılan milyarlarca dolar yardım ve Rusya’ya daha askerleri Ukrayna topraklarına girmeden uygulamaya konulan ağır yaptırım kararları uluslararası arenada karşılaşılan en belirgin çifte standartlardan biridir. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin 2023-24 Gazze direnişinde İsrail’e verdiği koşulsuz destek, bu çifte standart uygulamasını daha da perçinlemiştir【6】 (Bayoumi, 2023).İsrail’in Filistin halkına yönelik aşırı güç kullanımına bakıldığında Avrupa devletlerinin yaklaşımlarında gözle görülür bir şekilde farklı davranışlar sergilediği ortaya çıkmaktadır. Filistin halkına yönelik yardımların sınırlı olması, gelen yardımların hukuksuz bir şekilde engellenmesi ve bu hukuksuz duruma karşı bir yaptırım uygulanmaması çifte standartın en açık göstergeleridir【7】. Sadece güçlü batılı devletler değil aynı şekilde belli özel amaçlar için kurulan (hatta insan haklarına duyarlı olduğuna dair propaganda yapan) bazı sivil toplum örgütleri de bu uygulamaların birer parçası olabilmektedir. Örneğin Amerika Merkezli Freedom House gibi uluslararası itibara sahip olduğu düşünülen bir sivil toplum örgütü (ulusal ve uluslararası pek çok eleştirmenin aksi görüşüne karşın) 2013 yılı raporunda İsrail’i Ortadoğu’da tek özgür ülke olarak lanse etmiş【8】, Filistinlilere karşı yapılan tüm insanlık dışı muameleleri görmezden gelerek çifte standartın bir parçası olmuştur (Kainon, 2013).
Çifte standart, ahlaki bir ilkenin bir gruba diğerlerine göre daha katı şekilde uygulanması, benzer veya aynı olan iki şeyin farklı standartlarla değerlendirilmesi, prensipte aynı olan durumlar için farklı prensipler dizisinin söz konusu olması, bir gruba ötekilerden daha fazla serbestlik tanınması gibi anlamlarda kullanılmaktadır. En basit şekliyle adalet ve eşitlik gibi ilkelere aykırı bir uygulama olarak tanımlanabilir. Çifte standart genellikle bir iç grup-dış grup (bizden-onlardan) ayrımı ortaya çıktığında görülür. Çünkü genel durumlarla örtüştüğü kabul edilen ahlaki ilkeler, arzu edilen bir ahlaki yargıyla ilişkilendirilerek seçici olarak uygulanmaktadır (Uhlmann vd., 2009: 484).
Çifte standartın tanımlanması nispeten kolaydır ancak başka söylem, kavram ve neolojizmler içine gizlendiğinde varlığını sezinlemek zordur. Örneğin Aziz Augustine, kendisini yakalayıp “Denizleri taciz etmeye nasıl cesaret edersin?” diye soran Büyük İskender’e “Bütün dünyayı hangi hakla taciz edersin?” diye cevap veren korsanın hikâyesini anlatır. Korsan, “Ben bunu küçük bir gemiyle yaptığım için hırsız, sen büyük bir donanmayla yaptığın için imparator deniliyor” diyerek çifte standarta dikkat çekmiştir. Çarpıcı bir örnek de Kuveyt’in işgali ile ilgilidir: Irak’ın işgali agresyon (saldırganlık) olarak nitelendirilirken İsrail’in Filistin topraklarındaki işgal faaliyetleri【1】 meşru müdafaa olarak adlandırılmaktadır (Chomsky, 2002: vii).
Çifte standart politikaları, uluslararası kuruluşlar tarafından dayanaklı delil ve tanıklıklar temelinde belirlenen engel ve tehditlerin göz ardı edilmesine olanak tanır. Önemli çifte standart uygulamalarından biri de nükleer silahların yaygınlaşmasını engellemeye dönük politikalarda Batı’nın İran’a karşı yürüttüğü girişimlerde karşımıza çıkmaktadır (Bsaikri, 2009). İsrail 1950’lerden bu yana Nükleer Silahların Yaygınlaşmasının Önlenmesi Antlaşmasını imzalamamakta, Uluslararası Atom Enerji Kurumunun kendi nükleer tesislerine girişine engel olmakta, kendi nükleer programını gizlemekte buna rağmen hiçbir yaptırımla karşılaşmamakta, aksine Batı dünyasınca desteklenmektedir. İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğu bilindiği halde İran’ın nükleer silahlara sahip olma ihtimali ve barışa yönelik tehdit algısı abartılmaktadır. Ortada gerçek bir durum olmamasına karşın İran’a varsayımlara dayanarak kapsamlı bir ambargo uygulanmakta ve hatta askeri müdahale ihtimali tartışılmaktadır.
Uluslararası kuruluşlarca dünyanın en saldırgan devletlerinden biri olarak tanımlanmasına; 1967’den bu yana Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını BM’in 242【2】 ve 338 sayılı kararlarına göre illegal bir şekilde işgal etmesine; uluslararası toplumun Filistin topraklarındaki işgalini sonlandıracak her barışçıl çözüme karşı çıkmasına; insan hakları örgütlerince belgelenen sivillere yönelik katliam işlemesine; uluslararası savaş suçu teşkil eden yasaklanmış silahlar kullanmasına; sözde güvenlik operasyonlarında Filistinlileri canlı kalkan olarak kullanmasına; işlediği hukuksuz tutuklama, suikast ve işkence suçlarına; insani yardım konvoylarına düzenlediği saldırılara; yıllardır 2,2 milyon Gazzeli’yi abluka ve kuşatma altında tutmasına kısacası Cenevre sözleşmesi dâhil her uluslararası sözleşmeye aykırı fiillerine ve yapılan uluslararası kamuoyu yoklamalarına göre dünya barışını en fazla tehdit eden ülkelerin başında gelmesine rağmen, İsrail ABD【3】, İngiltere, Fransa, Almanya başta olmak üzere birçok batı ülkesinin neredeyse koşulsuz desteğine sahiptir【4】. Oysa Filistin halkı temel insan haklarından muhrumdur.
Eş zamanlı olarak gerçekleşen Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları dikkate alındığında Avrupa devletlerinin uyguladıkları farklı tutumlar, çifte standartın diğer bir örneğidir. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant bir basın toplantısında alenen, “Gazze Şeridi’nin tamamen kuşatılması emrini verdim. Elektrik olmayacak, yiyecek olmayacak, yakıt olmayacak, her şey kapalı… İnsan hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket ediyoruz” diyecek kadar ileri gitmiştir【5】. Filistin halkına gerekli yardımların yapılmaması ve İsrail’in saldırılarının desteklenmesi, Ukrayna’ya yapılan milyarlarca dolar yardım ve Rusya’ya daha askerleri Ukrayna topraklarına girmeden uygulamaya konulan ağır yaptırım kararları uluslararası arenada karşılaşılan en belirgin çifte standartlardan biridir. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin 2023-24 Gazze direnişinde İsrail’e verdiği koşulsuz destek, bu çifte standart uygulamasını daha da perçinlemiştir【6】 (Bayoumi, 2023).
İsrail’in Filistin halkına yönelik aşırı güç kullanımına bakıldığında Avrupa devletlerinin yaklaşımlarında gözle görülür bir şekilde farklı davranışlar sergilediği ortaya çıkmaktadır. Filistin halkına yönelik yardımların sınırlı olması, gelen yardımların hukuksuz bir şekilde engellenmesi ve bu hukuksuz duruma karşı bir yaptırım uygulanmaması çifte standartın en açık göstergeleridir【7】. Sadece güçlü batılı devletler değil aynı şekilde belli özel amaçlar için kurulan (hatta insan haklarına duyarlı olduğuna dair propaganda yapan) bazı sivil toplum örgütleri de bu uygulamaların birer parçası olabilmektedir. Örneğin Amerika Merkezli Freedom House gibi uluslararası itibara sahip olduğu düşünülen bir sivil toplum örgütü (ulusal ve uluslararası pek çok eleştirmenin aksi görüşüne karşın) 2013 yılı raporunda İsrail’i Ortadoğu’da tek özgür ülke olarak lanse etmiş【8】, Filistinlilere karşı yapılan tüm insanlık dışı muameleleri görmezden gelerek çifte standartın bir parçası olmuştur (Kainon, 2013).
Bayoumi, Moustafa (2023). “The Double Standard with Israel and Palestine Leaves Us in Moral Darkness”. The Guardian. Erişim Tarihi: 26.02.2025, https://www.theguardian.com/world/2023/oct/11/israel-palestine-war-biden-zelenskiy.
Bsaikri, Senussi (2009). “Western Double Standards: Israel vs Iran”. Middle East Monitor. Erişim Tarihi: 29.07.2025, file:///C:/Users/Hp/Downloads/western-double-standards-iran-vs-israel-senussi-bsaikri.pdf.
Chomsky, Noam (2002). Pirates and Emperors, Old and New. Cambridge: South End Press.
Kainon, Herb (2013). “US Watchdog: Israel is Mideast’s Only ‘Free’ State”. The Jerusalem Post. Erişim Tarihi: 26.02.2025, https://www.jpost.com/national-news/us-watchdog-israel-is-mideasts-only-free-state.
Uhlmann, E. L.; Pizarro, D. A.; Tannenbaum, D. & Ditto, P. H. (2009). “The Motivated Use of Moral Principles”. Judgment and Decision Making, 4, 476-491.
[1]
İsrail’in işgal faaliyetleri için bkz. İsrail İşgalciliği; Siyonist Gaspçı; Siyonist İşgal
[2]
Bkz. 242 Sayılı Karar
[3]
ABD’nin İsrail yanlısı tutumu için bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi
[4]
İsrail’e koşulsuz destek veren iki ABD başkanı Joe Biden; Ursula von der Leyen’in tutumları hakkında bkz. Genocide Joe ve Frau Genocide
[5]
Bkz. İnsandışılaştırma
[6]
Bkz. Ahlaki İkiyüzlülük
[7]
Bkz. İnsani Şimdi; Öldüren Yardım
[8]
Örneğin İsrail’in Ortadoğu’nun tek demokrasisi olduğu iddiası da sıklıkla vurgulanır. Ancak demokrasi, eşitlik temellidir ve İsrail’in Apartheid sistemi düşünülünce çağdaş demokrasilerle bağdaşmadığı görülür. Ayrıntılar için bkz. İsrail Demokrasisi
| apa | Ok, F. (2026). Çifte Standart. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 314-316) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Ok, Fırat. “Çifte Standart”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 314-316. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Çifte Standart" maddesi için tartışma başlatın