
ORCID ID
0000-0003-4668-7920
1967-1994 yılları arasında Filistin ticaret politikası tamamen İsrail’in belirlediği kurallara tabiydi; İsrail’in uyguladığı gümrük vergileri ve standartlar Batı Şeria ve Gazze için de geçerliydi. Durumu değiştiren Ekonomik İlişkiler Protokolü, diğer bir adıyla da Paris Protokolü, İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında 29 Nisan 1994’te imzalanmıştır. Batı Şeria ile Gazze’nin ticaret politikasına yön veren yeni ilkeler bu protokol ile belirlenmiştir. Protokol, 1995’te Oslo Anlaşması’nın Ek 5’i olarak da kabul edilmiş; emek, ticaret ilişkileri, para ve mali konular olmak üzere dört alanı düzenlemiştir (PLO-NAD, 2016).Paris Protokolü, İsrail ile Filistin Yönetimi arasında geçici dönem ekonomik ilişkileri belirleyen çerçeve anlaşmadır. Gümrük birliği modeli benimsenmiş, bu da ekonomik sınırların kaldırılması ve Filistin ekonomisinin İsrail’e bağımlılığının sürmesi anlamına gelmiştir. İsrail, ithalat vergilerini toplamakta ve yalnızca Filistin’e yönelik olanları Filistin Yönetimine aktarmaktadır. Ayrıca Katma Değer Vergisi (KDV) de benzer şekilde aylık olarak Filistin’e devredilmelidir. Filistin tarafı, İsrail’in iş gücü akışını kısıtlama tehdidi nedeniyle bu modele itiraz edememiştir. Protokol, Filistin’e bazı mali ve ekonomik yetkiler tanımış olsa da dış ticaret, limanlar ve sınır kapıları üzerindeki kontrol tamamen İsrail’de kalmıştır. Böyle olunca İsrail, zaman zaman vergi transferlerini durdurarak Filistin Yönetimi’ne ekonomik baskı uygulamaktadır【1】.1994-1997 arasında sık sık uygulanan kapsamlı kapatmalar, Filistin’in ticaretini ve İsrail’de çalışan işçilerin gelirini büyük ölçüde azaltmış, yoksulluk ve işsizliği artırmıştır. Paris Protokolü, İkinci İntifada ve 2005 Gazze’den çekilme sonrası değişmemiş, 2012’de bazı teknik düzenlemelerle güncellenmiştir (B’tselem, t.y.).Paris Protokolü, Oslo Anlaşması’nın öngördüğü sınırlı özerklik çerçevesine rağmen, Filistinlilere beklenenden daha geniş ekonomik yetkiler tanımıştır. Filistin tarafı, bazı temel gıda ve sanayi ürünlerinde kendi ithalat politikalarını belirleme, tarifeleri ve standartları saptama hakkı kazanmıştır. Ayrıca, kendi para otoritelerini kurarak bankaları denetleme ve dış ödemeleri yönetme imkânı elde etmiştir【2】. KDV sistemi İsrail’e yakın kalsa da bu vergiyle bütçe gelirlerinin önemli bir kısmı karşılanabilir hale gelmiştir. İsrail’e ihracatta büyük ölçüde serbesti sağlanmış, sadece sınırlı sayıda tarım ürünü için geçici kısıtlar getirilmiştir. Ancak iş gücü akışı ve Ürdün ile özel ilişkiler gibi konular protokolde göz ardı edilmiştir (Abed, 1994).Bunun yanı sıra, Paris Protokolü, Filistin tarafının ekonomik özerklik, bölgesel ticaret dengesi kurma ve bağımsız devlet altyapısını oluşturma hedefleriyle müzakere ettiği bir çerçevedir. Protokol, Batı Şeria ve Gazze’nin birleşik bir ekonomik yapı altında gelişmesini amaçlamış; ithalat, ihracat, maliye, para politikası ve çalışma hayatı gibi alanlarda çeşitli düzenlemeler getirmiştir. Filistin tarafına bazı gıda, yapı malzemeleri ve sanayi ürünleri için ithalat politikası belirleme ve kendi gümrük noktalarında denetim yapma hakkı tanınmıştır【3】. Ayrıca Arap ülkeleri ve diğer ülkelerle ticaret olanakları genişletilmiştir. Ancak İsrail’le gümrük birliği sistemi nedeniyle dış ticaret yine büyük ölçüde İsrail kontrolünde kalmış, fiyatlar ve ürün çeşitliliği sınırlanmıştır. Protokol, Kudüs’ü dışlayarak Batı Şeria-Gazze bağlantısını zayıflatmış, 100’den fazla ürünün ithalatına güvenlik ve sağlık gerekçeleriyle yasaklar getirmiştir. Ayrıca ithalat standartlarını ve ticaret hacmini sınırlayan teknik düzenlemeler getirilmiş, Mısır ve Ürdün’le ticaret koşulları A1 ve A2 listeleriyle daraltılmıştır (The Interactive Encyclopedia of the Palestine Question, t.y.).Paris Protokolü, 1994’te geçici bir düzenleme olarak imzalanmış olsa da günümüzde hâlâ Filistin ile İsrail arasındaki ekonomik ilişkileri belirleyen temel çerçeve olmaya devam etmektedir. Gümrük birliği modeline dayanan bu protokol, Filistin’in dış ticaretini, ithalat vergilerini ve ekonomik hareketliliğini büyük ölçüde İsrail’in kontrolüne bırakmıştır. İsrail, topladığı ithalat vergilerini Filistin Yönetimine aktarmakta, ancak zaman zaman bu transferleri siyasi baskı aracı olarak geciktirmekte ya da durdurmaktadır【4】. Bu durum, Filistin’in mali yapısını kırılgan hâle getirirken kamu maaşları gibi temel harcamaların da aksamasına yol açmaktadır (Arafeh, 2018). Protokol, Filistin’e bazı vergi ve para politikalarında sınırlı yetkiler tanımış olsa da ithalat listeleri, standartlar ve dış ticaret güzergâhları hâlâ büyük ölçüde İsrail tarafından belirlenmektedir. Filistin Yönetimi, uzun süredir Paris Protokolü’nün ekonomik bağımsızlığı engellediğini ve artık güncellenmesi ya da iptal edilmesi gerektiğini savunmaktadır. 2012’de bazı teknik düzeltmeler yapılsa da yapısal reform gerçekleşmemiştir. Dünya Bankası ve diğer uluslararası aktörler de mevcut protokolün Filistin’in kalkınmasını sınırlandırdığına dikkat çekmektedir (el-Khafif vd., 2014). Sonuç olarak, Paris Protokolü hâlen yürürlükte olsa da Filistin tarafı açısından eşitsiz ve bağımlı bir ekonomik ilişkiyi sürdürmenin aracı olmuştur.
1967-1994 yılları arasında Filistin ticaret politikası tamamen İsrail’in belirlediği kurallara tabiydi; İsrail’in uyguladığı gümrük vergileri ve standartlar Batı Şeria ve Gazze için de geçerliydi. Durumu değiştiren Ekonomik İlişkiler Protokolü, diğer bir adıyla da Paris Protokolü, İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında 29 Nisan 1994’te imzalanmıştır. Batı Şeria ile Gazze’nin ticaret politikasına yön veren yeni ilkeler bu protokol ile belirlenmiştir. Protokol, 1995’te Oslo Anlaşması’nın Ek 5’i olarak da kabul edilmiş; emek, ticaret ilişkileri, para ve mali konular olmak üzere dört alanı düzenlemiştir (PLO-NAD, 2016).
Paris Protokolü, İsrail ile Filistin Yönetimi arasında geçici dönem ekonomik ilişkileri belirleyen çerçeve anlaşmadır. Gümrük birliği modeli benimsenmiş, bu da ekonomik sınırların kaldırılması ve Filistin ekonomisinin İsrail’e bağımlılığının sürmesi anlamına gelmiştir. İsrail, ithalat vergilerini toplamakta ve yalnızca Filistin’e yönelik olanları Filistin Yönetimine aktarmaktadır. Ayrıca Katma Değer Vergisi (KDV) de benzer şekilde aylık olarak Filistin’e devredilmelidir. Filistin tarafı, İsrail’in iş gücü akışını kısıtlama tehdidi nedeniyle bu modele itiraz edememiştir. Protokol, Filistin’e bazı mali ve ekonomik yetkiler tanımış olsa da dış ticaret, limanlar ve sınır kapıları üzerindeki kontrol tamamen İsrail’de kalmıştır. Böyle olunca İsrail, zaman zaman vergi transferlerini durdurarak Filistin Yönetimi’ne ekonomik baskı uygulamaktadır【1】.
1994-1997 arasında sık sık uygulanan kapsamlı kapatmalar, Filistin’in ticaretini ve İsrail’de çalışan işçilerin gelirini büyük ölçüde azaltmış, yoksulluk ve işsizliği artırmıştır. Paris Protokolü, İkinci İntifada ve 2005 Gazze’den çekilme sonrası değişmemiş, 2012’de bazı teknik düzenlemelerle güncellenmiştir (B’tselem, t.y.).
Paris Protokolü, Oslo Anlaşması’nın öngördüğü sınırlı özerklik çerçevesine rağmen, Filistinlilere beklenenden daha geniş ekonomik yetkiler tanımıştır. Filistin tarafı, bazı temel gıda ve sanayi ürünlerinde kendi ithalat politikalarını belirleme, tarifeleri ve standartları saptama hakkı kazanmıştır. Ayrıca, kendi para otoritelerini kurarak bankaları denetleme ve dış ödemeleri yönetme imkânı elde etmiştir【2】. KDV sistemi İsrail’e yakın kalsa da bu vergiyle bütçe gelirlerinin önemli bir kısmı karşılanabilir hale gelmiştir. İsrail’e ihracatta büyük ölçüde serbesti sağlanmış, sadece sınırlı sayıda tarım ürünü için geçici kısıtlar getirilmiştir. Ancak iş gücü akışı ve Ürdün ile özel ilişkiler gibi konular protokolde göz ardı edilmiştir (Abed, 1994).
Bunun yanı sıra, Paris Protokolü, Filistin tarafının ekonomik özerklik, bölgesel ticaret dengesi kurma ve bağımsız devlet altyapısını oluşturma hedefleriyle müzakere ettiği bir çerçevedir. Protokol, Batı Şeria ve Gazze’nin birleşik bir ekonomik yapı altında gelişmesini amaçlamış; ithalat, ihracat, maliye, para politikası ve çalışma hayatı gibi alanlarda çeşitli düzenlemeler getirmiştir. Filistin tarafına bazı gıda, yapı malzemeleri ve sanayi ürünleri için ithalat politikası belirleme ve kendi gümrük noktalarında denetim yapma hakkı tanınmıştır【3】. Ayrıca Arap ülkeleri ve diğer ülkelerle ticaret olanakları genişletilmiştir. Ancak İsrail’le gümrük birliği sistemi nedeniyle dış ticaret yine büyük ölçüde İsrail kontrolünde kalmış, fiyatlar ve ürün çeşitliliği sınırlanmıştır. Protokol, Kudüs’ü dışlayarak Batı Şeria-Gazze bağlantısını zayıflatmış, 100’den fazla ürünün ithalatına güvenlik ve sağlık gerekçeleriyle yasaklar getirmiştir. Ayrıca ithalat standartlarını ve ticaret hacmini sınırlayan teknik düzenlemeler getirilmiş, Mısır ve Ürdün’le ticaret koşulları A1 ve A2 listeleriyle daraltılmıştır (The Interactive Encyclopedia of the Palestine Question, t.y.).
Paris Protokolü, 1994’te geçici bir düzenleme olarak imzalanmış olsa da günümüzde hâlâ Filistin ile İsrail arasındaki ekonomik ilişkileri belirleyen temel çerçeve olmaya devam etmektedir. Gümrük birliği modeline dayanan bu protokol, Filistin’in dış ticaretini, ithalat vergilerini ve ekonomik hareketliliğini büyük ölçüde İsrail’in kontrolüne bırakmıştır. İsrail, topladığı ithalat vergilerini Filistin Yönetimine aktarmakta, ancak zaman zaman bu transferleri siyasi baskı aracı olarak geciktirmekte ya da durdurmaktadır【4】. Bu durum, Filistin’in mali yapısını kırılgan hâle getirirken kamu maaşları gibi temel harcamaların da aksamasına yol açmaktadır (Arafeh, 2018). Protokol, Filistin’e bazı vergi ve para politikalarında sınırlı yetkiler tanımış olsa da ithalat listeleri, standartlar ve dış ticaret güzergâhları hâlâ büyük ölçüde İsrail tarafından belirlenmektedir. Filistin Yönetimi, uzun süredir Paris Protokolü’nün ekonomik bağımsızlığı engellediğini ve artık güncellenmesi ya da iptal edilmesi gerektiğini savunmaktadır. 2012’de bazı teknik düzeltmeler yapılsa da yapısal reform gerçekleşmemiştir. Dünya Bankası ve diğer uluslararası aktörler de mevcut protokolün Filistin’in kalkınmasını sınırlandırdığına dikkat çekmektedir (el-Khafif vd., 2014). Sonuç olarak, Paris Protokolü hâlen yürürlükte olsa da Filistin tarafı açısından eşitsiz ve bağımlı bir ekonomik ilişkiyi sürdürmenin aracı olmuştur.
Abed, George T. (1994). “Developing the Palestinian Economy”. Journal of Palestine Studies, 23 (4), 41-51.
Arafeh, Nur (2018). Long Overdue: Alternatives to the Paris Protocol, February 27, 2018, Erişim Tarihi: 20.05.2025, https://al-shabaka.org/briefs/long-overdue-alternatives-to-the-paris-protocol/.
B’tselem (T.Y.). The Paris Protocol. Erişim Tarihi: 20.05.2025, https://www.btselem.org/freedom_of_movement/paris_protocol.
PLO-NAD (2016) Paris Protocol, Erişim Tarihi: 20.05.2025, https://www.nad.ps/en/publication-resources/agreements/paris-protocol.
The Interactive Encyclopedia of the Palestine Question (T.Y.) Palestinian-Israeli Protocol on Economic Relations Perpetuating Israel’s Structural Dominance. Erişim Tarihi: 20.05.2025, https://www.palquest.org/en/highlight/38815/palestinian-israeli-protocol-economic-relations.
el-Khafif, M., Misyef, M., & Elagraa, M. (2014). “Palestinian Fiscal Revenue Leakage to Israel under the Paris Protocol on Economic Relations”. UN: New York and Geneva. Erişim Tarihi: 20.05.2025, https://unctad.org/system/files/official-document/gdsapp2013d1_en.pdf.
[1]
Bkz. Bütçe ; Bütçe Açığı ; Daralma ; Gaspçı Sömürgecilik ; İsrail’in Özellikli Hedefleri ; Kral Hüseyin Köprüsü; Mülksüzleştirme
[2]
Bkz. Para Birimi
[3]
Bkz. Gümrük Anlaşmaları
[4]
Bkz. Gaspçı Sömürgecilik ; Siyonist Gaspçı
| apa | Tarhan, K. (2026). Ekonomik İlişkiler Protokolü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 443-445) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Tarhan, Kamil. “Ekonomik İlişkiler Protokolü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir -Metin Uçar. 443-445. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Ekonomik İlişkiler Protokolü" maddesi için tartışma başlatın