
İran-ABD-İsrail Savaşı sırasında geçici ateşkes ve İslamabad müzakereleri, 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail ortak askeri harekatının ardından, Pakistan'ın arabuluculuğuyla 8 Nisan 2026 tarihinde ABD ile İran arasında varılan iki haftalık geçici ateşkesi ve akabinde Islamabad'da başlaması kararlaştırılan müzakere sürecini kapsamaktadır.
Ateşkes, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kısmi ablukadan çıkarma koşuluna bağlanmış, İran tarafından sunulan 10 maddelik plan ise kalıcı barış görüşmelerinin çerçevesini oluşturması amacıyla taraflarca müzakere zemini olarak kabul edilmiştir.
ABD ile İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde İran'a yönelik ortak bir askeri harekat başlatmıştır. ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, harekatın İran'ı bölgesel bir tehdit olmaktan çıkarmak ve nükleer silah edinmesini önlemek amacıyla zorunlu olduğunu savunmuştur. Uluslararası hukuk uzmanları ise söz konusu harekatı "uluslararası hukuku ihlal eden provokatif bir saldırı" olarak nitelendirmiştir.
Harekatın hemen ardından İran, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ile doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde yirmisinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na kısmi abluka uygulamaya başlamıştır. Bu durum küresel enerji piyasalarında ciddi çalkantılara yol açmış, petrol fiyatları dünya genelinde sert biçimde yükselmiş, başta ABD olmak üzere pek çok ülkede yakıt sıkıntısı baş göstermiştir. ABD'de Trump'ın destek tabanı dahil geniş bir kamuoyu kesiminin bu gelişmelere duyduğu hoşnutsuzluk, siyasi baskının artmasına neden olmuştur.
Çatışma kısa sürede bölgeye yayılmıştır. İran'ın Lübnan merkezli müttefiki Hizbullah, İran'ı desteklemek amacıyla İsrail'e saldırılar düzenlemiştir. Hizbullah, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in savaşın ilk gününde öldürülmesinin yanı sıra İsrail'in Kasım 2024'te imzalanan ateşkesi her gün ihlal etmesini gerekçe göstermiştir. Irak merkezli İslam Direnişi ile Yemen'deki Husilerin de İsrail'e saldırı düzenlemesiyle çatışma bölgesel bir boyut kazanmıştır. Öte yandan İran'ın misilleme saldırıları Körfez ülkelerine de sıçramış, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılar yaşanmıştır.
Geçici ateşkesin ilan edildiği tarihe dek savaşta İran'da yaklaşık 2.076 kişi hayatını kaybetmiştir. Yakın Körfez devletlerinde ise 28 kişi ölmüştür. ABD, 13 askeri personelini yitirirken İsrail'de 26 kişi hayatını kaybetmiştir. Lübnan'da İsrail saldırıları sonucunda 1.500'den fazla kişi ölmüş, 1 milyondan fazla kişi yerinden edilmiştir.
Pakistan, savaşın ilk aşamasından itibaren ABD ile İran arasındaki müzakerelerde başlıca arabulucu konumunu üstlenmiştir. Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan da diplomatik çabalara katkıda bulunmuştur. Çin ise İran'ın en büyük ticaret ortağı sıfatıyla Tahran'ı müzakere masasına çekme yolunda baskı uyguladığı bildirilmiştir.
Trump, Mart 2023'ten itibaren birçok kez İran'ın enerji altyapısına saldırı tehdidinde bulunmuş ancak son dakika kararlarıyla bu tehditleri ertelemiştir. 23 Mart'ta beş günlük ek süre tanımış, 26 Mart'ta ise Nisan başına kadar uzanan yeni bir ertelemeyi duyurmuştur. Her iki ertelemede de müzakerelerde ilerleme kaydedildiği gerekçe olarak öne sürülmüştür.
Pakistan Başbakanı Shahbaz Sharif, 7 Nisan 2026'da Trump'ın son ultimatom tarihinden beş saatten kısa bir süre kala bir çağrıda bulunmuştur. Sharif, hem "Trump'tan son tarihi iki hafta uzatmasını hem de İran'dan bu süre zarfında iyi niyet jesti olarak Hürmüz Boğazı'nı açmasını" talep etmiştir. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, başkanın tekliften haberdar edildiğini ve bir yanıtın verileceğini doğrulamıştır.
Trump, belirlediği son tarihten yaklaşık bir buçuk saat önce, 7 Nisan 2026 Salı günü Doğu ABD saatiyle 18:32'de (22:32 GMT) Truth Social hesabından resmi açıklamasını paylaşmıştır. Açıklamada, "aynı gün akşam 20:00'de (00:00 GMT) yürürlüğe girecek olan saldırı planından vazgeçildiği" duyurulmuştur.
Trump, açıklamasında Pakistan Başbakanı Sharif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ile yapılan görüşmelere atıfta bulunarak saldırı planının, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı "tam, derhal ve güvenli biçimde açması" koşuluna bağlı olarak "iki haftalığına askıya alındığını" ifade etmiştir.
"İran'dan 10 maddelik bir teklif alındığını ve bu teklifin müzakere için uygulanabilir bir zemin oluşturduğunu" belirtmiştir. Açıklamada ayrıca ABD'nin daha önce belirlenen tüm askeri hedefleri karşıladığının ve hatta aştığının, İran ile neredeyse tüm anlaşmazlık konularında mutabakat sağlandığının altı çizilmiştir. Trump, söz konusu iki haftalık sürenin kapsamlı bir anlaşmanın nihai şeklini alması için kullanılacağını vurgularken Orta Doğu'da kalıcı barışın sağlanmasına vesile olmayı kendisi için büyük bir onur olarak nitelendirmiştir.
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki yoğunluğu düzenlemeye yardımcı olacaklarını belirtmiştir. Trump, dünya barışı için "büyük bir gün" olduğunu belirterek, Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yoğunluğunu düzenlemeye yardımcı olacaklarını ve pek çok olumlu adım atılacağını ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi adına ateşkese ilişkin resmi açıklamayı X platformu üzerinden kamuoyuyla paylaşmıştır. Arakçi, "İran'a yönelik saldırılar durdurulursa güçlü silahlı kuvvetlerimiz savunma operasyonlarına son verecektir" ifadesini kullanmıştır. Açıklamasında, "iki haftalık süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin teknik kısıtlamalar gözetilerek İran Silahlı Kuvvetleri ile koordineli biçimde mümkün kılınacağını belirtmiş, bu kararın Trump'ın İran'ın 10 maddelik teklifini genel çerçeve olarak kabul etmesi doğrultusunda alındığını" vurgulamıştır.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise daha kapsamlı bir açıklama yayımlamıştır. Konsey açıklamasında "Amerikan tarafına duyulan tam güvensizlik" içinde de olsa müzakerelere katılma kararı alındığı belirtilmiş, İran'ın müzakereler için iki haftalık süre öngördüğü, bu sürenin tarafların mutabakatıyla uzatılabileceği ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca İran'ın "düşmanın yapacağı en küçük hataya dahi güçlü biçimde karşılık vermeye" hazır olduğu vurgulanmıştır.
Pakistan Başbakanı Sharif de savaşın taraflarının, Lübnan dahil her cephede derhal ateşkes konusunda mutabık kaldığını açıklamış ve kararın "derhal yürürlüğe girdiğini" bildirmiştir. Sharif, "10 Nisan 2026 Cuma günü Islamabad'da müzakerelerin başlaması için" her iki heyeti de Pakistan'a davet etmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran ile ABD arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Pezeşkiyan, söz konusu ateşkesin İran’ın görüşlerinin temel ilkeler olarak kabul edildiği bir çerçevede şekillendiğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, anlaşmayı, ABD ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın önceki lideri Ali Hamaney’in “kanının meyvesi” ve İran halkının sahadaki varlığının bir başarısı olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, ateşkesin yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal dayanışmanın bir sonucu olduğu vurgulanmıştır.
İran Cumhurbaşkanı, ülkenin diplomasi, savunma ve kamu hizmetleri alanlarında eş zamanlı şekilde hareket etmeye devam edeceğini belirterek, iç ve dış cephelerde birlik içinde olunmasının sürdürüleceğini ifade etmiştir.
İran, Pakistan aracılığıyla Beyaz Saray'a iletilen ve müzakerelerin çerçevesini belirlemesi öngörülen 10 maddelik bir barış planı sunmuştur. Trump, söz konusu planı müzakere için "uygulanabilir bir zemin" olarak nitelendirmiştir. İran devlet medyasının yayımladığı listede yer alan maddeler şu şekildedir:
1. İran'ın nükleer silah edinmeme taahhüdü.
2. İran ve müttefik gruplarına yönelik saldırıların tam olarak sona erdirilmesine zemin hazırlayacak hükümlerin hayata geçirilmesi.
3. ABD savaş güçlerinin bölgedeki üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi ve bu üslerden İran'a yönelik her türlü saldırının yasaklanması.
4. Hürmüz Boğazı'nda iki haftalık süre için "Güvenli Geçiş Protokolü" çerçevesinde ve İran'ın belirlediği kurallara uygun olarak sınırlı günlük gemi geçişine izin verilmesi.
5. İran'a yönelik birincil ve ikincil yaptırımların tamamıyla kaldırılması.
6. Savaş nedeniyle uğranılan zararların tazmin edilmesi amacıyla bir yatırım ve finansman fonu oluşturulması.
7. ABD'nin İran'ın nükleer malzeme zenginleştirme hakkını tanıması ve zenginleştirme düzeyi konusunun müzakereye açılması.
8. İran'ın bölgedeki ülkelerle ikili ve çok taraflı barış antlaşmaları müzakere etme yetkisinin tanınması.
9. Bölgedeki tüm direniş gruplarına karşı yürütülen operasyonlara son veren saldırmazlık politikasının kapsamının genişletilmesi.
10. Tüm taahhütlerin bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması.
İran'ın Farsça yayımladığı versiyonunda "zenginleştirmenin kabul edilmesi" ibaresine açıkça yer verilmiş ancak bu ifadenin İranlı diplomatların gazetecilere ilettiği İngilizce versiyonunda yer almadığı dikkat çekmiştir. Uzmanlar ve analistler, bu taleplerin müzakerenin başlangıç pozisyonu niteliğinde olduğunu ve tamamının ABD tarafından kabul edilmesinin olası olmadığını değerlendirmiştir.
İran'ın planına göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş hakkına sahip gemilerden İran ve Umman tarafından gemi başına 2 milyon dolara kadar ücret tahsil edilmesi öngörülmüş, elde edilecek gelirin yeniden yapılanma masrafları için kullanılması kararlaştırılmıştır. Plan aynı zamanda İran'ın boğaz üzerinde hakimiyet ve denetim kurmasını da öngörmektedir. İran, çatışmanın başlamasından önce bu tür bir kontrol yetkisine sahip değildir.
Demokrat Senatör Chris Murphy, söz konusu düzenlemeyi son derece tehlikeli bulduğunu dile getirerek bu anlaşmanın boğaz üzerinde İran egemenliğini tesis etmesi halinde bunun "dünya için felaket" niteliği taşıyacağını söylemiştir..
Netanyahu'nun ofisi, ateşkes duyurusunun ardından yapılan açıklamada İsrail'in Trump'ın kararını desteklediğini ve İran'ın "nükleer, füze ve terör tehdidi" oluşturmaktan çıkarılmasını hedefleyen ABD girişimini onayladığını bildirmiştir. Beyaz Saray ise İsrail'in anlaşmaya katıldığını doğrulamıştır.
Öte yandan Netanyahu, iki haftalık ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını söylemiştir. Bu açıklama, Pakistan Başbakanı Sharif'in daha önce ateşkesin Lübnan dahil her cephede yürürlüğe girdiği yönündeki açıklamasıyla doğrudan çelişmektedir. İsrail'in Lübnan'daki kara harekatı ateşkes ilanının ardından da sürmüştür.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, üst düzey bir İsrailli yetkili, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki haftalık ateşkes kararından İsrail’in son anda haberdar edildiğini öne sürmüştür. Söz konusu açıklama, ateşkes sürecine ilişkin koordinasyon düzeyine dair farklı değerlendirmeleri gündeme getirmiştir.
İsrail devlet televizyonu KAN’a konuşan yetkili, ABD ile İran arasında varılan ateşkes kararının İsrail tarafında şaşkınlık yarattığını ifade etmiştir. Yetkili, “Her şeyin sonuçlanmış gibi göründüğü son anda yeni bilgiler aldık” şeklindeki ifadeleriyle kararın son aşamada iletildiğini belirtmiştir.
İsrail ordusu, ABD-İran arasında sağlanan geçici ateşkes kapsamında, siyasi kademeden gelen talimat doğrultusunda İran’da ateşkes durumuna geçtiğini açıklamıştır. Açıklamada, ateşkes öncesinde İran’ın füze fırlatma kapasitesine yönelik hava saldırıları gerçekleştirildiği belirtilmiştir. İsrail ordusu, buna karşın Lübnan’a yönelik saldırıların, karadan operasyonlar dahil olmak üzere devam ettiğini vurgulamıştır.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes anlaşmasının, İran’ın görüşlerinin temel ilkeler olarak kabul edildiği bir çerçevede şekillendiğini ifade etmiştir. Pezeşkiyan, açıklamasını savaşın 40’ıncı gününde kamuoyuyla paylaşmıştır.
Pezeşkiyan, söz konusu ateşkesi, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın önceki lideri Ali Hamaney’in “kanının meyvesi” ve “İran halkının sahadaki varlığının bir başarısı” olarak nitelendirmiştir.
Açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'ın görüşlerinin temel ilkeler olarak kabul edildiği ateşkes, büyük şehit liderimiz Hamaney'in kanının meyvesi ve tüm halkın sahnede varlığının bir başarısıdır. Bugün de aynı şekilde diplomasi meydanında, savunma meydanında sokakta ve hizmet ulaştırmada yan yana durmaya devam edeceğiz.”
Ateşkes duyurusu, dünya genelinde geniş çaplı olumlu karşılık görmüştür:
Birleşmiş Milletler: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ateşkes haberini memnuniyetle karşılamış ve tüm tarafları ateşkes şartlarına uyarak bölgede kalıcı ve kapsamlı bir barışın önünü açmaya davet etmiştir. Guterres, sivillerin korunması ve insani acıların dindirilmesi için çatışmaların ivedilikle sona erdirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamış; Pakistan'ı ve diğer arabulucu ülkeleri takdirle anmıştır.
Irak: Irak Dışişleri Bakanlığı ateşkesi memnuniyetle karşılamış ve kalıcı bir çözüme ulaşmak için hem ABD'nin hem de İran'ın taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Lübnan: Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını açıklamıştır. Avn, ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunan Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın diplomatik çabalarına dikkat çekmiştir.
Çin: Çin, ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını bildirirken, ateşkeste doğrudan katkısı olduğuna ilişkin iddiaları doğrulamamıştır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında, Pekin'in krizin başından bu yana ateşkesi ve çatışmanın siyasi yollarla çözümünü savunduğunu belirtmiştir.
Rusya: Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD-İran arasındaki geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu çok önemli bir adım. İran ve Amerikan heyetleri arasında önümüzdeki günlerde doğrudan temasların gerçekleşeceğini umuyoruz." demiştir.
Mısır: Mısır Dışişleri Bakanlığı, ateşkesi olumlu bir fırsat olarak değerlendirmiş; barışın inşası sürecinde askeri operasyonların durdurulmasına ve uluslararası denizlerde serbest geçiş hakkına tam saygı gösterilmesine vurgu yapmıştır. Bakanlık ayrıca Pakistan ve Türkiye ile birlikte bölgede güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik çabalara devam edeceklerini bildirmiştir.
Umman: Umman Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD ve İran arasında sağlanan ateşkesin memnuniyetle karşılandığı kaydedilmiştir. Muskat'ın, Pakistan'ın bu konudaki çabaları ile savaşın sona ermesi çağrısında bulunan tüm tarafları takdir ettiği aktarılmıştır.
Ayrıca krizin kökten çözülmesini sağlayacak yolların bulunması, bölgede savaş ile saldırıların kalıcı şekilde sonlandırılması için sarf edilen çabaların artırılmasının önemi vurgulanmıştır.
Japonya: Japon Hükümeti Sözcüsü Minoru Kihara, iki haftalık ateşkesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş ve Orta Doğu'daki gerginliğin azaltılmasının Tokyo için birincil öncelik olmaya devam ettiğini belirtmiştir.
Malezya: Malezya Dışişleri Bakanlığı ateşkesi önemli bir adım olarak nitelendirmiş ve tüm tarafları anlaşmanın şartlarına iyi niyetle uymaya, bölgesel istikrarı zedeleyecek ya da küresel enerji güvenliğini tehdit edecek adımlardan kaçınmaya davet etmiştir.
Avustralya: Başbakan Anthony Albanese ve Dışişleri Bakanı Penny Wong ortak açıklamalarında, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ve ticari gemilere, sivil altyapıya ve enerji tesislerine yönelik saldırıların eşi görülmemiş bir enerji arz şokuna yol açtığını ifade etmiştir. Açıklamada, savaşın uzadıkça küresel ekonomiye verilen zararın daha da büyüyeceği ve insani bedelin ağırlaşacağının altı çizilmiştir. Avustralya, arabuluculuk sürecinde Pakistan, Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın katkılarına teşekkür etmiştir.
Yeni Zelanda: Dışişleri Bakanı Winston Peters, ateşkesi olumlu karşılamakla birlikte kalıcı bir ateşkesin sağlanması için önümüzdeki günlerde pek çok kritik adımın atılması gerektiğini belirtmiştir.
Azerbaycan: Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 2 haftalık ateşkesin memnuniyetle karşılandığı belirtilerek arabuluculuk yapan tüm tarafların çabalarının takdir edildiği vurgulanmıştır.
İspanya: İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ile İran arasındaki iki haftalık ateşkesten memnun olduğunu ancak şimdi diplomasi, uluslararası hukuk ve barışa ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir.
Almanya: Almanya, ABD ve İran arasındaki 2 haftalık ateşkesi memnuniyetle karşılamıştır. Almanya Başbakanı Friedrich Merz yaptığı yazılı açıklamada, Alman hükümetinin, ABD ile İran arasında gece saatlerinde varılan 2 haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını ifade ederek bu önemli anlaşmanın sağlanmasında yaptığı aracılık için Pakistan'a teşekkürlerini ilettiklerini aktarmıştır.
Güney Kore: Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Park Il, 2 haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Sözcü Park, söz konusu adımın, küresel enerji tedariki açısından öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferin yeniden başlaması açısından zemin hazırladığını belirterek gemilerin boğazdan güvenli geçişine yönelik beklentilerini dile getirmiştir.
Kazakistan: Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda sağlanan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşılamıştır. Tokayev, ateşkesin uzun vadeli olmasını temenni ettiğini ve bunun küresel ticaret ile ekonomik istikrara katkı sağlayacağını belirtmiştir.
Finlandiya: Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirtmiş ve sürecin kalıcı bölgesel düzenlemelere dönüşmesini desteklediklerini ifade etmiştir.
Letonya: Letonya Başbakanı Evika Silina, iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını açıklamış ve anlaşmanın kalıcı barış için kritik önemde olduğunu vurgulamıştır.
Norveç: Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, ateşkesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş ve diplomasiye alan açılmasını desteklediklerini belirtmiştir.
İsveç: İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek sürecin uzun vadeli ve sürdürülebilir çözüme evrilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Danimarka: Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, ateşkesin küresel ekonomik riskleri azaltabilecek önemli bir adım olduğunu ifade etmiştir.
Estonya: Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirtmiş ve sürecin kalıcı barış ve istikrara dönüşmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Türkiye: Dışişleri Bakanlığı, ateşkese ilişkin, "Bölgedeki savaşta ilan edilen geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz. Geçici ateşkesin sahada tam olarak uygulanması gerektiğini vurguluyor ve tüm tarafların varılan mutabakata bağlı kalmasını ümit ediyoruz." açıklamasında bulunmuştur. Kalıcı barışa giden yolun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenle mümkün olacağı vurgulanan açıklamada, Türkiye'nin Pakistan'ın başkenti İslamabad’da yapılacak müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için her türlü desteği vermeyi sürdüreceği belirtilmiştir. Açıklamada, "Bu süreçte üstlendiği rolden dolayı kardeş Pakistan’ı tebrik ediyor, barışa katkı sunan tüm girişimlerin devamını diliyoruz." değerlendirmesi yer verilmiştir.
Hindistan: Hindistan, geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ve bu adımın bölgede kalıcı barışa zemin hazırlamasını umduklarını bildirmiştir. Hindistan Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz ve bunun Batı Asya bölgesinde kalıcı barışa yol açmasını umuyoruz." ifadesi kullanılmıştır.
İtalya: İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ABD ile İran arasındaki iki haftalık ateşkesi olumlu bir gelişme olarak nitelendirmiştir. Tajani, ateşkesin barış anlaşmasına giden yolda önemli bir adım olduğunu, aynı zamanda petrol fiyatlarının 100 doların altına düşmesiyle ekonomik açıdan rahatlama sağladığını ifade etmiştir. İtalya’nın müzakere sürecine katkı sunmayı sürdüreceği belirtilmiş; ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olmaması ve diplomatik çözümün öncelik taşıdığı vurgulanmıştır.
Vatikan: Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, geçici ateşkesi “umut verici bir gelişme” olarak değerlendirmiştir. Papa, “İki haftalık derhal yürürlüğe girecek bir ateşkesin ilanını memnuniyetle ve canlı bir umut işareti olarak karşılıyorum” ifadelerini kullanmış; savaşın sona ermesinin ancak diyalog ve diplomasi yoluyla mümkün olacağını belirtmiştir. Ayrıca sürecin dua ve diplomatik çabalarla desteklenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Malta: Malta Başbakanı Robert Abela, geçici ateşkesi bölgede yaşayan insanlar için rahatlama ve umut sağlayan bir gelişme olarak nitelendirmiştir. Abela, “Gece saatlerinde varılan ateşkes, bölgede yaşayan insanlar için çok ihtiyaç duyulan bir rahatlama ve yenilenmiş bir umut sunan cesaret verici bir gelişmedir” açıklamasında bulunmuş; Malta’nın barış, diyalog ve istikrarı desteklemeye devam edeceğini vurgulamıştır.
Hırvatistan: Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic, ABD ile İran arasındaki iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirtmiş ve gelişmenin özellikle enerji fiyatlarındaki düşüş açısından olumlu olduğunu ifade etmiştir.
Slovenya: Slovenya hükümeti, geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıklamış ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının bölgesel ve küresel güvenlik için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulamıştır.
Özbekistan: Özbekistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıklamış ve gelişmenin bölgesel gerilimin azaltılması ile diplomatik diyaloğun yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurgulamıştır. Açıklamada ayrıca, taraflara itidal çağrısı yapılarak kalıcı barışın barışçıl yollarla sağlanması gerektiği ifade edilmiştir.
Afrika Birliği: Afrika Birliği ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıklamış ve gelişmeyi gerilimin azaltılmasına yönelik önemli bir adım olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, ateşkesin insani etkileri hafifletmek ve diplomatik süreci güçlendirmek açısından kritik bir fırsat sunduğu vurgulanmıştır.
Sudan: Sudan yönetimi, ABD ile İran arasındaki iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını belirtmiş ve bu adımın bölgesel gerilimin azaltılması ile barış ve istikrarın sağlanmasına katkı sunabilecek olumlu bir gelişme olduğunu ifade etmiştir.
Güney Afrika: Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, ABD ile İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını açıklamıştır. Ramaphosa, “Bunun çatışmanın kalıcı çözümü için zemin hazırlayacağını umuyoruz.” ifadelerini kullanmıştır. Ramaphosa ayrıca, kalıcı barışın ancak diyalog ve arabuluculuk yoluyla sağlanabileceğini vurgulamış ve tüm taraflara uluslararası hukuka, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme çağrısında bulunmuştur.
Tacikistan: Tacikistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkesi olumlu karşıladığını açıklamış ve gelişmenin uzun vadeli barış için önemli bir adım olduğunu belirtmiştir. Açıklamada, çatışmanın askeri çözümü olmadığı vurgulanarak taraflara uluslararası hukuk çerçevesinde diplomatik çözüm çağrısı yapılmıştır.
Libya: Libya Ulusal Birlik Hükümeti, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıklamış ve sürecin kalıcı barış ve bölgesel güvenlik için önemli bir adım olduğunu belirtmiştir.
Kolombiya: Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını açıklamış ve taraflara barış görüşmelerinin yeniden başlatılması çağrısında bulunmuştur.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkese ilişkin memnuniyetini dile getirmiştir. Erdoğan, 28 Şubat’tan bu yana bölgeyi etkisi altına alan savaşın ardından ilan edilen ateşkesin olumlu bir gelişme olduğunu ifade etmiştir.
Erdoğan, ateşkesin sahada eksiksiz şekilde uygulanmasının önemine dikkat çekerek, olası tahrik ve sabotaj girişimlerine fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Açıklamada, ateşkes sürecine katkı sağlayan başta Pakistan olmak üzere tüm aktörlere teşekkür edilmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin uzun süredir savaş, çatışma ve istikrarsızlık ortamından etkilendiğini belirterek, Orta Doğu’nun en kısa sürede barış, huzur ve istikrara kavuşmasının temenni edildiğini ifade etmiştir. Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel düzeyde barışın sağlanmasına yönelik çabalarını sürdüreceği belirtilmiştir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD ile İran arasında varılan iki haftalık geçici ateşkese ilişkin, ateşkesin Lübnan’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Macron, Elysee Sarayı’nda düzenlenen Savunma ve Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, mevcut ateşkesin sahada eksiksiz uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir.
Macron, ateşkesin yalnızca askeri gerilimi azaltmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, bu sürecin İran’ın nükleer programı, balistik kapasitesi ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin kalıcı bir çözüm için yürütülecek müzakerelere zemin hazırlaması gerektiğini ifade etmiştir.
teşkesi olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Macron, buna karşın Lübnan’daki durumun halen kritik olduğunu vurgulamış ve “Ateşkesin Lübnan’ın tamamını içermesini sağlamak istiyoruz” ifadelerini kullanmıştır.
Macron ayrıca, yaklaşık 15 ülkenin Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini kolaylaştırmak amacıyla, İran ile koordinasyon içinde tamamen savunma amaçlı bir deniz misyonu oluşturulması için hazırlık yürüttüğünü belirtmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, ABD ile yürütülecek müzakerelerin 10 Nisan 2026 Cuma günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da başlayacağını açıklamıştır. İran, müzakereleri kendi 10 maddelik teklifine dayandırma tutumunu kararlılıkla korumuştur. Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt ise yüz yüze görüşme imkanlarının değerlendirildiğini doğrulamış ancak kesinleşen bir bilginin yalnızca başkan ya da Beyaz Saray tarafından açıklanacağını hatırlatmıştır.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin açıklamasında müzakerelerin 15 gün içinde tamamlanması hedeflenmiş ve bu sürenin tarafların mutabakatıyla uzatılabileceği belirtilmiştir. Konsey ayrıca, İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığını ve sahadaki zaferin müzakere masasında da tescil ettirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. İran basınına göre, İslamabad’daki müzakerelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık edecektir. ABD heyetine ise Başkan Yardımcısı James David Vance’in liderlik etmesi öngörülmüştür.
8 Nisan akşam saatlerinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD ile İran arasında yapılacak müzakerelerin 11 Nisan’da İslamabad’da başlayacağını ve ABD heyetine Başkan Yardımcısı JD Vance’in katılacağını açıklamıştır. Leavitt, görüşmelere ayrıca Steve Witkoff ve Jared Kushner’in de dahil olacağını belirtmiş ve müzakerelerde ateşkes anlaşması ile temel konuların ele alınacağını ifade etmiştir.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, ABD ile yürütülen müzakerelerde İran’ın 10 maddelik teklifinin temel alınacağını belirtmiş ve bu şartların kabul edilmemesi halinde anlaşma imzalanmayacağını ifade etmiştir. Nikzad, “10 şart kabul edilmezse, Devrim Rehberi (Ayetullah Mücteba Hamaney) imzaya izin vermeyecek. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği, Devrim Rehberi'nden bu 10 şart için izin almıştır.” demiştir.
Nikzad, ayrıca İran’ın nükleer silah üretmeme taahhüdüne değinerek, “Belirlenen şartlar arasında her türlü saldırganlığın tamamen sona ermesi, ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi, İran ile Hürmüz Boğazı'ndan geçiş, birincil ve ikincil yaptırımların kaldırılması ve İran'ın kayıplarının tazmin edilmesi yer almaktadır.” ifadelerini kullanmıştır.
Nikzad, Meclis’te savaş sonrası sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını belirterek, “Meclis Başkanı'nın da görüşüyle bütçede reformlar yapılacak ve Allah'ın lütfuyla ülkeyi eskisinden daha iyi hale getireceğiz.” açıklamasında bulunmuştur. Ayrıca Nikzad, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin savaş öncesi düzene dönmeyeceğini ifade ederek, boğazdan geçen gemilerdeki petrolden varil başına ücret alınmasının planlandığını belirtmiştir.
İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti, ABD’nin İran’ın şartlarını temel alarak ateşkesi kabul etmesini “stratejik yenilgi” olarak nitelendirmiştir. Velayeti, “İran Silahlı Kuvvetleri, ilk günden bu yana olduğu gibi, en yüksek hazırlık seviyesindedir ve İbrani-Arap-Amerikan cephesinin ateşkesi ihlalinde herhangi bir hesaplama hatasına karşı kesin ve caydırıcı bir yanıt verecektir.” açıklamasında bulunmuştur.
ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin ardından Hürmüz Boğazı’ndan ilk gemi geçişleri gerçekleşmiştir. MarineTraffic verilerine göre, Liberya bayraklı “Daytona Beach” adlı yük gemisi Türkiye saatiyle 08.28’de Bender Abbas’tan ayrılmış ve 09.59’da boğazı geçmiştir. Ayrıca Yunan sahipli “NJ Earth” adlı yük gemisi de 11.44 itibarıyla boğazdan geçiş yapmıştır. Bu gelişmeler, ateşkes sonrası deniz trafiğinin yeniden başladığını göstermiştir.
8 Nisan günü ABD Başkanı Donald Trump, geçici ateşkesin ardından İran’da askeri açıdan tüm hedeflere ulaşıldığını savunarak “tam bir zafer kazandıklarını” ifade etmiştir. Trump, İran’ın sunduğu 10 maddelik planın müzakereler için uygun bir zemin oluşturduğunu belirtmiş; ateşkes ve müzakere sürecinin başarısız olması halinde askeri operasyonların yeniden başlatılabileceğini dile getirmiştir.
Basra Körfezi’nde İran’a ait Lavan Adası’ndaki petrol rafinerisinde 8 Nisan 2026 sabah saatlerinde birden fazla patlama meydana gelmiştir. İran basınında ilk olarak yer alan haberlerde, patlamaların ateşkes ilanının hemen ardından gerçekleştiği ve kaynağının henüz belirlenemediği ifade edilmiştir. Aynı saat diliminde İran medyası, Basra Körfezi’nde bulunan Siri Adası’nda da benzer şekilde kaynağı belirsiz patlamalar yaşandığını duyurmuştur.
İran Ulusal Petrol Rafineri Şirketi tarafından daha sonra yapılan resmi açıklamada ise patlamanın nedenine ilişkin farklı bir değerlendirme paylaşılmıştır. Açıklamada, “Çarşamba günü saat 10 civarında, Lavan Adası'nda bulunan Lavan Petrol Rafinerisi tesisi, düşmanlar tarafından alçakça bir saldırıya maruz kaldı” ifadelerine yer verilerek olayın “düşman saldırısı” sonucu meydana geldiği ileri sürülmüştür. Patlamanın ardından tesiste yangın çıktığı, olay yerine sevk edilen ekiplerin müdahalede bulunduğu ve çalışanların zamanında tahliye edilmesi sayesinde herhangi bir can kaybı bildirilmediği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, yaşanan olayın ardından İran’ın yakıt tedarik ve dağıtım ağında bir aksama olmadığı belirtilmiş, kamuoyuna yakıt tüketiminin kontrol altında tutulması yönünde çağrıda bulunulmuştur. Bu ifadeler, olayın enerji arzına etkisinin sınırlı tutulmaya çalışıldığına işaret etmiştir.
Öte yandan, İsrail ordusu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Lavan Adası’ndaki petrol rafinerisine yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirilmediğini savunmuştur. İsrail tarafı, özellikle ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından söz konusu tesise saldırı düzenlendiği yönündeki iddiaları reddetmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD ile varılan geçici ateşkesin tarafların taahhütlerine bağlı kalınarak uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Pezeşkiyan, İran’ın ateşkes sürecine katılımını “sorumluluk göstergesi” olarak nitelendirmiştir.
Pezeşkiyan, İran’a yönelik son gelişmelere atıfta bulunarak, Siri ve Lavan adalarına yönelik saldırıların ateşkes ihlali anlamına geldiğini ifade etmiş ve “İran’ın sunduğu 10 şarttan birisi de Lübnan’da ateşkesin sağlanmasıdır. İran her türlü saldırıya karşılık verecektir.” açıklamasında bulunmuştur.
Görüşmede Pakistan Başbakanı Şerif ise, Lübnan’a yönelik saldırıların da ateşkes kapsamında durdurulması gerektiğini belirtmiş ve Pakistan’ın bölgesel barış ve istikrar için diplomatik çabalarını sürdürmeye hazır olduğunu ifade etmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance 8 Nisan'da, ABD ile İran arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin ardından yürütülecek müzakerelere ilişkin, ABD tarafının iyi niyet temelinde anlaşma arayışında olduğunu ifade etmiştir. Vance, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakere ekibine “iyi niyetle bir anlaşmaya varmak için çalışma” talimatı verdiğini belirtmiştir.
Vance, ateşkesin “kırılgan” bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, tarafların süreci dikkatli yönetmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu çerçevede, “İranlılar iyi niyetle bizimle çalışmaya istekliyse, bence bir anlaşmaya varabiliriz ancak yalan söyleyeceklerse, hile yapacaklarsa, kurduğumuz kırılgan ateşkesin bile gerçekleşmesini engellemeye çalışacaklarsa, mutlu olmayacaklar.” açıklamasında bulunmuştur.
Ateşkesin temel unsurlarına da değinen Vance, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmayı kabul ettiğini, ABD ve müttefiklerinin ise saldırıları durdurmayı kabul ettiğini ifade etmiş ve bu unsurların mevcut ateşkesin temelini oluşturduğunu belirtmiştir. Ayrıca İran tarafında müzakere sürecine olumlu yaklaşan unsurlar bulunduğunu, ancak aynı zamanda anlaşmanın niteliğine ilişkin farklı açıklamalar yapıldığını ileri sürmüştür.
Vance, müzakerelerin sonucunun İran’ın yaklaşımına bağlı olduğunu belirterek, ABD’nin askeri, diplomatik ve ekonomik kapasitesinin sürdüğünü, ancak önceliğin müzakere yoluyla çözüm olduğunu ifade etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin ardından düşmanlara güvenmediklerini ve herhangi bir saldırıya daha yüksek seviyede karşılık verileceğini açıklamıştır. Açıklama, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın 40’ıncı gününde yayımlanmıştır.
Açıklamada, ateşkese rağmen “düşmanın aldatma taktiklerine” karşı temkinli olunması gerektiği vurgulanmış ve “Düşman her zaman hileden yana olmuştur ve onun vaatlerine güvenmiyoruz, herhangi bir saldırıya daha yüksek bir seviyede karşılık vereceğiz.” ifadelerine yer verilmiştir.
Devrim Muhafızları ayrıca, “Bölgedeki Amerikan ortakları, ABD ve Siyonist rejimin (İsrail) acizliğini kendi gözleriyle gördü. Artık ders almaları ve İslam düşmanlarıyla işbirliğine son vermelerinin zamanı geldi.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
İran, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin ardından, İsrail’e ait Hermes-900 model bir insansız hava aracının (İHA) Fars eyaletine bağlı Lar ilçesi semalarında düşürüldüğünü açıklamıştır. İran devlet televizyonuna göre, söz konusu İHA ülkenin entegre hava savunma sistemi tarafından tespit edilerek etkisiz hale getirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, hava sahasına yönelik ihlallere karşı sert bir tutum benimsendiği vurgulanmış ve “Herhangi bir Amerikan veya Siyonist düşman hava aracının, askeri operasyon yürütmese dahi ülke semalarına girmesi ateşkes ihlali olarak kabul edilecek ve kesin bir karşılık verilecektir.” ifadelerine yer verilmiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD ile İran arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes kapsamında İran’ın nükleer materyallerinin ülke dışına çıkarılacağını açıklamıştır. Hegseth, “Şartlara göre, (İranlıların) sahip olmamaları gereken nükleer materyaller derhal İran'dan çıkartılacak.” ifadelerini kullanmıştır.
Hegseth, ABD-İsrail saldırılarını “kesin askeri zafer” olarak nitelendirerek, ABD ordusunun bölgeden çekilmeyeceğini ve gerektiğinde askeri operasyonların yeniden başlatılabileceğini belirtmiştir. Açıklamasında, “Hiçbir yere gitmiyoruz. İran'ın bu ateşkese uymasını sağlayacağız ve eninde sonunda masaya gelip bir anlaşma yapacağız.” demiştir.
Ateşkese ilişkin değerlendirmesinde Hegseth, “Bugün, dünya barışı adına büyük bir gündür.” ifadelerini kullanmış ve İran’ın bu süreci nükleer silaha sahip olamayacağı gerçeğiyle kabul ettiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, İran’ın müzakere sürecinde yanlış bir adım atması halinde askeri hedeflerin daha elverişli hale geleceğini savunmuştur.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin olarak Hegseth, “Üzerinde mutabık kalınan ve açıkça ifade edilen husus şudur: Hürmüz Boğazı geçişlere açıktır. Ordumuz durumu izliyor; şüphesiz onların ordusu da izliyor, ancak ticari akış devam edecek. Ve piyasaların tepki gösterdiğini gördüğünüz şey de tam olarak bu gerçekliktir.” açıklamasında bulunmuştur. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Cane ise, 28 Şubat’tan bu yana ABD’nin İran’a ait 13 binden fazla hedefi vurduğunu ve ülkenin hava savunma sistemlerinin yaklaşık yüzde 80’inin imha edildiğini bildirmiştir.
İran basınına göre, ismi açıklanmayan bir yetkili, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını belirtmiş ve İsrail’in saldırılarının ateşkes ihlali anlamına geldiğini ifade etmiştir.
Yetkili, “Siyonist rejim (İsrail) buna rağmen sabahtan bu yana ateşkesi açıkça ihlal ederek Lübnan'a karşı acımasız saldırılar düzenledi. İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarına devam ederek ateşkesi ihlal etmeyi sürdürürse İran, anlaşmadan çekilecektir.” açıklamasında bulunmuştur. Ayrıca, İsrail’e karşılık verilmesi için hedeflerin belirlendiği ve ABD’nin İsrail’i durduramaması halinde sınırlı destek sağlanabileceği ileri sürülmüştür.
Aynı gün akşam saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’in geçici ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde sert karşılık verileceğini açıklamıştır. Açıklamada, İsrail’in ateşkesin hemen ardından Beyrut’ta saldırılar gerçekleştirdiği belirtilmiş ve bu eylemler “vahşice bir katliam” olarak nitelendirilmiştir. Devrim Muhafızları, “Lübnan'a yönelik saldırılar derhal durdurulmazsa, bölgedeki işgalci saldırganlara pişman edici bir karşılık vereceğiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını eleştirerek, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini vurgulamıştır. Prevot, Beyrut’taki ziyareti sırasında saldırıların kendi bulunduğu noktaya yakın gerçekleştiğini belirterek, “Heyetimle, füzelerin isabet ettiği yerden sadece birkaç yüz metre uzaklıktaki büyükelçilikteydik.” ifadelerini kullanmıştır. Prevot ayrıca, İsrail’in önceden uyarı olmaksızın geniş çaplı saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etmiş ve Lübnan’da ateşkese yönelik müzakere sürecinin başlatılmasını desteklediklerini belirtmiştir.
İran basınına göre, 8 Nisan akşam saatlerinde İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişi yeniden durdurulmuştur. Haberde, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkes sonrası açılması beklenen boğazın yeniden kapatıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, ateşkesin ilan edilmesinin ardından iki petrol tankerinin İran’ın izniyle güvenli şekilde boğazdan geçtiği, ancak son gelişmeler üzerine geçişlerin askıya alındığı aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ile İran arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan iki haftalık geçici ateşkes anlaşmasına Lübnan’ın dahil edilmediğini açıklamıştır. Trump, Lübnan’ın anlaşma kapsamında olup olmadığına ilişkin soruya “Evet, anlaşmaya dahil edilmediler.” yanıtını vermiştir.
Lübnan’ın neden anlaşma dışında bırakıldığına ilişkin olarak Trump, “Hizbullah yüzünden. Anlaşmaya dahil edilmediler. O mesele de halledilecek. Sorun yok.” ifadelerini kullanmıştır. Trump ayrıca, İsrail’in Hizbullah’a yönelik saldırılarının ateşkes kapsamına girip girmediğine ilişkin soruya “Bu, anlaşmanın bir parçası, bunu herkes biliyor. Bu ayrı bir çatışma.” şeklinde yanıt vermiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının geçici ateşkesi ihlal ettiğini belirterek, “Top ABD’nin sahasında. Dünya, ABD’nin taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceğini izliyor.” açıklamasında bulunmuştur.
Erakçi, ABD’nin ateşkes ile İsrail aracılığıyla devam eden savaş arasında seçim yapmak zorunda olduğunu ifade ederek, “ABD, ateşkes ya da İsrail aracılığıyla devam eden savaş arasında bir seçim yapmak zorunda. İkisini birden seçemez.” demiştir. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ateşkesin açık ihlali olarak nitelendirmiş ve bu durumun tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunmuştur.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye yaptığı ziyaretten dönerken gazetecilerin sorularını yanıtlamıştır. İsrail'in, Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesinin İran'la yapılan geçici ateşkesi ihlal edip etmediğine ilişkin soruya Vance, "Asla böyle bir söz vermedik. Bunun böyle olacağına dair hiçbir işaret vermedik." demiştir. Vance, "Uçağa bindiğimde tam bir rapor almam gerekiyor. İsrailliler, müzakerelerin başarılı olduğundan emin olmak için Lübnan'da biraz geri adım atmayı teklif etti. Bunun nedeni ateşkesin bir parçası olması değil." değerlendirmesinde bulunmuştur.
ABD böyle bir "taahhütte bulunmamasına" rağmen İran'ın, bu müzakerenin Lübnan nedeniyle bozulmasını istiyorsa bunun Tahran'ın kararı olacağını kaydeden Vance, "Bunun aptalca olacağını düşünüyoruz, ama bu onların seçimi." demiştir. Vance, Hürmüz Boğazı'ndaki trafikte artış görüldüğünü, petrol fiyatlarında ise düşüş yaşandığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan halkı için iyi bir anlaşma çıkardığını savunan Vance, "İranlılar bir sonraki adımı atmak zorunda, aksi takdirde Başkan savaşa geri dönmek için birçok seçeneğe sahip olacak." demiştir.
Vance, İran'ın halihazırda elinde bulundurduğu zenginleştirilmiş uranyum stokunun, müzakerelerin ana konularından biri olduğunu kaydetmiştir. İran'ın nükleer silah üretmesini istemediklerini belirten Vance, şu ifadeleri kullanmıştır: "Başkanın çok açık bir şekilde belirttiği gibi, nükleer yakıtı istiyoruz. ABD'nin belirli talepleri var. İranlıların da müzakerelerden elde edebilecekleri şeyler var. Bize ne kadar çok şey vermeye istekli olurlarsa, bence bu müzakerelerden o kadar çok şey elde edecekler. Başkan yaptırımların kaldırılmasından bahsetti. Başkan ekonomik ortaklıklardan ve benzeri şeylerden bahsetti. İranlılar nükleer silah geliştirmeye yakın herhangi bir şeyi durdurma konusunda kesin bir taahhütte bulunmadıkça bunlar gerçekleşmeyecek. Başkan burada tüm kozlara sahip. Yapabileceğimiz birçok şey var ve şu anda iyi bir konumda olduğumuzu düşünüyorum." Basında 3 farklı 10 maddelik öneri dolaştığını ifade eden Vance, müzakerelerde bulunmuş biri olarak konuya açıklık getirmek istediğini vurgulamıştır.
Başkan Yardımcısı Vance, "10 maddelik ilk öneri, açıkçası ChatGPT tarafından yazıldığını düşündüğümüz ve Steve Wittkoff ile Jared Kushner'e sunulan bir şeydi. Bu öneri anında çöpe atıldı ve reddedildi." demiştir. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın ABD ile mutabık kalınan 10 maddelik önerinin 3 temel maddesinin ihlal edildiğini belirtmesine ilişkin Vance, müzakerelerden önce bazı anlaşmazlık noktaları bulunduğunu söylemiştir. Vance, "Bu çok fazla anlaşma noktası olduğu anlamına gelmeli, çünkü ortada dolaşan 15 maddelik bir plan var. 10 maddelik bir plan da var. Eğer 3 konuda hayal kırıklığına uğramışsa, bu aslında çok fazla anlaşma olduğu anlamına gelir." değerlendirmesini yapmıştır.
Kalibaf'ın "İngilizceyi ne kadar iyi anladığını merak ettiğini" dile getiren Vance, onun belirttiği bazı konuların yürüttükleri müzakere konuları bağlamında kendisine mantıklı gelmediğini ifade etmiştir. Vance, Trump'ın ateşkesi ilan etmesinden 1 saat sonra İranlıların birçok füze fırlattığını ve İsrail'in karşılık verdiğini belirterek, "Ateşkesin doğası budur. Hiçbir ateşkes biraz kesinti olmadan gerçekleşmez." şeklinde konuşmuştur.
9 Nisan 2026’nın ilk saatlerinde, İranlı yetkililer ABD ile varılan geçici ateşkesin ihlal edildiğini savunan açıklamalarda bulunmuştur. Tahran Belediye Başkanı Alirıza Zakani, ABD yönetiminin son tutumunun ateşkesin hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Hem açık beyanlarında 10 maddelik teklifin tüm maddelerini çiğnedikleri hem de pratikte kendi talep ettikleri ateşkesin hükümlerini birçok açıdan ihlal etmeleri nedeniyle ateşkese bağlı kalmanın bir anlamı kalmamıştır.” ifadelerini kullanmıştır. Zakani, söz konusu gelişmelerin ardından İranlı askerlerin “sert bir intikam alma” konusunda artık serbest olduğunu öne sürmüştür.
Zakani açıklamasında ayrıca, ABD yönetiminin tutumunun İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney tarafından dile getirilen “Büyük Şeytan'a güven olmaz ve onunla müzakere faydasızdır” ifadesini hatırlattığını belirtmiştir.
9 Nisan 2026 tarihinde İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapacak gemilere yönelik yeni bir denizcilik düzenlemesi duyurmuştur. İran Limanlar ve Denizcilik Kurumu tarafından yapılan açıklamada, gemilerin olası deniz mayınlarıyla çarpışma riskine karşı İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile koordinasyon sağlamalarının zorunlu olduğu bildirilmiştir.
Duyuruda, “Denizcilik emniyetinin sağlanması ve olası deniz mayınlarıyla temasın önlenmesi amacıyla, Hürmüz Boğazı'nda İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak, ikinci bir duyuruya kadar aşağıda belirtilen alternatif güzergahların, ekli haritaya uygun şekilde kullanılması gerekmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada, boğaza giriş ve çıkış için alternatif rotalar da tarif edilmiştir. Buna göre, giriş rotasının Umman Denizi’nden kuzeye ilerleyerek Larek Adası civarından Basra Körfezi’ne yönelmesi, çıkış rotasının ise Basra Körfezi’nden başlayarak Larek Adası’nın güneyinden geçip Umman Denizi’ne ulaşması gerektiği belirtilmiştir.
Hizbullah, 9 Nisan 2026 tarihinde İsrail’in ateşkes ihlallerine karşılık olarak İsrail’in kuzeyinde yer alan Manara yerleşimine roket saldırısı düzenlediğini duyurmuştur. Yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in ateşkes ihlallerini sürdürdüğü belirtilmiş ve saldırının Lübnan’ı ve halkını savunma amacıyla gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Açıklamada, Hizbullah’ın ateşkese bağlı kaldığı, İsrail’in ise ihlallere devam ettiği vurgulanarak, “Lübnan'ı ve halkını savunmak ve düşmanın (İsrail) ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık olarak, İslami Direniş Mücahitleri (Hizbullah), 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 02.30'da Manara yerleşimine roket saldırısı düzenledi.” ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca, “Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığı ülkemize ve halkımıza karşı sona erene kadar devam edecektir.” denilmiştir.
Söz konusu saldırı, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından Hizbullah tarafından İsrail’e yönelik gerçekleştirilen ilk roketli saldırı olarak kayda geçmiştir.
Öte yandan, İsrail ordusunun 8 Nisan’da Beyrut başta olmak üzere Lübnan’ın doğu ve güney kesimlerine yönelik, ön uyarı yapılmaksızın eş zamanlı yaklaşık 100 hava saldırısı düzenlediği bildirilmiştir. Aynı gün akşam saatlerinde Beyrut’un “Tel Hayyat” bölgesi de hava saldırılarıyla hedef alınmıştır. Bu saldırılar, 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a yönelik en yoğun saldırı dalgası olarak kaydedilmiş; hayatını kaybedenlerin sayısının 92’si Beyrut’ta olmak üzere toplam 254’e yükseldiği aktarılmıştır.
Donald Trump, 9 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada ABD ile İran arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkese ilişkin şartları yeniden vurgulamış ve ateşkese uyulmaması halinde saldırıların yeniden başlayacağını ifade etmiştir.
Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ve Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını” belirterek, bu koşulların ateşkesin temel unsurları olduğunu dile getirmiştir. Açıklamasında, “varılan gerçek anlaşma tam olarak yerine getirilene kadar” tüm ABD gemileri, uçakları ve askeri personelinin, ek mühimmat ve silahlarla birlikte İran’ın içinde ve çevresinde kalmaya devam edeceğini ifade etmiştir.
Trump ayrıca, ateşkesin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda saldırıların yeniden başlayacağını ve bunun “daha büyük ve daha önce kimsenin görmediği kadar daha güçlü şekilde” gerçekleşeceğini iddia etmiştir. Açıklamasını, “(İran için) nükleer silah yok, Hürmüz Boğazı açık ve güvenli olacak.” sözleriyle tamamlamıştır.
9 Nisan 2026 tarihinde, ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkesin Lübnan’ı kapsayıp kapsamadığına ilişkin uluslararası düzeyde açıklamalar yapılmıştır.
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, yaptığı değerlendirmede ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini belirterek, “Bizim pozisyonumuz, dünyanın ateşkesin bölgeyi kapsamasını beklediğidir.” ifadelerini kullanmıştır. Wong, küresel ekonomi ve enerji piyasalarındaki gelişmelere dikkat çekerek, son haftalarda Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarındaki düşüşün bölgesel arz açığı oluşturduğunu ve bu durumun yönetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca ateşkesin kırılgan olduğunu belirterek, sürdürülmesinin bölge ve dünya açısından önem taşıdığını ifade etmiştir.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de geçici ateşkesi “önemli” ancak “kırılgan” bir adım olarak nitelendirmiş ve ateşkesin Lübnan için de geçerli olması gerektiğini belirtmiştir. Albanese, çatışmaların sona erdirilmesi yönündeki beklentiyi dile getirirken, ateşkesin sağlanmasının Hürmüz Boğazı’ndaki durumun tamamen normale döndüğü anlamına gelmediğini ifade etmiştir.
Slovenya Dışişleri Bakanlığı ise İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulması çağrısında bulunarak, “İsrail'in saldırıları sona ermelidir. Ateşkes, Lübnan için de geçerli olmalı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı doğrultusunda sağlanmalıdır. Sivillerin korunması ve diplomasi kilit önemdedir.” açıklamasını yapmıştır.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ABD-İran ateşkesini ciddi şekilde baskı altına soktuğunu ifade etmiştir. Kallas, saldırılarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini belirterek bu ölçekteki eylemlerin meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesinin zor olduğunu dile getirmiştir. Açıklamasında, “İsrail'in eylemleri ABD-İran ateşkesini ciddi bir baskı altına sokuyor. İran ateşkesi Lübnan'ı da kapsamalıdır.” ifadelerine yer verilmiştir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin Lübnan’ı da içerdiğini belirterek, İsrail’in saldırılarının ateşkes ihlali olduğunu ifade etmiştir.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ateşkesin Lübnan’ı kapsadığı yönündeki açıklamasını hatırlatarak, “İnkar ve geri adım atmaya hiç yer yok. Lübnan ve tüm 'Direniş Ekseni', İran’ın müttefikleri olarak ateşkesin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.” ifadelerini kullanmıştır. Kalibaf ayrıca, “Ateşkes ihlalleri açık maliyetlere, güçlü karşılıklara yol açar. Ateşi hemen söndürün.” çağrısında bulunmuştur.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ateşkesin açık ihlali olarak nitelendirmiştir. Pezeşkiyan, “Siyonist rejimin Lübnan'a yönelik tekrarlanan saldırganlığı, ön ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir.” ifadelerini kullanmış ve bu durumu “aldatma ve varılacak muhtemel anlaşmaya uyulmayacağının tehlikeli bir işareti” olarak tanımlamıştır.
Pezeşkiyan, “Bu tür eylemlerin devamı, müzakereleri anlamsız kılacaktır. Parmaklarımız tetikte kalmaya devam ediyor. İran, Lübnanlı kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacaktır.” ifadeleriyle, saldırıların sürmesi halinde İran ile ABD arasında planlanan görüşmelerin anlamsız hale geleceğini belirtmiştir.
Tehran Times’a konuşan ismi açıklanmayan üst düzey bir İranlı güvenlik yetkilisi, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulmaması halinde Pakistan’ın başkenti İslamabad’da planlanan ABD-İran görüşmelerinin gerçekleşmeyeceğini ifade etmiştir. Yetkili, ateşkes anlaşmasının Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını savunarak, “Lübnan'a saldırılar durmazsa, müzakereler olmayacak.” demiştir.
Açıklamada, Lübnan’daki saldırıların durdurulmasının İran’ın sunduğu 10 maddelik ateşkes planının önemli bir unsuru olduğu belirtilmiş; İran’ın tehditleri sonrasında İsrail saldırılarının yoğunluğunun azaldığı ve Hizbullah’ın İsrail’e karşılık verdiği ileri sürülmüştür.
10 Nisan 2026 gününün ilk saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ile ilan edilen ateşkesin ardından İran güçleri tarafından hiçbir ülkeye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirilmediğini açıklamıştır. İran resmi haber ajansı IRNA tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, son saatlerde Basra Körfezi’nin güney kıyısındaki bazı ülkelere yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları yapıldığına dair haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir.
Açıklamada, “İran Silahlı Kuvvetleri, ateşkesin başlamasından şu ana kadar hiçbir ülkeye kesinlikle herhangi bir atış gerçekleştirmemiştir. Eğer bu haberler doğruysa, şüphesiz bu eylemler Siyonist düşman ya da Amerika'nın işidir.” ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca İran Silahlı Kuvvetleri’nin herhangi bir hedefi vurması durumunda bunun yalnızca resmi açıklamalar aracılığıyla duyurulacağı, resmi kanallar dışında yer alan hiçbir bilginin İran ile ilişkilendirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Aynı gün Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişine yeterli ölçüde izin vermediğini belirterek bu durumun taraflar arasında varılan anlaşmaya aykırı olduğunu ifade etmiştir. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran yönetiminin boğazdaki tutumunu eleştirerek, “İran, petrolün Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verme konusunda çok yetersiz, hatta bazılarının deyişiyle onursuz bir tutum sergiliyor. Bu, aramızdaki anlaşmaya aykırı.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump ayrıca 9 Nisan'da, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlerden ücret aldığına yönelik iddialara da değinmiş ve “İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerden ücret aldığına yönelik haberler var. Öyle olmasa iyi olur; ancak eğer ücret alıyorlarsa hemen buna son verseler iyi olur.” açıklamasında bulunmuştur.
10 Nisan 2026 günü Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ABD ile İran arasında ilan edilen geçici ateşkese riayet etmesi çağrısında bulunmuştur. Petro, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına dikkat çekerek, “Netanyahu, üzerinde uzlaşılan tam ateşkes kararına saygı duymalı, Lübnan halkına ve toprak bütünlüğüne riayet etmelidir.” ifadelerini kullanmıştır.
Petro ayrıca, ateşkesin ihlal edilmesi durumunda uluslararası yaptırımların devreye girmesi gerektiğini belirterek, “Anlaşmaya uyulmaması halinde tüm dünya gerekli yaptırımları uygulamalıdır. Söz konusu olan insanlığın yaşamıdır.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Aynı gün Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, ateşkes görüşmelerinin devam etmesine rağmen İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürdüğünü belirterek, bu eylemleri “soykırım” olarak nitelendirmiştir. Asıf, yaptığı açıklamada İsrail’i “şeytani ve lanetli” olarak tanımlamış ve “İslamabad'da barış görüşmeleri sürerken Lübnan'da soykırım yapılıyor. Masum siviller İsrail tarafından öldürülüyor, önce Gazze, sonra İran ve şimdi Lübnan.” ifadelerini kullanmıştır.
10 Nisan'da, Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, Başbakan Şahbaz Şerif’in Lübnan’da ateşkesin sağlanması için diplomatik çaba yürüttüğünü açıklamıştır. Asıf, İsrail’in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirtmiş ve bu durumun bölgedeki gerilimi artırdığını ifade etmiştir.
Açıklamada, Şerif’in Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile görüşme gerçekleştirdiği ve Lübnan’ın ABD-İran arasındaki geçici ateşkesin daha geniş kapsamlı bir parçası olarak değerlendirildiği aktarılmıştır. Asıf, diplomatik girişimlerin sürdüğünü vurgulayarak İsrail’i bu süreçte “engelleyici” olarak nitelendirmiş ve yakın dönemde olumlu gelişmeler yaşanabileceğine dair beklenti dile getirmiştir.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini açıklamıştır. Ebu Gayt, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile yaptığı telefon görüşmesinde İsrail’in saldırılarına karşı Lübnan’a destek verdiklerini ifade etmiştir.
Açıklamada, Lübnan hükümetinin devlet otoritesini güçlendirmeye yönelik adımlarının desteklendiği belirtilmiş ve ülkenin İsrail ile yaşadığı soruna kalıcı çözüm bulunması amacıyla yürütülen diplomatik sürece destek verildiği vurgulanmıştır.
10 Nisan günü, İranlı müzakere heyetinin Pakistan’ın başkenti İslamabad’a giriş yaptığı yönündeki iddialar yalanlanmıştır. Fars Haber Ajansı’nın yayımladığı açıklamada, İranlı bir kaynak, ülkenin Pakistanlı yetkililere resmî olarak bildirdiğine göre “Lübnan’da ateşkes sağlanana kadar İslamabad’da ABD tarafıyla barış görüşmelerine katılma planı bulunmadığını” ifade etmiştir.
Aynı gün, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede ABD ile İran arasındaki ateşkes süreci ve bölgesel gelişmeler ele alınmıştır.
Fransız Bakan Barrot, Pakistan’ın ateşkesin sağlanmasındaki rolünden dolayı tebriklerini iletmiş ve ülkesinin bölgede kalıcı barış ve istikrar için diplomatik süreci desteklediğini belirtmiştir. Taraflar ayrıca Lübnan’daki “ciddi ateşkes ihlalleri” konusundaki endişelerini dile getirerek, ateşkesin tam olarak uygulanmasının önemini vurgulamıştır.
Pakistan’ın başkenti İslamabad’da ABD ile İran arasında yapılması planlanan görüşmeler öncesinde geniş çaplı güvenlik önlemleri alınmıştır. Başkent genelinde “kırmızı alarm” ilan edildiği ve görüşmelere katılacak heyetlerin güvenliği için 10 binden fazla güvenlik personelinin görevlendirildiği bildirilmiştir.
Güvenlik önlemlerinin ordu koordinasyonunda yürütüleceği, polis ve trafik birimlerinin de sürece dahil edildiği aktarılmıştır. Ayrıca uluslararası basın mensuplarının ülkeye girişini kolaylaştırmak amacıyla “kapıda vize” uygulaması gibi özel düzenlemelerin devreye alındığı belirtilmiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi, kalıcı ateşkes için yürütülecek görüşmelere ilişkin İran’ın tutumunu açıklamıştır. Tahtrevançi, İran’ın diplomasiye açık olduğunu ancak yeni saldırılara zemin hazırlayacak herhangi bir diyaloğu kabul etmeyeceklerini vurgulamıştır.
Açıklamada, kalıcı ateşkes için saldırıların tekrarlanmayacağına dair garantilerin şart olduğu belirtilmiş ve ABD’nin İran’ın sunduğu 10 maddelik teklif temelinde görüşmelere başlamayı kabul ettiği ifade edilmiştir. Tahtrevançi ayrıca, İran’ın önceki saldırılarını “savunma operasyonları” olarak nitelendirmiş ve bu saldırıların bölgedeki ABD üslerini hedef aldığını dile getirmiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi, yürütülecek görüşmelere ilişkin İran’ın tutumunu açıklamıştır. Tahtrevançi, “düşmanların yeniden saldırmasına yol açacak bir görüşmeyi kabul etmeyeceklerini” vurgulamış ve kalıcı ateşkes için “saldırıların tekrarlanmayacağına dair garantiler olması gerektiğini” belirtmiştir.
Açıklamada ayrıca, ABD’nin İran’ın sunduğu 10 maddelik teklif temelinde görüşmelere başlamayı kabul ettiği ifade edilmiştir. Tahtrevançi, İran’ın askeri eylemlerine ilişkin olarak, “Bu üsler ve tesisler İran'a karşı askeri saldırılarda kullanılmıştır.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile İslamabad’da yapılması planlanan görüşmelere katılım için gerekli şartları açıklamıştır. Kalibaf, “Müzakerelerin başlamasından önce Lübnan'da ateşkes ve İran'ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılması. Bu iki konu, müzakereler başlamadan önce yerine getirilmelidir.” ifadelerini kullanmıştır.
10 Nisan günü İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde “Lübnan ve Hizbullah’a saldırılar devam ederse ezici ve pişman edici bir karşılık vereceğiz.” ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada ayrıca, ateşkes sürecine ilişkin olarak “40 günlük savaşta olduğu gibi yine teyakkuzdayız.” denilmiş ve Hürmüz Boğazı hakkında “Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyacağız.” ifadeleri kullanılmıştır.
Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Lübnan’da ateşkes konusunda “gergin” bir telefon görüşmesi yapıldığı iddia edilmiştir. Habere göre, Netanyahu’nun görüşmenin sonunda Trump’ın tek taraflı ateşkes ilan edebileceğini anladığı aktarılmıştır. Ayrıca, Netanyahu’nun daha önce ABD’yi Lübnan’ı ateşkes kapsamı dışında bırakmaya ikna etmeye çalıştığı ileri sürülmüştür.
İsrail Başbakanlık Ofisi söz konusu iddiaları “yalan haber” olarak nitelendirerek görüşmenin “dostane” geçtiğini belirtmiş, Beyaz Saray’dan ise herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
İslamabad’da Pakistan arabuluculuğunda gerçekleştirilecek ABD–İran görüşmeleri, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasında gerçekleştirilen en üst düzey temas niteliği taşımaktadır. Söz konusu görüşmeler, aynı zamanda tarafların İran’ın nükleer programına ilişkin anlaşmaya vardığı 2015 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk resmi müzakere süreci olmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump, ilk başkanlık döneminde 2018 yılında söz konusu nükleer anlaşmadan çekilme kararı almıştır. Aynı yıl İran’ın dini lideri Ali Khamenei, ABD ile doğrudan müzakereleri yasaklamıştır.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet, İran ile yapılacak görüşmeler için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD tarafı görüşmelerde iki temel başlığın ele alınmasını planlamıştır. Birinci gündem maddesi, 28 Şubat 2026’da başlayan çatışmalardan itibaren müzakerelerin merkezinde yer alan İran’ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılmasıdır.
İkinci başlık ise İran’ın Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı kısıtlamalardır. Boğazdan geçiş yapmak isteyen gemilerden yüksek ücret talep edildiği veya geçişin siyasi koşullara bağlandığı belirtilmiştir.
Lübnan cephesine ilişkin olarak ABD yönetiminin İsrail’den Hizbullah’a yönelik saldırılara ara verilmesini talep ettiği aktarılmıştır.
İran’ın İslamabad’a gönderdiği müzakere heyetinin 71 kişiden oluştuğu açıklanmıştır. Heyetin; ana müzakere delegasyonu, uzman danışmanlar, medya temsilcileri ile diplomatik ve güvenlik ekiplerinden meydana geldiği bildirilmiştir.
İran’ın İslamabad’daki görüşmelere katılan heyetinde yer alan öne çıkan isimler şu şekilde sıralanmıştır:
ABD Başkanı Donald Trump görüşme öncesinde, Pakistan'da İran'la yapılacak müzakerelerde olası bir anlaşma ile ilgili basın mensuplarının sorularını cevaplandırmıştır. ABD heyetinin Pakistan'a uçtuğunu ve yarın İran temsilcileriyle müzakere edeceğini belirten Trump, olası bir anlaşmanın ilk şartıyla ilgili, "Nükleer silah olmayacak. Biliyorsunuz, bence rejim değişikliği zaten gerçekleşmiş durumda ancak biz bunu hiçbir zaman bir kriter olarak belirlememiştik. Tek kriterimiz nükleer silah olmamasıydı. Anlaşmanın yüzde 99'unu da bu madde oluşturuyor." ifadelerini kullanmıştır.
Trump, "Uluslararası sular olduğu için buna izin vermeyeceğiz. Eğer bunu yapıyorlarsa kimse yapıp yapmadıklarını bilmiyor ama eğer yapıyorlarsa izin vermeyeceğiz." demiştir. Olası bir anlaşma sonrası Hürmüz Boğazı'nın “otomatik olarak açılacağını” belirterek, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerden ücret almasına izin vereyeceklerini bildirmiştir.
ABD Başkanı Trump, bir soru üzerine İran'la müzakereler konusunda yedek bir plana ihtiyaç duymadıklarını belirterek, "Bir yedek plana ihtiyacınız yok. Bizim elimizde zaten bir plan var. Karşı tarafın ordusu yenilgiye uğratıldı, askeri güçleri tamamen yok oldu." diye konuşmuştur.
Pakistan yönetimi, görüşmeler öncesinde başkent İslamabad’da geniş kapsamlı güvenlik önlemleri almıştır. İran heyetini taşıyan uçak Pakistan hava sahasına girdiğinde AWACS erken uyarı uçakları, elektronik harp unsurları ve savaş uçaklarından oluşan bir koruma hattı oluşturulmuştur.
Heyet, havalimanında üst düzey askeri ve sivil yetkililer tarafından karşılanmıştır. Şehir merkezindeki ana ulaşım hatları trafiğe kapatılmış, iki günlük resmi tatil ilan edilmiştir. Yaklaşık 10.000 güvenlik personelinin görevlendirildiği ve İran konvoyuna özel kuvvet unsurlarının eşlik ettiği bildirilmiştir.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet, İran ile yapılacak görüşmeler için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Kalibaf görüşme öncesinde, İslamabad Havalimanı'nda basın mensuplarının ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in son açıklamalarına ilişkin, şunları söylemiştir: “Ne yazık ki ABD'yle müzakere deneyimimiz her zaman başarısızlık ve sözlerinde durmamalarıyla sonuçlandı. Bir yıldan kısa sürede iki kez müzakereler devam ederken, İran tarafının iyi niyetine rağmen bize saldırdılar ve çok sayıda savaş suçu işlediler. İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok.”
İslamabad'daki müzakerelerde, ABD tarafının gerçek bir anlaşmaya hazır olması ve İran halkının haklarını vermesi durumunda, İran tarafının da anlaşmaya hazır olduğunu dile getiren Kalibaf, "Mevcut savaşta onlara şunu gösterdik; eğer müzakereleri sonuçsuz bir gösteri ve aldatma operasyonu için kullanmak isterlerse, biz de Allah'a iman ederek ve halkımızın gücüne dayanarak haklarımızı elde etmeye hazırız." demiştir.
İslamabad’daki müzakere süreci öncesinde taraflar arasında yoğun diplomatik temaslar gerçekleştirilmiştir. İran müzakere heyeti, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya gelmiş; görüşmede Muhammed Bakır Kalibaf ve Abbas Erakçi yer almıştır. Görüşmenin içeriğine ilişkin detay paylaşılmamıştır.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet, İran ile yapılacak görüşmeler için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Şerif ile görüşmüş; toplantıya Steve Witkoff ve Jared Kushner eşlik etmiştir. Pakistan tarafı, sürecin “kalıcı barış için bir kilometre taşı” olmasını temenni etmiştir.
Diplomatik kaynaklara göre müzakerelerin başlangıçta dolaylı formatta yürütülmesi planlanmıştır. Pakistan’ın arabulucu olarak mesaj ileten taraf olacağı, doğrudan temasın ise tarafların kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. Ön koşulların karşılanması halinde sürecin üçlü (ABD–İran–Pakistan) görüşmelere dönüşebileceği ifade edilmiştir.
Pakistan yönetimi, tarafları doğrudan müzakereye geçirmek için üst düzey girişimlerde bulunmuş; görüşmelerin heyet başkanlarının temasıyla veya arabulucu eşliğinde başlatılmasının planlandığı aktarılmıştır. Doğrudan formatın kabul edilmesi halinde görüşmelerin Türkiye saatiyle civarında başlayarak gün boyunca sürmesi öngörülmüştür.
İran müzakere heyetinin kendisini “Minab 168” olarak tanımladığı bildirilmiştir. Bu ifade, savaşın ilk gününde Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen saldırıya atıf olarak kullanılmıştır.
Söz konusu saldırıda 168 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiği, savaş sürecinde ise yüzlerce eğitim kurumu ve sağlık tesisinin hedef alındığı aktarılmıştır. İsimlendirme ile İran tarafının sivil kayıplara dikkat çektiği ve diplomatik çözüm arayışını vurguladığı ifade edilmiştir.
Filistinli grup Hamas, Pakistan’da yürütülen görüşmelere destek verdiğini açıklamış ve sürecin “savaşın tamamen sona ermesine katkı sağlamasını” beklediğini bildirmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, müzakerelerin sonucunun ABD’nin önceliklerine bağlı olduğunu ifade etmiştir. Arif, ABD’nin “Önce Amerika” yaklaşımını benimsemesi halinde anlaşmanın mümkün olabileceğini, ancak “önce İsrail” yaklaşımıyla hiçbir anlaşma sağlanamayacağını belirtmiştir.
İran tarafı ayrıca, müzakerelerin başarısız olması durumunda İsrail’in ayrı bir aktör olarak gösterilmesini reddettiğini ve sürecin sonucundan ABD’nin sorumlu tutulacağını vurgulamıştır.

ABD ile müzakereler için Pakistan’da bulunan İran müzakere heyeti, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir arada, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD ve İran heyetleri arasındaki müzakerelerin İslamabad’da dolaylı formatta başladığı bildirilmiştir. Tarafların ilk aşamada Pakistanlı yetkililer aracılığıyla ayrı ayrı temas yürüttüğü, doğrudan görüşme zamanlamasının henüz netleşmediği aktarılmıştır. İran tarafı görüşmelere ilişkin “10 maddelik önerisini” Pakistan’a iletmiş, diplomatik sürecin sürdüğü ancak aynı zamanda askeri teyakkuzun devam ettiği belirtilmiştir.
İran’ın müzakerelerde öne sürdüğü temel şartlar arasında yeni saldırılara karşı garanti, yaptırımların kaldırılması, sivil nükleer programın tanınması, dondurulmuş varlıkların iadesi, tazminat ve Hürmüz Boğazı için yeni geçiş protokolü yer almıştır.
İslamabad’da Pakistan arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin ilk aşamada dolaylı temaslarla başladığı bildirilmiş, daha sonra tarafların aynı salonda yüz yüze görüşmelere geçtiği açıklanmıştır. Beyaz Saray tarafından basına yapılan açıklamada, “Kıdemli bir Beyaz Saray yetkilisine göre, ABD, Pakistan ve İran bugün yüz yüze üçlü bir görüşme gerçekleştiriyor.” denilmiştir. ABD basınında yer alan haberlerde de bu temasın, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasında kurulan en üst düzey yüz yüze temaslardan biri olduğu belirtilmiştir.
ABD heyetinde Başkan Yardımcısı JD Vance, Jared Kushner, Steve Witkoff, Vance’in ulusal güvenlik danışmanı Andy Baker, Asya işlerinden sorumlu özel danışmanı Michael Vance ve çeşitli uzmanların yer aldığı bildirilmiştir. İran heyetine ise Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık etmiş; heyette Abbas Erakçi, Ali Ekber Ahmediyan ve Abdunnasır Himmeti gibi isimlerin yer aldığı aktarılmıştır. Pakistan tarafında Başbakan Şahbaz Şerif, Dışişleri Bakanı İshak Dar ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir görüşmelere katılmıştır.
İran basını, ABD ile İran arasında İslamabad’da görüşmelerin başladığını doğrulamış; daha sonra görüşmelerin bir aşamasının tamamlandığını ve tarafların ele alınan konulara ilişkin yazılı metin üzerinde görüş alışverişinde bulunduğunu bildirmiştir. Aynı kaynaklar, ilk görüşmeler ve istişarelerin ardından müzakerelerin bazı genel başlıkların ötesine geçtiğini ve bazı teknik konularda ayrıntılı tartışmaların başladığını aktarmıştır. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, görüşmelerin bir gün daha uzatılabileceğini, ancak bu konuda henüz kesin karar verilmediğini duyurmuştur.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, “İslamabad’daki müzakerelere katılan İranlı heyetin düzeyi, İran’ın ciddiyetini göstermektedir.” demiştir. Garibabadi ayrıca, ülkesinin her senaryoya hazır olduğunu ve İran’ın taleplerinin kapsamlı olduğunu belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “İran’ın 10 maddelik önerisi Pakistan’a iletildi. Diplomasi alanından başı dik şekilde çıkmayı umuyoruz.” ifadelerini kullanmıştır. Bekayi, diplomatik temasların sürdüğünü ancak İran’ın askeri teyakkuz halini koruduğunu, olası ateşkes ihlallerini yakından izlediklerini ve Lübnan’daki İran Büyükelçiliği ile temas halinde olduklarını söylemiştir. İran devlet televizyonu ise Tahran’ın Pakistan aracılığıyla yürütülen görüşmelerde belirlediği kırmızı çizgiler arasında Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, savaş tazminatları, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve bölgede gerçek ve istikrarlı bir ateşkes bulunduğunu aktarmıştır.
Yarı resmi İran basınında yer alan haberlere göre, ABD’nin İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını kabul ettiği öne sürülmüştür. Tasnim Haber Ajansı’na konuştuğu belirtilen bir İranlı yetkili, “ABD, baskı ve görüşmeler sonunda İran'ın varlıklarının serbest bırakılmasını kabul etti, İran heyeti konuyla ilgili teminat sağlamaya çalışıyor.” demiştir. Aynı haberde, ABD’nin mali başlıklarda sonuca varılabilmesi amacıyla Pakistan’a bir ekip getirdiği de ileri sürülmüştür.
İran’ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem de sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, İslamabad’daki sürecin İran ulusuna karşı yürütüldüğünü söylediği savaşı sona erdirmeyi amaçladığını belirtmiş ve “ABD'nin, ev sahibi ülkenin arabuluculuk çabalarını onurlandırıp onurlandırmayacağı henüz belli değil.” ifadesini kullanmıştır.
Görüşmelerin ilk yüz yüze turunun ardından tarafların ele alınan başlıklarda aynı çerçevede buluşup buluşmadığını netleştirmek amacıyla yazılı not ve metin alışverişi yaptığı bildirilmiştir. Pakistanlı kaynaklar, müzakerelerin aynı gün içinde farklı aşamalarda sürdüğünü ve görüşmelerin uzatılması ihtimalinin gündemde kaldığını aktarmıştır.
Görüşmeler devam ederken Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde Orta Doğu’daki gelişmeleri ele aldığını açıklamıştır. Macron, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ateşkese tam destek verdiğini belirterek bunun "Lübnan’da da tam olarak uygulanması ve gecikmeden genişletilmesi gerekir" ifadeleriyle korunması gerektiğini söylemiştir. Macron ayrıca, "Hürmüz Boğazı’nda tam, serbest ve güvenli seyrüseferin mümkün olan en kısa sürede yeniden sağlanması gereğini görüştük" demiştir. Macron, Muhammed bin Selman ile birlikte gerilimin düşürülmesi, seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması ve bölgede kalıcı barış ile güvenliği temin edecek bir anlaşmanın sonuçlandırılması amacıyla yakın temas halinde kalma konusunda mutabık kaldıklarını belirtmiştir.
Macron, ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştüğünü açıklamış ve paylaşımında, "Öncelikle Orta Doğu’daki durumu ele aldık ve tüm taraflara ateşkese saygı gösterme, bunun Lübnan için de geçerli olmasını sağlama, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne riayet etme çağrısında bulunduk; ayrıca güçlü ve kalıcı bir diplomatik çözüme ulaşmanın önemini vurguladık." ifadelerini kullanmıştır.
İslamabad’da gerçekleştirilen ilk yüz yüze müzakere turunun yaklaşık iki saat sürdüğü ve görüşmelerin ardından tarafların kısa bir ara verdiği bildirilmiştir. Görüşmelerin daha sonra akşam saatlerinde yeniden başladığı aktarılmıştır.
Arabuluculuğa yakın kaynaklar, ilk yüz yüze turunun tamamlanmasının ardından ABD ve İran heyetlerinin, ele alınan başlıklarda aynı çerçevede buluşup buluşmadığını netleştirmek amacıyla yazılı metin alışverişine geçtiğini belirtmiştir. Bu sürecin, tarafların gün içerisinde ulaştığı noktaların teyit edilmesine yönelik olduğu ifade edilmiştir.
İslamabad’daki kaynaklara göre, görüşmelerde başta Lübnan’daki ateşkes, Hürmüz Boğazı’ndaki durum ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması olmak üzere temel başlıklarda temaslar sürmüştür. Bazı kaynaklar, Lübnan’daki saldırıların kapsamının sınırlandırılmasına yönelik değerlendirmelerin yapıldığını aktarmış, ancak bu konuda resmi bir anlaşma açıklanmamıştır.
İran tarafına yakın kaynaklar, müzakerelere katılım kararının ABD’nin İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması yönünde adım atması sonrasında alındığını belirtmiştir. ABD tarafından bu iddiaya ilişkin resmi bir doğrulama yapılmamıştır. Pakistanlı yetkililerin, tarafları bir gün daha müzakerelere devam etmeye ikna etmeye çalıştığı ve sürecin uzatılması için girişimlerde bulunduğu bildirilmiştir. Ancak görüşmelerin uzatılmasına ilişkin kesin bir kararın henüz alınmadığı aktarılmıştır.
İran-ABD-İsrail Savaşı sırasında geçici ateşkes ve İslamabad müzakereleri, 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail ortak saldırılarının ardından Pakistan’ın arabuluculuğuyla 8 Nisan’da sağlanan iki haftalık ateşkes çerçevesinde şekillendi. Ateşkes, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kısmi ablukayı gevşetmesi şartına bağlandı. İran’ın sunduğu 10 maddelik plan da kalıcı görüşmelerin temel zemini olarak kabul edildi. İran, ateşkese temkinli yaklaştığını ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence istediğini açıklarken, İsrail’in özellikle Lübnan’daki saldırıları ateşkesin kapsamı konusunda yeni tartışmalar doğurdu. Bu süreçte Pakistan, 11 Nisan’da İslamabad’da başlaması planlanan görüşmeler için diplomatik ve güvenlik hazırlıklarını yoğunlaştırdı.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İran-ABD-İsrail Savaşı Sırasında Geçici Ateşkes ve İslamabad Müzakereleri (2026)" maddesi için tartışma başlatın
8 Nisan 2026
Arka Plan ve Savaşın Başlaması
8 Nisan 2026
Pakistan'ın Arabuluculuk Rolü
8 Nisan 2026
Ateşkesin İlanı
8 Nisan 2026
İran'ın 10 Maddelik Planı
8 Nisan 2026
Hürmüz Boğazı'na İlişkin Düzenlemeler
8 Nisan 2026
İsrail'in Tutumu ve Lübnan Sorunu
8 Nisan 2026
Uluslararası Tepkiler
8 Nisan 2026
İslamabad Müzakereleri ve Sonraki Süreç
8 Nisan 2026
Hürmüz Boğazı’nda İlk Gemi Geçişleri
8 Nisan 2026
ABD Başkanı Trump’ın Ateşkes Sonrası Açıklamaları
8 Nisan 2026
Lavan Adası’ndaki Rafineri Patlaması
8 Nisan 2026
ABD Başkan Yardımcısı Vance’in Müzakere Sürecine İlişkin Açıklamaları
8 Nisan 2026
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Açıklaması
8 Nisan 2026
İran’da Hermes-900 İHA’nın Düşürülmesi
8 Nisan 2026
İran’ın Lübnan'daki Saldırılar Nedeniyle Ateşkesten Çekilme Uyarısı
8 Nisan 2026
Hürmüz Boğazı’nda Geçişlerin Yeniden Durdurulması
8 Nisan 2026
Trump’ın Lübnan’ın Ateşkes Dışında Kalmasına İlişkin Açıklaması
8 Nisan 2026
İran Dışişleri Bakanı Erakçi’in Açıklaması
8 Nisan 2026
ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın Lübnan Saldırıları ve Ateşkes Kapsamı Açıklaması
9 Nisan 2026
Ateşkesin İhlal Edildiğine İlişkin İran’dan İlk Açıklamalar (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Hürmüz Boğazı’nda Geçiş Rejiminin Yeniden Düzenlenmesi (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Hizbullah’ın Manara Saldırısı ve Ateşkes Sonrası İlk Karşılık (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Trump’ın Ateşkesin Şartlarına İlişkin Açıklamaları ve Tehditleri (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Ateşkesin Lübnan’ı Kapsayıp Kapsamadığına İlişkin Uluslararası Tepkiler (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
İran Tarafının Ateşkese İlişkin Açıklamaları (9 Nisan 2026)
10 Nisan 2026
İran’ın Ateşkese Uyduğuna Dair Açıklaması (10 Nisan)
10 Nisan 2026
Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı Üzerinden Ateşkes İhlali Suçlaması
10 Nisan 2026
Ateşkesin Kapsamı ve Lübnan Cephesine Yansıması Üzerine Tartışmalar
10 Nisan 2026
İslamabad Görüşmeleri Öncesi Açıklamalar ve Güvenlik Önlemleri (10 Nisan)
11 Nisan 2026
ABD-İran İslamabad Görüşmeleri (11 Nisan 2026)