
ABD–İran–İsrail Çatışması (2026), 28 Şubat 2026 tarihinde İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve kısa sürede Amerika Birleşik Devletleri’nin de doğrudan dahil olmasıyla bölgesel ölçekte genişleyen askeri çatışma sürecidir. Çatışmalar, İran ile ABD ve İsrail arasındaki uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimlerin tırmanması sonucunda ortaya çıkmış ve Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerine yayılan karşılıklı saldırılarla devam etmiştir.
Süreç, İsrail hükümetinin İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattığını duyurmasıyla başlamıştır. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump da İran’a yönelik “büyük bir operasyon” yürütüldüğünü açıklamıştır. İsrail tarafından gerçekleştirilen ilk saldırılarda İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi çeşitli kentlerde patlamalar meydana gelmiş, İran yönetimi saldırıları ülkenin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak nitelendirmiştir. Bu gelişmelerin ardından İran, İsrail’e karşı balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları başlatmış ve çatışma kısa sürede karşılıklı askeri operasyonlara dönüşmüştür.
Çatışmanın ilk gününden itibaren saldırılar yalnızca İran ve İsrail topraklarıyla sınırlı kalmamış, Körfez bölgesindeki çeşitli ülkelerde bulunan ABD askeri üsleri ile bölgesel güvenlik altyapıları da hedef alınmıştır. İran tarafından gerçekleştirilen misillemeler kapsamında Bahreyn’deki ABD Beşinci Filosu karargahı, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bazı askeri tesisler hedef alınmış, bölge ülkeleri hava sahalarını kapatmış ve güvenlik önlemlerini artırmıştır. Bu gelişmeler, çatışmanın bölgesel bir güvenlik krizine dönüşmesine yol açmıştır.
Çatışmalar sırasında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda öldürülmüştür. Hamaney’in ölümü İran içinde geniş çaplı protestolar ve anma törenlerine yol açarken, İran yönetimi saldırıların karşılıksız bırakılmayacağını açıklamıştır.

Tahran'da Meydana Gelen Patlamalar. 28 Şubat 2026 (Anadolu Ajansı)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD-İsrail saldırılarının, İran halkına kendi kaderini tayin imkanı vereceğini ileri sürmüştür. Netanyahu, İran'a yönelik saldırıların ardından yaptığı açıklamada, saldırıların "Aslanın Kükremesi Operasyonu" olarak isimlendirildiğini belirtmiştir.
Kısa süre önce ABD ve İsrail'in "İran'daki rejimin varoluşsal tehdidini ortadan kaldırmak" iddiasıyla saldırı başlattığını kaydeden Netanyahu, İran'ın nükleer silahlara sahip olmaması gerektiğini savunmuştur. Netanyahu, ABD-İsrail ortak saldırısının "Cesur İran halkının kaderini kendi ellerine alması için gerekli koşulları oluşturacağını" öne sürmüştür.
"İran halkının tüm kesimleri - Persler, Kürtler, Azeriler, Beluciler ve Ahvaziler- zulmün boyunduruğundan kurtulup özgür ve barışçıl bir İran'ı hayata geçirme zamanı gelmiştir." ifadelerini kullanan Netanyahu, ülkede rejim değişikliği mesajı vermiştir.
İran Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarına karşı "işgal altındaki topraklara yönelik" geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırısı başlattıklarını duyurmuştur.
Devrim Muhafızları Ordusu konuya dair yazılı açıklama yapmıştır. Açıklamada, "İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı suçlu düşmanın saldırganlığına yanıt olarak, İran İslam Cumhuriyeti tarafından işgal altındaki topraklara yönelik ilk geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları başladı." ifadeleri kullanılmıştır.
Tahran'da patlama sonrası gökyüzüne yükselen dumanlar, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
28 Şubat 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıları ülkenin toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğinin açık ihlali olarak nitelendirmiş ve Birleşmiş Milletler’e (BM) acil önlem alma çağrısında bulunmuştur.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’ın çeşitli şehirlerinde savunma altyapıları ile sivil alanları hedef aldığı belirtilmiş; bu saldırıların İran ile ABD arasındaki diplomatik sürecin devam ettiği bir dönemde gerçekleştirildiğine dikkat çekilmiştir. Açıklamada, “ABD ve İsrail’in yeni bir askeri saldırı niyetinde olduklarına ilişkin bilgimiz vardı. Fakat, uluslararası sistem ve tüm dünya ülkeleri için aşikar olması için yeniden müzakerelere başlamıştık. Böylece İran milletinin haklılığını göstermek ve saldırganlık için hiçbir meşru gerekçe olmadığını ortaya koymayı amaçladık.” ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarının BM Sözleşmesi’nin açık ihlali olduğu vurgulanmış; “Bu saldırıya yanıt vermek, BM Sözleşmesi'nin 51. Maddesi uyarınca İran’ın yasal ve meşru hakkıdır. İran Silahlı Kuvvetleri, bu suç teşkil eden saldırıya karşı koymak ve düşmanın kötülüğünü bertaraf etmek için tüm imkan ve kabiliyetlerini kullanacaktır.” denilmiştir.
Bakanlık ayrıca BM ve BM Güvenlik Konseyi’nin, uluslararası barış ve güvenliğin ihlali nedeniyle acil önlem alma sorumluluğuna işaret etmiştir. Açıklamada, tüm BM üyesi devletlerden, özellikle bölge ve İslam ülkeleri ile Bağlantısızlar Hareketi üyelerinden söz konusu saldırgan eylemi kınamaları istenmiştir.
Metinde, bölge ve dünya barışının emsalsiz biçimde tehdit altında olduğu belirtilmiş ve İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin bütünlüğünü savunmak için gerekli karşılığı vereceği ifade edilmiştir.
İsrail ve ABD'nin İran'a Saldırıları. 28 Şubat 2026 (Al Jazeera)
28 Şubat 2026 sabah saatlerinde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran’a karşı “önleyici saldırı” başlatıldığını açıklamıştır. Katz, yaptığı açıklamada “ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini” belirtmiştir. Ayrıca, "İsrail, kendisine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için İran'a karşı önleyici bir saldırı başlattı." demiştir.
İsrail ordusu, İran’a yönelik saldırıların başlatıldığını duyurmuş ve ülkeye yönelik olası füze saldırılarına karşı halkı sığınaklara yönlendiren bir uyarı yayımlamıştır. Ordudan yapılan açıklamada, "güvenlik durumu nedeniyle" sivillerin en yakın sığınağın hangisi olduğunu tespit etmesi ve gereksiz seyahatlerden kaçınması istenmiştir. “Proaktif uyarı"nın, halkı füze saldırılarına hazırlamak amacıyla yapıldığı belirtilmiştir. 28 Şubat saat 08.14 itibarıyla İsrail genelinde sirenler çalmış ve tüm cep telefonlarına uyarı alarmı gönderilmiştir.

Tahran'da Meydana Gelen Patlamalar. 28 Şubat 2026 (Anadolu Ajansı)
28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da yeni patlamalar meydana geldiği bildirilmiştir. İsrail basınının, saldırılarda İranlı üst düzey yöneticilerin hedef alındığını iddia ettiği aktarılmıştır. Ayrıca, İsrail saldırılarında başkent Tahran’ın yanı sıra İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah şehirlerinin hedef alındığını bildirmiştir. Tahran yönetimi, saldırıların başlamasının ardından İran hava sahasını tamamen kapatmıştır.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, İsrail'in saldırısına misilleme yapacaklarını bildirmiştir. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Azizi, "Daha önce uyarmıştık, siz başlattınız ama bitişi sizin elinizde olmayacak." ifadelerini kullanmıştır.

Tahran'da patlama sonrası gökyüzüne yükselen dumanlar, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran'ın başkenti Tahran'da patlama seslerinin duyulmasının ardından sabah saatlerinde hastanelerin alarm durumuna geçtiği bildirilmiştir. İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanipur, İran resmi ajansı IRNA'ya yaptığı açıklamada, "Patlama seslerinin duyulmasının ardından ambulanslar Tahran’ın merkezi bölgelerine sevk edildi ve hastaneler hazır bekletiliyor. Hastaneler alarm durumuna geçirildi." demiştir. İranlı yetkili, olası yaralı sayısı ve bölgelerin netleşmesinin ardından konuya dair bilgi vereceklerini kaydetmiştir.
İsrail basını, İran'a yönelik ABD-İsrail saldırısında İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi'nin de hedef alındığını öne sürmüştür. Kanal 12 televizyonu, bir güvenlik kaynağına dayandırarak İran'a saldırıların birkaç gün süreceğini aktarmıştır.
İran medyası, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ABD-İsrail saldırılarından zarar görmediğini duyurmuştur. Yarı resmi Mehr Haber Ajansına göre, Cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynağın Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın sağlık durumunun mükemmel olduğunu ve hiçbir sorunu olmadığını aktardığı bildirilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump 28 Şubat tarihinde İran'a yönelik büyük bir operasyon başlatıldığını duyurmuştur. Trump, sosyal medya hesabından İran'a yönelik saldırılara ilişkin görüntülü açıklamada bulunmuştur. "İran'a yönelik büyük bir operasyon başlattık." ifadesini kullanan Trump, saldırının amacına ilişkin olarak şunları söylemiştir:
"Amacımız, çok sert, korkunç insanlardan oluşan acımasız bir grup olan ve doğrudan ABD'yi, yurt dışındaki üslerimizdeki birliklerimizi ve dünyadaki müttefiklerimizi tehdit eden faaliyetlerde bulunan İran rejiminin tehditlerini ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır."

ABD Başkanı Trump'ın İran Saldırılarına Dair Görüntülü Açıklaması. 28 Şubat 2026 (Anadolu Ajansı)
Trump, İran Devrim Muhafızları'na, İran silahlı kuvvetlerine ve polis mensuplarına silah bırakarak tam dokunulmazlık elde etme çağrısında bulunarak, "Aksi takdirde ölümle karşı karşıya kalırsınız." açıklamalarını yapmıştır. ABD'nin politikasının İran'ın nükleer silaha sahip olmaması yönünde olduğunu vurgulayan Trump, "İran asla nükleer silaha sahip olamaz. Bu nedenle geçen haziranda düzenlenen 'Gece Yarısı Çekici Operasyonu' kapsamında Fordo, Natanz ve İsfahan'daki rejimin nükleer programını yok ettik." ifadelerini kullanmıştır.
Trump, Haziran 2025'te düzenlenen operasyonun ardından İran'ı nükleer silah konusunda defalarca uyardıklarını ve anlaşma yapmaya çalıştıklarını savunmuştur. "47 yıldır İran rejimi 'Amerika'ya ölüm' sloganları atarak ABD'yi, askerleri ve birçok ülkedeki masum insanları hedef alan bitmek bilmeyen bir kan ve toplu katliam kampanyası yürüttü." ifadesini kullanan Trump, bölgedeki İran bağlantılı unsurların son yıllarda Orta Doğu'da konuşlanmış ABD kuvvetlerine, deniz ve ticari gemilere ve uluslararası nakliye limanlarına karşı saldırılar düzenlemeye devam ettiğini söylemiştir.
Trump, bu durumu "kitlesel bir terör eylemi" olarak tanımlayarak ABD'nin "artık buna tahammül etmeyeceğini" kaydetmiştir. İran'ı "dünyanın bir numaralı terör destekçisi devlet" olarak niteleyen Trump, İran yönetiminin ülkede protesto eden on binlerce vatandaşını öldürdüğünü iddia etmiştir.
Trump, "İran'ın deniz gücünün hedef alınacağını ve füze sanayisinin ortadan kaldırılacağını belirterek bölgedeki İran bağlantılı unsurların bölgeyi ya da dünyayı istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceklerinin" altını çizmiştir. İran halkına seslenen Trump, ülkenin geleceğinin halkın ellerinde olduğunu söyleyerek İran halkından Tahran yönetimine karşı harekete geçmeleri çağrısında bulunmuştur.
Trump, "Özgürlüğünüzün vakti yaklaştı. Sığınakta kalın. Evinizden çıkmayın. Dışarısı çok tehlikeli. İşimizi bitirene kadar her yere bombalar düşecek. Yönetiminizi devralın." ifadelerini kullanmıştır.
ABD ve İsrail’in saldırılarının ardından 28 Şubat günü öğleden önce İran devlet medyasında sert karşılık verileceğine ilişkin açıklamalar yer almıştır. İranlı yetkililerin saldırılara misilleme yapılacağı duyurulmuştur.
İran basınında, saldırıların cevapsız bırakılmayacağı ve İsrail ile ABD’ye karşı askeri karşılık verileceği belirtilmiştir. İranlı yetkililerin, ülkenin savunma kapasitesinin devrede olduğu ve gerekli adımların atılacağı yönünde mesajlar verdiği bildirilmiştir.
28 Şubat saat 11.00 civarında İran İsrail’e yönelik balistik füze saldırıları başlatmıştır. İsrail ordusu, İran’dan İsrail topraklarına doğru çok sayıda balistik füze fırlatıldığını açıklamıştır. İsrail hava savunma sistemlerinin devreye girmiş, ülke genelinde sirenler çalmış ve halka sığınaklara girme çağrısı yapılmıştır. Hayfa başta olmak üzere ülkenin kuzey kesimlerinde alarm durumuna geçilmiştir.

İran'ın misillemeleri sonrası Kudüs, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran tarafından gerçekleştirilen ilk saldırılar dalgalar halinde sürmüştür. İlk saldırının ardından İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık, ikinci dalga balistik füze saldırısı başlatmıştır. İsrail'in saldırıları kapsamında başkent Tahran, İsfahan, Kum, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr ve Kirmanşah, İlam kentlerinin hedef alındığı açıklanmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu öğle saatlerinde yaptığı açıklamada, "İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı suçlu düşmanın saldırganlığına yanıt olarak, İran İslam Cumhuriyeti tarafından işgal altındaki topraklara yönelik ilk geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları başladı." ifadeleri kullanılmıştır. Açıklamanın geldiği dakikalarda, ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların başkent Tahran ve ülkenin bazı kentlerinde devam ettiği bildirilmiştir.
Saldırının başlamasının ardından İran’ın başkenti Tahran’da çok sayıda patlama meydana geldiği bildirilmiştir. Tahran’daki Anadolu Ajansı muhabirinin aktardığına göre, kentte yeni saldırılar ve patlama sesleri duyulmuştur. Başkentteki patlamalar, saldırının ilk dalgasının ardından da devam etmiştir.
İsrail’in Kanal 12 televizyonu, Tahran yönetimine ait çok sayıda noktanın hedef alındığını ileri sürmüştür. İsrail ordu radyosu ise saldırılarda İranlı üst düzey yöneticilerin hedef alındığını öne sürmüştür. Haberlere göre İsrail, İran’a yönelik ikinci bir saldırı dalgası başlatmıştır. Saldırıların hedeflerine ilişkin iddialar, İsrail medya organları tarafından aktarılmıştır.

İran'dan İsrail'e yapılan misilleme sonrası İsrailliler metro istasyonlarına sığınıyor, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
28 Şubat 2026 tarihinde ABD-İsrail saldırılarının ardından İran’ın başkenti Tahran’da Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Besic milis güçlerinin mahalle aralarında devriye görevine başladığı bildirilmiştir. Fars Haber Ajansı, Besic unsurlarının başkent sokaklarında göreve başladığını duyurmuştur. Açıklamalara göre, ABD ve İsrail saldırılarıyla eş zamanlı olarak Tahran’ın 22 ilçesinde milis güçler devriye faaliyetine geçmiştir. Uygulamanın, vatandaşların güvenliğinin sağlanmasına katkı sunmak amacıyla hayata geçirildiği belirtilmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, Tahran başta olmak üzere saldırıya uğrayan şehirlerde yaşayan halkın güvenli bölgelere gidebileceğini açıklamıştır. Açıklama, saldırıların sürmesi üzerine kamuoyuna duyurulmuştur.
28 Şubat 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’ye ait bir muharebe destek gemisinin füze saldırılarıyla hedef alındığını duyurmuştur. Yapılan yazılı açıklamada, “ABD MST Muharebe Destek Gemisi İran Devrim Muhafızları Donanması füzeleriyle şiddetli şekilde vuruldu.” ifadelerine yer verilmiştir. Açıklamada ayrıca, ABD donanmasına ait diğer unsurların da İran Silahlı Kuvvetlerinin füze ve insansız hava araçlarının hedefi olacağı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, Türkiye saatiyle 14.00 sularında, İran’dan yeni bir misilleme dalgası başlatıldığını açıklamıştır. Yapılan duyuruda, İran’dan İsrail’e füze fırlatıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin pek çok bölgesinde sirenlerin devreye girdiği bildirilmiştir. Hava savunma sistemlerinin füzeleri imha etmek üzere harekete geçtiği kaydedilmiş, halktan İç Cephe Komutanlığının talimatlarına uyması istenmiştir.
İsrail ordusu günün ilerleyen saatlerinde, İran’dan 10’uncu dalga füze saldırısının başlatıldığını duyurmuştur. Açıklamada, 9’uncu ve 10’uncu dalga saldırıların gerçekleştirildiği, hava savunma sistemlerinin İsrail topraklarına doğru fırlatılan füzeleri tespit etmek ve önlemek için çalıştığı belirtilmiştir.
Daha sonra 11’inci dalga füze saldırısının başlatıldığı açıklanmış; İran’dan ateşlenen füzelerin İsrail’e doğru fırlatıldığının tespit edildiği, ülke genelinde alarmların devreye girdiği ve halka gönderilen talimatlara uyulması gerektiği bildirilmiştir. Ardından 12’nci dalga füze saldırısının başlatıldığı duyurulmuş; hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemek üzere çalıştığı belirtilmiştir. 12’nci dalga kapsamında füzelerin ateşlenmesinin ardından Ürdün’de de alarmların devreye girdiği kaydedilmiştir.
İran’dan İsrail’e yönelik fırlatılan füzelerden birinin kalıntılarının Ürdün’ün başkenti Amman’daki yerleşim birimlerinin yakınındaki boş alana düştüğü bildirilmiştir. Güvenlik güçlerinin olay yerine intikal ederek gerekli önlemleri aldığı açıklanmıştır. Akşam saatlerinde, İran'ın gün içinde İsrail'e misilleme olarak 200'den fazla füze fırlattığı iddia edilmiştir.
İran’dan İsrail’e atılan füzeler Hayfa Limanı semalarında, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
28 Şubat 2026 tarihinde ABD-İsrail saldırılarında İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki “Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu” İsrail tarafından hedef alınmıştır. Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan Minab Savcılığı açıklamasında, saldırıda hayatını kaybeden öğrenci sayısının 85 olduğu belirtilmiştir.
İsrail tarafından hedef alınan ve 85 öğrencinin hayatını kaybettiği Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Kızılay Sözcüsü Mücteba Halidi, ABD-İsrail saldırılarında 20'den fazla kentin hedef alındığını söylemiştir. Mehr Haber Ajansı'na konuşan Halidi, "Sabah saatlerinde başlayan saldırılarda 20'den fazla kent hedef alındı. Kızılay ekipleri tüm personel ve teçhizatıyla sahada çalışmalarına devam ediyor." demiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 201 kişinin hayatını kaybettiğini ve 747 kişinin yaralandığını bildirmiştir.
İsrail ordusu, İran’ın hava savunma sistemlerine geniş çaplı saldırılar gerçekleştirildiğini açıklamıştır. Ordudan yapılan duyuruda, saldırıların istihbaratın yönlendirmesiyle icra edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, saldırılardan birinin İran’ın batısındaki Kirmanşah bölgesinde bulunan gelişmiş “SA-65” hava savunma sistemine yönelik olduğu ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, söz konusu operasyonlar sonucunda İran’a ait hava savunma sistemlerine büyük zarar verildiğini kaydetmiştir. Açıklamada ayrıca saldırıların, İsrail ordusunun İran hava sahasında hareket özgürlüğünü sağlamak ve güçlendirmek ile İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu zayıflatmak amacıyla gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Türkiye saatiyle 19.00 sularında, İran’ın başkenti Tahran'da çok sayıda patlama sesi duyulmuştur. Ardından 22.00 sularında Tebriz kentinde de art arda patlama sesleri duyulmuş, 6 ayrı patlamanın medyana geldiği duyurulmuştur.
28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın İsrail’e yönelik başlattığı misilleme saldırılarının ardından çatışmalar Körfez bölgesine yayılmıştır.
İran’ın balistik füze saldırıları kapsamında Bahreyn’de bulunan ABD donanma üssünün vurulduğu duyurulmuştur. Yayımlanan görüntülerde üssün üzerinden yoğun dumanlar yükseldiği görülmüştür.

Bahreyn'de Hedef Alınan ABD Üssü. 28 Şubat 2026 (Anadolu Ajansı)
Bahreyn Ulusal İletişim Merkezi, başkent Manama’daki ABD Beşinci Filosu hizmet merkezinin füze saldırısına uğradığını açıklamıştır. Açıklamada ayrıntıların daha sonra paylaşılacağı belirtilmiş, resmi kaynakların bilgilerine itimat edilmesi çağrısı yapılmıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, gelişmeler sonrasında vatandaşlara ana yolları yalnızca gerekli durumlarda kullanmaları çağrısında bulunmuştur.
Günün ilerleyen saatlerinde, Manama’daki ABD 5. Filosu’nun bulunduğu üs ikinci kez hedef alınmıştır. Saldırının ardından hava savunma sistemlerinin devreye girdiği aktarılırken, patlama seslerinin geldiği ABD üssünden dumanların yükseldiği görüntüler paylaşılmıştır.
İran vurduğu ABD'nin Bahreyn'deki 5. Filosu’nun bulunduğu karargahından dumanlar yükseliyor, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran aynı gün içinde, Bahreyn’de ABD’ye ait üs ve hedefleri akşam saatlerinde yeniden vurmuştur. İran devlet televizyonuna göre, ABD-İsrail’in saldırılarına karşılık olarak İran ordusu Bahreyn’deki ABD üssünü kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almıştır.
Haberde Bahreyn’de ABD’ye ait başka hedeflerin de vurulduğu belirtilmiştir. Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise başkent Manama’daki bazı binaların hedef alındığını açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Manama'da bazı konut binaları hedef alındı. Sivil Savunma ekipleri saldırıdan etkilenen bölgelerde yangın söndürme ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.” ifadelerine yer verilmiştir.

İran'ın vurduğu, ABD'nin Bahreyn'deki 5'inci filosunun karargahı, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, İran’a ait olduğu değerlendirilen bir kamikaze İHA’nın yüksek katlı bir binaya çarparak şiddetli patlamaya neden olduğu görülmüştür.
Katar Savunma Bakanlığı yetkilileri, İran menşeli bir füzenin Patriot hava savunma sistemiyle Katar hava sahasında etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. ABD’nin Katar Büyükelçiliği, tüm personel için “sığınakta kal, güvenli alanda kal” uygulaması başlatmış ve Katar’daki ABD vatandaşlarına aynı şekilde hareket etmeleri tavsiyesinde bulunmuştur.

İran'dan atılan füze Katar savunma sistemiyle imha ediliyor, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Açıklamada vatandaşların güvenli bir konum bulmaları, temel ihtiyaçlarını yanlarında bulundurmaları, yerel medyayı takip etmeleri ve iletişimde kalmaları önerilmiştir. 28 Şubat öğle saatlerinde, Katar’ın başkenti Doha’da art arda patlama sesleri duyulmuştur. Katar Savunma Bakanlığı, ülke topraklarını hedef alan bir dizi saldırının “yüksek hazırlık seviyesi ve koordinasyon sayesinde” püskürtüldüğünü açıklamıştır.
Katar Savunma Bakanlığı, ülkeye yönelik üçüncü saldırı dalgasının başarıyla püskürtüldüğünü açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, üçüncü dalganın tespit edilmesinin ardından önceden belirlenen operasyon planı çerçevesinde müdahale edildiği ve tüm füzelerin Katar topraklarına ulaşmadan etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Açıklamada, Katar Silahlı Kuvvetleri’nin ülke güvenliğini korumak ve dış tehditleri önlemek için gerekli tüm imkanlara sahip olduğu vurgulanmıştır. Vatandaşlara, ülkedeki sakinlere ve ziyaretçilere resmi güvenlik talimatlarına uyma, söylentilere itibar etmeme ve yalnızca resmi kaynaklardan bilgi alma çağrısı yapılmıştır. Yetkililer, güvenlik durumunun kontrol altında olduğunu ve ülkenin istikrarının sürdüğünü belirtmiştir.
İran'dan atılan füze Katar savunma sistemiyle imha ediliyor, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 17.00 civarında Katar’da konuşlu ve balistik füzeleri izlemek için özel olarak tasarlanmış ekipmanlara sahip 5 bin kilometre menzilli Amerikan FP132 radarının vurulduğunu duyurmuştur. Katar’ın Al Jazeera televizyonuna konuşan ve ismi açıklanmayan bir Katar Savunma Bakanlığı yetkilisi ise ülkenin kuzeyindeki erken uyarı radarının vurulduğunu teyit etmiştir. Yetkili, saldırıda ölü ya da yaralı olmadığını bildirmiş, hasarın boyutlarının değerlendirilmekte olduğunu ifade etmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde akşam saatlerinde Katar’ın başkenti Doha’nın şehir merkezine bir füze düşmüştür. Olayın ardından kent merkezinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı aktarılmıştır.
28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ile ülkenin doğu bölgesini hedef alan saldırılar düzenlediği bildirilmiştir. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Riyad ve doğu bölgesinin İran tarafından hedef alındığı ve söz konusu saldırıların püskürtüldüğü belirtilmiştir.
Açıklamada, İran’ın “korkakça ve hiçbir şekilde haklı gösterilemeyecek” saldırılarının en sert şekilde kınandığı ifade edilmiştir. Tahran yönetiminin, Suudi Arabistan’ın hava sahasının veya topraklarının İran’ı hedef almak için kullanılmasına izin vermeyeceğini bilmesine rağmen bu saldırıları gerçekleştirdiğine işaret edilmiştir. Suudi Arabistan’ın, misilleme seçeneği dahil olmak üzere güvenliğini sağlamak ve toprakları ile vatandaşlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacağı vurgulanmıştır.
Ürdün Silahlı Kuvvetleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından Ürdün savaş uçaklarının ülke hava sahasının güvenliğini sağlamak amacıyla rutin uçuşlar gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Askeri bir yetkili, ülkenin çeşitli bölgelerinde duyulan seslerin hava devriyelerinden kaynaklandığını belirtmiştir.
Ürdün Silahlı Kuvvetleri ayrıca Ürdün topraklarını hedef alan iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü açıklamıştır. Yetkili, olayda can kaybı ya da hasar bildirilmediğini kaydetmiştir. Ürdün’de siren sesleri duyulmuş, İçişleri Bakanlığına bağlı Kamu Güvenliği Müdürlüğü vatandaşlara yabancı cisimlerin düşmesi durumunda nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin uyarılar yayımlamıştır.
Ürdün ordusu gün sonunda ülkeyi hedef alan 36 insansız hava aracı ile 13 balistik füzenin etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Açıklamada saldırıların nereden gerçekleştirildiğine ilişkin bilgi verilmemiş, Ürdün hava savunma sistemleri tarafından 13 balistik füzenin başarıyla önlendiği, insansız hava araçlarının ise düşürüldüğü kaydedilmiştir. Ürdün makamları, söz konusu saldırılarda can kaybı yaşanmadığını ancak maddi hasar meydana geldiğini bildirmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’dan atılan balistik füzelerle ülkenin açık bir saldırıya maruz kaldığını açıklamıştır. Hava savunma sistemlerinin füzeleri etkisiz hale getirdiği belirtilmiş, Abu Dabi’de meskun mahalle düşen bir füzenin Asya uyruklu bir kişinin ölümüne neden olduğu ve maddi hasar meydana geldiği bildirilmiştir. Açıklamada BAE’nin topraklarını savunma ve gerekli tüm önlemleri alma hakkını saklı tuttuğu ifade edilmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde ABD ile İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarına karşı Tahran yönetiminin gerçekleştirdiği misillemelerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde patlamalar meydana geldiği bildirilmiştir. Görgü tanıkları, Dubai’de çok sayıda şiddetli patlama yaşandığını ifade etmiştir. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, patlamaların ardından bazı bölgelerde yangın çıktığı ve yoğun dumanların yükseldiği görülmüştür.
Dubai’nin turistik Cümeyra bölgesinde bir otelde füze isabeti sonrası yangın çıktığına ilişkin görüntüler paylaşılmıştır. Dubai Sivil Savunma Birimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran saldırılarıyla eş zamanlı olarak Palm Cumeyra bölgesindeki bir binada yangın çıktığı belirtilmiştir. Açıklamada, olayda 4 kişinin yaralandığı ve yangının kontrol altına alındığı bildirilmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada ise ülkeye doğru fırlatılan İran’a ait yeni dalga füze ve insansız hava araçlarının hava savunma sistemlerince engellendiği belirtilmiştir. Açıklamada ciddi maddi hasar oluşmadığı ifade edilmiş, engellenen bazı füze ve İHA parçalarının Abu Dabi ve Dubai’nin farklı bölgelerine düştüğü aktarılmıştır.
Kuveyt resmi ajansı KUNA’nın haberine göre Kuveyt Sivil Havacılık Otoritesi, İran’a yapılan tüm uçuşların durdurulduğunu ve iptal edildiğini bildirmiştir. Sözcü Abdullah er-Racihi, kararın bölgedeki mevcut durum ve İran hava sahasının tamamen kapalı olmasına bağlı olarak alındığını belirtmiştir.
28 Şubat akşam saatlerinde Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nın bir insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı bildirilmiştir. Kuveyt resmi ajansı KUNA’nın haberine göre, Kuveyt Sivil Havacılık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada havalimanının İHA saldırısına maruz kaldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırı sonucunda havalimanı çalışanları arasında hafif yaralanmalar meydana geldiği ve sınırlı maddi hasar oluştuğu ifade edilmiştir. İHA’nın kaynağına ilişkin bilgi verilmemiştir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki ABD askeri üslerini hedef alan yanıtın ilgili ülkeleri hedef almadığını, saldırıların yalnızca askeri noktalarla sınırlı olduğunu belirtmiştir.
28 Şubat gecesi Kuveyt Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Abdullah es-Sened, yaralılara ilişkin bilgi vermiştir. Kuveyt resmi haber ajansı KUNA’nın aktardığına göre Sened, İran’ın gün boyu ülkeye düzenlediği saldırılar nedeniyle 12 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Sened, yaralılardan bir kişinin yoğun bakımda ve yakın takip altında olduğunu, diğer yaralıların ise tıbbi müşahedelerinin sürdüğünü ifade etmiştir.
Irak, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sonrasında İran’a tüm uçuşları durdurmuş ve hava sahalarını kapatmıştır. Irak resmi ajansı INA’ya göre, Irak Ulaştırma Bakanlığı ülke hava sahasının kapatıldığını açıklamıştır. Irak Ulaştırma Bakanlığı Sözcüsü Meysem es-Safi, “Tüm Irak hava sahası uçuşlara kapatıldı ve öncesinde tüm hava trafiği boşaltıldı.” ifadelerini kullanmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde Irak’ın Erbil kentindeki Erbil Uluslararası Havalimanı'nda yer alan ABD üssüne atılan füze veya insansız hava araçları etkisiz hale getirilmiştir. Sosyal medyada yayımlanan görüntülerde de Erbil Uluslararası Havalimanı'ndaki ABD üssüne atılan ve havada etkisiz hale getirilen hava araçları gözlenmiştir.
Erbil Uluslararası Havalimanı’ndaki ABD üssüne yönelik saldırı, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Erbil Uluslararası Havalimanı Müdürü Ahmet Hoşyar, yerel basına yaptığı açıklamada, uçuşların askıya alındığını duyurmuştur. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Yüksek Öğretim ve Eğitim bakanlıkları da okullarda 4 gün boyunca eğitime ara verilmesi yönünde karar vermiştir.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD ve İsrail’e yardım eden herhangi bir üssün İran tarafından hedef alınacağını açıklamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD-İsrail'in saldırılarına karşılık Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) ABD üsleri ile İsrail'in askeri merkezlerinin füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştur. Açıklamada, "Bahreyn'deki ABD Donanması 5. Filo Üssü ve Katar ile BAE'deki diğer ABD üslerine ağır füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlendi. İsrail'in kalbindeki askeri ve güvenlik merkezleri de hedef alındı." ifadeleri kullanılmıştır.
Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Komutanlığı da "Daha önce de duyurduğumuz gibi ABD ve Siyonist rejimin (İsrail) İran'a karşı yaptığı utanmazca saldırganlığa karşılık bölgedeki tüm işgal altındaki topraklar ve suçlu Amerikan üsleri İran füzeleriyle ağır darbelere maruz bırakıldı." açıklamasında bulunmuştur. İran Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarını "düşman kesin olarak yenilene kadar kesintisiz devam ettireceği" kaydedilmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’daki Filistin Meydanı’nda toplanan kalabalık gruplar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etmiştir. Meydanda bir araya gelen göstericilerin, saldırılara tepki gösterdikleri ve çeşitli pankartlar taşıdıkları bildirilmiştir.

Tahran'da Protesto Gösterileri. 28 Şubat 2026 (Anadolu Ajansı)
Protestocuların ABD ve İsrail karşıtı sloganlar attığı, ellerinde İran bayraklarıyla meydanda toplandıkları aktarılmıştır. Gösteriler sırasında “Taviz yok, teslimiyet yok, Amerika’ya karşı savaş” şeklinde sloganlar atıldığı belirtilmiştir. Meydanda bulunan kalabalığın, ülke lideri Ayetullah Ali Hamaney ve İran Silahlı Kuvvetlerine destek içerikli sloganlar da dile getirdiği bildirilmiştir.
İsrail tarafında olağanüstü hal ilan edilmesiyle birlikte ulusal güvenlik önlemleri artırılmıştır. Ordunun yaptığı açıklamada, “güvenlik durumu nedeniyle” halkın sığınaklara yönelmesi gerektiği vurgulanmıştır. Füze fırlatılması ihtimaline karşı ülke genelinde alarm sistemleri devreye alınmıştır.
İran'da ABD-İsrail saldırıları nedeniyle okulların ikinci bir duyuruya kadar tatil edildiği açıklanmıştır. İran İçişleri Bakanlığı, ülkeye yönelik İsrail ve ABD saldırılarına ilişkin bildiri yayımlamıştır. “İsrail ve ABD uluslararası hukuku ihlal ederek ve müzakereler sürürken bir kez daha vatanımıza saldırıda bulunmuştur.” ifadelerine yer verilen açıklamada, halkın soğukkanlılığını korumasını, mevcut koşulları dikkate alarak şehir içi ve şehirler arası seyahatlerini yönetmelerini istenmişti. Bakanlık ayrıca oluşabilecek sorunlara ilişkin Ulusal Kriz Yönetim Merkezi oluşturulduğunu açıklamıştır.
Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), hava sahalarının uçuşlara kapatıldığını açıklamıştır.

İran'ın Bahreyn'de bazı bina ve hedeflere düzenlediği saldırılar, 28 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusunun İran'a saldırıların ardından 20 bin yedek askeri daha göreve çağırdığı açıklanmıştır. The Times of Israel gazetesinin haberinde, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırıların ardından 20 bin yedek askerin göreve çağrıldığı aktarılmıştır.
İran'ın başkenti Tahran'da ABD-İsrail saldırılarının ardından Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı milis güçlerin (Besic) mahalle aralarında devriye görevine başladığı belirtilmiştir.Fars Haber Ajansı, Besic unsurlarının başkent sokaklarında göreve başladığını duyurmuştur. ABD ve İsrail saldırılarıyla eş zamanlı Tahran'ın 22 ilçesindeki milis güçlerin devriye faaliyetine geçtiği kaydedilmiştir.
İran medyasında 28 Şubat 2026 tarihinde yer alan haberlere göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılardan zarar görmediği bildirilmiştir. Yarı resmî Mehr Haber Ajansına konuşan Cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynak, Pezeşkiyan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu ve herhangi bir sorun bulunmadığını açıklamıştır. İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği ilk saldırılarda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'i de hedef almayı denediği ileri sürülmüştür.
Aynı gün sabah saatlerinde ABD ve İsrail tarafından başkent Tahran’da Cumhurbaşkanlığı ofisinin bulunduğu bölgelere yönelik saldırı gerçekleştirildiği aktarılmıştır. İran basınında yer alan bilgilere göre, saldırılar sonrasında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın durumuna ilişkin kamuoyunda oluşan iddialar üzerine söz konusu açıklama yapılmıştır.
İsrail ve ABD'nin İran Saldırıları. 28 Şubat 2026 (ABC News)
İsrail basını, İran'a yönelik ABD-İsrail saldırısında İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi'nin de hedef alındığını öne sürmüştür. Kanal 12 televizyonu, bir güvenlik kaynağına dayandırarak, İran'a saldırıların birkaç gün süreceğini aktarmıştır.
İran’a yönelik saldırıların, "rejime ait hedefler ve askeri noktalara" yoğunlaştığı öne sürülen ve tüm üst düzey İran liderlerinin de hedefte olduğu belirtilen haberde, İran Genelkurmay Başkanı Musevi'nin de hedef alındığı iddia edilmiştir.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, savaşı başlatan tarafın kendileri olmadığını ancak bitirmenin de karşı tarafın elinde olmayacağını belirtmiştir.
Azizi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırısına misilleme yapacaklarını kaydetmiştir. İran'dan savaşa ilişkin yapılan ilk resmi açıklamada Azizi, "Daha önce uyarmıştık, siz başlattınız ama bitişi sizin elinizde olmayacak." ifadelerini kullanmıştır.
28 Şubat 2026 tarihinde İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ederken, İsrail ordusunun Lübnan sınırında askerî konuşlanmayı güçlendirdiği bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan haberlere göre, ordu sınır hattına ek askerî birlikler sevk etmiş ve yedek kuvvetleri göreve çağırmıştır. Sınırdaki hareketliliğin, olası karşı saldırılara karşı önlem amacıyla gerçekleştirildiği aktarılmıştır.
İran’da internet kesintileri artarken İsrail basını, İran'a yönelik siber saldırılar düzenlendiğini belirtmiştir. İran’da sabah saatlerinde başlayan İsrail-ABD saldırılarının ardından internet kesintileri artmıştır. İsrail basını da İran'a yönelik siber saldırılar düzenlendiğini bildirmiştir. Siber saldırılar sonrası İran resmi ajansı IRNA’nın internet sitesine erişim engeli gelmiştir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybettiği 1 Mart 2026 tarihinde duyurulmuştur.
ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabında yaptığı açıklamada Hamaney'in öldüğünü belirterek şu ifadeleri kullanmıştır:
"Hamaney, tarihteki en kötü insanlardan biri, öldü. Bu yalnızca İran halkı için değil, aynı zamanda Büyük Amerikalılar ve Hamaney ile onun kana susamış haydut çetesi tarafından öldürülen ya da sakat bırakılan dünyanın birçok ülkesinden insanlar için de bir adalettir. İstihbaratımızdan ve son derece gelişmiş takip sistemlerimizden kaçamadı ve İsrail ile yakın çalışarak, ne onun ne de onunla birlikte öldürülen diğer liderlerin yapabileceği hiçbir şey yoktu. Bu, İran halkı için ülkelerini geri alma konusunda tek ve en büyük fırsattır. IRGC, Askeri ve diğer Güvenlik ve Polis Güçlerinden birçoğunun artık savaşmak istemediğini ve bizden dokunulmazlık aradığını duyuyoruz. Dün gece söylediğim gibi, “Şimdi Dokunulmazlık elde edebilirler, daha sonra ise yalnızca Ölüm alırlar!” Umuyoruz ki IRGC ve Polis, barışçıl şekilde İranlı Vatanseverlerle birleşir ve ülkeyi hak ettiği Büyüklüğe geri getirmek için tek bir birim olarak birlikte çalışır. Bu sürecin yakında başlaması gerekir; zira yalnızca Hamaney’in ölümü değil, ülke de sadece bir gün içinde büyük ölçüde yıkılmış ve hatta yok edilmiştir. Ancak ağır ve nokta atışı bombardıman, ORTA DOĞU’DA VE HATTA TÜM DÜNYADA BARIŞ hedefine ulaşmak için hafta boyunca ya da gerektiği sürece kesintisiz olarak devam edecektir!
Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.
BAŞKAN DONALD J. TRUMP"
İran devlet televizyonu da kısa bir süre sonra Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğini doğrulamış ve “İran İslam devrimi lideri şehadete ulaştı.” açıklamasını yayımlamıştır. İran hükümeti, Hamaney’in ölümü üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan edildiğini duyurmuştur.

İran'da Hamaney'in ölümünün ardından gösteriler düzenleniyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hamaney’in ölümünün duyurulmasının ardından İran hükümeti tarafından yapılan açıklamada, saldırının “cezasız kalmayacağı” belirtilmiş ve failler ile emri verenlerin “pişman edileceği” ifade edilmiştir. İran Cumhurbaşkanlığı da benzer şekilde saldırının karşılıksız bırakılmayacağını bildirmiştir.
İran liderinin danışmanı Muhammed Muhbir, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran Anayasası’nın 111. maddesinin uygulanacağını belirtmiştir. Muhbir, "Anayasa'nın 111. maddesine göre, liderin vefatı, istifası veya görevden alınması durumunda Uzmanlar Meclisi en kısa sürede yeni lideri belirlemek ve ilan etmekle yükümlüdür. Yeni lider belirleninceye kadar Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi'nin seçeceği Anayasayı Koruyucular Konseyi'nden bir fakih olmak üzere üç kişiden oluşan konsey, liderlik görevlerini geçici olarak üstlenir." ifadelerini kullanmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı’nın, Hamaney’in ofisinden bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD-İsrail saldırısında Hamaney’in bazı aile bireyleri de hayatını kaybetmiştir. Saldırıda Hamaney’in kızı, damadı, torunu ve gelinlerinden birinin yaşamını yitirdiği aktarılmış ancak hayatını kaybedenlerin isimleri açıklanmamıştır. Konuya ilişkin resmi makamlardan ayrıntılı bir açıklama yapılmamıştır.

İran'da Hamaney'in ölümünün ardından gösteriler düzenleniyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hamaney’in ölümünün ardından İran’ın çeşitli kentlerinde anma ve protesto gösterileri düzenlenmiştir. Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi’nin kubbesine siyah bayrak çekilmiştir. Ülkenin birçok kentinde halkın İran bayraklarıyla sokaklara çıktığı bildirilmiştir.
Tahran’da İnkılap Meydanı’nda toplanan gruplar ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atmıştır. Kum kentinde Hz. Masume Türbesi’nde toplanan yüzlerce kişi ABD ve İsrail’i protesto etmiştir. Irak’ın başkenti Bağdat’ta ise bir grup gösterici, ABD Büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge önünde toplanmış ve Hamaney’in öldürülmesini protesto etmiştir. Göstericilerin Yeşil Bölge’ye girmeye çalıştığı, güvenlik güçlerinin ise ses bombası ve göz yaşartıcı gaz kullandığı bildirilmiştir.

İran'da Hamaney'in ölümünün ardından gösteriler düzenleniyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Yemen’deki Husiler (Ensarullah Hareketi), İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail saldırısında hayatını kaybetmesi üzerine İran’a tam destek verdiklerini duyurmuştur. Husilere bağlı Al Masirah televizyonun haberine göre Ensarullah’ın Siyasi Bürosu, İran lideri Hamaney’in ölümü nedeniyle yazılı mesaj yayımlamıştır
Açıklamada, İran halkına, hükümetine ve İslam dünyasına taziye dilekleri iletilerek, "Hamaney’in mustazafların devriminin lideri ve Kudüs yolunda şehit olduğu" belirtilmiştir. "İran’ın mustazafların yanında yer aldığı, Müslümanların birliğini ve İslami değerleri yeniden ihya ettiği değerlendirmesinde bulunulan" açıklamada, Husilerin İslam Cumhuriyeti’ne tam destek verdiği vurgulanmıştır.
Açıklamada, ABD ve İsrail’e karşı mücadelenin tavizsiz sürdürüleceği söylenmiş, Hamaney’in kanının “zalimler ve saldırganlarla yürütülen mücadelenin yakıtı olacağı” ifadesi kullanılmıştır.
28 Şubat 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır ve Endonezya dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, söz konusu temaslar bölgedeki son gelişmeler çerçevesinde yapılmıştır.
Görüşmelerde, Orta Doğu’da aynı gün yaşanan askerî gelişmeler ele alınmış ve saldırıların sona erdirilmesine yönelik atılabilecek adımlar değerlendirilmiştir. Diplomatik temasların, bölgesel istikrarın korunması ve gerilimin azaltılmasına yönelik istişare niteliği taşıdığı bildirilmiştir.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise "(ABD-İsrail-İran) Tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ediyoruz (ABD-İsrail saldırısı) Uluslararası hukuka aykırı her türlü eylemden derin kaygı duyuyor, şiddetin tırmanmasına neden olabilecek kışkırtmaları kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yapmıştır. Kallas, Orta Doğu’daki son gelişmeleri “tehlikeli” olarak nitelendirmiş ve AB’nin diplomatik yolları araştırdığını belirtmiştir. Açıklamada sivillerin korunmasının ve uluslararası insancıl hukuka riayet edilmesinin öncelik olduğu ifade edilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasının ardından ülkesini olası felaketlerden korumanın “mutlak öncelik” olduğunu belirtmiştir. Avn, Başbakan Nevvaf Selam, Ulaştırma Bakanı Fayiz Rasamini, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve Lübnan Genelkurmay Başkanı Rudolph Heykel ile gerçekleştirdiği görüşmelerde “Lübnan’ı korumak için en yüksek düzeyde hazırlıklı olmanın ve tüm yetkili kurumlar ile ilgili birimler arasında koordinasyonu sağlamanın zorunlu olduğunu” ifade etmiştir.
Suudi Arabistan, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün'e yönelik saldırılarını ve bu ülkelerin egemenliğini ihlal eden eylemlerini kınadığını açıklamıştır. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Suudi Arabistan’ın, söz konusu "kardeş ülkelerle" tam dayanışma içinde olduğu ve alacakları tüm tedbirlerde onları desteklemek için tüm imkanlarını seferber etmeye hazır olduğu ifade edilmiştir.
Katar, topraklarının İran tarafından füzelerle hedef alınmasını şiddetle kınayarak saldırıyı ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlal olarak nitelendirmiştir. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ülke topraklarının İran yapımı füzelerle hedef alınmasının, uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bölgenin güvenlik ile istikrarını tehdit ettiği belirtilmiştir.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının uluslararası temel ilkeleri ihlal ettiğini ve saldırıların kabul edilemez olduğunu bildirmiştir.
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, "İran'a yönelik gerekçesiz saldırıları şiddetle kınadığını" bildirmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail’e ve bölgedeki ABD hedeflerine yönelik yeni füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlediğini duyurmuştur. İran’dan fırlatılan füzelerden bazılarının Kudüs semalarında İsrail hava savunma sistemleri tarafından havada imha edildiği bildirilmiştir. Aynı gün İran ordusu, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik yeni saldırılar başlattığını açıklamış; İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlamalar meydana gelmiştir.

İran'ın misilleme saldırıları, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Saat 10.00 itibarıyla İsrail ordusu, İran’dan yeni füzelerin ateşlendiğini tespit ettiğini duyurmuştur. Ordudan yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemeye çalıştığı belirtilmiş; İran’dan füze ateşlendiğinin tespit edilmesinin ardından cep telefonlarına uyarılar gönderildiği ve bazı bölgelerde alarm sistemlerinin devreye girdiği aktarılmıştır. İsraillilere sığınaklardan çıkılmaması yönünde uyarı yapılmıştır.
İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Bu gelişmenin ardından İran’ın birçok bölgesinde gösteriler düzenlenmiştir. Başkent Tahran’daki İnkılap Meydanı’nda toplanan kalabalıklar, ellerinde İran bayrakları ve Hamaney posterleriyle ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atmıştır. Gösteriler sırasında bazı kişilerin üzüntü yaşadığı bildirilmiştir.

Hamaney'in ölümü sonrası Tahran'daki gösteriler, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Irak’ın Basra kentinde de Hamaney’in ölümünün ardından gösteriler düzenlenmiştir. Irak Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi, İran liderinin hayatını kaybetmesinden dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirterek Irak’ta 3 günlük yas ilan edildiğini açıklamıştır. Açıklamada askeri operasyonların kayıtsız ve şartsız derhal durdurulması talep edilmiş; saldırıların bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu belirtilmiştir.
İran resmi haber ajansı IRNA’nın yayımladığı açıklamaya göre, ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhammed Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Destek Sorumlusu Aziz Nasırzade hayatını kaybetmiştir. Daha sonraki haberlerde Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve Hamaney’in danışmanı Tuğamiral Ali Şemhani ile Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur’un öldüğü tekrar bildirilmiştir.
Ayrıca ABD-İsrail’in ortak saldırılarında İran lideri Hamaney’in kızı, damadı, torunu ve gelinlerinden birinin hayatını kaybettiği aktarılmıştır. Hayatını kaybeden aile bireylerinin isimleri açıklanmamış; konuya ilişkin resmi makamlardan ayrıntılı bilgi verilmemiştir.
1 Mart 2026 tarihinde gece yarısı Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai Emirliği hükümeti, ülkenin simge yapılarından Burj Al Arab’ın dış cephesinde yangın çıktığını açıklamıştır.
Dubai Hükümeti Medya Ofisi tarafından ABD merkezli X platformu üzerinden yapılan açıklamada, Dubai makamlarının bir insansız hava aracını (İHA) etkisiz hale getirdiği belirtilmiştir. Açıklamada, söz konusu hava aracından düşen parçaların otelin dış cephesinde küçük çaplı bir yangına yol açtığı ifade edilmiştir.
Sivil savunma ekiplerinin kısa sürede müdahale ederek yangını kontrol altına aldığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı bildirilmiştir.
1 Mart günü Türkiye saatiyle 03.00 sularında Dubai Emirliği hükümeti, İran’ın BAE’deki ABD üslerine yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleştirilen hava savunma müdahaleleri sırasında Cebel Ali Limanı’nda yangın çıktığını duyurmuştur.
Dubai Hükümeti Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma operasyonları sırasında düşen enkazın limandaki bir rıhtımda yangına yol açtığı belirtilmiştir. Olayda herhangi bir yaralanma bildirilmediği ifade edilmiştir. Dubai Sivil Savunma ekiplerinin yangına derhal müdahale ettiği ve söndürme çalışmalarının sürdüğü kaydedilmiştir.
1 Mart sabah saatlerinde İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı gerçekleştirdiği misillemelerin ardından Dubai kentinde patlama sesi duyulduğu bildirilmiştir. Kentte hava savunma sistemleri devreye girmiştir.
BAE resmi makamlarından olayın niteliğine ilişkin ilk aşamada bir açıklama yapılmamıştır. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Dubai Havalimanı yakınındaki bir bölgeden siyah dumanların yükseldiği görülmüştür.
1 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, İran’ın ABD-İsrail’in ortak saldırılarına misilleme olarak düzenlediği saldırılara ilişkin açıklama yapmıştır. Açıklamada, BAE Hava Kuvvetlerinin 28 Şubat’taki İran saldırılarının başlangıcından 1 Mart gece yarısına kadar fırlatılan 137 balistik füze ve 209 insansız hava aracına (İHA) müdahale ettiği bildirilmiştir.
Savunma Bakanlığı, 137 balistik füzenin 132’sinin imha edildiğini, 5’inin ise denize düştüğünü açıklamıştır. İran’dan gönderilen 209 İHA’dan 195’inin engellendiği, 14’ünün ise maddi hasara yol açtığı belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, füze ve İHA’ların engellenmesi sırasında şarapnel parçalarının ülkenin çeşitli bölgelerine düştüğü, bazı sivil noktalara isabet ederek küçük çaplı hasara neden olduğu ifade edilmiştir. BAE makamları, İran saldırılarını en sert şekilde kınadıklarını belirtmiş; saldırıların ülkenin egemenliğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiği vurgulanmıştır.
Dubai’de hava savunma sistemi tarafından engellenen İHA’ların parçalarının iki evin avlusuna düştüğü ve 2 kişinin yaralandığı açıklanmıştır. Yaralılara gerekli tıbbi müdahalenin yapıldığı, bölgede duyulan seslerin hava savunma operasyonlarından kaynaklandığı ifade edilmiştir.
Abu Dabi’de ise müdahale edilen bir İHA’nın parçalarının Etihad Kuleleri’ndeki binalardan birine isabet ettiği bildirilmiştir. Aralarında İsrail Büyükelçiliğinin de bulunduğu yabancı misyon ofislerinin yer aldığı binada bir kadın ve bir çocuğun yaralandığı, olayda maddi hasar meydana geldiği kaydedilmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’dan gönderilen 2 İHA’nın başkent Abu Dabi’de bulunan es-Selam Deniz Üssü’ndeki bir depoya isabet ettiğini duyurmuştur. İsabet sonucu iki konteynerde yangın çıktığı, ekiplerin müdahalesiyle yangının kontrol altına alındığı ve can kaybı yaşanmadığı belirtilmiştir. Açıklamada, saldırının ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun ihlali olduğu ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde BAE Dışişleri Bakanlığı, Tahran’daki büyükelçiliğini kapattığını ve büyükelçi ile tüm diplomatik misyonunu İran’dan geri çektiğini açıklamıştır. Açıklamada, İran’ın BAE’de konutlar, havaalanları, limanlar ve hizmet tesisleri dâhil olmak üzere sivil alanları kapsayan saldırılar düzenlediği, bu saldırıların ulusal egemenliği ve uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtilmiştir.
BAE yönetimi, söz konusu kararın devletin güvenliğini ve egemenliğini tehdit eden saldırganlığa karşı alınmış bir adım olduğunu ifade etmiş; mevcut durumun bölgesel güvenlik, enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrar üzerinde risk oluşturduğunu vurgulamıştır.
1 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’ın misilleme saldırılarını başlatmasından bu yana ülkede yabancı uyruklu 3 kişinin hayatını kaybettiği, 58 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Açıklamada, İran saldırılarının başlangıcından itibaren BAE topraklarına 165 balistik füze fırlatıldığı, bunlardan 152’sinin engellendiği, 13’ünün ise denize düştüğü belirtilmiştir. Ayrıca 541 insansız hava aracının (İHA) gönderildiğinin tespit edildiği, 506’sının imha edildiği, 35’inin ise ülke topraklarına düştüğü aktarılmıştır.
Saldırıların ikinci gününde BAE Hava Kuvvetlerinin 20 balistik füzeyi imha ettiği, 8 balistik füzenin denize düştüğü; 2 seyir füzesi ve 311 İHA’ya müdahale edildiği, 21 İHA’nın ise sivil noktalara isabet ettiği kaydedilmiştir. Müdahaleler sırasında düşen şarapnel ve mühimmat parçalarının sivil bölgelerde maddi hasara yol açtığı belirtilmiştir.
1 Mart 2026 sabah saatlerinde Ürdün İçişleri Bakanlığı, İran’ın İsrail ve ABD saldırılarına karşılık verdiği süreçte ülke genelinde 73 düşen cisim ve füze parçası olayı kaydedildiğini açıklamıştır.
Bakanlığa bağlı Ürdün Kamu Güvenliği Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, sivil savunma ve polis ekiplerinin bir önceki sabah saatlerinden itibaren 73 ayrı olaya müdahale ettiği belirtilmiştir. Olayların Amman, Zarka, Madaba, Batı Balka, Ceaş, İrbid, Akabe ve Orta Badiye bölgelerinde meydana geldiği bildirilmiştir.
Kamu Güvenliği Müdürlüğü, halkı resmi makamların yayımladığı talimatlara uymaya çağırmış; herhangi bir şüpheli cismin görülmesi halinde acil çağrı numarasının aranması gerektiğini belirtmiştir. Açıklamada, şüpheli nesnelere hiçbir koşulda yaklaşılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Öte yandan Ürdün ordusu, bir önceki gün ülkeyi hedef aldığını belirttiği 49 insansız hava aracı ve balistik füzenin engellendiğini duyurmuştur.
1 Mart akşam saatlerinde Ürdün İçişleri Bakanlığı, İran’ın İsrail ve ABD saldırılarına karşılık vermesi sırasında ülke genelinde düşen şarapnel ve çeşitli cisimlere bağlı 115 olaya müdahale edildiğini açıklamıştır. Ürdün Kamu Güvenliği Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, sivil savunma ve polis ekiplerinin sabah saatlerinden itibaren ülkenin büyük bölümünde düşen cisim ve şarapnel parçalarından kaynaklanan olaylara müdahale ettiği belirtilmiştir.
Açıklamada, söz konusu olaylarda 5 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Yaralılardan 4’ünün Orta Badiye bölgesinde, birinin ise ülkenin kuzeyindeki İrbid kenti sınırlarında bulunduğu aktarılmıştır. Şarapnel parçalarının 11 araçta ve 19 evde maddi hasara yol açtığı belirtilmiş; kamuoyuna, resmi makamlar tarafından yayımlanan talimatlara uyulması çağrısı yapılmıştır. Yetkililer, yüksek risk nedeniyle şüpheli cisimlere hiçbir koşulda yaklaşılmaması gerektiğini vurgulamıştır.
1 Mart'ı 2 Mart’a bağlanan gece Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalındaki Ayn Terma beldesinde bir binaya füze kalıntılarının düştüğü bildirilmiştir. Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığı bilgilere göre, olayda ikisi çocuk olmak üzere 3 kişi yaralanmıştır. Füze parçalarının düşmesi sonucu bölgede maddi hasar meydana geldiği belirtilmiştir. Söz konusu olayın, İsrail ile İran arasında karşılıklı gerçekleştirilen saldırılar sırasında meydana geldiği ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde Bahreyn İçişleri Bakanlığı, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nın insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığını açıklamıştır.

Bahreyn'in başkenti Manama’ya kamikaze İHA saldırısı, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, havalimanına düzenlenen İHA saldırısında maddi hasar meydana geldiği ancak can kaybı yaşanmadığı belirtilmiştir. Yetkililerin olay yerinin güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri aldığı kaydedilmiştir. Bahreyn Uluslararası Havalimanı, ülkenin ikinci büyük kenti el-Muharrek’te bulunmaktadır. Aynı gün Bahreyn’in başkenti Manama’da da bir kamikaze İHA’nın El-Me’arid Caddesi üzerindeki bir binaya isabet etmiştir.
Bahreyn'in başkenti Manama'da İran saldırısına hedef olan bir binanın içinde yangın, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
1 Mart 2026 tarihinde İran’ın İsrail ve ABD saldırılarına karşılık düzenlediği misilleme kapsamında Bahreyn’in başkenti Manama’da kamikaze insansız hava aracının (İHA) El-Me’arid (Fuarlar) Caddesi üzerindeki bir binaya isabet ettiği bildirilmiştir.
Yerel basında yer alan haberlere göre, İHA’nın binaya çarpmasının ardından olay yerinden duman yükseldiği belirtilmiştir. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, isabet alan binadan yoğun duman çıktığı ve çevrede siren seslerinin duyulduğu görülmüştür. Olayda can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına ilişkin resmi makamlardan ilk aşamada açıklama yapılmamıştır.
1 Mart 2026 sabah saatlerinde Irak’ın Erbil kentinde bulunan bir ABD askeri üssünde meydana gelen patlamaların ardından yoğun dumanların yükseldiği bildirilmiştir.

ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları Irak'ın Basra kentinde protesto ediliyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Yerel kaynaklara göre, patlamaların üssün çevresini sarstığı ve yükselen dumanın üs içerisindeki askeri tesisleri hedef alan doğrudan bir hava saldırısından kaynaklanmış olabileceği öne sürülmüştür.
Söz konusu gelişmenin, “Seraya Evliya ed-Dem” adlı Iraklı Şii grubun bölgede ABD’ye ait askeri tesisleri hedef alan bir kamikaze dronu saldırısının sorumluluğunu üstlendiğini duyurmasının ardından yaşandığı aktarılmıştır.

ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları Irak'ın Basra kentinde protesto ediliyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Saldırı sonrasında Erbil semalarında “uluslararası koalisyona” ait helikopter ve insansız hava araçlarının yoğun faaliyet gösterdiği gözlenmiştir. Güvenlik güçlerinin üssün çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldığı bildirilmiştir.
1 Mart 2026 sabah saatlerinde İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı gerçekleştirdiği misillemenin ardından Katar’ın başkenti Doha’nın sanayi bölgesinde küçük çaplı bir yangın çıktığı bildirilmiştir.
ABD-İsrail saldırılarına misilleme yapan İran, Katar'ın başkenti Doha'ya füze atmaya devam ediyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Katar İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, savunma sistemlerinin füze engelleme müdahalesi sırasında düşen parçacıkların sanayi bölgesinde sınırlı bir yangına neden olduğu belirtilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 sabahı İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı gerçekleştirdiği misillemelerin ardından Umman’ın Dukm Ticaret Limanı’na iki insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenlendiği bildirilmiştir.
Umman resmi haber ajansı ONA’nın aktardığına göre, saldırılardan biri mobil işçi yerleşkesine isabet etmiş ve bir yabancı işçi yaralanmıştır. İkinci İHA’nın enkazının akaryakıt depolarının bulunduğu bir alana düştüğü, olayda herhangi bir can kaybı veya maddi zarar meydana gelmediği belirtilmiştir.
Aynı saatlerde Umman’ın Musandam kentinin Hasab Limanı açıklarında Palau bayraklı “SKYLIGHT” isimli petrol tankerinin saldırıya uğradığı bildirilmiştir.
Umman Deniz Güvenliği Merkezi tarafından yapılan açıklamada, geminin limanın yaklaşık 5 mil kuzeyinde hedef alındığı belirtilmiştir. Açıklamada, gemide bulunan 20 mürettebatın tamamının tahliye edildiği, dört kişinin yaralandığı ve tedavi altına alındığı kaydedilmiştir. Mürettebattan 15 kişinin Hindistan, 5 kişinin ise İran vatandaşı olduğu bildirilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Saud Abdulaziz El-Atvan tarafından yapılan açıklamada, ABD-İsrail’in ortak saldırılarının ardından İran’ın başlattığı misilleme saldırıları kapsamında Kuveyt topraklarını hedef alan çok sayıda balistik füze ve insansız hava aracının (İHA) engellendiği bildirilmiştir.
El-Atvan, İran saldırılarının başlangıcından 1 Mart'a kadar 97 balistik füze ve 283 İHA’nın etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Füze ve İHA’ların önlenmesi sırasında şarapnel parçalarının ülke topraklarına düştüğü, bu durumun küçük çaplı maddi hasara yol açtığı belirtilmiştir. Kuveyt resmi haber ajansı KUNA tarafından yayımlanan haberde, İran’dan yapılan saldırılar nedeniyle 1 kişinin hayatını kaybettiği ve 32 kişinin yaralandığı ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran'ın, İngiliz askeri üslerinin bulunduğu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) doğru iki füze fırlattığını ancak füzelerin İngiliz üslerini hedef almadığından oldukça emin olduklarını söylemiştir. Bakan Healey, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait jetlerin bölgede "savunma kapasitesi" kapsamında görev yaptığını belirtmiştir.
Healey, "İngiltere'nin müttefiklerine, örneğin Katar ve Kıbrıs'a doğru ilerleyen füzeleri veya insansız hava araçlarını vuracaklar." demiştir. İran'ın dün saldırı düzenlediği Bahreyn'deki askeri üs yakınında 300 İngiliz personelin konuşlu olduğunu ve bazılarının "saldırıya birkaç yüz metre mesafede" bulunduğunu ifade etmiştir.
İran'ın Orta Doğu genelinde artan saldırılarının İngiliz personel ve vatandaşlarını riske attığını söyleyen Healey, bu saldırıların "İngiliz personeli ve İngiliz halkını riske attığı" yönünde endişe duyduğunu dile getirmiş ve İran'dan iki füzenin, İngiltere'nin askeri üslerinin bulunduğu GKRY'ye doğru ateşlendiğini açıklamıştır. John Healey, "Bu füzelerin bizim üslerimizi hedef almadığından oldukça eminiz ancak bu İran'ın misillemesinin ne kadar ayrım gözetmediğini gösteriyor." diye konuşmuştur.
İngiltere'nin savunma operasyonlarından saldırı operasyonlarına geçip geçmeyeceği sorusuna ise Healey, "Biz saldırıların hiçbir parçası olmadık." yanıtını vermiş ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaptığımız çabaları savunma amaçlı eylemlere yoğunlaştırıyoruz. Bunu en başından beri yaptık ve Kıbrıs'a ve Katar'a ilave radarlar, uçaklar ve diğer silah sistemlerini sevk ettik. Şu anda, bu hafta sonu itibarıyla bölgesel koordinasyonun bir parçası olarak uçuş gerçekleştiriyoruz ve tüm eylemlerimiz İngiltere çıkarlarını savunmaya ve Birleşik Krallık müttefiklerini savunmaya yönelik."
İngiltere'nin müttefikleriyle İran'a doğrudan saldırıp saldırmayacağına ilişkin soru üzerine Healey, "Spekülasyon yapmayacağım ve varsayımsal bir durum ya da muhtemel görüşmeler ve operasyonlar hakkında benden bunu beklememelisiniz." şeklinde karşılık vermiştir.
Healey, "Atacağımız adımlar ve şu anda attığımız adımlar, her zaman belirlenmiş angajman kuralları çerçevesinde olacak, çıkarlarımızı ve diğer müttefiklerin kolektif çıkarlarını savunmaya devam edecek ve uluslararası hukuk içinde olacak." değerlendirmesinde bulunmuştur.
1 Mart 2026 tarihinde Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İran’ın füze depolarını hedef almak amacıyla İngiliz üslerini kullanma izni talep ettiğini ve bu talebin kabul edildiğini açıklamıştır. Starmer, ABD merkezli X platformu üzerinden yayımladığı video mesajda Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Başbakan, İran’ın saldırılarının etkilediği ülkelerde yaklaşık 200 bin İngiliz vatandaşının bulunduğunu belirterek, bu kişilerin güvenliğinin hükümet açısından öncelikli olduğunu ifade etmiştir.
Bölge genelinde konuşlu İngiliz Silahlı Kuvvetleri personelinin de İran’ın eylemleri nedeniyle risk altında bulunduğunu belirten Starmer, İran’ın tutumunun giderek daha pervasız bir nitelik kazandığını söylemiştir.
Starmer, Birleşik Krallık’ın İran’a yönelik ilk saldırılara katılmama kararının “bilinçli bir karar” olduğunu vurgulamış ve bu tercihin temel gerekçesinin, krizin diplomatik ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğine dair inançları olduğunu belirtmiştir. Bu çözümün, İran’ın nükleer silah geliştirme hedefinden vazgeçmeyi kabul etmesini içermesi gerektiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte, "İran’ın mevcut eylemlerinin İngiliz çıkarlarına zarar verdiğini, İngiliz vatandaşlarını ve bölgedeki müttefikleri ciddi risk altına soktuğunu" dile getirmiştir.
Başbakan Starmer açıklamasında şu ifadelere yer vermiştir: “İngiliz jetleri, İran’ın saldırılarını başarıyla engelleyen koordineli savunma operasyonlarının parçası olarak havada görev yapmaktadır. Ancak bu tehdidi durdurmanın tek yolu, füzeleri kaynağında, yani depolama tesislerinde veya fırlatma rampalarında imha etmektir. ABD, bu özel ve sınırlı savunma amaçlı kullanım için İngiliz üslerini kullanma izni talep etmiştir. İran’ın bölgeye füze saldırısı düzenleyerek masum sivilleri öldürmesini, İngiliz vatandaşlarının hayatını tehlikeye atmasını ve olayla ilgisi olmayan ülkeleri vurmasını önlemek için bu talebi kabul etme kararı aldık.”
Starmer, bu kararın Birleşik Krallık’ın uzun süredir müttefiki olan ülkelerin kolektif savunması ve İngiliz vatandaşlarının hayatlarının korunması amacıyla alındığını belirtmiştir. Kararın uluslararası hukuk çerçevesinde olduğunu savunmuş; Birleşik Krallık’ın İran’a yönelik saldırı operasyonlarına dahil olmadığını ancak bölgedeki savunma faaliyetlerine devam edeceğini ifade etmiştir.
2 Mart’a bağlanan gece saatlerinde Güney Kıbrıs’ta bulunan RAF Akrotiri Üssü’nde patlama sesleri duyulmuştur. İngiltere Savunma Bakanlığı, üssün “şüpheli bir insansız hava aracı saldırısıyla” hedef alındığını ve üs tarafından karşılık verildiğini açıklamıştır.
Açıklamada, kuvvet koruma seviyesinin en üst düzeyde olduğu ve personelin savunulması amacıyla gerekli tedbirlerin alındığı belirtilmiştir. Patlamaların ardından bazı savaş uçaklarının havalandığı gözlemlenmiştir.
GKRY Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, olayda İHA kullanıldığını ve sınırlı hasar meydana geldiğini açıklamıştır. Güvenlik protokollerinin derhal devreye sokulduğu ve İngiliz makamlarıyla koordinasyon halinde sürecin takip edildiği bildirilmiştir.
ABD-İsrail saldırılarına misilleme yapan İran, Katar'ın başkenti Doha'ya füze atmaya devam ediyor, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Gerçek Vaat 4” operasyonunun beşinci ve altıncı dalgaları kapsamında İsrail ve bölgedeki ABD hedeflerine yönelik geniş çaplı füze ve İHA saldırıları başlatıldığını duyurmuştur. Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan duyuru metninde, Tel Nof Hava Üssü, Tel Aviv’deki İsrail ordusunun genelkurmay karargâhı ve savunma sanayi kompleksinin hedef alındığı belirtilmiştir. ABD’ye ait 27 noktanın da hedefler arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
Ayrıca Devrim Muhafızları tarafından yayımlanan bildiride, Hint Okyanusu’nda ABD gemilerine mühimmat taşıdığı belirtilen MSP gemisinin Cebel Ali açıklarında 4 İHA ile vurulduğu, Abdullah el-Mübarek bölgesindeki ABD deniz üssünün 4 balistik füze ve 12 İHA ile hedef alındığı ve Hint Okyanusu’nda yakıt ikmali yaptığı belirtilen MST sınıfı ABD destek gemisinin “Gadr-380” füzeleriyle vurulduğu bildirilmiştir. Operasyonların süreceği ifade edilmiştir.
Saldırılar sonrasında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Ürdün ve İsrail’de hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve patlama seslerinin duyulduğu aktarılmıştır. Dubai’de en az bir patlama sesi duyulduğu ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir. Abu Dabi’de bulunan Zayed Uluslararası Havalimanı’nda meydana gelen olayda 1 Asya uyruklu kişinin hayatını kaybettiği ve 7 kişinin yaralandığı açıklanmıştır.
İran saldırısının hedefi olan Tel Aviv'deki bina ve çevresindeki hasar, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların “diplomatik çözümü kolaylaştırdığını” savunmuştur. CBS News’e verdiği demeçte İran’ın ağır darbe aldığını ve diplomatik çözüm ihtimalinin bir gün öncesine kıyasla daha kolay hale geldiğini ifade etmiştir. Trump, İran’ın misilleme saldırısı başlatması halinde “daha önce hiç görülmemiş bir güçle” karşılık verileceğini açıklamıştır. İran’ın şu ana kadarki saldırılarının beklenenden daha sınırlı olduğunu değerlendirmiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın füze üretim kapasitesi ve donanmasının imha edileceğini belirtmiş; İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ifade etmiştir. Hegseth, İran’ın anlaşma yapma fırsatını reddettiğini ve sonuçlarına katlandığını savunmuştur.
İsrail devlet televizyonu KAN, İran ile yürütülen müzakerelerin planlanan askeri operasyona hazırlık amacıyla bir “aldatma ve zaman kazanma” taktiği olduğunu öne sürmüştür. Haberde, operasyon tarihinin haftalar öncesinden belirlendiği ve ilk saldırının İran liderliğini hedef aldığı ileri sürülmüştür. İsrail güvenlik kabinesinin operasyon amacını “Tahran yönetimine ciddi zarar vermek” şeklinde onayladığı belirtilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ülkesinin bölge devletlerine saldırı niyetinde olmadığını açıklamıştır. Laricani, yaptığı değerlendirmede İran’ın yalnızca ABD’ye ait askeri üsleri hedef aldığını ifade etmiştir. Açıklamada, bölge ülkelerinin topraklarında bulunan ABD üslerinin İran’a karşı saldırılarda kullanılması halinde söz konusu üslerin hedef alınacağı belirtilmiştir.
Laricani, bu üslerin ilgili ülkelerin toprağı değil, ABD’ye ait askeri unsurlar olarak değerlendirildiğini ifade etmiştir. İran Dış İlişkiler Stratejik Konseyi tarafından yapılan açıklamada da benzer bir tutum ortaya konulmuş; bölge ülkelerinin topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini beyan etmiş olmalarına rağmen, ABD üsleri üzerinde doğrudan kontrol sahibi olmadıkları için saldırıları engelleyemedikleri ileri sürülmüştür.
Aynı gün İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail’e ve bölgedeki ABD hedeflerine yönelik yeni füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini duyurmuştur. Bu saldırıların ardından Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Ürdün’de hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir.
İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlamalar, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
1 Mart 2026 tarihinde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının Orta Doğu’daki artan gerilim nedeniyle olağanüstü toplantı yapacağı bildirilmiştir. Katar merkezli Al Jazeera televizyonunun ismini açıklamadığı bir kaynağa dayandırdığı haberde, toplantının aynı gün video konferans yöntemiyle gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
Toplantının, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılar ile İran’ın İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerine yönelik misilleme saldırılarıyla eş zamanlı olarak düzenlenmesinin beklendiği ifade edilmiştir. Görüşmenin bölgedeki güvenlik gelişmeleri ve diplomatik koordinasyon çerçevesinde yapılacağı aktarılmıştır.
1 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’da 40 üst düzey komutanın öldürüldüğünü iddia etmiştir. Ordudan yapılan açıklamada, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğu belirtilmiştir.

İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısı sonrası bölgenin durumu, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Açıklamada, saldırıların başlatılmasının hemen ardından istihbaratın yönlendirmesiyle Tahran’ın çeşitli bölgelerinde düzenlenen operasyonlarda 7 İranlı liderin öldürüldüğü ileri sürülmüştür. İsrail ordusu, İran güvenlik liderliğinin en üst düzey askeri yetkililerinin de aralarında bulunduğu toplam 40 üst düzey komutanın hayatını kaybettiğini iddia etmiştir.
İsrail ordusu ayrıca İran’ın batı ve orta kesimlerindeki hava savunma sistemlerinin büyük bölümünün etkisiz hale getirildiğini ve başkent Tahran semalarında hava üstünlüğü sağlandığını öne sürmüştür. Açıklamada saldırıların devam edeceği ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde sabah saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlamalar meydana gelmiştir. Saldırıların kentin kuzey ve doğu kesimlerinde yoğunlaştığı, vurulan noktalardan dumanların yükseldiği bildirilmiştir. Kentin birçok bölgesinden bombardıman sesleri duyulmuştur. İran makamları ilk aşamada patlamalara ilişkin ayrıntılı açıklama yapmamıştır. İsrail ordusu ise İran’a yönelik saldırıların başlamasından bu yana ilk kez Tahran’ın merkezindeki hedeflere operasyon düzenlediğini duyurmuştur.
Aynı saat diliminde Tebriz, Kerec ve Urumiye kentlerinde de patlama sesleri duyulduğu aktarılmıştır. Meşhed kentinde ise İmam Rıza Türbesi yakınlarındaki bir askeri birlikte patlama meydana geldiği bildirilmiştir.
Öğle saatlerinde İran ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran Hava Kuvvetlerinin Basra Körfezi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bölgelerindeki ABD üslerine yönelik çok aşamalı hava operasyonları gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Irak makamları ile ABD ordusu söz konusu hava saldırısı açıklamasını doğrulamamıştır.
Aynı saatlerde İsrail ordusu, İran’ın batısındaki Tebriz havaalanında kalkışa hazırlanan F-5 ve F-4 tipi iki savaş uçağını vurduğunu duyurmuştur. Açıklamada saldırının İran Hava Kuvvetlerinin faaliyetlerini ve hava savunma kapasitesini zayıflatmaya yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, ABD-İsrail saldırılarında Polis Komutanlığı İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Gulamrıza Rızaiyan’ın hayatını kaybettiğini bildirmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu, ABD ile birlikte düzenlenen saldırılarda İran’da 40 üst düzey komutanın öldürüldüğünü iddia etmiştir. Açıklamada İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de ölenler arasında bulunduğu ileri sürülmüştür.
İsrail ayrıca İran’ın batı ve orta kesimlerindeki hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve Tahran semalarında hava üstünlüğü sağlandığını iddia etmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, Tahran’daki İran Devrim Muhafızları Ordusu Karargâhı ile istihbarat ve hava kuvvetleri birimlerine ait askeri merkezlerin hedef alındığını açıklamıştır.
1 Mart tarihinde İran Kızılayı, Tahran’daki Kızılay’a ait Barış Binası ile Hatemul Enbiya, Bihzisti ve Mutahhari hastanelerinin çevresine saldırı düzenlendiğini duyurmuştur. Paylaşılan görüntülerde Kızılay yerleşkesinin ağır duman altında kaldığı görülmüştür. Akşam saatlerine doğru İran basını, Tahran’daki Gandi Hastanesi’nin hedef alındığını bildirmiştir. Hastane binasında cephe hasarı ve cam kırıkları oluştuğu, sağlık personelinin yeni doğan bebekleri tahliye ettiği aktarılmıştır.
1 Mart 2026 tarihinde İran’ın Irak sınırında bulunan İlam eyaletine bağlı Mehran ilçesinde bombalı saldırı meydana gelmiştir. Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İlam Sınır Birliği Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Mehran Sınır Taburu’na İmam Humeyni Meydanı civarında saldırı düzenlendiği belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırıda 11’i asker olmak üzere toplam 22 kişinin hayatını kaybettiği, 21 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Saldırının ABD ve İsrail unsurları tarafından gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, savaş uçaklarının İran’a yönelik saldırılarda 700’den fazla sorti gerçekleştirdiğini ve binlerce mühimmat kullandığını açıklamıştır. Ordudan yapılan açıklamada, son 24 saat içinde “Tahran’a giden yolun açıldığı” ileri sürülmüş; İsrail savaş uçaklarının Tahran semalarında hava üstünlüğü sağladığı iddia edilmiştir.

İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlamalar, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Vurulan hedefler arasında balistik füze rampaları, karargâhlar, İran hava savunma sistemleri ve Tahran yönetimine ait komuta merkezlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca, İran’a saldırıların başlamasından bu yana İsrail’e doğru fırlatılan 50’den fazla insansız hava aracının (İHA) önlendiği ileri sürülmüştür.
The Times of Israel’in haberine göre, saldırıların ilk 36 saatinde İran’a 2 binden fazla bomba atılmıştır. Bu miktarın, İsrail’in Haziran 2025’teki 12 günlük savaşta kullandığı toplam mühimmatın yaklaşık yarısına karşılık geldiği ifade edilmiştir. İsrail savaş uçaklarının İran’a yönelik saldırılarda menzilli füzeler yerine doğrudan hedef üzerinde bomba bırakma yöntemini kullandığı, Tahran’daki hedeflere yönelik operasyonlarda hava üstünlüğünün korunmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın paylaştığı İran’daki askeri hedeflere yönelik operasyonun görüntüleri, 1 Mart 2026 - (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı)
1 Mart 2026 tarihinde öğle saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail’e yönelik yeni bir füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırı dalgası başlattığı bildirilmiştir. Saldırı İran devlet televizyonu tarafından duyurulmuş; İran’dan İsrail’e yönelik füze ve İHA atışlarının yeniden başladığı aktarılmıştır.
Aynı gün İran’dan fırlatılan bir füzenin Batı Kudüs yakınlarındaki Beyt Şemeş kentinde bir binaya isabet ettiği bildirilmiştir. İlk açıklamalarda 6 İsraillinin hayatını kaybettiği duyurulmuştur. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, bölgeye arama-kurtarma ekipleri, çok sayıda sağlık personeli ve yaralıların tahliyesi için helikopterlerin sevk edildiği belirtilmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı (Magen David Adom), olayda çok sayıda kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde ölü sayısı 8’e yükseltilmiş; 28 kişinin yaralandığı, yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu bildirilmiştir. Akşam saatlerine doğru yapılan güncellemede ise Beyt Şemeş’teki saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 9’a çıktığı, 11 kişinin ise kayıp olduğu duyurulmuştur. İsrail polisi, füzenin isabet ettiği bölgede enkaz altında olduğu değerlendirilen 11 kişiye ulaşılamadığını ve arama çalışmalarının sürdüğünü açıklamıştır.

İran'dan İsrail'e yeni misilleme füze saldırıları, 1 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Gece saatlerine doğru İran’dan atılan bir füzenin Kudüs bölgesinde bir yola isabet ettiği bildirilmiştir. İsrail acil yardım servisi Magen David Adom tarafından yapılan açıklamada, olayda 5’i hafif olmak üzere toplam 6 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, füzenin yolda büyük bir çukur oluşturduğu ve bazı araçlarda hasar meydana geldiği görülmüştür.
Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gelişmeleri “derin endişeyle” takip ettiğini açıklamıştır. Aziz Petrus Meydanı’na bakan ofisinin penceresinden yaptığı geleneksel pazar duasının ardından konuşan Papa, Orta Doğu ve İran’da yaşananların dramatik boyutuna dikkat çekmiştir.
Papa 14. Leo, istikrar ve barışın karşılıklı tehditler veya yıkım ve ölüm getiren silahlarla değil, makul, samimi ve sorumlu diyalog yoluyla inşa edilebileceğini ifade etmiştir. İlgili taraflara şiddet sarmalını durdurma çağrısında bulunan Papa, diplomasinin yeniden etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmalara ilişkin kaygılarını dile getirerek tarafları diyaloğa dönmeye davet etmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, İran’ın bazı Arap ülkelerine yönelik saldırılarını kınamıştır. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İran’ın bir dizi Arap ülkesini hedef alan saldırı ve ihlallerinin söz konusu ülkelerin egemenliğine yönelik ciddi ve açık ihlal teşkil ettiği belirtilmiştir. Somali Federal Cumhuriyeti’nin, bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik eylemlere karşı olduğu ifade edilmiştir.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesine ilişkin açıklamada bulunmuştur. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Vang, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesinde söz konusu gelişmeleri değerlendirmiştir.
Vang Yi, müzakereler sürerken İran’a yönelik saldırı düzenlenmesinin uluslararası hukuku ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ihlal ettiğini belirtmiştir. “Egemen bir ülkenin liderinin öldürülmesi ve rejim değişikliğinin kışkırtılması kabul edilemez.” ifadesini kullanan Vang, uluslararası toplumu tek taraflı eylemlere karşı açık ve kati bir tutum almaya çağırmıştır. Uluslararası toplumun dünyanın “orman kanununa” dönüşmesine karşı ortak tepki göstermesi gerektiğini ifade etmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu Basın Ofisi tarafından “Gerçek Vaat 4” operasyonunun yedinci duyurusu yayımlanmıştır. Açıklamada, ABD ordusuna ait “Abraham Lincoln” uçak gemisinin dört balistik füze ile hedef alındığı bildirilmiştir.
Açıklamada, “Düşman hedeflerine saldırı sonucunda, ABD ordusuna ait Abraham Lincoln Uçak Gemisi dört balistik füze ile hedef alındı.” ifadelerine yer verilmiştir. Saldırı olduğu sırada Abraham Lincoln Uçak Gemisi taarruz grubu Umman Denizi’nde konuşlu bulunmaktadır.
ABD ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik operasyonda toplamda 3 ABD askerinin öldüğü, 5 askerin ise ağır yaralandığı bildirilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait bir Jamaran sınıfı korvetin İran’a yönelik saldırıların başlangıcında ABD güçleri tarafından hedef alındığını açıklamıştır.
CENTCOM tarafından ABD merkezli X platformu üzerinden yapılan duyuruda, söz konusu İran deniz aracının hedef alındığı ve geminin Umman Körfezi’nde, İran’ın güneydoğusundaki Çabahar Limanı açıklarında batmakta olduğu belirtilmiştir.
Açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran silahlı kuvvetleri, Devrim Muhafızları ve polis mensupları silahlarını bırakmalı.” yönündeki ifadelerine atıf yapılmış; gemide bulunan personele “Gemiyi terk edin” çağrısı yapılmıştır.
1 Mart 2026 tarihinde Danimarka merkezli konteyner taşımacılık şirketi Maersk tarafından yapılan yazılı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan tüm gemi geçişlerinin bir sonraki duyuruya kadar askıya alındığı bildirilmiştir. Açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırıları sonrası bölgede oluşan güvenlik durumuna atıf yapılmış; şirket için mürettebatın, gemilerin ve yüklerin güvenliğinin öncelikli olduğu vurgulanmıştır. Bölge limanlarına uğrayan seferlerde gecikmeler, rota değişiklikleri veya sefer saatlerinde düzenlemeler yapılabileceği kaydedilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin dışişleri bakanları, İran odaklı gelişmeleri değerlendirmek amacıyla olağanüstü çevrim içi toplantıda bir araya gelmiştir. Toplantı, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas başkanlığında gerçekleştirilmiştir.
Bakanların, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesini ele aldığı; Avrupa Birliği’nin kriz karşısındaki ortak tutumunu belirlemeye yönelik istişarelerde bulunduğu bildirilmiştir. Toplantı gündeminde enerji piyasalarına olası etkiler, bölgesel istikrarın korunması ve bölgede bulunan AB vatandaşlarının durumu gibi başlıkların yer aldığı belirtilmiştir.
Olağanüstü toplantı öncesinde AB ülkelerinin büyükelçileri (COREPER) de hazırlık toplantısında bir araya gelmiş; bölgeye destek mesajları ile gerginliğin azaltılması yönünde çağrılarda bulunmuştur. Ayrıca Avrupa Komisyonu üyelerinin, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen liderliğinde özel bir güvenlik toplantısı gerçekleştireceği duyurulmuştur.
AB yönetimi tarafından yapılan önceki açıklamalarda itidal çağrısı yapılmış; İran’da istikrarlı bir geçiş süreci yaşanması ve İran halkının kendi geleceğini belirlemesi gerektiği yönünde mesajlar verilmiştir.
1 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik İsrail ile düzenledikleri saldırıları savunarak, "Bunu yapmasaydık, iki hafta içinde nükleer silaha sahip olacaklardı." demiştir. Trump, İran'a yönelik saldırılarını Fox News Beyaz Saray muhabiri Jacqui Heinrich'e değerlendirmiş, kaç Amerikan askerinin öldüğüne ilişkin yorum yapmazken, ABD'nin İran'da kaç hedefinin kaldığı konusunda net bir değerlendirmeye sahip olduğunu söylemiştir. İran'ın nükleer tesislerini B-2 bombardıman uçaklarıyla hedef aldıklarını belirtmiştir.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ya da petrol fiyatları konusunda endişeli olmadığını vurgularken, "Hiçbir şeyden endişe duymuyorum. Ben sadece doğru olanı yapıyorum. Sonunda her şey yoluna giriyor." şeklinde konuşmuştur. ABD Başkanı ayrıca, İran halkına yeniden "kendi geleceklerini kontrol altına almaları" yönünde çağrıda bulunarak, sürecin çok hızlı ilerlediğini söylemiştir.
Aynı gün Trump, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, İran donanmasına ait 9 geminin "batırıldığını ve imha edildiğini" duyurmuştur. Trump: "Az önce İran donanmasına ait 9 gemiyi imha ettiğimizi ve batırdığımızı öğrendim." demiştir. Bunlardan bazılarının "oldukça büyük ve önemli" gemiler olduğunu vurgulayan Trump, "Geri kalanların peşindeyiz, yakında onlar da denizin dibinde yüzecekler!" ifadesini kullanmıştır. Trump, paylaşımın devamında, başka bir saldırıda İran'ın donanma karargahlarının da "büyük ölçüde imha edildiğini" iddia etmiştir.
Donald Trump (Amerika Birleşik Devletleri Başkanı), 2 Mart tarihinde İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların kapsamı, süresi ve hedefleri hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Daily Mail gazetesine verdiği demeçte Trump, ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı başlatılan saldırıların yaklaşık dört hafta sürebileceğini, ancak operasyonel gelişmelere bağlı olarak bu sürenin daha kısa da olabileceğini ifade etmiştir. Trump, bu tür büyük ölçekli askeri harekâtların belirli bir zaman dilimi öngörülerek planlandığını ve mevcut operasyonun da yaklaşık dört haftalık bir askeri takvime dayandığını belirtmiştir.
Trump, Washington’da sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı yaklaşık altı dakikalık video mesajında ise operasyonların yalnızca taktik değil, stratejik hedefler içerdiğini savunmuştur. İran’daki askeri komuta yapısının “etkisiz hale getirildiğini” ileri süren Trump, Devrim Muhafızları Ordusu’na ait yüzlerce hedefin vurulduğunu ve İran’a ait dokuz geminin imha edildiğini açıklamıştır. Trump ayrıca İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in operasyonlar sonucunda öldürüldüğünü duyurmuş; İran’ın askeri komuta zincirinin çöktüğünü ve bazı unsurların teslim olma talebinde bulunduğunu iddia etmiştir.
ABD Başkanı, “savaş operasyonlarının tüm gücüyle devam ettiğini” ve “tüm hedeflere ulaşılıncaya kadar süreceğini” ifade etmiştir. İran’ın nükleer silah kapasitesi geliştirmesine izin verilmeyeceğini yineleyen Trump, İran’ı “terörün sponsorluğunu yapan bir devlet” olarak nitelendirmiştir. Üç Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini açıklayan Trump, daha fazla kayıp ihtimaline işaret etmiş; bununla birlikte askeri kayıpları en aza indirmek için gerekli tüm tedbirlerin alınacağını belirtmiştir. İran halkına ve güvenlik güçlerine silah bırakmaları çağrısında bulunmuş; teslim olmaları halinde dokunulmazlık elde edebileceklerini ifade etmiştir.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ABD’nin İran’ın füze depolarını ve fırlatma rampalarını hedef almak amacıyla İngiliz üslerini kullanma talebinde bulunduğunu ve bu talebin kabul edildiğini açıklamıştır. Starmer, İngiltere’nin doğrudan İran’a yönelik saldırı eylemlerine katılmadığını, ancak savunma amaçlı ve sınırlı kullanım çerçevesinde üslerin ABD’ye tahsis edildiğini belirtmiştir.
Starmer açıklamasında, İran’ın bölge genelinde gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı saldırılarının yalnızca askeri hedefleri değil, sivilleri ve İngiliz vatandaşlarını da riske attığını ifade etmiştir. İran’ın saldırılarının engellenmesinin en etkili yolunun, füzelerin depolandığı veya ateşlendiği tesislerin kaynağında imha edilmesi olduğunu vurgulamıştır. İngiliz jetlerinin koordineli savunma operasyonlarının bir parçası olarak görev yaptığını belirtmiş; İngiltere’nin kolektif savunma yükümlülükleri çerçevesinde hareket ettiğini dile getirmiştir.
İngiliz basınında yer alan bilgilere göre, ABD’ye Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü ile İngiltere’deki RAF Fairford Üssü’nün kullanım izni verilmiştir. Starmer, bu kararın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunmuş; Irak savaşından çıkarılan dersler doğrultusunda doğrudan saldırı eylemlerine katılmama iradesini yinelemiştir. Bununla birlikte Körfez bölgesindeki İngiliz vatandaşlarının güvenliğinin öncelikli olduğunu ve bu nedenle savunma tedbirlerinin sürdürüleceğini açıklamıştır.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından yapılan ortak açıklamada, İran’ın insansız hava aracı ve füze fırlatma kapasitesinin kaynağında imhasına yönelik “gerekli ve orantılı savunma eylemlerine” hazır olunduğu bildirilmiştir.
Açıklamada, İran’ın ilk ABD ve İsrail askeri operasyonlarına katılmayan bölge ülkelerine karşı ayrım gözetmeyen füze saldırıları gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Bu saldırıların askeri personel ve siviller için tehdit oluşturduğu ifade edilmiştir. E3 ülkeleri, İran’a saldırılarını derhal durdurma çağrısı yapmış; kendi çıkarlarını ve müttefiklerinin güvenliğini korumak amacıyla savunma tedbirlerini destekleyeceklerini açıklamıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ( CENTCOM), İran’a ait balistik füze rampalarının imha edildiği anlara ilişkin siyah-beyaz görüntüleri kamuoyuyla paylaşmıştır. Görüntülerde füze rampalarının hedef alınarak vurulduğu ve imha edildiği anlar yer almıştır.
Paylaşımda, İran’ın balistik füze kapasitesinin uzun süredir bölgesel güvenlik açısından tehdit oluşturduğu belirtilmiş; operasyonun savunma çerçevesinde yürütüldüğü ifade edilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililere ilişkin yeni bir duyuru yapılmıştır. Tesnim Haber Ajansı, İran Genelkurmay Başkanlığına bağlı “Savunma ve Direniş Değerlerini Koruma ve Yayma Vakfı” tarafından yayımlanan 2 numaralı duyuru metnini kamuoyuna aktarmıştır.
Söz konusu duyuruda, saldırılarda yaşamını yitiren üst düzey askeri isimler şu şekilde sıralanmıştır:
Duyuruda, bu isimlerin ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
Bir gün önce İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada ise, Savunma Konseyi toplantısı sırasında düzenlenen saldırılarda;
2 Mart 2026 tarihinde, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney’in ailesine ilişkin yeni bir açıklama yapılmıştır. İran Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, İran devlet televizyonunda yayımlanan bir programdan görüntü paylaşarak, hastanede yoğun bakımda tedavi görmekte olan Hamaney’in eşinin de hayatını kaybettiğini duyurmuştur.
Açıklamada, Hamaney’in eşinin saldırılar sonrasında hastanede tedavi altında bulunduğu ancak yaşamını yitirdiği bildirilmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde düzenlenen ABD ve İsrail saldırılarında İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra kızı, torunu, damadı ve gelinlerinden biri de hayatını kaybetmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye–İran sınırında bulunan gümrük kapılarındaki son duruma ilişkin yazılı açıklama yapmıştır. Bolat, Ağrı-Gürbulak, Van-Kapıköy ve Hakkari-Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durumun söz konusu olmadığını belirtmiştir. Açıklamasında şu ifadelere yer vermiştir: “Türkiye-İran sınırında bulunan Ağrı-Gürbulak, Van-Kapıköy ve Hakkari-Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum söz konusu değildir. Her üç gümrük kapımız ile İran tarafı arasında ticari yük geçişleri, kontrollü devam etmektedir. Her üç gümrük kapısında da günübirlik yolcu geçişleri, karşılıklı durdurulmuş bulunmaktadır.”
Bolat, son dönemde bölgede yaşanan ve küresel ölçekte etkileri hissedilen gelişmeler çerçevesinde Türkiye’nin İran ile gümrük kapılarındaki mevcut durumunun kapsamlı şekilde değerlendirildiğini, gelişmelerin gümrük teşkilatı tarafından anlık olarak takip edildiğini bildirmiştir.
Açıklamada, ticari yük geçişlerinin kontrollü biçimde sürdüğü ancak üç gümrük kapısında da günübirlik yolcu geçişlerinin karşılıklı olarak durdurulduğu belirtilmiştir. Ayrıca, İran’ın kendi vatandaşlarının Türkiye üzerinden ülkesine girişine izin verdiği, Türkiye’nin de kendi vatandaşlarının ve üçüncü ülke vatandaşlarının İran’dan Türkiye’ye girişine izin vermeye devam ettiği ifade edilmiştir.
Bolat, gümrük kapılarındaki geçişlerin ilgili idari makamlar ile İran tarafı arasında koordinasyon içinde, kontrollü ve kesintisiz şekilde sürdürüldüğünü belirtmiştir. İhtiyaç duyulması halinde alınabilecek ilave tedbirler ve eylem planlarının güncellendiğini, ilgili kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlendirildiğini ve sahadaki kapasitenin artırılmasına yönelik hazırlıkların yapıldığını kaydetmiştir.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Dışişleri Bakanları Konseyi, İran’ın Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılarını kınamış ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne ihlallerin önlenmesi için derhal ve kararlı tutum alma çağrısında bulunmuştur.
Açıklamada, saldırıların egemenlik ihlali teşkil ettiği ve Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğu belirtilmiştir. BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkının saklı tutulduğu vurgulanmıştır. Ayrıca bölgesel güvenliğin küresel enerji piyasaları ve deniz ticareti açısından hayati önemde olduğu ifade edilmiştir.
RAF Akrotiri (Birleşik Krallık Egemen Üs Bölgesi) “şüpheli bir insansız hava aracı saldırısına” hedef olmuştur. İngiltere Savunma Bakanlığı, üs kuvvetlerinin karşılık verdiğini ve güvenlik protokollerinin devreye alındığını açıklamıştır.
Konstantinos Letymbiotis (GKRY Hükümet Sözcüsü), olayda İHA kullanıldığını ve sınırlı hasar meydana geldiğini belirtmiştir. GKRY makamlarının Birleşik Krallık ile koordinasyon halinde süreci takip ettiği açıklanmıştır.
İran Eğitim ve Öğretim Bakanlığı, ABD-İsrail saldırılarında 170 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Hürmüzgan’ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna yönelik saldırıda 153 kişinin yaşamını yitirdiği daha önce açıklanmıştır. Bu açıklama, saldırıların sivil altyapıya ve eğitim kurumlarına yansıyan sonuçlarını ortaya koymuştur.
İran Kızılay Kurumu, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 555’e yükseldiğini açıklamıştır. Kurum tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların 131 yerleşim birimini hedef aldığı belirtilmiş; bu saldırılar sonucunda toplam 555 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilmiştir.
Açıklamada yaralı sayısına ilişkin güncel bir veri paylaşılmamıştır. Böylece can kaybına dair yeni bilanço kamuoyuna duyurulurken, yaralı sayısına ilişkin önceki veriler güncellenmemiştir. İran Kızılay Sözcüsü Mücteba Halidi, 28 Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, ABD-İsrail saldırılarında 201 kişinin hayatını kaybettiğini ve 747 kişinin yaralandığını bildirmiştir. 2 Mart itibarıyla yapılan yeni açıklama, ölü sayısında önemli bir artış yaşandığını göstermiştir.
Saldırıların 131 yerleşim birimini kapsadığı belirtilmiş; bu durum, askeri operasyonların yalnızca belirli hedeflerle sınırlı kalmadığını, geniş bir coğrafi alana yayıldığını ortaya koymuştur. Açıklamada sivil-asker ayrımına veya bölgesel dağılıma ilişkin ayrıntılı bilgi yer almamıştır.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Larijani, ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılacağı yönündeki iddiaları reddetmiş ve “ABD ile müzakere yapmayacağız” açıklamasında bulunmuştur. Laricani, ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarını eleştirmiş ve Washington’un politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını savunmuştur.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İran’a yönelik saldırılar ve İran’ın misillemeleri çerçevesinde çok sayıda liderle telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir. ABD Başkanı Trump, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ve Ursula von der Leyen (Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı) ile temas kurulmuştur.
Erdoğan, saldırılarda hayatını kaybeden İran lideri Ayetullah Ali Hamaney için taziye mesajı yayımlamış; çatışmanın bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtmiş ve diplomasiye dönüş çağrısında bulunmuştur.
Hürmüz Boğazı’nda artan güvenlik riski nedeniyle petrol tankerlerinin geçişi 1 Mart itibarıyla sert şekilde düşmüştür. Günlük ortalama yaklaşık 19,8 milyon varil olan sevkiyat hacmi, yalnızca 2,8 milyon varile gerileyerek yüzde 86 azalmıştır. Aynı tarihte Boğaz’dan sadece 3 tanker geçiş yapmıştır.
Geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte İranlı olmayan 706 tanker Boğaz’ın iki yakasında beklemeye başlamıştır. Bu durum, küresel enerji arzında gecikme ve nakliye maliyetlerinde artış riski doğurmuştur.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu’ndaki İran temsilcisi Rıza Necefi, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar kapsamında Natanz nükleer tesislerinin hedef alındığını açıklamıştır. Açıklama, İran basınında yer almış ve Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanmıştır. Necefi, Natanz tesislerinin söz konusu saldırılarda doğrudan hedef alındığını belirtmiş; tesiste meydana gelen hasarın boyutuna ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır. Açıklamada teknik veya yapısal hasara dair resmi veri yer almamıştır.
Central Intelligence Agency (CIA) dahil ABD ve İsrail istihbarat birimlerinin, İran lideri Ali Hamaney ve üst düzey yetkilileri aylar boyunca izlediği bildirilmiştir. Hamaney’in günlük rutinleri, koruma protokolleri ve olası sığınak noktalarının analiz edildiği belirtilmiştir.
Operasyonun başlangıçta gece planlandığı, ancak güvenlik değerlendirmeleri sonucunda sabah saatlerine kaydırıldığı aktarılmıştır. Sürecin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Trump arasında Aralık 2025’te yapılan görüşmeyle hız kazandığı ifade edilmiştir. Görüşmede İran’ın balistik füze programı ve nükleer kapasitesi konusundaki istihbarat paylaşımının operasyonel karar sürecine etki ettiği belirtilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Ordusu, sabah saatlerinde ABD’ye ait birkaç savaş uçağının Kuveyt topraklarında düştüğünü açıklamıştır. Açıklama, Kuveyt Ordusu’nun resmi sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılmış; Savunma Bakanlığı Sözcüsü Saud Abdulaziz El-Atvan’ın ifadelerine yer verilmiştir. Resmi beyana göre, kazada yer alan tüm mürettebat sağ olarak kurtarılmıştır.
Kuveytli yetkililer, olayın ardından gerekli güvenlik ve acil müdahale prosedürlerinin derhal uygulamaya konulduğunu bildirmiştir. ABD’li mürettebatın sağlık kontrollerinin yapılması ve gerekli tıbbi bakımın sağlanması amacıyla hastaneye sevk edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, personelin sağlık durumunun stabil olduğu ifade edilmiştir. Olayın ardından Kuveyt makamları ile ABD ordusu arasında doğrudan koordinasyonun sürdüğü ve teknik incelemelerin başlatıldığı kaydedilmiştir.
Uçakların düşme nedenine ilişkin resmi bir değerlendirme yapılmamış; kazanın sebebinin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldığı bildirilmiştir. Sabah saatlerinde sosyal medyada Kuveyt’te düşen uçakların F-15 tipi ABD savaş uçakları olduğuna dair görüntüler paylaşılmıştır. Ancak uçak tipine ilişkin resmi makamlar tarafından kesin bir teyit yapılmamıştır.
2 Mart 2026 tarihinde ABD ve İsrail tarafından İran’ın başkenti Tahran’a yönelik saldırılar sürdürülmüştür. İran basınında yer alan bilgilere göre, Tahran’ın kuzeyinde bulunan Nilüfer Meydanı ve çevresi hedef alınmıştır. Yarı resmi Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre, saldırı sonucunda ilk belirlemelere göre en az 20 kişi hayatını kaybetmiştir. Olay yerinden paylaşılan görüntülerde meydan çevresindeki çok sayıda binada ağır hasar meydana geldiği görülmüştür. Saldırının yoğun yerleşim alanında gerçekleşmesi, sivil kayıplar ve kentsel altyapı üzerindeki etkiler bakımından dikkat çekmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurmuştur. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, askerî istihbaratın yönlendirmesi doğrultusunda savaş uçaklarının Tahran’daki belirlenen hedeflere yönelik ek hava operasyonları icra edeceği belirtilmiştir. Açıklamada, ABD ile birlikte yürütülen büyük ölçekli saldırıların devam ettiği ifade edilmiştir.

Tahran'da Meydana Gelen Patlamalar. 2 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Aynı gün İran’ın başkenti Tahran’da çok sayıda noktada art arda şiddetli patlamalar meydana gelmiştir.
Tahran’ın doğu ve güney kesimlerinde yoğun patlama sesleri duyulduğu aktarılmıştır. Patlamaların ardından gökyüzüne dumanların yükseldiği gözlemlenmiştir. Olayların meydana geldiği bölgelere ilişkin ayrıntılı teknik bilgi paylaşılmamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’e yönelik gerçekleştirilen füze saldırılarının onuncu dalgası kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinin ve İsrail Hava Kuvvetleri Komutanlığı yerleşkesinin hedef alındığını açıklamıştır. Açıklama, İran basınında yayımlanmış ve Mehr Haber Ajansı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.
Duyuruda, söz konusu hedeflerin “Hayber” olarak adlandırılan füzelerle vurulduğu belirtilmiştir. Açıklamada saldırının kapsamı ve teknik ayrıntılarına ilişkin ek bilgi paylaşılmamıştır.
Açıklamaya göre hedef alınan noktalar, İsrail Başbakanlığı ofisi ile İsrail Hava Kuvvetleri Komutanlığı yerleşkesidir. İran Devrim Muhafızları Ordusu, bu hedeflerin doğrudan füze saldırısına maruz kaldığını bildirmiştir.İsrailli yetkililer tarafından söz konusu iddialara ilişkin resmi bir doğrulama veya yalanlama yapılmamıştır. Hasar durumu, can kaybı ya da operasyonel etkiler hakkında kamuoyuna açıklama yapılmamıştır.
İsrail ordusu, İran’a yönelik saldırıların bölgesel yansımaları çerçevesinde Lübnan genelinde hava saldırıları başlattığını açıklamıştır. Beyrut’ta patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiş; İsrail ordusu saldırıların Hizbullah hedeflerine yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Açıklamada, Hizbullah’ın gerçekleştirdiği füze saldırılarına karşılık verildiği belirtilmiştir.
Hizbullah ise yaptığı yazılı açıklamada İsrail’e yönelik füze saldırılarını üstlendiğini duyurmuştur. Açıklamada, Hayfa’nın güneyinin hedef alındığı ifade edilmiştir. İsrail basınında yer alan haberlere göre, atılan füzeler İsrail’in lazerli hava savunma sistemi tarafından engellenmiştir. Böylece İran merkezli çatışmanın Lübnan hattına doğrudan yansıdığı ve karşılıklı saldırıların genişlediği belirtilmiştir.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan’a karşı günler sürecek bir “saldırı harekâtı” başlatıldığını açıklamıştır. Zamir, Hizbullah’a karşı dalgalar halinde kesintisiz saldırılar gerçekleştirileceğini belirtmiş; uzun sürecek bir çatışmaya hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etmiştir. İsrail ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı Tümgeneral Rafi Milo da saldırıların şiddetinin artırılacağını duyurmuştur.
2 Mart 2026 tarihinde İran’ın, İsrail ve ABD’nin saldırılarına karşı misilleme olarak fırlattığı füzelerden biri İsrail’in güneyindeki Birüssebi (Berşeva) kentinde bir binaya isabet etmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı tarafından yapılan açıklamada, saldırıda biri orta derecede olmak üzere toplam 13 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Yaralılardan 12’sinin cam parçaları nedeniyle hafif şekilde yaralandığı ve tüm yaralıların Soroka Hastanesine sevk edildiği aktarılmıştır.
Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, füzenin düştüğü bölgeden 51 kişi tahliye edilerek hastaneye başvurmuştur. Bu kişilerin büyük bölümünün panik atak geçiren ve hafif derecede yaralanmış olarak sınıflandırılan kişiler olduğu bildirilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, ABD ile ortak yürütülen İran operasyonlarının ilk iki gününe ilişkin askeri verileri kamuoyuyla paylaşmıştır. Yapılan açıklamada, İran’a yönelik saldırıların başlangıcından itibaren Tahran yönetimine ait 600’den fazla altyapı tesisinin hedef alındığı ileri sürülmüştür. Açıklamada, söz konusu operasyonlarda toplam 2 bin 500 mühimmat kullanıldığı belirtilmiştir.
Hedef alınan noktalar arasında İran’ın askerî liderlerinin bulunduğu 20’den fazla hedefin yer aldığı, ayrıca 150’den fazla karadan karaya balistik füze unsuru ile 200’den fazla hava savunma sisteminin vurulduğunun iddia edildiği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, saldırıların başlamasıyla birlikte 110 binden fazla yedek askerin seferber edildiği bildirilmiştir. Bunun yanı sıra Lübnan’da da 30’dan fazla hedefe saldırı düzenlendiği belirtilmiştir. İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail ve ABD’nin son 48 saat içinde kullandığı mühimmat miktarının, Haziran 2025’teki İran savaşında kullanılan toplam mühimmattan daha fazla olduğu iddia edilmiştir. Bir askeri kaynağa dayandırılan haberde, ABD’nin de yaklaşık 1500 mühimmat kullandığı öne sürülmüştür.
2 Mart 2026 tarihinde İran’da yeni lider seçilene kadar göreve getirilen Geçici Liderlik Konseyi’nin din adamı üyesi Ayetullah Ali Rıza Arafi, kamuoyuna ilk açıklamasını yapmıştır. Fars Haber Ajansı’na göre Arafi, Geçici Konsey üyeliğine getirilmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, ABD ve İsrail’in saldırılar başlatarak “hesap hatası” yaptığını ifade etmiştir.
Uzmanlar Meclisi’nin yeni lideri seçmek üzere hızla harekete geçeceğini belirten Arafi, geçiş sürecine ilişkin olarak şu ifadeleri kullanmıştır: “O zamana kadar Konsey, düzenli toplantılarla işleri yürütecektir.”
Arafi ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri ve kamuoyuna hitaben “Aziz silahlı kuvvetlerimize ve büyük İran milletine ülkenin tüm kuvvetlerinin sizin hizmetinizde olduğunu garanti ederim.” açıklamasını yapmıştır.
İran, ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak yalnızca İsrail’i değil, ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerindeki hedefleri de vurduğunu bildirmiştir.
Bahreyn’in başkenti Manama’da sabah saatlerinde şiddetli patlamalar yaşandığı bildirilmiştir. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Selman Limanı yakınındaki bir tersanede bakımdaki yabancı bir gemide, engellenen bir füzeden düşen şarapneller nedeniyle yangın çıktığı belirtilmiştir.
Açıklamada, 1 Asyalı işçinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin ağır yaralandığı ve yangının kontrol altına alındığı belirtilmiştir. Yerel kaynaklar, Manama’daki ABD üssüne yakın bir noktanın da hedef alındığını ileri sürmüştür. Sosyal medyada, ABD üssü yakınından yoğun siyah dumanların yükseldiğini gösteren görüntüler paylaşılmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde aralıklarla güçlü patlama sesleri duyulduğu bildirilmiştir. Görgü tanıkları, hava savunma sistemlerinin ateşlendiğini ve gökyüzünde önleme patlamaları yaşandığını aktarmıştır. Resmi makamlardan hasar ya da can kaybına ilişkin açıklama yapılmamıştır.
Abu Dabi’de de hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve gökyüzünde patlamalar yaşandığı belirtilmiştir. Saldırıların ABD üslerinin bulunduğu noktalara yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, İran’ın misilleme saldırılarını başlatmasından 2 Mart akşamına kadar ülkeye yöneltilen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına ilişkin güncel verileri açıklamıştır. Açıklamada, İran’ın saldırılarının başlangıcından itibaren BAE’ye atılan 174 balistik füzeden 161’inin imha edildiği, 13 füzenin ise denize düştüğü belirtilmiştir. Aynı süreçte 689 İHA’nın tespit edildiği, bunlardan 645’inin düşürüldüğü, 44’ünün ise ülke topraklarına düştüğü bildirilmiştir. Ayrıca ülkeyi hedef alan 8 seyir füzesinin imha edildiği kaydedilmiştir.
Savunma Bakanlığı, yalnızca 2 Mart günü içerisinde hava savunma sistemlerinin 9’u balistik, 6’sı seyir füzesi olmak üzere toplam 15 füze ile 148 İHA’ya müdahale ettiğini duyurmuştur. Açıklamada, saldırılar sonucu 3 kişinin hayatını kaybettiği, 68 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri engellemesi ve savaş uçaklarının İHA’lara müdahalesi sırasında ülkenin çeşitli bölgelerinde patlama sesleri duyulduğu, bazı sivil yerleşim alanlarında hasar meydana geldiği ifade edilmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’ın saldırılarını “açık bir saldırganlık eylemi ve ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun bariz bir ihlali” olarak değerlendirmiştir. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “Bunu açık bir saldırganlık eylemi ve ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun bariz bir ihlali olarak değerlendiriyoruz. Ülke, bu tırmanışa karşılık verme ve topraklarını, halkını ve sakinlerini korumak, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak ve ulusal çıkarlarını ve kaynaklarını güvence altına almak için gerekli tüm önlemleri alma hakkını saklı tutuyor.” Bakanlık, ülkenin güvenliğini ve istikrarını hedef alan tehditlere karşı gerekli tüm önlemlerin alındığını ve her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olunduğunu bildirmiştir.
Kuveyt’te sabaha karşı ülkenin orta kesimlerinde tespit edilen “düşman hava hedeflerine” hava savunma sistemleriyle müdahale edildiği açıklanmıştır. Kuveyt ordusu, söz konusu hedeflerin engellendiğini ve herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirmiştir.
Görgü tanıkları ve yerel basın, ABD’nin Kuveyt Büyükelçiliği çevresinden siyah dumanlar yükseldiğini aktarmıştır. Sosyal medyada ABD’ye ait olduğu öne sürülen bir savaş uçağının Kuveyt’te düştüğüne ilişkin görüntüler paylaşılmıştır. F-15 olduğu tahmin edilen uçağın “dost ateşi” sonucu düşmüş olabileceği ve pilotun paraşütle atlayarak sağ kurtulduğu iddia edilmiştir. Resmi makamlar tarafından konuya ilişkin doğrulama yapılmamıştır.
Kuveyt resmi haber ajansına göre Ticaret ve Sanayi Bakanı Usame Budi, askeri tırmanış nedeniyle iç piyasada istikrarı korumak amacıyla tüm gıda ürünlerinin ihracatının yasaklandığını açıklamıştır. Böylece güvenlik gelişmelerinin ekonomik tedbirlere yansıdığı bildirilmiştir.
ABD’nin Kuveyt Büyükelçiliği, ülkede devam eden füze ve İHA tehdidi nedeniyle vatandaşlarına “bulunduğunuz yerde kalın, büyükelçiliğe gelmeyin” uyarısında bulunmuştur. Açıklamada alt katlara sığınılması, pencerelerden uzak durulması ve güvenlik planlarının gözden geçirilmesi tavsiye edilmiştir. Büyükelçilik personelinin de bulunduğu yerde sığındığı belirtilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İran devlet televizyonu, İran Ordusu’nun “6’ncı duyuru metni”ni yayımlamıştır. Söz konusu açıklamada, İran Ordusuna bağlı kara ve deniz kuvvetlerinin füze birliklerinin farklı bölgelerden saldırı gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Açıklamada Kuveyt’te bulunan Ali es-Salem Hava Üssü’ne yönelik füze saldırısı düzenlediğini şu ifadelerle duyurulmuştur: “İran Ordusu kara ve deniz kuvvetlerine bağlı füze birlikleri, son saatlerde farklı bölgelerden ABD’nin Kuveyt’teki Ali Es-Salem Hava Üssü ile Hindistan’ın kuzeyindeki düşman gemilerini, toplam 15 seyir füzesiyle hedef aldı.”
2 Mart günü Kuveyt Sağlık Bakanlığı, İran’ın misilleme saldırıları sonucunda ülkede 19 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Kuveyt Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Abdullah es-Sened tarafından yapılan yazılı açıklamada, hastanelere aynı gün içinde 19 yaralının getirildiği belirtilmiştir.
Aynı gün Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri personeli Astsubay Çavuş Velid Mecid Süleyman’ın görevini yerine getirdiği sırada hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Yapılan açıklamada, Süleyman’ın “silahlı kuvvetler tarafından verilen vatani görevi yerine getirirken akşam saatlerinde görev şehidi olduğu” belirtilmiştir. Ölüm nedenine ilişkin ayrıntı paylaşılmamıştır.
3 Mart'ın ilk saatlerinde yapılan yeni bir açıklamada ise Kuveyt ordusu, Deniz Kuvvetleri personeli Çavuş Abdulaziz Abdulmuhsin’in de görevini yerine getirdiği sırada hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Böylece Deniz Kuvvetlerinden hayatını kaybeden asker sayısının 2’ye yükseldiği açıklanmıştır.
Katar’ın başkenti Doha’da patlama sesleri duyulduğu ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir. Katar İçişleri Bakanlığı, başkent üzerinde devam eden füze saldırıları nedeniyle vatandaşlara evlerinde veya güvenli alanlarda kalmaları çağrısında bulunmuştur. Resmi açıklamalar dışında bilgiye itibar edilmemesi ve güvenlik talimatlarına uyulması istenmiştir.
Yerel kaynaklar, hava savunma sistemlerinin yoğun şekilde devreye girdiğini ve önleme sırasında düşen parçaların küçük çaplı hasar ve yangınlara yol açtığını aktarmıştır.
Umman’ın başkenti Muskat vilayeti açıklarında, Sultan Kabus Limanı’nın kuzeybatısında bir petrol tankerine saldırı düzenlenmiştir. Umman Deniz Güvenliği Merkezi tarafından yapılan açıklamada, olayın kıyıdan yaklaşık 52 deniz mili uzaklıkta meydana geldiği bildirilmiştir.
Açıklamaya göre Marshall Adaları bandıralı “MKD VYOM” adlı petrol tankeri, insansız bir botla gerçekleştirilen saldırıya maruz kalmıştır. Tankerin yaklaşık 59 bin 463 metrik ton yük taşıdığı belirtilmiştir. Saldırı sonucunda geminin ana makine dairesinde patlama meydana geldiği ve yangın çıktığı ifade edilmiştir.Olayda tanker mürettebatından Hindistan uyruklu bir kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Saldırı sonrası gemide bulunan Hindistan, Bangladeş ve Ukrayna uyruklu toplam 21 kişinin tahliye edildiği açıklanmıştır.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Prens Sultan Hava Üssü yakınında beş insansız hava aracının (İHA) engellenerek imha edildiğini açıklamıştır. Açıklama, Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki tarafından yapılmıştır.
Maliki, söz konusu İHA’ların “düşman unsurlar” tarafından gönderildiğini belirtmiş; hava savunma sistemlerinin devreye girerek hedefleri etkisiz hale getirdiğini ifade etmiştir. Açıklamada olayın teknik ayrıntılarına, İHA’ların menşeine ya da hedeflenen noktalara ilişkin ek bilgi verilmemiştir.
Aynı gün Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı’ndan bir yetkili, yerel saatle 07.04’te Dammam kentindeki Ras Tanura Petrol Rafinerisi çevresinde engellenen iki İHA’dan düşen parçalar nedeniyle tesiste sınırlı hasar meydana geldiğini açıklamıştır. Yetkili, düşen şarapnel parçalarının rafineri sahasında küçük çaplı bir yangına yol açtığını, acil durum ekiplerinin derhal müdahalesi sonucu yangının kontrol altına alındığını bildirmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı belirtilmiştir.
Irak’ta Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki ABD’ye ait Victoria Lojistik Üssü’ne yönelik iki insansız hava aracı girişiminin hava savunma sistemleri tarafından engellendiği iddia edilmiştir.
Irak medyasında yer alan haberlere göre, İHA’lardan biri engellenmiş, diğerinin ise Irak Özel Harekat Komutanlığı karargâhında hasara yol açtığı ancak can kaybı olmadığı belirtilmiştir.
Irak’taki Şii milis grubu Haşdi Şabi, Enbar kentindeki karargâhına yönelik “ABD-İsrail hava saldırısında” dört mensubunun hayatını kaybettiğini ve on bir kişinin yaralandığını açıklamıştır. Resmi kaynaklardan derlenen bilgilere göre İran’ın iki gün içinde Arap ülkelerindeki hedeflere toplam 1311 füze ve İHA saldırısı gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
ABD ve İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin öldüğü bildirilmiştir. İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini ve 747 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Bu veriler, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, geniş çaplı insani sonuçlar doğurduğunu göstermiştir.
İran’ın Yezd eyaletine bağlı Erdekan ilçesinde altı askeri tesisin hedef alındığı açıklanmıştır. İran’ın Yezd Vali Yardımcısı İsmail Dehistani, şafak vakti gerçekleştirilen saldırılarda ayrıca Yezd-Mehriz yolu üzerindeki bir hedefin de vurulduğunu belirtmiştir. Tahran, Kerec ve Urumiye kentlerinde patlama seslerinin duyulduğu aktarılmıştır.
2 Mart 2026 sabah saatlerinde, Suudi Arabistan’ın Dammam kentinde bulunan Ras Tanura Limanı’ndaki Suudi Aramco tesislerinde yangın çıktığı bildirilmiştir. Yerel kaynaklara göre, yangının sabah saatlerinde gerçekleştiği tahmin edilen bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından başladığı belirtilmiştir. Olayın ardından tesis bölgesinden yoğun dumanların yükseldiği aktarılmıştır.
Yangının, tesisin güvenlik ekipleri tarafından kontrol altına alındığı kaydedilmiştir. Aramco rafinerisinin ise önlem amacıyla geçici süreyle kapatıldığı belirtilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde ABD ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün, İran’ın bölgedeki egemen topraklara yönelik roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını kınayan ortak bir bildiri yayımlamıştır.
Ortak bildiride, İran’ın söz konusu ülkelere yönelik saldırılarına karşı sağlanan hava ve füze savunma alanındaki ortak işbirliğinin önemi vurgulanmıştır. Bildiride İran’ın “egemen topraklara yönelik rastgele ve sorumsuz saldırıları” şiddetle kınanmış; sivillerin ve çatışmalara dahil olmayan ülkelerin hedef alınmasının tehlikeli ve sorumsuz bir davranış olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, hava ve füze savunma sistemleri arasındaki koordinasyon sayesinde can ve mal kaybının daha büyük boyutlara ulaşmasının önlendiği belirtilmiştir. İran’ın eylemlerinin çok sayıda ülkenin egemenliğini ihlal ettiği ve bölgesel istikrarı tehlikeye attığı kaydedilmiştir.
Bildiride “Vatandaşlarımızı, egemenliğimizi ve topraklarımızı savunmada birleşmiş durumdayız ve bu saldırılara karşı kendimizi savunma hakkımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Bölgesel güvenliğe olan bağlılığımız devam etmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kapsamında Doğu Azerbaycan eyaletindeki sivil kayıplara ilişkin yeni bilgiler açıklanmıştır. Tesnim Haber Ajansı’na göre, Doğu Azerbaycan Eyaleti Afet Yönetimi Genel Müdürü Mecid Ferşi, iki gün içinde Tebriz, Serab, Merage ve Şebester ilçelerindeki çeşitli noktalara düzenlenen saldırılarda 27 sivilin hayatını kaybettiğini bildirmiştir.
Ferşi, yaşamını yitirenlerden 15’inin Merage’ye bir gün önce düzenlenen saldırıda öldüğünü belirtmiştir. Ayrıca Senendeç’e düzenlenen hava saldırısında 2 kişinin daha hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Aynı gün içerisinde başkent Tahran, Kerec, Urumiye ve ülkenin turistik adası Kiş’te de patlama seslerinin duyulduğu ifade edilmiştir.
Aynı gün ajans, emniyet kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, ABD ve İsrail’in İran’ın sınır karakollarına düzenlediği saldırılarda 41 askerin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik saldırılarda hayatını kaybeden Amerikan askerlerine ilişkin açıklama yayımlamıştır.
CENTCOM, ölen Amerikan askerlerinin sayısının 6’ya yükseldiğini duyurmuştur. Açıklamada “2 Mart 16.00 itibarıyla 6 ABD askeri çatışmalarda hayatını kaybetti. ABD güçleri, İran'ın bölgedeki ilk saldırıları sırasında vurulan bir tesisten, daha önce kayıp olarak bildirilen iki askerin cesetlerini kısa süre önce çıkardı.” ifadelerine yer verilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde gerçek zamanlı veri analitik şirketi Kpler’in analizine göre, Hürmüz Boğazı’ndan ham petrol ve petrol ürünleri sevkiyatı 1 Mart’ta, 2026 yılı günlük ortalama hacmine kıyasla yüzde 86 oranında düşmüştür. Bu tarihte Boğaz’dan yalnızca 3 petrol tankeri geçiş yapmış, toplam 2,8 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşınmıştır. Tankerlerden birinde yaklaşık 2 milyon varil ham petrol bulunduğu belirtilmiştir. 27 Şubat’ta Boğaz’dan 21 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşıyan 15 tanker geçmiş; 28 Şubat’ta ise 18 gemiyle sevkiyat 21,6 milyon varile yükselmiştir.
2 Mart itibarıyla İranlı olmayan 706 tanker, Hürmüz Boğazı’nın iki yakasında beklemeye başlamıştır. Bu tankerlerin:
taşıdığı duyurulmuştur. Tankerler, Orta Doğu Körfezi (Boğaz’ın batısı), Umman Körfezi (Boğaz’ın doğusu) ve Arap Denizi’nde farklı noktalarda beklemektedir.
Hürmüz Boğazı, dünya günlük petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sinin (yaklaşık 20 milyon varil) geçtiği stratejik bir su yolu konumundadır. Ayrıca küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20’si de bu geçitten taşınmaktadır. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve İran’ın petrol ihracatının önemli bölümü bu güzergah üzerinden yapılmaktadır.
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO), Umman Körfezi, Musandam yakınları ve Birleşik Arap Emirlikleri kıyı sularında ticari gemilere yönelik saldırıların teyit edilmesinin ardından Hürmüz Boğazı’na ilişkin deniz güvenliği risk seviyesinin “kritik” düzeye yükseldiğini açıklamıştır.
2 Mart 2026 tarihinde bazı uluslararası denizcilik sigorta şirketleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarının ardından İran ve Basra Körfezi’ndeki gemiler için sağlanan savaş riski sigortalarının iptal edildiğini duyurmuştur.
İngiltere merkezli NorthStandard ve London P&I Club, Norveç merkezli Gard ve Skuld ile American Club, internet sitelerinde yayımladıkları bildirimlerde, reasürörlerinden İran ve Basra Körfezi’ndeki savaş risklerine ilişkin teminatların iptal edildiğine dair bildirim aldıklarını açıklamıştır.
Yayımlanan bildirimlere göre, İran sularında, Basra Körfezi ve komşu sularda savaş riski teminatı hariç tutulacaktır. Şirketler, söz konusu kararın 5 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceğini bildirmiştir.
2 Mart 2026 gecesi İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Hürmüz Boğazı’nın geçişlere kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere saldırılacağını açıklamıştır.
İran devlet televizyonunda konuşan Cebbari, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Hürmüz Boğazı kapatıldı. Geçmeye çalışan her gemiye saldıracağız ve ateşe vereceğiz. (Geçmeye çalışan gemiler) Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Kara Kuvvetleri'ndeki kahramanlarımız tarafından yakılacaktır. Bu bölgeye gelmeyin. Petrolün fiyatı 82 dolara ulaştı ve dünya kesinlikle en az 200 dolara ulaşmasını bekliyor. Petrol boru hatlarına da saldıracağız ve bölgeden tek bir damla petrolün çıkmasına izin vermeyeceğiz.”
2 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik devam eden askeri operasyonlara ilişkin iki ayrı açıklamada bulunmuştur. CNN televizyonuna telefonla verdiği röportajda ABD ordusunun İran’ı “yerle bir ettiğini” öne sürmüş ve saldırıların henüz en yoğun aşamasına ulaşmadığını ifade etmiştir. Trump, “Bence çok iyi gidiyor. Çok güçlü. Dünyanın en büyük ordusuna sahibiz ve onu kullanıyoruz.”, “(İran’a) Onlara sert bir darbe vurmaya bile başlamadık. Büyük dalga henüz gelmedi. Büyük dalga yakında geliyor.” ifadelerini kullanmıştır. Trump, saldırıların süresine ilişkin olarak ise “Çok uzun sürmesini istemiyorum.” ifadesini kullanmıştır.
Aynı gün Beyaz Saray’da düzenlenen bir törende konuşan Trump, operasyonların planlanan takvimin ilerisinde olduğunu belirtmiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Şu anda takvim açısından tahminlerimizin ilerisindeyiz. Dört ila beş hafta süreceğini tahmin etmiştik, ama bundan daha uzun süre devam etme kapasitemiz var. Bunu yapacağız.”
Trump, İran’ın askerİ liderlerinin hedef alınmasına ilişkin olarak da, “Askeri liderlerini ortadan kaldırmak için de dört hafta öngörmüştük. Bu yaklaşık bir saat içinde gerçekleştirildi.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD Başkanı ayrıca İran’ı “terör sponsoru bir devlet” olarak nitelendirmiş ve saldırıların amaçlarını şu şekilde sıralamıştır:
Trump, İran’ın balistik füze programının ABD ve müttefikleri için tehdit oluşturduğunu savunmuş ve İran’ın nükleer silah geliştirmesine izin verilmeyeceğini belirtmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik saldırıların üçüncü gününde İran donanmasına ait 11 geminin Umman Körfezi’nde batırıldığını açıklamıştır. CENTCOM’un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “İki gün önce İran rejiminin Umman Körfezi'nde 11 gemisi vardı, bugün ise sıfır gemisi var.” denmiştir.
Açıklamayla birlikte paylaşılan siyah-beyaz videoda bir gemiye füze isabet ettiği ve ardından alevlerin yükseldiği görülmüştür. CENTCOM, "İran’ın Umman Körfezi’nde uzun süredir uluslararası gemi trafiğini taciz ettiğini" öne sürmüş ve “O günlerin geride kaldığı” değerlendirmesinde bulunmuştur. Açıklamada ayrıca, “Seyrüsefer özgürlüğü, 80 yılı aşkın süredir Amerikan ve küresel ekonomik refahın temelini oluşturmuştur. ABD güçleri, bunu savunmaya devam edecektir.” ifadelerine yer verilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, devlet televizyonunda katıldığı bir programda ABD ve İsrail ile devam eden çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, İran’ın bölge ülkeleriyle savaş halinde olmadığını belirtmiş ancak ABD’nin bölgedeki askeri üsleri ve askerlerinin İran açısından meşru hedef olduğunu ifade etmiştir. ABD’nin savaş uçakları, gemileri ve füzeleriyle İran topraklarını hedef aldığını belirten Erakçi, şu değerlendirmede bulunmuştur: “ABD ana karasına erişimimiz yok ancak bölgedeki askeri üslerine erişimimiz var ve bizim görüşümüze göre, bu üsler meşru hedefler çünkü hem İran'a saldırmak için kullanılan araçlar hem de bizi işgal eden ülkeye aitler.”
Erakçi, bazı üslerin doğrudan İran’a karşı kullanılmadığı iddia edilse dahi bu durumun niteliği değiştirmediğini ifade etmiş ve ABD’nin saldırılarını gerekçe göstererek İran’ın askeri altyapıya karşılık verme hakkı bulunduğunu savunmuştur.
İran lideri Ali Hamaney’in ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybetmesine ilişkin konuşan Erakçi, “Başsağlığı dileklerimi ifade edecek kelime bulamıyorum. Belki de bu trajedi için kendimize başsağlığı dilemeliyiz çünkü büyük ve bilge bir lideri kaybettik ancak onun için bu, mutluluğun zirvesiydi. Bir ömür boyu süren mücadele ve çaba, şehitlikle sonuçlandı.” demiştir.
Erakçi, İran’ın komşularına karşı düşmanlık taşımadığını belirtmiş ve çatışmanın İran ile ABD arasında olduğunu savunmuştur. Bölgedeki ABD askeri varlığının çatışmayı bölgesel boyuta taşıdığını ifade eden Erakçi “Bizim savaşımız bölge ülkeleriyle değil, bu ülkelerin askeri üslerinde konuşlanmış Amerikan güçleriyle.” açıklamasını yapmıştır.
Erakçi, bazı bölge ülkelerinin topraklarının İran’a karşı kullanılmayacağını açıkladığını ancak saldırıların bu ülkelerdeki üslerden geldiğini ileri sürmüştür. Kuveyt’e ilişkin olarak ise “Kuveytliler üslerinin İran'a karşı kullanılmayacağını söylemişti peki bugün hedef alınan bu 3 savaş uçağı Kuveyt topraklarında ne arıyordu?” diye sormuştur. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde Amerikan askerlerinin bulunduğu bir otele yönelik saldırı iddialarına ilişkin olarak, “Amerikan askerlerinin otellere sığınmış olması hedef alınmamaları için bir sebep teşkil etmez.” demiştir.
Erakçi, Rusya ve Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’ın pozisyonunu desteklediğini, Pakistan ve bazı diğer ülkelerin de destek verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nun acil toplantıya çağrılması için girişimlerde bulunulduğunu ve konunun Şanghay İşbirliği Örgütü gündemine taşındığını ifade etmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’ın çeşitli noktalarında toplanan kalabalıklar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etmiştir. Gösterilerin, İslami Tebliğ Koordinasyon Konseyi’nin çağrısı üzerine düzenlendiği bildirilmiştir. Kentin önemli meydanlarında bir araya gelen gruplar, ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atmış ve İran yönetimine destek mesajları vermiştir.
Amerikan gazetesi The New York Times tarafından yayımlanan analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri harekete ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun etkili olduğu ileri sürülmüştür. Analiz, adı açıklanmayan Amerikalı, İsrailli ve İranlı yetkililerin değerlendirmelerine dayandırılmıştır.
Haberde, Trump ile Netanyahu’nun 11 Şubat’ta Oval Ofis’te basına kapalı gerçekleştirdiği görüşmede İran’a yönelik askeri seçeneklerin ve olası saldırı takviminin ele alındığı aktarılmıştır. Netanyahu’nun, diplomatik müzakerelerin sonlandırılması gerektiğini savunduğu ve İran’a yönelik askeri müdahale konusunda Trump’ı teşvik ettiği belirtilmiştir.
Analizde, Trump’ın Venezuela’da Nicolas Maduro’ya yönelik askeri operasyon sürecinin ardından artan “öz güveninin” de karar sürecinde etkili olduğu ifade edilmiştir. Aralık ayında Trump’ın Mar-a-Lago’daki konutunda yapılan görüşmede Netanyahu’nun İran’ın füze üslerine yönelik saldırı için onay istediği, ilerleyen süreçte daha kapsamlı bir ortak askeri angajman sağlandığı değerlendirilmiştir.
Başkan Yardımcısı JD Vance’in başlangıçta temkinli yaklaştığı ancak son dönemde askeri harekatı güçlü şekilde desteklediği belirtilmiştir. Beyaz Saray Durum Odası’nda yapılan toplantılarda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral John Caine’in sınırlı saldırı ve rejimi hedef alan geniş çaplı harekat seçeneklerini gündeme getirdiği aktarılmıştır.
Cumhuriyetçi isimlerden Tucker Carlson’ın Oval Ofis’te Trump ile yaptığı görüşmede savaşa karşı çıktığı; enerji fiyatları, ABD askerlerinin güvenliği ve bölgesel dengeler açısından risklere dikkat çektiği belirtilmiştir. Analizde ayrıca CIA’nın İran lideri Ali Hamaney’in yerini tespit ederek İsrail istihbaratına ilettiği ve ilgili operasyonun İsrail tarafından gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
3 Mart tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın ABD ve İsrail için “acil ve yakın bir tehdit” oluşturduğunu savunmuştur. Kongre’de yaptığı açıklamada askeri operasyonların sürebileceğini belirtmiştir.
Rubio, ABD ordusunun “en sert vuruşunu henüz gerçekleştirmediğini” ifade etmiş; sonraki aşamanın İran için daha zorlu olacağını dile getirmiştir. Operasyonların süresine ilişkin kesin bir takvim vermemiş, belirlenen askeri hedeflere ulaşılmasının öncelikli olduğunu belirtmiştir.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. 3 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
İran’ın aylık yaklaşık 100 balistik füze ürettiğini iddia eden Rubio, Tahran’ın balistik kapasitesinin ortadan kaldırılmasının temel hedeflerden biri olduğunu açıklamıştır. Rejim değişikliğine ilişkin soruya ise esas amacın İran’ın gelecekte ABD’yi tehdit edebilecek füze kapasitesinden yoksun bırakılması olduğunu söyleyerek yanıt vermiştir.
3 Mart 2026 tarihinde ABD Kongresinde katıldığı toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın hem ABD hem de İsrail için “acil ve yakın bir tehdit” oluşturduğunu savunmuştur. Rubio, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonları savunarak, “Henüz ABD ordusunun en sert vuruşu yapılmadı. Sonraki aşama İran için şu ankinden daha zorlu olacak.” ifadelerini kullanmıştır.
Rubio, İsrail’in İran’a saldırı planlarından önceden haberdar olduklarını kabul etmiştir. İran’ın İsrail tarafından hedef alınması halinde ABD’ye de saldıracağını öngördüklerini belirten Rubio, bu nedenle “proaktif savunma” yaklaşımı benimsediklerini söylemiştir.
Askeri operasyonların süresine ilişkin kesin bir takvim vermeyen Rubio, belirlenmiş hedefler bulunduğunu ve bu hedeflere ulaşılana kadar operasyonların süreceğini ifade etmiştir. İran’a yönelik saldırıların temel amaçlarından birinin Tahran’ın balistik füze kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Rubio, İran’ın aylık yaklaşık 100 füze ürettiğini iddia etmiştir. Buna karşılık, hava savunma füzesi üretim kapasitesinin aylık 6–7 adetle sınırlı olduğunu öne sürmüştür.
İran’da rejim değişikliği konusundaki bir soruya yanıt veren Rubio, ABD’nin önceliğinin yönetim değişikliğinden ziyade İran’ın balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılması olduğunu belirtmiş ve “Bundan bir yıl sonra ülkeyi kim yönetirse yönetsin, bizi tehdit edecek bu balistik füzelere sahip olmayacaklar.” diye eklemiştir.
ABD Başkanı Donald Trump 3 Mart'ın ilk saatlerinde yaptığı açıklamada, 2015 tarihli Joint Comprehensive Plan of Action’dan (JCPOA) 2018 yılında tek taraflı çekilme kararını savunmuştur. Trump, anlaşmadan çıkılmamış olması halinde İran’ın üç yıl önce nükleer silaha sahip olacağını iddia etmiştir. Trump, anlaşmayı “korkunç” ve “tehlikeli bir işbirliği” olarak nitelendirmiş; dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile eski Başkan Joe Biden’ı sorumlu tutmuştur. JCPOA, İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve denetlenmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngören çok taraflı bir anlaşma olarak 2015 yılında imzalanmıştır.
Trump, ABD’nin mühimmat stoklarının tarihsel olarak en yüksek seviyede olduğunu belirtmiştir. Orta ve üst orta seviyedeki mühimmat envanterinin “hiç bu kadar yüksek” olmadığını ifade etmiştir. ABD’nin silah stoklarının neredeyse sınırsız olduğunu ve savaşların uzun süre sürdürülebileceğini dile getirmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump - (Anadolu Ajansı)
3 Mart 2026 akşam saatlerinde Trump, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Washington’daki Beyaz Saray’da yer alan Oval Ofis’te gerçekleştirdiği görüşme sırasında basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtlamıştır. Trump, ABD’nin İran’la savaşa İsrail tarafından sürüklendiği yönündeki değerlendirmeleri reddetmiştir.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlara İsrail’in yönlendirmesiyle katıldığı yönündeki iddialara ilişkin soruya “Hayır.” yanıtını vermiş ve “Aslında onları (İsrail’i) ben zorlamış olabilirim. Benim görüşüm, onların (İran’ın) ilk saldırıyı yapacağı yönündeydi. Biz saldırmazsak onlar saldıracaktı, ilk saldırıyı onlar yapacaktı. Bu konuda çok emindim.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, İran’ın ilk saldırıyı gerçekleştirmesinin muhtemel olduğunu düşündüğünü ve bu nedenle saldırıların önleyici nitelikte gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. ABD Başkanı, İsrail’in operasyonlara zaten hazır olduğunu belirterek “Eğer bir şey yaptıysam, İsrail’i ben zorlamış olabilirim ama İsrail zaten hazırdı. Biz de hazırdık. Çok güçlü bir etki yarattık çünkü sahip oldukları neredeyse her şey yok edildi.” demiştir.
Trump ayrıca İran’a yönelik saldırıların etkisine ilişkin olarak, Tahran’ın hava savunma sistemleri, donanması ve çeşitli askeri kapasitesinin ağır şekilde hedef alındığını savunmuştur. Aynı açıklamalar sırasında Trump, ABD’nin bazı Avrupa ülkelerinin askeri tesislerine erişimi konusundaki tartışmalara da değinmiştir. İspanya’nın ABD’nin üslerini kullanmasına izin vermediği yönündeki iddialara tepki gösteren Trump “İspanya üslerini kullanamayacağımızı söyledi, bu doğru değil. İstersek üslerini kullanabiliriz. Kimse bize üsleri kullanmamamızı söyleyemez.” demiştir.
Trump ayrıca İspanya ile ekonomik ilişkiler konusunda yaptırım ihtimalini de gündeme getirerek, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’e bu ülkeyle ticari ilişkilerin kesilmesi yönünde talimat verdiğini ifade etmiştir. Trump, “İspanya şu an berbat durumda. Aslında Scott’a İspanya ile tüm ticari ilişkileri kesmesini söyledim.” demiştir. Trump, İran konusunda Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’e daha fazla destek vermesi gerektiğini de dile getirmiştir.
Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından petrol fiyatlarının kısa vadede yükselmiş olmasına rağmen savaş sona erdiğinde fiyatların yeniden düşeceğini savunmuştur. “Petrol fiyatları bir süre yüksek olsa bile bu durum sona erer ermez düşecek, hatta daha önce olduğundan daha düşük seviyelere ineceğine inanıyorum.” demiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunu İsrail adına yürütülen bir savaş olarak nitelendirmiştir. Erakçi, İran’dan ABD’ye yönelik doğrudan bir tehdit bulunmadığını savunmuştur.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıklamalarına yanıt veren Erakçi, çatışmalarda hem Amerikan hem de İran kanının dökülmesinden “önce İsrail” yaklaşımını sorumlu tutmuştur. Erakçi, İran’ın egemenliğini savunacağını ve savaş istemediğini belirtmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde ABD basınında yer alan haberlere göre, İran’a yönelik saldırılar sırasında hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin tamamının Kuveyt’teki saldırılar sonucunda öldüğü bildirilmiştir. CBS News’e konuşan bir ABD yetkilisi ve konu hakkında bilgi sahibi başka bir kaynak, İran’ın misilleme saldırılarında ölen 6 Amerikan askerinin tamamının Kuveyt’te bulunduğunu belirtmiştir.
İsminin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynaklar, İran’ın ABD hedeflerine yönelik misilleme saldırıları sırasında Kuveyt’te bulunan Amerikan askeri unsurlarının hedef alındığını ve bu saldırılarda 6 askerin hayatını kaybettiğini ifade etmiştir. Pentagon ise ailelere bilgi verilme süreci tamamlanmadığı için hayatını kaybeden askerlerin kimliklerini henüz kamuoyuyla paylaşmamıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada ise İran ile ABD arasında devam eden çatışmalar kapsamında büyük çaplı muharebe operasyonlarının sürdüğü bildirilmiştir. CENTCOM, daha önce kayıp olarak bildirilen iki askerin cansız bedenine ulaşılmasının ardından çatışmalarda hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının 6’ya yükseldiğini duyurmuştur.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu’daki 15 ülkede bulunan vatandaşlarına “ciddi güvenlik riskleri” nedeniyle ülkelerden ayrılma çağrısı yapmıştır. Açıklama, Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Müsteşar Mora Namdar tarafından duyurulmuştur.
Uyarının kapsadığı ülkeler arasında Bahreyn, Mısır, İran, Irak, İsrail, Filistin, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen yer almıştır.
3 Mart 2026 tarihinde İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Said İravani, New York’taki BM Genel Merkezi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın bölgedeki misilleme saldırılarında komşu ülkeleri hedef almadığını, saldırıların ABD’ye ait askeri tesisler ve üslerle sınırlı olduğunu ifade etmiştir.
İravani, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının diplomatik süreç devam ederken gerçekleştiğini belirterek, Washington yönetiminin İran’a karşı ikinci kez saldırıda bulunduğunu söylemiştir. İran’dan savaş öncesinde ABD’ye yönelik “yakın bir tehdit” bulunmadığını dile getiren İravani, İran’ın nükleer programının barışçıl amaçlar taşıdığını ifade etmiştir.
İran’ın bölgedeki saldırılarına ilişkin yöneltilen soruya yanıt veren İravani, hedeflerin yalnızca ABD askeri varlığı olduğunu belirterek “Komşu ülkelerin çıkarlarına saldırmıyoruz. ABD'nin tesislerine ve üslerine saldırıyoruz ve bu üsler ev sahibi ülkelerin kontrolünün dışındadır.” demiştir. İran temsilcisi, ülkesinin savaş ya da gerilim istemediğini ifade ederek, saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı ile uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunmuş ve İran’ın egemenliğini savunmaya devam edeceğini söylemiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik, İran basınına yaptığı açıklamada ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Telayi Nik, katıldığı bir televizyon programında yaptığı konuşmada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının stratejik bir hata olduğunu öne sürmüştür.
Telayi Nik, saldırıların başlangıcında ABD ve İsrail’in İran’ın dini lideri Ali Hamaney’i öldürerek ülkenin siyasi ve askeri komuta yapısının çökeceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Ancak İran ordusunun komuta yapısında yedek komutanlar bulunduğunu belirterek “Her komutan için eğitimli yedek komutanlar belirlendi. Düşman önümüzdeki günlerde mecburen savaşı durdurmak zorunda kalacak.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Telayi Nik, savaşın ilk anından itibaren İran Silahlı Kuvvetleri’nin komuta ve koordinasyon yapısında herhangi bir sorun yaşanmadığını ifade etmiş ve sahadaki askeri denklemin İran lehine değiştiğini ileri sürmüştür. İran’ın askeri birliklerinin, Haziran 2025’te İsrail ile yaşanan ve 12 gün süren çatışma sürecine kıyasla daha hızlı hareket ettiğini söyleyen Telayi Nik, İran’ın saldırılara hızlı ve yoğun biçimde karşılık verdiğini belirtmiştir.
Telayi Nik ayrıca İran’ın komşu ve Müslüman ülkelere karşı her zaman olumlu bir yaklaşım benimsediğini ifade etmiş ve herhangi bir ülkenin askeri üslerinin İran’a karşı kullanılması halinde bu tehdidin kaynağının hedef alınmasının meşru olduğunu savunmuştur.
İran Kızılay Kurumu, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen askeri saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 787’ye yükseldiğini açıklamıştır. Kurum tarafından yapılan yazılı bilgilendirmede, önceki açıklamaya kıyasla can kaybı sayısının 232 kişi arttığı belirtilmiştir.
Tesnim Haber Ajansı tarafından yayımlanan açıklamada, saldırıların ülke genelinde 153 yerleşim biriminde toplam 504 noktayı hedef aldığı ifade edilmiştir. Bu hedefler arasında çeşitli sivil ve yerleşim alanlarının bulunduğu bildirilmiştir. Açıklamada, vurulan binaların enkazında arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğü kaydedilmiştir. Yaralı sayısına ilişkin ise herhangi bir resmi veri paylaşılmamıştır.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran’a yönelik askeri operasyonların Orta Doğu’da kalıcı bir savaşa yol açmayacağını savunmuştur. Fox News’e verdiği bir röportajda İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonun “hızlı ve belirleyici” olacağını ifade etmiştir.
Netanyahu, İran’daki mevcut siyasi yönetimin zayıf bir dönemden geçtiğini ileri sürmüş ve İran’daki yönetim değişikliğinin Orta Doğu’da yeni bölgesel barış anlaşmalarının önünü açabileceğini belirtmiştir. Bu sürecin özellikle Suudi Arabistan gibi bazı bölge ülkeleri açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini dile getirmiştir.
İran’ın yeraltındaki nükleer tesislerini dokunulmaz hale getirmeye çalıştığını öne süren Netanyahu, bu tesislere karşı zamanında müdahale edilmemesi halinde ilerleyen yıllarda askeri müdahalenin mümkün olmayabileceğini savunmuştur. Netanyahu ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail tarafından savaşa sürüklendiği yönündeki iddiaları reddetmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İsrail’in orta kesiminde bulunan Palmachim Askeri Hava Üssü’nü ziyaret eden Netanyahu, burada yaptığı açıklamada İsrail’in İran ve Lübnan’a yönelik saldırılarının devam edeceğini ve operasyonların yoğunlaştırılacağını ifade etmiştir. Netanyahu, İsrail savaş uçaklarının İran ve Lübnan üzerindeki operasyonlarını sürdürdüğünü belirtmiştir. Netanyahu, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarını “büyük bir hata” olarak nitelendirmiş ve İsrail’in İran ile Lübnan’daki hedeflere yönelik saldırılarını şiddetlendirerek sürdüreceğini açıklamıştır.
Aynı gün İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada ise İsrail savaş uçaklarının İran’ın başkenti Tahran ile İsfahan kentlerine yönelik bir saldırı dalgasını tamamladığı duyurulmuştur. Açıklamada Tahran’daki saldırılarda askeri altyapı ile balistik füze üretim tesislerinin hedef alındığı, İsfahan’da ise çok sayıda balistik füze rampası ve füze deposunun vurulduğu ileri sürülmüştür.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD ile ortak yürütülen İran’a yönelik askeri operasyonların “gerekli olduğu sürece” devam edeceğini açıklamıştır. Katz, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, İsrail ordusunun gece saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’daki çeşitli hedeflere saldırı düzenlediğini bildirmiştir.
Açıklamada, İran genelinde füze fırlatma kapasitesine ve stratejik unsurlara zarar verildiği ileri sürülmüş; ABD ile İsrail’in ortak saldırılarının kapsamının geniş olduğu ifade edilmiştir. Katz, operasyonların amacının İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak, İsrail ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını korumak, İran’ın nükleer silah ve balistik füze üretim faaliyetlerini engellemek ve İran iç siyasetinde değişim için koşullar oluşturmak olduğunu iddia etmiştir. Katz ayrıca, İran’a yönelik saldırıların ardından Lübnan’a yönelik operasyonların da yoğun şekilde sürdürüleceğini belirtmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Tahran’da devlet kurumlarının bulunduğu bir kompleksin hedef alındığı duyurulmuştur. Açıklamaya göre, İran Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi ile İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi binası çok sayıda mühimmatla vurulmuştur.
Bunun yanı sıra, İranlı subayların eğitim aldığı belirtilen bir kurum ile çeşitli altyapı tesislerinin de hedef alındığı ifade edilmiştir. İsrail ordusu, saldırılarda hedef alınan noktaları gösteren üç boyutlu bir görsel paylaşmıştır. Operasyonların kapsamına ve meydana gelen hasara ilişkin İran makamlarından eş zamanlı bir resmi açıklama yapılmamıştır.
İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Ali Muhammed Naini, ABD ve İsrail’e yönelik açıklamasında, İran’ın aralıksız saldırılara hazır olduğu uyarısında bulunmuştur. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na konuşan Naini, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Naini, “düşmanın ibret verici ve aralıksız saldırılara hazırlıklı olması gerektiğini” ifade etmiş; İran’ın uzun süreli bir savaş için gerekli hazırlıkları önceden tamamladığını belirtmiştir. Savunma ve taarruz kapasitesinin geçmişte yaşanan 12 günlük savaşa kıyasla daha güçlü olduğunu ileri sürmüş; son saldırılara verilen ilk yanıtların önceki çatışma döneminin son günlerinden daha etkili olduğunu iddia etmiştir.
İranlı askeri sözcü ayrıca, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney, askeri komutanlar ve Minab’daki ilkokul öğrencilerinin ölümünden sorumlu tutulan taraflardan hesap sorulacağını ifade etmiş; söz konusu kayıpların intikamından vazgeçilmeyeceğini dile getirmiştir.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Alexey Likhachev, 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada İran’daki Buşehr Nükleer Santrali’nin yakınlarında patlamalar meydana geldiğini ve tesisin güvenliği açısından risk oluştuğunu bildirmiştir. Moskova’da gazetecilere konuşan Likhachev, santral çevresindeki askeri hedeflere yönelik saldırıların gerçekleştirildiğini ve patlamaların tesisin fiziksel koruma hattına kilometrelerce mesafede duyulduğunu belirtmiştir.
Likhachev, “Santral için bir tehdit var, çünkü santralin fiziksel koruma hattından kilometrelerce uzakta patlamalar duyuluyor.” ifadelerini kullanmıştır. Rosatom yetkilisi, tesisin doğrudan hedef alınmadığını ancak çevredeki askeri noktaların vurulmasının güvenlik risklerini artırdığını dile getirmiştir.
Rosatom Genel Müdürü ayrıca, Buşehr Nükleer Santrali’nde bulunan reaktörün veya yakıt depolama alanlarının bütünlüğünün bozulması durumunda ciddi çevresel sonuçlar doğabileceğini vurgulamıştır. Likhachev, “Şu anda, yüklü parçacıkların atmosferik olaylarla birlikte hareketleri tamamen öngörülemez ve tüm bölge tehdit altında.” sözleriyle olası bir nükleer sızıntının geniş bir coğrafyada etkili olabileceği uyarısında bulunmuştur.
İsrail ordusu 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah geliştirme programı kapsamında faaliyet yürüttüğünü iddia ettiği gizli Min-Zedai tesisine saldırı düzenlediğini ileri sürmüştür. İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, X platformu üzerinden yayımladığı görüntülü açıklamada, İran’ın askeri nükleer kapasitesine zarar vermek amacıyla çeşitli hedeflere hava saldırıları düzenlediklerini savunmuştur.
Waweya açıklamasında, “İran nükleer silah grubunun ağır darbe almasına rağmen İran’ın askeri faaliyetlerini durdurmadığını” öne sürmüş ve İran’ın nükleer silah için gerekli kapasiteyi geliştirmeyi sürdürdüğünü iddia etmiştir. Sözcü ayrıca İran’ın bu faaliyetlere ilişkin altyapıyı hava saldırılarına karşı daha korunaklı olması amacıyla yer altındaki tesislere taşıdığını ileri sürmüştür.
İsrail ordusuna göre Min-Zedai tesisinde, nükleer silah sisteminin merkezi bileşenlerinden birinin geliştirilmesine odaklanan bir grup nükleer bilim insanı faaliyet göstermektedir. Waweya, İsrail istihbarat birimlerinin bilim insanlarının faaliyetlerini uzun süredir izlediğini ve gerçekleştirilen toplantının yerinin tespit edilmesinin ardından söz konusu kompleksin hedef alındığını iddia etmiştir.
İsrail ordusu, 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada ABD ile birlikte yürütülen saldırıların başlamasından bu yana İran’a yönelik operasyonlarda yaklaşık 4 bin mühimmat kullanıldığını öne sürmüştür. Ordudan yapılan açıklamada, son 24 saat içinde yüzlerce savaş uçağı ve diğer hava araçlarının İran ve Lübnan’da eş zamanlı saldırılar düzenlediği iddia edilmiştir. Bu operasyonlar kapsamında yüzlerce askeri noktanın hedef alındığı ve İran’ın füze altyapısına yönelik geniş çaplı saldırıların gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca İran’da çok sayıda füze fırlatma rampasının hedef alındığı ve 1600’den fazla sorti gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. İsrail ordusu, bu operasyonlar sonucunda yaklaşık 300 füze rampasının imha edildiğini iddia etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada ABD’nin Batı Asya’da konuşlandırdığı ikinci THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) hava savunma sisteminin İran füzeleriyle vurulduğunu iddia etmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “Batı Asya bölgesindeki ikinci ABD THAAD füze savunma sistemi, İran Devrim Muhafızları'nın hassas güdümlü füzeleriyle vurularak operasyonel yörüngeden çıkarıldı.” ifadelerine yer verilmiştir. Açıklamada saldırının, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına karşılık gerçekleştirilen misilleme faaliyetleri kapsamında düzenlendiği belirtilmiştir.
ABD ordusunun İran’a yönelik askeri harekâtının ilk 24 saatlik sürecinde yaklaşık 779 milyon dolar harcama yaptığı tahmin edilmiştir. Anadolu Ajansının, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) verileri ve açık kaynaklara dayandırdığı hesaplamalara göre, operasyonun ilk günkü maliyeti 779,14 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tutarın, 2026 mali yılı ABD savunma bütçesinin yaklaşık yüzde 0,1’ine karşılık geldiği belirtilmiştir.
Operasyon kapsamında B-2 hayalet bombardıman uçakları, F-22, F-35 ve F-16 savaş uçakları, F/A-18 tipi uçaklar, A-10 taarruz uçakları ve EA-18G elektronik harp uçakları kullanılmıştır. Ayrıca MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçları, nükleer güçle çalışan uçak gemileri, güdümlü füze destroyerleri ile Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri harekata dahil edilmiştir. Hava unsurlarına ek olarak P-8 deniz devriye uçakları, RC-135 keşif uçakları, havada yakıt ikmal tankerleri ve kara konuşlu HIMARS bataryaları operasyon sürecinde görev almıştır.
Missouri eyaletindeki Whiteman Hava Üssü’nden kesintisiz uçuş gerçekleştiren dört B-2 bombardıman uçağının 907 kilogramlık Müşterek Doğrudan Saldırı Mühimmatı (JDAM) kullanarak hedefleri vurduğu belirtilmiştir. Yüksek bakım gereksinimi ve ağır mühimmat taşıma kapasitesi bulunan B-2 uçaklarının tek başına operasyon maliyetinin yaklaşık 30,2 milyon dolar olduğu hesaplanmıştır. Diğer savaş uçaklarının sorti, bakım ve mühimmat giderleri dikkate alındığında bu kalemin yaklaşık 271,34 milyon dolara ulaştığı tahmin edilmiştir.
Operasyonda iki uçak gemisi grubu, USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford’un da görev aldığı; bu unsurların beraberindeki destroyerler ve kıyı muharebe gemileriyle birlikte günlük işletme maliyetinin yaklaşık 15 milyon dolar olduğu belirtilmiştir. Ayrıca yaklaşık 200 Tomahawk füzesinin kullanıldığı ve mühimmat maliyetinin 340,4 milyon dolar düzeyine ulaştığı tahmin edilmiştir.
Tüm kalemlerin toplamı dikkate alındığında, ABD’nin İran’a yönelik askeri harekâtının ilk gününde ortaya çıkan maliyetin yaklaşık 779 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiği hesaplanmıştır.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar kapsamında Natanz’daki nükleer tesiste bazı hasarların meydana geldiğini doğrulamıştır. Kurum tarafından yapılan yazılı açıklamada, uydu görüntülerine dayanılarak Natanz Yakın Zenginleştirme Tesisi’nin yer altı bölümüne ait giriş binalarında yeni hasarların tespit edildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, söz konusu hasarın radyolojik bir sonuç doğurmasının beklenmediği ifade edilmiştir. Ayrıca Haziran 2025’te ağır hasar gördüğü bildirilen tesiste, mevcut saldırılar kapsamında önceki durumla karşılaştırılabilecek düzeyde ek bir etkinin gözlemlenmediği kaydedilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’a yönelik yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurmuştur. İsrail ordusundan yapılan açıklamada İran’daki hedeflere yönelik yeni operasyonların başlatıldığı belirtilmiştir.
İsrail Ordusu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Tahran’da kırmızıyla işaretlenmiş bir harita yayımlamış ve başkentteki Evin semtinde bulunan İran Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB) yerleşkesi çevresinin boşaltılması yönünde uyarıda bulunmuştur. Adraee, söz konusu bölgeye kısa süre içinde saldırı düzenleneceğini belirtmiştir.
Bu uyarının ardından Tahran’da güçlü patlama sesleri duyulmuş, İran Radyo ve Televizyon Kurumunun bulunduğu alan hedef alınmıştır. İran basınında yer alan bilgilere göre IRIB yerleşkesinin bulunduğu bölgede şiddetli patlamalar meydana gelmiştir. İran Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı tarafından yapılan açıklamada kurumun yayın faaliyetlerine devam ettiği ifade edilmiştir.
Öte yandan İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada İran’a yönelik istihbarata dayalı olduğu ileri sürülen ek saldırıların başlatıldığı bildirilmiştir. Açıklamada Tahran yönetiminin iletişim merkezlerinden birinin hedef alındığı iddia edilmiştir. İsrail ordusu ayrıca Tahran genelinde saldırıların devam edeceğini söylemiştir.
Aynı gün sabah saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’ın Pardis ve Demavend bölgelerine ABD ve İsrail’e ait savaş uçakları tarafından en az 10 füze saldırısı düzenlenmiştir. Yerel basında ayrıca İsfahan kentinde de patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir.
İran ve Lübnan’daki Hizbullah hareketi, İsrail’in devam eden saldırılarına karşı eş zamanlı misilleme saldırıları gerçekleştirmiştir. İsrail ordusu, İran’dan ülkenin çeşitli bölgelerine doğru ateşlenen füzelerin tespit edildiğini açıklamıştır.
Saldırıların ardından İsrail’in kuzeyi, merkez bölgesi ve işgal altındaki Doğu Kudüs semalarında alarm sistemleri devreye girmiştir. Hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğu, cep telefonlarına sivil savunma talimatlarının gönderildiği bildirilmiştir.

İran'dan İsrail'e Misilleme Füze Saldırıları. 3 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine en az 10 roket fırlatıldığı ileri sürülmüştür. Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in saldırılarının ve suikastlarının devam edemeyeceği belirtilmiş; Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen komuta merkezi ve silah depolarına yönelik İsrail saldırılarının başlatıldığı duyurulmuştur.
İsrail ordusu, Tahran ve Beyrut’a eş zamanlı ve geniş çaplı hava saldırıları başlatıldığını açıklamıştır. Açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Tahran’daki İran yönetimine ait hedeflere ve Beyrut’taki Hizbullah unsurlarına yönelik operasyon yürüttüğü belirtilmiştir.
Operasyonların, İran ve Hizbullah’ın askeri altyapısını hedef aldığı ifade edilmiştir. Saldırıların kapsamına ilişkin teknik ayrıntılar kamuoyuna açıklanmamıştır.
3 Mart 2026 tarihinde İran’ın gerçekleştirdiği misilleme saldırıları sırasında İsrail’in Tel Aviv kentinde bir kişinin yaralandığı bildirilmiştir. İsrail polisinin yaptığı yazılı açıklamada İran’dan fırlatılan bir füzenin şarapnel parçalarının Tel Aviv’e düştüğü belirtilmiş, olayda bir kişinin hafif şekilde yaralandığı ve bazı bölgelerde maddi hasar meydana geldiği ifade edilmiştir.
İsrail’de yayın yapan Kanal 12 Televizyonu ise İran’dan gerçekleştirilen son füze saldırısı dalgası sırasında ülkenin kuzey ve orta kesimlerinde yaklaşık 40 dakika boyunca hava saldırısı sirenlerinin çaldığını bildirmiştir. Aynı gün İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada İran’dan İsrail topraklarına doğru yeni bir füze saldırısının başlatıldığı duyurulmuştur. İsrail ordusunun açıklamasında, İran’dan fırlatılan füzelerin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğu belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırı tehdidini bertaraf etmek amacıyla savunma sistemlerinin devreye girdiği ve İç Cephe Komutanlığı’nın ilgili bölgelerde yaşayan vatandaşların cep telefonlarına doğrudan uyarı mesajları gönderdiği ifade edilmiştir. İsrail yetkilileri, halkın resmi talimatlara uyması gerektiğini belirterek uyarı alınması halinde sivillerin derhal korunaklı alanlara geçmesi ve yeni bir duyuruya kadar bu alanlarda kalması gerektiğini bildirmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail ordusunun Tahran’a düzenlediği saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Lübnan Tümeni Komutanı Davud Alizade’nin öldürüldüğü iddia edilmiştir. Haberde, Alizade’nin İsrail’in son hava saldırısında suikasta uğradığı ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada da Tahran’a yönelik saldırıda üst düzey bir İranlı komutanın öldürüldüğü öne sürülmüştür. Ancak söz konusu kişinin kimliğine ilişkin resmi ayrıntı paylaşılmamıştır. Ayrıca İsrail ordusu, aynı gün sabah saatlerinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Kudüs Gücü’nün Lübnan komutanlarından Rıza Kuzal’ın öldürüldüğünü iddia etmiştir. İran makamlarından iddialara ilişkin eş zamanlı bir doğrulama yapılmamıştır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları kapsamında Kirman Kara Kuvvetleri Hava Üssü’ne füze saldırısı düzenlenmiştir. İran kaynaklı açıklamada, saldırı sonucunda 13 askerin hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
Saldırının, askeri altyapıyı hedef aldığı ifade edilmiş; yaralı sayısına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır. Üssün operasyonel kapasitesine ilişkin hasar boyutu açıklanmamıştır.
Irak’taki İslami Direniş Örgütü, Bağdat Havalimanı’nda bulunan ve ABD güçlerinin konuşlu olduğu Victoria askeri üssüne insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini duyurmuştur. Yazılı açıklamada, saldırıda bir filo İHA kullanıldığı belirtilmiştir. Saldırının sonuçlarına ilişkin ABD makamlarından resmi açıklama yapılmamıştır.
Katar hükümeti, bölgedeki askeri gerilim nedeniyle kamu çalışanları için uzaktan çalışma uygulamasını ikinci bir duyuruya kadar uzatma kararı almıştır. Bakanlıklar ve kamu kurumlarındaki çalışanların uzaktan çalışmaya devam edeceği bildirilmiştir.
Katar yönetimi, İran tarafından gerçekleştirildiği belirtilen misilleme saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından püskürtüldüğünü ve Hamad Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırı girişimlerinin engellendiğini açıklamıştır. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, saldırıların ülkenin egemenliğine açık bir ihlal teşkil ettiğini belirtmiş; füze ve insansız hava araçlarının hedeflerine ulaşmadan etkisiz hale getirildiğini ifade etmiştir.
Ensari, İran’a ait iki SU-24 savaş uçağının Katar hava sahasına girdiğini, yapılan uyarıların ardından söz konusu uçakların düşürüldüğünü ve mürettebatın arandığını açıklamıştır. Saldırıların askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, bazı sivil ve sanayi tesislerinin de etkilendiğini kaydetmiştir. Saldırılar nedeniyle 8 binden fazla yolcunun transit bölgede mahsur kaldığı bildirilmiş; Katar’ın Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesinde meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu ve ABD ile koordinasyon halinde güvenlik önlemlerini sürdürdüğü belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Irak ordusu, ülkenin kuzeyinde bulunan Musul Barajı yakınlarında uçuş yapan yerli yapım bir insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurmuştur. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığına bağlı Güvenlik Medya Ağı tarafından yayımlanan açıklamada, güvenlik güçlerinin pazartesi akşamı Musul Barajı çevresinde tespit edilen söz konusu İHA’yı etkisiz hale getirdiği belirtilmiştir.
Açıklamada, güvenlik birimlerinin stratejik ve kritik altyapı noktalarını korumak, olası sabotaj girişimlerini önlemek ve ülke güvenliğini sağlamak amacıyla bölgede ek güvenlik önlemleri almaya devam ettiği ifade edilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Irak’taki İslami Direniş Örgütü, başkent Bağdat’ta bulunan Bağdat Uluslararası Havalimanı içindeki Victoria askeri üssüne insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini duyurmuştur. Örgüt tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD askerlerinin bulunduğu Victoria askeri üssünün bir filo insansız hava aracı kullanılarak hedef alındığı belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Savunma Bakanlığı, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı bölgede gerçekleştirdiği misilleme operasyonlarının başlangıcından bu yana Kuveyt ordusuna mensup 27 askerin yaralandığını açıklamıştır. Kuveyt haber ajansı KUNA’da yayımlanan bilgilere göre, Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Suud el-Atvan tarafından yapılan açıklamada yaralanan askerlerden ikisinin tedavisinin sürdüğü belirtilmiştir.
Atvan ayrıca İran’ın misilleme saldırıları sırasında Kuveyt hava sahasında çok sayıda balistik füze ve insansız hava aracının tespit edildiğini ifade etmiştir. Açıklamaya göre Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından toplam 178 balistik füze ve 384 insansız hava aracı tespit edilmiş ve bunlara müdahale edilmiştir.
Kuveyt Silahlı Kuvvetleri’nin yüksek teyakkuz halinde olduğunu belirten Atvan, güvenlik birimlerinin gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade etmiştir. Atvan ayrıca vatandaşlara ve ülkede yaşayan yabancılara yalnızca resmi kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmeleri ve sosyal medya üzerinden yayılan doğrulanmamış haber ve görüntülere karşı dikkatli olmaları çağrısında bulunmuştur.
3 Mart 2026 tarihinde Bahreyn’in Sitre Adası’nda İran yanlısı göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar meydana gelmiştir. Yerel basın ve sosyal medya platformlarında yayımlanan görüntülerde, güvenlik güçleri ile göstericiler arasında yaşanan olaylara ilişkin görüntüler paylaşılmıştır.
Bahreyn güvenlik güçleri, İran yanlısı gösterilere katıldıkları belirtilen bazı kişileri gözaltına almıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, toplum güvenliğini tehdit eden ciddi suçlara karıştığı belirtilen bazı kişilerin gözaltına alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada ayrıca İran’ın Bahreyn’e yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğünün toplum güvenliğini tehdit eden faaliyetlerde bulunan kişileri tespit ettiği ve bu kişilerin yakalanması için operasyonlar yürüttüğü belirtilmiştir. Yetkililer, gözaltına alınan bazı kişilerin yapay zekâ kullanılarak hazırlanmış ve evlerin hasar gördüğünü gösteren uydurma videoları sosyal medya üzerinden paylaşarak kamuoyunu yanıltmayı ve halk arasında korku yaratmayı amaçladığını ileri sürmüştür.
Öte yandan sosyal medya paylaşımlarında Körfez İşbirliği Konseyi’ne bağlı Yarımada Kalkan Gücü birliklerinin güvenlik güçlerine destek vermek amacıyla Suudi Arabistan’dan Bahreyn’e girdiği yönünde iddialar yer almıştır. Ancak söz konusu iddialar hakkında Suudi Arabistan veya Bahreyn makamlarından resmi bir açıklama yapılmamıştır.
3 Mart 2026 tarihinde Umman’ın Dukm Ticaret Limanı’na insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Resmi ajans kaynaklı açıklamalarda saldırıda limandaki yakıt depolarının hedef alındığı ve depolardan birinde hasar meydana geldiği belirtilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı ifade edilmiştir.
Umman yönetimi saldırıyı kınadığını açıklamış ve ülke genelinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığını duyurmuştur. Saldırının faili hakkında resmi bir açıklama yapılmamıştır. Saldırı, ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alan misilleme saldırılarıyla bağlantılı gelişmeler kapsamında değerlendirilmiştir.
Aynı gün Umman resmi ajansı ONA’da yayımlanan ve emniyet kaynaklarına dayandırılan haberde, ülke topraklarına yönelik üç insansız hava aracı saldırısı girişiminin engellendiği bildirilmiştir. Açıklamada Zufar kenti semalarında iki, Salale Limanı çevresinde ise bir insansız hava aracının düşürüldüğü belirtilmiştir. Olaylarda herhangi bir can kaybı ya da maddi hasar meydana gelmediği ifade edilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İran Genelkurmay Başkanlığı, Umman topraklarına yönelik saldırı düzenlendiği yönündeki iddiaları reddetmiştir. İran Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada İran silahlı kuvvetlerinin dost ve komşu ülke olarak nitelendirilen Umman’ın topraklarına veya limanlarına herhangi bir askeri saldırı gerçekleştirmediği belirtilmiştir.
Açıklamada İran’ın bölgedeki saldırılarında belirli ülkelere yönelik operasyon yürütmediği, yalnızca ABD askeri üslerini hedef aldığını savunduğu ifade edilmiştir. İran yönetimi ayrıca Suudi Arabistan’daki Ras Tenura petrol tesisine yönelik saldırı iddialarını da reddetmiştir.
İran basınında yer alan bazı haberlerde ise Suudi Arabistan’daki petrol rafinerisine yönelik saldırının İran tarafından değil İsrail tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği ileri sürülmüştür. Aynı dönemde ABD’li gazeteci Tucker Carlson da Suudi Arabistan ve Katar’da bombalı saldırılar planlayan Mossad ajanlarının yakalandığını iddia etmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’dan fırlatılan balistik füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve söz konusu füzelerin engellendiğini duyurmuştur. BAE Savunma Bakanlığı tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, İran’dan gönderilen balistik füzelere karşı koyulduğu ifade edilmiştir. Açıklamada, BAE’nin ülke topraklarını korumak ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla her türlü tehdide karşı hazır olduğu vurgulanmıştır.
Aynı gün İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde ABD askerlerinin bulunduğu bir noktaya kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendiği ileri sürülmüştür.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “BAE'nin Dubai kentindeki ABD’li teröristlerin toplanma noktalarından birine insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendiği” ifade edilmiştir. Sahadan elde edildiği belirtilen bilgilere dayandırılan açıklamada hedef alınan bölgede 160’tan fazla ABD donanması mensubunun bulunduğu, saldırıda en az 40 Amerikan askerinin öldüğü ve 70 askerin yaralandığı iddia edilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde BAE Dışişleri Bakanlığı, ABD merkezli Bloomberg tarafından yayımlanan ve ülkenin hava savunma mühimmatının tükenmek üzere olduğu yönündeki iddiaları reddetmiştir. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada söz konusu iddiaların “yanlış ve yanıltıcı” olduğu belirtilmiş ve şu ifadeye yer verilmiştir: “Bu iddialar asılsızdır ve BAE'nin yüksek hazırlık seviyesini, teknolojik gelişmişliğini ve operasyonel hazır olma durumunu yanlış temsil etmektedir.”
Açıklamada ayrıca BAE’nin hava sahasının uzun, orta ve kısa menzilli sistemlerden oluşan çok katmanlı hava savunma ağıyla korunduğu ve ülkenin uzun süreli müdahale kapasitesine sahip stratejik mühimmat stokuna sahip olduğu ifade edilmiştir.
Aynı gün BAE’nin Fucayra kentindeki Fucayra Limanı ile Petrol Sanayi Bölgesi’nde (FOIZ) bir insansız hava aracına müdahale edilmesi sonucu düşen parçaların isabet etmesi nedeniyle yangın çıktığı bildirilmiştir.
Fucayra Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada İran’dan gönderilen bir İHA’ya hava savunma sistemleri tarafından müdahale edildiği ve düşen parçaların petrol sanayi bölgesinde yangına yol açtığı ifade edilmiştir. Yangının kısa süre içinde kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma meydana gelmediği belirtilmiştir.
Basın ofisinin yaptığı bir diğer açıklamada ise başka bir İHA’ya müdahale edilmesi sonucu düşen parçaların Fucayra Limanı’nda büyük bir yangına yol açtığı bildirilmiştir. Yangının söndürülmesi için sivil savunma ekiplerinin müdahalede bulunduğu ve can kaybı yaşanmadığı açıklanmıştır.
3 Mart 2026 tarihinde BAE’nin Dubai kentinde bulunan ABD Konsolosluğu yerleşkesine insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Dubai hükümetine bağlı Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada konsolosluk yerleşkesinde küçük çaplı bir yangın çıktığı ifade edilmiştir.
Açıklamada yangının kısa süre içinde kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtilmiştir. Saldırıyı gerçekleştiren kamikaze insansız hava aracının menşeine ilişkin ise resmi bir bilgi paylaşılmamıştır.
ABD, İsrail ve İran arasında 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan askeri çatışmaların ardından Orta Doğu’daki güvenlik risklerinin artması üzerine birçok ülke bölgede yaşayan vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla tahliye operasyonları başlatmış veya diplomatik temsilcilik faaliyetlerinde değişikliğe gitmiştir. Bazı ülkeler vatandaşlarını tahliye etmek için hava ve kara yoluyla operasyonlar düzenlerken, bazı devletler de bölgedeki büyükelçiliklerini geçici veya süresiz olarak kapatma kararı almıştır.
3 Mart 2026 tarihinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Orta Doğu’da artan askeri gerilim nedeniyle Fransız vatandaşlarının tahliyesi için hazırlık yapıldığını açıklamıştır. Barrot, BFMTV’ye yaptığı açıklamada bölgede yaklaşık 25 bin Fransız vatandaşının Fransa Dışişleri Bakanlığı ile iletişime geçtiğini belirtmiş ve tahliye planlarının Fransız büyükelçilikleriyle koordinasyon içinde yürütüldüğünü ifade etmiştir.
Barrot, tahliye uçuşlarının özellikle tek başına seyahat edemeyecek durumda olan “savunmasız” kişilere öncelik verilerek planlandığını belirtmiştir. Fransa’nın İran’ın misilleme saldırılarından etkilenen bölgelerde yaşayan yaklaşık 400 bin vatandaşının bulunduğu da açıklanmıştır.
3 Mart 2026 tarihinde Güney Kore hükümeti, İran’da bulunan vatandaşlarının kara yoluyla tahliyesine başlandığını duyurmuştur. Yonhap haber ajansının aktardığı bilgilere göre Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, İran’daki vatandaşların üçüncü bir ülkeye doğru kara yoluyla hareket ettiğini açıklamıştır. Tahliye edilen kişiler arasında İran Kadın Milli Voleybol Takımı’nın Güney Koreli teknik direktörü Lee Do-hee ile İran’da forma giyen futbolcu Lee Ki-je de yer almıştır. İran’da yaklaşık 60 Güney Kore vatandaşının ikamet ettiği belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Gana hükümeti, Orta Doğu’da artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran’daki büyükelçiliğini süresiz olarak kapattığını açıklamıştır. Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa tarafından yapılan açıklamada, büyükelçilik faaliyetlerinin “ikinci bir duyuruya kadar” durdurulduğu belirtilmiştir.
Ablakwa, büyükelçilik personelinin tamamının güvenli şekilde tahliye edildiğini ve diplomatların güvende olduğunu ifade etmiştir. Kararın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede ortaya çıkan güvenlik riskleri nedeniyle alındığı belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Özbekistan hükümeti, İran’da bulunan 13 vatandaşını Türkmenistan üzerinden tahliye ettiğini duyurmuştur. Özbekistan Dışişleri Bakanlığına bağlı Dunyo Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre tahliye süreci Özbekistan’ın Aşkabat Büyükelçiliği, İran’daki diplomatik temsilcilikler ve Türkmenistan makamlarıyla koordinasyon içinde yürütülmüştür.
Tahliye edilen Özbek vatandaşları İran-Türkmenistan sınır kapısından geçirilerek Özbekistan’a ulaştırılmıştır. Özbekistan Dışişleri Bakanlığı ayrıca Orta Doğu’daki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle vatandaşlarına resmi kaynakları takip etmeleri, diplomatik misyonlarla iletişim halinde olmaları ve bölgeye yönelik planlanan seyahatleri ertelemeleri yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’daki umre ziyaretlerinin askıya alındığı, Cidde ve Medine’de bulunan Özbek vatandaşlarının tahliye sürecinin başlatıldığı ve İsrail’de bulunan vatandaşlara ülkeyi en kısa sürede terk etmeleri çağrısı yapıldığı belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde ABD’nin Kuveyt Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki artan gerilim nedeniyle büyükelçiliğin ikinci bir duyuruya kadar geçici olarak kapatıldığı bildirilmiştir. ABD Büyükelçiliği tarafından yayımlanan açıklamada “Devam eden bölgesel gerilimler nedeniyle, Kuveyt’teki ABD Büyükelçiliği ikinci bir duyuruya kadar kapalı olacaktır. Tüm normal ve acil konsolosluk randevularını iptal ettik.” ifadesine yer verilmiştir.
İngiltere, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri sonrasında artan güvenlik riskleri nedeniyle Doğu Akdeniz’e ek askeri unsurlar konuşlandırma kararı almıştır. 3 Mart 2026 tarihinde İngiliz Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, hava savunma kabiliyetleriyle öne çıkan HMS Dragon savaş gemisi ile insansız hava araçlarını etkisiz hale getirme kapasitesine sahip iki Wildcat helikopterinin Doğu Akdeniz’de görevlendirileceği bildirilmiştir.
Açıklamada HMS Dragon’un bölgedeki hava tehditlerini tespit, takip ve imha görevlerinde kullanılacağı belirtilmiştir. Geminin 10 saniyede 8 Sea Viper füzesi fırlatma kapasitesine sahip olduğu ve aynı anda 16 hava hedefini koordine edebildiği ifade edilmiştir. Bölgeye gönderilecek Wildcat helikopterlerinin ise Martlet tipi dron savar füze sistemleriyle donatıldığı aktarılmıştır.
İngiliz Savunma Bakanlığı, Orta Doğu’da konuşlu İngiliz personelinin son 24 saat içinde çok sayıda İran insansız hava aracını etkisiz hale getirdiğini açıklamış ve bu gelişmenin ardından bölgeye ek kuvvet gönderme kararı alındığını duyurmuştur. Açıklamada İngiliz ordusunun Ürdün, Irak ve Katar hava sahasında İran’a ait bazı dronları engellediği de bildirilmiştir.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis ile yaptığı görüşmede Kıbrıs’taki İngiliz askeri varlığının güvenliğini sağlama konusunda kararlı olduklarını ifade etmiştir. Starmer, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “Kıbrıs’ın ve orada konuşlu İngiliz askerlerinin güvenliğini sağlamakta kararlıyız.” sözlerini kullanmıştır.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey de yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’deki savunma varlığını güçlendirmek amacıyla hızlı şekilde harekete geçtiklerini belirtmiş ve HMS Dragon ile Wildcat helikopterlerinin bölgedeki hava savunma kapasitesini artıracağını ifade etmiştir. İngiltere’nin Kıbrıs adasında Akrotiri ve Dikelya olmak üzere iki askeri üssü bulunmaktadır.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri sonrasında Orta Doğu’da artan askeri gerilim nedeniyle Fransız donanmasının amiral gemisi olan Charles de Gaulle uçak gemisinin Akdeniz’e hareket etmesi emrini verdiğini açıklamıştır.
3 Mart 2026 tarihinde ulusa sesleniş konuşması yapan Macron, bölgede artan belirsizlik ve güvenlik riskleri nedeniyle uçak gemisinin yanı sıra ona eşlik eden hava unsurları ve fırkateynlerin de Akdeniz’e gönderileceğini duyurmuştur. Macron, Fransa’nın bu süreçte “halkını koruyan, barışa bağlı, güvenilir ve kararlı bir güç” olmayı sürdüreceğini ifade etmiştir.
Macron konuşmasında Orta Doğu’daki çatışmaların bölgesel istikrar açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtmiş ve İran’ın balistik füze programı ile bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin gerilimi artırdığını savunmuştur. Bununla birlikte Macron, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukukun sınırları dışında gerçekleştirildiğini ve Fransa tarafından onaylanamayacağını ifade etmiştir.
Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca İran’ın misilleme saldırıları sırasında bölgedeki iki Fransız üssünün sınırlı saldırıların hedefi olduğunu açıklamış ve Fransız güçlerinin meşru müdafaa kapsamında İran insansız hava araçlarını düşürdüğünü belirtmiştir. Macron, Fransız üslerinin güvenliğini sağlamak amacıyla Rafale savaş uçaklarının hava savunma görevleri yürüttüğünü de bildirmiştir.
Macron, saldırılardan etkilenen ülkelerde bulunan Fransız vatandaşlarının tahliyesi için de çalışmalar yürütüldüğünü ve iki tahliye uçağının Paris’e ulaşmasının beklendiğini açıklamıştır. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası bir deniz güvenliği koalisyonu oluşturulmasını desteklediklerini ifade etmiştir.
İran’da faaliyet gösteren Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Irak’taki askeri karargahlarından birinin İran tarafından insansız hava araçlarıyla hedef alındığını ileri sürmüştür. PAK tarafından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda yapılan açıklamada, örgüte ait bir karargaha yönelik saldırının insansız hava araçları kullanılarak gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.
Paylaşılan açıklamada saldırı sonrasında meydana gelen yangına ilişkin görüntülere de yer verilmiş, PAK güçlerine ait bir karargahın hedef alındığı belirtilmiştir. Açıklamada, söz konusu saldırının PAK’a ait karargahlara yönelik gerçekleştirilen yedinci insansız hava aracı saldırısı olduğu ifade edilmiştir.
Saldırının gerçekleştiği karargahın tam konumuna ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmamıştır. PAK, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ardından daha önce de benzer saldırılara maruz kaldığını açıklamıştır. İran yönetimi ise PAK’ı terör örgütü olarak kabul etmektedir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nda geçiş yasağı ilan edildiğini ve uyarılara rağmen bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerlerinin hedef alındığını duyurmuştur. Yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın Devrim Muhafızları Ordusuna dayandırdığı haberde, uyarıları dikkate almayan 10’dan fazla petrol tankerinin çeşitli mühimmatlarla vurularak kullanılamaz hale getirildiği belirtilmiştir.
Haberde, Hürmüz Boğazı’nın savaş koşulları altında bulunduğu ve bölgede füze saldırıları ya da kontrolsüz insansız hava araçlarının deniz trafiği için ciddi risk oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle gemilere söz konusu boğazdan geçmemeleri yönünde uyarılar yapılmıştır.
İran donanması daha önce yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin kapatıldığını duyurmuştur. Bu gelişme, uluslararası deniz taşımacılığı ve enerji sevkiyatı açısından önemli bir güvenlik krizinin ortaya çıktığına işaret etmiştir.
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, ülkenin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla gerekli tüm önlemlerin alınacağını açıklamıştır. Suudi resmi ajansı SPA’ya göre Bakanlar Kurulunun haftalık toplantısı Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında telekonferans yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.
Toplantıda Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler ve bu gelişmelerin bölgesel ve uluslararası güvenlik üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Suudi Arabistan’ın topraklarını, vatandaşlarını ve ülkede yaşayan yabancıları korumak için gerekli tüm tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu ayrıca Riyad yönetiminin bölgesel ve uluslararası temaslarına dikkat çekmiş ve İran saldırılarına tepki göstererek Suudi Arabistan ile dayanışma mesajı veren ülkelerin tutumunu takdir ettiğini ifade etmiştir.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın İran’da ayaklanma çıkarma amacıyla ülkedeki Kürt muhalif grupları silahlandırmaya çalıştığı iddia edilmiştir. CNN televizyonuna konuşan kaynaklar, ABD yönetiminin İranlı muhalif gruplar ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne sığınmış İranlı Kürt muhaliflerle askeri destek konusunda görüşmeler yürüttüğünü öne sürmüştür.
İranlı Kürt bir kaynak, bazı silahlı muhalif grupların İran’ın batı bölgelerinde eylemler gerçekleştirmeyi planladığını ve bu grupların ABD ile İsrail’den destek beklediğini ifade etmiştir. Ayrıca İran’daki Kürt grupların belirli bir bölgeyi ele geçirerek İsrail için tampon bölge oluşturup oluşturamayacağı ihtimalinin de tartışıldığı iddia edilmiştir.
Eski Pentagon yetkilisi ve CNN ulusal güvenlik analisti Alex Plitsas ise ABD’nin Kürtleri silahlandırarak İran’da rejime karşı ayaklanma sürecini hızlandırmaya çalıştığını ileri sürmüştür. Plitsas, İran halkının genel olarak silahsız olduğunu ve güvenlik güçleri çökmedikçe ya da dışarıdan silah desteği sağlanmadıkça iktidarı ele geçirmelerinin zor olacağını ifade etmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD’nin İran’da bir halk ayaklanmasını teşvik etmek amacıyla Kürt grupları silahlandırmayı planladığı yönündeki iddialara ilişkin açıklama yapmıştır.
Leavitt, düzenlediği basın brifinginde, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir plana onay verdiğine dair haberlerin doğru olmadığını belirtmiş "Başkan, Orta Doğu'daki ortaklar, müttefikler ve liderlerle birçok görüşme yaptı. Kuzey Irak'taki üssümüzle ilgili olarak Kürt liderlerle görüştü. Ancak Başkan'ın böyle bir plana onay verdiğini iddia eden haberler, tamamen yanlıştır ve bu şekilde yazılmamalıdır." demiştir.
Açıklama, ABD basınında yer alan iddiaların ardından yapılmıştır. Wall Street Journal (WSJ) gazetesine konuşan bazı ABD’li yetkililerin, Başkan Trump’ın İran’da rejimi devirmek amacıyla silahlanmaya hazır grupları desteklemeye açık olduğunu öne sürdüğü bildirilmiştir. Aynı şekilde CNN televizyonu da ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA), İran’da ayaklanma çıkarmak amacıyla ülkedeki muhalif Kürtleri silahlandırmaya çalıştığını iddia etmiştir.
Haberlere dayandırılan iddialarda, ABD yönetiminin İranlı muhalif gruplar ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (İKBY) sığınan İranlı Kürt muhalefet temsilcileriyle askeri destek sağlanması konusunda görüşmeler yürüttüğünün öne sürüldüğü aktarılmıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik saldırılarda 50 binden fazla askerin görev aldığını açıklamıştır. CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, sosyal medya üzerinden yayımladığı görüntülü mesajda operasyonların kapsamına ilişkin bilgiler paylaşmıştır.
Cooper, operasyonlarda 200 savaş uçağı ve iki uçak gemisinin kullanıldığını ifade etmiştir. Bu askeri yığınak, ABD’nin Orta Doğu’da uzun yıllardır gerçekleştirdiği en büyük askeri konuşlanmalardan biri olarak değerlendirilmiştir.
ABD ve İsrail güçlerinin 28 Şubat’tan bu yana İran’da yaklaşık 2 bin hedefi vurduğunu belirten Cooper, İran’ın hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde zayıflatıldığını ileri sürmüştür.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın silah ve füze kapasitesinin tükenmekte olduğunu öne sürmüştür. Politico’ya verdiği mülakatta Trump, İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik ortak saldırıları sonrasında İran’ın askeri kapasitesinin giderek zayıfladığını savunmuştur.
Trump, İran’ın bir süre daha füze saldırıları gerçekleştirebileceğini ancak askeri kapasitesinin hızla azaldığını ifade etmiştir. İran’ın büyük kayıplar verdiğini ve füze rampalarının tükenmek üzere olduğunu ileri sürmüştür.
Trump ayrıca ABD’nin mühimmat ve askeri malzeme üretim kapasitesinin sınırsız olduğunu belirterek savunma sanayii firmalarının acil üretim talimatları doğrultusunda çalıştığını ifade etmiştir. Çatışmaların 4 ila 5 hafta sürebileceğini veya birkaç gün içinde sona erebileceğini de dile getirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Şubat ayında yapılan telefon görüşmesinin İran’a yönelik saldırıların başlamasında belirleyici rol oynadığı iddia edilmiştir. Axios haber platformuna konuşan yetkililere göre Netanyahu, 23 Şubat’ta Trump’ı arayarak İran lideri Ali Hamaney ile üst düzey danışmanlarının 28 Şubat’ta Tahran’da aynı noktada toplanacağına dair istihbarat paylaşmıştır.
Beyaz Saray’daki Durum Odası’ndan gerçekleştirilen bu görüşmenin İran’a yönelik askeri sürecin dönüm noktası olduğu ileri sürülmüştür. Netanyahu’nun söz konusu toplantının tek bir hava saldırısıyla hedef alınabileceğini Trump’a ilettiği iddia edilmiştir.
Trump’ın talimatı üzerine CIA’in İsrail istihbaratı tarafından sağlanan bilgileri doğruladığı ve bu doğrulamanın ardından Trump’ın diplomatik seçeneklerin tükendiği kanaatine vardığı belirtilmiştir. 27 Şubat tarihinde saldırı için nihai onayın verildiği öne sürülmüştür.
ABD merkezli Wall Street Journal gazetesi, İran lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin ayrıntılar içeren bir haber yayımlamıştır. Haberde mevcut ve eski İsrailli ile ABD’li yetkililerden elde edilen bilgiler ile video ve uydu görüntülerine dayandırılan değerlendirmelere yer verilmiştir.
Habere göre İran liderliği saldırıyı önceden öngörememiştir. İsrail saldırılarının muhtemel görüldüğü dönemlerde genellikle geceleri sığınaklarda kalan Hamaney’in, 28 Şubat Cumartesi sabahı ailesiyle birlikte sığınakta değil konutunda bulunduğu iddia edilmiştir.
Haberde İsrail askeri istihbarat birimi 8200’ün yaklaşık 20 yıldır Hamaney ve İran’ın üst düzey liderlerini takip ettiği, günlük rutinlerini ve hareketlerini haritalandırdığı ileri sürülmüştür. Ayrıca İsrail’in Tahran’daki trafik kameralarına sızarak gerçek zamanlı veri topladığı ve analistlerin üst düzey yetkililerin iletişimlerini izlediği iddia edilmiştir.
WSJ’nin haberinde CIA’in de İsrail ile istihbarat paylaşımında bulunduğu ileri sürülmüştür. Haberde 28 Şubat sabahı İranlı üst düzey liderlerin bir toplantı yapacağı ve Hamaney’in konutunda bulunacağı bilgisinin elde edildiği belirtilmiştir.
İsrail’e ait F-15 savaş uçaklarının İran saatiyle yaklaşık 07.30’da havalandığı ve saldırının 09.40 civarında başladığı ifade edilmiştir. Uydu görüntülerine göre saldırıda en az altı binanın hasar gördüğü ve en büyük tahribatın Hamaney’in konutunun bulunduğu bölgede meydana geldiği belirtilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da seçilecek yeni liderin de aynı şekilde hedef alınabileceğini açıklamıştır. Katz yaptığı yazılı açıklamada, İran rejimi tarafından atanacak yeni liderin İsrail’i yok etme planını sürdürmesi durumunda hedef alınacağını ifade etmiştir.
Katz, yeni liderin kimliğinin ya da bulunduğu yerin önem taşımadığını savunmuştur. İran rejimi tarafından atanan herhangi bir liderin İsrail için aynı derecede hedef olacağını dile getirmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte İsrail ordusuna gerekli hazırlıkları yapma talimatı verdiklerini ifade eden Katz, ordunun tüm askeri araçları kullanarak bu hedefi uygulamaya hazır olması gerektiğini belirtmiştir.
Katz ayrıca ABD ile koordinasyon içinde İran rejiminin kapasitesini azaltmaya yönelik adımların sürdürüleceğini ifade etmiştir. Bu sürecin İran halkının rejimi devirmesi ve yeni bir yönetim oluşturması için uygun koşullar yaratabileceğini ileri sürmüştür.
Yunanistan tarafından gönderilen iki fırkateynin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne ulaştığı bildirilmiştir. Rum basınında yer alan haberlere göre Kimon ve Psara isimli S tipi fırkateynler GKRY karasularına giriş yapmıştır.
Söz konusu savaş gemilerinin anti-dron savunma sistemleri taşıdığı ifade edilmiştir. Bu gemilerin GKRY’nin savunma kapasitesine önemli katkı sağlayacağı ileri sürülmüştür.
Haberlere göre Yunanistan daha önce de GKRY’ye dört adet F-16 savaş uçağı göndermiştir. Bu uçakların Baf kentinde bulunan Andreas Papandreu Hava Üssü’ne konuşlandırıldığı belirtilmiştir.
Yunanistan’ın bu kararı GKRY’de bulunan İngiliz egemen üslerinden Akrotiri’ye bir insansız hava aracının çarpmasının ardından alınmıştır. GKRY lideri Nikos Hristodulidis’in talebi üzerine Atina yönetimi askeri destek gönderme kararı almıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ı diplomasiye ve Amerikan halkına ihanet etmekle suçlamıştır. Erakçi, konuya ilişkin açıklamayı ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapmıştır.
Erakçi, Trump’ın nükleer müzakereleri karmaşık bir gayrimenkul işlemi gibi ele aldığını ifade etmiştir. Büyük yalanların gerçekleri gölgelediğini ve bu nedenle gerçekçi olmayan beklentilerin ortaya çıktığını belirtmiştir.
İranlı bakan açıklamasında müzakere sürecinin bombalanarak sona erdirildiğini ileri sürmüştür. Trump’ın diplomasiye ve kendisini seçen Amerikan seçmenlerine ihanet ettiğini ifade etmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, ABD Senatosu üyelerine İran konulu bir brifing vermiştir. The Hill gazetesine göre yaklaşık 80 dakika süren oturumda İran ile yaşanan askeri gerilim ele alınmıştır.
Senatörlerin açıklamalarına göre brifingde kara harekatı ihtimali önemli başlıklardan biri olarak gündeme gelmiştir. Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, yönetimin İran’a kara birlikleri gönderme seçeneğini tamamen devre dışı bırakmadığını belirtmiştir.
Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise askerlerin sahaya gönderilmesi ihtimalinden ciddi endişe duyduğunu ifade etmiştir. Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott böyle bir senaryonun gerçekleşmemesini umduğunu ancak seçeneklerin tamamen masadan kaldırılmaması gerektiğini dile getirmiştir.
Brifingde ayrıca İran’a ait insansız hava araçlarına karşı savunma konusunda yaşanan zorluklar ele alınmıştır. Bazı senatörler ABD savunma sistemlerinin İran dronlarını düşürmekte zorlandığını aktarmıştır.
ABD mühimmat stoklarına ilişkin endişeler de brifingde gündeme gelen başlıklardan biri olmuştur. Senatör Tim Kaine mühimmat stoklarının ciddi bir sorun olabileceğini belirtmiştir.
Bazı Demokrat senatörler Trump yönetiminin İran konusunda net bir planı olmadığı görüşünü dile getirmiştir. Senatör Elizabeth Warren yönetimin İran politikası konusunda belirgin bir strateji bulunmadığını ifade etmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun senatörlere verdiği İran konulu brifingin ardından Demokrat Senatör Richard Blumenthal, ABD askerlerinin İran’da sahaya gönderilme ihtimali konusunda ciddi endişe duyduğunu açıklamıştır. Blumenthal, Senato’da gerçekleştirilen kapalı oturumdan sonra basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede brifing sonrasında askerlerin İran’a gönderilme ihtimalinden her zamankinden daha fazla kaygı duyduğunu ifade etmiştir.
Blumenthal, görüşmelerde konuşulan konuların yalnızca Kongre üyelerinin değil Amerikan halkının da bilmeye hakkı olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca Trump yönetiminin İran’a yönelik hedefleri konusunda net bir strateji ortaya koyamadığını ima etmiştir.
Senatör, yönetimin İran’daki hedeflerinin ne olduğu konusunda belirsizlik bulunduğunu belirtmiş ve İran’ın nükleer kapasitesinin mi yok edilmek istendiği, füze programının mı hedef alındığı, rejim değişikliğinin mi amaçlandığı ya da terör faaliyetlerinin durdurulmasının mı öncelik olduğu konularının net olmadığını ifade etmiştir. Blumenthal, İran’a ilişkin kritik konuların yalnızca gizli oturumlarda tartışılmaması gerektiğini vurgulamıştır.
İran lideri Ali Hamaney’in danışmanı Muhammed Muhbir, Tahran yönetiminin ABD’ye güvenmediğini ve herhangi bir müzakereyi düşünmediklerini açıklamıştır. Muhbir, İran devlet televizyonuna verdiği röportajda İran’ın ABD ile görüşme yapma niyetinin bulunmadığını ifade etmiştir.
Muhbir açıklamasında ABD’nin İran’ı işgal etmeyi değil ülkeyi bölmeyi hedeflediğini savunmuştur. İran yönetiminin bu nedenle Washington yönetimine güven duymadığını belirtmiştir.
İranlı yetkili ayrıca İran’ın uzun süre ABD ve İsrail saldırılarına karşı koyabileceğini ifade etmiştir. İran-Irak Savaşı sırasında sekiz yıl boyunca benzer bir direniş gösterildiğini hatırlatmıştır.
ABD’nin İran’a yönelik saldırıların ilk dört gününde yaklaşık 2 milyar dolar değerinde askeri ekipman kaybettiği belirtilmiştir. Açık kaynak verilerine dayanan hesaplamalara göre toplam kaybın 1,902 milyar dolara ulaştığı ifade edilmiştir.

ABD'nin İran Saldırılarındaki Maddi ve Askeri Zararı. 4 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Bu kayıpların en büyük kısmını Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’nde bulunan AN/FPS-132 erken uyarı radar sisteminin vurulması oluşturmuştur. Söz konusu radar sisteminin değerinin yaklaşık 1,1 milyar dolar olduğu belirtilmiştir.
Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından dost ateşi sonucu düşürülen üç adet F-15E Strike Eagle savaş uçağının yerine yenilerinin alınmasının yaklaşık 282 milyon dolar maliyet oluşturacağı ifade edilmiştir.
Bahreyn’in başkenti Manama’da bulunan ABD Beşinci Filosu karargahına yönelik saldırıda da iki uydu haberleşme terminalinin zarar gördüğü bildirilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri’nde konuşlu ABD THAAD füze savunma sistemine ait AN/TPY-2 radarının da imha edildiği belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Muhammed Ekberzade, Hürmüz Boğazı’nın tamamen İran kontrolü altında olduğunu açıklamıştır. Ekberzade Fars Haber Ajansı’na verdiği demeçte boğazda geçiş yasağı uygulandığını belirtmiştir.
Ekberzade, petrol tankerleri, ticaret gemileri ve balıkçı teknelerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Dünya deniz trafiğine gönderilen mesajda boğazın savaş koşulları altında olduğu bildirilmiştir.
Uyarılara rağmen geçiş yapmaya çalışan 10’dan fazla petrol tankerinin hedef alındığını ve tahrip edildiğini açıklamıştır. İran Deniz Kuvvetleri’nin şu anda Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sağladığını ileri sürmüştür.
Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı küresel enerji taşımacılığı açısından kritik bir geçiş noktasıdır. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün bu boğaz üzerinden uluslararası piyasalara ulaştığı değerlendirilmektedir. Boğazın fiilen kapanması küresel enerji piyasalarında önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak görülmektedir.
Türkiye Millî Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmede, söz konusu mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurları tarafından tespit edildiği ve gerekli müdahalenin gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğinin belirlenmesinin ardından NATO’ya bağlı hava ve füze savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edilmiştir. Doğu Akdeniz’de konuşlandırılmış bulunan savunma unsurları tarafından gerçekleştirilen müdahale sonucunda mühimmatın etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedilmiştir:
"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz. Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz."
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, İran’dan ateşlendikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen ve etkisiz hale getirilen balistik mühimmat konusunu gündeme getirmiştir. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre görüşmede Türkiye’nin konuya ilişkin tepkisi İran tarafına iletilmiştir.
Fidan, söz konusu görüşmede İran’dan ateşlenen balistik mühimmatın Türk hava sahasına yönelmesi nedeniyle Türkiye’nin duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Ayrıca bölgedeki askeri gerilimin daha fazla tırmanmasına yol açabilecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır.
NATO Sözcüsü Allison Hart, "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz." diyerek NATO'nun Türkiye dahil tüm müttefiklerin yanında kararlı şekilde durduğunu belirtmiştir.
4 Mart günü İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Dışişleri Bakanlığına çağrılmıştır. Görüşmede, İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat nedeniyle Türkiye’nin tepkisi ve endişesi İran tarafına iletilmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda komşu ülkelere yönelik mesaj vermiştir. Pezeşkiyan açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: "Dost ve komşu ülkelerimizin saygıdeğer liderleri, sizin yardımınız ve diplomasi yoluyla savaştan kaçınmaya çalıştık ancak Amerikan-Siyonist askeri saldırısı bize kendimizi savunmaktan başka seçenek bırakmadı."
Ayrıca "Egemenliğinize saygı duyuyoruz ve bölgesel barışın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz." diye eklemiştir.
4 Mart 2026 tarihinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik mühimmat hakkında yazılı bir açıklama yayımlamıştır. İİT tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’ye yönelik balistik füze girişimi kınanmış ve Türkiye ile dayanışma vurgusu yapılmıştır. Açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: "Türkiye’yi balistik füzeyle hedef alma girişimini kınıyoruz. İİT, Türkiye ile tam dayanışma içindedir ve ülkenin egemenliğinin korunması ile güvenlik ve istikrarının muhafazası konusunda Türkiye’nin yanındadır. Bölgede gerilimi tırmandırabilecek ve istikrarı zedeleyebilecek her türlü eyleme son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Üye ülkelerin güvenlik ve istikrarının tehdit edilmesi, iyi komşuluk ve karşılıklı saygı ilkelerine dayalı uluslararası ilişkilerin temellerini zayıflatır."
İran Sağlık Bakanlığı, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısının 867’ye yükseldiğini açıklamıştır. İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur tarafından yapılan açıklamada saldırılar nedeniyle meydana gelen can kaybı ve yaralanmalara ilişkin güncel bilgiler paylaşılmıştır.
İranlı İşçiler Haber Ajansı (ILNA) tarafından aktarılan bilgilere göre Kermanpur, saldırılar sonucunda toplam 867 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etmiştir. Açıklamada ayrıca saldırılarda yaralanan kişi sayısının 5 bin 946’ya ulaştığı belirtilmiştir. Yaralanan kişilerden 2 bin 184’ünün tedavisinin çeşitli hastanelerde devam ettiği bildirilmiştir. Kermanpur, saldırılarda hayatını kaybedenler arasında kadınların da bulunduğunu belirtmiştir. Açıklamaya göre hayatını kaybedenlerin yüzde 12’sinden fazlasını kadınların oluşturduğu ifade edilmiştir.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran’ın İsrail ve bazı bölge ülkelerine karşı gerçekleştirdiği misilleme saldırıları Orta Doğu’daki hava trafiğini önemli ölçüde etkilemiştir. Yaşanan askeri gerilim sonucunda bölgede şu ana kadar 21 binden fazla uçuşun iptal edildiği bildirilmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırılarının ardından Körfez bölgesindeki bazı hava yolu şirketleri uçuşlarını askıya aldıklarını ya da iptal ettiklerini açıklamıştır. Hava yolu şirketleri ile Flight Radar verilerine göre, saldırılar ve sonrasında gerçekleşen misillemeler nedeniyle birçok hava yolu şirketine ait uçuşlarda dünya genelinde aksaklıklar yaşanmaya devam etmiştir.
Çatışmalardan doğrudan etkilenen Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman gibi ülkelerde hava trafiğinin ciddi biçimde yavaşladığı ve bazı bölgelerde durma noktasına geldiği belirtilmiştir. Katar Hava Yolları, ülkenin hava sahasının kapatılması nedeniyle uçuşlarını geçici olarak durdurduğunu açıklamıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Emirates Hava Yolları da hava sahasının kapalı olması nedeniyle Dubai’den planlanan tüm uçuşlarını askıya aldığını bildirmiştir. Şirketin yalnızca 3 ve 4 Mart tarihlerinde sınırlı sayıda mahsur kalan yolcuların tahliyesi ve kargo taşımacılığı amacıyla uçuş gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Umman Hava Yolları ise uçuşlarını cuma gününe kadar askıya aldığını duyurmuştur. Bölgedeki gelişmeler nedeniyle Körfez bölgesinde bulunan yedi ana havaalanında toplam 21 binden fazla uçuşun iptal edildiği ifade edilmiştir. Bu durumun Orta Doğu hava ulaşımı ve uluslararası uçuş ağları üzerinde önemli aksamalara yol açtığı belirtilmiştir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’daki nükleer tesislere ilişkin son uydu görüntülerinin analizine dayanarak yaptığı değerlendirmede, nükleer malzeme içeren tesislerde herhangi bir hasar tespit edilmediğini açıklamıştır. Ajans tarafından yapılan açıklamada, bu nedenle İran’daki nükleer tesislerde radyolojik sızıntı riskinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
UAEA’nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki resmi hesabından yayımlanan açıklamada, ajansın elde ettiği en güncel uydu görüntülerinin incelendiği belirtilmiştir. Yapılan değerlendirmede, İran’da nükleer malzeme barındıran tesislerde herhangi bir hasara rastlanmadığı bildirilmiştir.
Açıklamada ayrıca İsfahan Nükleer Tesisi yakınlarında bulunan iki binada hasar tespit edildiği bilgisi paylaşılmıştır. Bununla birlikte daha önce hasar görüldüğü bildirilen Natanz Nükleer Tesisi’nde yapılan son incelemelerde ek bir etkinin tespit edilmediği vurgulanmıştır.
UAEA tarafından yapılan değerlendirmede İran’daki diğer nükleer tesislerde de herhangi bir hasar ya da etkilenme görülmediği aktarılmıştır. Açıklamada ayrıca UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi’nin konuya ilişkin değerlendirmelerine de yer verilmiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’a yönelik askeri operasyonların genişletileceğini ve saldırıların hız kesmeden devam edeceğini açıklamıştır. Hegseth, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile birlikte düzenlediği basın toplantısında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının beşinci gününde operasyonların seyri hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur.
Hegseth açıklamasında ABD ordusunun İran’a karşı yürüttüğü operasyonlarda kullanılan hava gücünün, 2003 yılında Irak’a düzenlenen askeri operasyon sırasında kullanılan hava gücünün iki katı seviyesinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca mevcut askeri kapasitenin İsrail’in 12 gün süren operasyonlarında kullanılan kapasitenin yaklaşık yedi katı büyüklüğünde olduğunu ifade etmiştir.
ABD Savunma Bakanı, İran’a yönelik operasyonların daha geniş kapsamlı saldırı dalgalarıyla devam edeceğini dile getirmiştir. Hegseth, ABD ordusunun saldırıların temposunu artırdığını ve operasyonların yavaşlatılmasının söz konusu olmadığını ifade etmiştir.
Hegseth ayrıca ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın doğrudan talimatları doğrultusunda yürütülen askeri operasyonlarda üstünlük sağladığını belirtmiştir. Açıklamasında İran Hava Kuvvetlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ileri sürmüştür.
Bahreyn’de ülke genelinde güvenlik sirenlerinin çalmasının ardından halka güvenli bölgelere sığınmaları çağrısı yapılmıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, sirenlerin devreye girmesinin ardından vatandaşların ve ülkede yaşayan yabancıların sakin olmaları ve en yakın güvenli bölgelere yönelmeleri gerektiği bildirilmiştir.
Resmi verilere göre, söz konusu gün boyunca Bahreyn’de dört kez sirenlerin çaldığı belirtilmiştir. Bu uyarıların, bölgedeki askeri gelişmeler ve olası saldırı riskleri nedeniyle güvenlik önlemlerinin artırılması kapsamında yapıldığı ifade edilmiştir.
İran yönetimi, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılara misilleme olarak yalnızca İsrail’i değil, aynı zamanda Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Ürdün gibi ülkelerde bulunan ABD askeri üslerini hedef aldığını açıklamıştır. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise bölge ülkeleriyle savaş halinde olmadıklarını, ancak bu ülkelerin İran’a yönelik saldırıların durdurulması için ABD’ye baskı yapmaları gerektiğini belirtmiştir. Erakçi, bölgedeki ABD üsleri ve askerlerinin İran açısından meşru hedefler olarak değerlendirildiğini ifade etmiştir.
Katar yönetimi, ülkede İran Devrim Muhafızları adına faaliyet yürüttüğü ileri sürülen iki hücrenin güvenlik operasyonları sonucunda çökertildiğini açıklamıştır. Katar resmi haber ajansı QNA’da yayımlanan haberde, Devlet Güvenlik Birimlerinin yürüttüğü kapsamlı gözetleme ve takip faaliyetleri sonucunda 10 şüphelinin yakalandığı belirtilmiştir.
Yakalanan şüphelilerden yedisinin, Katar’daki hayati öneme sahip askeri ve stratejik tesisler hakkında bilgi toplamak amacıyla casusluk faaliyetleri yürütmekle görevlendirildiği ifade edilmiştir. Diğer üç kişinin ise sabotaj eylemleri gerçekleştirmek üzere görevlendirildiği ve insansız hava araçlarının kullanımı konusunda eğitim aldığı aktarılmıştır.
Operasyon sırasında hassas tesislere ait koordinatlar, iletişim cihazları ve çeşitli teknolojik ekipmanların ele geçirildiği bildirilmiştir. Soruşturma sürecinde şüphelilerin İran Devrim Muhafızları ile bağlantıları bulunduğunu ve casusluk ile sabotaj faaliyetlerini gerçekleştirdiklerini itiraf ettikleri ifade edilmiştir. Katar güvenlik birimleri ayrıca vatandaşlara şüpheli faaliyetleri yetkililere bildirme çağrısında bulunmuştur.
Katar Savunma Bakanlığı aynı gün İran’ın misilleme saldırılarının püskürtüldüğünü duyurmuştur. Bakanlıktan yapılan açıklamada, İran'dan gelen 10 insansız hava aracı (İHA) ile 2 seyir füzesinin Katar Savunma Kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşme, İran’ın Katar topraklarında bulunan hedeflere yönelik füze saldırıları sonrasında yapılmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Erakçi, görüşmede "İran, Katar’a yönelik saldırılarında Katar’ı değil ülkedeki ABD'yi hedef alıyor." ifadelerini kullanmıştır. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise söz konusu iddiaları reddetmiştir. Al Sani, saldırıların niteliğine ilişkin "Sahadaki gerçeklerin açıkça gösterdiği üzere saldırılar, Katar'daki sivil ve yerleşim alanlarını, Hamed Uluslararası Havalimanı çevresini, hayati önem taşıyan altyapıyı ve sıvılaştırılmış gaz üretim tesislerini içeren sanayi bölgelerini hedef aldı. Bu da Katar egemenliğinin ve uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlalidir." demiştir.
Al Sani ayrıca saldırıların yalnızca füzelerle sınırlı kalmadığını belirterek "Tüm bunlar, İran tarafının gerilimi tırmandırıcı bir yaklaşımını yansıttığını ve gerilimi azaltma veya çözüm bulma konusunda gerçek bir istek göstermediğini, aksine komşularına zarar vermeyi ve onları kendi savaşları olmayan bir savaşa sürüklemeyi amaçlıyor." ifadelerini kullanmıştır.
Al Sani, bölge ülkelerine yönelik saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunmuş ve Katar’ın egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan her türlü saldırıya karşı koyacağını ifade etmiştir.
Kuveyt yönetimi, bölgedeki güvenlik durumunun dikkate alınması nedeniyle ülkede dron uçurulması ve havadan görüntü alınmasına ikinci bir duyuruya kadar yasak getirdiğini açıklamıştır. Kuveyt İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararın güvenlik önlemlerini desteklemek ve saha operasyonlarının aksamasını önlemek amacıyla alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada, dron kullanımının ve havadan görüntü almanın güvenlik prosedürlerini olumsuz etkileyebileceği ve operasyonel faaliyetleri aksatabileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle söz konusu faaliyetlerin geçici olarak durdurulduğu bildirilmiştir. Yetkililer, yasağın ülkenin güvenlik hazırlıklarının korunması ve mevcut operasyonların etkilenmemesi amacıyla uygulamaya konulduğunu belirtmiştir.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülkeye yönelik bazı hava saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurmuştur. Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Suud el-Atvan, saldırıların hava savunma sistemleri sayesinde etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır.
Atvan, saldırıların engellenmesi sırasında bazı şarapnel parçalarının yerleşim alanlarındaki evlerin üzerine düştüğünü ve bu nedenle yaralanmaların meydana geldiğini ifade etmiştir. Kuveyt ordusunun ülke topraklarını ve vatandaşlarını korumaya devam edeceği vurgulanmıştır.
Kuveyt Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Abdullah es-Sened ise başkent Kuveyt’te şarapnel parçalarının düştüğü bir yerleşim alanında 11 yaşındaki bir kız çocuğunun yaralandığını açıklamıştır. Söz konusu çocuğun tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurmasının ardından İran’ın çeşitli kentlerinde patlama sesleri duyulmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran’da yeni bir operasyon başlattığını duyurmuştur.
Açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran’ın füze fırlatma rampalarını, hava savunma sistemlerini ve çeşitli askeri altyapı unsurlarını hedef alan geniş çaplı saldırılar gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Bu açıklamanın ardından sosyal medyada yayılan görüntülerde İran’ın Şiraz ve Urumiye başta olmak üzere birçok kentinde patlamaların meydana geldiği görülmüştür.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hint Okyanusu’nda bulunan bir ABD savaş gemisini füzelerle hedef aldığını duyurmuştur. Yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın aktardığı habere göre İran güçleri ABD’ye ait bir muhribi hedef almıştır.
Haberde, söz konusu muhribin İran kıyılarının yaklaşık 650 kilometre açığında bulunan bir ABD tankerinden yakıt ikmali yaptığı sırada hedef alındığı ileri sürülmüştür.
Muhribin “Kadr 380” ve “Telaiye” isimli füzelerle vurulduğu iddia edilmiştir. Saldırı sonucunda her iki geminin güvertelerinde büyük yangın çıktığı ve yoğun dumanın gökyüzünü kapladığı ileri sürülmüştür. Olayla ilgili olarak ABD tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmamıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri yönetimi, İran’ın misilleme saldırıları nedeniyle bölgede mahsur kalan yolcuların tahliye edildiğini açıklamıştır. BAE Ekonomi ve Turizm Bakanı Abdullah bin Touq el-Marri tarafından yapılan açıklamada ilk aşamada 60 uçuşla 17 bin 498 yolcunun tahliye edildiği belirtilmiştir.
El-Marri, planlanan ek uçuşlarla tahliye edilen yolcu sayısının 27 bini aşmasının beklendiğini ifade etmiştir. BAE Sivil Havacılık Otoritesi Genel Müdürü Seyf Muhammed es-Suveydi de ülkedeki hava trafiğinin yeniden başlatılması için çalışmalar yürütüldüğünü açıklamıştır.
Suveydi, havalimanları ve destek hizmetlerinin hazır olduğunun teyit edilmesinin ardından hava trafiğinin yeniden başlatılmasının planlandığını belirtmiştir. Ayrıca havaalanlarının kapanması nedeniyle yaklaşık 20 bin yolcunun konaklama ihtiyaçlarının BAE yönetimi tarafından karşılandığı bildirilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), aynı gün hava sahasında 129 insansız hava aracı (İHA) ve 3 balistik füzenin engellendiğini bildirmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin hava sahasına giren 9 insansız hava aracının düşürüldüğünü açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada söz konusu İHA’ların hava sahasına giriş yaptığı anda etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir. Açıklamada saldırının kaynağına ilişkin ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Ancak gelişme, bölgedeki askeri gerilimin Körfez ülkelerine de yansıdığını gösteren olaylardan biri olarak değerlendirilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin doğusunda Basra Körfezi kıyısındaki Ras Tanura petrol rafinerisine insansız hava aracı (İHA) ile saldırı girişiminde herhangi bir hasar kaydedilmediğini bildirmiştir.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta bulunan Uluslararası Bağdat Havalimanı içindeki ABD Victoria Üssü’ne insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Irak merkezli Alsumaria TV’nin haberine göre saldırıda maddi hasar meydana gelmiş, ancak can kaybı yaşanmamıştır.
Irak makamları saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmamıştır. Olay, bölgedeki ABD askeri varlıklarının hedef alınmasına yönelik saldırıların devam ettiğini göstermiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat’tan bu yana toplam 26 insansız hava aracının düşürüldüğünü açıklamıştır. Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan açıklamada ayrıca bir silahlı insansız hava aracının sağlam şekilde ele geçirildiği belirtilmiştir. Açıklamada söz konusu insansız hava araçlarının İran hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-35i (Adir) savaş uçağının Tahran semalarında İran’a ait bir savaş uçağını düşürdüğünü ileri sürmüştür. Ordudan yapılan açıklamada düşürülen uçağın Yak-130 tipi muharebe eğitim uçağı olduğu belirtilmiştir.
İsrail ordusu bu olayın dünyada ilk kez bir F-35 savaş uçağının insanlı bir savaş uçağını düşürmesi olduğunu iddia etmiştir.
Yak-130 uçağı Rusya’daki Yakovlev şirketi tarafından geliştirilmiş gelişmiş bir eğitim uçağıdır. 4. ve 5. nesil savaş uçağı pilotlarının eğitimi amacıyla kullanılan uçak 1991 yılında geliştirilmeye başlanmış ve ilk uçuşunu 25 Nisan 1996 tarihinde gerçekleştirmiştir.
İsrail ordusu, yoğun saldırılarını yeniden başlattığı Lübnan’ın güneyinde Litani Nehri’ne kadar uzanan bölgenin tamamen boşaltılması çağrısında bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda Lübnan’ın güneyini kırmızıyla işaretleyen bir harita yayımlamış ve söz konusu bölgenin tahliye edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Adraee, savaş öncesinde yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı ve son iki yılda İsrail saldırıları nedeniyle ağır hasar gören bölgede sivillerin bulunmasının tehlike oluşturduğunu ifade etmiştir. Açıklamada, Hizbullah üyelerinin, askeri tesislerinin veya silahlarının yakınında bulunan kişilerin hayatlarını riske attıkları belirtilmiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü, Hizbullah tarafından askeri amaçlarla kullanıldığı öne sürülen herhangi bir evin hedef alınabileceğini dile getirmiştir. Bu nedenle Lübnanlı sivillere evlerini terk etmeleri ve Litani Nehri’nin güneyini tamamen boşaltarak nehrin kuzeyine doğru hareket etmeleri yönünde talimat verilmiştir.
İran’dan İsrail’e yönelik yeni bir füze saldırısı dalgası başlatıldığı bildirilmiştir. İran devlet televizyonu tarafından yapılan yayında, İran’ın İsrail’e karşı yeni bir füze saldırısı gerçekleştirdiği duyurulmuştur.
Açıklamada söz konusu saldırıların İran tarafından gerçekleştirilen yeni bir saldırı dalgasının parçası olduğu belirtilmiştir. İran devlet televizyonu tarafından yapılan bilgilendirmede saldırının kapsamına ve hedeflerine ilişkin ayrıntılı teknik bilgi paylaşılmamıştır.
Yerel medya organları ise Lübnan’da faaliyet gösteren Hizbullah örgütünün İran’ın füze saldırılarıyla eş zamanlı olarak İsrail’e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlattığını aktarmıştır. Bu gelişmenin, İran ve Hizbullah tarafından koordineli şekilde gerçekleştirilen askeri operasyonlar kapsamında meydana geldiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan Mihrabad Havalimanı’ndaki hava savunma sistemlerini hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirdiğini açıklamıştır. İsrail ordusu tarafından yapılan resmi açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının kısa süre önce düzenlediği operasyon kapsamında söz konusu havalimanının hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada saldırının Mihrabad Havalimanı’nda konuşlu hava savunma sistemlerini imha etmeyi amaçladığı ifade edilmiştir. İsrail ordusu tarafından yayımlanan bilgilendirmede, saldırı sonucunda havalimanında bulunan bazı savunma unsurlarının vurulduğu ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu ayrıca açıklamasında hedef alındığı duyurulan Mihrabad Havalimanı’na ait bir görsel de paylaşmıştır. Paylaşılan görselin saldırının gerçekleştirildiği hedefi göstermek amacıyla yayımlandığı belirtilmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının beşinci gününde Washington’da basın toplantısı düzenlemiştir. Açıklamalarda, operasyonların kapsamı, kullanılan askeri kapasite ve deniz unsurlarına yönelik saldırılar hakkında bilgiler paylaşılmıştır.
Savunma Bakanı Hegseth, ABD ordusunun İran’a karşı 2003 Irak operasyonunda kullanılan hava gücünün iki katı kapasiteyle faaliyet yürüttüğünü belirtmiş, bu kapasitenin İsrail’in önceki 12 günlük operasyonlarının yaklaşık yedi katı büyüklüğünde olduğunu ifade etmiştir. Hegseth, “Daha büyük saldırı dalgaları geliyor, hızlanıyoruz, yavaşlamıyoruz.” açıklamasında bulunmuş ve İran Hava Kuvvetlerinin “yok edildiğini” ileri sürmüştür.
Hegseth ayrıca, İran Donanmasının etkisiz hale getirildiğini ve İran’a ait “Süleymani” isimli savaş gemisinin batırıldığını açıklamıştır. Hint Okyanusu’nda İran’a ait bir savaş gemisinin Amerikan denizaltısı tarafından torpido ile batırıldığını belirten Hegseth, bunun II. Dünya Savaşı’ndan bu yana bir düşman gemisinin torpido ile batırıldığı ilk örnek olduğunu ifade etmiştir. Sri Lanka Donanması da Galle açıklarında bir İran gemisinin battığını teyit etmiş; gemide yaklaşık 180 personelin bulunduğu, 78 denizcinin yaralı olarak kurtarıldığı ve en az 101 personelin kayıp olduğu bildirilmiştir.
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise operasyonların ilk beş gününde 2 binden fazla hedefin vurulduğunu açıklamıştır. Caine, bir denizaltı dahil olmak üzere 20’den fazla İran savaş gemisinin imha edildiğini ve İran’ın bölgedeki deniz gücünün büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini belirtmiştir. Caine, ABD donanmasına ait hızlı saldırı denizaltısının tek bir Mark 48 torpidosuyla bir savaş gemisini batırdığını ifade etmiş ve operasyonların başlamasından bu yana yaklaşık 100 saat geçtiğini, sürecin henüz tamamlanmadığını kaydetmiştir.
Basın toplantısında ayrıca, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir füzenin NATO hava savunma sistemleri tarafından imha edilmesine ilişkin değerlendirmede bulunulmuştur. Hegseth, söz konusu olayın NATO’nun 5. maddesini tetikleyecek nitelikte olmadığını ifade etmiştir. Açıklamalarda, ABD birliklerinin büyük bölümünün İran’ın ateş menzilinin dışında bulunduğu ve operasyonların devam edeceği belirtilmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde Umman makamları, Hürmüz Boğazı yakınlarında füzeyle hedef alınan Malta bandıralı bir yük gemisinin mürettebatının kurtarıldığını açıklamıştır. Umman’ın resmi haber ajansı ONA’da yer alan bilgilere göre, Umman Donanması saldırıya maruz kalan geminin yardımına ulaşmıştır. Haberde, geminin iki füzeyle hedef alındığı belirtilmiştir.
Malta bandıralı gemide bulunan 24 kişilik mürettebatın tamamının kurtarıldığı ve sağlık durumlarının iyi olduğu bildirilmiştir. Olayın, Hürmüz Boğazı çevresindeki artan askeri gerilim ve deniz güvenliği riskleri bağlamında meydana geldiği aktarılmıştır.
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 926’ya yükseldiğini açıklamıştır. Kermanpur’un verdiği bilgilere göre 6 bin 186 kişi yaralanmış; bunlardan 2 bin 54’ünün tedavisi çeşitli hastanelerde sürmektedir.
Açıklamada, hayatını kaybedenlerin yüzde 12’sinden fazlasının kadın olduğu ve ölenler arasında 180 kişinin 18 yaşın altında bulunduğu belirtilmiştir. İran Kızılayı daha önce yaptığı açıklamada can kaybını 867 olarak duyurmuştu.
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 105 sivil mekanın vurulduğunu bildirmiştir. Kurum tarafından yapılan açıklamada, saldırıların başlamasından bu yana 174 yerleşim biriminde 636 noktaya, toplam 1332 saldırı düzenlendiği ifade edilmiştir. Marage, Urumiye, Lamerd, İsfahan, Hemedan, Kürdistan, Kirmanşah ve Tahran’daki bazı bölgelerde sivil yerleşim yerlerinin doğrudan hedef alındığı belirtilmiştir. Zarar gören yerler arasında 7 Kızılay şubesi ile 14 sağlık ve ilaç merkezinin bulunduğu kaydedilmiştir.
İngiltere Savunma Bakanlığı, 2 Mart gecesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri Akrotiri Üssü’nü hedef alan Şahid tipi insansız hava aracının İran’dan kalkış yapmadığını teyit etmiştir.
Açıklamada, Orta Doğu’daki İngiliz çıkarlarını korumak amacıyla F-35B ve Typhoon jetlerinin gece boyu uçuşlar gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Üsse yönelen iki İHA’nın engellendiği, piste düşen bir İHA’nın ise can kaybına ve büyük maddi zarara yol açmadığı ifade edilmiştir. Bölgeye Wildcat tipi helikopterlerin sevk edileceği ve savunma sistemlerinin güçlendirildiği aktarılmıştır.
Akrotiri Üssü ve çevresindeki yerleşim yerlerinde güvenlik alarmı verilmiş; sirenler çalmıştır. Yerel saatle 23.15’ten itibaren üs bölgesinde alarm durumuna geçildiği ve sivillerin evlerinden çıkmamaları yönünde uyarıldığı bildirilmiştir. Alarmın, radarlarda tespit edilen bir obje nedeniyle verildiği ileri sürülmüştür.
Hollanda hükümeti, hava savunma ve komuta firkateyni Zr.Ms. Evertsen’i Doğu Akdeniz’e gönderme kararı almıştır. Savunma Bakanı Dilan Yeşilgöz-Zegerius ve Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, Meclis’te yaptıkları açıklamada kararın Orta Doğu’daki gelişmeler ve İran’ın çevre ülkelere yönelik saldırılarıyla bağlantılı olduğunu belirtmiştir.
Fransa’dan, Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle’ün desteklenmesi yönünde talep alındığı ve geminin Doğu Akdeniz’e doğru yola çıktığı açıklanmıştır. Zr.Ms. Evertsen’in hava savunma ve komuta kabiliyetine sahip olduğu belirtilmiştir.
ABD basınında yer alan haberlere göre İranlı Kürt milislerin İran’ın kuzeybatısında kara saldırısı başlattığı iddia edilmiştir. Haberde, adı açıklanmayan bir ABD’li yetkilinin açıklamasına yer verilmiştir.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD’nin İran’da halk ayaklanmasını teşvik etmek amacıyla Kürt güçlerini silahlandırdığı yönündeki iddiaları reddetmiştir.
İran’da faaliyet gösteren Komele’nin Irak’ın Süleymaniye kentindeki kampına İran tarafından silahlı insansız hava aracı ile saldırı düzenlendiği iddia edilmiştir. Saldırıda can kaybı olmadığı, ancak maddi hasar oluştuğu bildirilmiştir.
Kampın daha önce mülteciler için açıldığı ancak boşaltılmış olduğu ifade edilmiştir. İran’da faaliyet gösteren Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) de karargâhlarının saldırıya uğradığını açıklamıştır. Her iki grup da İran tarafından terör örgütü olarak kabul edilmektedir.
28 Şubat’tan bu yana Erbil’deki ABD Başkonsolosluğu ve havalimanındaki üs hedef alınmış; yüzün üzerinde insansız hava aracı saldırısı düzenlendiği bildirilmiştir. Süleymaniye’ye iki İHA saldırısı gerçekleştiği aktarılmıştır.
Haşdi Şabi’ye bağlı Seraya Evliya el-Dem grubu, Erbil’de ABD askerlerinin kaldığı iddia edilen otele saldırı düzenlediğini duyurmuştur. 1 Mart gecesi Erbil Havalimanı’na SİHA’ların isabet ettiği ve yangın çıktığı belirtilmiştir. 2 Mart’ta Peşmerge güçlerinin karargâhına da saldırı düzenlenmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede meydana gelen gelişmeler ele alınmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Sudani, İran’a yönelik saldırıları kınamış ve söz konusu saldırıların uluslararası ilkelere aykırı olduğunu ifade etmiştir. Sudani, Irak hükümetinin, ülke sınırlarından İran’a yönelik herhangi bir tehdide hiçbir şekilde izin vermeyeceğini vurgulamıştır.
Görüşmede Erakçi ise İran halkının ülkenin onurunu, ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma konusunda kararlı olduğunu belirtmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin güneydoğusunda üç seyir füzesi ile üç insansız hava aracına (İHA) müdahale edildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan ilk açıklamada, Suudi Arabistan’ın güneydoğusunda yer alan el-Harec şehri dışında üç seyir füzesinin tespit edildiği ve hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği bildirilmiştir.
Aynı gün yapılan ikinci açıklamada ise el-Harec’in doğusunda üç insansız hava aracına müdahale edildiği ve bu araçların da etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne İran topraklarından insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlendiğini duyurmuştur.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, öğle saatlerinde gerçekleştirilen saldırılarda İHA’lardan birinin Nahçıvan’daki uluslararası havalimanına, bir diğerinin ise Şekerabad köyündeki okul binasının yakınına düştüğü belirtilmiştir. Açıklamada, havalimanı binasında hasar meydana geldiği ve iki sivilin yaralandığı kaydedilmiştir.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında "İran topraklarından gerçekleştirilen İHA saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Azerbaycan topraklarına yönelik bu saldırı uluslararası hukukun norm ve ilkelerine aykırıdır ve bölgede gerginliğin artmasına hizmet etmektedir. İran'dan kısa sürede söz konusu meseleye açıklık getirmesini, buna izahat vermesini ve bu tür olayların gelecekte tekrarlanmaması için gerekli acil tedbirleri almasını talep ediyoruz. Azerbaycan, gerekli cevap hakkını saklı tutmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada ayrıca İran’ın Bakü Büyükelçisi Mücteba Dermiçilu’nun Dışişleri Bakanlığına çağrıldığı ve Azerbaycan’ın protesto notası vereceği belirtilmiştir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, saldırıyla "bağlantılarının olmadığını, ülkesini suçlamak için İsrail tarafından yapıldığını" iddia etmiştir.

Nahçıvan Havalimanı'na düzenlenen İHA saldırısı. 5 Mart 2026 ( Anadolu Ajansı)
5 Mart 2026 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başkanlığında Azerbaycan Güvenlik Konseyi toplanmıştır. Toplantıda, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne İran topraklarından insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılar ele alınmıştır.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Aliyev, Nahçıvan’daki sivil tesislere yönelik saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiştir. Aliyev, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Biz, Azerbaycan'a karşı gerçekleştirilmiş bu terör eylemini, bu saldırganlığı kabullenmeyeceğiz. Misilleme eylemleri hazırlayıp uygulamaları için Silahlı Kuvvetlerimize talimat verildi.”

Nahçıvan Havalimanı'na Düzenlenen İHA Saldırısı. 5 Mart 2026 ( Anadolu Ajansı)
Aliyev, saldırıyı gerçekleştirenlerin derhal cezalandırılması gerektiğini belirterek, “İranlı yetkililer Azerbaycan'a açıklama yapmalı, özür dilemeli ve failleri cezai sorumluluğa tabi tutmalılar.” demiştir.
Cumhurbaşkanı Aliyev, İran devletinin daha önce de Azerbaycan’a ve Azerbaycanlılara karşı eylemler gerçekleştirdiğini ileri sürmüş ve Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan saldırıyı hatırlatmıştır. Söz konusu saldırıda İran güvenlik güçlerinin 40 dakika boyunca müdahalede bulunmadığını ifade eden Aliyev, saldırının Azerbaycan’ı korkutma amacı taşıdığını söylemiştir.
Aliyev, büyükelçiliğe saldırıyı gerçekleştiren kişinin Azerbaycan’ın ısrarı üzerine en ağır cezaya çarptırılarak idam edildiğini belirterek, “Bu sefer de cevap aynı olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.
Azerbaycan topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini daha önce de İranlı yetkililere ilettiklerini söyleyen Aliyev, “Azerbaycan ne o zaman ne de bu sefer İran'a karşı operasyonlarda yer almamaktadır ve almayacaktır.” şeklinde konuşmuştur.
Aliyev ayrıca, Ayetullah Ali Hamaney’in vefatı üzerine İran’ın Bakü Büyükelçiliğine giderek taziyelerini ilettiğini hatırlatmış; buna rağmen Nahçıvan’a yönelik saldırının gerçekleştiğini ifade etmiştir.
Toplantıda, İran’ın Bakü Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığına çağrıldığı ve protesto notası verildiği belirtilmiştir. Aliyev, “Bütün talimatlar verildi.” ifadesini kullanmış; Savunma Bakanlığı, Devlet Sınır Hizmeti ve diğer ilgili birimlerin bir numaralı seferberlik durumuna getirildiğini ve gerekli operasyonlara hazır olmaları yönünde talimat verildiğini açıklamıştır.
5 Mart 2026 tarihinde İran Genelkurmay Başkanlığı, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne kamikaze insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıya ilişkin yazılı açıklama yapmıştır. Açıklama, İran devlet televizyonu (İRİB) aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuştur.
Genelkurmay Başkanlığı açıklamasında, Nahçıvan’daki saldırıyla “Tahran yönetiminin bağlantısının olmadığı” ileri sürülmüştür. İran ordusu, söz konusu saldırının İran’ı suçlamak amacıyla gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. Açıklamada, İran’ın “tüm ülkelerin özellikle Müslüman ve komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyduğu” savunulmuş; Nahçıvan’daki kamikaze İHA saldırısının arkasında “İsrail olduğu ve bu saldırıyla İran'ın suçlanmak istendiği” ileri sürülmüştür.
İran Genelkurmay Başkanlığı ayrıca, İsrail’in bu tür saldırılarla “geçmişte olduğu gibi Müslüman ülkeler arasındaki ilişkileri bozmayı amaçladığını” iddia etmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar arasında telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne İran’dan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılar ele alınmıştır.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Saar, Bayramov’u telefonla arayarak saldırılara ilişkin bilgi almıştır. Saar’ın saldırıları kınadığı ve Azerbaycan ile dayanışma içinde olduklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Görüşmede ayrıca bölgede artan güvenlik riskleri, askeri gerilimler ve bu gelişmelerin bölgesel istikrar üzerindeki etkileri konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu bildirilmiştir.
Aynı gün Katar İçişleri Bakanlığı, kamu güvenliği gerekçesiyle Doha’daki ABD Büyükelçiliği çevresinde yaşayanların tahliye edilmeye başlandığını açıklamıştır. Tahliyenin geçici bir önlem olduğu ve tahliye edilenlere alternatif konaklama imkânı sağlandığı belirtilmiştir. ABD’nin Doha Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada da büyükelçilik çevresinden uzak durulması yönünde uyarı yapılmıştır.
5 Mart günü yerel saatle 12.00–12.30 arasında İran’ın ABD-İsrail saldırılarına karşı misillemelerinin sürdüğü sırada Katar’ın başkenti Doha’da şiddetli patlama sesleri duyulmuştur. Kent merkezinin farklı noktalarından art arda patlama sesleri geldiği ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir. Patlamaların ardından güvenlik güçlerinin kritik noktalarda önlem aldığı aktarılmıştır.
Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ülkeye bir füze atılması nedeniyle hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtilmiştir. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin füze saldırısını önlediği ifade edilmiş; saldırının menşeine ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.
5 Mart 2026 tarihinde Katar Savunma Bakanlığı, İran’dan fırlatılan balistik füze ve insansız hava araçlarına (İHA) yönelik müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yapmıştır. Bakanlık, İran’dan 14 balistik füze ve 4 İHA ile Katar’a yönelik saldırı düzenlendiğini açıklamıştır. Söz konusu füzelerden 13’ünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, 1 balistik füzenin ise Katar’ın kara sularına düştüğü belirtilmiştir. Ayrıca 4 İHA’nın da başarıyla etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir. Açıklamada, saldırılar sonucunda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı bildirilmiştir.
Aynı gün Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Katar’a 4 adet ilave Typhoon savaş uçağı gönderileceğini açıklamıştır. Açıklama, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin düzenlenen basın toplantısında yapılmıştır.
Starmer, Birleşik Krallık’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırılarına katılmama kararının arkasında olduğunu belirtmiş ve ülkesinin uzun süredir savunduğu yaklaşımın, İran’ın nükleer programına ilişkin meselenin müzakere yoluyla çözülmesi olduğunu ifade etmiştir. Starmer, “İşte bu nedenle, İngiltere'nin, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ilk saldırılarına katılmama kararı aldım. Bu karar kasıtlı bir karardı.” demiştir.
Başbakan, söz konusu kararın ulusal çıkarlar doğrultusunda alındığını ve İngiliz değerleri ile ilkelerine bağlı kalınacağını vurgulamıştır. Starmer ayrıca, Körfez’deki müttefiklerin “daha fazla yardım” taleplerine yanıt verildiğini belirterek, “Bugün, Katar ve bölgedeki savunma operasyonlarımızı güçlendirmek için Katar'daki filomuza 4 adet daha Typhoon jeti göndereceğimizi duyurabilirim.” ifadelerini kullanmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran kaynaklı olarak ülkeye yönelen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına ilişkin açıklama yapmıştır.
Yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran’dan peş peşe gerçekleştirilen saldırı dalgalarına karşı aktif biçimde devrede olduğu belirtilmiştir. Açıklamaya göre, saldırıların başladığı tarihten itibaren 75 füze ve 123 İHA etkisiz hale getirilmiştir.
Bahreyn makamları, balistik füze ve İHA saldırılarının sivil ve özel alanlara zarar verdiğini ifade etmiş ve bunun uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir. Ayrıca saldırıların rastgele gerçekleştirildiği ve bölgesel güvenlik için tehdit oluşturduğu kaydedilmiştir.
Açıklamada halka, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması, zarar gören bölgelerden uzak durulması, şüpheli cisimlere yaklaşılmaması ve askeri operasyonlara ilişkin görüntü paylaşılmaması yönünde uyarıda bulunulmuştur.
5 Mart 2026 tarihinde Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran’dan düzenlenen misilleme saldırıları kapsamında ulusal petrol şirketine ait bir tesisin hedef alındığını açıklamıştır. Açıklama, Bakanlığın ABD merkezli X sosyal medya platformundaki resmi hesabı üzerinden yapılmıştır.
Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilere göre, El-Meamir bölgesinde bulunan bir tesis hedef alınmış ve olayın ardından yetkililer müdahalede bulunmuştur. Açıklamada, “İran saldırısının hedefi olan Meamir'deki tesislerden birinde çıkan yangın kontrol altına alındı.” ifadelerine yer verilmiştir.
Saldırı sonucunda can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı; oluşan hasarın ise kısıtlı olduğu bildirilmiştir. Sanayi bölgesi olarak bilinen El-Meamir, Bahreyn Petrol Şirketi (BAPCO) tesislerine ev sahipliği yapmaktadır.
5 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE), hava savunma sistemleri tarafından engellenen bir insansız hava aracının (İHA) parçalarının düşmesi sonucu 6 kişi yaralanmıştır.
Abu Dabi Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin bir İHA’yı engellediği ve hava aracından saçılan parçaların Abu Dabi sanayi bölgesi ICAD 2’de iki ayrı noktaya düştüğü bildirilmiştir. Açıklamaya göre, şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu Pakistan ve Nepal uyruklu altı kişi hafif ve orta derecede yaralanmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, ülke hava sahasında balistik füze ve insansız hava araçlarına (İHA) yönelik gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yapmıştır. Açıklamada, hava savunma güçlerinin gün içerisinde 7 balistik füzeye müdahale ettiği, bunlardan 6’sının imha edildiği, 1’inin ise ülke topraklarına düştüğü bildirilmiştir. Ayrıca 131 İHA’nın tespit edildiği; bunlardan 125’inin engellendiği ve 6’sının ülke topraklarına düştüğü belirtilmiştir.
Bakanlık, İran’ın saldırılarının başlamasından bu yana BAE’ye yönlendirilen toplam 196 balistik füzenin tespit edildiğini; bunlardan 181’inin imha edildiğini, 13’ünün denize, 2’sinin ise ülke topraklarına düştüğünü açıklamıştır. Aynı dönemde 1072 İran İHA’sının tespit edildiği; bunlardan 1001’inin engellendiği ve 71’inin ülke topraklarına düştüğü kaydedilmiştir.
Buna ek olarak 8 seyir füzesinin imha edildiği, söz konusu füzelerin bazı bölgelerde hasara yol açtığı ifade edilmiştir. Olaylar sonucunda Pakistan, Nepal ve Bangladeş uyruklu 3 kişinin hayatını kaybettiği; aralarında BAE vatandaşının da bulunduğu farklı uyruklardan 94 kişinin hafif şekilde yaralandığı bildirilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları’na bağlı Hatemul Enbiya Karargahı tarafından yapılan açıklamada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (İKBY) sınırları içerisinde bulunan ve İran yönetimine muhalif Kürt gruplara ait olduğu belirtilen üslerin hedef alındığı bildirilmiştir.
Açıklamada, söz konusu üslerin üç füze ile vurulduğu ifade edilmiştir. Saldırının sonuçlarına, can kaybı ya da hasar durumuna ilişkin ayrıntı verilmemiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İran’da faaliyet yürüten Kürt muhalif grup İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (İKDP), Irak’ın Erbil kentine bağlı Köysancak ilçesindeki kamplarından birinin kamikaze insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı bildirilmiştir. Erbil merkezli Rudaw televizyonunun güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, İKDP mensuplarının yaşadığı kampa kamikaze İHA saldırısı düzenlenmiştir. İHA’nın kampa isabet ettikten sonra patladığı, ancak olayda can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştır. İran Kürdistan Direniş Örgütü’nün (Sazmani Habat) Erbil yakınlarındaki karargâhının da saldırıya uğradığı kaydedilmiştir.
Aynı gün İran Kara Kuvvetleri, Irak’ın kuzeyindeki Erbil kentinde bulunan Amerikan güçlerine ait karargâhı insansız hava araçlarıyla (İHA) vurduğunu duyurmuştur. İran ordusu tarafından yapılan açıklamada, Kara Kuvvetleri unsurlarının Erbil’deki Amerikan karargâhına İHA’larla saldırı düzenlediği belirtilmiştir. Açıklamada, saldırı sonucunda hedeflere “önemli hasar verildiği” ileri sürülmüştür.
5 Mart akşam saatlerinde ABD Dışişleri Bakanlığı, Kuveyt’in başkenti Kuveyt’te bulunan ABD Büyükelçiliğinin faaliyetlerinin askıya alındığını açıklamıştır. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Dışişleri Bakanlığı bugün, Kuveyt şehrinde bulunan ABD Büyükelçiliğindeki faaliyetlerin askıya alındığını duyurdu.” ifadesine yer verilmiştir.
Açıklamada, yurt dışındaki ABD vatandaşlarının güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiği belirtilmiş; Kuveyt için seyahat uyarısının 3. seviyede bulunduğu aktarılmıştır. Ayrıca, “Kuveyt'te bulunan ABD vatandaşları, güvenli bir şekilde yapabiliyorlarsa ticari veya diğer mevcut ulaşım seçeneklerini kullanarak ülkeyi terk etmelidir. Ülkeyi terk edemeyen ABD vatandaşları da bulundukları yerde kalmalıdır.” denilmiştir.
Kuveyt ordusu aynı gün yaptığı açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde füze ve insansız hava araçlarına (İHA) müdahale edildiğini bildirmiştir.
28 Şubat 2026’dan itibaren ABD ve İsrail tarafından düzenlenen hava saldırıları, başkent Tahran’da yoğunlaşmıştır. Füze ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen bombardıman sonucu kent genelinde geniş çaplı fiziki hasar meydana gelmiştir. Altı gün boyunca aralıksız sürdüğü bildirilen saldırıların, yerleşim alanlarında ciddi tahribata yol açtığı açıklanmıştır.

Tahran'daki Yıkımın Boyutu. 5 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
En ağır hasarın meydana geldiği bölgelerden biri, İran-Irak Savaşı’nda hayatını kaybeden askerlerin ailelerinin yaşadığı Şehit Burucerdi Sitesi olmuştur. Söz konusu siteye düzenlenen saldırılarda en az 18 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Sekiz katlı dört binanın kullanılamaz hale geldiği, çok sayıda konut ve aracın ağır hasar gördüğü bildirilmiştir.
Belediye ekiplerinin enkaz kaldırma çalışmalarını sürdürdüğü, hasar gören konutlardan tahliyelerin gerçekleştirildiği ve bazı yapılarda yangın izlerinin devam ettiği aktarılmıştır. Kentteki yıkımın, saldırıların devam ettiği süreçte artarak sürdüğü ifade edilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na yönelik saldırıya ilişkin açıklamada bulunmuştur. Hegseth, basın mensuplarının ABD ve İsrail’in söz konusu ilkokula yönelik saldırısına dair sorusuna, "Söyleyebileceğim tek şey, olayı soruşturduğumuzdur." yanıtını vermiştir. Hegseth ayrıca ABD ordusunun "sivil hedefleri hiçbir zaman hedef almadığını" savunmuştur. ABD ve İsrail tarafından Hürmüzgan eyaletinin Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıda 153 öğrenci ve öğretmen hayatını kaybetmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemul Enbiya Yapı Karargahı Komutan Yardımcısı Kiyomers Haydari, Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığı yönündeki iddialara ilişkin açıklamada bulunmuştur.
İran devlet televizyonuna konuşan Haydari, Hürmüz Boğazı’nı kapatmadıklarını savunarak "Bizi Hürmüz Boğazını kapatmakla eleştiriler gerçeği yansıtmıyor. Biz kapatmadı ki ABD kapattı. Hürmüz Boğazı savaşımızın küçük bir unsurudur. Başka birçok seçeneğe sahibiz. Hürmüz Boğazı'nı kapatmadık, uluslararası protokollere uyan gemiler seyirlerine devam ediyor." demiştir.
Aynı gün İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Basra Körfezi’nin kuzeyinde bir ABD petrol tankerinin füzeyle vurulduğu ileri sürülmüştür. Açıklamada, vurulan tankerinin alev aldığı ve yanmaya devam ettiği ifade edilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada ayrıca, savaş zamanı Hürmüz Boğazı’ndan geçişin kontrolünün İran’a ait olduğu iddia edilmiş "ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri ve destekçilerinin askeri veya ticari gemilerine geçiş izni verilmeyeceği, tespit edilmeleri durumunda kesinlikle hedef alınacaklarını" ifadelerine yer verilmiştir.
ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonların yalnızca konvansiyonel askeri güç kullanımıyla değil, aynı zamanda çok katmanlı istihbarat süreçleriyle şekillendiği belirtilmiştir. Operasyon hazırlıklarının insan istihbaratı (HUMINT), sinyal istihbaratı (SIGINT), siber istihbarat, uydu görüntüleme, insansız hava araçları ve yapay zekâ destekli analizler gibi çeşitli yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla yürütüldüğü ifade edilmiştir.
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan brifinglerde, “Destansı Öfke Operasyonu” olarak adlandırılan saldırı planının bazı hedefler açısından aylar hatta yıllar süren planlama ve hedef geliştirme süreçlerinin sonucu olduğu belirtilmiştir.
Operasyonun başlangıç aşamasında ABD Siber Kuvvetler Komutanlığı (CYBERCOM) ve Uzay Kuvvetleri Komutanlığı (SPACECOM) tarafından İran’ın komuta-kontrol ve haberleşme sistemlerinin kinetik olmayan yöntemlerle zayıflatıldığı açıklanmıştır.
Uluslararası medya kuruluşlarında yer alan haberlere göre İsrail istihbaratı, Tahran’daki trafik kameralarına sızarak başkentteki üst düzey yetkililerin hareketlerini uzun süre boyunca takip etmiştir. Özellikle İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in çalışma ofisinin bulunduğu yerleşke çevresindeki kameraların operasyon planlamasında önemli rol oynadığı belirtilmiştir.
Bu süreçte İsrail’in 8200 Birimi ile dış istihbarat teşkilatı Mossad tarafından sahadaki insan kaynaklarıyla teknik istihbarat verilerinin bir arada kullanıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca mobil iletişim ağlarının bazı bileşenlerinin geçici olarak devre dışı bırakılması yoluyla İranlı yetkililerin iletişim kabiliyetinin sınırlanmaya çalışıldığı belirtilmiştir.
ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA) İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hareketlerini aylar boyunca izlediği ve konumuna ilişkin yüksek doğrulukta istihbarat elde ettiği belirtilmiştir. Bu istihbaratın İsrail ile paylaşıldığı ve operasyon planlamasında kritik rol oynadığı ifade edilmiştir.
Operasyonun başlangıcı 28 Şubat sabahı yaklaşık 07.30’da savaş uçaklarının havalanmasıyla gerçekleşmiş, 09.40 civarında uzun menzilli füzeler İran Ulusal Güvenlik Konseyi yerleşkesini hedef almıştır.
ABD ordusunun operasyon planlamasında yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden de yararlandığı belirtilmiştir. Bazı haberlere göre ABD merkezli teknoloji şirketi Anthropic tarafından geliştirilen “Claude” adlı yapay zekâ modeli, hedef tespiti ve saldırı kararlarının hızlandırılmasında kullanılmıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), İran’a yönelik operasyonların sürdürülebilmesi için Pentagon’dan daha fazla askeri istihbarat subayı talep ettiği bildirilmiştir. Bu talebin operasyonların en az 100 gün sürebileceği değerlendirmesine dayandığı ifade edilmiştir.
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, İran ile ABD-İsrail arasında tırmanan gerilim nedeniyle İtalya’nın Orta Doğu’daki askeri varlığını yeniden değerlendirdiğini açıklamıştır.
İtalya’nın hava savunma sistemleri ve insansız hava aracı karşıtı savunma unsurları konuşlandırmayı planladığı ve İspanya, Fransa ve Hollanda ile birlikte Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni korumak amacıyla deniz kuvvetleri göndermeye hazırlandığı belirtilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Fransa Genelkurmay Başkanlığının, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri devam ederken Orta Doğu’daki Fransız askerî üslerinin ABD tarafından geçici olarak kullanılmasına izin verdiği bildirilmiştir.
Ulusal basında yer alan ve Fransa Genelkurmay Başkanlığı kaynaklarına dayandırılan haberlere göre, söz konusu kararın İran’a karşı “Körfezdeki ortaklarının korunmasına katkı sunmak” amacıyla alındığı belirtilmiştir.
Kaynaklar, ABD uçaklarının Orta Doğu’daki Fransız üslerinde geçici olarak konuşlanmasına izin verildiğini aktarmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın Orta Doğu’da ABD üslerinin bulunduğu ülkelere yönelik misillemeleri sonrasında tırmanan gerilim bağlamında, Körfez ülkeleri ile İran arasında arabuluculuk yapmaya hazırlandıklarını açıklamıştır.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Vang Yi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir.
Suudi mevkidaşı ile yaptığı görüşmede Vang, Çin’in gerilimde barışa yönelik yapıcı rol oynamak istediğini ve bu doğrultuda Çin’in Orta Doğu Özel Temsilcisi’ni arabuluculuk amacıyla bölgeye göndereceğini belirtmiştir. Vang, Orta Doğu’daki çatışmanın Körfez ülkelerini etkilemesini istemediklerini ifade etmiş ve her ne gerekçeyle olursa olsun ayrım gözetmeyen güç kullanımının kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Ayrıca sivillere ve askeri olmayan hedeflere yönelik saldırıların kınanması gerektiğini dile getirmiştir.
Vang Yi, Suudi Arabistan’ın itidalli tutumunu takdir ettiklerini ifade ederek, "Bölge ülkeleri arasında uzlaşma zor elde edildi, bu yüzden değer vermek ve ilerletmek gerekiyor." demiştir. Tüm taraflara askeri eylemlere son verilmesi, diyaloğa ve müzakereye dönülmesi çağrısında bulunmuştur.
BAE Dışişleri Bakanı Al Nahyan ile yapılan görüşmede ise Vang, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın yayılmasının kimsenin çıkarına olmadığını, sivillerin korunmasının “kırmızı çizgi” olduğunu ve enerji altyapısı ile deniz taşımacılığı hatlarının korunması gerektiğini ifade etmiştir. Çin’in, Körfez İşbirliği Teşkilatı (KİK) Dışişleri Bakanları toplantısında dile getirilen diyalog ve diplomasi vurgusunu desteklediği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca Çin’in Orta Doğu Özel Temsilcisi’nin bölge ülkeleri arasında arabuluculuk yapmak ve barış ile istikrar ortamının yeniden tesis edilmesini teşvik etmek üzere bölgeye gönderileceği kaydedilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle İran’a yönelik seyahat politikasını güncellediğini duyurmuştur.
Yonhap haber ajansının aktardığına göre Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İran için daha önce yürürlükte bulunan 3’üncü seviye seyahat uyarısının seyahat yasağı seviyesine yükseltildiği bildirilmiştir. Söz konusu 3’üncü seviye uyarı kapsamında vatandaşlara ülkeyi terk etmeleri tavsiye edilmekteydi.
Açıklamada ayrıca İran’ı izinsiz ziyaret eden veya İran’da kalmaya devam eden Güney Kore vatandaşlarının ilgili mevzuat çerçevesinde cezalandırılabileceği uyarısında bulunulmuştur.
Lübnan hükümeti, ülkede bulunduğu iddia edilen İran Devrim Muhafızları unsurlarının tespit edilmesi ve faaliyetlerinin engellenmesi için güvenlik kurumlarına talimat vermiştir. Yetkililer, bu kişilerin gözaltına alınarak ülkeden sınır dışı edilmesinin planlandığını açıklamıştır.
5 Mart 2026 sabah saatlerinde İran basını, başkent Tahran’da hava savunma sistemlerinin faaliyete geçtiğini bildirmiştir. Haberlere göre kent genelinde patlama sesleri duyulmuş, hava savunma unsurlarının olası hava tehditlerine karşı devreye alındığı belirtilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, İran’a yönelik yeni bir hava saldırısı başlattığını duyurmuştur. Açıklamanın ardından İran’ın başkenti Tahran’ın kuzeybatısında ve Kerec kentinde patlamalar meydana gelmiştir. Sabah saatlerinde Tahran’da savaş uçağı sesleri duyulmuş, ardından patlama sesi işitilmiştir. Kerec kentinde de art arda patlamaların meydana gelmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, İran’dan İsrail’e yönelik yeni füze misilleme saldırılarının başlatıldığını açıklamıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan İsrail’e doğru füzelerin fırlatıldığının tespit edildiği belirtilmiş ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemek üzere devreye girdiği bildirilmiştir. Tehlike altında bulunan bölgelerde cep telefonlarına uyarı mesajları gönderildiği, sirenlerin çaldığı yerlerde halka sığınaklara gitmeleri yönünde çağrıda bulunulduğu ifade edilmiştir.
Israel Hayom gazetesinin haberinde, İran’dan İsrail’e dört füzenin fırlatıldığı belirtilmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan ikinci bir açıklamada ise İran’dan yeni bir füze dalgasının daha başlatıldığı ve hava savunma sistemlerinin müdahalesinin sürdüğü aktarılmıştır.
İsrail ordusu, ABD ile birlikte İran’a yönelik yürütülen saldırılar kapsamında İran tarafından yeni bir füze misillemesi gerçekleştirildiğini açıklamıştır. Ordudan yapılan duyuruda, İran’dan İsrail’e doğru füzelerin fırlatıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Açıklamada hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemek üzere devreye girdiği ifade edilmiştir. Tehlike bulunan bölgelerde cep telefonlarına uyarı mesajları gönderildiği, alarm sistemlerinin devreye alındığı ve sivillerin sığınaklara yönlendirildiği bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlerde İran’dan dört füzenin fırlatıldığı, saldırıların ülkenin orta kesimini hedef aldığı ve Kudüs’te uyarı sirenlerinin çaldığı aktarılmıştır. Hava savunma sistemlerinin müdahalesi nedeniyle patlama seslerinin duyulduğu belirtilmiştir. 28 Şubat’ta başlayan saldırıların ardından Hizbullah ve İran’ın ilk kez eş zamanlı misilleme düzenlediği kaydedilmiştir.
İsrail’de yayın yapan Kanal 14 televizyonu, ABD’ye ait bir F-15 savaş uçağının İran’ın batısında düştüğünü bildirmiştir. Haberde, mürettebatın uçak yere çarpmadan önce paraşütle atladığı ve İran topraklarında kaldığı ifade edilmiştir. Mürettebatın ABD ve İsrail güçlerinden oluşan ortak bir ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonla kurtarıldığı ileri sürülmüştür.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM) yapılan açıklamada,"Sabahın erken saatlerinde ABD’ye ait bir F-15 savaş uçağının İran’da düşürüldüğüne dair sosyal medyada dolaşan haberler asılsız ve hiçbir dayanağı bulunmuyor." ifadelerine yer verilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, İran’ın gece saatlerinden bu yana aralıklarla sürdürdüğü misillemeler kapsamında altıncı dalga füze saldırısını başlattığını duyurmuştur.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemek amacıyla aktif hale getirildiği belirtilmiştir. İç Cephe Komutanlığı’nın tehdit altındaki bölgelerde cep telefonlarına uyarı mesajları gönderdiği ve halktan hızlıca sığınaklara girmelerinin istendiği aktarılmıştır. İran’ın yaklaşık üç saat önce gerçekleştirdiği misillemenin ardından başkent Tel Aviv ve çevresinde yeniden siren sesleri duyulduğu bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, sabah erken saatlerde Tiflis’ten Tel Aviv’e inmek üzere olan bir uçağın İran’ın misillemeleri nedeniyle geri döndüğü belirtilmiştir. İsrail ulusal havayolu şirketi El Al’e ait uçağın, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından yurt dışında mahsur kalan İsraillileri ülkeye taşıdığı; Ben Gurion Havalimanı’na inişinin yaklaşık 20 dakika gecikmeyle gerçekleştiği kaydedilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, ABD ile birlikte 28 Şubat 2026’da başlatılan saldırılar kapsamında İran’a ait balistik füze altyapısına yönelik operasyonlara ilişkin açıklama yapmıştır. İsrail ordusunun açıklamasında, 28 Şubat’tan bu yana İran’a ait 300 balistik füze fırlatma rampasının imha edildiği iddia edilmiştir. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının İran’ın batı ve orta kesimlerindeki askeri üslere yönelik bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Söz konusu saldırılarda füze rampalarının ve hava savunma sistemlerinin hedef alındığı ve yok edildiği ileri sürülmüştür. İsrail ordusu, bu hava saldırılarının amacının İsrail’e yönelik ateş menzilini mümkün olduğunca azaltmak olduğunu savunmuştur.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırılar sürerken İran tarafından yeni bir misilleme saldırısı dalgası başlatıldığını duyurmuştur. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’ın düzenlediği misilleme saldırılarını engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir. İç Cephe Komutanlığı’nın tehdit altındaki bölgelerde cep telefonlarına uyarı mesajları gönderdiği ve halktan sığınaklara girmelerinin istendiği aktarılmıştır.
İran’ın söz konusu saldırısının gün içerisinde gerçekleştirilen yedinci füze dalgası olduğu belirtilmiştir. İlerleyen saatlerde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık İsrail’e yönelik yeni bir füze saldırı dalgası daha başlatıldığını duyurmuştur. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “İran'dan işgal altındaki topraklara yönelik yeni füze saldırı dalgası başlatıldı.” ifadelerine yer verilmiştir.
İsrail ordusu da yaptığı açıklamada İran’dan İsrail’e doğru füzelerin ateşlendiğini doğrulamıştır. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin füzeleri durdurmak için devreye girdiği belirtilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Hükümet Sözcüsü Peşava Hewramani, IKBY’nin İran rejimi muhalifi Kürt grupları silahlandırarak İran’a gönderme planına dahil olduğu yönündeki iddialara ilişkin açıklama yapmıştır.
Hewramani, ABD merkezli X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştır: “Kürt muhalefet partilerini silahlandırıp İran topraklarına gönderme planının bir parçası olduğumuz iddiaları tamamen asılsızdır. Bu iddiaları tamamen reddediyor ve bunların kasıtlı ve kötü niyetle yayıldığını teyit ediyoruz.”
Hewramani ayrıca IKBY ve bölgedeki siyasi partilerin, Orta Doğu’daki savaşı ve gerilimi tırmandırmaya yönelik herhangi bir operasyonun parçası olmadığını belirtmiştir. Açıklamada, bölge için barış ve istikrar çağrısında bulunulduğu ifade edilmiştir.
Erbil ve Süleymaniye’ye yönelik silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırılarına da değinen Hewramani, söz konusu saldırıları kınadıklarını ve Irak merkezi hükümeti ile uluslararası toplumu bu saldırıların durdurulması için müdahalede bulunmaya çağırdıklarını bildirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, 5 Mart'ın ilk saatlerinde İran’a yönelik ilk saldırının önleyici nitelikte olduğunu savunmuştur. Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda yaptığı açıklamada, Trump, İran’a yönelik ilk saldırıyı gerçekleştirmelerini, "Eğer biz ilk adımı atmasaydık, onlar İsrail'e aynı şeyi yapacaklardı ve mümkün olsaydı bize de aynı şeyi yaparlardı." sözleriyle savunmuştur.
Trump, ABD ve İsrail’in birlikte hareket ettiğini ve İran karşısında “güçlü bir konumda” olduklarını ifade etmiştir. Haziran ayında iki hafta içinde operasyon düzenlenmemesi halinde İran’ın nükleer silaha sahip olabileceğini öne sürmüş; B-2 bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırıların bu süreci engellediğini savunmuştur.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’ın İsrail tarafından hedef alınmasının ardından ABD’ye saldırı düzenlediğini ve ABD’nin daha fazla kayıp yaşanmaması için proaktif ve savunma amaçlı harekete geçtiğini belirtmiştir. ABD medyasında Rubio’nun açıklamaları sonrasında Washington’un İran’la savaşa İsrail tarafından çekildiğine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.
Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırılara destek vermedikleri gerekçesiyle İspanya ve Birleşik Krallık yönetimlerine yönelik eleştirilerde bulunmuştur. Trump’ın açıklamaları, Amerikan New York Post gazetesine telefonla verdiği mülakatta yer almıştır. Trump, İsrail ile birlikte başlatılan İran’a yönelik saldırılar konusunda bu iki ülkeden güçlü destek beklediğini ifade etmiştir. Açıklamasında, “Bu süreçte birçok kazanan var ama İspanya bir kaybeden ülke ve İngiltere de büyük hayal kırıklığı. İspanya'nın davranışları NATO'ya düşmanca.” demiştir.
ABD Başkanı, İspanya’nın üslerini ABD ordusuna kullandırmamasından ve NATO kapsamında yüzde 5’lik katkı payını ödememesinden şikâyet ederek, “İyi bir takım oyuncusu değiller, bir daha İspanya ile takım oyuncusu olmayacağız.” ifadelerini kullanmıştır.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’i de eleştiren Trump, “Kendisi Winston Churchill değil. Onun performansı hayal kırıklığı. Bize sorgusuz ve tereddütsüz destek vermeli, mesela üsleri kullanma konusunda...” şeklinde konuşmuştur. Trump’ın bir önceki gün yaptığı açıklamalarda da İspanya ve Birleşik Krallık’a tepki gösterdiği, İspanya ile ticari ve ekonomik ilişkileri kesme tehdidinde bulunduğu bildirilmiştir.
Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İspanya’nın üslerini kullandırma konusunda ABD ordusuyla anlaştığını ifade etmiş; ancak bu açıklama kısa süre sonra İspanya tarafından yalanlanmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’da yeni liderin belirlenme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump’ın açıklamaları, Amerikan Axios haber portalına telefonla verdiği mülakatta yer almıştır.
Trump, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Ayetullah Ali Hamaney’in oğlunun isminin yeni liderlik için gündeme geldiğini gördüğünü ifade ederek, “Zamanlarını boşa harcıyorlar. Hamaney'in oğlu önemsiz biri. Venezuela'da Delcy Rodriguez'in seçilmesinde olduğu gibi, (İran'daki) bu lider seçim sürecine dahil olmam gerekiyor.” demiştir.
ABD Başkanı, “Hamaney'in oğlu benim için kabul edilemez. İran'a uyum ve barış getirecek birini istiyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Trump, Venezuela’daki lider değişimini “çok başarılı” olarak nitelendirmiş ve benzer bir sürecin İran’da da mümkün olabileceğini ima etmiştir.
Trump ayrıca, Hamaney’in politikalarını sürdürecek bir liderin ABD tarafından kabul edilmeyeceğini vurgulamış; böyle bir durumun ABD’yi “5 yıl içinde yeniden savaşa sürükleyeceğini” söylemiştir. İran’la savaştan nasıl çıkılacağına ilişkin somut bir plan açıklamayan Trump, şu ana kadar devam eden saldırıların “oldukça başarılı” olduğunu savunmuştur.
5 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde, ülkenin batı, güney ve güneybatı bölgelerinde insansız hava araçlarına (İHA) yönelik müdahalelerde bulunulduğunu açıklamıştır.
Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran’ın entegre hava savunma ağı kontrolündeki gelişmiş savunma sistemleri tarafından 3 adet Hermes tipi ve 1 adet MQ-9 tipi İHA’nın etkisiz hale getirildiği ileri sürülmüştür.
Açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: “İran'ın batı, güneybatı ve güney bölgelerindeki hava sahasında, ülkenin entegre hava savunma ağı kontrolündeki modern gelişmiş savunma sistemleri tarafından 3 adet gelişmiş Hermes insansız hava aracı ve bir adet MQ-9 insansız hava aracı etkisiz hale getirilerek imha edilmiştir.”
5 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi’nin mesajı, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden yayımlanmıştır. Erakçi, Trump’ın İran’a yönelik saldırılardaki planlarının başarısız olduğunu ileri sürerek, “Sayın Başkan, temiz ve hızlı bir askeri zafer için hazırlanan A planı başarısız oldu. B planınız ise daha da büyük bir başarısızlık olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump’ın “Önce Amerika” sloganına atıfta bulunan Erakçi, mesajında ayrıca “Gerçek şu ki: 'Amerika Sonuncu' komplosunun müzakerelerde kaydettiğimiz 'önemli ilerlemeyi' engellemesiyle benzersiz bir anlaşma şansı yok oldu.” demiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İran basınında yer alan haberlere göre, İran ordusu 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana karşı saldırılar kapsamında geniş çaplı füze ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları gerçekleştirmiştir.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın ismi açıklanmayan bir askeri yetkiliye dayandırdığı haberde, İran’ın söz konusu tarihten itibaren ABD ve İsrail hedeflerine 500’den fazla balistik ve seyir füzesi ile 2 binden fazla kamikaze İHA ateşlediği belirtilmiştir. Haberde, karşı saldırıların yaklaşık yüzde 40’ının İsrail’deki hedeflere, yüzde 60’ının ise Amerikan hedeflerine yönelik olduğu ifade edilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Amerikan NBC kanalına verdiği röportajda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Erakçi, İran’ın olası bir ABD kara işgaline karşı “hazırlıklı” olduğunu ve Washington ile herhangi bir müzakereyi reddettiklerini belirtmiştir. ABD’nin kara işgalinden korkup korkmadıkları yönündeki soruya, “Hayır, onları bekliyoruz. Çünkü onlarla yüzleşebileceğimizden eminiz ve bu onlar için büyük bir felaket olur.” yanıtını vermiştir. Erakçi, İran’daki bir okula düzenlenen saldırıda 171 kız çocuğunun hayatını kaybettiğini ileri sürmüş ve bu saldırıdan ABD ile İsrail’i sorumlu tutmuştur.
Müzakere ve ateşkes talebinde bulunmadıklarını ifade eden Erakçi, Haziran 2025’teki saldırılara atıfta bulunarak, “Daha önceki seferde ateşkesi isteyen İsrail'di. 12 gün boyunca onların saldırganlığına direndikten sonra koşulsuz ateşkes istediler.” demiştir.
Nükleer müzakereler sürerken İran’a saldırı düzenlendiğini belirten Erakçi, “Gerçek şu ki, ABD ile müzakere konusunda olumlu bir deneyimimiz yok. Özellikle de bu yönetimle. Geçen yıl ve bu yıl iki kez müzakere ettik ve müzakerelerin ortasında bize saldırdılar.” ifadelerini kullanmıştır.
Erakçi, “Bu savaşın kazananı yok.” değerlendirmesinde bulunmuş; ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtilen İran lideri Ali Hamaney’in yerine yeni birinin seçilmesi sürecinde anayasal prosedürün izleneceğini, ancak çatışmalar nedeniyle sürecin uzayabileceğini kaydetmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile birlikte İran’a başlatılan saldırıların devam edeceğini açıklamıştır. Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’in güneyinde bulunan Ovda Askeri Hava Üssü ziyareti sırasında yapılmıştır. Netanyahu, İran’a yönelik saldırıların “başarılı” ve “tarihi nitelikte” olduğunu ileri sürmüştür. İran ve Lübnan’a yönelik askeri operasyonların sürdüğünü belirten Netanyahu, “Bu başarılar önemli ancak yapılacak daha çok iş var.” ifadelerini kullanmıştır. Başbakan Netanyahu’nun üs ziyareti kapsamında İran’a yönelik saldırılara katılan İsrailli ve ABD’li pilotlarla görüştüğü de bildirilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ABD ile birlikte İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlara ilişkin görüntülü bir mesaj yayımlamıştır. Zamir, saldırıların ilk aşamasının sona erdiğini ve operasyonların bir sonraki aşamaya geçtiğini ileri sürmüştür. Açıklamasında saldırıların şiddetlendirilerek sürdürüleceğini belirtmiş ve “Elimizde, açıklamayı düşünmediğim başka sürpriz hamleler de var.” ifadelerini kullanmıştır.
Zamir, İsrail savaş uçaklarının İran’a karşı 5 binin üzerinde mühimmat kullandığını ve 2 bin 500 saldırı gerçekleştirdiğini iddia etmiştir.
Ayrıca İran’daki hava savunma sistemlerinin yüzde 80’inin imha edildiğini ve balistik füze rampalarının yüzde 60’tan fazlasının yok edildiğini öne sürmüştür.
6 Mart 2026 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırılarının Kongre onayına tabi tutulmasını öngören “savaş yetkileri” tasarısını reddetmiştir.
Temsilciler Meclisi genel kurulunda yapılan oylamada tasarı, 212 “evet” oyuna karşılık 219 “hayır” oyuyla kabul edilmemiştir. Söz konusu tasarı, Cumhuriyetçi Kongre üyesi Thomas Massie ile Demokrat Kongre üyesi Ro Khannatarafından hazırlanmıştır. Tasarının amacı, Başkan Trump’ın Kongre onayı olmaksızın İran’a yönelik askeri eylem gerçekleştirmesini engellemektir.
Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılarını sınırlamayı hedefleyen benzer bir tasarı daha önce ABD Senatosu’ndada oylanmış, ancak bu tasarı da kabul edilmemiştir.
1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası, ABD başkanının herhangi bir ülkeye savaş başlatma kararının Kongre onayına bağlı olduğunu hükme bağlamaktadır. Söz konusu yasa ayrıca başkanın askeri müdahale kararını Kongre’ye önceden bildirmesini zorunlu kılmaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bir anlaşma yapmak için geç kaldığını savunarak İran Devrim Muhafızları, İran ordusu ve polis güçlerine silah bırakma çağrısında bulunmuştur. Trump, bu çağrıyı Beyaz Saray’da Amerikan futbol ligi MLS’te şampiyon olan Inter Miami takımını kabul ettiği sırada yaptığı açıklamada dile getirmiştir.
Trump, İsrail ile birlikte İran’a saldırma kararı aldıklarını ve aksi durumda İran’ın ABD ve İsrail’i hedef alacağını öne sürmüştür. Açıklamasında İran’ın donanması, füze sistemleri ve hava kuvvetlerinin büyük bölümünün ABD ve İsrail saldırılarında imha edildiğini iddia etmiştir.
Trump, İran’ın anlaşma yapmak istediğini ileri sürerek “İranlılar bir anlaşma imzalamamı istiyorlar, onlara çok geç kaldıklarını söyledim. Şu anda biz onlardan daha fazla savaşmak istiyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD Başkanı ayrıca İran’a ait 24 geminin vurulduğunu iddia etmiş ve İran’ın füze kapasitesinin önemli ölçüde zayıflatıldığını savunmuştur. Trump’a göre İran’ın füzelerinin yüzde 60’ı, füze rampalarının ise yüzde 64’ü ABD ve İsrail saldırılarında imha edilmiştir.
Trump, İran Devrim Muhafızları, İran ordusu ve polis güçlerine hitaben “Silahlarınızı bırakın, aksi halde hepsi öldürülecek.” ifadelerini kullanmış; İran halkına ise ayağa kalkarak ülkelerini geri almaları çağrısında bulunmuştur.
Ayrıca dünyanın farklı ülkelerinde görev yapan İranlı diplomatlara seslenen Trump, bu diplomatları sığınma talebinde bulunmaya davet etmiştir.
Trump, İran’da yeni liderin kim olacağına ilişkin gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, yeni lider kim olursa olsun İran’ın ABD, İsrail ve diğer bölge ülkelerini tehdit etmeyeceğinden emin olmak istediklerini ifade etmiştir.
Yemen’de İran’a yakınlığıyla bilinen Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Husi, Husilere bağlı el-Mesire televizyon kanalına verdiği demeçte bölgedeki gelişmeleri değerlendirmiştir.
El-Husi, hareketlerinin bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve gerektiğinde askeri müdahalede bulunabileceklerini belirtmiştir. Husi’ye göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları bölgesel bir çatışma dinamiği oluşturmuştur.
Husi açıklamasında “Farklı faaliyetlerde bulunuyoruz ve her türlü tırmanışa karşı ellerimiz tetikte. Askeri müdahale, bölgedeki gelişmeler gerektiğinde gerçekleşir. Bu mücadeleyi tüm ümmetin mücadelesi olarak görüyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Ayrıca ABD ve İsrail’in bölgeyi kontrol altına almak istediğini öne süren Husi, Filistin ve Lübnan’ın doğrudan hedef alındığını, Suriye’nin sürekli istismar edildiğini ve Yemen üzerinden İran’a yönelik geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.
İran’da geçici Liderlik Konseyi, ülkenin yeni liderinin seçilmesine ilişkin programı belirlemek amacıyla dördüncü kez toplanmıştır. İran devlet televizyonuna göre toplantıya Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricanide katılmış ve son gelişmeler hakkında bilgi vermiştir.
Toplantıda Uzmanlar Meclisi’nin yeni lideri seçmek üzere toplanması ve seçilecek liderin kamuoyuna tanıtılmasına ilişkin planlamalar yapılmıştır.
İran Anayasası’nın 111. maddesine göre liderin ölümü, istifası veya görevden alınması durumunda Uzmanlar Meclisi’nin en kısa sürede yeni lideri belirlemesi gerekmektedir. Yeni lider seçilinceye kadar ülkenin liderlik görevleri geçici bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu kurul, Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin seçeceği Anayasayı Koruyucular Konseyi üyelerinden oluşmaktadır.
Son günlerde Uzmanlar Meclisi üyelerinin çevrim içi bir toplantı gerçekleştirdiği ve İran lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in yeni lider olarak seçildiği yönünde iddialar ortaya atılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump ise Mücteba Hamaney’in İran’ın yeni lideri olmasının kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir. Trump, Mücteba Hamaney’in mevcut politikaları sürdüreceğini ve bunun ABD’yi ilerleyen yıllarda yeniden savaşa sürükleyebileceğini savunmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD birliklerinin İran’a kara işgali düzenleyeceğine yönelik değerlendirmeleri reddetmiştir. Trump, NBC News televizyonuna verdiği röportajda bu iddiaların temelsiz olduğunu söylemiştir.
Trump, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin ABD kara işgaline karşı hazırlıklı olduklarına ilişkin açıklamalarını değerlendirerek bu sözlerin “boşuna yapılmış yorumlar” olduğunu ifade etmiştir.
Trump’a göre İran’ın askeri kapasitesi büyük ölçüde zayıflatılmıştır. ABD Başkanı açıklamasında “Her şeylerini kaybettiler. Donanmalarını kaybettiler. Kaybedebilecekleri her şeyi kaybettiler.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump ayrıca İran’daki mevcut liderlik yapısının tamamen ortadan kaldırılmasını istediğini belirtmiş ve İran’da yeni bir liderlik oluşumunu yakından takip ettiklerini ifade etmiştir. Trump, iyi bir lider olabileceğini düşündüğü bazı isimlerin çatışmalar sırasında zarar görmemesi için “adımlar attığını” da açıklamıştır.
İran Kızılay Başkanı Pir Hüseyin Kolivend, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonucunda 4 binden fazla sivil binanın zarar gördüğünü açıklamıştır.
Mehr Haber Ajansı’na konuşan Kolivend, saldırılar sonucunda 3 bin 646 konut ve sivil yapının hedef alındığını ve 528 ticari birimin tamamen yok edildiğini belirtmiştir. Kolivend ayrıca saldırılar nedeniyle 3 hastanenin faaliyet dışı kaldığını ve 14 sağlık merkezinin hasar gördüğünü ifade etmiştir.
Sri Lanka Donanması, ABD’nin ada açıklarında İran’a ait bir savaş gemisini batırmasının ardından bölgede bulunan ikinci İran gemisinin kontrolünü ele geçirdiğini açıklamıştır. Sri Lanka Donanma Sözcüsü Buddhika Sampath, IRIS Bushehr isimli geminin kontrolünün donanma tarafından ele geçirildiğini duyurmuştur. Sampath, geminin mürettebatının Colombo Limanı’na getirileceğini ve daha sonra geminin ülkenin doğusundaki bir limana demirletileceğini açıklamıştır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının devam ettiği sırada Beyaz Saray’da bir grup Hristiyan din adamı bir araya gelerek ABD Başkanı Donald Trump için dua etmiştir.
Hristiyan Din Adamlarının Beyaz Saray'da Dua Etmesi. 6 Mart 2026 (The Star)
Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Dan Scavino, papazların Oval Ofis’te Trump’ın etrafında dua ettiği anlara ilişkin görüntüleri sosyal medya platformu X üzerinden paylaşmıştır.
Görüntülerde bir papazın Trump için “bereket ve lütuf” dileğinde bulunduğu ve karşılaştığı zorluklar karşısında doğru yolu bulması için dua ettiği görülmüştür. Papaz ayrıca ABD ordusunda görev yapan askerler için de koruma ve ilahi yardım dileğinde bulunmuştur.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başladığı 28 Şubat 2026 tarihinden sonraki ilk cuma namazı, başkent Tahran’daki İmam Humeyni Büyük Musalla Camisi ve çevresinde kılınmıştır. Cuma namazına binlerce İranlı katılmış ve ibadet için cami çevresinde geniş katılımlı bir kalabalık toplanmıştır.

Tahran'daki Gösteriler. 6 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Söz konusu cuma namazı, İran’da devam eden çatışmaların gölgesinde gerçekleştirilen ilk toplu ibadetlerden biri olarak dikkat çekmiştir. Namaz, İran’ın dini ve siyasi hayatında sembolik öneme sahip mekânlardan biri olan İmam Humeyni Büyük Musalla Camisi’nde gerçekleştirilmiştir. Cuma namazının ardından cami çevresinde toplanan kalabalık tarafından ABD ve İsrail karşıtı gösteriler düzenlenmiştir. Gösteriler sırasında protestocular, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan sloganlar atmış ve çeşitli pankartlar taşımıştır.
Gösterilere katılan kişiler, ellerinde ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtilen İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in fotoğraflarını taşımıştır. Protestolar, İran’da saldırılara karşı düzenlenen kitlesel gösterilerden biri olarak kaydedilmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalar bağlamında bazı ülkelerin başlattığı arabuluculuk girişimlerine ilişkin açıklamada bulunmuştur. Pezeşkiyan, söz konusu girişimlerin muhatabının İran değil, çatışmaları başlatan taraflar olması gerektiğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, açıklamasını ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yapmıştır. İran Cumhurbaşkanı paylaşımında, bölgesel gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerin başladığını belirterek bu girişimlere İran’ın yaklaşımını kamuoyuyla paylaşmıştır. Mesud Pezeşkiyan açıklamasında İran’ın bölgesel barışa bağlı olduğunu vurgulamıştır. Ancak İran’ın ulusal onurunu ve egemenlik haklarını korumaktan da geri durmayacağını ifade etmiştir. Pezeşkiyan’a göre İran yönetimi, barış çabalarına açık olmakla birlikte ülkenin otoritesine yönelik tehditlere karşı savunma pozisyonunu sürdürmektedir.
Pezeşkiyan, açıklamasında arabuluculuk çağrılarının yöneltilmesi gereken tarafın İran değil, çatışmaları başlatan aktörler olduğunu belirtmiştir. İran Cumhurbaşkanı, “Bölgede kalıcı barışa bağlıyız, ancak ülkemizin onurunu ve otoritesini savunmaktan da çekinmiyoruz. Arabulucuların muhatabı, İran halkını hafife alarak savaş ateşini yakanlar olmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yalnızca “koşulsuz teslimiyet” temelinde bir anlaşma yapılabileceğini açıklamıştır. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tahran yönetimiyle bu çerçevenin dışında bir uzlaşıya varılmayacağını ifade etmiştir. Trump, mevcut aşamadan sonra “kabul edilebilir” bir liderlik yapısının ortaya çıkması halinde ABD’nin, müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte İran’ı “yıkımın eşiğinden” geri getirmek için çalışacağını belirtmiştir. Açıklamasında İran’ın ekonomik olarak daha güçlü bir konuma getirilebileceğini savunan Trump, ülkenin geleceğine ilişkin olumlu bir perspektif sunduğunu ifade etmiştir.
İsrail ordusunun, İran’a karşı yürütülen saldırıların haftalarca sürebileceği bir senaryoya göre hazırlık yaptığı iddia edilmiştir. İsrail basınında yer alan ve askeri yetkililere dayandırılan haberlerde, Tel Aviv yönetiminin doğrudan rejim değişikliğini hedeflemediği, ancak İran yönetimini zayıflatacak koşulları oluşturmayı amaçladığı ileri sürülmüştür.
Haberde, İran’a yönelik saldırıların haftalarca veya daha uzun bir süre devam edebileceği belirtilmiş; çatışmaların ne zaman sona ereceğine ilişkin net bir takvim belirlenemeyeceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, sürecin yıllarca devam edecek bir savaşa dönüşmeyeceği yönünde değerlendirmeler yer almıştır.
İsrail’in ABD ile koordineli biçimde İran’daki silah üretim kapasitesini hedef almaya devam ettiği öne sürülmüştür. Aynı haberde, İsrail’in mevcut saldırılar kapsamında 6 bin 500 mühimmat kullandığı iddia edilmiş; Haziran 2025’te gerçekleştirilen 12 günlük saldırılarda ise 4 bin mühimmat kullanıldığı bilgisine yer verilmiştir. Ayrıca İran’daki füze rampalarının yüzde 60’ının imha edildiği iddia edilmiştir.
Rusya’nın, İran’ın Orta Doğu’daki ABD askeri varlıklarını hedef alabilmesi amacıyla istihbarat desteği sağladığı iddia edilmiştir. Söz konusu iddia, The Washington Post gazetesinde ismi verilmeyen kaynaklara dayandırılarak yayımlanmıştır.
Haberde, konuya ilişkin bilgi sahibi olduğu belirtilen üç kaynağın, Rusya’nın savaş gemileri ve askeri uçaklar da dahil olmak üzere ABD askeri unsurlarının konum bilgilerini İran’a ilettiğini öne sürdüğü aktarılmıştır. Kaynaklardan biri, iddia edilen faaliyeti “oldukça kapsamlı” olarak nitelendirmiş; ancak sağlanan hedef belirleme desteğinin boyutunun tam olarak net olmadığı ifade edilmiştir.
Haberde ayrıca, Rusya’nın İran’a destek verdiğini bildiğini ileri süren iki yetkilinin, Çin’in İran’a yardım etmiyor gibi göründüğünü söylediği belirtilmiştir. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ile ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ve ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), gazetenin konuya ilişkin yorum talebini reddetmiştir.
İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmaların bölgesel yansımalarından biri Kuveyt’te görülmüştür. Kuveyt yönetimi, İran tarafından gerçekleştirilen misilleme saldırıları sonucunda ülke askerleri arasında yaralanmalar meydana geldiğini açıklamıştır.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA’da yer alan bilgilere göre Savunma Bakanlığı Sözcüsü Saud el-Atvan, İran saldırılarının başlangıcından itibaren Kuveyt savunma sistemlerinin çok sayıda balistik füze ve insansız hava aracını etkisiz hale getirdiğini belirtmiştir. Atvan’ın açıklamasına göre İran tarafından fırlatılan 212 balistik füze ve 394 insansız hava aracı Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından imha edilmiştir.
Sözcü Atvan, İran’ın misilleme saldırılarında 67 Kuveyt askerinin yaralandığını açıklamıştır. Yaralanan askerlerin tamamının tedavi altına alındığı ve sağlık durumlarının stabil olduğu ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca Kuveyt savunma sistemlerinin saldırıları püskürtmek için aktif biçimde görev yaptığı belirtilmiştir.
ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen hava saldırıları kapsamında İran’ın Şiraz kenti de hedef alınmıştır. İranlı yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda saldırıların sivil can kayıplarına yol açtığı bildirilmiştir.
Mehr Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre Fars eyaleti Vali Yardımcısı Celil Hüseyni, Şiraz kentindeki Zibaşehr Parkı çevresine düzenlenen saldırılar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Hüseyni’nin verdiği bilgilere göre saldırılarda 20 sivil hayatını kaybetmiş, 30 kişi yaralanmıştır.
Saldırıların şehirdeki sağlık altyapısını da etkilediği belirtilmiştir. İranlı yetkililer, saldırı sırasında Şiraz’daki 115 Acil Durum Merkezi’nin tamamen yıkıldığını ve belediyeye ait bazı müştemilatların da zarar gördüğünü açıklamıştır. Fars Acil Durum Birimi Başkanı Dr. Mesud Abid, söz konusu saldırı sırasında 115 Acil Durum Merkezi’nde görev yapan iki sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Böylece saldırılarda yaşamını yitirenler arasında sağlık personelinin de bulunduğu belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, çatışmaların devam ettiği süreçte ABD’ye ait bir petrol tankerinin Kuveyt sınırları yakınlarında hedef alındığını açıklamıştır. İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Karargâhı tarafından yapılan açıklamayı yayımlamıştır.
Söz konusu açıklamada, Kuveyt sınırlarına yakın deniz sahasında bulunan ABD’ye ait bir petrol tankerinin vurulduğu ve tankerde yangın çıktığı ifade edilmiştir. İranlı yetkililer tanker saldırısının çatışmalar kapsamında gerçekleştirildiğini belirtmiştir.
Olayın gerçekleştiği deniz bölgesine ilişkin ayrıntılı teknik bilgiler açıklanmazken, tanker saldırısının İran ile ABD arasında devam eden askeri gerilimin deniz alanına da yayıldığını gösteren gelişmelerden biri olduğu değerlendirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail ile devam eden çatışmalar kapsamında Orta Doğu’da konuşlu bazı Amerikan radar ve erken uyarı sistemlerinin hedef alındığını açıklamıştır. İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün’de bulunan ABD askeri altyapısına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlendiği belirtilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların ABD’ye ait radar ve erken uyarı sistemlerini hedef aldığı ifade edilmiştir. Açıklamaya göre söz konusu askeri sistemler, İran’a yönelik saldırıların tespit edilmesi ve bölgesel hava savunma ağının koordinasyonu açısından stratejik önem taşımaktadır.
İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, BAE ve Ürdün’de konuşlu ABD’ye ait THAAD radar sistemiile Katar’da bulunan FPS-132 ufuk ötesi radar sisteminin füze ve İHA birlikleri tarafından hedef alındığı ileri sürülmüştür. İranlı yetkililer bu sistemlerin saldırılar sonucunda imha edildiğini iddia etmiştir.
Açıklamada FPS-132 radar sisteminin “Çöl Gözü” olarak adlandırıldığı ve bölgedeki balistik füze hareketlerini tespit etmek amacıyla kullanılan önemli bir erken uyarı altyapısı olduğu belirtilmiştir. İran Devrim Muhafızları, saldırının ABD’nin bölgedeki askeri gözetleme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını ifade etmiştir.
İngiltere, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları bağlamında Bahreyn’e ek hava savunma desteği teklifinde bulunmuştur. Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Keir Starmer, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al Halife ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.
Görüşmede Starmer, Katar’a gönderilmesi planlanan dört Typhoon savaş uçağının Bahreyn’in güvenliğini güçlendirmek amacıyla ilave hava savunma desteği kapsamında kullanılabileceğini belirtmiştir. Tarafların operasyon ekiplerinin, söz konusu adımın planlamasına ilişkin önümüzdeki günlerde birlikte çalışması konusunda mutabakata vardığı ifade edilmiştir.
Irak’ta Şii milis Haşdi Şabi’ye bağlı Seraya Evliya el-Dem grubu, Bağdat’taki Uluslararası Bağdat Havalimanı yerleşkesi içinde bulunan ve ABD askerlerinin konuşlu olduğu Victoria Üssü’ne füze saldırısı düzenlediğini açıklamıştır.
Seraya Evliya el-Dem’in Telegram hesabından yapılan duyuruda, saldırının doğrudan Victoria Üssü’nü hedef aldığı belirtilmiştir. Açıklamada eylemin, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi ile Irak’ta “direnişçi gençlerin” öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.
Saldırının meydana geldiği Uluslararası Bağdat Havalimanı yerleşkesi, Irak’taki ABD askeri varlığının önemli unsurlarından biri olarak bilinmektedir. Olayın ardından resmi makamlarca saldırının sonuçlarına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail makamları, İran ile karşılıklı saldırıların başlamasından bu yana ülkede meydana gelen can kaybı ve yaralanmalara ilişkin yeni veriler açıklamıştır. İsrail acil yardım servisi Magen David Adom (Kızıl Davut Yıldızı) tarafından yapılan açıklamada, İran’dan gerçekleştirilen füze saldırıları sonucu toplam 11 kişinin hayatını kaybettiği, 502 kişinin ise yaralandığı bildirilmiştir.
Açıklamada, roketlerin doğrudan isabet ettiği bölgelerde 10 kişinin yaşamını yitirdiği, yaralılardan 2’sinin durumunun ağır, 6’sının orta, 121 kişinin ise hafif yaralı olduğu belirtilmiştir. Bunun yanı sıra saldırı sırasında sığınaklara ulaşmaya çalışırken 1 kişinin hayatını kaybettiği ve 368 kişinin hafif yaralandığı ifade edilmiştir.
Sirenlerin devreye girdiği anlarda yaşanan trafik kazaları nedeniyle de 1’i ağır, 2’si orta ve 2’si hafif olmak üzere 5 kişinin yaralandığı kaydedilmiştir. İsrail yönetimi, İran ile devam eden çatışmaların ardından ortaya çıkan insani ve maddi kayıplara ilişkin bilgilerin kamuoyuna yansımasına yönelik sıkı bir denetim uygulandığını da açıklamıştır.

İran'ın başkenti Tahran'da meydana gelen yeni patlamalar, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
7 Mart gecesi İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıklamıştır. Açıklamanın ardından başkentte art arda şiddetli patlama sesleri duyulmuştur.
Tahran’da ilk olarak savaş uçaklarının sesleri duyulmuş, ardından kentin çeşitli bölgelerinde patlamalar meydana gelmiştir. İran hava savunma sistemlerinin saldırıya karşı aktif hale getirildiği ve kent genelinde önleme faaliyetlerinin başlatıldığı bildirilmiştir.
Patlamaların ardından Tahran’ın bazı bölgelerinde yoğun duman yükseldiği, uçak seslerinin ise zaman zaman duyulmaya devam ettiği aktarılmıştır.

İran'ın başkenti Tahran'da meydana gelen yeni patlamalar, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail saldırılarının ardından İran tarafından yeni bir füze misillemesi gerçekleştirilmiştir. İsrail ordusu, gece saatlerinde İran’dan İsrail’e doğru yeni bir füze saldırısının başlatıldığını duyurmuştur.
Saldırı uyarısının ardından başta Tel Aviv olmak üzere birçok kentte hava saldırısı sirenleri devreye girmiş, halka sığınaklara gitmeleri yönünde uyarı yapılmıştır. İsrail ordusu, gelen füzeleri engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye alındığını açıklamıştır.
Tel Aviv semalarında, önleyici füzelerin ateşlenmesinin ardından güçlü patlama sesleri duyulmuştur. İsrail devlet televizyonu KAN, İran’dan fırlatılan çok başlıklı bir füzenin etkisiz hale getirilebilmesi için çok sayıda önleyici füzenin kullanıldığını bildirmiştir. Kanal 12 televizyonu ise saldırı sırasında bir füzenin açık bir alana düştüğünü öne sürmüştür.
7 Mart gecesi İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’e yönelik yeni bir füze saldırı dalgası başlattığını duyurmuştur. İran devlet televizyonunda yayımlanan haberde, “işgal altındaki topraklara yeni dalga füze saldırıları başlatıldığı” ifade edilmiştir.
Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 24. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
İsrail ordusu da İran’dan ateşlenen füzeleri engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini doğrulamıştır.
7 Mart 2026 tarihinde ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e ulaştığı bildirilmiştir. ABD Deniz Enstitüsü’nün (USNI) aktardığı bilgilere göre geminin Orta Doğu’da artan askeri gerilim nedeniyle bölgeye sevk edildiği ifade edilmiştir.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), USS Gerald R. Ford uçak gemisi ile ABD Donanması’na ait USS Bainbridge (DDG-96) destroyerinin Süveyş Kanalı’ndan geçişine ilişkin fotoğrafları paylaşmıştır. Pentagon daha önce yaptığı açıklamada, söz konusu uçak gemisinin Şubat 2026 ortasında Orta Doğu’ya konuşlandırılmasına karar verildiğini ve görevinin 2027 yılı Mayıs ayına kadar sürmesinin planlandığını duyurmuştur.
Bu gelişmeyle birlikte bölgede görev yapan ABD uçak gemisi sayısı ikiye yükselmiştir. USS Gerald R. Ford’un Kızıldeniz’de, USS Abraham Lincoln (CVN-72) uçak gemisinin ise Umman Denizi’nde faaliyet gösterdiği belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan bir petrol tankerinin insansız hava aracıyla vurulduğunu açıklamıştır. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran Donanması’nın daha önce boğazın güvenli olmadığı ve deniz trafiğine kapatıldığı yönünde yaptığı uyarılara rağmen geçiş yapmaya çalışan “Prima” adlı petrol tankerinin hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamaya göre tanker, Hürmüz Boğazı’ndan geçişe devam ettiği sırada İHA ile düzenlenen saldırı sonucunda vurulmuştur. İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere ilişkin yaptığı açıklamada İran’ın özellikle ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin boğazdan geçişine izin verilmeyeceğini ifade etmiştir.
Şikarçi, bu konuda “Hürmüz Boğazı’nda iki tür gemiye izin vermeyeceğiz. Amerikan ve Siyonist rejimlere bağlı gemiler. Bunlar geçmeye çalışırsa vurulacaklar. Sadece iki bayrağın geçmesine izin verilmiyor. Amerikan bayrağı ve Siyonist bayrağı. Diğer ülkeler diledikleri bayrak altında geçebilirler.” demiştir.
7 Mart 2026 tarihinde ABD’nin, İran ile devam eden çatışmalar sırasında bölgedeki askeri varlığını artırmak amacıyla üçüncü bir uçak gemisini daha Orta Doğu’ya konuşlandırmaya hazırlandığı bildirilmiştir. Fox News tarafından aktarılan bilgilere göre, ABD Donanmasına ait “USS George H.W. Bush” uçak gemisi, Doğu Akdeniz’e doğru hareket etmek üzere hazırlıklarını tamamlamıştır.
Haberde, söz konusu uçak gemisinin ABD’nin Kuzey Karolina eyaletine bağlı Hatteras Adası açıklarında konuşlu olduğu ve yakın zamanda Doğu Akdeniz’e doğru yola çıkmasının beklendiği ifade edilmiştir. Gemide çok sayıda saldırı uçağı ile birlikte güdümlü füze destroyerlerinin de yer aldığı belirtilmiştir.
7 Mart öğle saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’da çok sayıda patlama meydana geldiği bildirilmiştir. Patlamaların, İsrail ordusunun İran’a yönelik yeni bir saldırı başlattığını duyurmasının ardından gerçekleştiği belirtilmiştir.
Yerel kaynaklara göre patlamalar başkentte farklı noktalarda duyulmuş, olayın ardından bölgede güvenlik ve hava savunma unsurlarının faaliyetlerinin yoğunlaştığı aktarılmıştır.
7 Mart 2026 tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail ile bölgedeki ABD askeri hedeflerine yönelik yeni bir füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırı dalgası başlatıldığını duyurmuştur.
İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yayımlanan açıklamada, söz konusu saldırıların İsrail’deki askeri hedeflerin yanı sıra Orta Doğu’daki ABD askeri üslerini de kapsadığı ifade edilmiştir. Açıklamada, “Ali bin Ebu Talib” adı verilen ortak İHA ve füze operasyonu kapsamında Amerikan ve İsrail askeri merkezleri ile askeri destek noktalarının hedef alındığı belirtilmiştir.
İran tarafından yapılan açıklamada ayrıca operasyon sırasında Fettah ve İmad tipi balistik füzelerin kullanıldığı ve bu füzelerle ABD ile İsrail’e ait askeri merkezlerin ve destek altyapılarının hedef alındığı ifade edilmiştir. İran Silahlı Kuvvetleri, söz konusu saldırıların Gerçek Vaat 4 Operasyonu’nun 25. dalgası olarak gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail’e ve bölgedeki ABD hedeflerine yönelik yeni füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Yapılan açıklamada saldırıların “Gerçek Vaat 4 Operasyonu”nun 26. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Açıklamada, söz konusu saldırı dalgasında yeni nesil İmad ve Kadr füzeleri ile Hayber savaş başlıklarının kullanıldığı ifade edilmiştir.
7 Mart'ın son saatlerinde “Gerçek Vaat-4 Operasyonu”nun 27. dalgası da gerçekleştirilmiştir. İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yayımlanan açıklamada, operasyon kapsamında İsrail ve bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik geniş çaplı füze ve İHA saldırıları başlatıldığı ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca söz konusu saldırı dalgasında yeni “Hayberşıken” katı yakıtlı hassas güdümlü füzenin kullanıldığı belirtilmiştir. İran tarafından yapılan açıklamada operasyon sırasında belirlenen hedeflerin isabetli şekilde vurulduğu ileri sürülmüştür.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’da Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen İmam Hüseyin Üniversitesini hedef aldığını açıklamıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Tahran ile İran’ın orta kesimlerinde çeşitli hedeflere yönelik hava saldırıları gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
Açıklamaya göre saldırılara 80’den fazla savaş uçağı katılmıştır. Başkent Tahran ile İran’ın orta kesimlerinde İran yönetimine ait çeşitli askeri hedeflerin vurulduğu ileri sürülmüştür. İsrail ordusu, hedefler arasında DMO’ya yakın İmam Hüseyin Üniversitesinin de bulunduğunu belirtmiştir. Açıklamada, üniversitenin çatışmalar sırasında DMO tarafından toplanma noktası olarak kullanıldığı ve içeride askeri unsurlar bulunduğu iddia edilmiştir.
İsrail ordusunun açıklamasında ayrıca İran’a ait askeri sığınakların, füze depolama tesislerinin ve balistik füze komuta merkezi olarak kullanılan bir tesisin hedef alındığı ileri sürülmüştür. İran’ın batı ve orta kesimlerindeki füze fırlatma sahalarının da saldırılarda vurulduğu belirtilmiştir. Açıklamada, İran’a yönelik saldırıların devam edeceği ifade edilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, Basra Körfezi’nde “Louise P” adlı bir petrol tankerinin vurulduğunu açıklamıştır. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamaya göre Marshall Adaları bayrağı taşıyan tanker, ABD’ye ait olduğu gerekçesiyle Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından insansız hava aracıyla hedef alınmıştır. Olayın günün öğle saatlerinde Basra Körfezi’nde meydana geldiği bildirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları daha önce yaptıkları açıklamalarda, bölgede bulunan ABD ve İsrail’e ait tüm askeri ve ekonomik varlıkların İran için meşru hedef sayıldığını ifade etmiştir.
Ayrıca İran, aynı gün Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere yönelik uyarıları dikkate almadığını belirttiği “Pirima” adlı bir petrol tankerinin de insansız hava aracıyla vurulduğunu bildirmiştir. Açıklamalarda, söz konusu saldırıların İran’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz trafiğine ilişkin aldığı güvenlik kararları kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan Mehrabad Havaalanı’na düzenlenen saldırıda 16 uçağın vurulduğunu iddia etmiştir. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, 7 Mart gece saatlerinde havaalanının altyapısını hedef alan geniş çaplı bir hava saldırısı gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Açıklamada, saldırıda Mehrabad Havaalanı’ndaki altyapının ciddi şekilde tahrip edildiği ve vurulduğu ileri sürülen 16 uçağın Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü’ne ait olduğu iddia edilmiştir.
İsrail ordusu, Mehrabad Havaalanı’nın Kudüs Gücü tarafından Orta Doğu’daki müttefik gruplara silah sevkiyatı ve finansman sağlamak amacıyla kullanıldığını savunmuştur. Açıklamada ayrıca vurulduğu iddia edilen uçaklardan bazılarının bölgedeki gruplara silah taşıyan nakliye uçakları, bazılarının ise savaş uçağı olduğu ileri sürülmüştür.
7 Mart 2026 tarihinde İran’ın batısındaki Kürdistan eyaletine bağlı Merivan kentinde güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonda silah ve mühimmat ele geçirildiği bildirilmiştir. İran devlet televizyonunun aktardığına göre, Merivan Kaymakamı Nejad Cihani konuya ilişkin açıklamada bulunmuştur.
Cihani, kentte silah ve mühimmat kaçakçılığı yaptığı belirtilen organize bir çetenin çökertildiğini ifade etmiştir. Açıklamasında söz konusu grubun İran karşıtı gruplarla bağlantılı olduğunun değerlendirildiğini belirtmiştir.
Operasyonun Merivan sınır muhafızları ile güvenlik güçlerinin ortak çalışması sonucu gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Operasyon sırasında 10 kalaşnikof saldırı tüfeği, 21 şarjör ve 630 mermi ele geçirildiği açıklanmıştır. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, operasyonun İran karşıtı bazı grupların silahlandırıldığına ilişkin iddiaların gündemde olduğu bir dönemde gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in saldırılarının sürdüğü İran’ın başkenti Tahran’da şiddetli patlamalar meydana gelmiştir. Kentin özellikle güney ve batı kesimlerinde patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiş, saldırıların ardından İran hava savunma sistemlerinin devreye girdiği aktarılmıştır.
Aynı saatlerde İsrail ordusu, İran’dan yeni bir füze misillemesinin başlatıldığını açıklamıştır. Yapılan açıklamada, İran’dan fırlatılan füzeleri engellemek amacıyla İsrail hava savunma sistemlerinin devreye alındığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu ayrıca saldırının hedef aldığı bölgelerde cep telefonlarına acil uyarı mesajları gönderildiğini ve halka sığınaklara gitmeleri yönünde çağrı yapıldığını duyurmuştur. Saldırı sırasında Tel Aviv ve çevresi ile işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da sirenlerin çaldığı, ardından Kudüs semalarında güçlü patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir.
7 Mart gece saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’in İran’ın başkenti Tahran’daki bir rafineriyi hedef aldığını açıkladığını duyurmuştur. Yapılan açıklamada, söz konusu saldırıya karşılık olarak İsrail’in Hayfa kentindeki bir rafinerinin hedef alındığı belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’in Tahran Rafinerisi’ne düzenlediği saldırıya karşılık olarak İsrail’in Hayfa kentindeki bir rafineriyi hedef aldıklarını açıklamıştır. İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Biriminin açıklamasında, söz konusu saldırının İsrail’in Tahran’daki rafineriye yönelik saldırısına yanıt olarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada Hayfa Rafinerisi’nin “Hayberşıken” füzesiyle hedef alındığı ifade edilmiştir. Öte yandan Fars Haber Ajansına konuşan ve adı açıklanmayan İran Petrol Bakanlığı yetkilisi, saldırılar sırasında Tahran ve Kerec kentlerinde toplam üç petrol deposunun hedef alındığını doğrulamıştır. İsrail devlet televizyonu KAN ise yayımladığı haberde İsrail ordusunun Tahran’daki petrol depoları ve rafinerileri hedef aldığını bildirmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Ürdün İçişleri Bakanlığı, ülkenin kuzeyinde yer alan İrbid vilayetinde patlayıcı bir cisme ait kalıntıların boş bir araziye düştüğünü açıklamıştır. Bakanlığa bağlı Kamu Güvenliği Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, İrbid Emniyet Müdürlüğü operasyon merkezine kentteki bir bölgede boş araziye kimliği belirsiz bir cismin düştüğüne ilişkin ihbar ulaştığı belirtilmiştir.
İhbar üzerine güvenlik ekiplerinin olay yerine sevk edildiği ve yapılan incelemelerde söz konusu cismin patlayıcı bir mühimmata ait kalıntı olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Yetkililer, olayın meydana geldiği bölgede gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını bildirmiştir.
Aynı gün Ürdün ordusu, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden saldırılar sırasında ülkeye yönelen füze ve insansız hava araçlarına (İHA) ilişkin açıklama yapmıştır. Ürdün Ordu Sözcüsü Mustafa el-Hayari, İran’dan fırlatılan füze ve İHA’lara karşı hava savunma sistemlerinin devreye alındığını ve ordunun tüm birliklerinin yüksek hazırlık seviyesine geçirildiğini bildirmiştir.
Hayari’nin verdiği bilgilere göre bir hafta içinde Ürdün’e toplam 119 füze ve İHA yönelmiştir. Bu saldırıların 60’ının füze, 59’unun ise İHA olduğu belirtilmiştir. Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetlerinin söz konusu mühimmatların 108’ini imha ettiği, 11’inin ise engellenemediği ifade edilmiştir.
Ürdün Kamu Güvenliği Sözcüsü Amir es-Sertavi de ülke genelinde füze ve İHA parçalarının düşmesine ilişkin 207 ihbar alındığını açıklamıştır. Sertavi, söz konusu olaylar nedeniyle çoğu hafif olmak üzere toplam 14 kişinin yaralandığını bildirmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin farklı bölgelerinde bulunan askeri tesisler ve enerji altyapısına yönelik çok sayıda insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırısı girişiminin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştır.
Bakanlık tarafından yapılan ilk açıklamalarda, ülkenin güneydoğusunda Birleşik Arap Emirlikleri sınırına yakın konumda bulunan Şeybe petrol sahasına doğru ilerleyen 4 insansız hava aracının Rubülhali Çölü üzerinde imha edildiği bildirilmiştir. Aynı gün yapılan bir başka açıklamada ise başkent Riyad’ın doğusuna yönelen bir İHA saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği belirtilmiştir.
Suudi Arabistan makamları ayrıca ülkenin doğusunda el-Harc kentinde bulunan Prens Sultan Hava Üssü’ne fırlatılan bir balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurmuştur. Daha sonra yapılan güncel açıklamalarda ise söz konusu saldırı girişimlerinin kapsamının daha geniş olduğu bildirilmiştir.
Savunma Bakanlığının güncel verilerine göre Prens Sultan Hava Üssü’ne fırlatılan 3 balistik füze ile başkent Riyad’ın doğusu ve Şeybe Petrol Sahası’nı hedef alan toplam 23 insansız hava aracı saldırısı hava savunma sistemleri tarafından engellenmiştir. Açıklamada, Şeybe Petrol Sahası’na yönelen 21 İHA’nın ve Riyad’ın doğusuna yönelen 2 İHA’nın imha edildiği belirtilmiştir.
Suudi Arabistan makamları, saldırıların tamamının hava savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu ve olaylarda herhangi bir can kaybı veya ciddi hasar meydana gelmediğini bildirmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Irak’ın başkenti Bağdat’ta bulunan Bağdat Uluslararası Havalimanı içindeki askerî kompleks yakınlarında bir insansız hava aracının (İHA) düşürülmesi sonucu yangın meydana gelmiştir. Irak basınında yer alan haberlere göre, Alaa Hava Üssü yakınlarında tespit edilen bir İHA, hava savunma sistemleri tarafından düşürülmüştür.
Düşürülen İHA’nın üste bulunan bir depolama alanının üzerine düştüğü ve bu nedenle yangın çıktığı bildirilmiştir. Yangının bir yakıt römorku ile bir uçak çekicisinin zarar görmesine neden olduğu, ancak güvenlik ekiplerinin müdahalesiyle kısa sürede kontrol altına alındığı aktarılmıştır.
Irak resmi haber ajansı INA tarafından aktarılan bilgilere göre, Güvenlik Medya Hücresi de yaptığı açıklamada Alaa Hava Üssü yakınlarında bir İHA’nın düşürülmesi sırasında sınırlı çapta hasar meydana geldiğini doğrulamıştır.
Öte yandan Irak basınında yer alan haberlerde, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Victoria Üssü’nü hedef aldığı belirtilen iki İHA’nın daha hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü ifade edilmiştir.
Aynı gün İran Devrim Muhafızları Ordusu, Irak’ın kuzeyinde bulunan bazı silahlı gruplara ait mevzilerin füze saldırılarıyla hedef alındığını açıklamıştır. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların yerel saatle 04.30’da İran’a ait füze birlikleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre saldırılar, Irak’ın kuzeyinde bulunan ayrılıkçı silahlı gruplara ait üç farklı noktaya düzenlenmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu, bu grupların ABD tarafından İran’a karşı kullanılmak üzere sahaya sürülmeye çalışıldığını öne sürmüştür. İran tarafından yapılan açıklamada ayrıca, Irak’ın kuzeyinde faaliyet gösteren silahlı grupların İran’ın toprak bütünlüğüne karşı herhangi bir girişimde bulunmaları halinde sert bir karşılık verileceği ifade edilmiştir.
Aynı günün akşam saatlerinde Irak’ın Musul kentinde Haşdi Şabi’ye ait bir karargaha hava saldırısı düzenlendiği bildirilmiştir. Irak Güvenlik Medya Ağı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Haşdi Şabi 40. Tugay karargahının kimliği belirsiz uçaklar tarafından hedef alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada ayrıca Ninova vilayetinde bulunan Haşdi Şabi’ye bağlı 33. Alayın da ayrı bir hava saldırısına maruz kaldığı belirtilmiştir. Her iki saldırının da kimliği belirsiz hava unsurları tarafından gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Yetkililer tarafından yapılan açıklamaya göre saldırılar sonucunda Haşdi Şabi mensuplarından bir kişi hayatını kaybetmiş, üç kişi ise yaralanmıştır.
7 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülke hava sahasında çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, son "24 saat içinde toplam 14 füze ile 12 İHA’nın tespit edilerek imha edildiği" belirtilmiştir.
Açıklamada, hava savunma sistemlerinin ülkenin kuzey ve orta kesimlerinde tespit edilen 12 İHA’yı, güney bölgelerinde ise 14 füzeyi etkisiz hale getirdiği ifade edilmiştir. Yetkililer, söz konusu mühimmatın parçalarının bazı bölgelerde sınırlı maddi hasara yol açtığını bildirmiştir. Kuveyt Savunma Bakanlığı, füze ve insansız hava araçlarının hangi noktadan fırlatıldığına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmamıştır.
Aynı tarihte Kuveyt Petrol Şirketi, İran’ın ülkeye yönelik tekrarlayan saldırıları nedeniyle ham petrol üretimi ve rafineri faaliyetlerinde ihtiyati bir azaltma uygulandığını açıklamıştır. Kuveyt resmi haber ajansı KUNA tarafından aktarılan açıklamada, söz konusu kararın güvenlik koşulları nedeniyle alınan önleyici bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Açıklamada, üretim ve rafineri faaliyetlerindeki azaltmanın tamamen ihtiyati nitelikte olduğu ifade edilmiştir.
Azaltmanın miktarına ilişkin herhangi bir rakam paylaşılmamış; ancak durumun gelişimine göre kararın yeniden değerlendirileceği bildirilmiştir. Ayrıca koşulların elverişli hale gelmesi durumunda petrol üretim seviyelerinin yeniden eski düzeyine çıkarılmasına hazır olunduğu belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Savunma Bakanlığı, son 48 saat içinde ülkeye yönelen balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) tehditlerine ilişkin açıklamada bulunmuştur. Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Suud el-Atvan, düzenlediği basın brifinginde silahlı kuvvetlerin 14 balistik füze tespit ettiğini bildirmiştir.
Atvan’ın verdiği bilgilere göre söz konusu füzelerin 12’si hava savunma sistemleri tarafından engellenerek imha edilmiştir. İki füzenin ise tehdit bölgesinin dışında kalması nedeniyle etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir. Ayrıca güvenlik güçlerinin 23 insansız hava aracının tamamını engellediği ve olaylar sonucunda yalnızca sınırlı maddi hasar meydana geldiği, can kaybı yaşanmadığı ifade edilmiştir.
Kuveyt İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib, ülke genelinde düşen şarapnel parçaları ve tanımlanamayan cisimlerle ilgili 64 saha ihbarına müdahale edildiğini açıklamıştır. Busalib ayrıca 28 Şubat 2026’da başlayan saldırılardan bu yana bu tür ihbarların toplam sayısının 229’a ulaştığını bildirmiştir.
Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün aynı tarihten itibaren 67 kez uyarı sirenlerini devreye soktuğu aktarılmıştır. Yetkililer vatandaşlardan ve ülkede yaşayan yabancılardan askeri operasyonlara ilişkin görüntü veya bilgileri sosyal medyada paylaşmamaları ve resmi güvenlik talimatlarına uymaları yönünde çağrıda bulunmuştur.
Kuveyt Ulusal Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Cadan Fazıl Cadan ise birliklerinin aynı gün şafak vakti bir insansız hava aracını herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelmeden etkisiz hale getirdiğini açıklamıştır.
7 Mart 2026 tarihinde Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başlattığı 28 Şubat 2026’dan 7 Mart'a kadar ülkeyi hedef alan çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştır.
Komutanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu tarihten itibaren Bahreyn’i hedef alan toplam 84 füze ile 147 insansız hava aracının savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insani hukukun açık bir ihlali olduğu ve bölgesel barış için tehdit oluşturduğu ifade edilmiştir. Ancak saldırıların kaynağına ilişkin herhangi bir ülke veya aktör adı verilmemiştir.
7 Mart akşam saatlerinde Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran’dan gerçekleştirilen saldırı sonucu başkent Manama’da bir evde ve çevredeki binalarda yangın çıktığını açıklamıştır. Bakanlığın sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada saldırı nedeniyle bazı yapılarda hasar meydana geldiği bildirilmiştir. Açıklamada, olayın ardından sivil savunma ekiplerinin yangını kontrol altına almak için müdahalede bulunduğu ve gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Katar Savunma Bakanlığı, ülke hava sahasına yönelik insansız hava aracı saldırı girişimlerinin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, 6 Mart sabah saatlerinden itibaren İran’dan gönderildiği belirtilen toplam 10 insansız hava aracının Katar’a yönelik saldırı dalgalarına dahil olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamaya göre söz konusu İHA’lardan 9’u hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmiş, 1 İHA ise ıssız bir bölgeye düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma meydana gelmediği bildirilmiştir.
Katar Savunma Bakanlığı, ülkenin egemenliğini ve topraklarını koruyacak gerekli savunma kapasitesine sahip olduğunu vurgulamış ve halka, ülkede yaşayan yabancı yerleşiklere ile ziyaretçilere sakin kalmaları ve güvenlik makamlarının talimatlarına uymaları yönünde çağrıda bulunmuştur.
7 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan El Dafra Hava Üssü’ndeki ABD güçlerinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştur. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, donanmaya bağlı insansız hava aracı biriminin şafak vakti üsse yönelik geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Açıklamada, ABD’nin bölgedeki en büyük askeri tesislerinden biri olarak gösterilen El Dafra Hava Üssü’nün çok sayıda İHA ile hedef alındığı ifade edilmiştir. İranlı yetkililer saldırıya ilişkin açıklamada “Bu saldırıda Amerikan teröristlerinin hava savaş merkezi, uydu iletişim merkezi, erken uyarı radarları ve ateş kontrol radarları vurulmuştur.” demiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, İran ile yaşanan saldırıların ardından ülkesinin savaş halinde olduğunu açıklamıştır. BAE resmi televizyonunun aktardığına göre Al Nahyan, İran saldırılarında yaralanan kişileri ziyaret ettiği sırada basına açıklamalarda bulunmuştur.
Al Nahyan, ziyaret sırasında beş yaralı ile görüştüğünü belirtmiş ve yaralıların tamamının sivil olduğunu ifade etmiştir. Yaralılar arasında iki BAE vatandaşı ile bir Hintli, bir Sudanlı ve bir İranlının bulunduğunu söylemiştir. Açıklamasında “BAE iyi durumda.” ifadesini kullanan Al Nahyan, saldırılar karşısında yürütülen faaliyetler nedeniyle ordu ve güvenlik kurumlarına teşekkür ettiğini dile getirmiştir.
Al Nahyan ayrıca, ülkesinin mevcut duruma ilişkin tutumunu “Savaş halindeyiz. Görevimizi yerine getireceğimize söz veriyorum. Bu durum bize dayatıldı. Kendimizi, halkımızı ve ülkemizi korumak için bunu yapıyoruz.” sözleriyle ifade etmiştir. Al Nahyan, "BAE’nin düşmanına bir mesaj vermek istiyorum: BAE cazip, güzel ve örnek bir ülkedir ancak aldanmayın. BAE’nin derisi kalın, eti acıdır; bizi kimse yiyemez." diyerek ülkesinin bu savaştan daha güçlü çıkacağını savunmuştur.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed el-Mezrui, ortak savunma işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla çeşitli ülkelerin savunma bakanlarıyla görüşmeler gerçekleştirmiştir.
BAE Savunma Bakanlığının sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Mezrui’nin bölgedeki gelişmeleri değerlendirmek, savunma ortaklıklarını güçlendirmek ve ortak savunma işbirliği alanlarını geliştirmek amacıyla bir dizi telefon görüşmesi yaptığı bildirilmiştir.
Açıklamada Mezrui’nin görüşmeleri sırasında İran’ın BAE’ye yönelik saldırılarına da değindiği ifade edilmiştir. BAE Savunma Bakanlığı, söz konusu görüşmelerin Fransa, İtalya, Yunanistan ve Güney Kore’nin savunma bakanlarıyla gerçekleştirildiğini açıklamıştır.
7 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Emiri Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede iki lider, İran saldırılarının ardından bölgedeki güvenlik durumu ve ülkelerinin karşı karşıya olduğu gelişmeler hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulunmuştur.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA tarafından aktarılan bilgilere göre iki lider, söz konusu saldırıları ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak nitelendirmiştir. Ayrıca bu tür saldırıların uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na aykırı olduğu vurgulanmıştır. Görüşmede iki ülkenin ulusal güvenliğini ve istikrarını korumak amacıyla mevcut tüm imkânların kullanılacağı yönündeki kararlılık ifade edilmiştir.
Liderler ayrıca bölgedeki gerginliğin tırmanmasına yol açan eylemlerin derhal durdurulması gerektiğini belirtmiş ve diyaloğa dayalı diplomatik çözümlere geri dönülmesi çağrısında bulunmuştur.
7 Mart 2026 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında ülkenin güvenlik politikası ve bölgesel saldırılarla ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Pezeşkiyan, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Anayasa uyarınca oluşturulan Geçici Liderlik Konseyi’nin yeni bir karar aldığını duyurmuştur.
Cumhurbaşkanının açıklamasına göre, İran’a doğrudan saldırı gerçekleşmediği sürece komşu ülkelere yönelik saldırı düzenlenmemesi ve bu ülkelere füze fırlatılmaması yönünde karar alınmıştır. Pezeşkiyan, İran’ın son günlerde gerçekleştirdiği misilleme saldırıları sırasında bazı komşu ülkelerde bulunan ABD üslerinin hedef alınması nedeniyle zarar oluştuğunu belirterek bu durumdan dolayı özür dilemiştir.
Pezeşkiyan konuşmasında “Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum. Liderimiz, komutanlarımız ve öğrencilerimiz düşmanın acımasız saldırısı nedeniyle hayatlarını kaybetti. Silahlı Kuvvetlerimiz, topraklarımızı onur ve güçle savunmak için gerekeni yaptılar. Komşu ülkelere saldırma niyetimiz yok. Onlar kardeşlerimiz ve onlarla el ele verip barış ve huzur sağlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
İran lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinden sonra Anayasa'ya göre kurulan Geçici Liderlik Konseyi'nde bu yönde alınan kararı anlatan Pezeşkiyan, "Dün, Geçici Liderlik Konseyi'nde, onlardan bize saldırı gelmediği müddetçe komşu ülkelerin hedef alınmaması ve füze fırlatılmaması kararı alındı." demiştir.
İran Cumhurbaşkanı ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “koşulsuz teslimiyet” çağrısını da eleştirmiş ve bu yaklaşımın kabul edilmeyeceğini ifade etmiştir. Pezeşkiyan, “İran’ın koşulsuz teslim olması fikri, mezara kadar taşıyacakları bir hayaldir.” demiştir.
Ülkede her kesime birlik içinde hareket etme çağrısında bulunan Pezeşkiyan, ABD'nin sahaya sürmeye çalıştığı Irak'ın kuzeyindeki silahlı gruplara ilişkin ise "Komşu ülkelerde, bu fırsatı kullanarak topraklarımıza saldırmayı düşünen gruplara, 'ABD ve İsrail gibi emperyalizmin araçları ve kuklaları olmayın' mesajını iletiyorum. Birbirimizle anlaşmazlıklarımız ve şikayetlerimiz olabilir ancak soykırımcı Siyonist rejim ve zorba Amerika tarafından desteklenen böyle bir eylem, onursuzluktur." demiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Pezeşkiyan, n yeni açıklamalarda bulunmuştur. Yayımladığı mesajında, İran’ın dış politika yaklaşımında iyi komşuluk ve karşılıklı egemenlik ilkesinin temel olduğunu ifade etmiştir. Pezeşkiyan açıklamasında, İran’ın bölge ülkeleriyle ilişkilerinde “iyi komşuluk, ulusal egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde dostane ilişkilerin sürdürülmesini ve devam ettirilmesini her zaman vurguladığını” belirtmiştir. Bununla birlikte söz konusu yaklaşımın ABD ve İsrail’in askeri saldırılarına karşı İran’ın kendini savunma hakkını ortadan kaldırmayacağını dile getirmiştir.
İran’ın askeri operasyonlarının hedeflerine de değinen Pezeşkiyan, savunma operasyonlarının yalnızca İran’a yönelik saldırıların kaynağı olan hedeflere ve askeri tesislere yöneltildiğini ifade etmiştir. Bu çerçevede bölgedeki ABD üsleri, askeri tesisleri ve askeri imkânlarının hedef alındığını belirtmiştir.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, aynı gün yaptığı bir başka açıklamada İran’ın yürüttüğü askeri operasyonların kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Şikarçi, ABD ve İsrail’e askeri tesis veya operasyon alanı sağlamayan ülkelerin hedef alınmadığını ve bundan sonra da alınmayacağını ifade etmiştir.
İranlı yetkili, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ABD ve İsrail’e karşı saldırılarda geri adım atmayacağını belirterek, İran’ın çatışmaların ilk gününden itibaren İran’a yönelik saldırıların gerçekleştirildiği tüm noktaları “meşru hedef” olarak ilan ettiğini söylemiştir. Şikarçi, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarda kullandığı üslerin hedef alındığını ifade etmiştir.
Şikarçi ayrıca İran’ın bölge ülkelerinin egemenliğine saygı duyduğunu belirterek “Tüm çabalarımız, komşu ve Müslüman ülkelerin zarar görmemesini ve ulusal egemenliklerinin ihlal edilmemesini sağlamaya yöneliktir. İyi komşuluk politikası İran için temel bir ilke olmaya devam etmektedir. Tüm Müslüman ülkelerin güvenliği, İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenliği olarak kabul edilir.” demiştir.
İranlı yetkili, açıklamasının sonunda “ABD ve Siyonist rejime darbeler devam edecek.” ifadelerini kullanmıştır.
7 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Karargahı, ülkenin çeşitli bölgelerinde ABD ve İsrail’e ait olduğu belirtilen çok sayıda insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü açıklamıştır. Yapılan açıklamada, son 24 saat içinde İran’ın kuzeybatı, batı ve güney bölgeleri ile İsfahan, Kirman ve Tahran çevresinde toplam 13 gelişmiş İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği ifade edilmiştir. İranlı yetkililer, düşürülen İHA’ların MQ-9, Hermes ve Orbiter tipi gelişmiş insansız hava araçları olduğunu bildirmiştir. Açıklamada söz konusu İHA’ların füze ve topçu sistemleri kullanılarak etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Kızılayı, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda sivil noktanın hedef alındığını açıklamıştır. Kurum tarafından yapılan açıklamada, saldırılar sırasında toplam 6 bin 668 sivil birimin hedef alındığı bildirilmiştir.
Açıklamada, hedef alınan noktalar arasında 5 bin 535 konut, bin 41 ticari işletme, 14 sağlık merkezi, 65 okul ve İran Kızılayı’na bağlı 13 merkezin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca saldırılar sırasında çok sayıda yardım ve kurtarma aracının hasar gördüğü, bazı yardım görevlileri ile Kızılay çalışanlarının da yaralandığı ifade edilmiştir.
İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların sivilleri hedef aldığı ve Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası insani hukuk kurallarını ihlal ettiği savunulmuştur. Açıklamada uluslararası kuruluşlara ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulunularak sivillerin korunması, yardım çalışanlarının güvenliğinin sağlanması ve uluslararası insani hukuka uyulması için acil ve etkili önlemler alınması gerektiği belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsfahan Eyaleti Vali Yardımcısı Ekber Salihi, İran ile ABD ve İsrail arasında 28 Şubat 2026’da başlayan çatışmaların eyalette yol açtığı can kayıplarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Salihi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada İsfahan eyaletinde çatışmaların başlangıcından bu yana toplam 63 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmiştir.
Salihi, söz konusu can kayıplarının asker, sivil ve çocuklardan oluştuğunu ifade etmiş ve eyaletin çeşitli noktalarına yönelik saldırıların devam ettiğini belirtmiştir. Yetkili, saldırıların İran’ın önemli sanayi ve askeri merkezlerinden biri olan İsfahan çevresinde de etkili olduğunu dile getirmiştir.
Vali yardımcısı ayrıca kamuoyuna yönelik bir uyarıda bulunarak sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söylemiş ve halkın gelişmeleri takip etmek için resmi haber kaynaklarını ve devlet kanallarını izlemeleri gerektiğini ifade etmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Yargı Erki Başkanı ve Geçici Liderlik Konseyi üyesi Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran basınında yer alan haberlere göre Ejei, İran’ın bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırıları ve devam eden askeri gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur.
Ejei, İran Silahlı Kuvvetlerinin elde ettiği verilere göre bazı bölge ülkelerinin topraklarının açık veya gizli biçimde İran’a karşı saldırılarda kullanılmasına izin verildiğini öne sürmüştür. Açıklamasında, söz konusu bölgelerin düşman güçler tarafından İran’a yönelik operasyonlarda kullanıldığını iddia etmiştir.
İran’ın saldırılara karşı misilleme operasyonlarını sürdürdüğünü ifade eden Ejei, bu stratejinin devlet kurumları tarafından benimsendiğini belirtmiştir. Ayrıca İran’ın söz konusu operasyonları “meşru müdafaa hakkı” kapsamında gerçekleştirdiğini savunmuştur. Ejei, İran’ın tarih boyunca komşu ülkelerin egemenliğine ve haklarına saygı gösterdiğini de ifade etmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalara ilişkin açıklamada bulunmuştur. Kalibaf, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda bölgede bulunan ABD askeri üslerinin varlığını eleştirmiştir.
Kalibaf açıklamasında, ABD üslerinin bölgede varlığını sürdürdüğü sürece bölge ülkelerinin huzura kavuşamayacağını ifade etmiştir. İran’ın savunma politikalarının, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtilen İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ilkelerine dayandığını dile getirmiştir. İran Meclis Başkanı ayrıca bu yaklaşım konusunda ülke yöneticileri ile halkın ortak görüşe sahip olduğunu belirtmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalar ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Faysal bin Ferhan ile sürekli temas halinde olduklarını aktararak, “Suudi mevkidaşımla sürekli iletişimdeyiz. Suudi yetkililer topraklarının, sularının veya hava sahalarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyecekleri konusunda bize güvence verdiler.” ifadelerini kullanmıştır.
İran ile Suudi Arabistan’ın 7 yıl aradan sonra diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması konusunda 10 Mart 2023’te Çin’in başkenti Pekin’de varılan anlaşamaya işaret eden Erakçi, “İletişimimiz devam ediyor ve Suudi kardeşlerimizin de Pekin anlaşmasına uyacaklarını umuyoruz.” demiştir.
Erakçi, bölgedeki gerginliğin tırmanmasının sorumlusunun Washington ve Tel Aviv olduğunu belirterek, “ABD ve İsrail’in saldırganlığı tüm bölgeyi tehlikeye atmıştır. İran komşularını düşman olarak görmez. Komşularımızın dostuyuz. Bölgedeki ABD üslerinin varlığı güvensizlikten başka bir şey getirmedi. Bu savaş bölgeye dayatıldı ancak saldırgana ağır bir ders vereceğiz.” diye konuşmuştur.
7 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, CNN’e telefon bağlantısıyla yaptığı açıklamada İran’da yeni liderin belirlenmesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
İran'da yeni liderin belirlenmesinde etki sahibi olacağı görüşünü yineleyen Trump, "Bu çok kolay olacak. Venezuela'da olduğu gibi işleyecek." demiştir. Trump, İran'da dini bir lider seçeneğine açık olduğuna işaret ederek, "Bu kişinin kim olduğuna bağlı olarak olabilir. Dini liderlerle bir sorunum yok. Birçok dini liderle çalışıyorum ve onlar harika insanlar." diye konuşmuştur.
Ülkeyi yönetecek kişinin adil olması gerektiğini belirten Trump, "İyi bir iş çıkarmalı. ABD ve İsrail'e iyi davranmalı. Orta Doğu'daki diğer ülkelere de iyi davranmalı, hepsi bizim ortaklarımız." yorumunu yapmıştır.
Aynı gün Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden İran’a yönelik askeri operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump paylaşımında, “Bugün İran çok ağır bir darbe alacak.” ifadelerini kullanmıştır. Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran yönetiminin Orta Doğu’daki bazı komşu ülkelerden özür dilediğini ileri sürmüş ve İran’ın bölgedeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Açıklamasında İran’ın Orta Doğu’da hakimiyet kurma hedefi olduğunu iddia eden Trump, ülkenin bölge ülkeleri karşısında yenilgi yaşadığını savunmuştur.
Trump ayrıca, İran’da daha önce hedef alınmadığını belirttiği bazı bölgeler ve grupların da saldırı riski altında olduğunu ifade ederek, söz konusu yerlerin “tamamen yok edilme ve ölümle karşı karşıya kalma riski” bulunduğunu dile getirmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da doktorlar ve tıp öğrencileri, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında sağlık merkezlerinin hedef alındığı gerekçesiyle protesto düzenlemiştir. Protesto, daha önce düzenlenen hava saldırıları sonucu ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldiği bildirilen Gandi Hastanesi önünde gerçekleştirilmiştir.

Başkent Tahran'da doktorlar ve tıp öğrencileri “İsrail ve ABD’nin sağlık merkezlerine yönelik saldırılarını” protesto ediyor, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Protestoya katılan doktorlar ve tıp öğrencileri, hastane önünde toplanarak saldırılara tepki gösteren sloganlar atmıştır. Gösteriler sırasında bazı katılımcıların “İsrail’e ölüm, ABD’ye ölüm, İngiltere’ye ölüm” şeklinde sloganlar attığı bildirilmiştir. Protestoya katılanların ellerinde ayrıca Minab’ta bir okula yönelik saldırıda hayatını kaybeden çocukların fotoğraflarını taşıdıkları görülmüştür.
Gösteriler sırasında taşınan pankart ve afişlerde, sağlık merkezlerine yönelik saldırıların “devlet terörizmi” olarak nitelendirildiği ve uluslararası kamuoyuna bu saldırılara karşı tepki gösterilmesi çağrısı yapıldığı ifade edilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik yürüttüğü savaşın bölgesel ve uluslararası etkilerine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Umman Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Busaidi, söz konusu gelişmelerin geniş kapsamlı bölgesel ve uluslararası işbirliğini gerekli kıldığını ifade etmiştir.
Busaidi, AB üyesi olmayan bazı Avrupa ülkeleri ile ABD, Brezilya ve Türkiye’nin büyükelçileriyle, ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile Irak, Ürdün ve Mısır’ın büyükelçileriyle iki ayrı toplantı gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü savaş ile bunun bölgesel ve küresel etkileri ele alınmıştır.
Ummanlı Bakan, çatışmaların durdurulması ve savaşın bölgesel yansımalarının kontrol altına alınması için diplomatik ve siyasi baskının artırılmasının önemine dikkat çekmiştir. Açıklamasında mevcut aşamada savaşın sona erdirilmesinin Arap dünyasının ortak ulusal çıkarı olduğunu vurgulamıştır. Toplantılara katılan büyükelçilerin de Umman’ın arabuluculuk girişimlerini ve ülkelerinin vatandaşlarının Umman üzerinden güvenli şekilde seyahat etmelerini sağlamaya yönelik insani çabalarını takdir ettikleri bildirilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Fransa, Almanya ve İngiltere liderleriyle Orta Doğu’daki krizin daha fazla tırmanmasını önlemek amacıyla yakın istişare başlatıldığını açıklamıştır. ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle gelişen kriz sonrasında Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik temasların yoğunlaştığı bildirilmiştir.
İtalya Başbakanı Meloni, sosyal medya platformlarından paylaştığı video mesajında, "Bu son saatlerde İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere arasında yakın bir istişare başlattık." ifadelerini kullanmıştır. Meloni, "Bu dört büyük Avrupa ülkesi arasında krizi birlikte ele almak ve diplomatik çabaları güçlendirmek için koordinasyon kurduk. Fransa Cumhurbaşkanı (Emmanuel) Macron, Almanya Başbakanı (Friedrich) Merz ve İngiltere Başbakanı (Keir) Starmer ile daha fazla tırmanmayı önlemek ve uluslararası istikrara katkıda bulunmak için birlikte çalışma gereği konusunda mutabık kaldık." demiştir.
Zor bir dönemden geçtiklerini dile getiren Meloni, "Ancak hükümet, İtalya'nın ve vatandaşlarının güvenliğini korumak için çalışıyor ve barışın sağlanmasına yönelik her türlü girişimi desteklemeye kararlı." değerlendirmesinde bulunmuştur.
Meloni, Avrupa Birliği (AB) sınırlarının güvenliğini sağlamak için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) bir İtalyan fırkateyninin konuşlandırılması talimatını verdiklerini, bunun Avrupa dayanışmasının bir eylemi ama daha önce önleyici bir tedbir adımı olduğunu kaydetmiştir.
"Orta Doğu'daki bu çatışmanın parçası olmadıklarını" vurgulayan Meloni, "Ancak çizgimiz çok net. İtalya bu çatışmanın tarafı değildir ve taraf olmayı da istememektedir. Amacımız gerilimi azaltmak ve müzakerelerin yeniden başlaması için halen bir imkan olup olmadığını görmek." yorumunu yapmıştır. Başbakan, ayrıca Orta Doğu'daki krizin etkileriyle de hükümet olarak mücadele ettiklerini belirterek, "Çatışmanın vatandaşlarımız ve ülkemiz üzerindeki etkilerini mümkün olduğunca azaltmak için çalışıyoruz. Enerji fiyatları, benzin ve gıda fiyatlarının seyrini izlemek ve spekülasyonla mücadele etmek amacıyla görev güçleri kuruldu." ifadelerini kullanmıştır. Meloni, özellikle özel tüketim vergisi mekanizmasıyla benzin fiyatlarındaki artışın önüne geçilmesini değerlendirildiklerini kaydetmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik saldırılara ilişkin televizyon konuşmasında açıklamalarda bulunmuştur. Netanyahu, ABD ile birlikte başlatılan saldırıların tüm şiddetiyle sürdürüleceğini ifade etmiştir.
Netanyahu konuşmasında, saldırılarla İran yönetimini zayıflatmayı hedeflediklerini belirtmiş ve bu doğrultuda çeşitli planlarının bulunduğunu ileri sürmüştür. Bununla birlikte İran’ın bölünmesini hedeflemediklerini iddia etmiştir.
İran halkına da seslenen Netanyahu, yönetime karşı ayaklanma çağrısında bulunmuş ve hedef aldıkları İran Devrim Muhafızları Ordusu mensuplarının teslim olmalarını istemiştir. Ayrıca İsrail ordusunun Tahran semalarında hava kontrolünü büyük ölçüde sağladığını öne sürmüştür.
Netanyahu, konuşmasında Lübnan’daki gelişmelere de değinmiş ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının Beyrut yönetiminin sorumluluğunda olduğunu ifade etmiştir. Konuşmasının bir bölümünde ise ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen askeri işbirliğine değinerek Trump’a övgüde bulunmuştur.
8 Mart 2026 tarihinde İran Ulusal Petrol Rafineri ve Dağıtım Şirketi tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda Tahran ve Elburz eyaletlerinde bulunan bazı petrol depolarının hedef alındığı bildirilmiştir. Açıklamaya göre söz konusu depolarda bulunan ürün stoklarının saldırıdan önce güvenlik gerekçesiyle en düşük seviyeye indirildiği belirtilmiş, bu nedenle saldırının yakıt tedarik zincirinde ciddi bir kesintiye yol açmadığı ifade edilmiştir. İranlı yetkililer, iki eyaletteki yakıt ihtiyacının alternatif kaynaklardan kesintisiz biçimde karşılandığını açıklamıştır.
Yetkililer ayrıca saldırı sonrasında petrol depolama tesislerinde çıkan yangınlara itfaiye ekiplerinin müdahale ettiğini ve söndürme çalışmalarının sürdüğünü bildirmiştir. İran Petrol Bakanlığına bağlı bir yetkili de Tahran ve Kerec şehirlerinde toplam üç petrol deposunun saldırılarda hedef alındığını doğrulamıştır. Bu gelişme, savaşın enerji altyapısını da kapsayacak şekilde genişlediğine işaret eden gelişmelerden biri olarak değerlendirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Naini, İran Silahlı Kuvvetlerinin mevcut operasyon temposunu koruyarak en az altı ay sürebilecek yoğun bir savaşı sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu açıklamıştır. Naini, İran’ın yürüttüğü misilleme operasyonlarına ilişkin değerlendirmesinde ABD ve İsrail’e ait askeri üsler ile tesislere yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlendiğini belirtmiştir.
Naini’ye göre İran güçleri tarafından gerçekleştirilen saldırılarda iki yüzden fazla hedef vurulmuştur. İran’ın ateş gücünün yaklaşık yüzde altmışının bölgedeki ABD askeri üslerine, yüzde kırkının ise İsrail hedeflerine yöneltildiği ifade edilmiştir. İranlı sözcü, operasyonlarda ağırlıklı olarak birinci ve ikinci nesil füzelerin kullanıldığını, ilerleyen aşamalarda ise daha gelişmiş ve uzun menzilli füze sistemlerinin devreye sokulacağını belirtmiştir.
Aynı açıklamada savaşın planlayıcılarının üç temel konuda yanlış hesap yaptığı savunulmuştur. Buna göre planlamayı yapan tarafların İran liderinin suikasta uğraması durumunda ülkenin 48 saat içinde çökeceğini, savaşın üç gün içinde sona ereceğini ve İran’a karşı geniş bir uluslararası koalisyon kurulacağını öngördükleri ancak bu beklentilerin gerçekleşmediği ileri sürülmüştür.
8 Mart günü Lübnan basınında yer alan haberlerde, Rus yapımı IL-76 tipi bir kargo uçağının Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndan kalkarak yüzü aşkın İranlı diplomatı ülkeden tahliye ettiği iddia edilmiştir. MTV televizyonu tarafından yayımlanan haberde, söz konusu uçakta İranlı diplomatların yanı sıra danışmanların da bulunduğu ileri sürülmüştür.
Haberde ayrıca uçakta İsrail’in Beyrut’ta son günlerde düzenlediği saldırılarda hayatını kaybettiği iddia edilen İran Devrim Muhafızları mensubu beş kişinin cenazesinin de taşındığı öne sürülmüştür. Uçağın kalkışı ve yolcu listesine ilişkin resmi makamlardan herhangi bir doğrulama yapılmamış olması dikkat çekmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, yaptığı açıklamada İran’ın komşu ülkelerle ilişkilerini kardeşlik temelinde gördüğünü ancak İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırıya karşılık vermek zorunda kalacaklarını ifade etmiştir. Pezeşkiyan, komşu ülkelerle ilgili önceki açıklamalarının yanlış yorumlandığını belirterek bölgesel ilişkilerde ayrışma yaratılmaya çalışıldığını savunmuştur.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran’ın komşularıyla iyi ilişkiler geliştirmeyi hedeflediğini ancak herhangi bir ülkenin İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğini söylemiştir. İran liderliği tarafından da komşu ülkelerle iyi ilişkilerin öneminin vurgulandığını ifade eden Pezeşkiyan, saldırı gerçekleşmesi durumunda verilecek karşılığın söz konusu ülkelere karşı düşmanlık anlamına gelmeyeceğini dile getirmiştir.
Pezeşkiyan ayrıca ABD ve İsrail’in saldırılarında sivillerin ve çocukların hedef alındığını iddia etmiş, İran Silahlı Kuvvetleri ile Besic güçlerinin ülkenin her bölgesinde savunma görevini sürdürdüğünü belirtmiştir. İran’ın baskı ve saldırganlık karşısında geri adım atmayacağını ifade etmiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, İran’da yeni bir Yüksek Lider seçilmesi sürecinde gerçekleştirilecek toplantıya katılacak yetkililerin hedef alınabileceğini açıklamıştır. Adraee, İran’ın yeni lider seçmek amacıyla Uzmanlar Meclisi’ni Kum kentinde toplamaya hazırlandığını ifade etmiştir.
İsrailli sözcü, İran’ın mevcut yönetimini “terör rejimi” olarak nitelendirerek yeni lider seçim sürecinde yer alacak kişileri hedef almaktan çekinmeyeceklerini söylemiştir. Açıklama, İran’daki siyasi geçiş sürecine yönelik askeri baskının sürdüğüne işaret eden açıklamalar arasında yer almıştır.
ABD ve İsrail’in İran’daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmek amacıyla özel kuvvet operasyonu düzenleme seçeneğini değerlendirdiği iddia edilmiştir. Axios haber sitesine konuşan kaynaklar, bu planın İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini ortadan kaldırmayı amaçladığını ileri sürmüştür.
Söz konusu planın uygulanabilmesi için ABD veya İsrail askerlerinin İran topraklarına girmesinin gerekebileceği belirtilmiştir. Kaynaklar, operasyonun İran ordusunun ciddi bir tehdit oluşturmadığından emin olunan bir aşamada gerçekleştirilebileceğini savunmuştur.
Trump yönetiminin ayrıca İran’ın elindeki zenginleştirilmiş nükleer materyalin tamamen bölgeden çıkarılması ya da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi kurumların gözetiminde seyreltilmesi seçeneklerini de değerlendirdiği ileri sürülmüştür. Bunun yanı sıra İran’ın en büyük petrol terminali olan Hark Adası’nın ele geçirilmesi seçeneğinin de görüşmeler arasında yer aldığı iddia edilmiştir.
İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada ABD ve İsrail saldırılarında toplam 9 bin 669 sivil noktanın hedef alındığı bildirilmiştir. Açıklamada hedef alınan noktalar arasında 7 bin 943 konut, 1617 ticari işletme, 32 sağlık merkezi, 65 okul ve Kızılay’a ait 13 merkezin bulunduğu belirtilmiştir. Saldırılar sırasında 11 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 33 kişinin yaralandığı ifade edilmiştir.
İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Said İravani ise BM’de yaptığı açıklamada saldırıların başlamasından bu yana en az 1332 İranlı sivilin hayatını kaybettiğini duyurmuştur. İran Kızılayı verilerine göre hayatını kaybeden sivillerin yaklaşık üç yüzünün çocuk olduğu belirtilmiştir.
Saldırılar sırasında Tahran’da İnkılap Meydanı, Azadi Meydanı ve Nilüfer Meydanı gibi yoğun nüfuslu sivil bölgelerin bombalandığı bildirilmiştir. İran’ın güneyindeki Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen saldırıda ise 7-12 yaş aralığında en az 165 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiği açıklanmıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri, 8 Mart gecesinden itibaren taarruz operasyonlarının artırılacağını duyurmuştur. Fars Haber Ajansı’na konuşan askeri bir yetkili, ABD ve İsrail’in İran’ın çıkarlarına yönelik saldırılarının artması nedeniyle İran ordusunun operasyon kapasitesini önemli ölçüde yükselteceğini ifade etmiştir.
Yetkili, ağır savaş başlığı taşıyan stratejik füzelerin kullanımının iki katına çıkarılacağını, ayrıca insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen operasyonların da yoğunlaştırılacağını açıklamıştır. Bu adımın İran vatandaşlarına ve ülke çıkarlarına yönelik askeri girişimlere karşı caydırıcı bir yanıt sağlamak amacıyla alındığı belirtilmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’daki siviller için güvenlik uyarısı yayımlamıştır. Açıklamada İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğun nüfuslu sivil bölgelerden gerçekleştirdiği iddia edilmiştir.
CENTCOM, İran’ın askeri amaçlarla kullandığı tesislerin uluslararası hukuk kapsamında meşru hedef haline gelebileceğini savunmuş ve bu tesislerin yakınında bulunan sivillerin güvenliğinin garanti edilemeyeceğini belirtmiştir. İran güçlerinin Dezful, İsfahan ve Şiraz gibi şehirlerde sivil alanlardan balistik füze ve dron saldırıları düzenlediği ileri sürülmüştür.
ABD açıklamasında sivillere evlerinde kalmaları çağrısı yapılmış ve ABD güçlerinin sivillere verilecek zararı en aza indirmek için önlem aldığı savunulmuştur.
Arap Birliği dışişleri bakanları, İran’ın bölgedeki misilleme saldırılarını ele almak üzere olağanüstü toplantı gerçekleştirmiştir. Toplantı telekonferans yöntemiyle yapılmış ve Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt tarafından açılmıştır.
Ebu Gayt konuşmasında Arap ülkelerine yönelik her türlü saldırının reddedildiğini ve Arap ülkelerinin egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulamıştır. İran’ın Arap ülkelerine yönelik saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirten Ebu Gayt, Arap ülkelerinin mevcut savaşın tarafı olmadığını ifade etmiştir.
Toplantıda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını reddettiklerini açıklamış ve bölgesel gerilimin diplomatik yollarla azaltılması gerektiğini vurgulamıştır. Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ise bölgenin tehlikeli bir dönüm noktasında bulunduğunu belirterek askeri saldırıların istikrarı tehdit ettiğini ifade etmiştir.
Kuveyt Dışişleri Bakanı Cerrah el-Ahmed es-Sabah da İran’ın 28 Şubat’tan bu yana Kuveyt’e 234 füze ve 422 insansız hava aracıyla saldırı düzenlediğini söylemiştir. Bu saldırılar sırasında Kuveyt Uluslararası Havalimanı ve bazı enerji tesislerinin hedef alındığı açıklanmıştır.
İranlı bir yetkili, ABD ve İsrail’in petrol depolarına yönelik saldırılarının ardından İran’ın hedef belirleme stratejisinde değişiklik yaptığını açıklamıştır. Fars Haber Ajansı’na konuşan yetkili, İran’ın artık yalnızca askeri hedefleri değil ABD sermayesini temsil eden ekonomik hedefleri de hedef alabileceğini söylemiştir.
Yetkili, söz konusu kararın ABD ve İsrail yetkililerinin İran halkına yönelik söylemlerindeki değişimin ardından alındığını ifade etmiştir. İran’ın altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi halinde hedef listesinin genişletileceği belirtilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, ABC News’e verdiği mülakatta İran’da seçilecek yeni liderin ABD’nin onayı olmadan uzun süre görevde kalamayacağını savunmuştur. Trump, İran lideri Ali Hamaney’in ölümünün ardından gerçekleşecek liderlik değişiminin ABD’nin stratejik çıkarları açısından önemli olduğunu belirtmiştir.
Trump, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer programını durdurmak için gerekli tüm seçenekleri değerlendirdiğini ifade etmiş ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmek için özel kuvvet operasyonu ihtimaline ilişkin soruya “her şey masada” yanıtını vermiştir.
Savaşın süresine ilişkin bir tahminde bulunmak istemediğini belirten Trump, ABD’nin hem operasyonel zamanlama hem de askeri etki açısından programın önünde olduğunu söylemiştir. Savaş nedeniyle yükselen petrol ve benzin fiyatlarını ise geçici bir aksaklık olarak nitelendirmiştir.
İran ordusu, 4 Mart 2026 tarihinde Sri Lanka açıklarında ABD tarafından batırıldığı belirtilen IRIS Dena adlı fırkateynle ilgili yeni bilgiler açıklamıştır. İran devlet televizyonuna göre söz konusu gemide bulunan 136 mürettebattan 104’ü hayatını kaybetmiş, 32 kişi yaralı olarak kurtarılmıştır.
İran ordusu açıklamasında geminin Hindistan’da düzenlenen Milan 2026 tatbikatından dönüş yolunda ABD’nin Virginia sınıfı hızlı taarruz denizaltısı tarafından batırıldığını belirtmiştir. Saldırıda kaybolan 20 askerin akıbetinin henüz belirlenemediği ifade edilmiştir.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan’a yönelik saldırıların uzun süre devam edeceğini açıklamıştır. Zamir, Hizbullah’ın İran’ın bölgesel uzantısı olduğunu savunmuş ve saldırıların askeri hedeflere yönelik olduğunu ifade etmiştir.
Zamir ayrıca Beyrut’ta hedef alınan bir otelde İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü komutanlarının bulunduğunu iddia etmiştir. İsrail Genelkurmay Başkanı saldırıların süresine ilişkin olarak kamuoyunun uzun süreli bir askeri operasyon ihtimaline hazırlıklı olması gerektiğini söylemiştir.
İran Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail’in İran’daki enerji altyapısını hedef almaya devam etmesi halinde İran’ın bölgedeki petrol tesislerini hedef alabileceğini açıklamıştır.
Zülfikari, İran Silahlı Kuvvetlerinin bölgedeki enerji ve yakıt altyapısı hakkında kapsamlı istihbarata sahip olduğunu ileri sürmüş ancak İran’ın şimdiye kadar benzer saldırılardan kaçındığını ifade etmiştir. Buna rağmen saldırıların sürmesi halinde benzer eylemlerin gerçekleştirilebileceği uyarısında bulunmuştur.
Zülfikari ayrıca petrol fiyatlarının varil başına 200 doların üzerine çıkabileceğini belirterek bölgesel enerji güvenliğinin ciddi risk altına girebileceğini ifade etmiştir.
İran Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Uzmanlar Meclisi’nin Ali Hamaney’in yerine yeni lider olarak Mücteba Hamaney’i seçtiğini belirtmiştir.
Eşkevari, meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun yeni lider üzerinde mutabık kaldığını ifade etmiştir. Açıklamada Hamaney soyadının İran’ın liderliği içinde devam edeceği dile getirilmiştir.
Öte yandan Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı Ayetullah Hüseyni Buşehri, yeni liderin yakın zamanda resmi olarak açıklanacağını ifade etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Naini, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalar kapsamında gerçekleştirilen askeri operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Naini, İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşın ilk gününden itibaren askeri dengeyi değiştiren bir operasyon temposu yakaladığını ifade etmiştir. İran’ın geniş ölçekli bir çatışmaya hazırlıklı olduğunu belirten sözcü, ülkenin en az altı ay sürebilecek bir savaşı sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu dile getirmiştir.
Naini tarafından verilen bilgilere göre İran güçleri, ABD ve İsrail’e ait toplam 200 noktayı hassas güdümlü ve yüksek isabet oranına sahip füzelerle hedef almıştır. Bu süreçte 2600 insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirilmiş ve yaklaşık 600 füze fırlatılmıştır. İranlı yetkili ayrıca savaşın ilk üç gününde kullanılan askeri gücün, bir önceki yıl yaşanan 12 günlük savaş boyunca kullanılan toplam güç miktarına eşdeğer olduğunu ifade etmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan bazı yakıt depolama tesislerine yönelik hava saldırıları düzenlendiği bildirilmiştir. İsrail ordusu, söz konusu tesislerin İran tarafından askeri altyapının güçlendirilmesi ve işletilmesi amacıyla kullanıldığını ileri sürmüştür.
Açıklamada ayrıca bu depolardan İran’ın askeri kuruluşlarına yakıt dağıtımı yapıldığı iddia edilmiştir. İsrail yetkilileri saldırının İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtmiş ve operasyonların devam edeceği yönünde açıklamada bulunmuştur. İsrail Devlet Televizyonu KAN ise saldırılarda Tahran’daki petrol depoları ile rafinerilerin hedef alındığını bildirmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise bu saldırılara karşılık olarak İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kentinde bulunan bir rafineriyi hedef aldığını açıklamıştır.
ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıların ardından Tahran’daki petrol depolama tesislerinde büyük patlamalar meydana gelmiş ve depolarda yoğun alevler yükseldiği gözlemlenmiştir. Sosyal medya platformlarında yayımlanan görüntülerde petrol depolarında çıkan yangınların kentin uzak noktalarından dahi görülebildiği aktarılmıştır.
Fars Haber Ajansı’na konuşan İran Petrol Bakanlığına bağlı bir yetkili, saldırılar sırasında Tahran ve Kerec kentlerinde toplam üç petrol deposunun hedef alındığını doğrulamıştır. İran Ulusal Petrol Rafineri ve Dağıtım Şirketi ise saldırılar öncesinde bu depolardaki ürün stoklarının en düşük seviyeye indirildiğini ve yakıt tedarikinin alternatif kaynaklardan sürdürüldüğünü açıklamıştır.
Tahran ve çevresindeki petrol depolama alanlarının vurulmasının ardından meydana gelen yangınlar, kentte ciddi çevresel etkiler yaratmıştır. Saldırılar sonrasında petrol depolama tesislerinde çıkan büyük yangınlar gece boyunca devam etmiş ve yangınların oluşturduğu yoğun duman bulutları başkentin büyük bölümünden görülebilmiştir.

Tahran'dan Saldırılar Sonrası Gelen Fotoğraflar. 8 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Sabah saatlerinde ise Tahran semalarının siyah duman bulutlarıyla kaplandığı bildirilmiştir. Yangınlar nedeniyle gökyüzünden siyah kül yağdığı ve bu küllerin evlerin ile araçların yüzeyinde kalın bir tabaka oluşturduğu ifade edilmiştir. İranlı yetkililer hava kirliliğinin artması üzerine halka maske takmadan dışarı çıkılmaması yönünde uyarılarda bulunmuştur.
İran medyasında yer alan haberlere göre ABD ve İsrail saldırılarında Tahran’da bir ambulansın hedef alındığı bildirilmiştir. Tahran Eyaleti Acil Servis Kurumu tarafından yapılan açıklamada, başkentte bir ambulansın füze saldırısı sonucu zarar gördüğü ifade edilmiştir. Sosyal medyada yayımlanan görüntülerde ambulansın yanmakta olduğu görülmüş, olay sırasında ambulansta bulunan sağlık görevlilerinin hafif şekilde yaralandığı belirtilmiştir.
Aynı saldırı dalgası sırasında Kum kentinde sivillere ait iki konut binasının hedef alındığı açıklanmıştır. Kum Vali Yardımcısı Murtaza Haydari, kentin Şehitler Caddesi çevresinde yer alan iki binanın saldırılar sırasında vurulduğunu ifade etmiş, olayda meydana gelen can kaybı veya yaralanmalara ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü’nün Lübnan Kolordusu’nda görev yapan bazı komutanların hedef alındığı bir saldırı gerçekleştirdiğini ileri sürmüştür. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu komutanların Beyrut’ta faaliyet yürüttüğü ve İsrail’e yönelik saldırı planlarının hazırlanmasında rol aldığı iddia edilmiştir.
Açıklamada Kudüs Gücü’nün Lübnan Kolordusu’nun Hizbullah ile İran Devrim Muhafızları arasında koordinasyon sağlayan bir yapı olduğu ve Hizbullah’ın askeri kapasitesinin geliştirilmesine katkıda bulunduğu ileri sürülmüştür. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise Beyrut’ta bir otele düzenlenen hava saldırısında dört kişinin hayatını kaybettiğini ve on kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Irak’ta faaliyet gösteren ve Haşdi Şabi’ye bağlı olduğu belirtilen “İslami Direniş Örgütü” adlı grup, Irak ve bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Örgüt tarafından yayımlanan açıklamada son bir gün içinde ABD üslerine karşı toplam 24 saldırı düzenlendiği ifade edilmiştir.
Saldırılarda çok sayıda insansız hava aracı ve füze kullanıldığı belirtilmiş ve saldırıların Irak ile bölgedeki farklı ABD askeri noktalarını kapsadığı bildirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Tel Aviv ve Birüssebi kentleri ile Ürdün’de bulunan ABD hava üssünün yeni nesil füzelerle hedef alındığı bildirilmiştir. Açıklamada bu saldırıların “Gerçek Vaat 4 Operasyonu” kapsamında gerçekleştirilen 28. dalganın bir parçası olduğu belirtilmiştir.
İran güçlerinin Ürdün’de ABD askerlerinin konuşlandığı El-Azrak (Muvaffak Salti) Hava Üssü’nü birkaç kez hedef aldığı ifade edilmiştir. İsrail topraklarında bulunan Tel Aviv ve Birüssebi’deki askeri hedeflerin ise süper ağır savaş başlıklarına sahip “Habir” füzeleriyle vurulduğu belirtilmiştir. İran Silahlı Kuvvetleri ayrıca saldırıların kapsamının ve yoğunluğunun ilerleyen saatlerde ve günlerde artabileceğini açıklamıştır.
İran basını, ABD ve İsrail güçlerinin İsfahan eyaletinde sivilleri hedef alan çifte bombalama saldırıları gerçekleştirdiğini ileri sürmüştür. İsfahan Valiliğine dayandırılan bilgilere göre saldırılar sırasında İsfahan, Şahrıza ve Necefabad şehirleri hedef alınmıştır.
Necefabad’da sivil bir noktaya düşen ilk füzenin ardından yardım ekipleri ve siviller olay yerine ulaşmış, kısa süre sonra aynı bölgeye ikinci bir füzenin daha isabet ettiği bildirilmiştir. Saldırılarda en az 20 kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 50 kişinin yaralandığı açıklanmıştır.
ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılar sırasında İsfahan’da bulunan bir radyasyon tesisinde ciddi hasar meydana geldiği bildirilmiştir. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na göre Ulusal Nükleer Güvenlik Merkezi, saldırı sonucunda tesisin önemli ölçüde zarar gördüğünü açıklamıştır.
Tarım alanında kullanılan radyasyon teknolojilerine yönelik çalışmalar yürütülen tesiste yapılan incelemelerde çevrede herhangi bir radyasyon kirliliğine rastlanmadığı ifade edilmiştir. İran yetkilileri saldırıya ilişkin bilgilerin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na iletildiğini açıklamıştır.
İsrail ordusu, Beyrut’ta bir otele düzenlenen saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü komutanlarından beş kişinin hedef alındığını ileri sürmüştür. İsrail ordusuna göre söz konusu komutanlar Lübnan’da İran, Hizbullah ve diğer silahlı gruplar arasındaki faaliyetleri koordine etmek amacıyla toplantı gerçekleştirmekteydi.
İsrail ordusu açıklamasında saldırıda öldüğü iddia edilen kişiler arasında Hizbullah ve Hamas gibi gruplara finansal kaynak aktarımından sorumlu Mecid Hüseyni, Lübnan Birliği İstihbarat Komutanı Ali Rıza Bey Azar ve Filistin Birliği İstihbarat Subayı Ahmed Resuli’nin bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca istihbarat görevlisi Hüseyin Ahmedlu ile Hizbullah ile Kudüs Gücü arasındaki koordinasyonu sağlayan Ebu Muhammed Ali’nin de saldırıda hayatını kaybettiği ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Tahran’da düzenlenen saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Merkezi Karargah Komutanı Ebu Kasım Babaiyan’ın öldürüldüğü iddia edilmiştir. Babaiyan’ın aynı zamanda İran liderinin askeri ofisinin başkanlığını yürüttüğü ileri sürülmüştür.
İsrail açıklamasında Babaiyan’ın İran’ın bölgesel müttefikleri ile koordinasyon sağlayarak İsrail’e yönelik saldırıların planlanmasında rol oynadığı iddia edilmiştir. Açıklamada Babaiyan’ın ölümünün İran’ın üst düzey askeri yetkililerine yönelik suikastlar zincirinin bir parçası olduğu savunulmuştur.
İsrail ordusu ayrıca İran Devrim Muhafızları Ordusunun Hava Kuvvetleri Karargahının hedef alındığını ileri sürmüştür. Açıklamada söz konusu tesisin İran’ın balistik füze ve insansız hava aracı operasyonlarının planlandığı ana komuta merkezi olduğu ve saldırının İran’ın füze kapasitesine önemli bir darbe oluşturduğu iddia edilmiştir. İsrail ordusu İran’a yönelik askeri operasyonların devam edeceğini belirtmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı gerçekleştirdiği misillemeler sırasında hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısının 7’ye yükseldiği bildirilmiştir. CENTCOM’un sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İran’ın Orta Doğu’daki ilk saldırıları sırasında aldığı yaralar nedeniyle bir ABD askerinin daha hayatını kaybettiği ifade edilmiştir.
Açıklamada hayatını kaybeden yedinci askerin 1 Mart tarihinde Suudi Arabistan’da konuşlu ABD birliklerine yönelik bir saldırı sırasında ağır yaralandığı ve daha sonra yaşamını yitirdiği belirtilmiştir. CENTCOM ayrıca İran’a yönelik büyük çaplı askeri operasyonların devam ettiğini duyurmuştur.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham tarafından yapılan açıklamalara tepki göstermiştir. Graham konuşmasında Venezuela ve İran’ın dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 31’ine sahip olduğunu ve ABD’nin bu kaynaklarda pay sahibi olacağını ifade etmiştir.
Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Graham’ın sözlerine tepki göstererek “Nadir görülen bir dürüstlük anı, her şey petrolle ilgili.” ifadelerini kullanmıştır. Açıklama İran yönetiminin savaşın arka planında enerji kaynaklarının bulunduğu yönündeki değerlendirmelerini yansıtan bir tepki olarak aktarılmıştır.
The New York Times tarafından yayımlanan bir analizde, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıya ilişkin yeni görüntüler incelenmiştir. Uydu görüntüleri ve doğrulanmış videolar üzerinden yapılan analizde ABD yapımı Tomahawk seyir füzesinin okulun yakınında bulunan bir deniz üssünü hedef aldığı belirlenmiştir.
Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan ve New York Times tarafından doğrulanan görüntülerde füzenin İran Devrim Muhafızları Ordusuna ait deniz üssündeki bir binaya isabet ettiği görülmüştür. Patlamanın ardından yükselen yoğun duman ve enkaz bulutunun ilkokulun bulunduğu bölgede de görüldüğü belirtilmiştir.
Analizde oluşturulan zaman çizelgesine göre ilkokulun deniz üssüne yönelik saldırıyla aynı zaman diliminde veya kısa süre arayla vurulduğu değerlendirilmiştir. İran devlet televizyonu 28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından Minab’daki söz konusu ilkokula saldırı düzenlendiğini duyurmuş, İran Kızılayı saldırıda 165’ten fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
9 Mart 2026 tarihinde ABD Hava Kuvvetlerine ait üç adet B-52 stratejik bombardıman uçağının İngiltere’nin Gloucestershire bölgesinde bulunan Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait Fairford Üssü’ne ulaştığı bildirilmiştir. BBC’de yer alan habere göre söz konusu uçaklar üssün pistine iniş yaparak bölgede konuşlu ABD askeri hava unsurlarına katılmıştır.
Bu konuşlandırmanın, 6 Mart 2026 tarihinde RAF Fairford’a gelen bir B-1 Lancer bombardıman uçağı ile 7 Mart 2026 tarihinde gelen iki B-1 uçağının ardından gerçekleştiği aktarılmıştır. Böylece son günlerde üste bulunan ABD bombardıman uçaklarının sayısının arttığı belirtilmiştir.
Haberde ayrıca son 72 saat içinde RAF Fairford Üssü’ndeki hava faaliyetlerinde önemli bir artış yaşandığı ve ABD’nin ağır bombardıman uçaklarını bölgeye konuşlandırdığı ifade edilmiştir. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının başlamasının ardından B-52 bombardıman uçaklarının ilk kez İngiltere’de görüldüğüne dikkat çekilmiştir.
Gloucestershire ile Wiltshire sınırında bulunan RAF Fairford Üssü’nün, geçmişte ABD tarafından uzun menzilli ağır bombardıman görevleri için kullanılan stratejik üslerden biri olduğu belirtilmiştir. Üssün ayrıca B-1, B-2 ve B-52 gibi ağır bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasına uygun sertifikaya sahip Avrupa’daki sınırlı sayıdaki üslerden biri olduğu ifade edilmiştir.
Öte yandan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a yönelik yürüttüğü saldırılarda İngiliz üslerinin kullanılmasına başlangıçta izin vermemiştir. Ancak daha sonra yayımladığı video mesajında ABD’nin İran’ın füze depolarını vurmak amacıyla İngiliz üslerini kullanma talebini kabul ettiklerini açıklamıştır. Starmer, ABD’nin bu üsleri “füze sistemlerini kaynağında imha etmek” ve “belirli ve sınırlı savunma amacıyla” kullanacağını ifade etmiştir. Açıklamalara göre İngiltere yönetimi, ABD’ye Hint Okyanusu’nda bulunan Diego Garcia Üssü ile RAF Fairford Üssü’nün kullanımına izin vermiştir.
9 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların sona erdirilmesine ilişkin nihai kararın kendisi tarafından verileceğini açıklamıştır. Mücteba Hamaney’in İran’ın yeni lideri olarak seçilmesinin ardından The Times of Israel gazetesine konuşan Trump, saldırıların ne zaman sona erdirileceğine ilişkin kesin bir takvim vermemiştir. Trump, karar sürecinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun görüşlerini dikkate alacağını belirterek “Son kararı ben vereceğim, ancak Netanyahu’nun görüşlerini de dikkate alacağım.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarını birlikte yürüttüklerini belirterek, İran’ın İsrail’i ve çevresindeki ülkeleri yok etmeyi hedeflediğini ileri sürmüştür. ABD’nin saldırıları sona erdirmesi durumunda İsrail’in operasyonlara devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise “Bunun gerekli olacağını düşünmüyorum.” yanıtını vermiştir. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt daha önce yaptığı açıklamada Washington yönetiminin savaşın 4 ila 6 hafta sürmesini beklediğini ifade etmiştir.
Aynı gün ABD merkezli CBS News kanalına telefonla mülakat veren Trump, İran ile yürütülen savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, operasyonlarda belirledikleri hedeflere büyük ölçüde ulaştıklarını savunarak “Savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum. Donanmaları yok, iletişim araçları yok, hava kuvvetleri yok.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump ayrıca İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney hakkında olumsuz değerlendirmelerde bulunmuş ve “Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok. Hiçbir şey.” demiştir. Trump, Hamaney’in yerine geçebilecek başka bir lider üzerinde düşündüğünü de belirtmiş ancak bu kişinin kim olabileceğine ilişkin ayrıntı vermemiştir.
Röportaj sırasında Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Trump, ABD’nin gerekmesi halinde boğazın kontrolünü ele geçirmeyi düşünebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca İran’a yönelik açıklamasında “Ateş edecekleri her şeyi ateşlediler, şirinlik yapmaya kalkışmasalar iyi olur, yoksa o ülkenin sonu gelir.” sözlerini kullanmıştır.
İran’da liderlik makamının belirlenmesinden sorumlu Uzmanlar Meclisi, 9 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’in İran İslam Cumhuriyeti’nin üçüncü lideri olarak seçildiğini duyurmuştur. Açıklamada, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Ali Hamaney’in ardından liderlik makamının boşaldığı belirtilmiştir.

Mücteba Hamaney'in İran'ın Yeni Lideri Olarak Duyurulması. 9 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Uzmanlar Meclisi tarafından yayımlanan yazılı açıklamada Mücteba Hamaney’in meclis üyelerinin ezici oy çoğunluğuyla liderlik makamına getirildiği ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca ABD ve İsrail saldırılarının devam ettiği koşullara rağmen liderlik seçiminin dikkatli ve yoğun değerlendirmeler sonucunda gerçekleştirilen olağanüstü oturumda tamamlandığı belirtilmiştir.
Mücteba Hamaney’in lider seçilmesinin ardından İran’daki askeri kurumlar tarafından bağlılık mesajları yayımlanmıştır. İran Genelkurmay Başkanlığı, İran Devrim Muhafızları Ordusu ve İran Ordusu tarafından yapılan ayrı açıklamalarda silahlı kuvvetlerin yeni liderin komutası altında görevlerini sürdüreceği belirtilmiştir.
Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan açıklamalarda İran silahlı kuvvetlerinin ülkeyi dış tehditlere karşı korumaya devam edeceği ifade edilmiştir. 28 Şubat’ta gerçekleştirilen ABD-İsrail saldırısında Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından liderlik makamının geçici bir liderlik konseyi tarafından temsil edildiği ve yeni lider seçiminin bu süreçte tamamlandığı belirtilmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da, Uzmanlar Meclisi tarafından ülkenin yeni lideri olarak seçilen Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney için geniş katılımlı bir “biat mitingi” düzenlenmiştir. ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney’in ardından liderlik makamına getirilen Mücteba Hamaney için gerçekleştirilen miting, başkentteki İnkılap Meydanı’nda yapılmıştır.
Anadolu Ajansı ekibinin görüntülediği mitinge on binlerce kişinin katıldığı bildirilmiştir. Miting sırasında ABD, İsrail ve İngiltere’ye tepki gösteren sloganlar atılmış; katılımcılar “Allah'u Ekber Hamaney Rehber”, “İntikam intikam” ve “Hamaney diğer Humeynidir” şeklinde sloganlar dile getirmiştir. Miting alanında katılımcıların hem önceki lider Ali Hamaney hem de yeni lider Mücteba Hamaney’in posterlerini taşıdığı görülmüştür.
Yetkililer miting sırasında geniş güvenlik önlemleri almış, etkinliğin düzenlendiği bölgede telefon şebekesi ve internet erişiminde kesintiler yaşandığı bildirilmiştir. Mitinge katılan İran vatandaşlarından Hüseyin Ekberi, Mücteba Hamaney’in lider seçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bu seçim ABD ve İsrail’in yüzüne vurulmuş bir tokattır. Hamaney yeniden gençleşti. Bu nizam uğruna kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Mitingde bulunan ev hanımı Habiba Gaffari ise ABD ve İsrail’i eleştirerek “Bunlar dinimizi elimizden almak istiyorlar. Müslümanlarla savaş halindeler. İslâm’ı korumak için birlik olmalıyız. Yoksa İran’daki Müslümanlardan sonra sıra diğer Müslümanlara gelecek.” şeklinde konuşmuştur. Gaffari ayrıca yeni lider için “Şu an burada bulunmamın üç nedeni var. Birincisi dinim, ikincisi liderim, üçüncüsü ise vatanım.” ifadelerini kullanmıştır.
Katılımcılardan Efsane Rezzakiyan, Mücteba Hamaney’in liderliğini desteklediğini belirterek “ABD ve İsrail şunu bilsin ki bizim liderimizin öldüğünü sanmaları boşunadır. Onlar kör olmuşlar ve hayalleri boşa çıktı. Çünkü biz yeni liderimizi seçtik ve son damla kanımıza kadar bu vatan için mücadele edeceğiz.” demiştir.
Mitinge katılan Davud Muhammed Pur, ABD ve İsrail’e karşı “intikam” çağrısında bulunarak Müslümanların birlik içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etmiş ve “Çocuk katilleri iki gün içinde İran milletini teslim alacaklarını zannettiler, ancak yanıldılar.” sözlerini kullanmıştır.
Etkinliğe katılan 74 yaşındaki emekli Ahmet Reziyi de Mücteba Hamaney’in liderliğini desteklediğini belirterek “Tıpkı İmam Humeyni’nin peşinden gittiğimiz gibi yeni liderin de peşinden gideceğiz.” ifadelerini dile getirmiştir.
Türkiye Millî Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasına giren balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de görev yapan NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmede söz konusu mühimmatın İran’dan fırlatılan balistik unsurlar arasında yer aldığı ve Türkiye hava sahasına yönelmesi üzerine NATO’ya bağlı hava ve füze savunma unsurlarının müdahalede bulunduğu belirtilmiştir.
Açıklamada NATO güçlerinin Doğu Akdeniz’de konuşlu unsurları tarafından gerçekleştirilen müdahale sonucunda balistik mühimmatın etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir. Müdahale sırasında mühimmata ait bazı parçaların Türkiye topraklarına düştüğü ve bu parçaların Gaziantep il sınırları içerisindeki boş araziye isabet ettiği bildirilmiştir.
Millî Savunma Bakanlığı, olay sonucunda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını duyurmuştur. Güvenlik birimleri tarafından bölgede gerekli incelemelerin başlatıldığı ve düşen parçaların kontrol altına alındığı belirtilmiştir. Ayrıca Türkiye’nin hava sahasının güvenliğinin sağlanması amacıyla ilgili kurumların koordinasyon halinde çalışmalarını sürdürdüğü ifade edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise, "İran'dan teşlenip ülkemize yöneldiği tespit edilen bir balistik füze, Gaziantep'in Şahinbey ilçesi semalarında NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmamıştır." açıklamasında bulunmuştur.
9 Mart 2026 tarihinde İran, Mücteba Hamaney’in ülkenin yeni lideri olarak seçilmesinin ardından İsrail’e yönelik art arda üç dalga halinde füze saldırısı düzenlemiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre saldırıların iki dalgası ülkenin kuzey kesimlerini hedef alırken, bir dalgası ise başkent Tel Aviv’in de bulunduğu orta kesimlere yönelmiştir.
Saldırılarda çok başlıklı füze sistemlerinin kullanıldığı bildirilmiştir. Füze saldırıları sırasında İsrail’in geniş bir bölümünde sirenlerin devreye girdiği ve milyonlarca kişinin sığınaklara yöneldiği aktarılmıştır. Tel Aviv ve Kudüs semalarında güçlü patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, ülkenin orta kesimlerinde bulunan Lod ve Rishon Lezion kentlerine düşen şarapnel parçaları nedeniyle bazı yapılarda hasar meydana gelmiştir. İsrail acil yardım servisi Magen David Adom tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre 40 yaşındaki bir kadının şarapnel parçalarının etkisiyle yaralandığı duyurulmuştur. İsrail’in kuzey kesimlerine yönelik saldırılarda ise bazı füzelerin boş alanlara isabet ettiği bildirilmiştir.
İran’ın füze saldırılarının ardından Tel Aviv ve çevresindeki bazı bölgelerde doğrudan isabetler meydana geldiği bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Bat-Yam, Holon ve Yehud başta olmak üzere İsrail’in merkezindeki çeşitli noktalara çok başlıklı füze parçaları düşmüş ve bazı bölgelerde maddi hasar oluşmuştur.
İsrailli gönüllülerden oluşan acil yardım örgütü United Hatzalah, İran’ın füze saldırıları sonucunda Tel Aviv çevresinde 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve 3 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada Yehud bölgesinde hayatını kaybeden iki kişinin yabancı işçi olduğu belirtilmiştir. Yaralanan üç kişiden ikisinin durumunun orta, birinin ise hafif olduğu bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, hayatını kaybeden iki işçinin saldırı sırasında korunaklı alanlarda bulunmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca İsrail’in kuzeyinde, sirenlerin çalmasının ardından 20’li yaşlarda bir kişinin kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği bildirilmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, füze isabet eden bölgelerde arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğü ve söz konusu alanlara ait görüntülerin paylaşılmaması gerektiği yönünde uyarıda bulunulduğu aktarılmıştır
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 30’uncu dalgası kapsamında İsrail ve bölgedeki ABD üslerine yönelik füze saldırıları düzenlendiği bildirilmiştir. Açıklamada, saldırıların İran’da Uzmanlar Meclisi tarafından yeni lider olarak seçilen Mücteba Hamaney’in göreve gelmesiyle eş zamanlı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yayımlanan açıklamada, operasyon kapsamında Hürremşehr, Fettah ve Hayber tipi balistik füzeler ile insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtilmiştir. İran’da Uzmanlar Meclisi, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden Ali Hamaney’in ardından Mücteba Hamaney’in oy çokluğuyla ülkenin üçüncü lideri olarak seçildiğini duyurmuştur.
İran Silahlı Kuvvetleri, 9 Mart günü yaptığı bir başka açıklamada “Gerçek Vaat 4 Operasyonu”nun 31’inci dalgası kapsamında İsrail ve bölgedeki ABD askeri hedeflerine yeni füze saldırıları düzenlendiğini bildirmiştir.
Açıklamada söz konusu saldırıların “Lebbeyk ya Hamaney” kod adıyla gerçekleştirildiği ve operasyon sırasında süper ağır başlıklı balistik füzelerin kullanıldığı ifade edilmiştir. İran makamları saldırıların ABD ve İsrail’e ait askeri hedeflere yönelik olduğunu belirtmiştir.
İsrail ordusu, İran’dan ülke topraklarına füze saldırıları gerçekleştirildiğini açıklamıştır. Ordu tarafından yapılan açıklamada, İran’dan fırlatılan füzelerin engellenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğu belirtilmiştir.
Saldırı tehdidi altındaki bölgelerde yaşayanlara cep telefonları üzerinden erken uyarı mesajları gönderildiği ve bir sonraki duyuruya kadar sığınaklarda kalmaları talimatı verildiği bildirilmiştir. İsrail hava savunma sistemlerinin İran’dan fırlatılan füzeleri engellemeye çalıştığı sırada Tel Aviv semalarında patlama sesleri duyulduğu aktarılmıştır.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, İran’dan gerçekleştirilen saldırıların ardından Lübnan’dan Hizbullah tarafından İsrail’in orta kesimlerine doğru füze atışları yapıldığı bildirilmiştir. Söz konusu saldırılarda bazı füzelerin Tel Aviv ve çevresinde boş alanlara isabet ettiği aktarılmıştır.
9 Mart 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar sırasında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı bir üst düzey komutanın hayatını kaybettiği bildirilmiştir. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA), Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamaya dayandırdığı habere göre, İsfahan kentinde görev yapan Sahib ez-Zaman Devrim Muhafızları Koordinasyon Yardımcısı Tuğgeneral Hacı Ali Haşimi saldırılarda yaşamını yitirmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, Haşimi’nin ölümünün ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği saldırılar sırasında meydana geldiği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca Haşimi’nin İsfahan’daki Devrim Muhafızları yapılanması içinde komutan yardımcılığı görevini yürüttüğü ifade edilmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde İran medyası, ülkenin başkenti Tahran’ın çeşitli bölgelerinde patlama sesleri duyulduğunu bildirmiştir. Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan haberlerde, Tahran’ın farklı noktalarından patlama seslerinin geldiği aktarılmıştır. Bazı İran kanalları ise patlamaların kentin batı kesimlerinde meydana geldiğini bildirmiştir.
Patlama seslerinin, İran’ın yeni lideri olarak Mücteba Hamaney’in seçilmesinin ardından İsrail’e yönelik misilleme saldırıları düzenlediği saatlerde duyulduğu ifade edilmiştir. Aynı gün İsrail ordusu, İran’ın orta kesimlerine yönelik yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurmuştur. Bu açıklamanın ardından İran medyası, ülkenin orta kesimlerinde yer alan İsfahan kentinde patlama sesleri duyulduğunu bildirmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, ABD ile birlikte 28 Şubat 2026’dan bu yana saldırılar düzenledikleri İran’da 6 askeri hava üssünün hedef alındığı ileri sürülmüştür. Açıklamada İsrail savaş uçaklarının söz konusu hava üslerinde bulunan helikopterleri ve çok sayıda askeri uçağı imha ettiği iddia edilmiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, düzenlenen saldırılarda askeri hava üslerindeki pistlerin kullanılamaz hale getirildiğini ve hava savunma sistemlerinin de hedef alındığını açıklamıştır. Defrin ayrıca saldırılar sırasında silah ve para transferinde kullanıldığı öne sürülen 16 uçağın hedef alındığını belirtmiştir.
İsrail ordusu ayrıca İran’da Devrim Muhafızları Ordusu’na ait insansız hava aracı karargahının da vurulduğunu ileri sürmüştür. Açıklamada saldırılar sırasında fırlatılmaya hazır olduğu belirtilen bazı insansız hava araçlarının da imha edildiği iddia edilmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan değerlendirmelerde, akşam saatlerinde İran’ın çeşitli bölgelerine yönelik yeni bir hava saldırısı dalgasının tamamlandığı ifade edilmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde bazı İsrailli yetkililer, İran’da yeni lider olarak seçilen Mücteba Hamaney’e yönelik suikast tehdidinde bulunan açıklamalar yapmıştır.
İsrail Meclis Başkanı Amir Ohana, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail tarafından suikastla öldürüldüğü belirtilen İranlı ve Hamaslı liderlerin fotoğraflarını paylaşmış ve bu listeye Mücteba Hamaney’in fotoğrafını da eklemiştir. Ohana paylaşımında “Onların yolunda ilerleyenler onların yolunda giderler.” ifadelerini kullanmıştır.
Öte yandan İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, Kol Barama radyosuna verdiği röportajda İran’ın yeni lideri hakkında “Mücteba Hamaney yürüyen bir ölü.” şeklinde konuşmuştur. Ayrıca İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Mücteba Hamaney’in henüz lider seçilmesinden önce sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’in Ali Hamaney’in ardından gelecek lideri de hedef alabileceğini ifade etmiş ve “İsrail Ali Hamaney’in ardından gelecek olanın da peşine düşecektir.” sözlerini kullanmıştır.
9 Mart 2026 tarihinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin sivilleri hedef aldığını ileri sürerek saldırıların ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunmuştur. Kalibaf, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda ABD Başkanı Donald Trump’ın “halk gruplarını hedef aldıklarını” açıkladığını belirterek bunu “Amerika’nın terörist hükümetinin resmi bir itirafı” olarak nitelendirmiştir.
Kalibaf, söz konusu saldırıların askeri hedeflere yönelik olduğu yönündeki açıklamaların artık geçerli olmadığını savunmuş ve yerleşim merkezlerine yönelik saldırıların sonuçlarına dikkat çekmiştir. Açıklamasında “İnsanları öldürmenin ve yerleşim merkezlerine saldırmanın kontrol edilemez sonuçları olacaktır. Biz de pervasızca ve acımasızca karşılık vereceğiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Aynı gün İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında 13 bin 785 sivil birimin hasar gördüğü bildirilmiştir. Açıklamaya göre saldırılarda 11 bin 293 konut, 2 bin 383 ticari birim ve 65 okul dahil olmak üzere çok sayıda sivil yapı hedef alınmıştır.
İran Kızılayı, saldırılar sırasında bazı hastaneler ile Kızılay teşkilatına bağlı merkezlerin de hedef alındığını belirtmiştir. Kurum tarafından yapılan değerlendirmede söz konusu saldırıların ülkenin sivil altyapısında geniş çaplı hasara yol açtığı ifade edilmiştir.
9 Mart'ın ilk saatlerinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkeye yönelik gerçekleştirilen balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarına hava savunma sistemleri tarafından müdahale edildiğini açıklamıştır. Yapılan açıklamada, Riyad’ın güneydoğusunda bulunan el-Harc kentindeki El-Emir Sultan Hava Üssü’nü hedef alan bir balistik füzenin hava savunma unsurları tarafından engellenerek imha edildiği bildirilmiştir. Bakanlık ayrıca, başkent Riyad’ın kuzeyinde tespit edilen 2 insansız hava aracının da hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü duyurmuştur.
9 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin güneydoğusunda Birleşik Arap Emirlikleri sınırı yakınında bulunan Şeybe Petrol Sahası’nı hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırılarının engellendiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan ilk açıklamada, petrol sahasını hedef alan bir İHA saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirilmiştir.
Gün içerisinde yapılan açıklamalarda saldırıların devam ettiği ve sabah saatlerinden itibaren Şeybe Petrol Sahası’nı hedef alan 7 İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtilmiştir. Aynı açıklamada ayrıca Cevf bölgesinin doğusunda tespit edilen bir İHA’nın da düşürüldüğü ifade edilmiştir.
Daha sonra yapılan güncellemelerde saldırı sayısının arttığı bildirilmiştir. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Şeybe Petrol Sahası’nı hedef alan 9 İHA saldırısının engellendiğini açıklamıştır. Günün ilerleyen saatlerinde yapılan bir diğer açıklamada ise petrol sahasını hedef alan 12 İHA’nın düşürüldüğü ve bunların Rubülhali Çölü’nde imha edildiği belirtilmiştir. Yetkililer tarafından yapılan değerlendirmelerde, sabah saatlerinden itibaren Suudi Arabistan’a yönelen insansız hava aracı sayısının 23’e yükseldiği ifade edilmiştir.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’ın Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırılarının kabul edilemez olduğu belirtilmiştir. Açıklamada İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın komşu ülkelere saldırı planlarının olmadığı yönündeki ifadelerine atıfta bulunularak şu değerlendirme yapılmıştır: “İran tarafının bu açıklamayı ne İran Cumhurbaşkanı'nın konuşması sırasında ne de sonrasında uygulamaya koymadığını teyit ederiz. İran, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan, zayıf gerekçelere dayalı saldırganlığını sürdürmektedir.”
Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın savaşa katılmak üzere savaş uçakları gönderdiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir. Yetkililer, söz konusu uçakların Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin hava sahasını İran füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı korumak amacıyla hava devriyesi yaptığını belirtmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Bahreyn makamları, İran’dan gerçekleştirildiği belirtilen insansız hava aracı saldırıları sonucunda ülkede sivil yerleşim alanlarının ve enerji altyapısının hedef alındığını açıklamıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Sitre sahil kentine yönelik İHA saldırıları sonucunda bazı sivillerin yaralandığı ve çok sayıda konutta hasar meydana geldiği bildirilmiştir. İlk açıklamalarda yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu belirtilmiştir.
Daha sonra Bahreyn Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan güncellemeye göre saldırılarda yaralı sayısı 4’ü ağır olmak üzere 32’ye yükselmiştir. Yetkililer saldırıların ardından bölgede güvenlik ve sağlık ekiplerinin müdahale çalışmalarını sürdürdüğünü duyurmuştur.
Aynı gün Bahreyn resmi ajansı tarafından yayımlanan açıklamalarda, Bahreyn Petrol Şirketi’ne (BAPCO) ait tesislerin bulunduğu Meamir sanayi bölgesindeki bir petrol tesisinin İran’dan gerçekleştirilen saldırıda hedef alındığı ve tesiste yangın çıktığı bildirilmiştir. Yangının ardından tesiste hasar meydana geldiği, can kaybının yaşanmadığı ve yangının kontrol altına alınması için çalışmalar yürütüldüğü açıklanmıştır.
Saldırının ardından Bahreyn Petrol Şirketi (BAPCO), rafineri işletmesine yönelik saldırı ve mevcut güvenlik koşulları nedeniyle grup faaliyetlerinde mücbir sebep ilan edildiğini duyurmuştur. Açıklamada, yerel enerji arzının önceden hazırlanan planlar doğrultusunda güvence altına alındığı ve iç pazarın enerji tedarikinde kesinti yaşanmaması için gerekli önlemlerin alındığı belirtilmiştir.
Bahreyn Savunma Bakanlığı tarafından daha sonra yapılan açıklamada ise, İran kaynaklı saldırı dalgalarına karşı yürütülen hava savunma faaliyetleri kapsamında 102 balistik füze ve 171 insansız hava aracının etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir. Yetkililer, halktan yalnızca resmi kaynaklardan gelen bilgilere güvenmelerini ve düşen enkaz parçalarına yaklaşmamalarını istemiştir. Açıklamada ayrıca balistik füzeler ve İHA’larla sivil yerleşimlerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlali olduğu ifade edilmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri yetkilileri, ülkeye yönelik gerçekleştirilen bir saldırının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştır. Fuceyre Emirliği yönetimi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin müdahalesi sırasında düşen şarapnel parçalarının Foz petrol bölgesinde yangına yol açtığı bildirilmiştir. Açıklamada, engellenen saldırının balistik füze mi yoksa insansız hava aracı mı olduğu konusunda ayrıntı verilmemiştir. Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtilmiş, halka yalnızca resmi kaynaklardan gelen bilgilere güvenmeleri çağrısı yapılmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, aynı gün yaptığı açıklamalarda İran’dan gelen balistik füze ve insansız hava aracı tehditlerine karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurmuştur. Açıklamalarda, ülkenin çeşitli bölgelerinde duyulan patlama ve müdahale seslerinin hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri, savaş uçaklarının ise İHA ve seyir füzelerini etkisiz hale getirmesi sırasında meydana geldiği ifade edilmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı tarafından gün içerisinde yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin ülkeyi hedef alan 12 balistik füze ile 17 insansız hava aracını imha ettiği bildirilmiştir. Açıklamaya göre tespit edilen 15 balistik füzenin 12’si hava savunma sistemleri tarafından düşürülmüş, 3’ü denize düşmüştür. Ayrıca hava sahasında tespit edilen 18 İHA’dan 17’sinin imha edildiği, birinin ise ülke topraklarına düştüğü belirtilmiştir.
Yetkililer, İran’ın saldırıları başladığından itibaren 253 balistik füzenin tespit edildiğini, bunlardan 233’ünün imha edildiğini ve 18’inin denize düştüğünü açıklamıştır. Aynı dönemde 1440 insansız hava aracının tespit edildiği, bunlardan 1359’unun engellendiği ve 81’inin ülke topraklarına düştüğü ifade edilmiştir. Ayrıca 8 seyir füzesinin de hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, saldırılar sonucunda Pakistan, Bangladeş ve Nepal vatandaşı 4 kişinin hayatını kaybettiği, 117 kişinin ise yaralandığı bilgisi paylaşılmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Cemal el-Muşarrah, ABD-İsrail-İran çatışmasına ilişkin yaptığı açıklamada BAE ve diğer Körfez ülkelerinin çatışmanın tarafı olmadığını ifade etmiştir. Muşarrah, İran’dan ateşlenen balistik füzeler ve insansız hava araçlarının ülkenin egemenliğinin ihlali anlamına geldiğini belirterek bu saldırıların uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğunu söylemiştir.
Açıklamada, İran’dan ateşlenen 238 balistik füzenin tespit edildiği ve bunlardan 221’inin imha edildiği, ayrıca 1422 insansız hava aracından 1342’sinin önlendiği belirtilmiştir. Muşarrah, Birleşik Arap Emirlikleri’nde günlük yaşamın normal şekilde devam ettiğini ve enerji, ulaşım, sağlık ve iletişim gibi temel hizmetlerin kesintisiz sürdüğünü ifade etmiştir. Ayrıca saldırıların derhal sona erdirilmesi gerektiğini ve uluslararası toplumun bu saldırıları güçlü biçimde kınaması gerektiğini vurgulamıştır.
9 Mart 2026 tarihinde Kuveyt makamları, ülkenin kuzeyinde bulunan Sabbiye Elektrik Santrali ve Su Arıtma Tesisi’nde yer alan yakıt tanklarından birinde yangın çıktığını açıklamıştır. Kuveyt Elektrik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu yangının kontrol altına alındığı bildirilmiştir.
Aynı gün Kuveyt ordusu tarafından yapılan açıklamada, ülkeye yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin müdahale ettiği duyurulmuştur. Açıklamaya göre İran’a ait olduğu belirtilen bir insansız hava aracı hava savunma sistemleri tarafından düşürülmüştür. Yetkililer, olaylarda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadığını bildirmiştir.
Kuveyt ordusunun verdiği bilgilere göre, sabahın erken saatlerinden itibaren ülke topraklarına yönelen 7 balistik füze ve 5 insansız hava aracı tespit edilmiştir. Bunlardan 3 balistik füze ile 2 İHA’nın etkisiz hale getirildiği açıklanmıştır. Ayrıca atılan İHA’lardan ikisinin Kuveyt Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldığı ve yakıt depolarında patlamalara yol açtığı belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, aynı gün yaptığı açıklamada Kuveyt’te bulunan ABD’ye ait Udairi Helikopter Üssü’nün insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle hedef alındığını duyurmuştur. Açıklamada, saldırının Devrim Muhafızları Donanması tarafından gerçekleştirildiği ve üssün helikopter tesisleri, yakıt depoları ve komuta binasının hedef alındığı ileri sürülmüştür.
İran tarafından yapılan açıklamada saldırı kapsamında helikopter rampaları, lojistik tesisler ve altyapı unsurları dahil olmak üzere toplam 11 hedefin vurulduğu iddia edilmiştir. Udairi Helikopter Üssü’nün bir gün önce de İran Devrim Muhafızları tarafından düzenlenen saldırıların hedefi olduğu bildirilmiştir.
9 Mart sabah saatlerinde Katar’ın başkenti Doha’da patlama sesleri duyulduğu ve ülkeye yönelik füze saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirilmiştir. Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülke topraklarını hedef alan füze saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından önlendiği belirtilmiştir.
Saldırı sırasında başkent Doha’da patlama sesleri duyulmuş, cep telefonlarına “ulusal acil durum” uyarısı gönderilmiştir. Yetkililer, vatandaşlar ve ülkede ikamet eden kişilerden evlerinde kalmalarını ve açık alanlardan uzak durmalarını istemiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise aynı dönemde İran’da yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçilmesiyle eş zamanlı şekilde İsrail ve ABD üslerine yönelik füze saldırıları düzenlediğini açıklamıştır.
Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, ülkeyi hedef alan füze saldırılarına hava savunma sistemlerinin müdahale ettiği bildirilmiştir. Bakanlık, Katar Silahlı Kuvvetlerinin ülkeyi hedef alan bir füze saldırısını engellediğini duyurmuştur.
Aynı gün içerisinde İran’dan Katar topraklarına doğru 17 balistik füze ve 6 insansız hava aracının fırlatıldığı, Katar hava savunma sistemlerinin bu saldırılara başarılı şekilde müdahale ettiği açıklanmıştır. Yetkililer, müdahale sonucunda herhangi bir can kaybı veya yaralanma meydana gelmediğini bildirmiştir.
Katar İçişleri Bakanlığı, sosyal medya platformlarında yanıltıcı bilgi ve söylentiler yaydıkları gerekçesiyle farklı uyruklardan 313 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, siber suçlarla mücadele birimlerinin sosyal medya araçlarının kötüye kullanılmasıyla bağlantılı ihlalleri izleme çalışmaları kapsamında operasyon düzenlediği belirtilmiştir.
Gözaltına alınan kişilerin mevcut durumla ilgili görüntü çekip paylaşmak, yanıltıcı bilgi yaymak ve kamuoyunu kışkırtabilecek içerikleri dolaşıma sokmakla suçlandığı ifade edilmiştir. Yetkililer, vatandaşlardan ve ülkede yaşayan kişilerden olaylara ilişkin görüntü paylaşmamalarını ve yalnızca resmi kaynaklardan gelen bilgilere güvenmelerini istemiştir.
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İran’ın ABD ve İsrail’e yönelik saldırılara misilleme yaparken Körfez ülkelerini hedef almasını eleştirmiştir. Al Sani, İran’ın bu adımını “yanlış hesap” olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullanmıştır: “Savaşın başlamasından sadece bir saat sonra Katar ve diğer Körfez ülkeleri saldırıya uğradı. Komşularımıza karşı hiçbir savaşa katılmayacağımızı açıkça belirtmiştik.”
Al Sani ayrıca İran’ın saldırılarının bir kısmının sivil altyapıyı hedef aldığını belirterek “Saldırıların yüzde 25’i sivil tesisleri hedef alıyor. Bunun savaşla ne ilgisi var? Neyi başarmak istiyorlar?” demiştir.
Katar’ın gerilimin azaltılması için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü belirten Al Sani, Körfez ülkelerinin çatışmanın tarafı olmak istemediğini vurgulayarak “Diplomasi, krizden çıkmanın tek geçerli yolu olmaya devam ediyor.” ifadelerini kullanmıştır.
9 Mart 2026 tarihinde Irak’ın Musul kentinde Haşdi Şabi’ye bağlı 30’uncu Tugay Karargahı hava saldırısının hedefi olmuştur. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre Musul’a bağlı Sehil Ninova bölgesinde bulunan karargaha iki ayrı hava saldırısı düzenlenmiştir.
Saldırının hangi ülke veya güç tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmamış, saldırıda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına dair bilgi verilmemiştir.
Öte yandan sosyal medyada paylaşılan ve saldırının ardından kaydedildiği belirtilen görüntülerde, karargahın bulunduğu bölgede yoğun duman yükseldiği görülmüştür. Güvenlik kaynakları saldırının ardından bölgede incelemelerin sürdüğünü bildirmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Mısır Dışişleri Bakanlığı, bölgede devam eden askeri gerilimin genişlemesi halinde Orta Doğu’nun kapsamlı bir kaosa sürüklenebileceği uyarısında bulunmuştur. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, İtalya, Belçika ve Lüksemburg dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir.
Söz konusu görüşmelerde bölgede yaşanan askeri gerilim ve son gelişmeler ele alınmış, taraflar arasında gerilimin düşürülmesi ve siyasi diyaloğun yeniden devreye girmesi için hem bölgesel hem de uluslararası çabaların artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Abdulati, askeri eylemlerin genişlemesinin tüm bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından ciddi riskler oluşturduğunu vurgulamıştır.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Arap ülkelerinin egemenliğini hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek “Arap ülkelerinin güvenliği bölünmez bir bütündür. Arap ülkelerine yönelik saldırıların hiçbir gerekçesi olamaz. Bu saldırıların derhal durdurulması ve bölgenin kapsamlı bir kaosa sürüklenmesinin önüne geçilmelidir.” demiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD-İran-İsrail çatışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Brüksel’de düzenlenen AB Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Kallas, Orta Doğu’daki gelişmelerin küresel güvenlik dengeleri üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini belirtmiştir.
Kallas, mevcut çatışmanın nasıl sona ereceğine ilişkin net bir yol haritası bulunmadığını ifade ederek, uzun süreli bir savaşın yalnızca bölgeyi değil Avrupa’yı da olumsuz etkileyeceğini dile getirmiştir. Konuşmasında “Orta Doğu uzun sürecek herhangi bir savaştan büyük zarar görebilir. Avrupa da aynı şekilde zarar görür.” demiştir.
Kallas ayrıca Orta Doğu’daki askeri gerilim ile Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşı arasında bağlantı bulunduğunu savunarak her iki durumun da uluslararası hukukun aşınması ile ilişkili olduğunu belirtmiştir. Uluslararası sistemde hesap verebilirliğin zayıflaması halinde hukukun ihlallerinin artacağını, bunun da küresel istikrarsızlık ve kaosa yol açabileceğini ifade etmiştir.
AB’nin önceliklerinin sivillerin korunması, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve askeri gerilimin azaltılması olduğunu belirten Kallas, Avrupa Birliği’nin tüm tarafları azami itidal göstermeye çağırmayı sürdürdüğünü vurgulamıştır. Ayrıca bölgesel ve küresel istikrarın korunması için diplomatik çabaların artırılması gerektiğini ifade etmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Endonezya Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun giderek kötüleştiğine ilişkin derin endişe duyulduğunu bildirmiştir. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Endonezya’nın bölgedeki diplomatik misyonlarından alınan raporlar doğrultusunda mevcut güvenlik ortamının giderek daha kaygı verici hale geldiğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir.
Açıklamada ABD ve İsrail’e İran’a yönelik saldırılarını durdurmaları çağrısı yapılmış, İran’dan da Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Umman, Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün başta olmak üzere bölgedeki komşu ülkelere yönelik eylemlerini sonlandırması istenmiştir.
Endonezya Dışişleri Bakanlığı ayrıca tüm tarafların uluslararası hukukun temel ilkelerine bağlı kalma yükümlülüğüne dikkat çekmiş, tarafları azami itidal göstermeye, gerilimi düşürmeye ve diplomasi yoluyla müzakere sürecine geri dönmeye davet etmiştir. Açıklamada Orta Doğu’daki güvenlik durumunun giderek kötüleşmesinin uluslararası toplum açısından ciddi endişe kaynağı olduğu vurgulanmıştır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında, karşı tarafın talebi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede, bölgedeki askeri gerilim ve devam eden çatışmalar ele alınmıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, diplomasi kanallarının yeniden açılmasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etmiş, Türkiye’nin bu yönde çaba harcadığını belirtmiştir. İran’a yönelik hukuksuz müdahaleleri doğru bulmadığını dile getiren Erdoğan, İran’ın bölgedeki kardeş ülkeleri hedef almasını da uygun görmediklerini ifade etmiştir. Kardeş ülkelerin hedef alınmasının hiçbir tarafa fayda sağlamayacağını, bu eylemlerin sonlandırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Görüşmede, Türkiye’nin tarafı olmadığı çatışmalardan olumsuz etkilendiği belirtilmiş, hava sahasının her ne sebeple olursa olsun ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir. Türkiye’nin hava sahasına yönelik ihlallere karşı gerekli tüm önlemleri almaya devam edeceği kaydedilmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Minab’daki okul saldırısında hayatını kaybeden çocuklar başta olmak üzere yaşanan can kayıplarından duyduğu üzüntüyü iletmiş, İran lideri Ali Hamaney için başsağlığı dileklerini yinelemiştir. Mücteba Hamaney’in yeni lider seçilmesinin bölgede barışa vesile olması temennisinde bulunmuştur.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise Türkiye hava sahasına giren füzelerin İran kaynaklı olmadığını belirtmiş ve konuya ilişkin kapsamlı bir araştırma yürütüleceğini ifade etmiştir.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye’nin hava sahasının korunmasına destek sağlamak amacıyla bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya’ya konuşlandırıldığını açıklamıştır.
Açıklamada, bölgede yaşanan gelişmeler kapsamında hudut ve hava sahası güvenliği için gerekli tedbirlerin alındığı, NATO ve müttefik ülkelerle danışmaların sürdürüldüğü belirtilmiştir. NATO tarafından hava ve füze savunma tedbirlerinin artırıldığı, söz konusu Patriot sisteminin bu çerçevede görevlendirildiği ifade edilmiştir. Türkiye’nin savunma ve güvenlik kapasitesini en üst düzeyde muhafaza ettiği, gelişmelerin NATO ve müttefiklerle işbirliği içinde değerlendirildiği ve bölgesel istikrar için çalışmaların sürdürüldüğü kaydedilmiştir.
NATO, Türk hava sahasının korunmasına destek sağlamak üzere görevlendirilen bir Patriot Sistemi'nin Malatya'da konuşlandırılmasına ilişkin, "Balistik füze savunma duruşumuzu gelişen tehditlere göre uyarlamayı sürdüreceğiz." açıklamasında bulunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile bir telefon görüşmesi yapmıştır. Görüşmede bölgedeki güvenlik gelişmeleri ve Türk hava sahasının ihlali iddiaları ele alınmıştır.
Diplomatik kaynaklara göre Fidan görüşmede Türk hava sahasının ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etmiş ve Türkiye’nin hava sahasının güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini belirtmiştir. Ayrıca bölgedeki tüm tarafların, bölgesel güvenliği zedeleyebilecek ve siviller için risk oluşturabilecek adımlardan kaçınması gerektiği vurgulanmıştır. İran Dışişleri Bakanı Araghchi ise görüşmede Türk hava sahasına yönelen füzelerin İran kaynaklı olmadığını ifade etmiş ve söz konusu olayın aydınlatılması için kapsamlı bir inceleme başlatılacağını bildirmiştir.
9 Mart 2026’da Azerbaycan, İran’a yönelik gıda ve tıbbi malzemelerden oluşan insani yardım sevkiyatı gerçekleştirmiştir. Azerbaycan Olağanüstü Haller Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada yardımın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in talimatı doğrultusunda gönderildiği bildirilmiştir.
Bakanlığa ait araçlarla İran’a ulaştırılan yardım kapsamında 10 ton un, 6 ton pirinç, 2,4 ton şeker, 4 tondan fazla içme suyu, yaklaşık 600 kilogram çay ile yaklaşık 2 ton ilaç ve çeşitli tıbbi malzemeler yer almıştır.
Açıklamada söz konusu yardımın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından oluşan insani ihtiyaçların karşılanmasına destek amacıyla gönderildiği belirtilmiştir. Yardım malzemelerinin Azerbaycan Olağanüstü Haller Bakanlığı koordinasyonunda İran’a ulaştırıldığı ifade edilmiştir.
Avustralya hükümeti, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın misilleme operasyonlarının devam ettiği süreçte Körfez bölgesindeki hava sahasının güvenliğine katkı sağlamak amacıyla uzun menzilli bir askeri keşif uçağı göndereceğini açıklamıştır.
Avustralya basınında yer alan haberlere göre Başbakan Anthony Albanese, gazetecilere yaptığı açıklamada E-7A Wedgetail erken uyarı ve kontrol uçağının destekleyici savunma kuvvetleri personeli ile birlikte ilk etapta dört haftalık bir süre için bölgeye konuşlandırılacağını belirtmiştir. Albanese, bu adımın “Körfez üzerindeki hava sahasını korumak ve güvence altına almak” amacıyla atıldığını ifade etmiştir.
Avustralya Başbakanı ayrıca hükümetin talep edilmesi halinde Birleşik Arap Emirlikleri’ne gelişmiş orta menzilli havadan havaya füzeler sağlamayı planladığını açıklamıştır. Albanese, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaklaşık 24 bin Avustralya vatandaşının bulunduğunu ve hükümetin önceliğinin bu vatandaşların güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulamıştır.
Albanese, Körfez bölgesine keşif uçağı gönderilmesi kararını Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı görüşmenin ardından aldığını belirtmiştir. Açıklamada ayrıca BAE’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran tarafından fırlatılan 1500’den fazla roket ve insansız hava aracını düşürdüğünün bildirildiği ifade edilmiştir.
10 Mart 2026 tarihinde Amerikan basınında yer alan haberlere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tahminleri, İran’a yönelik askeri operasyonların ilk günlerinde kullanılan mühimmatın maliyetine ilişkin değerlendirmeler ortaya koymuştur.
The Washington Post gazetesinin konuyla ilgili bilgi sahibi üç ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre Amerikan ordusu, İran’a yönelik saldırıların ilk iki gününde yaklaşık 5,6 milyar dolar değerinde mühimmat kullanmıştır. Pentagon tarafından hazırlanan bu maliyet değerlendirmesinin ayrıntılarının ABD Kongresi’ne iletildiği belirtilmiştir.
Haberde söz konusu rakamın oldukça yüksek olduğuna dikkat çekilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonları nedeniyle Washington’da artan eleştiriler bağlamında bu maliyetin Kongre içindeki tartışmaları artırabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca ABD yönetiminin İran operasyonları için Kongre’den ek bütçe talep etmesi halinde söz konusu maliyetin siyasi tartışmaların odağına yerleşebileceği belirtilmiştir.
ABD’li yetkililer operasyonlarda kullanılan silah sistemlerine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmazken, saldırılarda çok sayıda gelişmiş silah ve mühimmatın kısa süre içinde kullanıldığını ifade etmiştir.
10 Mart günü Belçika Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik artan hava saldırıları nedeniyle Tahran’daki Belçika Büyükelçiliğinin geçici olarak Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye taşındığını açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, taşınma kararının 6 Mart 2026 tarihinde alındığı belirtilmiştir. Elçilik çalışanlarını taşıyan konvoyun Avrupa Birliği’ne üye ülkelerle iş birliği içinde organize edildiği ifade edilmiştir.
Açıklamada 8 Mart Pazar günü gerçekleştirilen tahliye sürecinin Belçika Dışişleri Bakanlığı ve güvenlik servisleri tarafından yakından takip edildiği ve uluslararası ortaklarla istişare içinde yürütüldüğü belirtilmiştir. Diplomatik personeli taşıyan konvoyun 8 Mart akşamı İran-Azerbaycan sınırını geçtiği bildirilmiştir.
Belçikalı diplomatların güvende olduğu ifade edilen açıklamada, Belçika vatandaşlarına yönelik konsolosluk hizmetlerinin geçici olarak Bakü üzerinden sağlanmaya devam edeceği kaydedilmiştir. Ayrıca güvenlik koşulları uygun hale geldiğinde büyükelçiliğin yeniden Tahran’a taşınmasının planlandığı belirtilmiştir.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Orta Doğu’da ortaya çıkan güvenlik durumu ele alınmıştır.
Kremlin Sarayı tarafından yapılan açıklamada, görüşmede ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonucunda bölgede oluşan durumun değerlendirildiği belirtilmiştir. Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya’nın mevcut krize ilişkin temel yaklaşımını yineleyerek gerilimin azaltılması ve sorunun siyasi yöntemlerle çözülmesi gerektiğini ifade etmiştir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise görüşmede Rusya’nın İran’a verdiği destekten dolayı teşekkür etmiş ve özellikle Rusya tarafından sağlanan insani yardımların önemine dikkat çekmiştir.
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 10 Mart 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmede ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma ortamına ilişkin son gelişmeler ele alınmıştır. Jaishankar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüşme yaptığını duyurmuştur. Açıklamasında iki tarafın devam eden çatışmaya ilişkin son gelişmeleri ayrıntılı biçimde değerlendirdiğini belirtmiştir. Görüşmede ayrıca tarafların bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edecekleri ve iletişim halinde kalma konusunda mutabık kaldıkları ifade edilmiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, bölgedeki askeri gerilime ilişkin bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından ortaya çıkan güvenlik durumu ele alınmıştır.
BM Genel Sekreter Sözcülüğü Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Guterres’in görüşmede bölgede artan askeri gerilim konusundaki endişelerini dile getirdiği ve daha önce yaptığı açıklamalarda ifade ettiği tutumunu yinelediği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca Guterres’in, tüm tarafların uluslararası hukuka tam olarak saygı göstermesi, siviller ile sivil altyapıya yönelik saldırılardan kaçınması gerektiğini vurguladığı aktarılmıştır. BM Genel Sekreteri görüşmede ayrıca devam eden çatışmanın bölge geneline yayılması ihtimali ve küresel ekonomi üzerindeki olası etkilerinden duyduğu derin endişeyi dile getirmiştir.
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bulunan Ramada Otel’e düzenlediği saldırıda 4 İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıklamıştır. İran devlet televizyonunun aktardığı bilgilere göre İrevani, olayın ardından BM Genel Sekreteri ile BM Güvenlik Konseyi Başkanına bir mektup göndererek saldırıya ilişkin İran’ın görüşlerini iletmiştir.
İrevani, söz konusu saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş ve saldırının kasıtlı şekilde gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Açıklamada, saldırıda hayatını kaybeden diplomatların kimlikleri de paylaşılmıştır.
İran’ın verdiği bilgilere göre İkinci Katip Mecid Hasani Kendeseri, Üçüncü Katip Ali Rıza Biyazar, Ataşe Hüseyin Ahmedlu ve Misyon Şefi Vekili Ahmed Resuli saldırı sonucunda hayatını kaybetmiştir. İran tarafı, saldırının 8 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen askeri çatışmaların kısa süreli olacağını ifade etmiştir. Miami’de Cumhuriyetçi Parti üyeleriyle gerçekleştirilen toplantıda yaptığı açıklamada, operasyonun kısa sürede tamamlanacağını belirtmiştir.
Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının önleyici nitelikte olduğunu savunmuştur. Eğer ilk adımı kendilerinin atmadığını durumda İran’ın İsrail’e ve ABD’ye saldıracağını ileri sürmüştür. B-2 bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırıların İran’ın nükleer kapasitesini engellediğini ifade etmiştir.
Başkan Trump, İran’ın nükleer ve balistik füze kapasitesinin büyük ölçüde yok edildiğini, İran donanmasının önemli ölçüde etkisiz hale getirildiğini iddia etmiştir. İran’a ait 46 ila 50 geminin batırıldığını, füze kapasitelerinin yaklaşık yüzde 10 seviyesine düşürüldüğünü ve füze rampalarının yüzde 90’dan fazlasının imha edildiğini belirtmiştir.
İran’ın Körfez bölgesindeki ülkelere yönelik saldırılarını eleştirmiş ve bu ülkelerin başlangıçta tarafsız olduklarını ancak sonrasında ABD’nin yanında konumlandıklarını savunmuştur.
Trump ayrıca İran’da bir okulun Tomahawk füzesiyle vurulduğu iddialarına ilişkin soruşturma sonucunu bekleyeceğini açıklamıştır. Tomahawk füzelerinin farklı aktörler tarafından da kullanılabildiğini ifade etmiştir.
Mücteba Hamaney’in İran’da yeni lider seçilmesine ilişkin değerlendirmesinde ise bunun İran’daki mevcut sorunları artırabileceğini düşündüğünü belirtmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışını engellemesi halinde ABD’nin 20 kat daha sert karşılık vereceğini açıklamıştır. İran’ın bu yönde bir adım atması halinde hedeflerin vurulacağını belirtmiştir.
Trump, boğazın açık kalmasının başta Çin olmak üzere bölgeyi kullanan ülkeler için stratejik önem taşıdığını ifade etmiştir. Daha önce yaptığı açıklamada boğazın kontrolünü almayı düşünebileceğini belirtmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların ilk 10 gününe ilişkin bir değerlendirme yayımlamıştır. CENTCOM tarafından sosyal medya platformu X üzerinden paylaşılan açıklamada saldırıların “acil tehdit oluşturduğu değerlendirilen hedeflere” yönelik gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür.
Açıklamada operasyonun ilk on gününde 5 binden fazla hedefin vurulduğu, İran’a ait 50 deniz unsurunun hasar gördüğü veya imha edildiği belirtilmiştir. Operasyonların İran’ın güvenlik altyapısını zayıflatmayı amaçladığı ifade edilmiştir.
CENTCOM açıklamasında hedef alınan noktalar arasında komuta ve kontrol merkezleri, Devrim Muhafızları Ordusu karargah binaları, istihbarat tesisleri, entegre hava savunma sistemleri, balistik füze sahaları, gemisavar füze mevzileri, balistik füze ve insansız hava aracı üretim tesisleri ile İran donanmasına ait gemi ve denizaltıların bulunduğu kaydedilmiştir.
Operasyonlarda B-1, B-2 ve B-52 bombardıman uçakları, F-15, F-16, F-18, F-22 ve F-35 savaş uçakları, MQ-9 Reaper insansız hava araçları, Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri, nükleer güçle çalışan uçak gemileri, güdümlü füze destroyerleri ve HIMARS roket sistemleri gibi çok sayıda hava, kara ve deniz unsurunun kullanıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca elektronik harp uçakları, erken uyarı ve kontrol sistemleri, keşif uçakları, tanker uçakları ve çeşitli insansız sistemlerin de operasyon kapsamında görev yaptığı belirtilmiştir.
İran devlet televizyonu, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na yönelik saldırıyı duyurmuştur. İran Kızılayı’na göre söz konusu saldırıda 165’ten fazla kişi hayatını kaybetmiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile birlikte düzenlediği basın toplantısında İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Hegseth açıklamasında İran’a yönelik saldırıların yoğunlaştırılacağını belirterek “Bugün yine İran içindeki en yoğun saldırı günümüz olacak.” ifadelerini kullanmıştır. ABD Savunma Bakanı, operasyon kapsamında İran’a karşı şimdiye kadarki en yüksek sayıda savaş ve bombardıman uçağının kullanılacağını ifade etmiştir. İran’ın bölgedeki müttefiklerinin zayıflatıldığını savunan Hegseth, Hizbullah, Husiler ve Hamas’ın ya parçalandığını, etkisiz hale getirildiğini ya da geri çekildiğini öne sürmüş ve İran’ın bölgede yalnız kaldığını iddia etmiştir.
Basın toplantısında İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hegseth, İran’ın füze kapasitesinin yüzde 90’ının, insansız hava aracı (İHA) kapasitesinin ise yüzde 83’ünün zayıflatıldığına dair güçlü deliller bulunduğunu ileri sürmüştür.
ABD Başkanı Donald Trump’ın diğer dünya liderleriyle yürüttüğü diplomatik temaslara da değinen Hegseth, bu ilişkilerin ABD yönetimine farklı askeri ve siyasi seçenekler sunduğunu belirtmiştir. Hegseth ayrıca İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in, Trump’ın “nükleer silah peşinde koşulmaması” yönündeki çağrısını dikkate alması gerektiğini savunmuştur.
ABD Savunma Bakanı açıklamasında İsrail’in operasyonlardaki rolüne de değinmiş ve “İsrail bu çabada gerçekten güçlü bir ortak oldu.” ifadelerini kullanmıştır. Hegseth, İsrail’in farklı hedefleri bulunmasına rağmen ABD’nin kendi askeri hedeflerine odaklanmayı sürdürdüğünü belirtmiştir.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana ABD askerleri arasında yaralanmalar yaşandığını açıklamıştır. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell tarafından yapılan açıklamaya göre, 28 Şubat 2026’da başlatılan saldırıların ardından geçen 10 günlük süreçte yaklaşık 140 ABD askeri yaralanmıştır.
Parnell, söz konusu yaralı askerlerin büyük bölümünün hafif yaralandığını, ancak 8 askerin durumunun ağır olduğunu belirtmiştir. Yaralanan askerlerin tedavi altına alındığı ve sağlık durumlarının yakından takip edildiği ifade edilmiştir.
Pentagon sözcüsü ayrıca yaralanan askerlerin önemli bir kısmının kısa süre içinde görevlerine döndüğünü belirterek, yaralanan askerlerden 108’inin yeniden görev yapmaya başladığını açıklamıştır. Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından 9 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına yönelik misillemeleri sırasında hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısının 7’ye yükseldiği bildirilmiştir.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Mart 2026 tarihinde yaptığı basın brifinginde ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını sağlamak amacıyla ilave askeri seçenekler hazırladığını açıklamıştır. Leavitt, bu hazırlıkların ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatı doğrultusunda yürütüldüğünü belirtmiştir.
Leavitt, İran’a yönelik askeri operasyonların sona ermesinin ABD’nin askeri hedeflerinin tam olarak yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade ederek, Başkan Trump’ın İran’ın ABD için herhangi bir tehdit oluşturmadığından emin olunması gerektiğini dile getirdiğini aktarmıştır. Açıklamada, daha önce dile getirilen 4–6 haftalık operasyon takviminin beklenenden daha hızlı ilerlediği de belirtilmiştir.
Beyaz Saray Sözcüsü ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin güvenliğine ilişkin seçeneklerin değerlendirildiğini ifade etmiştir. ABD Donanması’nın şu ana kadar tanker ve ticari gemilere eskort sağlamadığını belirten Leavitt, bunun gündemdeki askeri seçeneklerden biri olduğunu ve Başkan Trump’ın gerekli görülmesi halinde bu seçeneğin uygulanabileceğini söylediğini kaydetmiştir.
Leavitt, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda petrol akışını kesmeye yönelik herhangi bir adım atması durumunda ABD ordusunun daha sert askeri karşılık vereceğini ifade ederek Tahran yönetimine bu konuda uyarıda bulunmuştur. Basın toplantısında ayrıca İran’da ABD’ye ait olduğu iddia edilen bir Tomahawk füzesiyle vurulan okula ilişkin Pentagon soruşturmasının sürdüğü belirtilmiştir. Leavitt, Başkan Trump’ın soruşturma sonucunu kabul edeceğini ifade etmiştir.
Öte yandan sözcü, İran’da yeni lider olarak seçilen Mücteba Hamaney hakkında da açıklamada bulunarak ABD yönetiminin bu seçimden memnun olmadığını ve Başkan Trump’ın yeni İran liderinin “huzur içinde yaşayabileceğine inanmadığını” söylediğini aktarmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşemesi ihtimaline karşı uyarıda bulunmuştur. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’ın boğaza mayın yerleştirmiş olması durumunda bunların derhal kaldırılmasını istediklerini belirtmiştir.
Trump açıklamasında, İran’ın boğaza mayın döşediğine dair kesin bir rapor bulunmadığını ifade ederek, “Eğer İran Hürmüz Boğazı’na herhangi bir mayın döşediyse ve elimizde bununla ilgili hiçbir rapor yoksa, bunların derhal kaldırılmasını istiyoruz.” sözlerini kullanmıştır.
ABD Başkanı ayrıca mayınların kaldırılmaması durumunda İran’ın ciddi askeri sonuçlarla karşılaşabileceğini belirterek şu ifadeyi kullanmıştır:
“Herhangi bir nedenle mayın döşenmişse ve derhal kaldırılmazsa, İran için askeri sonuçlar daha önce hiç görülmemiş bir seviyede olacak.” Trump, İran’ın mayınları kaldırmasının gerilimin azaltılması yönünde önemli bir adım olacağını da ifade etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail ve ABD büyükelçilerini sınır dışı eden Arap veya Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapabileceğini duyurmuştur. Açıklamada, bu ülkelerin geçiş konusunda tam yetki ve özgürlüğe sahip olacağı ifade edilmiştir.
Daha önce Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Hürmüz Boğazı’nın geçişlere kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere saldırı düzenleneceğini belirtmiştir. Buna karşılık, Hatemul Enbiya Yapı Karargahı Komutan Yardımcısı Kiyomers Haydari, boğazın kapatılmadığını ve uluslararası protokollere uygun seyir yapan gemilerin geçişine izin verildiğini ileri sürmüştür.
10 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Washington yönetimiyle yeniden müzakere ihtimalinin gündemlerinde olmadığını ifade etmiştir. Erakçi, Amerikan PBS kanalında yayımlanan NewsHour programına verdiği röportajda İran ile ABD arasındaki diplomatik ilişkiler ve olası müzakere süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Erakçi, Şubat ayında Tahran ile Washington arasında gerçekleştirilen görüşmelerde ABD tarafının saldırı niyetinin bulunmadığını ifade ettiğini, ancak buna rağmen ABD’nin İran’a saldırı düzenlediğini söylemiştir. Bu nedenle ABD ile yeniden müzakere edilmesi ihtimaline ilişkin “Amerikalılarla görüşme veya Amerikalılarla tekrar müzakere etme meselesinin masada olacağını sanmıyorum, çünkü Amerikalılarla görüşme konusunda oldukça acı bir deneyimimiz var.” ifadelerini kullanmıştır.
İran’da yeni lider olarak seçilen Mücteba Hamaney hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erakçi, yeni liderin göreve gelmesinin hem süreklilik hem de istikrar mesajı verdiğini belirtmiştir. Hamaney’in ABD ile olası müzakere süreçleri hakkında henüz açıklama yapmadığını ifade eden Erakçi, bu konuda değerlendirme yapmak için erken olduğunu söylemiştir.
Röportaj sırasında petrol taşımacılığı ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler de gündeme gelmiştir. Erakçi, bölgede petrol sevkiyatında yaşanan aksaklıkların İran’ın politikalarından değil, ABD ve İsrail’in saldırılarından kaynaklandığını ifade etmiştir. Petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçmekten çekindiğini belirten Erakçi, İran’ın boğazı kapatmadığını ve tankerlerin geçişine engel olmadığını söylemiştir.
Erakçi ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “tam anlamıyla yasa dışı bir saldırganlık eylemi” olarak nitelendirmiş ve İran’ın bu süreçte yalnızca kendini savunduğunu ifade etmiştir. İran’ın daha önce bölge ülkelerine ABD’nin İran’a saldırması halinde ABD’nin bölgedeki üsleri ve askeri varlıklarının hedef alınabileceği uyarısında bulunduğunu hatırlatan Erakçi, savaşın bölgeye yayılmasının ABD’nin saldırganlığının bir sonucu olacağını dile getirmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Naini, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ın gücü sona erdi" ifadelerine tepki göstermiştir. İran devlet televizyonu, Naini'nin konuya ilişkin açıklamalarını yayımlamıştır.
Trump'ın "yalan ve aldatmayla İran'a karşı psikolojik baskı uygulamaya çalıştığını" savunan İranlı Sözcü, "İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı cesur ve güçlü iradeyle direniyor. Biz savaşı tüm gücümüzle sürdürüyoruz ve savaşın sonunu İran belirleyecek." demiştir.
Bölgedeki ABD'ye ait tüm askeri altyapının yok edildiğini öne süren Naini, "İran silahlı kuvvetleri, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD donanmasını ve 'Gerald Ford' uçak gemisini bekliyor." ifadelerini kullanmıştır. Naini, "Trump, ABD halkına yalan söyleyerek savaşı başlattı. Ancak şimdi İran'ın cevapları onu şaşkın ve çaresiz bir duruma düşürdü." demiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Hürmüz Boğazı hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Laricani, İran yönetiminin ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin geçişine kapattığını duyurduğu Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekmiştir.
Laricani, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın ya bölge ülkeleri için barış ve refah sağlayan bir geçiş noktası olacağını ya da savaş politikalarını teşvik eden aktörler için ağır sonuçlar doğuracağını ifade etmiştir. Açıklamasında, “Hürmüz Boğazı ya herkes için barış ve refah boğazı olacak ya da savaş kışkırtıcıları için yenilgi ve acı boğazı olacaktır.” ifadelerine yer vermiştir.
10 Mart günü İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlara ilişkin yaptığı açıklamada İran’ın ateşkes arayışında olmadığını belirtmiştir. Kalibaf, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı mesajda İran’ın mevcut çatışma sürecinde geri adım atmayacağını ifade etmiştir.
Kalibaf açıklamasında, “Biz kesinlikle ateşkes arayışında değiliz, saldırganın ağzına bir yumruk atılması gerektiğine inanıyoruz ki dersini alsın ve bir daha asla sevgili İran’ımıza saldırmayı düşünmesin.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Meclis Başkanı ayrıca İsrail’i kastederek “Siyonist rejim, utanç verici varlığını ve egemenliğini pekiştirmek için savaş-müzakere-ateşkes ve ardından yeniden savaş döngüsünü sürdürüyor. Biz ise bu döngüyü kıracağız.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Kalibaf’ın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir gün önce yaptığı ve İran ile yürütülen savaşta ateşkes ihtimaline ilişkin yorumların gündeme gelmesinin ardından yapılmıştır.
İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında meydana gelen sivil kayıplara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran devlet televizyonuna konuşan Muhacirani, saldırılarda hayatını kaybedenler arasında 206 kadın ve çocuğun bulunduğunu bildirmiştir.
Muhacirani açıklamasında, hayatını kaybedenler arasında en küçüğü 8 aylık bir kız bebeğin yer aldığını, yaralananlar arasında ise en küçük kişinin 4 aylık bir kız çocuğu olduğunu belirtmiştir.
Sözcü ayrıca saldırılarda sağlık altyapısının da hedef alındığını ifade ederek 52 sağlık merkezi, 29 tedavi ünitesi, 19 acil servis birimi ve 16 ambulansın saldırılarda zarar gördüğünü açıklamıştır. Açıklamada 4 ambulans ile bir acil durum helikopterinin tamamen kullanılamaz hale geldiği belirtilmiştir. Muhacirani, saldırılar sırasında 11 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini de ifade etmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditlerine ilişkin açıklamada bulunmuştur. Laricani, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda İran halkının ABD’nin tehditlerinden korkmadığını ifade etmiştir.
Laricani, Trump’ın İran’a yönelik saldırıların ülkenin yeniden inşa edilmesini neredeyse imkânsız hale getireceğine ilişkin açıklamalarına yanıt vererek “Aşura’daki İran halkı sizin boş tehditlerinizden korkmuyor; aranızdaki en büyükler bile onu silemedi. Silinenlerden biri olmamak için dikkatli olun.” ifadelerini kullanmıştır. Söz konusu açıklama, ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonların daha da yoğunlaştırılabileceğine ilişkin açıklamalarının ardından yapılmıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 10 Mart akşamı yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’in İran’daki altyapı tesislerini hedef alması halinde İran’ın da bölgedeki altyapıları hedef alacağını belirtmiştir. Kalibaf, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda İran’ın saldırılara karşılık vermeye hazır olduğunu ifade etmiştir.
Kalibaf açıklamasında, saldırılara karşı anında ve orantılı karşılık verileceğini belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Düşman, ne yaparsa yapsın anında ve orantılı bir karşılık alacağını bilmelidir. Hiçbir kötülük cevapsız kalmaz; bugün ‘göze göz, dişe diş’ ilkesini uyguluyoruz, abartısız ve istisnasız.”
İsrail ve ABD’nin İran’daki altyapı tesislerini hedef aldığı iddialarına değinen Kalibaf, bu tür saldırıların sürmesi halinde İran’ın da karşılık vereceğini belirterek “Eğer altyapıya saldırı başlatılırsa, şüphesiz İsrail ve bölgedeki altyapıları hedef alacağız.” demiştir.
Hizbullah Meclis Grubu Başkanı Muhammed Raad, Lübnan’ın savaş ile İsrail’in dayattığı şartlara teslim olmak arasında tercih yapmak durumunda olduğunu belirtmiştir. İsrail’e karşı direnişin sürdüğünü ifade etmiş, ateşkese bağlı kalındığını ancak İsrail’in anlaşmaya uymadığını ileri sürmüştür.
Raad, İran lideri Hamaney’e yönelik suikast sonrasında fırlatılan füzelerin bir mesaj niteliği taşıdığını belirtmiştir. Lübnan hükümetinin İsrail’in ihlallerine karşı yeterli diplomatik girişimde bulunmadığını savunmuştur.
9 Mart 2026’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik saldırıların devam edeceği yönünde açıklamalarda bulunmuştur. İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından paylaşılan açıklamaya göre Netanyahu, İsrail Sağlık Bakanı Haim Katz ile birlikte Ulusal Sağlık Merkezi’ni ziyaret ettiği sırada konuşmuştur.
Netanyahu konuşmasında İran yönetiminin direncinin kırıldığını savunarak saldırıların sürdürüleceği mesajını vermiştir. Netanyahu, “Şimdiye kadar aldığımız önlemlerle onların (İran yönetiminin) direncini kırdığımız ve hâlâ aktif olduğumuz şüphesizdir.” ifadelerini kullanmıştır.
İsrail Başbakanı ayrıca saldırıların temel amacının İran halkının “rejimden kurtulmasını sağlamak” olduğunu iddia etmiş, İsrail’in uluslararası konumunda değişim sağladıklarını ileri sürmüştür. Netanyahu konuşmasında savunmanın İran’a yönelik saldırılardan daha önemli olduğunu belirtmiş ve İsrail toplumunun iradesi ile desteğinin yüksek olduğunu ifade etmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail’i ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Batı Kudüs’te düzenlenen ortak basın toplantısında İran’a yönelik saldırılar hakkında açıklamalarda bulunmuştur.
Saar, İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonların süresine ilişkin bir takvim vermekten kaçınmış, saldırıların ne zaman sona ereceği konusunda ABD ile koordinasyon içinde hareket edeceklerini belirtmiştir. Saar açıklamasında “İsrail sonsuz bir savaş peşinde değil.” ifadelerini kullanmıştır.
İsrail’in ABD ile birlikte İran’a karşı savaştığını savunan Saar, İran’ın “dünyanın en tehlikeli rejimi” olduğunu ileri sürmüş ve İran hava saldırılarından korunacak duruma gelmeden harekete geçtiklerini ifade etmiştir. Saar ayrıca İran’a yönelik saldırıların başlamasından bu yana Hizbullah’ın İsrail’e Lübnan topraklarından 800’den fazla füze ve insansız hava aracı fırlattığını iddia etmiştir.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise basın toplantısında “Sizin yanınızdayız, bu yüzden İsrail’e geldim.” ifadelerini kullanmıştır. Wadephul, İran’ın komşu ülkeler için tehdit oluşturmaması gerektiğini ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği sonlandırması gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte İran’ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini de ifade ederek “Kimse kaos istemiyor.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Görüşmenin ardından iki bakanın Batı Kudüs’te İsrail Dışişleri Bakanlığında çalışma toplantısı gerçekleştirdiği ve daha sonra Beyt Şemeş’te İran’ın misilleme saldırılarından birinde füzenin düştüğü alanı ziyaret ettiği bildirilmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından İran tarafından bölgedeki bazı Arap ülkelerine yönelik geniş çaplı misilleme saldırıları gerçekleştirilmiştir. Anadolu Ajansı muhabirinin bölge ülkelerinin resmi verilerinden derlediği bilgilere göre İran, 10 günlük süreçte yedi Arap ülkesine toplam 3 bin 95 füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlemiştir.
Saldırılar kapsamında başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere birçok Körfez ülkesindeki askeri ve stratejik noktalar hedef alınmıştır. Resmi verilere göre bu süreçte en fazla saldırıya maruz kalan ülke BAE, en az saldırıya maruz kalan ülke ise Umman olmuştur.
BAE Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada saldırıların başlangıcından bu yana 253 balistik füze, 1440 İHA ve 8 seyir füzesinin tespit edildiği bildirilmiştir. Açıklamada bu füzelerden 233’ünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, 18’inin denize düştüğü ve 2 füzenin ülke topraklarına isabet ettiği belirtilmiştir. Ayrıca tespit edilen 1440 İHA’dan 1359’unun engellendiği, 81’inin ise ülke topraklarına düştüğü ifade edilmiştir.
Kuveyt Savunma Bakanlığı ise İran kaynaklı 238 füze ve en az 430 İHA saldırısının tespit edildiğini duyurmuştur. Açıklamada saldırıların özellikle ülkenin kuzey ve güney bölgelerinde yoğunlaştığı ve büyük ölçüde hava savunma sistemleri tarafından engellendiği belirtilmiştir.
Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada ise 10 günlük süreçte 102 füze ve 173 İHA’nın etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Katar Savunma Bakanlığı da İran’dan yönelen 149 füze ve 69 İHA’nın engellendiğini açıklamış, ayrıca hava savunma sistemleri tarafından 2 adet Su-24 tipi savaş uçağının düşürüldüğünü duyurmuştur. Ürdün ordusu tarafından yapılan açıklamada İran kaynaklı 60 füze ve 59 İHA saldırısının ülke topraklarını hedef aldığı, bunlardan 108’inin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği ifade edilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise özellikle Şeybe Petrol Sahası ve Prens Sultan Hava Üssü’nü hedef alan en az 9 füze ve 97 İHA saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini bildirmiştir. Ummanlı yetkililer ise ülke topraklarının bu süreçte en az 8 İHA saldırısına maruz kaldığını açıklamıştır.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, 10 Mart'ta İran tarafından başkent Manama’ya düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını açıklamıştır. Bakanlık tarafından sosyal medya platformu üzerinden yapılan açıklamada saldırının sivil bir yerleşim alanındaki bir binayı hedef aldığı belirtilmiştir.
Daha sonra yapılan güncellemede saldırıda hayatını kaybeden kişinin 29 yaşında Bahreyn vatandaşı bir kadın olduğu ve saldırıda 8 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Yetkililer, yaralıların tedavi altına alındığını duyurmuştur.
Bahreyn ordusu tarafından yapılan aynı gün yapılan başka bir açıklamada ise İran’ın misilleme saldırılarına karşı yürütülen hava savunma faaliyetlerine ilişkin veriler paylaşılmıştır. Açıklamaya göre Bahreyn hava savunma sistemleri tarafından 10 Mart'a kadar toplam 105 füze ve 176 insansız hava aracı (İHA) etkisiz hale getirilmiştir.
10 Mart'ın ilk saatlerinde Irak’ın Erbil kentinde bir patlama sesi duyulmuştur. Patlamaya ilişkin resmi makamlardan doğrudan bir açıklama yapılmamıştır. Ancak sosyal medya ve yerel kaynaklarda yer alan bilgilere göre patlamanın, Erbil’in kuzeydoğusunda bulunan Korek Dağı’na yönelik kamikaze insansız hava aracı (İHA) saldırısından kaynaklandığı belirtilmiştir.
Korek Dağı’nda bulunan ve saldırının hedef aldığı belirtilen bölgede bir telekomünikasyon istasyonu ile gözetleme merkezi yer almaktadır. Söz konusu tesislerde ayrıca bir radar sisteminin bulunduğu ve bu altyapının Irak için stratejik öneme sahip olduğu ifade edilmiştir.
Irak Sivil Havacılık Kurumu, Orta Doğu’da devam eden askeri gerilim nedeniyle ülke hava sahasının uçuşlara kapalı tutulma süresinin uzatıldığını açıklamıştır. Kararın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle alındığı belirtilmiştir. Açıklamada hava sahasının 13 Mart 2026 Cuma günü saat 12.00’ye kadar kapalı kalacağı ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı ülkenin hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, BAE hava sahasına yönelen tehditlerin aktif biçimde takip edildiği ve hava savunma unsurlarının saldırıları engellemek için harekete geçtiği belirtilmiştir.
Açıklamada, BAE hava savunma sistemlerinin İran’dan gelen balistik füze ve İHA tehditlerine karşı koyduğu ifade edilmiştir. Ülkenin farklı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin, hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri imha etmesi ve savaş uçaklarının İHA ile seyir füzelerini etkisiz hale getirmesi sonucu meydana geldiği aktarılmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de yer alan Er-Ruveys Sanayi Sitesi, insansız hava aracıyla gerçekleştirilen bir saldırının hedefi olmuştur. Abu Dabi Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, saldırının ardından sanayi bölgesinde yangın çıktığı bildirilmiştir. BAE Savunma Bakanlığı, saldırı sırasında ülkenin hava savunma sistemlerinin İran’dan gelen balistik füze ve İHA tehditlerine karşı faaliyet yürüttüğünü yinelemiştir. Açıklamada ayrıca farklı bölgelerde duyulan patlama seslerinin hava savunma faaliyetlerinden kaynaklandığı ifade edilmiştir. Yetkililer, Er-Ruveys Sanayi Sitesi’nde çıkan yangına müdahale edildiğini ve olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını duyurmuştur.
10 Mart 2026 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da patlama sesleri duyulmuştur. Ülke basınında yer alan haberlere göre söz konusu patlamaların, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı İran tarafından düzenlenen misilleme saldırılarıyla bağlantılı olduğu belirtilmiştir.
Katar resmi haber ajansı QNA’da yayımlanan haberde, İçişleri Bakanlığının ülkedeki güvenlik tehdidi seviyesinin yükseldiğine dair uyarı yayımladığı bildirilmiştir. Bakanlık, vatandaşlara evlerinde kalmaları, açık alanlardan uzak durmaları ve pencerelerden uzak bir noktada bulunmaları yönünde çağrıda bulunmuştur. Haberde ayrıca Katar Savunma Bakanlığının ülkeye yönelik füze saldırılarına müdahale ettiği ve hava savunma unsurlarının devreye girdiği aktarılmıştır.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, aynı gün Doha’da düzenlediği basın toplantısında bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik açıklamalarda bulunmuştur. Ensari, devam eden savaşın sona ermesine katkı sağlayacak her türlü rolün Katar tarafından memnuniyetle karşılanacağını belirtmiştir.
Ensari, “Tüm krizler müzakere masasında çözülür ve savaşlar sonsuza dek sürmez. Şu anda Katar’a İran’dan saldırılar yapılıyor ve bunlar durdurulmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır. Katar yönetiminin gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla diplomatik temaslarını sürdürdüğünü vurgulamıştır.
Katar ile İran arasındaki iletişim kanallarına ilişkin açıklama yapan Ensari, savaşın başlamasından bu yana Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında resmi temas kurulduğunu belirtmiştir. Ensari ayrıca İran ile iletişim kanallarının tamamen kesilmediğini, ancak mevcut süreçte önceliğin gerilimi düşürmeye yönelik girişimler olduğunu ifade etmiştir.
Bölgesel gerilim yalnızca devletler arası saldırılarla sınırlı kalmamış, Irak’ta faaliyet gösteren bazı silahlı gruplar da çatışma dinamiklerine dahil olmuştur. Kendisini “İslami Direniş Örgütü” olarak tanıtan bir grup tarafından yapılan açıklamada, Irak ve bölgedeki Amerikan askeri üslerine yönelik yoğun saldırılar gerçekleştirildiği duyurulmuştur.
Örgütün yayımladığı yazılı açıklamada, son bir gün içerisinde ABD’ye ait askeri üsleri hedef alan toplam 37 saldırı düzenlendiği belirtilmiştir. Açıklamada bu saldırılarda çok sayıda insansız hava aracı ve füze kullanıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu saldırılar, İran ile ABD arasındaki gerilimin Irak sahasına da yansıdığını gösteren gelişmeler arasında değerlendirilmiştir.
ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik düzenlenen saldırılar kapsamında ülkenin elektrik altyapısı hedef alınmıştır. İran basınında yer alan bilgilere göre saldırılar sırasında özellikle elektrik iletim ve dağıtım şebekelerinde hasar meydana gelmiştir. Bu durum, başkent Tehran ile Alborz Province’nin bazı bölgelerinde geçici elektrik kesintilerine yol açmıştır.
Yarı resmi Fars News Agency tarafından yayımlanan haberde, saldırılar sonucunda şebeke tesislerinde oluşan hasar nedeniyle bazı bölgelerde elektrik akışının kesildiği belirtilmiştir. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalara göre kesintinin ardından enerji altyapısında onarım çalışmaları gerçekleştirilmiş ve Tahran ile Elburz eyaletlerinde kesilen elektrik yaklaşık iki saatten kısa bir süre içinde yeniden sağlanmıştır. Bu gelişme, saldırıların İran’ın enerji altyapısını hedef aldığına ilişkin açıklamalar arasında yer almıştır.
Tahran Acil Sağlık Dairesi Başkan Yardımcısı Mehr Soroush, saldırılar sonucunda kentte 460 kişinin hayatını kaybettiğini ve 4 bin 309 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, saldırılar sırasında sağlık hizmetlerine ait bazı unsurların da hedef alındığı belirtilmiştir.
Yetkililer tarafından verilen bilgilere göre saldırılar sırasında 18 ambulans ve 18 acil durum servis birimi de hedef alınmıştır. İranlı yetkililer, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıların başlamasından bu yana başkent Tahran’ın sık sık hava saldırılarına maruz kaldığını ifade etmiştir. Bu gelişmeler, İran’ın başkentindeki sivil altyapı ve sağlık hizmetleri üzerinde önemli etkiler meydana getiren saldırılar olarak kayda geçmiştir.
İran Hükümet Sözcüsü Fatemeh Mohajerani, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada saldırılarda hayatını kaybedenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğunu belirtmiştir. Muhacirani’nin verdiği bilgilere göre saldırılar sonucunda 206 kadın ve çocuk yaşamını yitirmiştir. Açıklamada hayatını kaybedenler arasında 8 aylık bir kız bebeğin de bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca saldırılarda yaralananlar arasında 4 aylık bir kız bebeğin yer aldığı bildirilmiştir.
Saldırıların yalnızca sivil kayıplarla sınırlı kalmadığı, sağlık altyapısında da ciddi hasarlara yol açtığı belirtilmiştir. Muhacirani’nin açıklamasına göre saldırılarda 52 sağlık merkezi, 29 tedavi ünitesi ve 19 acil servis birimi zarar görmüştür. Bunun yanı sıra 16 ambulansın hedef alındığı, 4 ambulans ile bir acil durum helikopterinin tamamen kullanılamaz hale geldiği ifade edilmiştir.
İranlı yetkililer ayrıca saldırılar sırasında 11 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini bildirmiştir.
İran, İsrail ve bölgedeki ABD hedeflerine yönelik yeni füze saldırıları gerçekleştirdiğini açıklamıştır. İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına karşılık olarak düzenlendiği belirtilmiştir.
Açıklamada saldırıların “Sadık Vaat 4 Operasyonu” kapsamında gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Operasyonun 34’üncü dalgası sırasında “Ey Ali bin Ebu Talib” kod adıyla İsrail’e ait askeri üsler, komuta merkezleri ve ABD’nin bölgedeki askeri destek noktalarının hedef alındığı bildirilmiştir.İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada saldırılarda bir tondan daha ağır savaş başlıklarına sahip hassas güdümlü füzelerin kullanıldığı belirtilmiştir.
İran ordusu, ABD ve İsrail’e ait radar sistemlerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran medyasında yer alan bilgilere göre İran Ordu Sözcüsü Mohammad Ekreminiya, İran Silahlı Kuvvetlerinin son askeri faaliyetleri hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur.
Ekreminiya, İran Silahlı Kuvvetlerine bağlı insansız hava aracı (İHA) ve füze birliklerinin gerçekleştirdiği operasyonlarda ABD ve İsrail’e ait radar sistemlerinin hedef alındığını ifade etmiştir. Açıklamasında, özellikle modern kontrol sistemleri ve ileri teknolojiye dayalı hassas saldırı yöntemlerinin kullanıldığını belirtmiş ve bu operasyonların düşman hedeflerinin daha etkin biçimde vurulmasını sağladığını dile getirmiştir.
İranlı yetkili, operasyonlar sonucunda ABD ve İsrail’e ait radar kapasitesinin önemli bir bölümünün imha edildiğini ileri sürmüştür. Ekreminiya ayrıca söz konusu gelişmenin İsrail’deki bazı askeri hedeflerin vurulmasını kolaylaştırdığını belirtmiş ve özellikle Haifa’daki askeri üslerin önceki dönemlere kıyasla daha kolay hedef alınabildiğini ifade etmiştir.
2026 yılında İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sonucunda ülkede geniş çaplı bir yerinden edilme krizi ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Lübnan Temsilcisi Karolina Lindholm Billing, Cenevre’de yaptığı açıklamada saldırıların son bir hafta içinde yaklaşık 700 bin kişinin yerinden edilmesine yol açtığını bildirmiştir.
Billing’in verdiği bilgilere göre İsrail’in 53’ten fazla köy ve yoğun nüfuslu bölgenin tahliyesi için uyarıda bulunmasıve hava saldırılarını artırmasıyla birlikte çatışmalar hızla tırmanmıştır. Bu süreçte çok sayıda sivil aile kısa süre içinde evlerini terk etmek zorunda kalmıştır.
Lübnan hükümetinin çevrim içi kayıt sistemine göre 667 binden fazla kişi yerinden edilmiş olarak kaydedilmiştir. Yerinden edilenlerin yaklaşık 120 bini toplu barınma alanlarında kalırken, çatışmaların başlamasından bu yana 78 binden fazla Suriyeli ve 7 bin 700’den fazla Lübnanlı da Suriye’ye geçiş yapmıştır. BM yetkilileri, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması çağrısında bulunmuştur.
İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan’ın güneyinde artan askeri gerilim kapsamında İsrail ordusu, Ansariye köyüne yönelik yoğun hava saldırıları düzenlemiştir. İsrail ordusu saldırıların, bölgeden İsrail’e roket atıldığı iddiasına karşılık gerçekleştirildiğini açıklamıştır.
İsrail ordusunun açıklamasına göre Hezbollah unsurlarının köyden roket fırlattığı ileri sürülmüş ve buna yanıt olarak Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen komuta merkezleri ile saldırı altyapısı hedef alınmıştır. Saldırılar özellikle Sidonyakınlarında bulunan Ensariye çevresinde yoğunlaşmıştır.
Saldırılardan önce İsrail ordusu, bölge sakinlerine köyden en az bin metre uzaklaşmaları yönünde tahliye uyarısıyapmış ve saldırı tehdidinde bulunmuştur. Aynı dönemde Hizbullah tarafından yapılan açıklamada ise İsrail’deki Beit Shemesh yakınlarında bulunan bir uydu iletişim istasyonu ile Ramle’deki İsrail İç Cephe Komutanlığı üssünün füze saldırılarıyla hedef alındığı duyurulmuştur. Bu gelişmeler, İsrail ile Hizbullah arasındaki karşılıklı saldırıların bölgedeki çatışma dinamiklerini artırdığını göstermiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran tarafından gerçekleştirilen füzeli misilleme nedeniyle İsrail genelinde alarm durumuna geçilmiştir. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan İsrail topraklarına doğru füzeler ateşlendiği ve hava savunma sistemlerinin bu füzeleri engellemek için devreye girdiği bildirilmiştir. Tehdit altındaki bölgelerde cep telefonlarına acil uyarı mesajları gönderildiği ve halka bir sonraki duyuruya kadar sığınaklarda kalmaları talimatının verildiği aktarılmıştır.
Bölgede bulunan muhabirlerin aktardığı bilgilere göre başta Tel Aviv olmak üzere ülkenin birçok kentinde alarm sirenleri çalmış, bazı bölgelerde hava savunma sistemlerinin devreye girmesinin ardından gökyüzünde patlama sesleri duyulmuştur.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı ise füze düşüşüne ilişkin herhangi bir ihbar almadıklarını ve doğrudan bir isabet bildirilmediğini açıklamıştır. Ayrıca İsrail’in kuzey bölgelerinde Hizbullah tarafından ateşlenen roketler nedeniyle de bazı bölgelerde alarm sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir.
2026 yılında İsrail ile İran arasında devam eden askeri gerilim kapsamında İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan bazı askeri ve savunma altyapılarını hedef aldığını ileri sürmüştür. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada gece saatlerinde Tahran’a yönelik hava saldırıları düzenlendiği bildirilmiştir.
Açıklamada saldırılardan birinin İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından kullanıldığı belirtilen bir yer altı silah araştırma ve geliştirme kompleksini hedef aldığı iddia edilmiştir. İsrail ordusu, söz konusu tesiste balistik füze geliştirme ve üretim faaliyetleri ile ilgili testlerin yürütüldüğünü ileri sürmüştür.
İsrail ordusuna göre hedef alınan kompleksin, Devrim Muhafızları Ordusu’na yakın İmam Hüseyin Üniversitesiyerleşkesinde bulunduğu ve bazı durumlarda acil toplanma alanı olarak da kullanıldığı belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca saldırılar sırasında Kudüs Gücü’nün ana karargâhı ile İran’a ait çeşitli silah ve savunma sistemlerinin de hedef alındığı ileri sürülmüş ve operasyonların sürebileceği ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun İran’dan yeni bir füze saldırısı başlatıldığını açıklamasının ardından Kudüs semalarında patlama sesleri duyulmuştur. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan fırlatılan füzelerin önlenmesi amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtilmiştir. Açıklamada, tehdit altındaki bölgelerde yaşayan vatandaşların cep telefonlarına ön uyarı mesajları gönderildiği ve halktan sığınaklara girmelerinin istendiği bildirilmiştir.
İran’ın misillemesinin ardından işgal altındaki Doğu Kudüs ile İsrail’in orta kesimlerinde sirenlerin çaldığı aktarılmıştır. Hava savunma sistemlerinin devreye girmesi nedeniyle Kudüs semalarında patlama sesleri duyulduğu bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan haberlere göre, Batı Kudüs yakınlarında bulunan Beyt Şemeş kentine bir füzenin isabet ettiği ve çevredeki yerleşim alanlarına şarapnel parçalarının düştüğü aktarılmıştır. İsrailli gönüllülerden oluşan acil yardım kuruluşu United Hatzalah ise ilk belirlemelere göre Beyt Şemeş ve çevresinden henüz yaralı ihbarı alınmadığını açıklamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 10 Mart akşam saatlerinde İsrail’e ve bölgedeki ABD askeri hedeflerine yönelik yeni bir füze saldırısı dalgası başlatıldığını duyurmuştur. Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, “Gerçek Vaat 4 Operasyonu”nun 35. dalgası kapsamında İsrail’deki hedefler ile bölgedeki ABD askeri üslerine stratejik füzelerle saldırılar düzenlendiği belirtilmiştir.
Açıklamada saldırı dalgasında Fettah, İmad, Hayberşıken, Hürremşehr ve Kadir tipi stratejik füzelerin kullanıldığı bildirilmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kapsamında 10 Mart'ın son saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’da patlamalar meydana gelmiştir. Patlamaların Tahran’ın Şehriyar ilçesi çevresinde meydana geldiğini aktarılmıştır. Söz konusu patlamalar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İran’a yönelik operasyonların yoğunlaştırılacağı yönündeki açıklamalarının ardından gerçekleşmiştir.
10 Mart'ta ABD Kongresinde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına ilişkin düzenlenen kapalı (gizli) bilgilendirme toplantısının ardından çok sayıda Kongre üyesi operasyonun hedefleri, maliyeti ve olası sonuçlarına ilişkin eleştirilerde bulunmuştur.
ABD Kongresinde yapılan basına kapalı brifingde, ABD yönetiminin İran’a yönelik askeri operasyonlarının kapsamı ve hedefleri hakkında milletvekillerine bilgi verilmiştir. Brifinge katılan bazı Kongre üyeleri, toplantıdan ciddi soru işaretleriyle ayrıldıklarını açıklamıştır.
Demokrat Senatör Richard Blumenthal, brifing sonrasında yaptığı açıklamada toplantıdan büyük bir memnuniyetsizlikle ayrıldığını belirtmiştir. Blumenthal, yönetimin askeri hedefleri gerçekleştirmek için Amerikan askerlerinin İran’a konuşlandırılması ihtimali üzerinde ilerliyor olabileceği yönünde endişe duyduğunu ifade etmiştir. Senatör, bölgeye gönderilen Amerikan askerlerinin hangi amaçla risk altına sokulduğu konusunda Kongre üyelerine yeterli açıklama yapılmadığını belirtmiştir.
Blumenthal ayrıca Rusya ve Çin’in İran’a destek verdiğini öne sürerek savaşın maliyeti ve stratejik sonuçları hakkında birçok sorunun cevapsız kaldığını dile getirmiştir. Açıklamasında söz konusu çatışmayı “Amerikan halkı tarafından değil, Başkan tarafından seçilmiş bir savaş” olarak nitelendirmiştir.
Demokrat Senatör Chris Murphy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran’a yönelik saldırıları “tutarsız ve eksik” olarak değerlendirmiştir. Murphy, katıldığı iki saatlik kapalı bilgilendirme toplantısında ABD yönetiminin operasyonun hedeflerine ilişkin net bir çerçeve sunamadığını ifade etmiştir.
Murphy’ye göre Kongre brifinginde, ABD saldırılarının İran’ın nükleer silah programını tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemediği belirtilmiştir. Ayrıca yönetimin resmi hedefleri arasında rejim değişikliğinin de yer almadığı ifade edilmiştir. Murphy, bu durumda operasyonun stratejik sonuçlarının belirsiz olduğunu savunmuştur.
Demokrat Senatör Elizabeth Warren ise operasyonların ekonomik maliyetine dikkat çekmiştir. Warren, hükümetin askeri operasyonlar için büyük mali kaynak ayırdığını belirterek “Açık olan tek şey, sağlık hizmetlerini kaybeden 15 milyon Amerikalı için para yokken, İran’ı bombalamak için günde bir milyar dolar harcanıyor.” demiştir.
Cumhuriyetçi Parti içinde de operasyonlara ilişkin sorgulayıcı açıklamalar yapılmıştır. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, İran’da rejim değişikliği hedefi bulunmadığını savunduğu ABD Başkanı Donald Trump’ı desteklemeye devam edeceğini belirtmiştir. Bununla birlikte Paul, dış politikanın başka ülkelerdeki halkları özgürleştirmeyi temel hedef haline getirmesi durumunda savaşların sona ermeyeceğini ifade etmiştir.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’la savaş ihtimaline karşı çıktığını belirtmiştir. Mace açıklamasında, “South Carolina’nın evlatlarını İran’la savaşa göndermek istemiyorum.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD basınında yer alan haberlere göre Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ile Demokrat Senatörler Jack Reed ve Jeanne Shaheen, ABD Başkanı Donald Trump’a bir mektup göndererek yönetimin İran’daki savaşın hedeflerini açıklamasını talep etmiştir.
Mektupta, ABD yönetiminin savaşın hedeflerini zaman içinde değiştirdiği ifade edilmiştir. Senatörler, önce İran halkının ayaklanmasının teşvik edildiğini, ardından hedeflerin askeri tesislere yönelik saldırılarla sınırlandırıldığının söylendiğini ve daha sonra “koşulsuz teslimiyet” hedefinin dile getirildiğini belirtmiştir.
Senatörler ayrıca yönetimin İran’a kara kuvveti gönderme ihtimaline de değindiğini ifade ederek bu durumun net bir strateji bulunmadığını gösterdiğini savunmuştur. Mektupta söz konusu belirsizliğin ABD askerleri açısından daha fazla risk ve Amerikan vergi mükellefleri açısından daha yüksek maliyet doğurabileceği belirtilmiştir.
ABD’li Demokrat Senatör Richard Blumenthal, ABD Kongresinde İran’a yönelik askeri operasyonlar hakkında düzenlenen basına kapalı brifing sonrasında yönetimin stratejisine yönelik eleştirilerde bulunmuştur.
Blumenthal, Kongrede basın mensuplarına yaptığı açıklamada katıldığı brifingden büyük bir memnuniyetsizlikle ayrıldığını ifade etmiştir. Senatör, Senato’daki 15 yıllık görev süresi boyunca ilk kez bir bilgilendirme toplantısından bu kadar fazla soru işaretiyle çıktığını belirtmiştir. Blumenthal’a göre Trump yönetiminin İran’a yönelik operasyonlar hakkında Amerikan kamuoyuna açıklaması gereken birçok konu bulunmaktadır.
Senatör Blumenthal, toplantıda verilen bilgiler doğrultusunda ABD’nin İran’da askeri varlık oluşturma ihtimaline dikkat çekmiştir. Blumenthal açıklamasında, “Görünüşe göre, potansiyel hedefleri gerçekleştirmek için İran’da Amerikan askerlerini konuşlandırma yolunda ilerliyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Blumenthal ayrıca birçok sorunun brifing sırasında cevapsız kaldığını belirtmiş ve bölgeye gönderilen Amerikan askerlerinin hangi amaçla risk altına sokulduğu konusunda ciddi endişe duyduğunu ifade etmiştir. Senatör, Rusya ile Çin’in İran’a destek verdiğini ileri sürerek mevcut çatışmayı “Amerikan halkı tarafından değil, Başkan tarafından seçilmiş bir savaş” olarak nitelendirmiştir. Blumenthal, askeri operasyonların ekonomik maliyetine ilişkin verilen bilgilerin de yeterli olmadığını belirtmiş ve savaşın maliyeti konusunda Kongre üyelerinde daha fazla soru oluştuğunu ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Axios haber platformunda yer alan bir haberde, ABD yönetiminin İsrail’den İran’daki enerji altyapısı ve petrol depolama alanlarına yönelik yeni saldırılar düzenlememesini istediği bildirilmiştir. Haberde, ABD ile İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinden itibaren İran’a yönelik yürüttüğü askeri operasyonlar kapsamında enerji altyapısının hedef alınmasının Washington’da değerlendirme konusu olduğu aktarılmıştır.
Habere konuşan İsrailli bir yetkili, ABD yönetiminin İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’e İran’daki enerji altyapısı ile petrol depolama alanlarının yeniden hedef alınmaması yönünde mesaj ilettiğini belirtmiştir. Aynı haberde adı açıklanmayan bir başka İsrailli yetkilinin şu ifadeleri aktarılmıştır: “ABD, ileride İran'daki petrol tesislerine yönelik herhangi bir saldırı öncesinde onları bilgilendirmemizi istedi.”
Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak ise ABD yönetiminin söz konusu yaklaşımında birden fazla unsurun etkili olduğunu ifade etmiştir. Kaynağa göre İran’daki enerji altyapısının hedef alınmasının “İran halkına zarar verebileceği”, çatışmaların sona ermesinin ardından İran’daki petrol sektörüyle olası işbirliği ihtimalinin korunmak istendiği ve İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik misilleme saldırıları gerçekleştirme ihtimalinin Washington tarafından dikkate alındığı belirtilmiştir.
Aynı kaynak, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji ve petrol altyapısına yönelik saldırıları “kıyamet senaryosu” olarak değerlendirdiğini aktarmıştır. Haberde, Trump’ın bu tür saldırıları tercih edilen bir seçenek olarak görmediği, ancak İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine saldırması halinde başvurulabilecek bir seçenek olarak değerlendirdiği ifade edilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail yönetiminden İran’ın petrol altyapısına yönelik saldırıları sınırlamasını talep ettiği ileri sürülmüştür. İsrail Kanal-12 televizyonunun adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberlerde Trump yönetiminin 9 Mart tarihinde İsrail’e İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma çağrısı yaptığı iddia edilmiştir.
Haberlere göre Washington yönetimi özellikle İran’ın petrol depolama tesisleri ve rafineri altyapısına yönelik saldırıların küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğini değerlendirmiştir. İsrail medyasında daha önce yayımlanan haberlerde İsrail ordusunun Tahran’da bulunan petrol depolarını ve yakıt tesislerini hedef aldığı bildirilmiştir.
İsrail devlet televizyonu KAN tarafından yayımlanan haberlerde ise İsrail savaş uçaklarının Tahran’daki petrol tanklarına ve rafineri tesislerine yönelik saldırılar düzenlediği aktarılmıştır. Bu saldırıların İran’ın enerji altyapısına yönelik ilk doğrudan hava saldırıları arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
ABD yönetimi 11 Mart tarihinde Hürmüz Boğazı’ndaki enerji güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt düzenlediği basın toplantısında ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin kesintiye uğramaması için yeni askeri seçenekler üzerinde çalıştığını açıklamıştır.
Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatı doğrultusunda ABD ordusunun boğazın açık kalmasını sağlamak için çeşitli planlar hazırladığını belirtmiştir. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker ve ticari gemilere ABD Donanması tarafından eskort sağlanmasının da değerlendirilen seçenekler arasında bulunduğu ifade edilmiştir. Sözcü, ABD Donanması’nın şu ana kadar boğazdan geçen gemilere eşlik etmediğini ancak gerekli görülmesi halinde bu seçeneğin kullanılabileceğini dile getirmiştir.
Beyaz Saray açıklamalarında İran’ın Hürmüz Boğazı’nda petrol akışını kesmeye yönelik bir girişimde bulunması durumunda ABD’nin daha sert askeri önlemler alacağı ifade edilmiştir. Leavitt, ABD yönetiminin İran’a yönelik askeri operasyonların planlanan takvimin önünde ilerlediğini düşündüğünü ve operasyonların İran’ın ABD için bir tehdit oluşturmadığından emin olunduğunda sona ereceğini belirtmiştir.
Aynı basın toplantısında İran’da ABD’ye ait olduğu ileri sürülen bir Tomahawk füzesiyle vurulan okul olayına ilişkin Pentagon tarafından yürütülen soruşturmanın devam ettiği ifade edilmiştir. Beyaz Saray Sözcüsü, Başkan Trump’ın soruşturma sonucunu kabul edeceğini ve raporun açıklanmasının ardından konuya ilişkin nihai değerlendirmelerin yapılacağını belirtmiştir. Leavitt ayrıca ABD yönetiminin İran’a kara birlikleri gönderme seçeneğini tamamen dışlamadığını ifade etmiştir.
ABD yönetimi ayrıca İran’daki liderlik sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve Trump yönetiminin Mücteba Hamaney’in İran’ın yeni lideri olarak seçilmesinden memnun olmadığı yönündeki görüşünü yinelemiştir. Beyaz Saray Sözcüsü, Başkan Trump’ın İran’daki liderlik sürecinde rol oynama gerektiğini daha önce çeşitli açıklamalarında dile getirdiğini ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların henüz sona ermediğini belirterek operasyonların devam edebileceğini ifade etmiştir. Trump, Kentucky ve Ohio eyaletlerine gerçekleştireceği ziyaret için Beyaz Saray’dan ayrılırken basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının şu ana kadar “çok başarılı” olduğunu savunmuştur. Trump, İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını ileri sürmüştür.
Trump açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “İran’ı daha önce tarihte hiçbir ülkeyi olmadığı kadar sert şekilde vurduk ancak henüz bitirmedik.” ABD Başkanı ayrıca İran’ın donanma, hava kuvvetleri, hava savunma sistemleri, radar altyapısı ve lider kadrolarında ağır kayıplar verdiğini iddia etmiş ve “İstesek fazlasını yapabiliriz.” demiştir.
Trump’a İran’daki siyasi gelişmelerle ilgili yöneltilen bir soruda, İran’ın dini lideri Ali Khamenei’nin oğlu Mojtaba Khamenei’nin görevde kalması halinde ABD’nin zafer ilan edip etmeyeceği sorulmuş, Trump ise bu soruya “Bu soruya yorum yapmak istemiyorum.” şeklinde yanıt vermiştir.
ABD Başkanı ayrıca İran’da bir okula yönelik Tomahawk füzesi saldırısının ABD ordusu tarafından yanlışlıkla gerçekleştirildiğine ilişkin Pentagon ön raporu hakkında bilgisi olmadığını belirtmiştir.
Trump açıklamalarında İran ile yürütülen savaş sürecinde İspanya’nın ABD’ye destek vermediğini ileri sürmüş ve bu ülkeyle ticari ilişkilerin kesilebileceği yönünde uyarıda bulunmuştur. Ayrıca Lübnan ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, “Lübnan'ı ve halkını seviyoruz ancak Hizbullah'tan kurtulmamız lazım.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, ABD’nin Ohio eyaletindeki Cincinnati kentinde bulunan bir fabrikayı ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlamıştır. İran’a yönelik askeri faaliyetlerin niteliği hakkında yöneltilen soruya Trump, operasyonun hem bir savaş hem de kısa süreli bir askeri müdahale niteliği taşıdığını ifade etmiştir. Trump, konuya ilişkin olarak “Aslında ikisi de. Bu, bizi savaştan uzak tutacak kısa süreli bir askeri müdahale. Onlar içinse bu bir savaş. Bizim için ise düşündüğümüzden daha kolay oldu.” demiştir.
Trump açıklamasında, ABD güçlerinin İran’a ait 28 mayın döşeme gemisini vurduğunu belirtmiştir. Trump, söz konusu gemilerin hedef alınmaya devam edeceğini de ifade etmiştir.
ABD Başkanı ayrıca Amerikan ordusunun İran’daki operasyonlarda planladıklarından daha başarılı sonuçlar elde ettiğini savunmuştur. Trump bu kapsamda “(İran'dan) tahmin ettiğimden daha az darbe aldık ve çok kısa bir süre içinde tekrar yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump açıklamasında ayrıca İran’ın ordu, donanma, füze sistemleri ve radar altyapısının büyük ölçüde yok edildiğini iddia etmiştir. ABD Başkanı bu değerlendirmeyi “Oradaki hemen her şeyi yok ettik, liderlerini iki kez ortadan kaldırdık, şimdi de yeni bir grup ortaya çıkıyor.” sözleriyle dile getirmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki askeri operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, Amerikan haber platformu Axios’a telefonla verdiği kısa mülakatta İran’daki hedeflere yönelik saldırıların büyük ölçüde tamamlandığını ifade etmiştir.
Trump açıklamasında İran’da hedef alınabilecek çok az unsur kaldığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'da küçük şeyler kaldı. Ne zaman bitmesini istersem o zaman bitecek.” ABD Başkanı ayrıca operasyonların planlandığı şekilde ilerlediğini savunmuş ve şu değerlendirmede bulunmuştur: “İlk dönemde bile onlara mümkün olduğunu düşündüklerinden daha fazla hasar verdik.”
Trump açıklamasında İran’ın Orta Doğu’daki faaliyetlerine de değinmiş ve şu ifadeleri kullanmıştır: “Orta Doğu'nun geri kalanını da hedefliyorlardı. 47 yıldır neden oldukları ölüm ve yıkımın bedelini ödüyorlar. Bu bir intikam, bundan kolay kurtulamayacaklar.”
11 Mart 2026 tarihinde New York Times (NYT) gazetesinde yayımlanan bir haberde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşılık İran tarafından gerçekleştirilen misillemeler sonucunda en az 17 ABD askeri ve diplomatik tesisinin zarar gördüğü öne sürülmüştür. Haberde söz konusu değerlendirmelerin uydu görüntüleri, doğrulanmış sosyal medya videoları ile ABD ve İranlı yetkililerin açıklamalarına dayandırıldığı belirtilmiştir.
Haberde, saldırıların başlamasından bu yana İran tarafından hedef alınan bazı ABD tesislerinin birden fazla kez vurulduğu ifade edilmiştir. Ayrıca saldırıların kapsamının ABD yönetimindeki bazı yetkililerin başlangıçta öngördüğünden daha geniş olduğu belirtilmiş ve İran’ın çatışmaya hazırlık düzeyinin beklenenden yüksek olabileceği değerlendirmesine yer verilmiştir.
Haberde İran’ın saldırıların başladığı günden itibaren Orta Doğu’daki ABD ve müttefiklerine ait askeri hedeflere binlerce füze ve insansız hava aracı gönderdiği aktarılmıştır. ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre söz konusu saldırıların büyük kısmının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte bölgede bulunan en az 11 ABD askeri üs veya tesisinin zarar gördüğü, bunun bölgedeki tüm ABD tesislerinin yaklaşık yarısına karşılık geldiği belirtilmiştir.
Haberde, İran’ın 28 Şubat 2026 tarihinde Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü, Katar’daki El Udeyd Hava Üssü, Kuveyt’teki Ali el-Salem Hava Üssü ve Camp Buehring Üssünü hedef aldığı aktarılmıştır. Ayrıca uydu görüntülerinde Kuveyt’teki Ali el-Salem Hava Üssü, Camp Arifjan Üssü, Şuayba Limanı ve Camp Buehring Üssüne ilişkin görüntülere yer verildiği belirtilmiştir.
Haberde ayrıca Bahreyn’deki ABD Donanması Beşinci Filosu Karargâhı, Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü, Katar’daki El Udeyd Hava Üssü, Irak’taki Erbil Üssü, Ürdün’deki Muvaffaq Salti Hava Üssü ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Cebel Ali Limanı ve El-Dhafra Hava Üssü gibi tesislerin de saldırılarda hedef alınan yerler arasında bulunduğu belirtilmiştir. Uydu görüntülerinin bazı tesislerde binalarda ve iletişim altyapısında ciddi hasar oluştuğunu gösterdiği ifade edilmiştir.
Haberde ayrıca İran’ın 1 Mart 2026 tarihinde Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki ABD üslerine yönelik misillemelerinde 7 ABD askerinin hayatını kaybettiği hatırlatılmıştır. Pentagon’un Kongre’ye sunduğu bir değerlendirmeye göre ise 28 Şubat’ta Bahreyn’deki ABD Donanması Beşinci Filo Karargâhına yönelik tek bir saldırının maliyetinin yaklaşık 200 milyon dolar olduğu aktarılmıştır.
Haberde İran’dan fırlatılan bazı füzelerin Türkiye’ye kadar ulaştığının öne sürüldüğü belirtilmiştir. ABD’li üst düzey bir askeri yetkilinin 4 Mart 2026 tarihinde Türkiye’deki İncirlik Hava Üssü yönüne ilerleyen İran’a ait bir balistik füzenin NATO tarafından engellendiğini ifade ettiği aktarılmıştır. İran ordusunun ise söz konusu füzenin kendileri tarafından fırlatıldığı iddiasını reddettiği belirtilmiştir.
Haberde ayrıca İran’ın özellikle ABD ve müttefiklerinin bölgedeki hava savunma ve iletişim altyapısını hedef aldığı belirtilmiştir. Bu kapsamda radar ve iletişim sistemlerinin hedef alındığı ve Terminal Yüksek İrtifa Hava Savunma (THAAD) sistemi unsurlarının da saldırılardan etkilenmiş olabileceği ileri sürülmüştür. Ürdün’deki Muvaffaq Salti Hava Üssünde çekilen uydu görüntülerinin üssün güney kısmındaki hava savunma sensörlerinden birinde ciddi hasar oluştuğunu gösterdiği ifade edilmiştir.
Haberde ayrıca Katar’daki uzun menzilli AN/FPS-132 radar sisteminin de saldırılarda hasar görmüş olabileceğine işaret edilmiştir. Söz konusu radar sisteminin yaklaşık 1,1 milyar dolar maliyetle inşa edildiği ve yaklaşık 3 bin mil çapında erken uyarı kapsama alanı sağladığı belirtilmiştir.
Haberde İran’ın askeri hedeflerin yanı sıra bazı ABD diplomatik temsilciliklerini de hedef aldığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda Dubai’deki ABD Konsolosluğu ile Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki ABD büyükelçiliklerinin saldırılar nedeniyle geçici olarak kapatıldığı belirtilmiştir. Söz konusu saldırılarda herhangi bir ölü ya da yaralı olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca Bağdat’taki ABD Büyükelçiliğinin de roket saldırısına hedef olduğu ancak olayda can kaybı yaşanmadığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamalarda İran’ın gerçekleştirdiği misilleme saldırılarının İsrail’de can kayıplarına yol açtığı bildirilmiştir. Açıklamalara göre İran tarafından gerçekleştirilen füze saldırıları sonucunda İsrail’de toplam 12 kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 200 kişi yaralanmıştır. Yaralananlar arasında yedi kişinin durumunun ağır olduğu belirtilmiştir.
İsrail askeri yetkilileri ayrıca İran tarafından kullanılan mühimmat türleri hakkında da bilgi paylaşmıştır. Buna göre 28 Şubat tarihinde başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran tarafından fırlatılan füzelerin yaklaşık yarısının çok başlıklı balistik füze sistemlerinden oluştuğu ifade edilmiştir. Açıklamalarda ayrıca Lübnan’da faaliyet gösteren Hizbullah güçlerinin de İsrail hedeflerine tanksavar ve kısa menzilli roketlerle saldırılar düzenlediği belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamalarda “Gerçek Vaat-4 Operasyonu” kapsamında ABD’nin bölgedeki askeri altyapısının hedef alındığı belirtilmiştir. İran devlet televizyonu tarafından yayımlanan açıklamada operasyonun 36’ncı dalgasında ABD ordusunun Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Irak’ta bulunan askeri üslerinin hedef alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada saldırılarda Kadr, Hayberşiken ve Emad balistik füzelerinin kullanıldığı belirtilmiştir. İranlı yetkililer operasyon kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin Bahreyn’de bulunan 5. Filosu, Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü, Kuveyt’teki El-Udeyri askeri üssü ve Irak’ın kuzeyinde yer alan El-Harir üssünün hedef alındığını bildirmiştir.
İran Devrim Muhafızları ayrıca operasyonun 37’nci dalgasının saldırıların başlangıcından bu yana gerçekleştirilen en yoğun askeri operasyon olduğunu açıklamıştır. İran devlet televizyonunda yayımlanan yazılı açıklamada Tel Aviv’in güneyindeki uydu iletişim merkezinin ikinci kez hedef alındığı, Batı Kudüs ve Hayfa’daki askeri merkezlere yönelik saldırılar gerçekleştirildiği ve Erbil’deki ABD hedeflerinin de operasyon kapsamında vurulduğu ifade edilmiştir. İranlı yetkililer söz konusu saldırılarda iki ton ağırlığında balistik savaş başlığı taşıyan Hürremşehr füzesinin kullanıldığını ve operasyonun üç saatten uzun sürdüğünü bildirmiştir.
11 Mart sabah saatlerinde İran, Kirman eyaleti semalarında ABD ve İsrail’e ait iki insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurmuştur. İran devlet televizyonunda yer alan bilgilere göre, İran Ordusu Hava Savunma Kuvvetlerine bağlı savunma sistemleri tarafından söz konusu insansız hava araçlarının gece saatlerinde etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Açıklamada düşürülen insansız hava araçlarından birinin İsrail’e ait gelişmiş Hermes tipi İHA olduğu belirtilmiştir. İran yetkilileri, söz konusu hava araçlarının İran hava sahasında tespit edilmesinin ardından hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ifade etmiştir.
İran Silahlı Kuvvetleri daha önce yaptığı açıklamalarda, ABD ve İsrail’e ait insansız hava araçlarına yönelik müdahalelere ilişkin verileri de paylaşmıştır. Açıklamalarda, bugüne kadar Hermes, Heron, Orbiter ve MQ-9 modellerinin de bulunduğu toplam 104 insansız hava aracının İran’ın hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü bildirilmiştir.
İran ordusu tarafından yapılan açıklamalarda Sadık Vaad-4 operasyonu kapsamında bölgedeki ABD üslerine yönelik balistik füze saldırılarının sürdüğü belirtilmiştir. İranlı yetkililer operasyonun 37’nci dalgasında iki tonluk savaş başlığı taşıyan gelişmiş Hürremşehr balistik füzelerinin kullanıldığını duyurmuştur.
İran ordusu tarafından yayımlanan açıklamada söz konusu füzelerin bölgedeki ABD askeri hedeflerine doğru ateşlenmeye devam ettiği ifade edilmiştir. Füzenin ateşlenme anına ilişkin görüntülerin de İran medyasında yayımlandığı bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik yeni bir füze saldırısı gerçekleştirildiğini duyurmuştur. Açıklamada saldırının “Sadık Vaat-4 Operasyonu”nun 39. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırının ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtilen İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi ve diğer isimler adına düzenlendiği ifade edilmiştir. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “Bu dalgada, Fars (Basra) Körfezi bölgesindeki suçlu ve terörist Amerikan ordusunun üsleri Kadr, Hürremşehr ve İmad sistemleri ile imha edilmiştir.”
Açıklamada saldırıda iki tonluk savaş başlığı taşıyabilen Hürremşehr füzesi ile Kadr ve İmad balistik füze sistemlerinin kullanıldığı belirtilmiştir. Ancak misilleme saldırılarında hangi ABD üslerinin hedef alındığına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır. Öte yandan aynı gün Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri yetkilileri tarafından İran’dan fırlatılan füzeler nedeniyle hava savunma sistemlerinin devreye girdiği açıklanmıştır. Her iki ülkeden de söz konusu saldırılara ilişkin herhangi bir isabet veya hasar rapor edilmediği bildirilmiştir.
İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekreminiya, İsrail ve ABD’nin radar ve savunma sistemlerinin önemli bir bölümünün imha edildiğini ve İran füzelerinin önündeki engellerin azaldığını ileri sürmüştür.
İran resmî haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Ekreminiya, İsrail ve ABD’nin savunma sistemleri ile İran’ın füze kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Ekreminiya açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Siyonist rejim (İsrail) ve ABD, kendi teknolojilerine ek olarak NATO teknolojilerinden de faydalanıyorlar, ancak yine de radar ve savunma yeteneklerinin önemli bir kısmı imha edildi ve artık füzelerimizin önündeki zorluklar azaldı.”
Ekreminiya ayrıca İran füzeleri ve insansız hava araçlarının önündeki engellerin giderek azaldığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Düşman artık füzelerimizi ve insansız hava araçlarımızı engelleyemez hale geldi ve bu süreç, işgal altındaki topraklar (İsrail) ve bölgedeki ABD üsleri savunmasız kalana kadar önümüzdeki günlerde devam edecek.”
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada İran’ın füze saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Kalibaf açıklamasında “ABD, İran'ın füze yeteneklerini yok ettiğini iddia ediyor. İlk büyük ölçekli füze fırlatma dalgaları, düşman radarlarını ve savunma sistemlerini kör etmeyi amaçlıyordu.” ifadelerini kullanmıştır.
Kalibaf ayrıca İran’ın mevcut durumda daha az sayıda füze kullanarak hedefleri vurabildiğini savunmuş ve şu değerlendirmede bulunmuştur: “Şimdi ise İran, daha az füzeyle istediği herhangi bir yeri hedef alabiliyor. Bugün ‘Demir Kubbe’ bir şaka gibi görünüyor.”
Kuveyt Savunma Bakanlığı, 11 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 10 Mart 2026 tarihinde Kuveyt hava sahasında İran’dan gönderildiği belirtilen beş insansız hava aracının (İHA) tespit edildiği ifade edilmiştir. Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Saud al-Atwan, sosyal medya platformu üzerinden yapılan açıklamada İran’ın bölgedeki misilleme saldırılarına işaret etmiştir. Atvan, Kuveyt hava savunma sistemlerinin tespit edilen beş İHA’dan dördünü düşürerek imha ettiğini, birinin ise tehdit oluşturmayan bir noktaya düştüğünü belirtmiştir.
Atvan ayrıca ülkenin bazı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin tehdit oluşturan hava hedeflerini engellemesi sırasında meydana geldiğini ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Ulusal Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, ülke hava sahasında tespit edilen 8 insansız hava aracının (İHA) etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir. Kuveyt Ulusal Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Cadan Fazıl Cadan, yaptığı yazılı açıklamada Ulusal Muhafızlar sorumluluğundaki bölgelerde söz konusu İHA’ların düşürüldüğünü belirtmiştir.
Cadan açıklamasında, Ulusal Muhafız birliklerinin Kuveyt ordusu ve emniyet güçleriyle koordinasyon içinde hareket ettiğini ifade etmiştir. Açıklamada ayrıca güvenlik birimlerinin ülkenin güvenliğini istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimlere karşı hazır olduğu belirtilmiştir.
Günün son saatlerinde Kuveyt ordusu tarafından yapılan açıklamada, ülkeye yönelik yeni saldırıların gerçekleştiği bildirilmiştir. Açıklamada, Kuveyt’i hedef alan İHA ve balistik füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğu belirtilmiştir. Savunma sistemlerinin saldırılara müdahalesi sırasında patlama seslerinin duyulabileceği ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülke hava sahasında 7 balistik füze ve 22 insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından engellenerek imha edildiği bildirilmiştir.
Bakanlığın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ülkedeki Prens Sultan Hava Üssü’ne doğru fırlatılan 6 balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca ülkenin doğu kesiminde bir balistik füzenin ve sekiz insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtilmiştir.
Suudi Arabistan’ın doğusunda bulunan Hafar el-Batin vilayetinde de iki insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü aktarılmıştır. Açıklamada ayrıca ülkenin güneydoğusunda yer alan el-Harec vilayetinin doğusunda hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve söz konusu bölgede beş insansız hava aracıyla gerçekleştirilen saldırıların engellendiği bildirilmiştir.
Bakanlık açıklamasında ayrıca ülkenin güneydoğusunda bulunan Şeybe Petrol Sahası yönüne ilerleyen yedi insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü ifade edilmiştir.
Aynı günün son saatlerinde Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarına hedef olduğunu duyurmuştur. Açıklamada, Prens Sultan Hava Üssü’ne doğru fırlatılan üç balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği bildirilmiştir. Ayrıca ülkenin doğu bölgelerinde dört İHA’nın düşürüldüğü, güneydoğuda yer alan Şeybe Petrol Sahası yönünde ilerleyen bir İHA’nın da hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir.
Aynı gün Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’dan ülkeye doğru fırlatılan balistik füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtilmiştir. Açıklamada, ülke topraklarının korunması ve vatandaşların güvenliğinin sağlanması amacıyla tüm tehditlerle başa çıkmaya hazır olunduğu ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, İran’dan gelen füze ve insansız hava aracı saldırılarına hava savunma sistemleriyle karşılık verildiğini duyurmuştur. Bakanlığın yaptığı açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “BAE hava savunması, şu anda İran'dan gelen füze ve insansız hava aracı tehditlerine karşı koyarak engellemektedir.”
Açıklamada ayrıca ülkenin farklı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin, hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri, savaş uçaklarının ise insansız hava araçları ve seyir füzelerini imha etmesi sırasında meydana geldiği belirtilmiştir.
Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ülkede yeni bir füze tehdidinin tespit edildiği bildirilmiş ve vatandaşlara güvenli alanlarda kalmaları yönünde uyarıda bulunulmuştur.
11 Mart akşam saatlerinde Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, İran’dan atılan füze ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştır. Bakanlığın sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada ülkeye yönelik saldırıların tespit edildiği belirtilmiş ve şu ifadeler kullanılmıştır: “BAE hava savunması, şu anda İran'dan gelen füze ve İHA'lı saldırılara karşı koymak için devreye girdi.”
Açıklamada ülkenin farklı bölgelerinde patlama seslerinin duyulabileceği belirtilmiş ve söz konusu seslerin hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri, savaş uçaklarının ise insansız hava araçları ile seyir füzelerini imha etmesi sırasında meydana geldiği ifade edilmiştir.
Ayrıca, Abu Dabi Emirliği Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin müdahalesi sonucu düşen şarapnel parçalarının Abu Dabi’deki eski havalimanında yangına neden olduğu bildirilmiştir. Açıklamada söz konusu yangının kısa sürede kontrol altına alındığı ve olayda can kaybı yaşanmadığı ifade edilmiştir.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırı nedeniyle ülkede sirenlerin devreye girdiği bildirilmiştir. Açıklamada vatandaşlara sakin kalmaları ve en yakın güvenli alanlara yönelmeleri çağrısında bulunulmuştur.
11 Mart gece saatlerinde Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada İran kaynaklı saldırılar nedeniyle ülke genelinde uyarı sirenlerinin devreye girdiği duyurulmuştur. Bakanlık açıklamasında vatandaşların sakin kalmaları ve en yakın güvenli bölgelere yönelmeleri çağrısında bulunulmuştur.
11 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde, Dubai Uluslararası Havalimanı çevresinde iki insansız hava aracının düştüğü ve olayda 4 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Dubai hükümetine bağlı Medya Ofisi tarafından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden yapılan açıklamada, Dubai Uluslararası Havalimanı (DXB) çevresinde iki insansız hava aracının düştüğü belirtilmiştir.
Açıklamada, olay sonucunda Gana uyruklu iki kişi ile Bangladeş uyruklu bir kişinin hafif şekilde yaralandığı, Hindistan uyruklu bir kişinin ise orta derecede yaralandığı ifade edilmiştir. Yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamada ayrıca olayın ardından hava trafiğinin normal seyrinde devam ettiği belirtilmiştir.
Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada ise ülke hava sahasında dokuz balistik füzenin tespit edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve sekiz füzenin imha edildiği, bir füzenin ise boş bir alana düştüğü aktarılmıştır.
11 Mart 2026 tarihinde Irak’ın Süleymaniye kentinde bulunan ve İran’da faaliyet yürüten yönetim karşıtı Komele (İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu) örgütüne ait bir kampın saldırıya uğradığı bildirilmiştir.
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Asayiş Birimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kampın insansız hava araçları ve füze saldırılarının hedefi olduğu belirtilmiştir. Açıklamada kampın 6 kamikaze İHA ve 1 füze ile vurulduğu ifade edilmiştir. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada saldırı sonucunda bir Komele üyesinin hayatını kaybettiği, bir kişinin de yaralandığı bildirilmiştir. Komele örgütü İran’da terör örgütü olarak kabul edilmektedir.
11 Mart'ın ilk saatlerinde İsrail ordusu, İran’dan yeni bir füze saldırısı başlatıldığını duyurmuştur. Açıklamanın ardından başkent Tel Aviv başta olmak üzere İsrail’in orta kesimindeki çeşitli şehirlerde sirenler devreye girmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’dan ateşlenen füzenin önlenmesi amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğu belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca misilleme tehdidi altındaki bölgelerde vatandaşların cep telefonlarına ön uyarı mesajları gönderildiği ve sığınaklara girmelerinin istendiği ifade edilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlerde, İran’ın aynı gün gerçekleştirdiği söz konusu saldırının altıncı misilleme dalgası olduğu ve bu saldırı kapsamında tek bir füzenin ateşlendiği aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi Magen David Adom tarafından yapılan açıklamada ise söz konusu füze saldırısının ardından herhangi bir yaralı ihbarı alınmadığı bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Umman Sultanı Haitham bin Tariq, İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Umman resmî haber ajansı ONA’da yer alan habere göre görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi imkânları ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında bölgede artan gerilim ele alınmıştır.
Görüşmede Sultan Bin Tarık, Umman’ın bölgedeki gelişmelere ilişkin tarafsız tutumunu vurgulamıştır. Aynı zamanda ülkesini hedef alan saldırılardan duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirmiştir. Sultan Bin Tarık, Umman topraklarını hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade ederek ülkesinin güvenliği ve istikrarını korumak amacıyla gerekli tüm önlemleri almaya hazır olduğunu belirtmiştir.
Sultan Bin Tarık ayrıca bölgede tırmanan gerilimin sona erdirilmesi için tüm taraflara diyalog ve diplomasi çağrısında bulunmuştur. Açıklamada bölgenin mevcut çatışmanın sonuçlarından korunabilmesi için siyasi çözüm ve diplomatik girişimlere öncelik verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Söz konusu telefon görüşmesinin, Umman’a yönelik insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların ardından gerçekleştiği belirtilmiştir. Daha önce yapılan açıklamalarda Salala Limanı’ndaki yakıt tanklarının insansız hava araçları tarafından hedef alındığı bildirilmiştir. Ayrıca Umman Savunma Bakanlığı tarafından Dukm vilayetinin kuzeyinde bir insansız hava aracının düşürüldüğü, bir diğerinin ise denize düştüğü açıklanmıştır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının sahadaki etkileri 11 Mart tarihinde de devam etmiştir. İran resmi haber ajansı IRNA tarafından yayımlanan bilgilere göre İran’ın kuzeybatısında bulunan Tebriz kentinde düzenlenen saldırılarda altı kişi hayatını kaybetmiştir.
Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti olan Tebriz’de meydana gelen saldırılara ilişkin açıklama yapan Tebriz Valiliği Kriz Yönetimi Genel Müdürü Mecid Ferşi, 10 Mart akşamı gerçekleştirilen saldırılarda Tebriz ve Azerşehr ilçesinin hedef alındığını belirtmiştir. İranlı yetkili saldırı sonucunda altı sivilin hayatını kaybettiğini açıklamış ve yaralı sayısına ilişkin ayrıntılı bilgilerin daha sonra paylaşılacağını ifade etmiştir.
Aynı saatlerde İran medyasında Kum kentinde patlama sesleri duyulduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştır. Ancak Kum kentinde meydana gelen patlamaların nedeni hakkında resmi makamlar tarafından ayrıntılı bir açıklama yapılmamıştır.
Irak’ta faaliyet gösteren ve kendisini “İslami Direniş Örgütü” olarak tanımlayan silahlı grup da ABD hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Örgüt tarafından yayımlanan yazılı açıklamada Irak ve bölge ülkelerinde bulunan ABD üslerine roket ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlendiği belirtilmiştir.
Açıklamada yalnızca bir gün içerisinde ABD askeri üslerine 31 saldırı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Böylece ABD üslerine yönelik saldırıların toplam sayısının son 12 gün içerisinde 291’e ulaştığı ileri sürülmüştür. Söz konusu saldırılar sonucunda 13 ABD askerinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda askerin yaralandığı iddia edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran basınında yer alan haberlere göre, İran’ın başkenti Tahran’da bazı kontrol noktalarına insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlendiği bildirilmiştir.
Haberlere göre saldırıların İsrail tarafından İran içindeki bazı kişilerle işbirliği içinde gerçekleştirildiği öne sürülmüş ve Tahran’ın 1., 14., 15. ve 16. bölgelerinin hedef alındığı ifade edilmiştir. Saldırılar sonucunda yol kontrolü görevinde bulunan emniyet güçleri ile İran Gönüllü Güvenlik Güçleri (Besic) mensuplarından en az 10 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Olayın ardından güvenlik birimlerinin bölgede inceleme başlattığı aktarılmıştır.
İsrail ordusunun Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 35’e yükseldiği bildirilmiştir. Saldırılar, ülkenin farklı bölgelerini hedef alan yoğun hava operasyonları kapsamında gerçekleştirilmiştir.
Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığı bilgilere göre İsrail ordusu gece saatlerinden itibaren ülkenin güneyindeki Sur, Bint Cubeyl ve Nebatiye kentleri ile Batı Bekaa bölgesi ve başkent Beyrut’un güney banliyösüne yönelik bir dizi hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırılarda Habbuş, Arabsalim, Hinniyye, Tulin, Kabriha, Zıbkin, Şakra, Hanaviye, Şehabiye, Kana, Hoş ve Tibnin başta olmak üzere birçok belde hedef alınmıştır. Ayrıca Beyrut’un Aişe Bekkar bölgesinde bulunan bir dairenin de saldırılarda vurulduğu bildirilmiştir.
Habbuş ve Arabsalim arasındaki bölgeye insansız hava aracı (İHA) ile gerçekleştirilen saldırıda iki kişinin daha hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Böylece saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 35’e yükseldiği duyurulmuştur.
İsrail ordusu tarafından 2 Mart tarihinde yapılan açıklamada Lübnan’dan füze atıldığının tespit edildiği ve bunun ardından İsrail’in kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmiştir. Bu gelişmenin ardından İsrail ordusu Lübnan genelinde hava saldırıları başlattığını açıklamış ve başkent Beyrut’u da hedef alan operasyonlar gerçekleştirmiştir. İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırılarını havadan ve denizden yoğun şekilde sürdürdüğü ve kara operasyonlarının kapsamını genişletme kararı aldığı bildirilmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamada ise İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 570’e, yaralı sayısının ise 1444’e yükseldiği ifade edilmiştir.
Aynı tarihte The Washington Post gazetesinde yer alan haberde, Irak’ın başkenti Bağdat’ta ABD’ye ait bir diplomatik tesise insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendiği iddia edilmiştir. Haberin, ABD Dışişleri Bakanlığına ait bir iç uyarı ile bir güvenlik yetkilisinin açıklamalarına dayandırıldığı belirtilmiştir.
Haberde, Bağdat Havalimanı ve Irak’taki bazı askeri üslerin yakınında bulunan Bağdat Diplomatik Destek Merkezinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığı ifade edilmiştir. İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir güvenlik yetkilisi, ABD’li diplomatlara lojistik destek sağlayan söz konusu tesise doğru 6 insansız hava aracının fırlatıldığını, bunlardan 5’inin düşürüldüğünü, 1’inin ise tesise isabet ettiğini ileri sürmüştür. Yetkili, saldırıda can kaybı olup olmadığına ilişkin bilgi bulunmadığını belirtmiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığının tesis personeline gönderdiği iç uyarıda ise bir İHA’nın gözetleme kulesinin yakınını vurduğu ve personelin “siper alma” talimatı aldığı ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca tesiste görevli personelin durumunun tespit edilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü bildirilmiştir.
Haberde, söz konusu saldırının Irak’ta faaliyet gösteren “İslami Direniş” adlı Şii milis grup tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir. Irak Savunma Bakanlığı ise ülkedeki askeri üslerin yakınında gerçekleşen saldırılara tepki gösterirken, zarar gördüğü belirtilen ABD tesisine ilişkin doğrudan bir açıklama yapmamıştır. Ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla eş zamanlı olarak Irak’ta zaman zaman ABD askeri üslerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarının yaşandığı ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Hürmüz Boğazı çevresinde seyreden bir konteyner gemisinin bilinmeyen bir cisim nedeniyle hasar gördüğü bildirilmiştir. Olay, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarıyla bağlantılı olduğu belirtilen ülkelerin gemilerine yönelik geçişleri kapattığını duyurduğu bir dönemde meydana gelmiştir.
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO) tarafından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı Ras el-Hayme kentinin yaklaşık 25 deniz mili kuzeybatısında bulunan bir kargo gemisine bilinmeyen bir cismin isabet ettiği ve gemide yangın çıktığı belirtilmiştir.
Geminin kaptanı tarafından yapılan bilgilendirmede, geminin “bilinmeyen bir cisimden hasar gördüğü ancak mürettebat arasında can kaybı veya yaralanma bulunmadığı” ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca konteyner gemisinde meydana gelen hasarın boyutunun incelendiği aktarılmıştır.
11 Mart 2026 tarihinde Tayland Donanması, Hürmüz Boğazı yakınlarında Tayland bandıralı bir dökme yük gemisine füze saldırısı düzenlendiğini duyurmuştur. Olayın ardından gemide bulunan 23 kişilik mürettebattan 3 kişiden haber alınamadığı bildirilmiştir.
Bangkok Post gazetesinde yer alan habere göre Tayland Donanması tarafından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bir limandan Hindistan’a gitmek üzere yola çıkan Tayland bandıralı dökme yük gemisinin Hürmüz Boğazı’nı geçtikten sonra iki füze ile hedef alındığı belirtilmiştir. Saldırı sonucunda geminin arka bölümünde ve makine dairesinde patlamalar meydana geldiği ifade edilmiştir.
Açıklamada, gemide bulunan Tayland vatandaşı 23 kişilik mürettebattan 20’sinin cankurtaran botlarıyla Umman’daki bir limana ulaştığı, 3 kişiden ise haber alınamadığı bildirilmiştir. Ayrıca Umman Donanmasına bağlı birliklerin gemide olduğu değerlendirilen söz konusu üç kişiye ulaşmak için arama çalışmalarını sürdürdüğü belirtilmiştir.
Tayland Donanması tarafından yapılan açıklamada ayrıca mürettebatın tamamının Tayland’a güvenli şekilde dönüşünün sağlanması için gerekli koordinasyon çalışmalarının yürütüldüğü ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail ile bağlantılı olduğu belirtilen iki geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışırken füzelerle hedef alındığını duyurmuştur.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın ABD ve müttefiklerine ait gemilerin geçişine kapatıldığı yönündeki önceki açıklamaların yinelendiği belirtilmiştir. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “Siyonist rejime ait, Liberya bayrağı taşıyan Express Rome gemisi, bu sabah Donanmanın uyarılarını dikkate almadan ve Hürmüz Boğazı'ndan yasadışı bir şekilde geçmekte ısrar etmesi üzerine, İran füzeleriyle vuruldu.”
Açıklamada ayrıca Mayuree Naree adlı konteyner gemisinin de birkaç saat önce İran güçleri tarafından hedef alındığı belirtilmiştir. Devrim Muhafızları açıklamasında, söz konusu geminin de İranlı savaşçılar tarafından vurulduğu ifade edilmiştir. İran Devrim Muhafızları açıklamasında ayrıca Hürmüz Boğazı’nın İran’ın kontrolü altında olduğu ve “Amerikalı saldırganların ve ortaklarının buradan geçme hakkının olmadığı” yönünde ifadeler kullanılmıştır.
11 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı yakınlarında İran’a ait 16 mayın döşeme gemisinin imha edildiği bildirilmiştir.
CENTCOM’un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin İran’a ait deniz unsurlarına yönelik bir operasyon gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Açıklamada, söz konusu operasyon kapsamında 16 mayın döşeme gemisi de dahil olmak üzere çok sayıda İran savaş gemisinin hedef alınarak imha edildiği ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sivillere Hürmüz Boğazı boyunca İran tarafından kullanılan limanlardan uzak durmaları yönünde uyarıda bulunmuştur. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı sivil limanları “askeri operasyonlar yürütmek için kullandığı” iddia edilmiştir. Açıklamada bu durumun siviller için ciddi güvenlik riski oluşturduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, askeri faaliyetlerde kullanılan sivil limanların uluslararası hukuk kapsamında koruma statüsünü kaybederek meşru askeri hedefler haline gelebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle İran’daki sivillere, İran Deniz Kuvvetlerinin faaliyet gösterdiği tüm liman tesislerinden derhal uzak durmaları çağrısı yapılmıştır.
CENTCOM açıklamasında ayrıca şu ifadeler yer almıştır: “ABD ordusu, İran rejiminin askeri amaçlarla kullandığı tesislerin içinde veya yakınında sivillerin güvenliğini garanti edemese de, Amerikan kuvvetleri sivillere zarar vermeyi en aza indirmek için mümkün olan her türlü önlemi almaya devam edecektir.”
11 Mart 2026 tarihinde İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Abolfazl Shekarchi, İran limanlarına yönelik herhangi bir saldırı veya tehdit olması halinde Basra Körfezi’ndeki limanların hedef alınabileceğini ifade etmiştir.
İran basınında yer alan haberlere göre Şikarçi, katıldığı bir televizyon programında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan ve İran’daki sivil liman çalışanları ile mürettebatın askeri faaliyetlerin yürütüldüğü tesislerden uzak durmaları yönündeki uyarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Şikarçi açıklamasında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun tüm unsurlarıyla sahada bulunduğunu belirterek Basra Körfezi’nin kontrolünün İran’da olduğunu ifade etmiştir. Şikarçi şu ifadeleri kullanmıştır: “Eğer limanlarımıza karşı en küçük bir tehdit dahi olursa, Fars (Basra) Körfezi’nde hiçbir liman ve iskele güvenli olmayacak ve bölgedeki tüm liman ve ekonomik alanlar meşru hedefimiz haline gelecek.”
Şikarçi ayrıca bölge ülkelerine topraklarının ABD tarafından İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermemeleri çağrısında bulunmuştur.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) daha önce yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı boyunca bazı sivil limanları askeri operasyonlar yürütmek için kullandığını iddia etmiş ve sivillere bu limanlardan uzak durmaları yönünde uyarı yapmıştır.
ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlı askeri yetkililer için İran’ın başkenti Tahran’da geniş katılımlı bir cenaze töreni düzenlenmiştir. Tören, başkentin merkezi noktalarından biri olan İnkılap Meydanı’nda gerçekleştirilmiş ve çok sayıda kişinin katılımıyla yapılmıştır.

Tahran’da Düzenlenen Cenaze Töreni. 11 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Cenaze töreni kapsamında saldırılarda hayatını kaybeden üst düzey İranlı komutanların naaşları tören alanına getirilmiştir. Aynı törende saldırılar sırasında yaşamını yitirdiği bildirilen çocukların naaşlarının da meydanda bulunan alana getirildiği ifade edilmiştir. Törene katılan kalabalık gruplar cenaze merasimini meydanda kurulan alanlarda takip etmiştir.
Törene katılanların ellerinde İran bayrakları ile matem sembolü olarak kullanılan siyah bayraklar taşıdığı görülmüştür. Tören sırasında katılımcıların dualar okuduğu ve hayatını kaybedenler için anma etkinlikleri düzenlendiği belirtilmiştir. Cenaze merasimini takip eden kalabalıklar tarafından ABD, İsrail ve İngiltere aleyhine sloganlar atıldığı bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran’da bir banka şubesinin ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirildiği belirtilen bir füze saldırısının hedefi olduğu bildirilmiştir. Olayın Sepah Bankası’na ait bir binada meydana geldiği açıklanmıştır. Sepah Bankası tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “Bank Sepah'ın binalarından biri, çarşamba günü sabaha karşı İsrail-ABD füze saldırısının hedefi oldu.” Açıklamada saldırının ardından teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiği ve hasar tespit çalışmalarının başlatıldığı belirtilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran’da faaliyet gösteren Hatemu’l Enbiya Karargâhı tarafından yapılan açıklamada, Tahran’da bir İran bankasına yönelik düzenlenen saldırının ardından bölgede ABD ve İsrail ile bağlantılı olduğu belirtilen ekonomik merkezler ile bankaların hedef alınabileceği ifade edilmiştir.
Açıklamada, İran’daki banka saldırısının ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ve şu ifadeler kullanılmıştır: “Dün gece, terörist Amerikan ordusu ve Siyonist rejim, askeri hedeflerine ulaşamadıktan sonra ülkenin bankalarından birini hedef aldı. Bu gayrimeşru savaş eylemiyle düşman, bölgedeki ABD ve Siyonist rejime ait ekonomik merkezleri ve bankaları hedef almamıza olanak tanıdı.”
Açıklamada ayrıca bölge halkına yönelik bir uyarı da yer almıştır. Yetkililer, söz konusu bankaların bulunduğu alanların çevresinde güvenlik riski oluşabileceğini belirterek vatandaşların bankaların bir kilometre yakınına yaklaşmaması gerektiğini ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran basınında yer alan haberlerde, İran’ın güneyindeki Buşehr eyaletinde bulunan bir hastanenin ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırılar sırasında ağır hasar gördüğü bildirilmiştir.
Yarı resmî Tesnim Haber Ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, saldırılarda “Fars Körfezi Şehitleri Eğitim ve Tıp Merkezi” olarak adlandırılan hastane ağır şekilde zarar görmüştür. Patlamaların şiddeti nedeniyle hastaneye ait bazı binaların ve tıbbi ekipmanların tahrip olduğu ve sağlık tesisinin hizmet dışı kaldığı belirtilmiştir.
Haberde ayrıca hastanede bulunan hastaların güvenlik gerekçesiyle başka sağlık merkezlerine sevk edildiği aktarılmıştır. Bu kapsamda hastaların “Nükleer Bilim İnsanı Şehitler Hastanesi” olarak adlandırılan başka bir hastaneye nakledildiği bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran Eğitim Bakanı Ali Rıza Kazımi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında çok sayıda eğitim kurumunun hedef alındığını ve öğrenci ile öğretmenlerin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Kazımi, Tahran’da düzenlenen geniş katılımlı cenaze törenlerinin ardından yaptığı açıklamada saldırılara ilişkin verileri paylaşmıştır. Kazımi, saldırılarda 120 okulun hedef alındığını, 206 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ve 161 kişinin yaralandığını bildirmiştir. Kazımi ayrıca ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırılar sonucunda ülkedeki çok sayıda eğitim kurumunun zarar gördüğünü ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev, İran’daki Buşehr Nükleer Santrali’nde görev yapan bazı personelin tahliye edildiğini açıklamıştır.
Moskova’da gazetecilere konuşan Likhachev, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından santraldeki güvenlik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Likhachev, tahliye sürecinin bir bölümünün tamamlandığını belirterek 150 personelin Ermenistan üzerinden tahliye edildiğini ifade etmiştir.
Likhachev ayrıca santral sahasında yaklaşık 450 personelin görev yapmaya devam ettiğini belirtmiştir. Açıklamasında, söz konusu personelin çeşitli nedenlerle henüz tahliye edilemeyen kişiler olduğunu ifade ederek şu sözleri kullanmıştır: “Tahliyede yeni etabı birkaç gün önce tamamladık. 150 kişiyi Ermenistan üzerinden tahliye ettik. Şu anda sahada yaklaşık 450 kişi kaldı. Bunlar, belirli nedenlerden dolayı henüz tahliye edilemeyen kişiler.”
Rosatom Genel Müdürü Likhachev daha önce 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada ise Buşehr Nükleer Santrali’nin fiziksel koruma hattından kilometrelerce uzakta patlamalar duyulduğunu belirtmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD ile İsrail’in ortaklığında İran’a karşı yürütülen saldırıların “herhangi bir zaman sınırı olmaksızın” devam edeceğini savunmuştur.
İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Katz’ın İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun kuvvet komutanları ve istihbarat yetkilileriyle bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre Katz, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile ona bağlı Besic milis gücüne yönelik saldırılar düzenlediklerini ifade ederek operasyonların süreceğini belirtmiştir. Katz, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “İran halkının ayaklanıp harekete geçerek bu rejimi devirmesini sağlamak için bunu yapmaya devam edeceğiz.” Katz ayrıca ABD ve İsrail ortaklığında yürütülen saldırıların “gerekli olduğu sürece” ve “tüm hedeflere ulaşılana kadar” devam edeceğini savunmuştur.
11 Mart 2026 tarihinde İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin basın açıklaması yapmıştır. İrevani, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik sürdürülen saldırılar karşısında United Nations Security Council’in sessiz kaldığını belirterek Konsey’i eleştirmiştir.
İrevani açıklamasında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında şu ana kadar 1.300’den fazla sivilin hayatını kaybettiğini ve 9 bin 669 sivil yerleşim yerinin yok edildiğini ifade etmiştir. İrevani, söz konusu sivil alanların içinde 7 bin 943 konut, 1.617 ticari ve hizmet merkezi, 32 sağlık ve ilaç tesisi, 65 okul ve eğitim kurumu, 13 Kızılhaç binası ve çeşitli enerji tedarik tesislerinin bulunduğunu belirtmiştir.
BM Güvenlik Konseyinin saldırılar karşısında gerekli adımları atmadığını savunan İrevani, Konsey’in uluslararası barış ve güvenliği koruma konusundaki sorumluluğunu yerine getirmediğini ifade etmiştir. İrevani, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “BM tüzüğü uyarınca uluslararası barış ve güvenliği koruma konusundaki birincil sorumluluğuna rağmen, bu ciddi ihlallere göz yumuyor. Bunun yerine, bazı konsey üyeleri mağdurların ve saldırganların rollerini ve konumlarını tersine çevirmeye çalışıyor. Saldırganları ödüllendirmeyi ve mağdurları cezalandırmayı amaçlıyorlar.”
İrevani ayrıca Konsey’in “siyasi ve taraflı” kararlar aldığını ve bunun ABD ile İsrail’i daha fazla saldırı gerçekleştirmeye teşvik ettiğini belirtmiştir. Açıklamasında “Bugün İran, yarın başka herhangi bir egemen devlet olabilir.” ifadelerini kullanmıştır. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, uluslararası topluma İran halkına karşı yürütüldüğünü ifade ettiği saldırıların durdurulması için acil şekilde harekete geçme çağrısında bulunmuş, İran’ın ise halkını, topraklarını ve bağımsızlığını savunmak için gerekli tüm önlemleri alacağını belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda ABD’li yetkililerin uluslararası piyasalarda yanlış bilgi yayarak manipülasyon gerçekleştirdiğini ileri sürmüş ve bu durumun ABD yönetimini saldırıların ekonomik sonuçlarından kurtaramayacağını ifade etmiştir.
Erakçi açıklamasında ABD’li yetkililerin “sahte haberler yayarak piyasaları manipüle ettiğini” savunmuş ve bu girişimlerin Amerikan ekonomisinde ortaya çıkan enflasyonist baskıları ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir. İran Dışişleri Bakanı, söz konusu ekonomik etkileri “Amerikan halkına dayatılan enflasyonist bir tsunami” olarak tanımlamış ve mevcut ekonomik krizin kapsamının tarihi örneklerle karşılaştırılabilecek ölçüde büyük olduğunu dile getirmiştir.
Erakçi’ye göre küresel piyasalar “tarihin en büyük açığı ve uçurumu ile karşı karşıya” bulunmaktadır. İranlı diplomat, içinde bulunulan ekonomik krizin 1973 Arap petrol ambargosunun, 1979 İran İslam Devrimi’nin ve 1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgalinin yarattığı ekonomik etkilerin toplamından daha büyük sonuçlar doğurabileceğini ileri sürmüştür. Aynı açıklamada İran’ın ABD’ye veya ABD güçlerine karşı önleyici bir saldırı planladığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Erakçi, bu iddiaların “apaçık bir yalan” olduğunu belirtmiştir. İranlı yetkili, söz konusu söylemlerin İsrail tarafından planlandığını ileri sürdüğü ve “büyük hata operasyonu” olarak tanımladığı askeri girişimi meşrulaştırma amacı taşıdığını ifade etmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yaşanan savaşın sona ermesinin belirli şartların yerine getirilmesine bağlı olduğunu açıklamıştır. Pezeşkiyan, ABD merkezli X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerine değinmiştir. Pezeşkiyan, söz konusu görüşmelerde İran’ın bölgedeki barış ve istikrara bağlılığını yinelediğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan ayrıca İsrail ve ABD tarafından İran’a karşı başlatıldığını ifade ettiği savaşın sona erdirilmesinin tek yolunun bazı koşulların kabul edilmesi olduğunu belirtmiştir. Pezeşkiyan açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Savaşın sona erdirmenin tek yolu, İran'ın meşru haklarının tanınması, tazminat ödenmesi ve yeniden saldırmama konusunda sağlam bir uluslararası güvence verilmesidir.”
İran Cumhurbaşkanı, söz konusu şartların kabul edilmesi halinde bölgede barış ve istikrarın yeniden tesis edilebileceğini ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İran’daki Sepah Bankasına ait bir şubenin hedef alındığı saldırıya ilişkin açıklamada bulunmuştur. Erakçi, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda saldırının İsrail ve ABD tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve bankanın çalışanlarla dolu olduğu sırada hedef alındığını ifade etmiştir. Erakçi açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Ülkemizin en eski bankalarından (Bank Sepah) birinin şubesi, çalışanlarla dolu olduğu sırada bombalandı.”
Erakçi ayrıca İran’ın söz konusu saldırıya karşılık vereceğini belirterek “Silahlı kuvvetlerimiz milli altyapımıza yönelik saldırıların intikamını alacak.” ifadelerini kullanmıştır. İran’daki Sepah Bankası tarafından daha önce yapılan açıklamada ise bankaya ait bir binanın çarşamba günü sabaha karşı ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirildiği belirtilen bir füze saldırısının hedefi olduğu bildirilmiştir. Açıklamada saldırının ardından teknik ekiplerin hasar tespit çalışmalarına başladığı ifade edilmiştir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede uzun süredir devam eden krizler ve çatışmaların giderek arttığını ve mevcut çatışmalar sona ermeden yeni gerilimlerin ortaya çıktığını ifade etmiştir. Erdoğan, İsrail’in tahrikleri sonucunda İran’a karşı başlatılan savaşın Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyada ve küresel ekonomi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtmiştir.
Erdoğan açıklamasında, mevcut sorunların diplomatik yollarla çözülme ihtimali bulunmasına rağmen yanlış değerlendirmeler ve çeşitli kışkırtmalar sonucunda bölgenin yeniden çatışma ortamına sürüklendiğini dile getirmiştir. Bölgedeki gelişmelerin giderek şiddetlendiğini belirten Erdoğan, savaşın ilk gününde bir ilkokulda 175 kız öğrencinin hayatını kaybettiğini ve İran’da hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 2 bine ulaştığını ifade etmiştir. Açıklamasında ayrıca İran’ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere bazı üst düzey İranlı yetkililerin suikast sonucu öldürüldüğünü aktarmış ve İran’ın altyapısının ağır hasar gördüğünü belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’ın petrol üretim tesisleri, su ve enerji altyapısı ile ulaştırma sistemlerinin saldırılarda hedef alındığını ifade etmiştir. Bunun yanı sıra İran halkının ekonomik ambargolar ve ağır yaşam koşullarının ardından devam eden bombardıman nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığını dile getirmiştir. Erdoğan, kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere sivillerin saldırılardan etkilendiğini ve bu durumun bölgedeki insani koşulları ağırlaştırdığını belirtmiştir.
Erdoğan ayrıca İran’a yönelik saldırıların küresel ekonomi üzerindeki etkilerine de dikkat çekmiştir. Petrol fiyatlarında yaşanan artışın dünya ekonomisi üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, yalnızca savaşın tarafı olan ülkelerin değil, küresel ölçekte pek çok ülkenin bu gelişmelerin ekonomik sonuçlarıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel krizler karşısında aktif diplomatik girişimlerde bulunduğunu da ifade etmiştir. Türkiye’nin kriz anlarında bölgedeki ülkelerle temas kuran ve çözüm arayışlarına katkı sağlayan bir politika izlediğini dile getiren Erdoğan, çatışmaların başladığı günden bu yana İran, Amerika Birleşik Devletleri ve ilgili bölge ülkeleriyle çeşitli diplomatik temaslar yürütüldüğünü açıklamıştır.
Erdoğan, bu süreçte 20’den fazla telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve Türk yetkililerin de muhataplarıyla sürekli temas halinde olduğunu ifade etmiştir. Türkiye’nin silahların susması ve çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Erdoğan, diplomasiye fırsat verilmesi halinde çözüm bulunabileceğini dile getirmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Türkiye’nin mevcut süreçte temkinli bir politika izlediğini ve bölgedeki gelişmelerin dikkatle takip edildiğini ifade etmiştir. Türkiye’nin bölgesel çatışmaların genişlemesini engellemek ve ülkenin güvenliğini korumak amacıyla dikkatli bir diplomasi yürüttüğünü belirten Erdoğan, özellikle mezhep temelli çatışma risklerine karşı da gerekli önlemlerin alındığını ifade etmiştir.
Irak Başbakanı Mohammed Shia' al-Sudani, Irak topraklarının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğini açıklamıştır. Irak Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Sudani, İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede Sudani, Irak hükümeti ve halkı adına İran’ın dini lideri Ali Khamenei’nin hayatını kaybetmesi nedeniyle taziyelerini iletmiş ve Hamaney’in ailesine ile İran halkına başsağlığı dileklerini sunmuştur. Ayrıca saldırılarda yaralanan kişilerin en kısa sürede iyileşmesini temenni etmiştir.
Sudani açıklamasında Irak’ın İran’ı hedef alan “haksız savaşı” reddettiğini ve kınadığını belirtmiş ve bölgesel güvenlik ile halkların barış içinde yaşamasının önemine vurgu yapmıştır. Sudani ayrıca savaşın sona erdirilmesi, diyalog ve barışçıl çözümlere dönülmesi için çaba göstermeye hazır olduklarını ifade etmiştir.
Sudani, Irak hükümetinin İran’ın güvenliği ve egemenliğine saygı gösterdiğini belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Irak topraklarının herhangi bir grup tarafından İran’a saldırı amacıyla kullanılmasına izin verilmeyecektir.” Irak Başbakanı ayrıca Irak topraklarını hedef alan saldırıların da ülkenin egemenliği ve güvenliğinin ihlali anlamına geldiğini belirtmiş ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran’ın Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarını kınayan karar tasarısını oylamış ve tasarı kabul edilmiştir. Karar tasarısı, Bahreyn öncülüğünde hazırlanmış ve İran’ın ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde başlattığı saldırılara karşılık olarak Körfez bölgesindeki bazı ülkelere yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarına ilişkin kınama içermiştir. Tasarıda, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının bölgesel güvenliği tehdit ettiği ifade edilmiştir.
BMGK’de yapılan oylamada 13 üye ülke tasarıyı desteklemiş, Çin ve Rusya ise çekimser oy kullanmıştır. Böylece tasarı Konsey’de kabul edilmiştir. Tasarı, Bahreyn tarafından Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler ile Ürdün adına sunulmuştur. Söz konusu girişime Birleşmiş Milletler’e üye 130’dan fazla devletin destek verdiği bildirilmiştir.
Krizin daha önce de ele alındığı belirtilmiş ve 28 Şubat 2026 tarihinde BMGK’de acil bilgilendirme toplantısı düzenlendiği aktarılmıştır. Bu toplantıda ABD temsilcileri, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarını uluslararası barış ve güvenlik için tehdit olarak nitelendirmiş, ABD ve İsrail tarafından yürütülen askeri harekatın amacının İran’ın bu kapasitesini ortadan kaldırmak ve bölgedeki vekil gruplara verdiği desteği engellemek olduğunu ifade etmiştir.
İran yönetimi ise söz konusu saldırıların uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlali olduğunu savunmuş ve BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullandığını belirtmiştir.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin G7 liderleriyle yapılan video konferans görüşmesine katılmıştır. Birleşik Krallık Başbakanlık Ofisi 10 Numara tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre görüşmede, Orta Doğu’daki son durum, çatışmanın ekonomik etkileri ve bölgedeki ortaklara verilecek destek ele alınmıştır. Görüşmede ayrıca gerilimin azaltılması amacıyla yürütülen uluslararası girişimler değerlendirilmiştir.
Starmer görüşmede, Birleşik Krallık’ın İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerini yinelediğini belirtmiş ve İran’ın nükleer emellerinden vazgeçmesi gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamada ayrıca Birleşik Krallık’ın savunma operasyonları kapsamında ABD’ye İngiliz askeri üslerini kullanma izni verdiği bilgisi paylaşılmıştır.
Starmer, İngiliz Silahlı Kuvvetlerinin ülke vatandaşlarının korunması ve İran’ın faaliyetlerinin caydırılması amacıyla bölgedeki müttefiklerle yakın iş birliği içinde savunma faaliyetleri yürüttüğünü belirtmiştir. Açıklamada ayrıca son hafta içinde Birleşik Krallık’ın bölgedeki savunma kapasitesini güçlendirdiği ifade edilmiştir.
Görüşmede, çatışmanın küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin yönetilmesi konusu da ele alınmıştır. Starmer, petrol piyasalarının istikrarını desteklemek amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ortaklarıyla toplu petrol stoklarının serbest bırakılması yönünde varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığını belirtmiştir.
Starmer ayrıca Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekmiş ve bölge ülkeleriyle bu konuda iş birliği yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Görüşmede Rusya’nın Orta Doğu’daki gelişmeleri kendi askeri hedefleri doğrultusunda kullanmaması gerektiği de vurgulanmıştır. Starmer, ortak ülkelerin Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barış sağlanması yönündeki taahhütlerini sürdürdüklerini ifade etmiştir.
Açıklamanın sonunda Starmer, Birleşik Krallık’ın ortak çıkarlara yönelik tehditlerle mücadele etmek ve Orta Doğu’daki gerilimi azaltmak amacıyla yürütülen uluslararası çabalara tam katkı sağlayacağını belirtmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İsviçre Dışişleri Bakanlığı, güvenlik ortamının kötüleşmesi nedeniyle İran’ın başkenti Tahran’daki İsviçre Büyükelçiliğinin geçici olarak kapatıldığını duyurmuştur. Bakanlığın sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “İsviçre, güvenlik ortamının kötüleşmesi nedeniyle (Tahran'daki) İsviçre Büyükelçiliğini geçici olarak kapatma kararı aldı.”
Açıklamada ayrıca İsviçre Büyükelçisi ile birlikte beş İsviçreli personelin kara yoluyla İran’dan ayrıldığı ve şu anda ülke dışında güvende oldukları belirtilmiştir. Personelin güvenlik koşullarının uygun hale gelmesi durumunda Tahran’a geri döneceği ifade edilmiştir.
Aynı açıklamada İsviçre’nin iyi niyet girişimleri kapsamında ABD ile İran arasındaki diplomatik iletişim kanalını açık tutmaya devam ettiği belirtilmiştir. Ayrıca İsviçre Savunma Bakanı Martin Pfister daha önce yaptığı bir açıklamada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Avrupa Birliği, İran’da ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulduğu belirtilen 19 yetkili ve kuruluşa yönelik yeni yaptırım kararı aldığını açıklamıştır.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, AB üye ülkelerinin büyükelçilerinin söz konusu yaptırımları onayladığını duyurmuştur. Kallas açıklamasında, Avrupa Birliği’nin İran’la ilgili gelişmeler sürecinde kendi çıkarlarını koruyacağını belirtmiş ve şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'ın geleceğinin baskı üzerine kurulamayacağı mesajını vereceğiz.”
Avrupa Birliği daha önce 29 Ocak 2026 tarihinde, aralarında İran Devrim Muhafızları komutanlarının da bulunduğu 15 yetkili ve 6 kuruluşa yaptırım uygulanacağını duyurmuştur. Ayrıca 19 Şubat 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun terör listesine alındığı açıklanmıştır.
Avrupa Birliği’nin İran’a yönelik insan hakları yaptırımları kapsamında toplam 316 kişi ve kuruluşa kısıtlayıcı tedbirler uygulanmaktadır. Söz konusu tedbirler arasında mal varlıklarının dondurulması, Avrupa Birliği ülkelerine seyahat yasağı ve listede yer alan kişi ve kuruluşlara fon veya ekonomik kaynak sağlanmasının yasaklanması yer almaktadır.
11 Mart 2026 tarihinde Sri Lanka’da bir mahkeme, 4 Mart 2026 tarihinde ABD tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırı sonucunda batan İran gemisinde hayatını kaybeden denizcilerin naaşlarının İran’ın Kolombo Büyükelçiliği yetkililerine teslim edilmesine karar vermiştir.
Yerel Daily Mirror gazetesinde yer alan habere göre karar, Galle şehrindeki liman polisi tarafından yapılan başvuru üzerine alınmıştır. Davaya bakan Galle Başyargıcı Sameera Dodangoda, hastanede bulunan İranlı denizcilere ait 84 cenazenin İran’ın Kolombo Büyükelçiliğindeki diplomatik temsilcilere teslim edilmesi yönünde talimat vermiştir.
Haberde, söz konusu cenazelerin hastane yerleşkesinde bulunan iki mobil soğuk hava deposunda muhafaza edildiği belirtilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik saldırıların başlamasından bu yana Orta Doğu’daki ABD vatandaşlarının tahliye edilmesine yönelik yürütülen operasyonlara ilişkin açıklama yapmıştır.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu tarihten itibaren 43 binden fazla ABD vatandaşının Orta Doğu’dan tahliye edildiği bildirilmiştir. Açıklamada, tahliye operasyonları kapsamında üç düzineden fazla uçuş gerçekleştirildiği ve bu uçuşlar aracılığıyla binlerce kişinin bölgeden ayrıldığı ifade edilmiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında “28 Şubat’tan bu yana 43 binden fazla ABD vatandaşı Orta Doğu’dan güvenli şekilde ayrılarak ABD’ye döndü.” ifadelerine yer verilmiştir. Açıklamada ayrıca bölgedeki ticari uçuşların kademeli olarak yeniden artmaya başladığı belirtilmiş ve bu gelişme nedeniyle ABD hükümeti tarafından sağlanan tahliye uçuşları ile kara ulaşımı operasyonlarının talebin azalması doğrultusunda azaltılacağı kaydedilmiştir.
Bakanlık açıklamasında, 24 saat görev yapan kriz birimi aracılığıyla yurt dışında bulunan 30 binden fazla ABD vatandaşına güvenlik tavsiyeleri ve seyahat desteği sağlandığı bilgisi de paylaşılmıştır.
11 Mart 2026 tarihinde İran Gençlik ve Spor Bakanı Ahmad Donyamali, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle İran Milli Futbol Takımı’nın ABD’de düzenlenecek 2026 FIFA World Cup’a katılımının mümkün olmayabileceğini ifade etmiştir.
İran devlet televizyonuna konuşan Donyamali, devam eden saldırıların sporcuların uluslararası turnuvalara katılımını zorlaştırdığını belirtmiştir. Donyamali açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu yozlaşmış devletin liderimizi öldürmesi göz önüne alındığında, her halükarda Dünya Kupası'na katılmamız için gerekli şartlara sahip olmadığımız anlaşılacaktır. Çocuklarımızın güvenliği yok. İran'a karşı kötü eylemler işlediler ve dokuz ay içinde bize iki savaş dayattılar. Ayrıca binlerce insanımızı öldürdüler ve şehit ettiler. Bu nedenle, kupada var olmamız kesinlikle mümkün değil.”
ABD, Meksika ve Kanada’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek olan turnuvanın Haziran 2026’da başlaması planlanmaktadır. İran Milli Futbol Takımı, Asya Elemeleri’ni grubunu lider tamamlayarak turnuvaya doğrudan katılma hakkı elde etmiştir. Öte yandan Gianni Infantino, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın turnuvaya katılımının memnuniyetle karşılanacağına dair kendisine güvence verdiğini ifade ettiğini açıklamıştır.
12 Mart 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Kentucky eyaletinde düzenlenen bir mitingde İran’a yönelik devam eden askeri operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, ABD’nin İran’a yönelik yürüttüğü askeri müdahalenin kısa süreli ancak kararlı bir operasyon olduğunu ifade ederek, operasyonun tamamlanmasına kadar geri adım atılmayacağını belirtmiştir. ABD Başkanı konuşmasında, “Bu işi bitirene kadar buradan ayrılmayacağız ve bu çok hızlı olacak.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, İran’ın uzun yıllardır hem İsrail hem de Orta Doğu’daki diğer ülkeler için güvenlik tehdidi oluşturduğunu ileri sürmüş ve İran’ın yaklaşık 47 yıldır Amerikalıları hedef alan eylemler gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. ABD Başkanı, İran’a yönelik askeri müdahalenin aslında daha önce gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuş ve ABD ordusunun operasyonun ilk günlerinde İran’ın askeri kapasitesine ciddi zarar verdiğini belirtmiştir.
Konuşmasında Haziran 2025’te İran’a yönelik düzenlenen önceki saldırılara da değinen Trump, bu operasyonların ardından İran’ın yeniden askeri faaliyetlere başladığını ileri sürmüş ve bu nedenle operasyonun kesin sonuç elde edilene kadar sürdürülmesi gerektiğini ifade etmiştir. ABD’nin erken çekilmesinin yeni krizlere yol açabileceğini belirten Trump, “İki yılda bir geri dönmek istemiyoruz.” şeklinde konuşmuştur.
Trump ayrıca ABD ordusunun İran’a ait 58 gemiyi imha ettiğini, İran donanmasının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve mayın döşeme kapasitesinin ortadan kaldırıldığını iddia etmiştir. ABD Başkanı, İran’ın füze kapasitesinin yüzde 90’ının ve insansız hava araçlarının yüzde 85’inin yok edildiğini ileri sürmüş; operasyonun beklenenden daha sert şekilde yürütüldüğünü ifade etmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayımlanan bir haberde, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ilk günlerine ilişkin maliyet hesaplamalarına yer verilmiştir. Haberde, konuya aşina üç kaynağa dayandırılan bilgilere göre ABD Savunma Bakanlığı yetkililerinin Kongre üyelerine operasyonun maliyetine ilişkin bir brifing verdiği belirtilmiştir.
Pentagon yetkililerinin Kongre’de gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında, İran’a yönelik saldırıların başladığı 28 Şubat 2026 tarihinden sonraki ilk altı gün içerisinde operasyonların maliyetinin 11,3 milyar doları aştığınıaktardığı öne sürülmüştür. Bu rakamın, Kongre üyelerine sunulan en kapsamlı maliyet değerlendirmelerinden biri olduğu ifade edilmiştir.
Haberde ayrıca söz konusu maliyet hesaplamasına operasyon öncesinde bölgeye yapılan askeri sevkiyatların dahil edilmediği belirtilmiştir. ABD’nin Ortadoğu’daki üslerine yapılan askeri yığınak, personel konuşlandırmaları ve askeri ekipman transferlerinin toplam maliyetinin henüz bu hesaplamaya dahil edilmediği ve bu nedenle toplam operasyon maliyetinin ilerleyen dönemde önemli ölçüde artabileceği değerlendirmesine yer verilmiştir.
Sabah saatlerinde Trump, İran ile devam eden askeri gerilime ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, Air Force One uçağından indikten sonra gazetecilere yaptığı değerlendirmede ABD’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelere değinmiştir.
Trump açıklamasında ABD’nin İran’a ait deniz unsurlarına yönelik operasyonlar gerçekleştirdiğini ileri sürerek, “Boğazlar çok iyi durumda. (İran’ın) tüm gemilerini batırdık. Bazı füzeleri var ama çok fazla değil. Bence çok iyi durumdayız.” ifadelerini kullanmıştır. ABD yönetiminin boğazlardaki gelişmeleri yakından izlediğini belirten Trump, bölgedeki deniz trafiği ve güvenlik durumunun kontrol altında olduğunu iddia etmiştir.
ABD Başkanı ayrıca İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ülkenin donanması, hava kuvvetleri ve komuta sistemlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini öne sürmüş ve ABD güçlerinin İran üzerinde serbest şekilde hareket edebildiğini iddia etmiştir. Trump, İran’ın neredeyse “yolun sonuna” geldiğini savunmuş ancak bunun çatışmanın hemen sona ereceği anlamına gelmediğini belirtmiştir.
Trump konuşmasında ABD’nin İran’ın bazı bölgelerini hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade ederek, isterlerse İran’ın elektrik üretim kapasitesini kısa sürede devre dışı bırakabileceklerini ileri sürmüştür. Bu tür bir saldırının İran’ın altyapısını yeniden inşa etmesini uzun yıllar zorlaştıracağını söyleyen Trump, buna rağmen ABD’nin ideal olarak böyle bir adım atmaktan kaçınmak istediğini ifade etmiştir. Ayrıca İran’da “ne yaptığını bilen birinin” yönetimde olmasının tercih edildiğini söylemiştir.
ABD merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) tarafından yapılan değerlendirmede, İran’ın Hürmüz Boğazı’na 10’dan az deniz mayını yerleştirdiği öne sürülmüştür. Enstitü tarafından yapılan açıklama sosyal medya üzerinden kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Açıklamada, İran’ın boğaza geniş çaplı şekilde mayın döşemekten siyasi ve ekonomik sonuçlarından çekindiği için kaçındığı belirtilmiştir. Değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’na geniş çaplı mayın döşenmesinin yalnızca yabancı gemileri değil, bölgedeki tüm deniz trafiğini ciddi şekilde aksatabileceğine dikkat çekilmiştir.
ISW tarafından yapılan analizde, böyle bir adımın İran’ın Çin ile olan ilişkilerini olumsuz etkileyebileceği ve petrol gelirlerine büyük ölçüde bağımlı olan Irak ekonomisine zarar verebileceği değerlendirilmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde ABD Senatosu Azınlık Lideri Chuck Schumer, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlara ilişkin açıklamalarında ABD Başkanı Donald Trump’ı çelişkili söylemlerde bulunmakla suçlamıştır. Schumer, ABD Senatosunda yaptığı konuşmada Trump yönetiminin savaşın amaçları konusunda tutarsız açıklamalar yaptığını savunmuştur.
Schumer konuşmasında, İran’a yönelik saldırıların başladığı 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana 8 ABD askerinin hayatını kaybettiğini, 8’i ağır olmak üzere 140 Amerikan askerinin yaralandığını ifade etmiştir. Ayrıca ABD ve İsrail tarafından İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıya da değinen Schumer, ilk raporlarda saldırının ABD operasyonlarının sonucu olabileceğine dair değerlendirmeler bulunduğunu söylemiş ve sivillerin ölümüyle sonuçlanan olay hakkında tam, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunmuştur.
Schumer, artan askeri kayıplar ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle ABD kamuoyunda savaşın amacının sorgulandığını belirterek, Amerikalıların çatışmanın gerekçesine ilişkin açıklama beklediğini ifade etmiştir. Konuşmasında, “Tüm bu değişim, tüm bu kaos, artan benzin fiyatları, yükselen kayıplar ve artan düşmanlıklar arasında Amerikalılar çok basit bir soru soruyor: Neden?” sözlerini kullanmıştır.
Trump yönetiminin savaşın hedefleri konusunda farklı açıklamalar yaptığını öne süren Schumer, bu durumu şu sözlerle eleştirmiştir: “Önce rejim değişikliğiydi, sonra İran’ın nükleer programıyla ilgiliydi, sonra İran donanmasından kurtulmak içindi, sonra tekrar rejim değişikliği, sonra da savunma amaçlı olduğunu söylüyorlar.” Schumer ayrıca, savaşın hangi aşamada olduğuna ilişkin açıklamaların da tutarsız olduğunu belirterek “Donald Trump’a savaşın sonunda mı yoksa başında mı olduğumuzu sorarsanız ‘her ikisi de’ diyor. Bu çılgınlık durmalı.” ifadelerini kullanmıştır.
Schumer, ABD Senatosunun savaşın stratejisi ve hedeflerine ilişkin olarak yönetim yetkililerini sorgulamak amacıyla kamuya açık oturumlar düzenlemesi gerektiğini belirterek, Amerikan kamuoyunun bu konuda ayrıntılı bilgi alma hakkı olduğunu vurgulamıştır.
12 Mart günü Trump, İran Milli Futbol Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılımına ilişkin güvenlik gerekçesiyle değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada İran takımının turnuvaya katılımının güvenlik açısından risk oluşturabileceğini ifade etmiştir.
Trump açıklamasında, “İran Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası’nda memnuniyetle karşılanacaktır, ancak kendi can ve güvenlikleri açısından orada (ABD’de) bulunmalarının uygun olduğunu düşünmüyorum.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump 12 Mart'ın son saatlerinde, İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen Kadın Tarihi Ayı etkinliğinde, eşi Melania Trump ile birlikte katıldığı program sırasında İran gündemine değinmiştir.
Trump açıklamasında, ABD ordusunun İran’a yönelik operasyonlarının “çok iyi gittiğini” ifade etmiş ve “İran ile ilgili süreç çok hızlı ilerliyor.” değerlendirmesinde bulunmuştur. ABD Başkanı, Amerikan ordusunun yürüttüğü askeri faaliyetlerin daha önce benzeri görülmemiş bir operasyon olduğunu ileri sürmüştür.
Açıklamasında İran yönetimine yönelik eleştirilerde bulunan Trump, İran’daki rejimin uzun yıllardır bölgeye “terör yaydığını” savunmuş ve ABD’nin mevcut süreçte “47 yıldır yapılması gerekeni yaptığını” ifade etmiştir. Trump ayrıca İran’ın yürütülen operasyonlar nedeniyle “ağır bedel ödediğini” dile getirmiştir.
12 Mart'ın ilk saatlerinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’dan fırlatıldığı bildirilen balistik ve seyir füzeleri ile insansız hava araçlarına yönelik hava savunma müdahalelerine ilişkin açıklama yapmıştır. Açıklamada, BAE hava savunma unsurlarının 6 balistik füze, 7 seyir füzesi ve 39 insansız hava aracını (İHA) engellediği ifade edilmiştir. Söz konusu saldırıların İran’dan fırlatıldığı belirtilmiş, müdahalenin ülkenin hava savunma sistemleri tarafından gerçekleştirildiği aktarılmıştır.
BAE Savunma Bakanlığı ayrıca, İran’dan gelen saldırıların başladığı tarihten itibaren ülke hava savunma sistemlerinin toplam 268 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1514 insansız hava aracına müdahale ettiğini duyurmuştur. Açıklamada, saldırılar sonucunda çeşitli uyruklardan 6 kişinin hayatını kaybettiği ve 131 kişinin yaralandığı da bildirilmiştir.
Aynı gün Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde bir insansız hava aracının yerleşim alanındaki bir binaya düşmesi sonucu maddi hasar meydana gelmiştir. Olayın şehir merkezine yakın bir bölgede gerçekleştiği bildirilmiştir.
Dubai Media Office tarafından yapılan açıklamada, insansız hava aracının Dubai şehir merkezi yakınlarında bulunan Dubai Creek Harbour bölgesindeki çok katlı bir binaya düştüğü ifade edilmiştir. Açıklamada olayın ardından binadaki kişilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla tahliye çalışmaları yürütüldüğü belirtilmiştir.
Yetkililer, olayın ardından bölgeye sevk edilen sivil savunma ekiplerinin binada çıkan küçük çaplı yangına müdahale ederek yangını kontrol altına aldığını bildirmiştir. Yapılan resmi açıklamada olayda herhangi bir yaralanma meydana gelmediği de aktarılmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde Dubai Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin bir füzeye müdahale etmesi sonrasında meydana gelen iki ayrı olayın yetkililer tarafından kontrol altına alındığı bildirilmiştir. Açıklamaya göre, füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından Şeyh Zayid Yolu üzerindeki bir binanın cephesine şarapnel parçalarının isabet ettiği belirtilmiştir.
Ayrıca Dubai’nin el-Bida bölgesinde bir insansız hava aracının düşmesiyle ilgili ayrı bir olaya da müdahale edildiği ifade edilmiştir. Yetkililer, her iki olayla ilgili güvenlik ekiplerinin gerekli inceleme ve müdahale çalışmalarını yürüttüğünü bildirmiştir.
Bölgedeki deniz ticareti de çatışmaların etkisi altına girmiştir. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO) tarafından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan Cebel Ali Limanı’nın yaklaşık 65 kilometre kuzeyinde seyreden bir konteyner gemisinin bilinmeyen bir cisim tarafından vurulduğu bildirilmiştir.
Gemi kaptanının UKMTO’ya ilettiği rapora göre saldırı sonucunda gemide küçük çaplı bir yangın çıktığıbelirtilmiştir. Olayın gece saatlerinde meydana gelmesi nedeniyle hasarın tam boyutunun ilk aşamada tespit edilemediği ifade edilmiştir. UKMTO yetkilileri bölgedeki gemilere dikkatli seyir yapılması ve güvenlik prosedürlerinin uygulanması yönünde uyarılarda bulunmuştur.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, gün boyunca İran’dan fırlatılan 10 balistik füze ile 26 insansız hava aracının (İHA) BAE hava savunma sistemleri tarafından engellendiği belirtilmiştir. BAE Savunma Bakanlığı ayrıca, saldırıların başlangıcından bu yana ülke hava savunma sistemlerinin toplam 275 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1540 insansız hava aracına müdahale ettiğini duyurmuştur.
Yetkililer, söz konusu saldırılarda çeşitli uyruklardan 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve 131 kişinin yaralandığını hatırlatmıştır. Açıklamada saldırılara karşı hava savunma sistemlerinin müdahalelerinin sürdüğü belirtilmiştir.
Bölgesel çatışmaların ilk günlerinde İran’ın Kuveyt’te bulunan ABD askeri üslerine yönelik saldırılar düzenlediği iddiaları da gündeme gelmiştir. ABD basınında yer alan haberlere göre İran’ın Kuveyt’teki ABD askeri tesislerini hedef alan saldırılarında Amerikan askerleri arasında kayıplar yaşandığı ileri sürülmüştür.
CBS News tarafından yayımlanan haberde, kimliği açıklanmayan kaynaklara dayandırılan bilgilere göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) çatışmaların ilk günlerinde saldırılar sonucunda 6 ABD askerinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda askerin yaralandığını bildirdiği iddia edilmiştir.
Söz konusu iddialara ilişkin resmi makamlar tarafından ayrıntılı bir doğrulama yapılmamış olmakla birlikte, haberlerde saldırıların İran ile ABD-İsrail ekseninde yaşanan çatışmaların bölgesel ölçekte genişlediğine işaret ettiği değerlendirmelerine yer verilmiştir.
12 Mart sabah saatlerinde Kuveyt’in güneyinde bir binaya insansız hava aracının (İHA) isabet etmesi sonucu iki kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Olayın ardından güvenlik ve acil müdahale ekipleri bölgeye sevk edilmiştir. Kuveyt ordusu tarafından yapılan açıklamada, Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Suud el-Atvan’ın ifadelerine yer verilmiştir. Açıklamada, ülkenin güneyinde bir insansız hava aracının bir binaya isabet ettiği ve olayda iki kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Yaralıların hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada ayrıca hedef alınan binada maddi hasar meydana geldiği kaydedilmiştir. Kuveyt resmi haber ajansı KUNA’ya konuşan İtfaiye Sözcüsü Muhammed el-Garib, binada yaşayan kişilerin tahliye edildiğini ve saldırı sonrasında çıkan yangının itfaiye ekipleri tarafından söndürüldüğünü bildirmiştir.
Aynı gün Kuveyt’te düşürülen bir insansız hava aracının (İHA) parçalarının elektrik iletim hatlarına düşmesi sonucu ülkedeki bazı enerji altyapısı geçici olarak devre dışı kalmıştır. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, düşürülen İHA’nın parçalarının elektrik iletim hatlarına isabet etmesi nedeniyle 6 elektrik hattının hizmet dışı kaldığı ifade edilmiştir.
Açıklamada, meydana gelen hasara rağmen ülkedeki elektrik ve su hizmetlerinin genel durumunun kontrol altında olduğu belirtilmiştir. Yetkililer, enerji altyapısına yönelik etkilerin sınırlı olduğunu ve gerekli teknik müdahalelerin yürütüldüğünü bildirmiştir.
12 Mart günü Saudi Arabia Savunma Bakanlığı, ülkenin doğu bölgesini hedef alan insansız hava araçlarına yönelik hava savunma müdahalesi gerçekleştirildiğini duyurmuştur. Açıklamada, saldırı girişiminin ülkenin doğu kesimlerine yöneldiği belirtilmiştir.
Saudi Ministry of Defense tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırı kapsamında 18 insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından tespit edilerek müdahale sonucu imha edildiği ifade edilmiştir. Açıklamada, müdahalenin ülkenin hava savunma unsurları tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Saudi Arabia Savunma Bakanlığı, tarafından yapılan açıklamaya göre, Suudi Arabistan’ın güneydoğusunda yer alan Shaybah Oil Field (Şeybe petrol sahası) yönüne gönderilen bir insansız hava aracı hava savunma sistemleri tarafından imha edilmiştir. Aynı açıklamada, ülkenin doğu bölgesine yönelen iki insansız hava aracına da müdahale edildiği ve söz konusu araçların etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir.
İlerleyen saatlerde Riyad’da büyükelçiliklerin ve yabancı kuruluşlara ait ofislerin bulunduğu Elçilikler Mahallesi yönüne ilerleyen bir insansız hava aracı hava savunma sistemleri tarafından düşürülmüştür.
12 Mart akşamı Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülke hava sahasında İran kaynaklı olduğu bildirilen balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarına hava savunma sistemleri tarafından müdahale edildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 2 balistik füze ve 12 insansız hava aracının tespit edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, Rubülhali Çölü’nde bulunan Şeybe petrol sahasına doğru ilerleyen 9 insansız hava aracının imha edildiği ifade edilmiştir.
Ayrıca Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, ülkenin güneydoğusunda yer alan el-Harec vilayetinde saldırı tehdidi nedeniyle uyarı sirenlerinin çaldığını duyurmuştur. Yetkililer, bölgede gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını açıklamıştır.
Bölgesel gerilim kapsamında Bahreyn’de bulunan petrol tankerlerinin hedef alındığı bir saldırı sonrasında güvenlik uyarıları yapılmıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Muharrak bölgesinde yakıt tankerlerinin hedef alınması sonucu yangın çıktığı belirtilmiştir.
Yangının ardından yayılan yoğun duman nedeniyle yetkililer, özellikle el-Hid, Arad, Kalali ve Semahic bölgelerinde yaşayan vatandaşlara yönelik uyarılar yayımlamıştır. Açıklamada, vatandaşlardan evlerinde kalmaları, pencereleri kapalı tutmaları ve klima sistemlerini çalıştırmamaları istenmiştir. İçişleri Bakanlığı, söz konusu saldırının ardından güvenlik birimlerinin olay yerine sevk edildiğini ve gerekli güvenlik prosedürlerinin devreye alındığını bildirmiştir.
Ülkede, İran’dan düzenlendiği bildirilen saldırılar nedeniyle güvenlik önlemleri artırılmış ve ülkenin çeşitli bölgelerinde uyarı sirenleri çalmıştır. Olayın ardından yetkililer tarafından kamu güvenliğine yönelik tedbirler uygulanmıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırı uyarıları kapsamında sirenlerin devreye girdiği ve halka sakin kalmaları ile güvenli bölgelere yönelmeleri çağrısında bulunulduğu bildirilmiştir. Açıklamada ayrıca, ülkenin Muharraq kentinde bulunan Reya Caddesi’nin güvenlik gerekçesiyle çift yönlü olarak trafiğe kapatıldığı ifade edilmiştir.
Yetkililer, Muharrak kentindeki bir tesiste bulunan yakıt tankerlerinin İran tarafından hedef alındığını açıklamış ve bu nedenle bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirmiştir. Özellikle Muharrak sahilinde yer alan el-Hid, Arad, Kalali ve Semahic bölgelerinde yaşayanlara pencerelerini kapalı tutmaları ve klimalarını çalıştırmamaları yönünde uyarıda bulunmuştur.
12 Mart 2026 tarihinde Bahreyn ordusu, İran’dan ülkeye yönelik gerçekleştirildiği bildirilen saldırıların başlangıcından bu yana hava savunma sistemlerinin 112 füze ve 186 insansız hava aracını (İHA) etkisiz hale getirdiğini açıklamıştır.
Bahreyn ordusu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan çatışma sürecinden itibaren gerçekleştiği ve hava savunma unsurlarının bu süre zarfında çok sayıda füze ve İHA’ya müdahale ettiği belirtilmiştir. Öte yandan Bahreyn İçişleri Bakanlığı, ülkenin Muharrak kentindeki bir tesiste bulunan yakıt depolarının İran saldırılarının hedefi olduğunu bildirmiştir. Olayda can kaybı veya yaralanmaya ilişkin bir bilgi paylaşılmamıştır.
Aynı açıklamada ayrıca 4 Bahreyn vatandaşının, İran Devrim Muhafızları ile irtibat kurarak ülkedeki hassas noktalara ait fotoğraf ve koordinatları gönderdiği iddiasıyla gözaltına alındığı ifade edilmiştir. Bu kişilerin İran saldırılarına bilgi sağladıkları yönündeki iddialar kapsamında güvenlik soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir.
Günün son saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn’de bulunan Mina Selman Limanı’ndaki ABD 5. Filo karargâhına iki dalga halinde füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendiğini duyurmuştur. Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, saldırının Devrim Muhafızları Donanması tarafından gerçekleştirildiği ve operasyonun sabah saatlerinde başladığı belirtilmiştir. Açıklamada saldırının füzeler ve insansız hava araçlarıyla iki ayrı dalga halinde gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
İran tarafından yapılan açıklamada, Leeds anti-drone sistemi üssü, deniz araçlarının uzaktan kontrol merkezleri, lojistik destek ekipmanı merkezleri, yakıt depoları ve Amerikan askerlerinin toplandığı noktaların hedef alındığı ileri sürülmüştür. Açıklamada söz konusu hedeflerin çeşitli türde silahlı insansız hava araçları, seyir füzeleri ve balistik füzelerle vurulduğu iddia edilmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde Bahreyn ordusu, İran’dan ülkeyi hedef aldığı belirtilen füze ve insansız hava aracı saldırılarına ilişkin açıklama yapmıştır. Açıklamada, 28 Şubat 2026’dan itibaren İran’dan Bahreyn’e yönelik gerçekleştirilen saldırılara ilişkin veriler paylaşılmıştır.
Bahreyn ordusunun sosyal medya üzerinden yayımladığı açıklamaya göre, söz konusu tarihten bu yana Bahreyn’i hedef alan toplam 114 füze ve 190 insansız hava aracı saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirilmiştir. Açıklamada ayrıca, balistik füze ve İHA’larla sivillerin ve özel mülklerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğu ve bölgesel barış ile güvenliği tehdit ettiği ifade edilmiştir.
12 Mart 2026'da Kirkuk kentinde bulunan Popular Mobilization Forces (Haşdi Şabi) karargâhına yönelik bir füze saldırısı düzenlenmiştir. Saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 5 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Saldırının ardından Arshad al-Salihi, Iraqi Turkmen Front (Irak Türkmen Cephesi) adına yaptığı açıklamada olayın bölgesel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olduğunu ifade etmiştir. Salihi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bölgede artan saldırıların ve çatışmaların giderek genişlediğini belirterek bunun “tehlikenin daha ciddi bir boyuta ulaştığının göstergesi” olduğunu belirtmiştir.
Salihi açıklamasında, Kerkük’e yönelik saldırının sıradan bir gelişme olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullanmıştır: “Sonucu belirsiz olan bu savaşa Irak'ı da çekmek istiyorlar.” Kerkük’ün farklı etnik grupların yaşadığı ve önemli petrol kaynaklarına sahip bir şehir olduğunu belirten Salihi, bu tür saldırıların bölgedeki güvenlik dengeleri açısından risk oluşturduğunu dile getirmiştir.
Aynı gün Umman yetkilileri de ülke hava sahasında tespit edilen bir insansız hava aracının düşürüldüğünü açıklamıştır. Umman resmi haber ajansı ONA tarafından yayımlanan haberde, Hürmüz Boğazı’na uzanan Hasab vilayetinin hava sahasında tespit edilen bir İHA’nın etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, olay sonucunda herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelmediği ifade edilmiştir.
Günün son saatlerinde Katar Savunma Bakanlığı, İran’dan ülkeyi hedef aldığı bildirilen füze ve insansız hava aracı saldırılarına hava savunma sistemleri tarafından müdahale edildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İran’dan fırlatılan iki balistik füze ile bir seyir füzesinin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca Katar hava sahasında tespit edilen bazı insansız hava araçlarının da düşürüldüğü ifade edilmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’ın Belediye Başkanı Alirıza Zakani, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik düzenlenen saldırılara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada Zakani, son askeri saldırılar sırasında ülkede çok sayıda noktanın hedef alındığını belirtmiştir.
Zakani, ABD ve İsrail saldırılarının ilk 10 günü içinde İran genelinde yaklaşık 9 bin noktanın hedef alındığını ifade etmiştir. Tahran Belediye Başkanı, bu rakamın bir önceki yıl Haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren çatışmalar sırasında hedef alınan 1450 noktaya kıyasla oldukça yüksek olduğunu vurgulamıştır.
Açıklamada ayrıca Tahran’da saldırılar sonrasında geniş çaplı enkaz kaldırma çalışmalarının yürütüldüğü belirtilmiş ve kentteki hasarın giderilmesi için çeşitli belediye birimlerinin koordineli şekilde çalıştığı ifade edilmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri, Umman’da bulunan Salala Limanı’ndaki yakıt tanklarını hedef alan insansız hava aracı saldırısıyla bağlantılı oldukları yönündeki iddiaları reddetmiştir. Açıklama, İran Silahlı Kuvvetleri bünyesinde savaş faaliyetlerini koordine eden Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı tarafından yapılmıştır.
Karargâhın sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Salala Limanı’nda meydana gelen olayın şüpheli göründüğünü belirterek, “Dost, komşu ve kardeş ülke Umman’ın Salala Limanı’nda meydana gelen olay oldukça şüpheli görünüyor.” ifadelerini kullanmıştır. Zülfikari, İran’ın olayla ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve konunun araştırıldığını bildirmiştir. Zülfikari ayrıca İran Silahlı Kuvvetlerinin Umman’ın güvenliğine ve ulusal egemenliğine saygı duyduğunu vurgulamıştır.
12 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında ülkedeki bazı tarihi ve kültürel miras alanlarının hedef alındığını ileri sürmüştür. Erakçi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada özellikle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bazı tarihi eserlerin saldırılardan etkilendiğini ifade etmiştir.
Erakçi açıklamasında, saldırılarda İran’daki bazı tarihi yapıların hedef alındığını belirterek UNESCO’ya bu duruma karşı sessiz kalmama çağrısında bulunmuştur. İran Dışişleri Bakanı açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “İsrail, İran’da 14. yüzyıla kadar uzanan tarihi eserleri bombalıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan birçok eser hedef alındı. UNESCO nerede? Sessizliği kabul edilemez.”
Açıklamada, saldırılar sırasında Tahran’daki Gülistan Sarayı, İsfahan’daki Çehel Sütun Sarayı ile Senendec kentinde bulunan Asef, Salar-ı Said ve Hüsrevabad tarihi yapılarının saldırılardan etkilendiği ifade edilmiştir. İranlı yetkililer söz konusu yapıların İran’ın kültürel mirasının önemli unsurları arasında yer aldığını belirtmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısını kısa sürede imha edebileceklerine yönelik açıklamasına yanıt vermiştir.
Laricani, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın elektrik sistemini bir saat içinde yok edebileceklerini söylediği ifadelerine atıfta bulunmuştur. İranlı yetkili, böyle bir saldırının bölgesel sonuçları olacağı yönünde değerlendirmede bulunmuştur.
Laricani açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Eğer bunu yaparlarsa, tüm bölge yarım saatten kısa sürede karanlığa gömülecek ve karanlık, güvenli bir yere kaçmaya çalışan ABD askerlerini avlamak için bolca fırsat sağlayacak.”
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri, İran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in talimatı doğrultusunda Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına yönelik stratejinin sürdürüleceğini açıklamıştır.
Tengsiri, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerine ilişkin uygulanan kısıtlamaların devam edeceğini belirtmiştir. Açıklamada söz konusu kararın İran’ın yeni liderinin talimatları doğrultusunda uygulandığı ifade edilmiştir. Tengsiri ayrıca Hürmüz Boğazı’nın bölgedeki askeri ve ekonomik dengeler açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirterek İran’ın bu stratejik geçiş noktası üzerindeki uygulamalarını sürdürmeye devam edeceğini dile getirmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile savaşın hızlı şekilde kazanılması gerektiğine yönelik açıklamalarına yanıt vermiştir. Laricani açıklamasında Trump’ın “Bu savaşta hızlıca zafere ulaşmalıyız” şeklindeki ifadelerine atıfta bulunarak, “Savaş başlatmak kolaydır, ancak birkaç tweet ile bitirilemez.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Laricani, söz konusu saldırılara karşı İran’ın tutumuna ilişkin şu ifadeleri kullanmıştır: “Hatanızı kabul edip bunun bedelini ödeyene kadar sizi rahat bırakmayacağız.”
Aynı gün İran Ordusu, yeni İran Lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in talimatlarına bağlı olduklarını belirten bir bildiri yayımlamıştır. İran basınında yer alan haberlere göre bildiride, Hamaney’in “şehitlerin intikamının alınacağı” yönündeki talimatının ordu için emir niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.
Yayımlanan bildiride, İran Ordusu’nun liderine bağlılığını yinelediği ve verilen talimatları yerine getirmeye devam edeceği belirtilmiştir. Açıklamada “İran Ordusu, Liderine olan bağlılığını yineleyerek emirlerini gönülden kabul etmiştir. Bu manada düşmana karşı daha güçlü karşılık verilmeye devam edilecek.” ifadelerine yer verilmiştir.
Bildiride ayrıca İran Ordusu ile Devrim Muhafızları Ordusu’nun, ülkenin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak amacıyla faaliyetlerini sürdüreceği vurgulanmıştır. Açıklamada, söz konusu askeri güçlerin şehitlerin intikamını almak için mücadele etmeye devam edeceği belirtilmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Bekayi, İran Devlet Televizyonu’na yaptığı açıklamada İran’ın güvenlik politikalarına ilişkin görüşlerini dile getirmiştir.
Bekayi açıklamasında, İran’a yönelik saldırıların sürmesine izin verilmemesi gerektiğini belirterek ülkenin bu durum karşısında uzun vadeli güvenlik stratejileri geliştirmesi gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamasında “Ülkenin üzerinden savaşın gölgesini uzun süre uzaklaştıracak girişimlerde bulunmalıyız.” ifadelerini kullanmıştır.
Bekayi ayrıca saldırıları gerçekleştiren tarafların çatışmanın başlangıç ve bitiş zamanını tek taraflı olarak belirlemesine izin verilmemesi gerektiğini söylemiştir. İran’ın sahip olduğu askeri ve siyasi imkanların kullanılmasının önemine dikkat çeken Bekayi, ülkenin bölgedeki güç merkezlerinden azami ölçüde yararlanması gerektiğini ifade etmiştir.
Akşam saatlerinde İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bekayi, İtalya’da yayımlanan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte Hamaney’in durumunun “yaralı ama iyi” olduğunu ifade etmiştir.
Bekayi açıklamasında, Mücteba Hamaney’in ilk konuşmasını ne zaman yapacağının henüz bilinmediğini belirtmiştir. Bekayi ayrıca İran’da liderlik için 3 veya 4 adayın bulunduğunu, ancak Uzmanlar Meclisi’nin çoğunluğunun Anayasa’ya uygun şekilde Mücteba Hamaney’i seçtiğini ifade etmiştir.
Bekayi, ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde başlattığı saldırılara da değinerek söz konusu saldırıları “utanç verici” olarak nitelendirmiştir. Açıklamasında, İsviçre’nin Cenevre kentinde yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turunun tamamlanmasının ardından diplomatik sürecin ikinci kez kesintiye uğradığını belirtmiştir.
İranlı yetkili ayrıca Minab kentindeki kız ilkokuluna yönelik saldırıya atıfta bulunarak bu saldırıda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ifade etmiştir. Bekayi, saldırının kınanmasına ilişkin olarak İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin açıklamasından memnuniyet duyduklarını söylemiştir.
Bekayi açıklamasında İran’ın komşu ülkelerle düşmanlık içinde olmadığını ifade etmiş, ancak ABD’nin bölgedeki askeri varlığının güvensizliğe yol açtığını ileri sürmüştür. Ayrıca İran’ın saldırılara karşılık verdiğini belirterek komşu ülkelerden ABD’nin kendi topraklarını askeri operasyonlar için kullanmasına izin vermemelerini talep ettiklerini dile getirmiştir.
Bekayi, Avrupa ülkelerinin enerji fiyatlarına ilişkin endişelerini anladıklarını belirtmiş ve Avrupa devletlerinin ABD ve İsrail’i desteklemek yerine bölgede arabulucu rolü üstlenebileceğini ifade etmiştir.
İran Silahlı Kuvvetleri bünyesinde savaşı yürüten Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı’nın Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, İran’ın enerji altyapısı ve limanlarına yönelik olası saldırılara ilişkin açıklamada bulunmuştur.
İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada Zülfikari, İran’ın enerji altyapısı veya limanlarına yönelik en küçük bir saldırının dahi ağır bir karşılıkla sonuçlanacağını ifade etmiştir. Açıklamada, söz konusu uyarının ABD, İsrail ve bu ülkelerin müttefiklerine yönelik olduğu belirtilmiştir.
Zülfikari açıklamasında, böyle bir saldırı gerçekleşmesi halinde bölgedeki petrol ve doğal gaz altyapısının hedef alınacağını söylemiştir. İranlı yetkili, ABD ve Batılı müttefiklerinin önemli ekonomik çıkarlarının bulunduğu enerji tesislerinin “ateşe verilerek yok edileceği” yönünde uyarıda bulunmuştur.
İran’da yeni lider olarak göreve gelen Mücteba Hüseyni Hamaney, liderlik görevini üstlenmesinin ardından ilk mesajını yayımlamıştır. Mücteba Hamaney’in liderliğe seçilmesi, Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybetmesinin ardından Uzmanlar Meclisi tarafından yapılan seçim sonrasında gerçekleşmiştir.
Yeni liderin mesajı İran devlet televizyonunda bir sunucu tarafından okunmuş, Hamaney’in görüntüsü veya sesi yayına verilmemiştir. Mesajında İran’ın saldırıya uğradığını ifade eden Hamaney, ülkenin savunmasında görev alan askeri unsurlara teşekkür ederek “Düşmanın yolunu ezici darbelerle kapatan ve onları sevgili vatanı ele geçirme ve muhtemelen bölme yanılsamasından kurtaran cesur savaşçılarımıza içten şükranlarımı sunarım.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Silahlı Kuvvetlerine hitap eden Hamaney, halkın “etkili ve pişman edici savunmanın” sürdürülmesini beklediğini belirtmiştir. Açıklamasında Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının devam etmesi gerektiğini vurgulayarak bunun İran’ın elindeki önemli stratejik araçlardan biri olduğunu ifade etmiştir. Hamaney ayrıca, “Düşmanın az deneyime sahip olduğu ve son derece savunmasız olacağı diğer cephelerin açılması konusunda da çalışmalar yapıldı.” sözleriyle çatışmanın farklı alanlara yayılabileceğine işaret etmiştir. Mesajında, savaşın devam etmesi ve ülkenin çıkarlarının gerektirmesi halinde söz konusu cephelerin aktif hale getirilebileceğini belirtmiştir.
Hamaney ayrıca toplumsal birlik vurgusu yaparak ülkedeki iç ihtilafların bir kenara bırakılması gerektiğini ifade etmiş ve “Bu koltuğa oturmak çok ağır bir iştir. Millet birliğini korumalıdır.” demiştir.
Yeni lider mesajında bölge ülkelerinde bulunan ABD askeri üslerine de değinmiş ve İran’a yönelik saldırılarda bu üslerin kullanıldığını ileri sürmüştür. Hamaney, “Bize yapılan son saldırılarda bu üsler kullanılmıştır ve biz de o üsleri hedef aldık. Eğer o üsler kullanılmaya devam ederse aynı şekilde karşılık vermeyi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca söz konusu ülkelere ABD üslerini kapatma çağrısı yapmıştır.
Hamaney mesajında ayrıca İran’ın savaş nedeniyle tazminat talep edeceğini belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Şehitlerimizin kanının intikamını almaktan vazgeçmeyeceğiz. Düşmandan tazminat talep edeceğiz ve eğer reddederse, belirlediğimiz miktarda malına el koyacağız; bu da mümkün değilse aynı miktarda malını yok edeceğiz.” Mesajının sonunda Hamaney, Uzmanlar Meclisi’nin kendisini İran’ın yeni lideri olarak seçtiğine dair nihai kararı halk gibi kendisinin de televizyondan öğrendiğini ifade etmiştir.
İsrail ordusu, İran’a yönelik düzenlenen hava saldırılarında İran’a ait çok sayıda insansız hava aracının imha edildiğini ileri sürmüştür. İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, ABD ile birlikte yürütülen saldırılar kapsamında İran’ın insansız hava aracı kapasitesine yönelik operasyonların son günlerde yoğunlaştırıldığı ifade edilmiştir.
Açıklamada, 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana İran’a ait 250 insansız hava aracının imha edildiği ve onlarca fırlatma rampasının vurulduğu iddia edilmiştir. Ayrıca söz konusu operasyonlar sırasında çok sayıda İran askerinin öldürüldüğü ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’dan fırlatılan 110 insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü de iddia edilmiştir.
Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı süreçte İran Devrim Muhafızları Ordusu, Lübnan merkezli Hizbullah ile koordinasyon içinde İsrail’e yönelik ortak bir askeri operasyon düzenlendiğini açıklamıştır. İran basınında yer alan bilgilere göre söz konusu operasyon, İran tarafından yürütülen “Gerçek Vaat-4” operasyonları kapsamında gerçekleştirilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, operasyon sırasında İsrail’in Tel Aviv, Hayfa ve Birüssebikentlerinde bulunan askeri tesislerin hedef alındığı belirtilmiştir. Yaklaşık beş saat süren saldırı dalgasında toplam 50 noktanın hedef alındığı ifade edilmiştir. İran güçlerinin saldırılarda Kadr, İmad, Hayberşiken ve Fettah tipi balistik füzeler kullandığı, Hizbullah unsurlarının ise insansız hava araçları ve çeşitli roket sistemleriyle operasyona katıldığı kaydedilmiştir.
Açıklamada ayrıca İran Devrim Muhafızlarının bölgedeki ABD askeri varlığını da hedef aldığı ileri sürülmüş ve Ürdün’de bulunan El-Azrak ile Suudi Arabistan’daki El-Harç üslerinin füze saldırılarıyla vurulduğu iddia edilmiştir.
İsrail ordusu, İran’dan İsrail topraklarına doğru yeni bir füze saldırısı dalgası tespit edildiğini açıklamıştır. İsrail ordusunun yaptığı açıklamada, İran’dan fırlatıldığı belirlenen füzelerin engellenmesi amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca saldırı tehdidi altındaki bölgelerde yaşayan sivillere cep telefonları üzerinden acil durum uyarı mesajları gönderildiği ifade edilmiştir. İsrail İç Cephe Komutanlığı, vatandaşlara sığınaklara gitmeleri ve ikinci bir duyuruya kadar sığınaklarda kalmaları çağrısında bulunmuştur. Söz konusu uyarıların özellikle İran’dan gelebilecek balistik füze saldırılarına karşı alınan önleyici tedbirler kapsamında gerçekleştirildiği kaydedilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hürmüz Boğazı’nda seyreden ve Marshall Adaları bayrağı taşıyan “Safesea Vishnu” adlı petrol tankerinin uyarıları dikkate almaması nedeniyle hedef alındığını açıklamıştır. DMO tarafından yapılan açıklamada, söz konusu tankerinin Hürmüz Boğazı’nda tekrarlanan uyarılara rağmen rotasını değiştirmediği ve bu nedenle Boğaz’ın kuzey kesiminde vurulduğu belirtilmiştir. İran tarafı, olayın sabah saatlerinde gerçekleştiğini ve müdahalenin deniz güvenliği çerçevesinde yapıldığını ifade etmiştir.
Açıklamada ayrıca Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin artan risk altında olduğu vurgulanmış ve ticari gemilerin İran tarafından ilan edilen denizcilik düzenlemelerine uymaları gerektiği kaydedilmiştir. İran yönetimi, bölgedeki gerginliğin sorumluluğunu ABD’ye yüklerken, İran’ın ABD ve İsrail ile bağlantılı gemilerin geçişine karşı Hürmüz Boğazı’nda kısıtlamalar uyguladığını duyurmuştur.
12 Mart 2026 tarihinde İran ordusu, İsrail’de bulunan bazı askerî ve güvenlik tesislerinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştur. İran medyasında yer alan haberlere göre açıklama, İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya tarafından yapılmıştır.
Ekreminiya tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran ordusuna bağlı İHA ve füze birliklerinin yürüttüğü operasyonlar kapsamında İsrail’in bazı stratejik noktalarının hedef alındığı ifade edilmiştir. Açıklamada, Palmachim Hava Üssü ve Ovda Hava Üssü ile Tel Aviv yakınlarında bulunan Şin Bet karargâhının operasyon kapsamında hedef alındığı belirtilmiştir.
Ekreminiya açıklamasında, İsrail’e ait bazı radar sistemlerinin devre dışı kalmasının ardından hedeflere erişimin kolaylaştığını ileri sürmüş ve şu ifadeleri kullanmıştır: “Düşman radarlarının devre dışı kalmasıyla İsrail’in hassas noktalarına erişim kolaylaştı. Bugün Palmachim ve Ovda hava üslerinin yanı sıra Tel Aviv yakınlarındaki Şin Bet karargâhını hedef almayı başardık.”
12 Mart 2026 tarihinde ABC News tarafından yayımlanan bir haberde, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) İran’dan gelebilecek olası saldırılara karşı ABD’nin Batı kıyısındaki güvenlik birimlerini uyardığı iddia edilmiştir. Habere göre FBI, Şubat 2026 sonunda California eyaletindeki polis departmanlarına bir uyarı metni göndermiştir.
Söz konusu uyarıda, ABD’nin İran’a yönelik saldırı gerçekleştirmesi durumunda İran’ın misilleme olarak California kıyılarından insansız hava araçlarıyla saldırı düzenleyebileceğine ilişkin istihbarat bilgilerine yer verildiği ileri sürülmüştür. FBI’ın Şubat ayı başlarında elde ettiği istihbarata göre, İran’ın Batı kıyısı açıklarında bulunan kimliği belirsiz bir gemiden İHA saldırısı gerçekleştirmeyi planlayabileceği değerlendirmesi yapılmıştır. Haberde, olası saldırının ne zaman gerçekleşebileceği veya hangi gruplar tarafından düzenlenebileceği konusunda ek bir bilgi bulunmadığı belirtilmiştir.
California Valisi Gavin Newsom’un Ofisi, eyaletin Acil Durum Hizmetleri biriminin federal ve yerel güvenlik kurumlarıyla koordineli şekilde çalıştığını açıklamıştır. Los Angeles Şerif Departmanı da mevcut uluslararası gelişmeler nedeniyle güvenlik önlemlerinin artırıldığını duyurmuştur.
Departmanın açıklamasında özellikle ibadethaneler, kültürel merkezler ve önemli kamu alanlarının çevresinde devriye faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı ifade edilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava-Uzay Kuvvetleri komutanlarından İsmail Dehkan’ın, İran’ın Merkez eyaletine bağlı Arak kentindeki evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Yarı resmî Fars Haber Ajansı’na göre, iki gece önce Arak kentinde Dehkan’ın konutuna yönelik gerçekleştirilen saldırı sonucunda İranlı komutan yaşamını yitirmiştir. Olayın, İran’da devam eden askeri gerilim ve karşılıklı saldırıların yaşandığı dönemde meydana geldiği belirtilmiştir. Saldırıda Dehkan ile birlikte eşi, iki çocuğu ve büyükannesi de hayatını kaybetmiştir.
Aynı günün ilerleyen saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’deki askeri hedefler ile bölgedeki ABD üslerine yönelik yeni füze saldırıları başlatıldığını duyurmuştur. Açıklamada saldırıların “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 41. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, saldırıların “Kudüs’e Doğru” kod adıyla yürütüldüğü ifade edilmiştir. Açıklamada, operasyon kapsamında Tel Aviv ve Kudüs çevresindeki askerî noktalar ile bölgedeki ABD güçlerine ait üslerin hedef alındığı bildirilmiştir. İranlı yetkililer, saldırılarda ağır savaş başlığı taşıyan füzelerin kullanıldığını belirtmiştir.
12 Mart gece saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’da şiddetli patlamalar meydana gelmiştir. Olayın ardından şehirde hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiği bildirilmiştir. Tahran’ın batı ve güney kesimlerinde meydana gelen patlamaların ardından gökyüzüne dumanların yükseldiği görülmüştür. Patlamaların ardından kentte güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirilmiştir.
Öte yandan İsrail ordusu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Tahran genelinde kapsamlı bir hava saldırısı dalgası başlatıldığını duyurmuştur.
12 Mart 2026 tarihinde Citibank, İran’ın bölgedeki finans kuruluşlarını hedef alabileceğine yönelik tehdidinin ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) şubelerinin büyük bölümünü geçici olarak kapatma kararı aldığını açıklamıştır.
Bankadan yapılan açıklamada, kararın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle alındığı belirtilmiştir. Açıklamada, İran’ın misilleme saldırıları ve bölgedeki güvenlik durumunda yaşanan gelişmelerin bu kararın alınmasında etkili olduğu ifade edilmiştir.
Citibank, BAE’de bulunan şubelerinden bir tanesi dışında tüm şubelerini geçici olarak kapatacağını duyurmuştur. Banka yetkilileri, söz konusu kararın çalışanların ve müşterilerin güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirmiştir.
Bu gelişme, İran’ın Sepah Bankası’na ait bir şubenin ABD ve İsrail tarafından düzenlenen füze saldırısında hedef alındığını duyurmasının ardından yaşanmıştır. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, söz konusu saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Silahlı kuvvetlerimiz milli altyapımıza yönelik saldırıların intikamını alacak.” ifadelerini kullanmıştır.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında ülkede geniş çaplı iç yerinden edilme yaşandığını bildirmiştir. Açıklama, BMMYK Acil Durum ve Program Desteği Direktörü ve Orta Doğu Acil Durumu Bölgeler Arası Mülteci Müdahale Koordinatörü Ayaki Ito tarafından yapılmıştır.
Ayaki Ito tarafından yapılan yazılı açıklamada, son iki hafta içerisinde devam eden çatışmalar nedeniyle 600 bin ila 1 milyon İranlı hanenin geçici olarak yerinden edildiği, bunun da yaklaşık 3,2 milyon kişiye karşılık geldiği belirtilmiştir.
Açıklamada, yerinden edilen kişilerin büyük bölümünün güvenlik arayışıyla Tahran ve diğer büyük şehirlerden ülkenin kuzeyine ve kırsal bölgelere yöneldiği ifade edilmiştir. Çatışmaların devam etmesi halinde yerinden edilen kişi sayısının artabileceği değerlendirmesi yapılmıştır.
BMMYK, söz konusu gelişmelerin ülkedeki insani ihtiyaçların artmasına yol açtığını ve özellikle kırılgan gruplar ile mülteciler üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu bildirmiştir. Açıklamada ayrıca Birleşmiş Milletler’in İran’daki ulusal yetkililer ve diğer ortak kuruluşlarla birlikte artan insani ihtiyaçları değerlendirmeye ve gerekli yardımları sağlamaya çalıştığı ifade edilmiştir.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Alexey Likhachev, İran’da bulunan Buşehr Nükleer Santrali projesinin devam edeceğini ve şirketin ülkeden çekilmeyeceğini açıklamıştır.
Likhachev, Rus nükleer sanayisinin resmi yayın organı Strana Rosatom’a yaptığı değerlendirmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Buşehr Nükleer Santrali’ndeki çalışmaların durumuna ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Likhachev, çatışmaların uzun sürmesini beklediklerini belirterek bu durumun dünya ekonomisi, lojistik ve kamuoyu üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini ifade etmiştir.
Rosatom’un Buşehr Nükleer Santrali’ndeki projeye verdiği önemin devam ettiğini vurgulayan Likhachev, santralin ikinci ve üçüncü reaktör bloklarının inşasının şirketin öncelikleri arasında yer aldığını belirtmiştir. Likhachev açıklamasında “Kesinlikle oradan ayrılmanın zamanı değil.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran’ın Basra Körfezi’ndeki stratejik petrol terminali olan Hark Adası’na saldırı planladığına dair iddialara sert bir açıklamayla karşılık vermiştir. Kalibaf, İran adalarına yönelik olası bir saldırının tüm kısıtlamaları ortadan kaldıracağını ve İran’ın buna ağır şekilde karşılık vereceğini ifade etmiştir.
Kalibaf, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırının ciddi sonuçlar doğuracağını belirterek “Vatan ya da ölüm” ifadesini kullanmıştır. Açıklamasında, İran adalarına yönelik saldırı durumunda Basra Körfezi’nde bulunan “işgalcilere karşı sınırsız karşılık verileceğini” dile getirmiş ve Amerikan askerlerinin olası kayıplarının sorumluluğunun ABD Başkanı Donald Trump’a ait olacağını söylemiştir.
Söz konusu açıklama, ABD basınında son günlerde yer alan ve Washington yönetiminin İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği Hark Adası’na yönelik askeri seçenekleri değerlendirdiğine dair haberlerin ardından gelmiştir. Bazı haberlerde, ABD’nin bu stratejik noktaya yönelik abluka, saldırı veya adayı ele geçirme gibi seçenekleri tartıştığı ileri sürülmüştür.
İsrailli gazeteci Barak Ravid’in 7 Mart 2026 tarihinde Axios’ta yayımlanan ve ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırılan haberinde de ABD yönetiminin Hark Adası’nı ele geçirme ihtimalini değerlendirdiği iddia edilmiştir.
13 Mart 2026 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığı bilgilere göre görüşmede, İran ile İsrail arasında devam eden çatışmalar ve bölgedeki güvenlik durumu ele alınmıştır.
Pezeşkiyan görüşmede, İran'ın mevcut çatışmayı başlatan taraf olmadığını ve savaşın sürdürülmesinden yana bir tutum sergilemediğini ifade etmiştir. İran Cumhurbaşkanı, ülkesinin yalnızca meşru savunma hakkı çerçevesinde hareket ettiğini belirtmiş ve ABD'nin bölgedeki askeri üslerinin saldırıların kaynağı olarak hedef alındığını söylemiştir. Pezeşkiyan ayrıca İran'ın bölgede güvensizlik oluşturma niyetinde olmadığını vurgulamış ve BRICS ülkelerinin bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasında daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ise görüşmede, çatışmanın tırmanmasının hiçbir tarafın çıkarına olmadığını belirtmiştir. Modi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sivillerin hayatını kaybetmesi ve sivil altyapının zarar görmesinden duyduğu derin endişeyi İran Cumhurbaşkanı'na ilettiğini ifade etmiştir. Modi ayrıca küresel ticaret açısından kritik öneme sahip olan mal ve enerji sevkiyatının kesintisiz sürmesinin Hindistan için öncelikli bir konu olduğunu belirtmiş ve taraflara diyalog ile diplomasi çağrısında bulunmuştur.
Aynı gün İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani de sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı yürütülen askeri operasyonlara ilişkin sözlerine tepki göstermiştir. Laricani, Washington yönetiminin hatalarını kabul edip sonuçlarına katlanana kadar İran'ın geri adım atmayacağını ifade etmiştir.
13 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, Irak'ın batısında ABD'ye ait bir yakıt ikmal uçağının düşürüldüğünü iddia etmiştir. Tesnim Haber Ajansı'nın Devrim Muhafızları kaynaklarına dayandırdığı haberde, İran destekli silahlı grupların füze saldırısı sonucu ABD uçağının vurulduğu ve uçakta bulunan mürettebatın hayatını kaybettiği ileri sürülmüştür.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ABD Hava Kuvvetlerine ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağının Irak'ın batısında düştüğünü doğrulamıştır. Ancak CENTCOM açıklamasında olayın İran saldırısından kaynaklanmadığı, dost hava sahasında görev sırasında meydana gelen bir kaza olduğu belirtilmiştir.
ABD ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran'a yönelik operasyon kapsamında bölgede iki uçağın görev yaptığı, uçaklardan birinin kaza sonucu kırıma uğradığı, diğerinin ise güvenli şekilde üsse döndüğü ifade edilmiştir. Olayın kesin nedenine ilişkin incelemelerin sürdüğü bildirilmiştir.
13 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamalarda İran'a yönelik sert ifadeler kullanmıştır. Trump, İran'a karşı yürütülen askeri operasyonların devam edeceğini belirterek İran ordusunun deniz ve hava kapasitesinin büyük ölçüde imha edildiğini ileri sürmüştür.
Trump paylaşımında, ABD'nin “eşi benzeri görülmemiş silah gücüne, sınırsız mühimmata ve yeterli zamana sahip olduğunu” ifade etmiş ve İran'a yönelik yeni saldırıların gerçekleşeceğine işaret etmiştir. ABD Başkanı ayrıca İran'ın elindeki balistik füze sistemleri ile insansız hava araçlarının hedef alınmaya devam ettiğini iddia etmiştir.
Trump aynı gün Fox News kanalına verdiği röportajda İran'ın yeni lideri olduğu öne sürülen Mücteba Hamaney hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, Hamaney'in ağır hasar görmüş olabileceğini ancak muhtemelen hayatta olduğunu düşündüğünü ifade etmiştir.
Röportajda ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine ilişkin açıklamalarda bulunan Trump, boğazdan geçmeye çalışan gemilerin korkmaması gerektiğini savunmuş ve İran donanmasının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ileri sürmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlendiği tespit edilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına girmesinin ardından NATO’ya ait hava ve füze savunma unsurları tarafından Doğu Akdeniz üzerinde etkisiz hâle getirildiğini açıklamıştır.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre söz konusu balistik mühimmat, İran’dan ateşlendikten sonra uçuş güzergâhı sırasında Türk hava sahasına yönelmiş; durumun tespit edilmesi üzerine bölgede konuşlu NATO’ya bağlı hava ve füze savunma sistemleri devreye girmiştir. Doğu Akdeniz’de konuşlandırılmış olan savunma unsurları tarafından gerçekleştirilen müdahale sonucunda mühimmat, hedefe ulaşmadan önce etkisiz hâle getirilmiştir.
Açıklamada, olayın ardından Türk hava sahasının güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli önlemlerin alındığı ve gelişmelerin ilgili güvenlik kurumları tarafından yakından takip edildiği belirtilmiştir. MSB, söz konusu müdahalenin NATO’nun bölgedeki entegre hava ve füze savunma mimarisi çerçevesinde gerçekleştirildiğini ifade etmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, 11 Mart 2026 tarihinde G7 liderleri arasında gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda İran’a yönelik askeri gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. Görüşmeye katılan ülkelerin yetkililerine dayandırılan bilgilere göre Trump, toplantıda İran’daki siyasi ve askeri durumun hızla değiştiğini ifade etmiştir.
ABD merkezli haber platformu Axios tarafından yayımlanan haberde, Trump’ın toplantı sırasında İran’ın askeri ve siyasi açıdan zayıfladığını savunduğu belirtilmiştir. Trump’ın, İran yönetiminin teslim olma aşamasına yaklaştığını ileri sürerek ülkede bu kararı ilan edebilecek düzeyde etkili bir liderlik yapısının kalmadığını ifade ettiği aktarılmıştır.
Toplantıda Trump, İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların sonuçlarına değinmiş ve ülkenin teslim olmaya yakın olduğunu öne sürmüştür. ABD Başkanı, İran’daki mevcut durumun “hepimizi tehdit eden bir kanserden kurtulma süreci” olarak nitelendirildiğini belirterek İran’da teslimiyet kararını açıklayabilecek merkezi bir otoritenin bulunmadığını savunmuştur.
Trump ayrıca, İran’daki siyasi otorite yapısının zayıfladığını ve ülkede liderliğin kimde olduğunun net biçimde bilinmediğini ifade etmiştir. Bu nedenle teslimiyetin resmî olarak ilan edilmesinin gecikebileceğini ancak askeri ve siyasi sürecin bu yönde ilerlediğini dile getirmiştir.
Toplantıya katılan G7 ülkelerinin liderleri, görüşme sırasında İran ile yürütülen askeri operasyonların mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Liderler, özellikle küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanmasının öncelikli meselelerden biri olduğunu vurgulamıştır.
Trump ise liderlerin bu çağrısına yanıt olarak boğaz bölgesindeki güvenlik durumunun iyileşmeye başladığını ve ticari gemilerin faaliyetlerini sürdürmeleri gerektiğini belirtmiştir. Bu değerlendirme, küresel enerji ve ticaret akışının devamlılığı açısından önemli bir mesaj olarak yorumlanmıştır.
Toplantı sırasında Trump’ın İran’a yönelik operasyonların ne zaman sona ereceğine ilişkin kesin bir takvim açıklamaması dikkat çekmiştir. Görüşmeye katılan bazı G7 liderlerinin, ABD’nin saldırıları kademeli biçimde sona erdirebileceği yönünde bir izlenim edindiği belirtilmiştir.
Trump, görüşmede “ana sorunun zamanlama olduğunu” ifade etmiş; İran ile gelecekte yeni bir savaşın önlenebilmesi için mevcut askeri sürecin tamamlanması gerektiğini savunmuştur. ABD Başkanı, önümüzdeki beş yıl içerisinde İran ile yeni bir çatışma yaşanmaması için mevcut operasyonların sonuçlandırılması gerektiğini dile getirmiştir.
2026 yılında ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaş sürecinde İsrail basınında ABD yönetiminin Tel Aviv hükümetine İran’a yönelik askeri operasyonları sona erdirmesi için süre tanıdığı yönünde haberler yayımlanmıştır. İsrail’de yayımlanan Israel Hayom gazetesinin bölgesel bir siyasi kaynağa dayandırdığı haberde, ABD’nin İsrail’e İran’a yönelik saldırıları sonuçlandırması için yaklaşık bir haftalık süre verdiği ileri sürülmüştür.
Haberde yer verilen kaynağa göre, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin düşük olduğu değerlendirilmekte ve böyle bir sonucun ortaya çıkabilmesi için ya geniş çaplı bir kara operasyonunun gerçekleştirilmesi ya da İran içinde yeniden kitlesel protestoların başlaması gerektiği belirtilmektedir. Kaynak, söz konusu iki senaryonun da kısa vadede gerçekleşmesinin beklenmediğini ifade etmiştir.
Aynı kaynak, savaşın ABD’deki algısı ile İsrail’deki algısı arasında önemli farklılıklar bulunduğunu belirtmiştir. Washington yönetiminin özellikle çatışmaların küresel petrol fiyatları üzerindeki etkilerinden endişe duyduğu, buna karşılık İsrail’de ise askeri operasyonların başarı olarak değerlendirildiği ve bu durumun siyasi çevrelerde olumlu karşılandığı öne sürülmüştür.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in de aralarında bulunduğu bazı üst düzey İranlı yetkililer hakkında bilgi sağlayan kişilere para ödülü verileceğini duyurmuştur. Açıklama, ABD Dışişleri Bakanlığının yürüttüğü “Adalet İçin Ödül” (Rewards for Justice) programı kapsamında yapılmış ve ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden paylaşılmıştır.
Amerikan yönetimi daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu “yabancı terör örgütü” olarak sınıflandırmıştı. Yapılan paylaşımda, İran’daki bazı üst düzey siyasi ve güvenlik yetkililerine ilişkin bilgi toplanmasını teşvik etmek amacıyla ödül programının devreye alındığı ifade edilmiştir.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının ilk 14 gününde radar sistemleri, savaş uçakları ve insansız hava araçlarını da kapsayan yaklaşık 3,84 milyar dolar değerinde askeri ekipman kaybı yaşandığı ileri sürülmüştür. Açık kaynak verileri ve uydu görüntülerine dayandırılan değerlendirmelere göre, söz konusu kayıpların önemli bölümünü bölgedeki radar sistemlerinin hasar görmesi veya imha edilmesi oluşturmuştur.
Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Suudi Arabistan’da konuşlu bulunan THAAD balistik füze savunma sistemine ait AN/TPY-2 radar bileşenlerinin saldırılarda zarar gördüğü veya imha edildiği belirtilmiştir. Uydu görüntülerine dayanan analizlerde, bu ülkelerde bulunan dört AN/TPY-2 radar sisteminin vurulduğu doğrulanırken, söz konusu radar bileşenlerinin toplam değerinin yaklaşık 2 milyar dolar olduğu tahmin edilmiştir.
Katar’daki El Udeyd Hava Üssünde konuşlu bulunan ve yaklaşık 1,1 milyar dolar değerindeki AN/FPS-132 erken uyarı radar sisteminin de İran’ın misilleme saldırılarında hedef alındığı bildirilmiştir. Katarlı yetkililer, radar sisteminin saldırı sonucunda hasar gördüğünü doğrulamıştır.
ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre çatışmalar sırasında 11 adet MQ-9 Reaper insansız hava aracı düşmüş ve bu kaybın toplam maliyetinin yaklaşık 330 milyon dolar olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından “dost ateşi” sonucu düşürülen 3 adet F-15E Strike Eagle savaş uçağının yerine yenilerinin temin edilmesinin yaklaşık 282 milyon dolar maliyet oluşturacağı tahmin edilmektedir.
Irak’ta düşen KC-135 yakıt ikmal uçağının yerine yenisinin temin edilmesinin yaklaşık 80 milyon dolar maliyet oluşturacağı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra İran’ın Bahreyn’in başkenti Manama’da bulunan ABD Donanması Beşinci Filosu karargahını hedef alan saldırısında iki adet AN/GSC-52B uydu iletişim terminalinin ve bazı tesislerin zarar gördüğü bildirilmiştir. Söz konusu uydu haberleşme terminallerinin her birinin maliyetinin yaklaşık 20 milyon dolarolduğu değerlendirilmektedir.
Ayrıca New York Times tarafından incelenen uydu görüntülerinde Kuveyt’teki Camp Arifjan Üssünde üç radar bileşeninin imha edildiğinin görüldüğü ve bunun yaklaşık 30 milyon dolar değerinde ek bir kayba yol açtığı belirtilmiştir. Bu veriler, İran ile ABD arasında devam eden çatışmaların askeri teçhizat ve savunma altyapısı üzerinde önemli maliyetler oluşturduğunu göstermektedir.
13 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD askeri üsleri ile İsrail'in çeşitli kentlerini hedef alan yeni bir saldırı dalgası başlatıldığını duyurmuştur. İran devlet televizyonu tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, saldırıların “Gerçek Vaat-4 Operasyonu” kapsamında gerçekleştirilen 44. dalga olduğu belirtilmiştir.
Açıklamaya göre saldırılar, İsrail'in kuzeyindeki Kiryat Şmona, Hadera ve Hayfa şehirlerinin yanı sıra bölgedeki ABD askeri varlığını hedef almıştır. İran tarafından yapılan açıklamada özellikle ABD'nin 5. Filosu ve bölgedeki diğer askeri tesislerin hedef alındığı ifade edilmiştir.
Operasyon kapsamında ağır savaş başlığı taşıyan Hürremşehr, Hayberşeken, Fettah, Emad ve Kadr balistik füzeleri ile kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtilmiştir. İranlı askeri yetkililer, saldırıların ABD-İsrail operasyonlarına karşı yürütülen misilleme sürecinin bir parçası olduğunu açıklamıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail'in kuzeyinde yer alan Hayfa kentindeki petrol rafinerilerini hedef alan füze saldırısı düzenlendiğini ileri sürmüştür. İran Öğrenci Haber Ajansı (SNN) tarafından yayımlanan Devrim Muhafızları açıklamasında, söz konusu saldırının enerji altyapısını hedef alan bir operasyon olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, Hayfa'daki petrol rafinerilerine yönelik saldırının birkaç saat boyunca devam eden füze atışlarını içerdiği belirtilmiştir. İranlı yetkililer, operasyonun İsrail'in enerji altyapısını hedef alan misilleme stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etmiştir.
Saldırıya ilişkin İsrail tarafından yapılan resmi açıklamalarda ise saldırının etkilerine dair ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır.
Irak'ta faaliyet gösteren ve “İslami Direniş” olarak bilinen bazı silahlı gruplar, ABD Hava Kuvvetlerine ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağını Irak'ın batısında düşürdüklerini iddia etmiştir. Grup tarafından yayımlanan açıklamada, saldırının Irak hava sahasının ihlal edildiği gerekçesiyle gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, “işgalci güçlere karşı savunma amacıyla” ABD uçağının uygun silahlarla hedef alındığı ve düşürüldüğü ileri sürülmüştür.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise olayla ilgili yaptığı açıklamada, Irak'ın batısında bir KC-135 uçağının düştüğünü doğrulamış, ancak kazanın düşman ateşi sonucu meydana gelmediğini belirtmiştir. CENTCOM açıklamasına göre olay sırasında bölgede görev yapan iki uçaktan biri kaza sonucu kırıma uğramış, diğer uçak ise güvenli şekilde iniş yapmıştır. Olayın nedenine ilişkin teknik incelemelerin sürdüğü bildirilmiştir.
İran tarafından İsrail'in kuzeyine yönelik gerçekleştirilen füze saldırılarının ardından 59 kişinin yaralandığıbildirilmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı (Magen David Adom) tarafından yapılan açıklamada yaralılardan 58'inin hafif, bir kişinin ise orta derecede yaralı olduğu belirtilmiştir.
Açıklamaya göre İsrail'in kuzeyinde bulunan Zarzir beldesinde 35 yaşındaki bir kadın, füze saldırısı sırasında isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle orta derecede yaralanmıştır.
İsrail basınında yer alan haberlerde saldırı sırasında ülkenin kuzey bölgelerinde sirenlerin çaldığı ve gökyüzünde patlama seslerinin duyulduğu aktarılmıştır. Saldırıların ardından bazı yerleşim alanlarında maddi hasar meydana geldiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, İran'dan yarım saat arayla iki yoğun füze saldırısı dalgası gerçekleştirildiğini duyurmuş ve bölge halkına sığınaklara gitmeleri yönünde uyarı yapmıştır.
28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik başlatılan askeri operasyonların ardından İran, bölgedeki çeşitli ülkelere yönelik geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirmiştir.
Körfez ülkelerinin savunma bakanlıkları, İsrail ordusu ve açık kaynak istihbarat verilerinin derlenmesi sonucunda elde edilen bilgilere göre, İran bağlantılı saldırılarda bölge ülkelerine yaklaşık 3 bin 186 füze ve İHA yöneltilmiştir.
Bu saldırıların en büyük bölümünün Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarını hedef aldığı bildirilmiştir. 28 Şubat-11 Mart tarihleri arasında İran tarafından BAE'ye doğru 1797 füze ve İHA fırlatılmış olup bu sayı, Körfez ülkelerine yönelik saldırıların yaklaşık yüzde 56'sını oluşturmuştur.
BAE'nin ardından Kuveyt 682, Bahreyn 285, Katar 237, Suudi Arabistan 170 ve Umman 15'ten fazla füze ve İHA ile hedef alınmıştır. Aynı dönemde İsrail'in de 650'den fazla füze ve İHA saldırısına maruz kaldığı belirtilmiştir.
Savunma sistemlerinin saldırıların büyük bölümünü engellediği, ancak bazı mühimmatların hedeflere isabet ettiği bildirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD donanmasına ait USS Abraham Lincoln uçak gemisinin balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını ve saldırı sonucunda gemide ağır hasar meydana geldiğini iddia etmiştir.
İran tarafından yapılan açıklamada saldırının nerede gerçekleştiğine ilişkin ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Açıklamada ayrıca saldırı sonrasında uçak gemisinin bulunduğu bölgeden ayrıldığı ileri sürülmüştür.
ABD makamları ise söz konusu iddialara ilişkin resmi bir doğrulama veya açıklama yapmamıştır.
Kanada merkezli CBC News tarafından yayımlanan bir haberde, ABD donanmasının USS Abraham Lincoln uçak gemisine yakın mesafede seyreden İran bandıralı bir gemiye ateş açtığı iddia edilmiştir.
Haberde, kimliği açıklanmayan iki ABD'li yetkiliye dayandırılan bilgilere göre İran gemisinin ABD uçak gemisine oldukça yakın mesafede seyretmesi üzerine ABD donanması tarafından iki füze ile hedef alındığı ileri sürülmüştür.
Açılan ateşin uyarı amaçlı olup olmadığına dair kesin bir bilgi bulunmadığı belirtilmiş, saldırının hedefi birkaç kez ıskaladığı öne sürülmüştür. İran gemisinin ve mürettebatının durumuna ilişkin ise herhangi bir doğrulama yapılmamıştır.
ABD ile İran arasındaki diplomatik temaslara arabuluculuk yapan Umman'da İHA saldırısı meydana gelmiştir. Umman resmi ajansı ONA'nın aktardığı bilgilere göre saldırı, Suhar kentindeki Avhi sanayi bölgesini hedef almıştır.
Saldırı sonucunda yabancı uyruklu iki kişinin hayatını kaybettiği, ayrıca sayısı belirtilmeyen kişilerin yaralandığı bildirilmiştir. Ayrıca Suhar kentinde bir başka insansız hava aracının açık alana düştüğü ve bu olayda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı açıklanmıştır.
İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezinde halkın toplandığı bazı bölgeler için tahliye çağrısında bulunmuş ve söz konusu noktalara saldırı düzenlenebileceğini duyurmuştur. Açıklama, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşımla kamuoyuna bildirilmiştir. Paylaşımda, Tahran’ın merkezinde yer alan bazı bölgelerin kırmızı renkle işaretlendiği üç ayrı harita yayımlanmış ve bu alanların kısa süre içinde boşaltılması gerektiği belirtilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yayımlanan haritalarda, özellikle kent merkezindeki yoğun yerleşim ve ulaşım noktalarının hedef alınabileceği ifade edilmiştir. Bu çerçevede söz konusu bölgelerin kısa süre içerisinde askeri saldırı riski altında olduğu belirtilmiş ve sivillerin derhâl bölgeyi terk etmesi çağrısında bulunulmuştur. Yayımlanan haritalarda tahliye edilmesi gerektiği belirtilen alanlar arasında Çaharrah-ı Veliasr (Şehir Tiyatroları Meydanı), Meydan-ı Tovhid ve Villalar bölgeleri yer almıştır. İsrail ordusu, bu noktalarda işaretlenen bölgelerin bir an önce boşaltılması gerektiğini vurgulamış ve kısa süre içerisinde saldırı düzenlenebileceği tehdidinde bulunmuştur.
İran ordusu, İsrail’in güneyinde bulunan Birussebi bölgesindeki bir İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) karargâhının insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurmuştur. İran basınında yer alan bilgilere göre saldırı, İran ordusuna bağlı İHA birlikleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında düzenlenmiştir. İran ordusundan yapılan yazılı açıklamada, saldırının ülkenin farklı bölgelerinden fırlatılan insansız hava araçlarıyla gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Açıklamada, söz konusu operasyonun İsrail’in güneyinde bulunan askeri hedefleri hedef aldığı ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde, İran’dan gönderildiği belirtilen bir insansız hava aracına (İHA) hava savunma sistemleri tarafından müdahale edilmiştir. Olay, kentin önemli finans ve iş merkezlerinden biri olan Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC) çevresinde meydana gelmiştir.
BAE yetkilileri tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkeyi hedef alan hava saldırısı girişimine karşı savunma sistemleri devreye sokulmuş ve söz konusu İHA havada etkisiz hâle getirilmiştir. Müdahale sırasında düşen parçalar ve şarapnel parçaları kent merkezindeki bazı yapılara isabet etmiştir. Dubai hükümetinin basın ofisi tarafından yapılan açıklamada, müdahale sonrasında düşen şarapnellerin kent merkezinde bulunan bir binanın cephesinde sınırlı hasara yol açtığı belirtilmiştir. Yetkililer, olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığını bildirmiştir.
İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Dünya Kudüs Günü yürüyüşü sırasında, İsrail tarafından gerçekleştirildiği bildirilen bir saldırı sonucu patlama meydana gelmiştir. Görgü tanıklarının aktardığı bilgilere göre saldırı, insansız hava aracı (İHA) kullanılarak gerçekleştirilmiş ve patlama sonucunda etrafa saçılan şarapneller yürüyüşe katılan sivillerin bulunduğu alana isabet etmiştir.
Şarapnellerden birinin yürüyüşe katılan bir kadına isabet ettiği ve kadının olay yerinde hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Olayın ardından hayatını kaybeden kadının üzerine İran bayrağı örtülmüş, cenazenin kaldırılmasının ardından bölgede toplanan kişiler yerde kalan ve üzerinde kan lekeleri bulunan bayrağın etrafında ağıt yakarak protesto gösterilerinde bulunmuştur.

Kudüs Günü Yürüyüşü. 13 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Olaydan kısa süre önce İsrail tarafından Tahran’ın merkezinde bulunan ve kitle gösterilerinin gerçekleştiği bazı bölgeler için tahliye uyarısı yapıldığı bildirilmiştir. Açıklamada, başkentte üç farklı bölgenin hedef alınabileceği belirtilmiş ve söz konusu alanların boşaltılması gerektiği ifade edilmiştir.
Tahliye çağrısından kısa süre sonra halkın yoğun olarak bulunduğu Çaharrah-ı Veliasr yakınlarında patlamalar meydana gelmiştir. Bu gelişme, İran ile ABD-İsrail arasında devam eden çatışmaların Tahran’daki sivil alanlara da yansıdığı saldırılardan biri olarak değerlendirilmiştir.
İsrail ordusu, ABD ile koordinasyon içinde yürütülen operasyonlar kapsamında İran’a yaklaşık 7 bin 600, Lübnan’a ise bin 100 hava saldırısı düzenlendiğini açıklamıştır. İsrail ordusunun açıklamasına göre, 28 Şubat’tan itibaren İran’a yönelik 2 binden fazla hava saldırısında İran ordusuna ait karargahlar ve askeri altyapı tesisleri hedef alınmıştır. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının İran’ın balistik füze kapasitesine yönelik yaklaşık 4 bin 700 hava saldırısı gerçekleştirdiği ileri sürülmüş, diğer saldırıların detaylarına ilişkin ise ayrıntı verilmemiştir.
İsrail ordusu ayrıca 2 Mart’tan itibaren Lübnan’a yönelik bin 100 hava saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırılarda Hizbullah’a ait 200 füze ve fırlatma rampasının imha edildiğini öne sürmüştür. Açıklamada, Hizbullah’a ait 35 komuta ve kontrol merkezinin vurulduğu ve 380’den fazla Hizbullah mensubunun öldürüldüğünün iddia edildiği belirtilmiştir.
Öte yandan İsrail ordusu, İran’ın orta ve batı kesimlerinde gün içinde 150 hedefe hava saldırısı düzenlendiğini duyurmuştur. Açıklamada, vurulan hedefler arasında balistik füze depolama tesisleri, füze rampaları, insansız hava aracı depoları ve hava savunma sistemi üretim tesislerinin bulunduğu ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu ayrıca son 24 saat içinde 90 savaş uçağının Tahran’a yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini ve çok sayıda güvenlik karargahına yaklaşık 200 bomba atıldığını açıklamıştır. Söz konusu hedefler arasında İran Gönüllü Güvenlik Güçleri (Besic) Merkez Karargahı ile Devrim Muhafızları Ordusu’nun bölgesel karargahının da bulunduğu iddia edilmiştir.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinde ciddi düşüş meydana gelmiştir. İngiltere merkezli denizcilik veri sağlayıcısı Lloyd’s List Intelligence’ın verilerine göre, 2025 yılının 1–11 Mart döneminde boğazdan 1229 gemi geçiş yaparken, 2026 yılının aynı döneminde bu sayı 77’ye gerilemiştir. Raporda boğazdan geçen gemilerin önemli bölümünün İran, Yunanistan ve Çin bağlantılı olduğu, geçiş yapan tankerlerin büyük kısmının ise Batı yaptırımlarını aşmak için kullanılan ve “gölge filo” olarak adlandırılan gemilerden oluştuğu belirtilmiştir.
Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) mart ayı başından itibaren 9’u petrol tankeri olmak üzere 20 ticari geminin saldırıya uğradığını veya olay bildirdiğini açıklamış, Uluslararası Denizcilik Örgütü de bölgede 16 güvenlik olayı kaydedildiğini duyurmuştur. İran yönetimi saldırılar sonrasında Hürmüz Boğazı’nı saldırılarla bağlantılı ülkelere ait gemilere kapatmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, savaşın başlangıcından bu yana ABD ve İsrail’e ait toplam 500 askeri noktaya saldırı düzenlendiğini açıklamıştır. İran resmi haber ajansı IRNA tarafından yayımlanan açıklamada, operasyonlar kapsamında 60 stratejik hedefin vurulduğu, saldırılarda 700’den fazla insansız hava aracının ve yüzlerce füzenin kullanıldığı ifade edilmiştir. Açıklamada kullanılan silah sistemlerinin türleri ve teknik özelliklerine ilişkin ayrıntılı bilgi verilmemiştir.
Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, İran’ın Suudi Arabistan’da bulunan Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlediği füze saldırılarında ABD Hava Kuvvetlerine ait 5 yakıt ikmal uçağının hasar gördüğü ileri sürülmüştür. Haberde uçakların yerdeyken vurulduğu, saldırılarda can kaybı yaşanmadığı ve uçakların tamamen imha edilmediği, ancak onarım gerektirecek ölçüde zarar gördüğü ifade edilmiştir.
İran basınında yer alan haberlere göre, ülkenin batısındaki Kürdistan eyaletinde ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana düzenlediği saldırılarda 112 kişi hayatını kaybetmiş, 969 kişi yaralanmıştır. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre yaralılardan 5 kişinin durumunun ağır olduğu belirtilmiştir.
Axios basın organında yer alan haberde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde İran’daki zenginleştirilmiş uranyum stokunun Rusya’ya taşınmasını içeren bir plan önerdiği ileri sürülmüştür. Habere göre Trump söz konusu teklifi kabul etmemiştir. ABD’li bir yetkili Washington yönetiminin yaklaşımının İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun güvence altına alınması gerektiği yönünde olduğunu ifade etmiştir.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran Silahlı Kuvvetlerinin operasyonları sonucunda etkisiz hale getirildiğini ve operasyonel menzilden uzaklaşmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. İranlı yetkili, uçak gemisinin bölgeden ayrılarak ABD’ye doğru dönüş yoluna geçtiğini iddia etmiştir.
İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail saldırılarında çoğunluğu sivil konut ve kamu hizmet binalarından oluşan 36 bin 593 sivil birimin hasar gördüğü bildirilmiştir. Açıklamada söz konusu verilerin saha raporları ve toplanan bilgiler doğrultusunda derlendiği belirtilmiş ve saldırıların sivil altyapı üzerinde geniş çaplı etki oluşturduğu ifade edilmiştir.
Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani, ABD-İsrail'in saldırılarında ülke genelinde 120 okul, 43 sağlık merkezi olmak üzere yaklaşık 43 bin sivil birimin hasar gördüğünü ve saldırılarda 223 kadının yaşamını yitirdiğini bildirmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD ile birlikte İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların kritik bir aşamaya ulaştığını açıklamıştır. Katz, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve İsrail Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Shlomi Binder ile gerçekleştirdiği durum değerlendirme toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İran’a yönelik saldırıların yoğunlaştırıldığını ifade etmiştir.
Katz, ABD’nin İsrail’e İran’a yönelik saldırıları sona erdirmesi için bir hafta süre verdiği yönündeki haberleri değerlendirmiş ve söz konusu iddialara rağmen askeri operasyonların gerekli görüldüğü sürece devam edeceğini ileri sürmüştür. İsrail Savunma Bakanı ayrıca İran’da olası bir rejim değişikliğinin ancak ülke içindeki halk hareketlerinin ortaya çıkması halinde mümkün olabileceğini belirtmiştir.
Öte yandan İsrail’de yayımlanan Israel Hayom gazetesinin siyasi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin düşük olduğu ve ABD’nin Tel Aviv yönetimine İran’a yönelik saldırıları sonlandırması için sınırlı bir süre tanıdığı iddia edilmiştir. Haberde söz konusu kaynağın, rejim değişikliğinin gerçekleşebilmesi için ya kara operasyonlarının başlatılması ya da İran’da yeniden geniş çaplı protestoların ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiği aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık ve güvenli kalmasını sağlamak amacıyla birçok ülkenin bölgeye savaş gemileri göndereceğini ileri sürmüştür. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, özellikle İran’ın boğazı kapatma girişiminden etkilenen ülkelerin ABD ile eşgüdüm içinde hareket edeceğini belirtmiştir.
Trump’a göre Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık gibi ülkeler de dahil olmak üzere çeşitli devletlerin, deniz ticaretinin devamlılığını sağlamak amacıyla bölgeye askeri unsurlar göndermesi beklenmektedir. ABD Başkanı, İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını iddia etmiş; ancak Tahran yönetiminin insansız hava araçları gönderme, boğaza mayın döşeme veya kısa menzilli füze kullanma kapasitesinin hâlen bulunduğunu ifade etmiştir.
Trump ayrıca ABD’nin İran’ın kıyı şeridini bombardıman etmeye ve İran’a ait gemileri hedef almaya devam edeceğini belirtmiş; Hürmüz Boğazı’nın kısa süre içinde yeniden açık ve güvenli bir deniz yolu hâline getirileceğini savunmuştur.
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının “muazzam sonuçlar” verdiği ileri sürülmüştür. Açıklamaya göre İran’ın balistik füze kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı, İran donanmasının muharebe gücünün etkisiz hâle getirildiği ve İran hava sahası üzerinde tam hava üstünlüğü sağlandığı iddia edilmiştir.
Beyaz Saray’ın paylaştığı görsel verilerde, İran’ın insansız hava aracı saldırılarında yaklaşık yüzde 95 oranında azalma meydana geldiği belirtilmiştir. Ayrıca İran donanmasına ait gemilerin yüzde 90’ından fazlasının imha edildiği veya batırıldığı ileri sürülmüş; İran’daki hedeflere yönelik toplam saldırı sayısının 6 bini aştığı ifade edilmiştir. Açıklama, ABD-İsrail saldırılarının 28 Şubat’ta başladığı ve Mart ayı ortasına gelindiğinde operasyonların 15’inci gününe ulaştığı bilgisini de içermiştir.
ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlı yetkili Ali Şemhani için Tahran’da cenaze töreni düzenlenmiştir. Tören, başkentin kuzeyinde bulunan Tecriş Meydanı’ndaki İmamzade Salih Türbesinde gerçekleştirilmiştir.

Şemhani İçin Tahran'da Düzenlenen Cenaze Töreni. 14 Mart 2026 ( Anadolu Ajansı)
Cenaze törenine çok sayıda İranlı vatandaş katılmış; törene katılanlar arasında yas tutan kalabalıkların ağladığı ve geleneksel biçimde matem gösterileri gerçekleştirdiği görülmüştür. Türbe çevresine İran lideri Ali Hamaney’in posterleri asılmıştır.
Şemhani, İran Savunma Konseyi’nin eski Genel Sekreteri olarak görev yapmış ve ülkenin güvenlik politikalarında önemli rol üstlenen isimlerden biri olarak bilinmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin İran’ın petrol ihracatı açısından stratejik öneme sahip Hark Adasına düzenlediği saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Erakçi, ABD’nin söz konusu saldırıları komşu ülkelerin topraklarını kullanarak gerçekleştirdiğini savunmuştur.
Erakçi’ye göre saldırılarda kullanılan roketlerin Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bazı noktalardan ateşlendiği belirlenmiştir. İranlı yetkili, roketlerden birinin Ra’sül-Hayme’den, diğerinin ise Dubai’ye yakın bir bölgeden fırlatıldığının tespit edildiğini ileri sürmüştür.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere ilişkin soruya cevap veren Erakçi, boğazın tamamen kapatılmadığını belirtmiş; yalnızca İran’a saldıran ülkelerin tankerleri ve müttefiklerine ait gemiler için geçişin kısıtlandığını ifade etmiştir.
Erakçi ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İran’ı kınayan kararını eleştirmiş ve Konsey’in kararlarında “adalet eksikliği” bulunduğunu ileri sürmüştür. İranlı yetkili, Rusya ve Çin ile stratejik ortaklıklarının sürdüğünü ve bu işbirliğinin askeri boyutlar da içerdiğini belirtmiş, ancak ayrıntı vermekten kaçınmıştır.
Yemen’de faaliyet gösteren Ensarullah Hareketi (Husiler) yetkililerinden Muhammed el-Buhayti, İran’a destek verme kararı aldıklarını açıklamıştır. Buhayti, Lübnan merkezli Al Mayadeen televizyonuna yaptığı açıklamada Yemen’in İran’ın yanında yer alma yönünde karar aldığını ifade etmiştir.
Husi yetkili, Yemen’in savaşa katılımının “yalnızca zaman meselesi” olduğunu belirtmiş ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini söylemiştir. Buhayti ayrıca bölge ülkelerine çağrıda bulunarak ABD saldırılarının kınanması ve İran’ın desteklenmesi gerektiğini savunmuştur.
Buhayti’ye göre çatışmanın hedefi yalnızca İran değil, tüm Arap ve İslam dünyasıdır. Bu nedenle bölgedeki aktörlerin ortak bir tutum alması gerektiği ifade edilmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü askeri operasyonlar sırasında ülkenin farklı şehirlerinde patlamalar meydana geldiği bildirilmiştir. İran medyasında yer alan haberlere göre gece saatlerinde başkent Tahran’ın batı kesimlerinde, Tebriz kentinde ve Kum şehrinde patlama sesleri duyulmuştur. Söz konusu patlamaların özellikle Tahran’ın batı bölgelerinde yoğunlaştığı, Tebriz’de ise şehir genelinde duyulduğu ifade edilmiştir.
İran kaynakları, Kum kentinde meydana gelen patlamaların Hz. Masume Türbesi çevresinde de hissedildiğini belirtmiştir. Patlamaların nedenine ve hedef alınan noktaların niteliğine ilişkin resmi makamlar tarafından ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Ancak olayın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü askeri saldırıların bir parçası olduğu değerlendirilmiştir.
Katar İçişleri Bakanlığı, ülkede oluşan güvenlik riski nedeniyle bazı bölgelerin geçici olarak tahliye edildiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, ilgili güvenlik birimlerinin kamu güvenliğini sağlamak amacıyla belirli bölgeleri ihtiyati bir tedbir olarak boşalttığı ifade edilmiştir.
Açıklamada tahliye edilen bölgelerin konumuna ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken, risk ortadan kalkıncaya kadar söz konusu uygulamanın devam edeceği belirtilmiştir. Katar yetkilileri ayrıca halktan güvenlik güçlerinin talimatlarına uymalarını istemiştir. Söz konusu tahliye kararının, bölgede devam eden İran-ABD-İsrail savaşının Körfez ülkelerine yönelik güvenlik risklerini artırmasıyla bağlantılı olduğu değerlendirilmiştir.
Körfez bölgesindeki bazı ülkeler, insansız hava aracı ve füze saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurmuştur. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin doğu bölgesinde yedi insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini, Rubül Hali Çölü’nde ise sekizinci bir İHA’nın imha edildiğini açıklamıştır.
Ayrıca Riyad’ın güneydoğusunda bulunan El-Harc vilayetini hedef alan bir balistik füzenin de hava savunma sistemleri tarafından engellenerek imha edildiği bildirilmiştir. Kuveyt Ulusal Muhafızları da bir insansız hava aracının düşürüldüğünü açıklamış, fırlatılan bir füzenin ise tehdit alanı dışında kaldığını ve herhangi bir hasara yol açmadığını belirtmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı ise İran kaynaklı olduğu belirtilen füze ve insansız hava aracı saldırılarının hava savunma sistemleri ve savaş uçakları tarafından engellendiğini duyurmuştur. Bakanlık, ülkenin çeşitli bölgelerinde duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri imha etmesi ve savaş uçaklarının İHA ile seyir füzelerini düşürmesinden kaynaklandığını bildirmiştir. Bahreyn İçişleri Bakanlığı da bir saatten kısa sürede iki kez hava saldırısı sirenlerinin çaldığını açıklamıştır. Hedef alınan ülkeler, söz konusu saldırılar sonucunda herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelmediğini bildirmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD üsleri ile İsrail’in çeşitli şehirlerini hedef alan yeni bir saldırı dalgası başlatıldığını duyurmuştur. İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Gerçek Vaat-4” operasyonunun 47. dalgası kapsamında bir dizi hedefe füze saldırıları düzenlendiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre saldırılar kapsamında İsrail’in Negev Çölü, Birüssebi, Nevatim ve Lid kentlerinin hedef alındığı, bunun yanı sıra Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nün de saldırıların hedefleri arasında bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca Irak’ta faaliyet gösteren ayrılıkçı Komele örgütüne yönelik de füze saldırısı düzenlendiği aktarılmıştır. Açıklamada saldırılarda ağır başlıklı Hayberşeken ve Kadr balistik füzelerinin kullanıldığı belirtilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Basra Körfezi’ndeki en önemli petrol ihracat merkezlerinden biri olan Hark Adası’na yönelik hava saldırısı düzenlendiğini açıklamıştır. Trump sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın gerçekleştirdiği operasyon kapsamında adadaki askeri hedeflerin vurulduğunu ve söz konusu hedeflerin tamamen yok edildiğini ileri sürmüştür.
Trump, Hark Adası’ndaki petrol altyapısının saldırılarda hedef alınmadığını belirtmiş ve Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin serbest ve güvenli geçişine müdahale edilmesi durumunda bu kararın yeniden değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı ise ABD saldırısının ardından adada 15’ten fazla patlama sesi duyulduğunu, ancak petrol altyapısının zarar görmediğini bildirmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fuceyra kentinde bulunan liman tesislerine insansız hava aracı saldırısı düzenlendiği bildirilmiştir. Bloomberg’de yayımlanan habere göre saldırı sonucunda limandaki petrol depolama tesislerinde yangın çıkmıştır.
Yangının ardından limanda gerçekleştirilen bazı petrol yükleme faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğu ifade edilmiştir. Olay sırasında liman bölgesinden yoğun duman yükseldiği görülmüş, saldırının enerji altyapısına yönelik olası etkileri nedeniyle güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtilmiştir.
İran ordusu, İsrail’e yönelik yeni bir insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirdiğini duyurmuştur. İran ordusundan yapılan açıklamada, İsrail’in askeri istihbarat teşkilatı Aman ile 8200 siber operasyon ve veri işleme biriminin hedef alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada söz konusu birimlerin yanı sıra bazı İsrail hava üslerinin ve askeri personelin bulunduğu noktaların da saldırının hedefleri arasında yer aldığı belirtilmiştir. İran ordusu ayrıca saldırıların, İranlı komutanların ölümü nedeniyle gerçekleştirildiğini ve operasyonların devam edeceğini ifade etmiştir. İran yetkilileri, saldırıların İran vatandaşlarına yönelik saldırılara karşı misilleme niteliği taşıdığını belirtmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanma Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan ABD askeri üslerine yönelik saldırılar düzenlendiğini açıklamıştır. Tengsiri, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada söz konusu operasyonlarda ABD’ye ait bazı askeri hedeflerin donanma kuvvetleri tarafından vurulduğunu belirtmiştir.
İranlı komutana göre saldırılar kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Dafra, Bahreyn’deki Şeyh İsa ve Kuveyt’teki El-Udairi üslerinde belirlenen hedefler hedef alınmıştır. Tengsiri, saldırıların ardından üslerde bulunan radar sistemleri, kontrol kuleleri, uçak hangarları ve yakıt depolarında yangın çıktığını ileri sürmüştür.
İsrail ordusu, İran’a yönelik düzenlenen saldırılar kapsamında Tahran’da bulunan İran Uzay Ajansı ana merkezi ile bir hava savunma sistemi üretim tesisinin hedef alındığını ileri sürmüştür. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’a yönelik gerçekleştirilen son operasyonlarda Tahran genelinde İran yönetimine ait çok sayıda altyapı tesisinin vurulduğu belirtilmiştir.
Açıklamada hedef alınan noktalar arasında İran’ın ana uzay araştırma merkezinin de bulunduğu ifade edilmiştir. İsrail ordusu, söz konusu merkezde gözetleme, istihbarat toplama ve saldırı amaçlı askeri uyduların geliştirilmesine yönelik araştırmaların yürütüldüğünü iddia etmiştir. Ayrıca İran’ın hava savunma sistemi üretimine yönelik bir fabrikanın da saldırılarda hedef alındığı belirtilmiş ve bu saldırının İran’ın yeni hava savunma sistemi kurma kapasitesini zorlaştıracağı ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu, ABD ile koordinasyon içinde yürütülen operasyonlar kapsamında İran’ın batı ve orta kesimlerine yönelik yoğun hava saldırıları düzenlediklerini ileri sürmüştür. İsrail ordusunun açıklamasına göre 28 Şubat’tan itibaren gerçekleştirilen saldırılar toplamda 400 saldırı dalgasına ulaşmıştır.
Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının İran’ın batı ve orta bölgelerinde 200’den fazla askeri ve altyapı hedefini vurduğu iddia edilmiştir. Hedef alınan unsurlar arasında fırlatılmaya hazır balistik füze rampaları, hava savunma sistemleri ve silah depolarının bulunduğu belirtilmiştir.
İsrail ordusu ayrıca, İran’ın batısındaki askeri yapıların yanı sıra ateşleme, savunma ve üretim birimlerinde görev yapan operatörlerin de hedef alındığını ileri sürmüş ve söz konusu operasyonların 400’üncü saldırı dalgası ile devam ettiğini duyurmuştur.
İsrail ordusu, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun savaş yönetiminde görevli birimi olan Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı bünyesinde görev yapan üst düzey istihbarat yetkililerini hedef aldıklarını ileri sürmüştür.
İsrail açıklamasına göre karargâhın istihbarat dairesinde görev yapan Abdullah Celalineseb ve Emir Şeriat, düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmiştir. Bu iki ismin daha önce öldürüldüğü bildirilen İstihbarat Dairesi Başkanı Salih Esedi’nin yerine atanmış oldukları iddia edilmiştir.
Açıklamada söz konusu yetkililerin İran istihbarat yapısı içinde kilit rol oynadıkları ve İran yönetiminin üst düzey kadrolarıyla yakın bağlantılarının bulunduğu savunulmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, başkent Tahran semalarında bir Hermes silahlı insansız hava aracının (SİHA) düşürüldüğü bildirilmiştir. Yarı resmî Fars Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre, söz konusu SİHA Devrim Muhafızları’nın geliştirdiği hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hâle getirilmiştir.
Açıklamada, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başladığı tarihten itibaren İran hava savunma unsurları tarafından 115 insansız hava aracı ve silahlı insansız hava aracının düşürüldüğü belirtilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın güvenliği için birçok ülkenin bölgeye savaş gemisi göndereceğini ileri sürmesinin ardından İranlı yetkililerden de açıklamalar gelmiştir.
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri, ABD’nin İran donanmasının yok edildiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. Tengsiri, ABD’nin tankerleri koruduğunu iddia ettikten sonra başka ülkelerden yardım istemek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
Tengsiri ayrıca Hürmüz Boğazı’nın henüz askeri olarak kapatılmadığını, ancak İran tarafından kontrol altında tutulduğunu ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliği sağlamak için diğer ülkelerden, hatta Çin’den yardım istemek zorunda kaldığını belirtmiştir. Erakçi, ABD’nin uzun yıllardır dile getirdiği güvenlik şemsiyesinin etkisini kaybettiğini ve bunun bölgede gerilimi artırdığını ileri sürmüştür.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı Ebu Kasım Babaiyan’ın İsrail’in Tahran’a düzenlediği saldırıda hayatını kaybettiğini açıklamıştır. DMO tarafından yayımlanan taziye mesajında Babaiyan’ın saldırı sırasında ailesiyle birlikte yaşamını yitirdiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu daha önce yaptığı açıklamada, 8 Mart 2026 tarihinde düzenlenen saldırıda Babaiyan’ın öldürüldüğünü ileri sürmüştür. İsrail açıklamasında Babaiyan’ın aynı zamanda İran liderinin askeri ofisinin başkanlığını yürüttüğü ve İran’ın bölgesel müttefikleri arasındaki koordinasyonu sağlamakla görevli olduğu iddia edilmiştir.
İsrail ayrıca Babaiyan’ın göreve gelmesinden önce aynı görevleri yürüten Muhammed Şirazi ile Ali Şadımani’nin de Haziran 2025’teki İsrail–İran çatışmalarında hayatını kaybettiğini hatırlatmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD ile bağlantılı sanayi tesislerinin hedef alınabileceğini duyurmuştur. Yapılan açıklamada, önümüzdeki saatlerde söz konusu tesislere yönelik saldırıların gerçekleştirilebileceği belirtilmiş ve ABD’ye uyarıda bulunulmuştur.
Açıklamada ayrıca ABD ile bağlantılı sanayi tesislerinin tahliye edilmesi gerektiği ifade edilmiş ve bu tesislerin yakınında bulunan sivillerin bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulunulmuştur.
Devrim Muhafızları ayrıca Tahran semalarında ABD ve İsrail’e ait üç insansız hava aracının imha edildiğinibildirmiştir. Bu açıklama, İran’ın hava savunma sistemlerinin aktif şekilde kullanıldığına dair son gelişmeler arasında yer almıştır.
ABD merkezli haber kuruluşu Semafor, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde İsrail’in balistik füze savunma mühimmatlarının kritik düzeyde azaldığını ileri sürmüştür. Habere göre İsrail yönetimi, İran ile çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Washington’a füze savunma stoklarının ciddi biçimde azaldığı yönünde bilgi vermiştir.
Haberde, İsrail’in mevcut çatışmaya sınırlı sayıda füze savunma mühimmatıyla girdiği ve özellikle uzun menzilli savunma sistemlerinin İran’ın yoğun saldırıları karşısında zorlandığı ifade edilmiştir. Bir ABD yetkilisi ise bu durumun Washington açısından beklenen bir gelişme olduğunu belirtmiş ve ABD’nin kendi füze önleme kapasitesinde benzer bir sorun bulunmadığını vurgulamıştır.
Ayrıca haberde, Haziran 2025’te İran ile yaşanan 12 günlük çatışma sırasında ABD’nin 150’den fazla THAAD füze savunma sistemi kullandığı ve bunun ABD envanterinin yaklaşık dörtte birine denk geldiği bilgisi de yer almıştır. Uzmanlara göre uzun süreli bir çatışma, füze önleme sistemlerinin hızla tükenmesi riskini doğurabilmektedir.
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail’in İran’a ait Şahid-136 insansız hava aracını taklit ederek bölgede saldırılar gerçekleştirdiğini iddia etmiştir.
Zülfikari’ye göre “Lucas” adı verilen bir insansız hava aracı, İran İHA’larının görünüm ve özelliklerini taklit edecek şekilde geliştirilmiştir. İranlı yetkili, bu yöntemle düzenlenen saldırıların İran ile komşu ülkeler arasında gerilim ve ayrılık oluşturmayı amaçladığını savunmuştur.
Zülfikari ayrıca son günlerde Türkiye, Kuveyt ve Irak gibi bazı ülkelere yönelik saldırıların İran’a atfedilmesinin söz konusu manipülasyonun bir parçası olduğunu ileri sürmüştür.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat-4 Operasyonu”nun 52. dalgası kapsamında İsrail hedeflerine yönelik saldırıların sürdüğünü açıklamıştır. Açıklamada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hayatta olması durumunda hedef alınmaya devam edileceği ifade edilmiştir.
Operasyon kapsamında ağır füzelerle Tel Aviv’deki sanayi bölgelerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca Irak’taki Erbil el-Harir Hava Üssü, Kuveyt’teki Ali el-Salem ve Camp Arifjan üslerinin sanayi alanlarının da füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı ileri sürülmüştür.
İsrail Başbakanlık Ofisi ise Netanyahu’nun öldürüldüğüne dair sosyal medyada yayılan iddiaları reddetmiş ve Başbakan’ın görevine devam ettiğini bildirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, NBC News televizyonuna verdiği demeçte İran ile bir anlaşma yapılması için koşulların henüz yeterince uygun olmadığını savunmuştur. Trump, İran’ın bir anlaşma yapmak istediğini ancak mevcut şartların Washington açısından yeterli olmadığını ifade etmiştir.
Trump’a göre olası bir anlaşmanın temel şartlarından biri İran’ın nükleer hedeflerinden tamamen vazgeçmesi olacaktır. ABD Başkanı ayrıca İran’ın petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip Hark Adasına yönelik saldırının adanın büyük bölümünü yok ettiğini iddia etmiştir.
Trump, petrol fiyatlarındaki artış karşısında Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için uluslararası bir plan üzerinde çalışıldığını da açıklamıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin enerji tesislerinin hedef alınması halinde bölgedeki Amerikan şirketlerine ait tesislerin hedef alınacağını açıklamıştır. Erakçi’ye göre İran’ın saldırıları yalnızca ABD askeri üsleri ve çıkarlarına yöneliktir.
Erakçi ayrıca bazı saldırıların “sahte bayrak” operasyonları olabileceğini öne sürmüş ve ABD ile İsrail’in Arap ülkelerinde İran’ı suçlamak amacıyla saldırılar düzenlemiş olabileceğini iddia etmiştir.
ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda ise Erakçi, İran’ın ateşkes veya müzakere talebinde bulunmadığını ve savaş ne kadar sürerse sürsün ülkenin kendini savunmaya hazır olduğunu söylemiştir.
İran Kızılay Başkanı Pir Hüseyin Kolivend, ABD ve İsrail saldırılarında 29 bin 146 konut ve sivil yapının zarar gördüğünü, ayrıca 236 sağlık merkezinin hasar aldığını açıklamıştır. Kolivend, ülke genelinde askeri tesisler dışında kalan 54 bin 550 yapının saldırılardan etkilendiğini belirtmiştir.
İran Sağlık Bakanlığı ise saldırılarda 223 kadın ve 202 çocuğun hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Hayatını kaybeden çocuklardan 12’sinin beş yaşın altındaki bebekler olduğu ifade edilmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, İran’ı suçlamak amacıyla 11 Eylül saldırılarına benzer bir “sahte bayrak” operasyonu planlandığına dair bilgi aldıklarını açıklamıştır.
Laricani, söz konusu planın Epstein ağıyla bağlantılı kişiler tarafından hazırlanıyor olabileceğini iddia etmiş ve İran’ın böyle bir saldırıyla hiçbir bağlantısı olmayacağını vurgulamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Sadık Vaat-4 Operasyonu’nun 54. dalgası kapsamında İsrail hedeflerine yönelik yeni saldırılar gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Açıklamaya göre saldırılarda Hürremşehr, Hayberşiken, Kadir ve İmad füzelerinin yanı sıra ilk kez katı yakıtlı stratejik Siccil füzeleri kullanılmıştır.
İran yönetimi söz konusu saldırıların İsrail’in askeri karar alma merkezleri, savunma sanayii altyapısı ve askeri birliklerin toplandığı noktaları hedef aldığını ileri sürmüştür.
ABD’nin İran’ın petrol ihracatının merkezi konumundaki Hark Adasına düzenlediği saldırıya rağmen petrol sevkiyatının devam ettiği bildirilmiştir. Tanker hareketlerini izleyen TankerTrackers platformunun uydu görüntülerine dayandırdığı bilgilere göre saldırıdan iki gün sonra adada petrol yükleme faaliyetleri sürmüştür.
Görüntülere göre adada bir tankerin petrol yüklediği ve çevresinde yedi tanker daha bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca beş tankerin yakıt yükleme işlemini tamamladığı ve iki tankerin yükleme için beklediği ifade edilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sosyal medyada yayılan öldüğü yönündeki iddialara karşı bir video paylaşmıştır. Netanyahu, bir işletmede kahve içerken çekilen görüntülerini paylaşarak söz konusu iddiaları yalanlamıştır.
Başbakan ayrıca basın toplantısına ait görüntülerin yapay zekâ ile üretildiği yönündeki iddialara karşı ellerini göstererek videodaki kişinin kendisi olduğunu vurgulamıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, İran’a yönelik saldırıların en az üç hafta daha devam edeceğini açıklamıştır. CNN televizyonuna konuşan Defrin, ABD ile koordinasyon halinde kapsamlı operasyon planlarının hazır olduğunu belirtmiştir.
Defrin’e göre askeri planlamalar en azından 1 Nisan’da başlayacak olan Hamursuz Bayramı’na kadar sürecek şekilde hazırlanmıştır.
İran Emniyet Genel Müdürü Ahmed Rıza Radan, ABD ve İsrail saldırılarının başlamasından bu yana 500 kişinin casusluk suçlamasıyla gözaltına alındığını açıklamıştır. Radan, bu kişilerden 250’sinin İran International televizyonuna hedeflerle ilgili istihbarat sağladığını ve militan gruplarla bağlantılı olduğunu iddia etmiştir.
Tahran yönetimi daha önce İran International televizyonunu “terör örgütü” olarak tanımlamış ve kanal çalışanlarının ülkedeki mal varlıklarına el konulacağını duyurmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 51. dalgası kapsamında Suudi Arabistan’ın doğusunda bulunan el-Harc kentindeki Prens Sultan Hava Üssü’ne yönelik saldırı gerçekleştirdiklerini duyurmuştur.
DMO tarafından yayımlanan bildiride, söz konusu saldırının katı ve sıvı yakıtlı balistik füzeler kullanılarak gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. Açıklamada, Prens Sultan Hava Üssü’nün ABD ve müttefik kuvvetler tarafından kullanılan önemli bir askeri merkez olduğu ve burada ABD’ye ait F-35 ve F-16 savaş uçaklarına mühimmat yüklemesi yapıldığı iddia edilmiştir.
Ayrıca üs içerisinde AWACS havadan erken uyarı ve komuta-kontrol uçakları ile yakıt ikmal tanker uçaklarınında konuşlu bulunduğu belirtilmiştir. İran Devrim Muhafızları, saldırının İsrail’in Tahran’a düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Hatemül Enbiya Merkezi Karargâh Komutanı Ebu Kasım Babaiyan’a ithaf edildiğini açıklamıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan bir diğer açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kenti ile Katar’ın başkenti Doha’da bazı bölgelerin hedef alınabileceği belirtilmiştir. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan açıklamada, söz konusu bölgelerde yaşayan sivillere tahliye çağrısı yapılmıştır.
Açıklamada, ABD’ye ait askeri personelin söz konusu bölgelerde bulunduğu ileri sürülmüş ve İran’ın bu noktaları hedef alabileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle bölge halkının en kısa sürede söz konusu alanlardan uzaklaşması gerektiği belirtilmiştir.
Yayımlanan görsellerde Doha kentinin Luseyl, El Vaab ve Ayn Halid semtlerinde bazı noktaların potansiyel hedefler olarak işaretlendiği görülmüştür. İran Silahlı Kuvvetleri ayrıca Körfez ülkelerinin ABD’ye ait askeri unsurlara ev sahipliği yapmasına tepki göstererek bu durumun söz konusu bölgeleri askeri hedef hâline getirdiğini savunmuştur.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü askeri faaliyetler kapsamında bölgedeki operasyonlarını genişletmek amacıyla yeni kara saldırıları başlattığını açıklamıştır. İsrail tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu operasyonların Hizbullah’a karşı yürütülen askeri faaliyetlerin bir parçası olduğu ve Lübnan’ın güneyinde oluşturulması hedeflenen “tampon bölgenin” genişletilmesini amaçladığı ifade edilmiştir.
Açıklamada, operasyonların Lübnan’ın güneyinde “kilit noktalar” olarak tanımlanan bölgelere yönelik hedefli kara saldırıları şeklinde yürütüldüğü belirtilmiştir. İsrail ordusunun kara operasyonuna başlamadan önce bölgeye yoğun hava saldırıları ve topçu atışları düzenlediği, böylece kara birliklerinin ilerleyişi için askeri hazırlık yapıldığı kaydedilmiştir.
İsrail ordusuna bağlı 91. Tümen’in, cumartesi gecesi geç saatlerde Lübnan’ın güneydoğusunda kara saldırıları başlattığı bildirilmiştir. Operasyon kapsamında bölgeye daha önceden askeri takviye yapıldığı ve çeşitli birliklerin farklı noktalarda konuşlandırıldığı ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun açıklamasına göre 146. Yedek Tümen Lübnan’ın güneybatısında konuşlandırılmış durumda bulunmaktadır. Ayrıca 36. Tümen’in ise Lübnan’ın güneyinde yer alan Rab el-Talatin bölgesinde baskınlar düzenlediği aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın ABD’ye ait USS Abraham Lincoln (CVN-72) uçak gemisini hedef aldığı yönündeki iddiaları reddetmiştir. Trump, Florida’daki hafta sonu ziyaretinin ardından Washington’a dönerken Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, gemiye herhangi bir saldırı düzenlenmediğini ve geminin zarar görmediğini ileri sürmüştür.
Trump, İran medyasında yayımlanan ve uçak gemisinin yandığını gösterdiği iddia edilen görüntülerin gerçek olmadığını savunmuştur. ABD Başkanı ayrıca İran’ın ABD’ye ait beş yakıt ikmal uçağını vurduğu yönündeki haberleri de yalanlamış ve bu uçaklardan yalnızca birinde hafif hasar bulunduğunu ifade etmiştir.
Trump aynı açıklamada İran yönetiminin rejim karşıtı protestolar sırasında 32 bin göstericiyi öldürdüğünü iddia etmiş, rejim yanlısı gösterilerin ise yapay zekâ ile üretilmiş görüntülerle abartıldığını ileri sürmüştür. ABD Başkanı, savaşın sona erdirilmesine ilişkin kararın Washington’un inisiyatifinde olduğunu belirtmiş ve İran’ın anlaşma yapmak istediğini ancak kendisinin bu konuda henüz karar vermediğini söylemiştir.
Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli ülkelerle diplomatik temaslar yürütüldüğünü açıklamıştır. Trump, boğazın güvenliği konusunda yedi ülke ile görüşmeler yapıldığını ve bu ülkelerin sürece katılımının değerlendirildiğini ifade etmiştir.
ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı’ndan taşınan petrolün büyük bölümünü tüketen Çin’e de işbirliği teklifinde bulunulduğunu belirtmiştir. Trump’a göre savaşın sona ermesi halinde petrol fiyatlarının düşmesi beklenmektedir.
ABD merkezli Axios haber sitesinde yayımlanan bir haberde, Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin güvenliğini sağlamak amacıyla çok uluslu bir koalisyon oluşturmak için diplomatik girişimlerde bulunduğu ileri sürülmüştür.
Haberde, Trump ve üst düzey ABD yetkililerinin hafta sonu çeşitli ülkelerle telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği belirtilmiştir. “Hürmüz Koalisyonu” olarak adlandırılması planlanan oluşumun hayata geçirilmesi için öncelikle siyasi destek açıklamalarının alınmasının hedeflendiği aktarılmıştır.
Söz konusu koalisyona katılacak ülkelerden savaş gemileri, insansız hava araçları ve diğer askeri ekipmanlarla operasyona katkı sağlamalarının talep edilebileceği ifade edilmiştir.
ABD Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, İran’a yönelik askeri operasyonların maliyetinin 12 milyar dolara ulaştığını açıklamıştır. Hassett, CBS News kanalında yayımlanan Face the Nation programında yaptığı değerlendirmede, ABD’nin mevcut silah stoklarının operasyonları sürdürmek için yeterli olduğunu belirtmiştir.
Hassett ayrıca Trump yönetiminin şu aşamada Kongre’den ek bir bütçe talep etmeyi planlamadığını ifade etmiştir. ABD ekonomisinin güçlü enerji üretim kapasitesi sayesinde İran’ın ekonomik baskı oluşturamayacağını savunan Hassett, ABD’nin artık dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden biri olduğunu vurgulamıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı, ABD’ye ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Kızıldeniz’de bulunmasının İran açısından tehdit oluşturduğunu açıklamıştır. İran tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu gemiye lojistik ve servis hizmeti sağlayan tüm noktaların İran Silahlı Kuvvetleri için meşru askeri hedef olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 12 Mart tarihinde USS Gerald R. Ford’da çıkan yangının muharebe kaynaklı olmadığını açıklamıştı. Daha sonra yayımlanan uydu görüntülerinde geminin Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı yakınlarında bulunduğu görülmüştür.
İranlı yetkililer, ABD ve İsrail saldırılarının başlamasından bu yana Tahran’da en az 503 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 5 bin 700 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Tahran Acil Durum Merkezi Başkanı Muhammed İsmail Tevekkuli, saldırılarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün sivil olduğunu belirtmiştir.
Tevekkuli ayrıca hayatını kaybedenler arasında 2 ay ile 12 yaş arasında değişen yaşlarda en az 12 çocuğun bulunduğunu ifade etmiştir.
ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın buna karşılık Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini fiilen kısıtlaması sonrasında bölgede petrol taşımacılığı önemli ölçüde etkilenmiştir. İran’ın özellikle ABD ve İsrail ile bağlantılı gemilerin geçişine izin vermemesi nedeniyle boğazdaki ticari trafik büyük ölçüde azalmış ve 28 Şubat 2026 tarihinden itibaren boğazdan geçen gemilerin önemli bölümünü İran bayraklı tankerler oluşturmuştur.
Bölgedeki gerilimin üçüncü haftasında ise İran’a ait olmayan ilk ham petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği tespit edilmiştir. Gemi hareketlerini takip eden MarineTraffic platformunun verilerine göre, Abu Dabi’deki Das petrol sahasından yüklenen ham petrolü taşıyan Aframax sınıfı Karachi adlı tanker, otomatik tanımlama sistemi (AIS) açık şekilde boğazdan geçiş gerçekleştirmiştir.
Yaklaşık 237 metre uzunluğundaki Pakistan bayraklı tanker, 15 Mart 2026 tarihinde Türkiye saatiyle 14.33’te İran’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’ne giriş yapmış ve 17.43 civarında Hürmüz Boğazı’nı geçerek Umman Körfezi’ne ulaşmıştır. Tankerin AIS sisteminin aktif olması ve geçişin kesintisiz tamamlanması, bazı petrol sevkiyatları için taraflar arasında güvenli geçiş izni konusunda müzakere edilmiş bir düzenleme bulunduğu ihtimalini gündeme getirmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın ABD, İsrail ve bu ülkelere müttefik olan devletlere kapalı olduğunu, diğer ülkelere ise açık kalmaya devam ettiğini açıklamıştır. Tahran’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Erakçi, İran’ın mevcut çatışmalarda “meşru savunma” yürüttüğünü ifade etmiştir.
Erakçi, savaşın başlangıcında ABD’nin “koşulsuz teslimiyet” talep ettiğini, ancak sonrasında ateşkes çağrısında bulunduğunu belirterek, İran’ın herhangi bir ateşkes talebinde bulunmadığını vurgulamıştır. Açıklamasında, savaşın düşmanların saldırganlığını yeniden düşünmek zorunda kalacağı şekilde sona ermesi gerektiğini ifade etmiştir.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmesinde ise Erakçi, boğazın genel olarak açık olduğunu ancak “düşmanlara ve müttefiklerine kapalı” olduğunu yineleyerek, İran’ın direnişini sürdüreceğini ve gerektiği sürece çatışmalara devam edeceğini belirtmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlarda 100’den fazla donanma gemisinin imha edildiğini açıklamıştır. Komutan Amiral Brad Cooper, operasyonların 16’ncı gününde yoğun hava saldırılarının sürdüğünü ve öncelikli hedefin Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret yollarının güvenliği olduğunu belirtmiştir.
Açıklamada, 13 Mart’ta Hark Adası’na düzenlenen saldırıda deniz mayınları ve füze depoları dahil 90’dan fazla askeri hedefin vurulduğu ifade edilmiştir. Ayrıca ABD Hava Kuvvetleri, Donanma ve Deniz Piyadeleri unsurlarının toplamda 6 bini aşkın uçuş gerçekleştirdiği ve İran hava sahasında üstünlüğün korunduğu aktarılmıştır.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi, İran’da insan hakları ihlalleri gerekçesiyle 16 yetkili ve 3 kuruluşa yönelik yeni yaptırımlar uygulandığını açıklamıştır. Yaptırımların, ocak ayında düzenlenen protestoların bastırılmasında rol oynadığı belirtilen kişi ve kurumları hedef aldığı ifade edilmiştir.
Açıklamaya göre yaptırım listesinde, İran İçişleri Bakanlığı’nda görevli üst düzey bir bakan yardımcısı, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları ve yargı mensupları yer almıştır. Ayrıca vatandaşların izlenmesinde kullanıldığı öne sürülen “Nazer” adlı mobil uygulamayı geliştiren bir şirket ile DMO’nun iki yerel komutanlığı da yaptırım kapsamına alınmıştır.
Yaptırımlar kapsamında listede yer alan kişi ve kuruluşların AB’deki varlıkları dondurulmuş, AB vatandaşları ve şirketlerinin bu kişi ve kurumlara finansal kaynak sağlaması yasaklanmıştır. Ayrıca söz konusu kişilere AB ülkelerine giriş ve AB üzerinden transit geçiş yasağı uygulanacağı bildirilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı kullanan ülkelere çağrıda bulunarak, boğazın güvenliğinin sağlanması için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini belirtmiştir. Enerji ihtiyacını büyük ölçüde bu güzergâhtan karşılayan ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurgulamıştır.
Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarında yaklaşık 7 bin hedefin vurulduğunu ve İran’ın savunma sanayisi altyapısı ile füze ve insansız hava aracı kapasitesinin büyük ölçüde çökertildiğini ifade etmiştir. Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı mayınlamak için kullandığı 30’dan fazla geminin imha edildiğini ve Tahran’ın ticari gemileri tehdit etme kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını belirtmiştir.
Hark Adası’na yönelik saldırılara da değinen Trump, boru hatları dışında adadaki askeri ve stratejik unsurların hedef alındığını açıklamıştır. ABD’nin uzun yıllardır Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağladığını ifade eden Trump, Çin, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkenin bu süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Ayrıca Trump, İran’ın yapay zekâ kullanarak dezenformasyon üretmeye çalıştığını ve ABD’ye ait askeri unsurları hedef aldığına dair görüntülerin gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. İran’daki liderlik yapısına ilişkin belirsizliklere de değinen Trump, bazı üst düzey isimlerin durumuna ilişkin farklı iddiaların bulunduğunu ifade etmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesine yönelik saldırıların yeniden gerçekleşmeyeceğinden emin olunmadan saldırıların durdurulmasının tartışılmasının anlamsız olduğunu açıklamıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Pezeşkiyan, İran’ın savaşı başlatmadığını ve mevcut durumun “meşru savunma” kapsamında değerlendirildiğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, İran topraklarına yönelik yeni bir saldırı olmayacağına dair güvence sağlanmadığı sürece ateşkes konusunun gündeme alınamayacağını vurgulamış, bölgedeki ABD üslerinin İran’a karşı kullanılmasının komşu ülkelerle ilişkileri zedelediğini belirtmiştir. Ayrıca ABD ve İsrail’in saldırılarının göz ardı edilmesi halinde bölgede barış ve istikrarın sağlanamayacağını ifade etmiştir.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in saldırılarının kınanmasını ve “saldırganların uluslararası hukuka uymaya zorlanmasını” beklediklerini dile getirmiştir. Açıklamasında, yanlış bilgilere dayanarak savaş başlatmanın ve bir ülkeyi hedef almanın çağdaş uluslararası düzenle bağdaşmadığını savunmuştur.
Axios haber platformu tarafından, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında doğrudan bir iletişim kanalı kurulduğu öne sürülmüştür. Haberde, söz konusu temasların devam eden çatışmaların sona erdirilmesine yönelik mesajları içerdiği iddia edilmiştir.
İsmi açıklanmayan ABD’li bir yetkili ve konuya yakın bir kaynağa dayandırılan bilgilere göre, Erakçi’nin bu kanal üzerinden Witkoff’a ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan sürecin sonlandırılmasına ilişkin mesajlar ilettiği belirtilmiştir. Aynı kaynaklar, iletişimi başlatan tarafın Erakçi olduğunu ileri sürerken, ABD tarafının resmi olarak İran ile görüşme yürütmediğini savunduğu aktarılmıştır.
Haberde, mesajlaşmanın kapsamı ve içeriğine ilişkin ayrıntı verilmezken, başka bir ABD’li yetkilinin İran’ın olası bir anlaşma kapsamında talep ettiği öne sürülen “tazminat” şartının reddedildiğini ifade ettiği aktarılmıştır. Ayrıca Trump yönetiminin, İran’ın küresel sistemle bütünleşmesini ve petrol gelirleri elde etmesini sağlayabilecek bir anlaşmaya açık olduğu iddia edilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin ABD ile doğrudan iletişim halinde olduğu yönündeki iddiaları yalanlamıştır. Batı medyasında yer alan haberlere tepki gösteren Erakçi, açıklamasını ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yapmıştır.
Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile son temasın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından önce gerçekleştiğini belirtmiştir. Bu tarihten sonra herhangi bir doğrudan iletişim kurulmadığını ifade etmiştir.
Açıklamasında, aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Erakçi, bu tür haberlerin petrol piyasalarını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ileri sürmüştür.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Muhammed Ali Naini, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. İran devlet televizyonuna konuşan Naini, çatışmaların başlamasından bu yana ABD ve İsrail hedeflerine yaklaşık 700 füze ve 3 bin 600 civarında insansız hava aracı (İHA) gönderildiğini belirtmiştir.
Naini ayrıca saldırılar sonucunda ABD ve İsrail askerleri arasında yaklaşık 5 bin ölü ve yaralı bulunduğunu ileri sürmüştür. İranlı sözcü, İran tarafından fırlatılan insansız hava araçlarından 118’inin düşürüldüğünü ifade etmiştir.
Irak’ta faaliyet gösteren ve Haşdi Şabi bünyesinde yer alan, kendisini “İslami Direniş Örgütü” olarak tanımlayan grup, Irak ve bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik saldırılar düzenlediklerini duyurmuştur.
Örgüt tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saat içinde ABD üslerine toplam 24 saldırı gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Açıklamada saldırıların insansız hava araçları ve füzeler kullanılarak gerçekleştirildiği ifade edilmiş ve saldırıların Irak’taki ve bölgedeki ABD askeri varlıklarını hedef aldığı kaydedilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, bölgedeki artan füze ve insansız hava aracı saldırıları nedeniyle yeni bir elektronik ihbar sistemi başlatıldığını açıklamıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların ve ülkede yaşayan yabancıların şüpheli hava faaliyetlerini bildirebilmeleri için Tawakkalna adlı resmi uygulama üzerinden yeni bir hizmet devreye sokulduğu belirtilmiştir.
Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, söz konusu sistemin vatandaşlar ile savunma kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığını ifade etmiştir. Maliki ayrıca Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri’nin ülkeye yönelik hava tehditlerini karşılayabilecek gelişmiş savunma kapasitesine sahip olduğunu belirtmiştir.
İsrail ordusu, ABD ile koordinasyon içinde yürütülen operasyonlar kapsamında İran’ın batı ve orta kesimlerinde 200’den fazla hedefin vurulduğunu ileri sürmüştür.
İsrail tarafından yapılan açıklamada saldırıların İran’ın balistik füze kapasitesini ve savunma sistemlerini zayıflatmayı amaçladığı belirtilmiştir. Açıklamaya göre hedef alınan noktalar arasında komuta merkezleri, hava savunma sistemleri, silah depoları ve askeri üretim tesisleri yer almıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri hükümeti, Dubai Uluslararası Havalimanı yakınlarında bir yakıt tankına insansız hava aracının isabet etmesi sonucu çıkan yangın nedeniyle tüm uçuşların geçici olarak askıya alındığını duyurmuştur.
Dubai Hükümeti Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, yangının kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtilmiştir. Ancak güvenlik gerekçesiyle havalimanındaki uçuş operasyonlarının geçici olarak durdurulduğu ifade edilmiştir.
İran’ın Merkezi eyaletinde ABD ve İsrail saldırılarında sivil yerleşim yerlerinin hedef alındığı bildirilmiştir. Yarı resmi Mehr Haber Ajansının yerel yetkililere dayandırdığı habere göre, eyalete bağlı Erak kentindeki bir köye düzenlenen füze saldırısında 4 kişi hayatını kaybetmiştir.
Aynı eyaletin Mahallat kentinde bulunan bir sivil yerleşim noktasına düzenlenen saldırıda ise 1 kişinin yaşamını yitirdiği ve 7 kişinin yaralandığı açıklanmıştır.
Mehr Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre ABD ve İsrail saldırılarında İran’ın Merkezi eyaletine bağlı Humeyn kentindeki İmam Rıza İlkokulu hedef alınmıştır.
Saldırıda can kaybı ya da yaralı bilgisi verilmemiştir. Ancak yayımlanan görüntülerde okul binasının ciddi şekilde hasar aldığı ve çevrede bulunan bazı sivil binaların da saldırıdan etkilendiği görülmüştür.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 55. dalgası kapsamında İsrail ve ABD hedeflerine yönelik yeni saldırılar düzenlendiğini duyurmuştur.
Açıklamaya göre saldırılarda Fettah, İmad ve Kadir gibi ağır savaş başlığı taşıyan füzelerin yanı sıra Fatih, Zülfikar ve Dezful füzeleri ile insansız hava araçları kullanılmıştır. İran, saldırılar kapsamında Tel Aviv’deki askeri havacılık üretim merkezleri ve hava yakıt ikmal destek tesislerinin hedef alındığını ileri sürmüştür.
İran ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki El-Dafra Hava Üssü, Bahreyn’deki Cufair Deniz Üssü ve Şeyh İsa Hava Üssü gibi ABD askeri tesislerinin de füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını iddia etmiştir. Bu gelişmeler, çatışmanın bölgesel askeri boyutunun genişlediğine işaret eden unsurlar arasında değerlendirilmiştir.
16 Mart'ta açıklanan verilere göre İran, çatışmaların başladığı 28 Şubat’tan itibaren geçen 16 günlük süreçte, çoğunluğu Körfez bölgesinde bulunan 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ve stratejik noktalara toplamda en az 3 bin 810 füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirmiştir. Bu saldırılar sırasında bölgedeki birçok ülke hava savunma sistemlerini devreye sokarak füzeleri ve insansız hava araçlarını etkisiz hale getirmeye çalışmıştır.
Saldırılardan en fazla etkilenen ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olduğu belirtilmiştir. Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarda BAE’yi sırasıyla Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün takip ederken, Umman ise en az saldırıya maruz kalan ülke olarak kaydedilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’ın saldırılarının başlamasından bu yana ülkenin hava savunma sistemlerinin 298 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1606 insansız hava aracına müdahale ettiği belirtilmiştir. Bu veriler, BAE’nin saldırıların en yoğun yaşandığı ülkelerden biri olduğunu göstermektedir.
Kuveyt ordusu, Ulusal Muhafızlar ve resmi haber ajansı KUNA tarafından paylaşılan verilere göre ülke toprakları 254 füze ve 507 insansız hava aracı saldırısına maruz kalmıştır. Kuveyt’teki saldırıların önemli bir kısmının ülkede bulunan ABD askeri tesislerini hedef aldığı ifade edilmiştir.
Bahreyn Savunma Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, 28 Şubat’tan itibaren ülkeye yönelen 125 füze ve 212 insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından önlenerek imha edildiği bildirilmiştir.
Katar Savunma Bakanlığı verilerine göre ülke 170 füze ve 81 insansız hava aracı saldırısına maruz kalmıştır. Katar’da bulunan ABD askeri varlıklarının bu saldırıların temel hedefleri arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı verilerine göre ülke topraklarına 25 füze ve 297 insansız hava aracıyönlendirilmiştir. Suudi hava savunma sistemlerinin bu saldırıların önemli bir kısmını engellediği belirtilmiştir.
Ürdün ordusu tarafından yapılan açıklamalarda, ülkenin toplamda 204 füze ve insansız hava aracı saldırısına maruz kaldığı ifade edilmiştir. Bu saldırıların bir kısmının Ürdün hava sahası üzerinden diğer bölgelere yönelen unsurları da kapsadığı değerlendirilmiştir.
Umman Haber Ajansı ONA tarafından yayımlanan bilgilere göre, İran tarafından Umman topraklarına 16 insansız hava aracı saldırısı düzenlenmiştir. Umman, söz konusu saldırıların en az yaşandığı ülke olarak kaydedilmiştir.
İran, İsrail’in Güney Bölgesi Komutanlığı ile Rafael şirketine ait füze depoları ve Irak’ın kuzeyindeki Erbil’de bulunan İran karşıtı grupların hedef alındığını açıklamıştır. İran Devrim Muhafızları Ordusu, söz konusu saldırıların ABD-İsrail saldırılarına karşı başlatılan “Sadık Vaat 4 Operasyonu” kapsamında gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
Açıklamada, operasyonun 56. dalgası çerçevesinde İsrail’deki Güney Bölge Destek Komutanlığı ve stratejik Rafael füze deposuna yönelik saldırılar düzenlendiği ifade edilmiştir. Aynı kapsamda insansız hava araçlarıyla Erbil’deki karşıt grupların mevzilerine yönelik saldırılar gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
İran tarafı, söz konusu saldırıların operasyonun devam eden aşamalarının bir parçası olduğunu ve askeri hedeflere yönelik gerçekleştirildiğini vurgulamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la süren savaşın kısa sürede sona ereceğini belirterek, özellikle Hürmüz Boğazı’nı kullanan ülkeleri güvenliğin sağlanmasına katkı vermeye çağırmıştır. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin enerji bağımlılığına dikkat çeken Trump, bu ülkelerin yalnızca teşekkür etmekle kalmayıp askeri destek sağlaması gerektiğini ifade etmiştir.
Trump, ABD’nin İran’ın askeri kapasitesini büyük ölçüde zayıflattığını ve mayın döşeme gemilerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini belirtmiş, boğazda halen mayın bulunup bulunmadığının net olmadığını dile getirmiştir. Savaşın bir hafta içinde bitmesinin düşük ihtimal olduğunu ancak “yakında sona ereceğini” vurgulamıştır. Ayrıca İran’ın Körfez ülkelerine saldırmasının beklenmedik olduğunu ifade etmiş ve süreci “büyük bir satranç oyunu” olarak tanımlamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran konusunda NATO ülkelerinin ABD’ye askeri destek vermemesini eleştirmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ABD’nin müttefiklerine destek sağladığını hatırlatan Trump, İran bağlamında benzer bir karşılık görmediklerini ifade etmiştir.
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda bazı Avrupa ülkelerinin destek vermeyeceklerini açıklamasını “hayal kırıklığı” olarak nitelendiren Trump, İran’ın boğaza mayın döşeme ihtimaline dikkat çekmiş ve Avrupa’nın bu alandaki kapasitesine rağmen sürece dahil olmamasını eleştirmiştir.
Trump, buna karşılık Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve İsrail’in ABD’ye destek verdiğini belirtmiştir. NATO’dan ayrılma ihtimaline ilişkin ise böyle bir seçeneğin değerlendirilebileceğini ancak şu aşamada gündeminde olmadığını ifade etmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana yaralanan ABD askerlerinin sayısının 200’e yükseldiğini açıklamıştır. Bu askerlerden 10’unun ağır yaralı olduğu belirtilmiştir.
Açıklamada, yaralanan askerlerin büyük çoğunluğunun tedavi edilerek görevlerine geri döndüğü, 180’den fazlasının aktif görevine devam ettiği ifade edilmiştir. Önceki açıklamalarda yaralı sayısının daha düşük olduğu bildirilmiş, son verilerle birlikte artış teyit edilmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, farklı ülkelerde görev yapan ABD diplomatlarına İran kaynaklı saldırı riskine karşı hükümetleri acil önlemler almaya teşvik etmeleri yönünde talimat verdiği iddia edilmiştir.
Söz konusu talimatın gizli bir yazışma ile iletildiği ve diplomatların 20 Mart’a kadar görev yaptıkları ülkelerde üst düzey yetkililerle bu konuyu paylaşmalarının istendiği öne sürülmüştür. Yazışmada, İran ve bağlantılı grupların kapasitesini sınırlamak için kolektif hareketin önemine vurgu yapılmıştır.
ABD istihbarat değerlendirmelerine dayandırılan haberlere göre, ABD-İsrail saldırılarına rağmen İran yönetiminin iç yapısında çözülme yaşanmadığı ve aksine daha sert bir yapıya dönüştüğü iddia edilmiştir.
Raporda, İran’ın askeri açıdan zayıfladığı ancak yönetim kontrolünün Devrim Muhafızları Ordusu etrafında daha da güçlendiği belirtilmiştir. Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı unsurlarını sürdürdüğü ve bu durumun küresel enerji piyasalarını etkilediği ifade edilmiştir.
İranlı yetkililer, ABD ve İsrail saldırıları sonucunda Tahran eyaletinde yaklaşık 12 bin konutun kısmen veya tamamen hasar gördüğünü açıklamıştır.
Yetkililer, zarar gören vatandaşların belediyeye başvurmaları halinde maddi kayıpların karşılanacağını belirtmiş ve hasarın geniş bir alanı kapsadığına dikkat çekmiştir.
İsrail’in öldüğünü iddia ettiği Ali Laricani’ye ait olduğu belirtilen bir mesaj, sosyal medya üzerinden paylaşılmıştır. Mesajda, ABD tarafından öldürüldüğü açıklanan İranlı denizciler için taziye ifadelerine yer verilmiştir.
Söz konusu paylaşım, Laricani’nin durumuna ilişkin belirsizliği sürdürürken, İran tarafının resmi bir açıklama yapmaması dikkat çekmiştir.
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent, İran’a yönelik devam eden savaş politikalarına karşı çıkarak görevinden istifa ettiğini açıklamıştır. Kent’in istifasının derhal yürürlüğe girdiği bildirilmiştir.
Kent, yaptığı açıklamada İran’ın ABD için “acil bir tehdit oluşturmadığını” savunmuş ve mevcut askeri süreci destekleyemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca savaşın başlamasında İsrail ve ABD içindeki güçlü lobi gruplarının etkili olduğunu ileri sürmüştür. Kent açıklamasında "Uzun bir değerlendirme sürecinin ardından, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü görevimden bugün itibarıyla istifa etmeye karar verdim. İran’da devam eden savaşı vicdanen destekleyemem. İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşın İsrail ile onun güçlü Amerikan lobisinin baskıları sonucu başlatıldığı açıktır. @POTUS ve @DNIGabbard yönetiminde görev yapmak ve NCTC’deki profesyonel ekibe liderlik etmek benim için bir onurdu." ifadelerine yer vermiştir.
İran’ın Moskova Büyükelçisi Kazem Celali, ülkenin yeni lideri Mücteba Hamaney’in tedavi amacıyla Rusya’ya getirildiği yönündeki iddiaları yalanlamıştır. Celali, söz konusu haberleri “psikolojik savaş” olarak nitelendirmiştir.
Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Celali, İran liderlerinin saklanmasına gerek olmadığını belirterek, Hamaney’in halkın arasında bulunduğunu ifade etmiştir. Açıklamasında, bu tür iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu vurgulamıştır.
Kuveyt basınında yer alan ve Hamaney’in Moskova’ya gizlice getirildiğini öne süren haberler İran tarafından reddedilirken, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındığı bildirilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik ABD ile birlikte yürütülen saldırıların, Tahran yönetimini zayıflatmayı ve İran halkına “özgürlük fırsatı” sunmayı amaçladığını açıklamıştır. Netanyahu, yayımlanan video mesajında İran’da halk ayaklanması beklentisine işaret eden ifadeler kullanmıştır.
Netanyahu, İsrail’in İran’da savaş uçakları ve insansız hava araçlarıyla saldırılar gerçekleştirdiğini belirterek, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürüldüğünü iddia etmiştir. Açıklamasında, bu saldırılarla İran yönetimine darbe vurulduğunu ve halkın mevcut yönetimi devirmesi için bir zemin oluştuğunu savunmuştur.
ABD ile koordinasyona da değinen Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile uzun bir görüşme gerçekleştirdiğini ve iki ülkenin İran’a yönelik doğrudan ve dolaylı baskı stratejilerinde iş birliği içinde hareket ettiğini ifade etmiştir. Ayrıca savaşın “taktiklerle kazanılacağını” ve açıklanmayan planların bulunduğunu ileri sürmüştür.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında gerçekleştirdiği saldırılar sonrası hava sahasını tedbir amacıyla geçici ve kısmi olarak kapattığını açıklamıştır. BAE Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kararın “istisnai bir önlem” kapsamında alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada, ülkeye yönelen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin devreye alındığı ve saldırıların engellenmeye çalışıldığı ifade edilmiştir. Bu adımın, bölgedeki artan güvenlik risklerine karşı alınan önleyici tedbirler çerçevesinde değerlendirildiği aktarılmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre Emirliği’nde bulunan petrol üretim bölgesi, insansız hava aracı (İHA) saldırısının hedefi olmuştur. Füceyre Hükümeti Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonucu petrol sanayi bölgesinde yangın çıktığı bildirilmiştir.
Yetkililer, olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını belirtirken, sivil savunma ekiplerinin yangına hızlı şekilde müdahale ederek kontrol altına almaya çalıştığını ifade etmiştir. Saldırının, bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmelerin bir parçası olduğu değerlendirilmiştir.
İran, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik “Sadık Vaat 4 Operasyonu” kapsamında yeni bir saldırı dalgasının başlatıldığını açıklamıştır. Devrim Muhafızları Ordusu’na dayandırılan açıklamada, operasyonların “etki odaklı ve hedefli” şekilde yürütüldüğü ifade edilmiştir.
Açıklamada, saldırıların şafak vakti başlatıldığı ve süper ağır, nokta atışı yapabilen hassas sistemlerin kullanıldığı belirtilmiştir. Ayrıca katı ve sıvı yakıtlı çoklu savaş başlıkları ile silahlı insansız hava araçlarının operasyonlarda yer aldığı aktarılmıştır.
İran, İsrail ve ABD’ye ait çeşitli hedeflere yönelik geniş kapsamlı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlediğini duyurmuştur. Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, saldırıların “Sadık Vaat 4 Harekatı”nın 58. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, İsrail’de Nehariya, Beyt Şemeş, Tel Aviv ve Batı Kudüs gibi bölgelerin hedef alındığı ifade edilirken; ABD’nin Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki askeri üslerinin de saldırılar kapsamında vurulduğu aktarılmıştır. Saldırılarda Fettah, Hürremşehr, Hayberşiken ve Kadir gibi ağır savaş başlıklı füzelerin yanı sıra Fatih ve Kıyam orta menzilli füzeleri ile İHA’ların kullanıldığı bildirilmiştir.
ABD’nin Irak’taki Victoria Üssü, Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssü, Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü ve Bahreyn’deki Beşinci Filo Deniz Üssü saldırıların hedefleri arasında gösterilmiştir. İran tarafı, hayatını kaybeden sivillere ve özellikle Minab’daki okul saldırısında ölen çocuklara ithaf edildiğini belirtmiştir.
Bahreyn, İran tarafından gerçekleştirilen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının büyük ölçüde engellendiğini açıklamıştır. Bahreyn ordusu tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin aktif şekilde devrede olduğu belirtilmiştir.
Açıklamaya göre, 28 Şubat’tan bu yana İran’dan Bahreyn’e yönelik toplam 129 füze ve 233 İHA saldırısı tespit edilmiş ve bu saldırıların tamamı etkisiz hale getirilmiştir.
Bahreyn yetkilileri, söz konusu müdahalelerin ülkenin hava savunma kapasitesi sayesinde gerçekleştirildiğini ve saldırıların başarıyla engellendiğini bildirmiştir.

Ali Laricani - (Anadolu Ajansı)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldüğü, 17 Mart 2026 tarihinde hem Laricani’ye bağlı ofis hem de İran resmî kaynakları tarafından doğrulanmıştır. Yapılan açıklamalarda, Laricani’nin Tahran’da gerçekleştirilen İsrail saldırısında hayatını kaybettiği bildirilmiştir. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından yayımlanan açıklamada, saldırı “suikast” olarak tanımlanmıştır.
Mehr Haber Ajansı’nda yer alan metinde, Laricani için “İran ve İslam Devrimi’nin yüceltilmesi uğruna bir ömür mücadele ettikten sonra, hakikatin çağrısına cevap vererek şehadet mertebesine ulaştı.” ifadelerine yer verilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani’nin İsrail tarafından gerçekleştirildiği belirtilen bir saldırıda hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
Yapılan yazılı açıklamada, Süleymani’nin İsrail saldırısında öldüğü teyit edilmiş; böylece İsrailli yetkililer tarafından daha önce dile getirilen “hedef alınarak öldürüldüğü” yönündeki iddialar doğrulanmıştır.
İran, Basra Körfezi kıyısında bulunan Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına bir füzenin isabet ettiğini açıklamıştır. İran Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılan açıklamada, santral sahasının hedef alındığı ve füzenin tesis alanına düştüğü belirtilmiştir. Açıklamada, saldırı sonucunda herhangi bir can kaybı ya da maddi zarar meydana gelmediği ifade edilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü saldırılar bağlamında İran halkına doğrudan hitap ederek “sokağa çıkın, sizi koruyacağız” mesajı vermiştir. İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamaya göre Netanyahu, Tel Aviv’deki İsrail Savunma Bakanlığı kompleksi “Kirya”da Savunma Bakanı Yisrael Katz, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve dış istihbarat servisi Mossad Direktörü David Barnea’nın da aralarında bulunduğu üst düzey güvenlik yetkilileriyle bir araya gelmiştir.
Netanyahu, toplantıda yaptığı konuşmada İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani’ye yönelik düzenlenen ve her iki ismin ölümüyle sonuçlanan suikastları hatırlatmıştır. İsrail’in ABD ile koordinasyon içinde İran’daki hedeflere yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirten Netanyahu, İsrail hava unsurlarının şehir merkezleri, kavşaklar ve meydanlarda İranlı yetkililere yönelik operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etmiştir.
Nevruz Bayramı’nın yaklaşmasına da değinen Netanyahu, İran halkına “kutlamaya devam edin, biz yukarıdan izliyoruz” sözleriyle seslenmiş; bu çerçevede kitlesel gösteri çağrısı yaparak İran’daki iç hareketliliğin teşvik edilmesi yönünde mesaj vermiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığının, Orta Doğu’daki mevcut gelişmeler ve bu gelişmelerin bölge dışına yayılma ihtimali gerekçesiyle tüm diplomatik temsilciliklerine “derhal” güvenlik değerlendirmesi yapılması talimatı verdiği bildirilmiştir. Washington Post tarafından aktarılan ve ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından temsilciliklere iletilen belgeye göre, bu talimat İran’a yönelik saldırılarla bağlantılı olarak küresel ölçekte bir güvenlik gözden geçirme sürecini kapsamaktadır.
Belgede, tüm diplomatik temsilciliklerin tehdit unsurlarını belirlemek ve gerekli tedbirleri almak amacıyla Acil Durum Eylem Komitelerini toplaması gerektiği ifade edilmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise bu tür komite toplantılarının standart güvenlik protokolü kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Orta Doğu’daki temsilciliklere benzer uyarıların gönderildiği; ancak söz konusu talimatın tüm ülkelerdeki diplomatik misyonları kapsaması bakımından daha geniş kapsamlı bir uygulama olduğu değerlendirilmiştir.
Hamas, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani için taziye mesajı yayımlamıştır. Yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in İran’a yönelik devam eden saldırılarının yalnızca İran’ı değil, tüm bölgeyi hedef alan bir eylem olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, söz konusu saldırıların bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit ettiği vurgulanmış; Laricani’nin Tahran’da düzenlenen saldırıda oğlu Murteza, yardımcısı Alirıza Beyat, Konsey Sekreterliği çalışanları ve bazı korumalarıyla birlikte hayatını kaybettiği hatırlatılmıştır. Hamas, İran halkına başsağlığı dileklerini iletmiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığına gönderilen diplomatik yazışmalarda, İsrail’in İran yönetiminin devam eden saldırılara rağmen “kırılmadığı” ve “sonuna kadar savaşmaya hazır olduğu” yönünde değerlendirmelerde bulunduğu aktarılmıştır. Washington Post tarafından görüntülenen yazışmada, bu değerlendirmelerin ABD’nin İsrail’deki diplomatik temsilciliği aracılığıyla iletildiği belirtilmiştir.
Yazışmada, İran’ın üst düzey liderlerinden Ali Hamaney’in saldırılarda hayatını kaybetmesine rağmen Tahran yönetiminin direncini sürdürdüğü ifade edilmiştir. Ayrıca İsrailli yetkililerin İran’da bir ayaklanma ihtimali üzerinde durduğu ve böyle bir durumda ABD’nin protestoculara destek vermesi gerektiğini dile getirdiği aktarılmıştır.
Bununla birlikte, İran Devrim Muhafızları Ordusunun sahadaki üstünlüğü nedeniyle protestoların sert şekilde bastırılabileceği ve olası bir iç hareketliliğin yüksek risk taşıdığı değerlendirmesi de yazışmada yer almıştır. Metnin, 11-12 Mart tarihlerinde ABD ve İsrailli üst düzey yetkililer arasında gerçekleştirilen görüşmelerin özetini içerdiği ifade edilmiştir.
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin liderlerinin, Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek zirvede Orta Doğu’daki gelişmeleri ve bu gelişmelerin ekonomik etkilerini ele alması planlanmıştır. Zirveye AB Konseyi Başkanı Antonio Costa başkanlık edecek olup, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da katılım sağlayacaktır.
Zirvede Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola ile görüş alışverişinde bulunulmasının ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in toplantıya iştirak etmesi beklenmektedir. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin ise video konferans yoluyla zirveye katılarak sahadaki gelişmelere ilişkin bilgi vermesi öngörülmektedir.
Orta Doğu gündemi kapsamında ise İran’a yönelik saldırıların enerji fiyatları ve arz güvenliği üzerindeki etkileri değerlendirilecek; gerilimin azaltılmasına yönelik diplomatik adımlar ve Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının önemi ele alınacaktır.
Rusya’nın İran ile askeri ve istihbari işbirliğini genişlettiği yönünde iddialar gündeme gelmiştir. Wall Street Journal tarafından aktarılan ve çeşitli kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, Rusya’nın İran’a uydu görüntüleri, gelişmiş insansız hava aracı teknolojisi ve operasyonel düzeyde taktiksel bilgi sağladığı ileri sürülmüştür.
Bu kapsamda, İran yapımı “Shahed” tipi insansız hava araçlarına ait kritik parçaların temin edildiği, iletişim, seyir ve hedefleme sistemlerinin geliştirildiği ifade edilmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’daki savaş deneyimini İran ile paylaşarak operasyonel kapasitenin artırılmasına katkı sağladığı belirtilmiştir.
Üst düzey istihbarat kaynaklarına dayandırılan değerlendirmelerde, Rusya’nın İran’a Orta Doğu’daki ABD askeri unsurlarının konumlarına ilişkin istihbarat sağladığı da öne sürülmüştür. Bu işbirliğinin, İran’ın özellikle radar sistemlerini hedef alan saldırılarında etkili olduğu ve saldırı başarı oranını artırdığı ifade edilmiştir.
Söz konusu gelişmeler, Rusya ile İran arasındaki askeri ve stratejik işbirliğinin derinleştiğine işaret eden unsurlar arasında değerlendirilmiştir.
İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani için başkent Tahran’da cenaze töreni düzenlenmiştir.

Tahran'da düzenlenen Cenaze Töreni. 18 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Törene yoğun katılım sağlandığı, kalabalıkların sloganlar attığı ve İran bayrakları taşıdığı gözlemlenmiştir. Cenaze törenine ilişkin görüntülerde geniş katılımlı bir kitlenin yer aldığı ve tören boyunca çeşitli sloganların dile getirildiği aktarılmıştır.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından gerçekleştirilen basın bilgilendirme toplantısında, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk açıklamalarda bulunmuştur. Aktürk, hava sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ek olarak, Adana’da konuşlu mevcut İspanya’ya ait Patriot hava savunma sistemine ilave olarak Almanya’nın Ramstein kentindeki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sisteminin daha Adana’da konuşlandırıldığını belirtmiştir.
Tuğamiral Aktürk, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaya ilişkin şunları kaydetmiştir.
"13 Mart'ta İran'dan ateşlenerek hava sahamıza giren bir balistik mühimmat daha Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili ülke ile temaslar sürdürülmekte, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla alınmakta, bölgemizdeki gelişmeler yakından ve dikkatle takip edilmektedir. Ayrıca, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana'da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır."
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin ABD ve İsrail ile devam eden çatışmalarda ateşkesi kabul etmeyeceğini, ancak savaşı kalıcı olarak sona erdirecek ve İran’ın zararlarını karşılayacak bir teklifin değerlendirmeye alınabileceğini açıklamıştır. Al Jazeera’ya verdiği röportajda Erakçi, İran’ın siyasi sisteminin güçlü olduğunu ve üst düzey isimlerin kaybının ülke yönetimini etkilemeyeceğini ifade etmiştir.
Erakçi, İran’daki devlet yapısının kişilere bağlı olmadığını, en üst düzey liderin kaybı durumunda dahi sistemin işlemeye devam edeceğini belirtmiştir. Ülkesinin savaşı başlatmadığını, yalnızca ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık verdiğini ifade eden Erakçi, İran’ın ABD topraklarını doğrudan hedef alamadığı için bölgedeki Amerikan üslerini vurduğunu ve bu üslerin bazı dost ülkelerde bulunduğunu dile getirmiştir.
İran’ın sivil yerleşim bölgelerini hedef almadığını vurgulayan Erakçi, istenmeyen sonuçların ortaya çıkmış olabileceğini ancak bunun kasıtlı olmadığını belirtmiştir. ABD’nin savaşa İsrail tarafından sürüklendiğini savunan Erakçi, Washington yönetiminin nihai hedefinin belirsiz olduğunu ve sürecin yanlış hesaplamalara dayandığını ifade etmiştir.
Erakçi, İran’ın koşulsuz teslimiyet taleplerini reddettiğini, ABD’nin saldırganlığını sonlandırması gerektiğini ve savaşın tekrarlanmasını önleyecek kalıcı bir çözüm istediklerini belirtmiştir. Ateşkes girişimlerinde bulunan ülkelere teşekkür eden Erakçi, “Ateşkesi kabul etmiyoruz ancak savaşı kalıcı olarak bitirecek ve İran’ın zararlarını karşılayacak bir öneri olursa dinleriz.” ifadesini yinelemiştir.
Ayrıca İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin iddialara değinen Erakçi, Hamaney’in yalnızca yüzeysel yaralar aldığını ve durumunun iyi olduğunu açıklamıştır. Hürmüz Boğazı’nın ABD ve İsrail ile bağlantılı gemilere kapalı kalacağını belirten Erakçi, savaş sonrası dönemde Boğaz’ın kullanımı için bölge ülkelerini kapsayan bir protokol oluşturulabileceğini ifade etmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatip’in suikast sonucu hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden yetkililer için sosyal medya platformu üzerinden yayımladığı taziye mesajında, Hatip’in ölümünü doğrulamıştır. Mesajda, Ali Larijani ve Aziz Nesirzade ile birlikte aile üyeleri ve onlara eşlik eden bazı kişilerin de suikast sonucu öldüğü ifade edilmiştir.
İran lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin İsrail’in hava saldırısı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin açıklamada bulunmuştur.
Hamaney, ABD merkezli sosyal medya platformu üzerinden yayımladığı taziye mesajında, Laricani’nin ailesine başsağlığı dileklerini iletmiş; saldırının sorumlularının bedel ödeyeceğini ifade etmiştir.
Açıklamasında, dökülen her kanın İran’daki sistemi daha da güçlendireceğini belirten Hamaney, “Şehitlerin suçlu katilleri bu bedeli çok yakında ödeyecektir.” ifadesini kullanmıştır.
Hizbullah, ABD ve İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani için taziye mesajı yayımlamış ve saldırıyı kınamıştır. Hizbullah tarafından yapılan yazılı açıklamada, Laricani’nin ölümünden dolayı İran’a başsağlığı dilekleri iletilmiş; saldırı “korkakça bir suikast” olarak nitelendirilmiştir. Açıklamada, İranlı yöneticilere yönelik suikastların ülkenin iradesini kıramayacağı ve İran’ın bölgedeki rolünü sürdürmeye devam edeceği ifade edilmiştir.
İran’ın yeni bir saldırı başlattığını açıklamasının ardından başta Tel Aviv olmak üzere İsrail’in birçok kentinde sirenler çalmıştır. İran medyasında, Devrim Muhafızları Ordusu’nun İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin intikamını almak amacıyla saldırı başlattığı duyurulmuştur.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’dan ateşlenen füzelerin hava savunma sistemleri tarafından önlenmeye çalışıldığı belirtilmiştir. Tel Aviv başta olmak üzere ülkenin merkezindeki birçok şehirde sirenlerin devreye girdiği aktarılmıştır.
Bölgedeki gözlemlerde, Tel Aviv semalarında İran’dan atılan çok başlıklı bir füzenin görüldüğü ve art arda patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir. İsrail basını, ilk belirlemelere göre Tel Aviv çevresinde dört farklı noktada hasar meydana geldiğini kaydetmiştir. Ayrıca Doğu Kudüs’te kısa aralıklarla sirenlerin çaldığı ve güçlü patlamaların yaşandığı belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail saldırısında hayatını kaybeden Ali Laricani’nin intikamı amacıyla Tel Aviv’e çok başlıklı füze saldırısı düzenlediğini açıklamıştır. Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan açıklamada, “Gerçek Vaat-4” operasyonunun 61. dalgası kapsamında saldırıların gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, Hürremşeken-4, Kadir, Emad ve Hayberşeken tipi füzelerle Tel Aviv’in hedef alındığı ifade edilmiştir. Bu gelişme öncesinde İsrail basınında, söz konusu saldırılar nedeniyle Tel Aviv yakınlarındaki Ramat Gan bölgesinde iki kişinin hayatını kaybettiğine dair bilgiler yer almıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’na yakın İran kıyılarında bulunan füze üslerine hava saldırısı düzenlendiğini açıklamıştır. Yapılan açıklamada, ABD güçlerinin İran’a ait söz konusu üsleri “çok sayıda derin delici mühimmat” kullanarak hedef aldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, bu üslerde bulunan İran menşeli gemi savar seyir füzelerinin uluslararası deniz taşımacılığı açısından tehdit oluşturduğu değerlendirmesine yer verilmiştir.
İsrail ordusunun, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlediği hava saldırısında İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’i hedef aldığı ileri sürülmüştür. İsrail basınında yer alan haberlerde, gece saatlerinde gerçekleştirilen saldırının İsrailli bir yetkili tarafından doğrulandığı iddia edilmiştir. İran tarafından ise söz konusu iddialara ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapılmamıştır.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’in İsrail ordusu tarafından gece saatlerinde düzenlenen hava saldırısında öldüğünü ileri sürmüştür. Katz, askeri komuta kademesiyle yaptığı değerlendirme toplantısında İran ve Lübnan’a yönelik saldırılara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.
Açıklamasında Hatib’in söz konusu saldırıda hayatını kaybettiğini iddia eden Katz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte İsrail ordusuna İranlı üst düzey yetkilileri ek bir onaya gerek kalmaksızın hedef alma yetkisi verildiğini ifade etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 4 Harekatı”nın 62. dalgası kapsamında bölgedeki ABD üsleri, Amerikan askerlerinin konuşlandığı noktalar ve İsrail’e ait muharebe destek merkezlerine yönelik yeni saldırılar düzenlendiğini açıklamıştır.
Yapılan açıklamada, söz konusu hedeflerin çok başlıklı Hayberşiken, Kadir, Emad ve Hac Kasım tipi füzeler ile vurulduğu belirtilmiştir. İran, saldırılarda ABD ve İsrail’e ait gelişmiş hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakıldığını ve Akka, Hayfa, Tel Aviv ile Birussebi’deki hedeflerin vurulduğunu ifade etmiştir.
Ayrıca Kuveyt’teki Ali Salim ve Arifjan, Irak’taki Victoria, Katar’daki El-Udeid, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki El-Dafra, Ürdün’deki Muvaffak Salti ve Bahreyn’deki Beşinci Filo gibi ABD askeri üslerinin de çok başlıklı füzeler ve hassas güdümlü insansız hava araçlarıyla hedef alındığı aktarılmıştır.
Açıklamada, saldırıların üçüncü kez tekrarlandığı belirtilirken, Devrim Muhafızları’na bağlı Besic unsurlarına yönelik saldırıların İran’ın askeri iradesini zayıflatmadığı ve operasyonların sürdürüleceği vurgulanmıştır.
İran basını, Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr eyaletine bağlı Aseluye kentinde bulunan petrol rafinerilerinin ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hedef alındığını bildirmiştir.
Yarı resmi Fars Haber Ajansına dayandırılan bilgilere göre, saldırılarda rafineriye ait bazı tanklar ile gaz tesisleri hedef alınmış; üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı rafinerilerin farklı bölümlerinde hasar meydana gelmiştir.
Saldırı sonrasında çalışanların tahliye edilerek güvenli bölgelere sevk edildiği, yangın çıkan alanlarda kurtarma ve itfaiye ekiplerinin müdahalede bulunduğu aktarılmıştır. Olayda can kaybı veya yaralanmaya ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmamıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri, ABD ve İsrail’in İran’daki petrol rafinerilerine yönelik saldırılarına misilleme olarak bölgedeki ABD ile bağlantılı petrol tesislerini hedef alacağını açıklamıştır. Bu kapsamda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’da bulunan bazı enerji tesisleri için “tahliye uyarısı” yayımlanmıştır.
Yayımlanan bildiride, Suudi Arabistan’daki Samerf Rafinerisi ve Al Jubail Petrokimya Kompleksi, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Al Hosn Doğalgaz Sahası ile Katar’da Chevron bağlantılı Masaiid Petrokimya Kompleksi, Masaiid Holding Şirketi ve Ras Laffan Rafinerisi’nin belirli fazlarının doğrudan hedef haline geldiği belirtilmiştir.
Açıklamada, söz konusu tesislerin ilerleyen saatlerde hedef alınabileceği ifade edilerek sivillerin ve çalışanların derhal bölgeyi terk etmeleri istenmiştir. Ayrıca bu sürece ilişkin sorumluluğun ilgili ülke yönetimlerine ait olduğu vurgulanmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail’in İran ile Katar arasında paylaşılan Güney Pars Doğalgaz Sahası ile bağlantılı enerji tesislerini hedef almasını küresel enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından tehlikeli bir tırmanış olarak değerlendirmiştir.
BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Katar’ın Kuzey Sahası’nın uzantısı niteliğindeki İran’a ait Güney Pars sahasına bağlı tesislerin hedef alınmasının bölgedeki gerilimi artırdığı ifade edilmiştir.
Açıklamada, enerji altyapısına yönelik saldırıların küresel enerji güvenliğinin yanı sıra bölgesel güvenlik, istikrar ve halkların emniyeti üzerinde doğrudan tehdit oluşturduğu vurgulanmıştır. Ayrıca bu tür saldırıların ciddi çevresel sonuçlar doğurabileceği, sivillerin, deniz güvenliğinin ve hayati öneme sahip sivil ile endüstriyel tesislerin risk altında kalabileceği belirtilmiştir.
İran Ulusal Gaz Şirketi, ABD ve İsrail saldırısında zarar gören Güney Pars Doğalgaz Sahası’nda durumun normale dönmeye başladığını açıklamıştır. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre yapılan açıklamada, ülkenin güneyindeki gaz tesislerine yönelik saldırıda bazı rafineri ünitelerinin hasar gördüğü, ancak herhangi bir can kaybının yaşanmadığı belirtilmiştir.
Açıklamada, tüm çalışanların sağlık durumunun iyi olduğu, ekiplerin sahada tam kapasite görev yaptığı ve durumu kontrol altına alarak üretimi sürdürdüğü ifade edilmiştir. Gerekli güvenlik önlemleri altında gaz üretiminin devam ettiği, ülke genelinde gaz tedariki ve taşımacılığında herhangi bir aksama yaşanmadığı bildirilmiştir. Ayrıca sahada çıkan yangının söndürüldüğü, soğutma çalışmalarının sürdüğü ve koşulların kısa sürede tamamen normale dönmesinin beklendiği kaydedilmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılarının küresel düzeyde sonuçlar doğurabileceğini belirtmiştir. Pezeşkiyan, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıları şiddetle kınadığını ifade etmiş; bu tür eylemlerin ABD ve İsrail’e herhangi bir fayda sağlamayacağını vurgulamıştır.
Açıklamasında, İran’daki enerji tesislerinin hedef alınmasının mevcut durumu daha da karmaşık hale getireceğini belirten Pezeşkiyan, bu saldırıların tüm dünyayı etkileyebilecek kontrol edilemez sonuçlara yol açabileceğini ifade etmiştir.
Katar İçişleri Bakanlığı, İran saldırısının ardından Ras Laffan Rafineri Bölgesi’nde yangın çıktığını açıklamıştır. Bakanlık tarafından sosyal medya platformu üzerinden yapılan açıklamada, sivil savunma ekiplerinin söz konusu yangına müdahale ettiği belirtilmiştir. Açıklamada, yangının boyutu, olası can kaybı ya da meydana gelen hasara ilişkin ayrıntı paylaşılmamıştır. Katar Enerji, Ras Laffan Sanayi Bölgesi’nin füze saldırılarına hedef olduğunu ve bölgede büyük hasar meydana geldiğini açıklamıştır.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonucunda bölgede yangın çıktığı ve acil durum müdahale ekiplerinin yangını kontrol altına almak üzere hızla sevk edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, saldırının ciddi hasara yol açtığı ifade edilirken, olayda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı bildirilmiştir.
İsrail devlet televizyonu KAN’a göre, İsrail ordusunun Hazar Denizi’nde İran donanmasına ait 5 gemiyi hava saldırısıyla hedef aldığı iddia edilmiştir. KAN’a konuşan bir İsrailli yetkili, Hazar Denizi’nde konuşlu İran donanması unsurlarına yönelik hava saldırısı düzenlendiğini ileri sürmüştür.
The Times of Israel’in haberinde ise Bender Enzeli’de şiddetli patlama seslerinin duyulduğu ve bu patlamaların İsrail savaş uçaklarının saldırılarıyla bağlantılı olabileceği belirtilmiştir. Söz konusu saldırının, İsrail ordusunun ABD ile birlikte 28 Şubat’ta başlattığı operasyonların ardından Hazar Denizi’ndeki İran donanmasına yönelik ilk saldırı olduğu ifade edilmiştir.
Associated Press’in haberine göre, ABD’nin İsrail’in İran’ın güneyinde yer alan Güney Pars Doğalgaz Sahası ile bağlantılı enerji tesislerini hedef alma planı hakkında önceden bilgilendirildiği iddia edilmiştir. Haberde, ismi açıklanmayan bir kaynağa dayandırılarak, Washington yönetiminin söz konusu planı bildiği ancak saldırıya doğrudan katılmadığı belirtilmiştir. ABD’nin İsrail’in bu kararını destekleyip desteklemediğine ilişkin ise herhangi bir bilgi paylaşılmamıştır.
Daha önce, Güney Pars sahasındaki bazı rafinerilerin ABD-İsrail saldırılarında hedef alındığı ve insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda sahanın 3’üncü ve 6’ncı fazlarının vurulduğu bildirilmiştir. Basra Körfezi’nde yer alan ve İran ile Katar arasında paylaşılan Güney Pars Doğalgaz Sahası, dünyanın en büyük doğal gaz sahalarından biri olup her iki ülkenin enerji ekonomisi açısından kritik öneme sahiptir
Pentagon’un, İran’a yönelik saldırıları sürdürmek amacıyla 200 milyar doların üzerinde ek bütçe talebi için Beyaz Saray’a başvurduğu iddia edilmiştir. The Washington Post’a dayandırılan haberde, Beyaz Saray’ın Kongre’den talep edeceği bütçe miktarının belirsizliğini koruduğu ve Savunma Bakanlığının iki hafta içerisinde farklı finansman paketleri önerdiği belirtilmiştir.
Haberde, söz konusu bütçenin ABD’nin mevcut hava operasyonlarının maliyetini aşabileceği ifade edilirken, bazı üst düzey Beyaz Saray yetkililerinin bu talebin Kongre’de onaylanma ihtimaline şüpheyle yaklaştığı aktarılmıştır. Savunma Bakanlığının konuya ilişkin değerlendirme yapmayı reddettiği, Beyaz Saray’ın ise görüş taleplerine yanıt vermediği belirtilmiştir.
ABD Senatosu’nda, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırılarının Kongre onayına tabi tutulmasını öngören “savaş yetkileri” tasarısı oylanmış ve reddedilmiştir.
Demokratlar tarafından sunulan tasarı, 47 “evet” oyuna karşılık 53 “hayır” oyuyla kabul edilmemiştir. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul partisinin çizgisinden ayrılarak lehte oy kullanırken, Demokrat Senatör John Fetterman tasarıya karşı oy vermiştir. 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası, ABD başkanının savaş başlatma kararını Kongre onayına bağlamaktadır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Savaş Bakanlığının İran ile savaşı finanse etmek için 200 milyar dolar ek bütçe talep etmesine ilişkin açıklamada bulunmuştur.
Erakçi, söz konusu bütçenin “buzdağının yalnızca görünen kısmı” olduğunu ifade etmiş ve ABD ekonomisini etkileyecek daha geniş mali sonuçlara işaret etmiştir. Açıklamasında, “Sıradan Amerikalılar, ABD ekonomisini vurmak üzere olan trilyon dolarlık ‘İsrail Önce Vergisi’ için Binyamin Netanyahu ve onun Kongre’deki yandaşlarına teşekkür edebilirler.” ifadelerine yer vermiştir.
İran’da, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti alınmasına yönelik bir yasa tasarısı hazırlanmıştır.
Tasarıda, boğazın güvenli bir güzergah olarak kullanılması durumunda gemi trafiği, enerji transiti ve gıda güvenliği kapsamında ülkelerin İran’a vergi ve ücret ödemekle yükümlü olması öngörülmüştür. İran lideri Mücteba Hamaney’in danışmanı Muhammed Muhbir, Hürmüz Boğazı için yeni bir sistem tanımlanacağını ifade etmiştir.
İran Silahlı Kuvvetleri, ülkedeki enerji altyapısına yönelik saldırılara karşı misillemelerin süreceğini duyurmuştur. Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail’in İran’daki petrol rafinerilerini hedef almasının “büyük bir hata” olduğunu belirterek, bu saldırılara henüz tam karşılık verilmediğini ifade etmiştir. Zülfikari, benzer saldırıların tekrarlanması halinde İran’ın yalnızca kendi topraklarında değil, karşı tarafın ve müttefiklerinin enerji altyapılarını da hedef alacağını ve saldırıların daha şiddetli olacağını vurgulamıştır. Açıklamalar, Basra Körfezi kıyısındaki Aseluye rafinerisi ile Güney Pars doğalgaz sahasına bağlı tesislerin hedef alındığı iddialarının ardından yapılmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji ve altyapı tesislerine yönelik saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirilen son misillemenin ülkenin askeri kapasitesinin yalnızca sınırlı bir bölümünü yansıttığını açıklamıştır.
Erakçi, ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı değerlendirmede, İsrail’in altyapıya yönelik saldırılarına verilen yanıtın “gücün küçük bir parçası” olduğunu ifade etmiş ve bu sınırlı tepkinin temel nedeninin gerilimin azaltılmasına yönelik uluslararası çağrılara saygı olduğunu belirtmiştir.
İran’ın itidal politikasının koşullu olduğunu vurgulayan Erakçi, altyapı tesislerine yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirilmesi halinde İran’ın artık herhangi bir kısıtlama uygulamayacağını açık bir şekilde dile getirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede, İran’a ait petrol ve doğalgaz sahalarının hedef alınmaması gerektiğini ilettiğini açıklamıştır. Trump, bu konuda Netanyahu’ya doğrudan “bunu yapma” dediğini ve İsrail tarafının da bu doğrultuda hareket edeceğini ifade etmiştir.
Beyaz Saray’da Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında konuşan Trump, ABD ile İsrail’in koordineli çalıştığını ancak zaman zaman bazı askeri kararlar konusunda yönlendirici rol üstlendiğini belirtmiştir. Aynı açıklamada Trump, ABD kara birliklerinin İran’a gönderilmeyeceğini dile getirmiştir.
Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda NATO ülkelerinin yeterli destek vermediğini savunarak bu duruma tepki göstermiştir. Buna karşılık Japonya’nın ABD’ye destek olacağını düşündüğünü ifade etmiştir. Ayrıca İran’a ait Hark Adası’nın kısa sürede ele geçirilebileceğini öne sürmüş, ancak enerji altyapısına zarar vermemek amacıyla bu yönde bir adım atılmadığını belirtmiştir.
İran’ın nükleer silah geliştirmeye yaklaştığını yineleyen Trump, bu nedenle başlatılan askeri müdahaleyi “zorunlu ve geçici” bir adım olarak nitelendirmiştir. ABD’nin operasyonları hızlı şekilde sonlandırabilecek kapasiteye sahip olduğunu ancak daha kontrollü bir strateji izlediklerini ifade etmiştir.
Pentagon’un talep ettiği 200 milyar dolarlık ek bütçeye de değinen Trump, bu talebin yalnızca İran ile sınırlı olmadığını, küresel güvenlik ortamındaki belirsizlikler nedeniyle ABD ordusunun genel kapasitesinin güçlendirilmesini hedeflediğini belirtmiştir. Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae ise ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarına destek verdiklerini açıklamış, İran’ın nükleer silah elde etmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca Körfez’de yaşanan saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını kınamış, mevcut gelişmelerin küresel ekonomi üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu ifade etmiştir.
İran Kızılay Başkanı Pir Hüseyin Kolivend, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonucunda İran’daki sivil altyapının geniş çaplı zarar gördüğünü açıklamıştır. Kolivend’in İran basınına yaptığı değerlendirmeye göre, saldırılar sonucunda 70 binden fazla sivil birim hasar almıştır.
Açıklamada, saldırılar nedeniyle 18 binden fazla sivilin yaralandığı bilgisi paylaşılmıştır. Bu durumun, çatışmaların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayarak sivil alanlar üzerinde de ciddi etkiler yarattığını ortaya koyduğu ifade edilmiştir. Kolivend ayrıca, saldırılar sonucunda sağlık ve eğitim altyapısının da önemli ölçüde zarar gördüğünü belirtmiştir. Bu kapsamda 251 sağlık merkezi ile 498 eğitim kurumunun hasar aldığı kaydedilmiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Ürdün’e toplam değeri 16 milyar doları aşan silah satışlarına onay verildiğini açıklamıştır. Açıklamaya göre, BAE’ye 8,4 milyar doların üzerinde F-16 mühimmatı ve modernizasyon paketleri, radar sistemleri ile Gelişmiş Orta Menzilli Havadan Havaya Füze (AMRAAM) ve ilgili ekipmanların satışı onaylanmıştır.
Kuveyt’e yaklaşık 8 milyar dolar değerinde Alt Katman Hava ve Füze Savunma Sensör Radarlarının satışına izin verilirken, Ürdün’e ise yaklaşık 70 milyon dolarlık uçak, mühimmat ve ilgili ekipman desteği sağlanacağı bildirilmiştir. ABD yönetimi, söz konusu satışlara ilişkin gerekli bildirimlerin Kongre’ye iletildiğini duyurmuştur. Bu satışların, Pentagon’un İran’la devam eden savaş kapsamında 200 milyar dolarlık ek bütçe talebinin ardından gerçekleştiği belirtilmiştir. Ayrıca ABD’nin 26 Şubat’ta Ürdün’e 280 milyon dolarlık çok fonksiyonlu radyo frekans sistemleri ve 6 Mart’ta İsrail’e yaklaşık 152 milyon dolarlık bomba satışına onay verdiği bilgisi paylaşılmıştır.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik devam eden saldırılara ilişkin düzenlediği basın toplantısında, İsrail kamuoyuna ve uluslararası kamuoyuna farklı süre değerlendirmeleri yapmıştır. Netanyahu, İbranice yaptığı konuşmada saldırıların “ne kadar gerekiyorsa o kadar süreceğini” belirtirken, İngilizce yaptığı açıklamada savaşın “insanların düşündüğünden daha hızlı biteceğini” ifade etmiştir. Netanyahu, İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarında üç temel hedefe odaklandığını açıklamıştır. Bu hedeflerin İran’ın nükleer programının çökertilmesi, balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılması ve rejim değişikliğine zemin hazırlanması olduğu belirtilmiştir.
İran’ın nükleer ve balistik füze üretim altyapısının hedef alındığını ifade eden Netanyahu, İran’ın mevcut durumda uranyum zenginleştirme ve balistik füze üretme kapasitesinin bulunmadığını iddia etmiştir. Ayrıca İsrail ordusu ile dış istihbarat servisi Mossad’ın bu operasyonlarda koordineli şekilde hareket ettiğini belirtmiştir.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Netanyahu, petrol ve enerji akışının sağlanması için Arap Yarımadası üzerinden İsrail’e ve Akdeniz’e uzanan alternatif bir lojistik hattın oluşturulması gerektiğini savunmuştur.
Netanyahu, İran’ın güneyindeki Pars doğalgaz sahasına bağlı rafinerilere yönelik saldırıya ilişkin olarak İsrail’in bu operasyonu tek başına gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın enerji tesislerine yönelik saldırıların ertelenmesini talep ettiğini ve bu doğrultuda hareket ettiklerini belirtmiştir.
ABD ile koordinasyon konusuna da değinen Netanyahu, Washington yönetimi ile tam uyum içinde hareket ettiklerini savunmuş, ABD’nin savaşa İsrail tarafından sürüklendiği yönündeki iddiaları reddetmiştir. Netanyahu ayrıca İran’da yönetim karşıtı bir halk hareketi ihtimaline değinerek, siyasi değişim süreçlerinin yalnızca hava operasyonlarıyla değil, kara unsurlarını da içeren çok boyutlu süreçlerle mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Öte yandan söz konusu basın toplantısının, İran’dan gelebilecek füze saldırısı ihtimali nedeniyle yer altında gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Toplantı öncesinde basın mensuplarından olası alarm durumunda kesinti yaşanmaması için telefonlarını sessize almaları istenmiş ve toplantının güvenlik gerekçesiyle eksi birinci katta yapıldığı ifade edilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Gerçek Vaat-4 operasyonlarının 63. dalgası kapsamında bölgedeki bazı petrol tesislerini ve ABD çıkarlarını hedef aldığını açıklamıştır.
Açıklamada, İran’ın savaşın kapsamını petrol tesislerine genişletmek istemediği, ancak ABD-İsrail saldırılarının enerji altyapısını hedef alması nedeniyle bu tür saldırıların zorunlu hale geldiği ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde Habşan Doğal Gaz Tesisi ve Bab Petrol Sahası’nı hedef alan füze saldırılarının engellendiği, ancak düşen şarapnel parçaları nedeniyle Habşan tesisindeki faaliyetlerin durdurulduğu bildirilmiştir. Açıklamada, olayda herhangi bir yaralanma olmadığı belirtilmiştir.
İran’ın Basra Körfezi’ne kıyısı olan ülkelere yönelik yeni bir füze saldırı dalgası başlattığı duyurulmuştur.
Açıklamada, “İran’a saldırıya ev sahipliği yapan Basra Körfezi kıyısı ülkelerinin enerji tesislerine yönelik yeni füze saldırısı başladı.” ifadesine yer verilmiştir. Saldırıların, Riyad’da gerçekleştirilen toplantının ardından başladığı belirtilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin hava sahasında 1 balistik füze ve 8 insansız hava aracının imha edildiğini açıklamıştır.
Açıklamada, İran’dan gönderilen unsurların hava savunma sistemleri tarafından engellendiği belirtilmiş; daha önce de kısa süre içinde 5 İHA’nın etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Ras Laffan Sanayi Bölgesi, İran tarafından yeniden hedef alınmış ve saldırı sonucu bölgede yangın çıktığı açıklanmıştır.
Katar Savunma Bakanlığı, balistik füzelerle gerçekleştirilen saldırının bölgeyi hedef aldığını ve hasara yol açtığını bildirmiştir. Katar İçişleri Bakanlığı ise sivil savunma ekiplerinin yangına müdahale ettiğini belirtmiştir. Açıklamada, saldırı sonucu herhangi bir zarar kaydedilmediği ifade edilmiştir.
İran ve Hizbullah, İsrail’in kuzey bölgelerine yönelik füze ve roket saldırıları düzenlemiştir.
İsrail ordusu, İran’dan atılan füzelerin engellenmeye çalışıldığını ve halkın sığınaklara yönlendirildiğini açıklamıştır. İsrail basını, iki dalga halinde füzelerin ateşlendiğini ve kuzey bölgelerinde sirenlerin çaldığını bildirmiştir. İlk belirlemelere göre saldırılarda can kaybı yaşanmamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran Katar’a saldırmadığı sürece İsrail’in Güney Pars Doğalgaz Sahası’na yeni saldırı düzenlemeyeceğini ifade etmiştir. Trump, Katar’ın LNG altyapısının yeniden hedef alınması halinde ABD’nin çok daha güçlü bir karşılık vereceğini belirtmiştir.
Riyad’da düzenlenen toplantıya Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları katılmıştır.
Toplantı sonucunda yayımlanan bildiride, İran’ın balistik füze ve İHA saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulanmış; İran’a saldırıları derhal durdurma çağrısı yapılmıştır. Bildiride ayrıca, İran’ın milis gruplara verdiği desteği kesmesi ve bölgesel güvenliği tehdit eden eylemlerden kaçınması gerektiği ifade edilmiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı, İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını “kırmızı çizgilerin aşılması” olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, İran’ın Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki enerji tesislerini hedef almasının en güçlü şekilde kınandığı belirtilmiş; bu saldırıların uluslararası hukukun ihlali olduğu ve küresel enerji güvenliği ile denizcilik açısından ciddi tehdit oluşturduğu ifade edilmiştir.
Katar, bölge ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu ve bu ülkelerin güvenliklerini korumaya yönelik adımlarını desteklediğini açıklamıştır.
İran, İsrail’deki çeşitli hedefler ile ABD’nin Bahreyn’de konuşlu 5. Filosu’nun şafak vakti başlatılan ve halen devam eden saldırılarla hedef alındığını duyurmuştur. İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 64. dalgası kapsamında gerçekleştirilen saldırıların, İsrail’in orta ve kuzey bölgeleri ile ABD deniz unsurlarını kapsadığını açıklamıştır.
Açıklamada, İsrail’de Ben Gurion Havalimanı, yakıt tankerleri, Hayfa’daki askeri toplanma alanları ile Hayfa ve Rişon Let Zion’daki rafinerilerin hedef alındığı belirtilmiştir. Saldırıların Kadir, İmad, Hayberşiken ve Hürremşehr tipi ağır savaş başlığı taşıyan füzelerle gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Ayrıca ABD’nin Bahreyn’deki 5. Filosu’nun orta menzilli füzelerle vurulduğu ve saldırıların sürdüğü kaydedilmiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’a yönelik saldırıların başlangıcından bu yana 7 binden fazla hedefin vurulduğunu açıklamıştır. Hegseth, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, operasyonların kapsamının genişletileceğini ve “şimdiye kadarki en büyük ve en kapsamlı saldırının” gerçekleştirileceğini ifade etmiştir.
Hegseth, operasyonların temel hedefinin İran’ın balistik füze fırlatma kapasitesini, savunma sanayi altyapısını ve deniz gücünü ortadan kaldırmak olduğunu belirtmiştir. Ayrıca İran’ın nükleer silah elde etmesinin engellenmesinin stratejik öncelik olduğunu vurgulamıştır.
Açıklamada, İran’ın insansız hava aracı (İHA) üretim tesisleri ile savunma sanayi altyapısının büyük ölçüde tahrip edildiği ve yüzlerce tesisin doğrudan hedef alındığı ifade edilmiştir. Hegseth, saldırıların ardından İran’ın balistik füze saldırılarında yüzde 90 oranında azalma yaşandığını, İHA’ların ise büyük bölümünün etkisiz hale getirildiğini ileri sürmüştür.
Deniz gücüne yönelik operasyonlara da değinen Hegseth, İran’a ait 120’den fazla geminin hasar aldığı veya batırıldığını, ayrıca ülkenin denizaltı kapasitesinin ortadan kaldırıldığını ve askeri limanlarının işlevsiz hale getirildiğini iddia etmiştir. Hasarın gerçek boyutunun önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacağı ifade edilmiştir.
Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise İran’a ait yer altı tesislerinin sığınak delici mühimmatlarla hedef alındığını ve stratejik depoların imha edildiğini belirtmiştir. Caine, Hark Adası’ndaki askeri altyapıya yönelik 90’dan fazla hassas saldırı düzenlendiğini ve İran’ın savunma sanayine yönelik operasyonların sürdürüleceğini ifade etmiştir.
Hegseth ayrıca, önceki ABD yönetimini eleştirerek mühimmat stoklarının geçmişte farklı önceliklerle tüketildiğini savunmuş ve mevcut operasyonların ABD’nin kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda yürütüldüğünü dile getirmiştir.
İran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun basın toplantısı düzenlediği sırada İsrail’in kuzeyine yönelik füze saldırısı gerçekleştirmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’dan ateşlenen füzelerin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin bu füzeleri engellemek üzere devreye girdiği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, saldırı sırasında sivil halkın sığınaklara yönlendirilmesi ve resmi talimatlara uyulması çağrısı yapılmıştır. İsrail basınında yer alan haberlere göre, ülkenin kuzey bölgelerinde geniş çaplı alarm sistemleri devreye girmiş ve sirenler çalmıştır.
ABD’ye ait bir F-35 savaş uçağının, İran semalarında yürütülen “savaş görevi” sırasında hasar aldığı ve bölgedeki ABD üslerinden birine acil iniş yaptığı iddia edilmiştir. CNN televizyonunun, konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberinde, söz konusu uçağın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarında aktif olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
İsmi açıklanmayan kaynaklar, uçağın İran’dan açıldığı değerlendirilen ateş sonucu hasar aldığını ve bu nedenle görev sırasında acil iniş yapmak zorunda kaldığını ifade etmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins ise yaptığı açıklamada, uçağın İran üzerinde savaş görevi icra ettiği sırada teknik veya operasyonel bir sorun nedeniyle acil iniş gerçekleştirdiğini doğrulamıştır. Hawkins, uçağın güvenli şekilde iniş yaptığını ve pilotun sağlık durumunun stabil olduğunu belirtmiştir.
Olayın ardından inceleme başlatıldığı ve hasarın kaynağı ile operasyonel etkilerinin değerlendirildiği ifade edilmiştir. Bu gelişmenin, İran hava sahasında yürütülen operasyonların risk düzeyine ve bölgedeki hava savunma unsurlarının etkinliğine ilişkin yeni tartışmaları gündeme getirdiği değerlendirilmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’ye ait bir F-35 savaş uçağının bu sabaha karşı İran hava savunma sistemleri tarafından vurulduğunu duyurmuştur.
İsrail’in, ABD ile birlikte 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran’ın gerçekleştirdiği misillemeler karşısında füze savunma sistemlerine ait mühimmat stoklarının kritik seviyelere gerilediği bildirilmiştir. Bu durum, İsrail yönetiminin savunma kaynaklarını daha iktisatlı kullanmaya yönelik yeni stratejik seçenekleri değerlendirmesine yol açmıştır.
İsrail hükümetinin 15 Mart 2026 tarihinde aldığı kararla, “savaş yönetimi ihtiyaçları için gizli, acil ve hayati öneme sahip savunma alımları” kapsamında yaklaşık 830 milyon dolarlık ek bütçe ayırması, mevcut stokların yetersizliği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirmiştir. Amerikan basınında yer alan analizlerde, İsrail’in mevcut çatışmalara Haziran 2025 dönemine kıyasla daha sınırlı füze stoğuyla girdiği ve özellikle uzun menzilli hava savunma sistemlerinin İran’ın yoğun misillemeleri altında zorlandığı ifade edilmiştir.
İsrail basınına konuşan askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin kullanımında “seçici angajman” yaklaşımının benimsendiğini aktarmıştır. Bu kapsamda, İran tarafından kullanılan ve çok başlıklı ya da “misket” tipi olarak adlandırılan bazı mühimmatların, sivil riskin düşük olduğu durumlarda bilinçli şekilde engellenmediği belirtilmiştir. Yetkililer, bu tür mühimmatın etkisinin sınırlı olabileceği ve sivillerin sığınaklarda bulunduğu senaryolarda ciddi zarara yol açma ihtimalinin düşük değerlendirildiğini ifade etmiştir.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise 15 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, savunma stoklarının kritik seviyede olduğu yönündeki iddiaları reddetmiş ve bu değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savunmuştur.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, bu gelişmelerin uluslararası hukuk düzeni açısından yeni ve tehlikeli bir sürecin başlangıcını temsil ettiğini belirtmiştir. Pezeşkiyan, özellikle İran lideri Ali Hamaney’e yönelik saldırı iddialarının, devletler arası anlaşmazlıkların çözümünde mevcut normları aşındırabileceğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, İsrail’i “devlet terörizmi” ile suçlamış ve ABD’nin bu süreçteki rolünü eleştirmiştir. Açıklamasında, uluslararası toplumun söz konusu gelişmelere karşı kararlı bir duruş sergilememesi halinde krizin bölgesel sınırları aşarak daha geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini vurgulamıştır.
İran Cumhurbaşkanı, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Dünya bu krize karşı kararlı bir şekilde durmazsa, bu ateşin alevi birçoklarını da yakacaktır.” ifadesini kullanarak, mevcut çatışmanın küresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunmuştur.
ABD ordusu, başkent Washington’da bulunan Fort McNair askeri bölgesi ve çevresinde tespit edilen insansız hava araçlarına (dron) ilişkin inceleme başlatıldığını doğrulamıştır. Fort McNair Halkla İlişkiler Ofisi tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki dron faaliyetlerinin kolluk kuvvetleri ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde araştırıldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, mevcut durumda üsse yönelik doğrudan bir tehdit tespit edilmediği ancak güvenlik önlemlerinin gelişmelere bağlı olarak artırılabileceği ifade edilmiştir. Bu gelişmelerin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında yükselen genel alarm seviyesi bağlamında değerlendirildiği aktarılmıştır.
ABD basınında yer alan haberlerde, son 10 gün içerisinde Fort McNair üzerinde birden fazla kimliği belirsiz dronun gözlemlendiği belirtilmiştir. Üst düzey bir ABD’li yetkili, bu gelişmeler üzerine Beyaz Saray’da konunun ele alındığı bir toplantı gerçekleştirildiğini ifade etmiştir.
Aynı kapsamda, Fort McNair bölgesinde ikamet eden ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in güvenlik gerekçesiyle yerlerinin değiştirildiği belirtilmiştir. Fort McNair, ABD Ulusal Savunma Üniversitesi ve üst düzey askeri komutanların lojmanlarının bulunduğu stratejik bir askeri alan olarak bilinmektedir.
ABD’nin, İran’a yönelik operasyonlarda görev yapan birlikleri desteklemek amacıyla Orta Doğu’ya yaklaşık 8 bin askeri personel konuşlandırma sürecini hızlandırdığı iddia edilmiştir. Amerikan basınında yer alan haberlere göre, bu sevkiyatın amfibi birlikler ve deniz piyadelerini kapsadığı belirtilmiştir.
Haberlere göre, Boxer Amfibi Hazır Görev Grubu ile 11. Deniz Piyade Seferi Birliği’nin planlanandan daha erken harekete geçirildiği ve Hint-Pasifik üzerinden Orta Doğu’ya intikal ettiği öne sürülmüştür. Bu birliklerin, bölgede konuşlu olduğu belirtilen USS Tripoli gemisine katılmasının beklendiği ifade edilmiştir.
Toplamda 6 amfibi gemiden oluşan bu sevkiyatın, 4 bin ila 5 bin deniz piyadesi olmak üzere yaklaşık 8 bin askeri personeli kapsadığı belirtilmektedir. ABD Savunma Bakanlığı’nın daha önce bölgeye 5 bin deniz piyadesi ve denizciden oluşan bir kuvvet göndermeyi planladığına dair haberler de bu iddiaları destekler nitelikte değerlendirilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların ilk 20 günü İsrail ordusuna yaklaşık 6,4 milyar dolarlık maliyet oluşturmuştur. Bu süreçte günlük ortalama harcamanın 1 milyar şekel (yaklaşık 320 milyon dolar) seviyesinde olduğu belirtilmiştir.
Savaşın yönetimi için ayrılan toplam bütçenin yaklaşık 39 milyar şekel (12,5 milyar dolar) olduğu ifade edilmiştir. Mevcut harcama temposunun sürmesi halinde, savaşın ekonomik etkilerinin daha da artabileceği değerlendirilmiştir.
Haberde, söz konusu maliyetin İsrail ekonomisi üzerindeki baskıyı artırdığı ve ordunun operasyonların devamı için ek bütçe talebinde bulunmaya hazırlandığı aktarılmıştır. Bu veriler, uzun süreli çatışmanın sürdürülebilirliği konusunda ekonomik boyutun önemini ortaya koymaktadır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İngiltere’nin ABD’ye askeri üs sağlamasını sert şekilde eleştirmiş ve bu durumu İran’a yönelik saldırıya doğrudan katılım olarak değerlendireceklerini belirtmiştir. Erakçi, İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bu konuyu gündeme getirmiştir.
Erakçi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu savunmuş ve bu saldırılarda üst düzey yetkililerin yanı sıra sivillerin de hedef alındığını ifade etmiştir. İran’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulamıştır.
İranlı Bakan, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin tutumunu eleştirerek, bu yaklaşımın uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, ABD’nin bölgedeki bazı ülkelerde bulunan üsleri aracılığıyla İran’a saldırılar düzenlediğini ifade etmiştir.
Erakçi, İngiltere’nin ABD’ye üs sağlamasının iki ülke ilişkilerinde kalıcı etkiler yaratacağını ve İran’ın egemenliğini savunma hakkını saklı tuttuğunu dile getirmiştir.
İran’ın gerçekleştirdiği füze saldırılarında hedef alınan İsrail’in Hayfa kentindeki petrol rafinerisinde ilave hasar tespit edildiği açıklanmıştır. Bazan Petrol Rafinerisi tarafından yapılan açıklamada, hasarın rafineri sahası dışında bulunan ve üçüncü bir tarafa ait kritik altyapıyı etkilediği belirtilmiştir.
Açıklamada, rafinerinin genel faaliyetlerinin büyük ölçüde devam ettiği ancak hasar gören bölümlerdeki çalışmaların birkaç gün içerisinde tamamlanmasının beklendiği ifade edilmiştir. Daha önce İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, tesis altyapısında ciddi bir hasar oluşmadığını savunmuştur.
Saldırı sonrasında bölgede dumanların yükseldiği ve kısa süreli elektrik kesintilerinin yaşandığı bildirilmiştir. Hayfa, İsrail’in en önemli petrokimya ve enerji merkezlerinden biri olarak stratejik öneme sahiptir.
ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib ve ailesi için Tahran’da cenaze töreni düzenlenmiştir. Tören, başkentte bulunan İmam Humeyni Büyük Musalla Camisi’nde gerçekleştirilmiştir.

Tahran'da Düzenlenen Cenaze Töreni. 20 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Hatib’in naaşı törene katılan kalabalık tarafından karşılanmış, törende ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atılmıştır. İranlı yetkililer, Hatib’in 18 Mart 2026 tarihinde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
Cenaze töreni, ülkede savaş sürecine yönelik toplumsal mobilizasyonun ve siyasi mesajların öne çıktığı bir etkinlik olarak değerlendirilmiştir.
İran’ın başkenti Tahran’da, İmam Humeyni Büyük Musalla Camisi’nde kılınan cuma namazının ardından geniş katılımlı protesto yürüyüşü düzenlenmiştir. Gösterilerde ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atılmış ve İran yönetimine destek mesajları verilmiştir.

Tahran'daki Protestolar. 20 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Yürüyüş, ülkede devam eden savaş sürecine yönelik kamuoyunun tepkisini ve mobilizasyonunu yansıtan bir gelişme olarak kaydedilmiştir. Protestoların, resmi söylemle paralel bir şekilde dış müdahalelere karşı birlik ve dayanışma vurgusu taşıdığı görülmüştür.
Yemen’de İran destekli Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, bölgedeki gelişmeler doğrultusunda askeri olarak hazır olduklarını açıklamıştır. Husi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirerek, bu süreçte tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtmiştir.
Husi, İsrail’in İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik saldırılarının yanı sıra kutsal değerlere yönelik ihlallerin de bu tutumu şekillendirdiğini ifade etmiştir. Açıklamasında, askeri gerginliğin artmasının sorumluluğunu İsrail politikalarına bağlamıştır.
Yemen halkına yüksek teyakkuz çağrısı yapan Husi, gerektiği durumda askeri olarak harekete geçeceklerini vurgulamış ve tüm imkanların seferber edileceğini belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail’in İran’ın kritik altyapı tesislerine yönelik saldırı planladığına dair istihbarat aldıklarını açıklamıştır. Erakçi, böyle bir saldırının gerçekleşmesi halinde İran’ın vereceği karşılıkta herhangi bir kısıtlama uygulanmayacağını vurgulamıştır.
Erbil’de yaptığı açıklamaların yanı sıra ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın “biz saldırmasak onlar bize saldıracaktı” şeklindeki ifadelerine yanıt vermiştir.
Erakçi, İran’ın çatışma yaklaşımını “ilkesel” bir çerçevede tanımlayarak, İranlıların diyalog süreci devam ederken düşmanlarına yönelik gizli saldırılar gerçekleştirmediğini, ancak saldırıya uğramaları durumunda güçlü ve kapsamlı şekilde karşılık verdiklerini ifade etmiştir.
İsrail’in İran altyapısını hedef alabileceğine dair istihbarata dikkat çeken Erakçi, bu tür bir senaryoda İran’ın askeri ve stratejik yanıtında herhangi bir sınırlamaya gitmeyeceğini yinelemiştir. Bu açıklamanın, İran’ın caydırıcılık politikasının sertleştiğine ve altyapı hedefli saldırıları kırmızı çizgi olarak tanımladığına işaret ettiği değerlendirilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların “son derece iyi” ilerlediğini savunarak, ülkedeki liderlik yapısının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ileri sürmüştür. Trump, İran ile görüşme arzusunda olduklarını ancak “konuşacak lider kalmadığını” ifade etmiştir.
Beyaz Saray’da ABD Deniz Harp Okulu futbol takımına Başkomutanlık Kupası’nı takdim ettiği törende konuşan Trump, son haftalarda ABD ve İsrail’in İran’a karşı gerçekleştirdiği operasyonların “tüm zamanların en karmaşık ve başarılı askeri harekâtlarından biri” olduğunu iddia etmiştir.
Trump, İran’ın Rusya ve Çin yapımı gelişmiş askeri ekipmanlara ve önemli mali kaynaklara sahip olduğunu belirtmekle birlikte, bu unsurların ABD karşısında etkili olmadığını öne sürmüştür. İran donanmasının büyük ölçüde yok edildiğini savunan Trump, iki gün içinde 58 geminin batırıldığını iddia etmiştir. İran’daki üst düzey lider kadronun saldırılar sonucunda ortadan kaldırıldığını ileri süren Trump, yeni liderlik oluşumunun da engellendiğini ve ülkede liderlik üstlenmek isteyen kimsenin kalmadığını ifade etmiştir.
Trump ayrıca, İran’ın nükleer silah elde etmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini vurgulamış, böyle bir senaryonun Orta Doğu’da güç dengelerini köklü biçimde değiştireceğini ve küresel ölçekte ciddi güvenlik riskleri doğuracağını belirtmiştir. Bu nedenle yürütülen operasyonların “zorunlu” ve “gecikmiş” bir müdahale olduğunu savunmuştur.
ABD’nin İran’a karşı olası bir kara harekâtı için askeri hazırlıklar yaptığı iddia edilmiştir. ABD merkezli CBS televizyonuna konuşan ve konuya ilişkin bilgi sahibi olduğu belirtilen kaynaklar, Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinin İran’a yönelik kara operasyonu planları üzerinde çalıştığını ileri sürmüştür.
Söz konusu kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan çatışma sürecinde atılacak adımları değerlendirdiğini ve bu kapsamda üst düzey askeri komutanlardan kara harekâtı seçeneğine ilişkin hazırlık yapılmasını talep ettiğini öne sürmüştür.
Ayrıca Trump’ın bölgeye kara kuvvetlerinin konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağını değerlendirdiği, ancak bu kuvvetlerin hangi koşullar altında kullanılacağına dair net bir çerçevenin henüz oluşmadığı ifade edilmiştir.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt ise söz konusu iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, Pentagon’un görevinin başkomutana geniş bir seçenek yelpazesi sunmak olduğunu belirtmiş ve bunun nihai bir karar alındığı anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Leavitt, Trump’ın mevcut durumda herhangi bir bölgeye kara birlikleri gönderme planının bulunmadığını ifade etmiştir. Öte yandan Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada kara birliklerine ilişkin bir soruya, “Herhangi bir yere asker göndermiyorum. Gönderseydim, bunu size söylemezdim.” şeklinde yanıt vererek, olası askeri seçeneklere dair belirsizliğin sürdüğüne işaret etmiştir.
İran lideri Mücteba Hamaney, Ramazan ve Nevruz Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında ülke genelinde birlik ve beraberlik çağrısında bulunmuştur. Hamaney, yeni yılı “Ulusal Birlik ve Ulusal Güvenlik Gölgesinde Direniş Ekonomisi Yılı” olarak ilan etmiştir.
Mesajında ekonomik koşullara özel vurgu yapan Hamaney, halkın geçiminin sağlanması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesinin, dış kaynaklı ekonomik baskılara karşı yalnızca savunma değil aynı zamanda ilerleme anlamı taşıdığını ifade etmiştir. Bu çerçevede dile getirilen toplumsal sorunların çözümü için kapsamlı bir program hazırlanacağını belirtmiştir.
Hamaney, ülke basınına yönelik olarak da uyarılarda bulunmuş, “düşmanın psikolojik saldırılarına hizmet edecek” içeriklerden kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır. İran’ın hassas ve zayıf yönlerinin öne çıkarılmasının ulusal güvenlik açısından risk oluşturduğunu ifade etmiştir.
Konuşmasında İran’ın son dönemde çok katmanlı bir çatışma sürecinden geçtiğini belirten Hamaney, İsrail ile yaşanan 12 günlük çatışmayı birinci savaş, ülkedeki protesto dalgasını ikinci savaş olarak nitelendirmiş ve halihazırda üçüncü bir savaşın sürdüğünü dile getirmiştir. Hamaney, çatışmaların başlangıcında lider kadroya yönelik saldırılarla toplumun geri çekileceğinin varsayıldığını ancak halkın direniş göstererek bu beklentiyi boşa çıkardığını ifade etmiştir.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları sürerken, Orta Doğu’ya ek deniz gücü ve personel konuşlandıracağı ileri sürülmüştür. Associated Press’in (AP) ismi açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırdığı haberde, üç savaş gemisi ile yaklaşık 2 bin 500 deniz piyadesinin bölgeye sevk edileceği iddia edilmiştir.
Haberde, San Diego’da konuşlu USS Boxer ile birlikte iki amfibi hücum gemisinin daha bu sevkiyat kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Söz konusu gemilerin, deniz piyadeleriyle birlikte Orta Doğu’da operasyonel kapasiteyi artırmayı hedeflediği ifade edilmiştir.
Görüşlerine yer verilen diğer iki ABD’li yetkili de gemilerin konuşlandırılacağını doğrulamış ancak sevkiyatın kesin varış noktası hakkında bilgi paylaşmamıştır. Bu gelişmenin, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirme ve olası çatışma senaryolarına karşı hazırlık düzeyini artırma stratejisinin bir parçası olduğu değerlendirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikar İran askerlerinin ABD savaş gemilerine saldırmak için hazır beklediğine işaret ederek, ülkesinin askeri unsurlarının, ABD deniz piyadelerine "deniz harikalarını" göstermeye hazır olduğunu söylemiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Nevruz Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajında, İran’ın nükleer silah arayışında olmadığını ve komşu ülkelerle çatışma istemediklerini ifade etmiştir. İran resmi haber ajansı IRNA tarafından yayımlanan mesajında Pezeşkiyan, bölgesel gerilimlerin azaltılması ve yeni bir başlangıç yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Mesud Pezeşkiyan. 20 Marr 2026 (Anadolu Ajansı)
Pezeşkiyan, Nevruz’un İran kültüründe yenilenme ve başlangıç anlamı taşıdığını belirterek, mevcut belirsizliklerin ve farklılıkların geride bırakılması gerektiğini dile getirmiştir. Komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Pezeşkiyan, ortaya çıkan sorunların çözümü için diyaloga açık olduklarını belirtmiştir.
İran’ın nükleer programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pezeşkiyan, ülkesinin hiçbir şekilde nükleer silah geliştirme hedefi taşımadığını vurgulamıştır. Bu çerçevede, İran lideri Ali Hamaney’in nükleer silahların İslam hukuku açısından yasak olduğuna dair görüşünü sık sık dile getirdiğini ifade etmiştir. Pezeşkiyan ayrıca, İran’da hiçbir yetkilinin kitle imha silahlarının geliştirilmesini destekleyemeyeceğini ya da bu yönde adım atamayacağını belirtmiş, buna karşın ABD’nin İran’ı nükleer silah arayışı içinde olmakla suçladığını dile getirmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ülke içinde faaliyet gösterdiği belirtilen Hizbullah ve İran bağlantılı bir hücrenin çökertildiğini açıklamıştır. BAE resmi haber ajansı WAM’a göre Devlet Güvenlik Kurumu, söz konusu hücre üyelerinin yakalanarak tutuklandığını duyurmuştur.
Açıklamada, hücre üyelerinin faaliyetlerini gizlemek amacıyla sahte ticari yapılar altında çalıştıkları belirtilmiştir. Hücrenin dış aktörlerle koordinasyon halinde hareket ettiği ve stratejik bir plan çerçevesinde ülke ekonomisini hedef aldığı ifade edilmiştir.
Devlet Güvenlik Kurumu, söz konusu yapılanmanın terör finansmanı, kara para aklama ve ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğunu bildirmiştir. Ayrıca kurum, ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden girişimlere karşı kararlı bir tutum sergileneceğini ve dış müdahalelere izin verilmeyeceğini vurgulamıştır.
İsrail ordusu, İran’a yönelik düzenlenen saldırılar kapsamında son 24 saat içerisinde 130’dan fazla hedefin vurulduğunu ileri sürmüştür. Yapılan açıklamada, saldırıların özellikle balistik füze altyapısı ve hava savunma sistemlerine odaklandığı belirtilmiştir.
İran’ın batı ve orta kesimlerinde gerçekleştirildiği ifade edilen saldırılarda, füze rampaları, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçları (İHA) altyapısının hedef alındığı öne sürülmüştür. Ayrıca İsrail ordusu, İran hava sahasında hareket kabiliyetini artırmak amacıyla bu bölgelerde operasyonlarını sürdürmeyi planladığını belirtmiştir.
ABD ve İsrail’in, Tahran ile Washington arasında müzakereler devam ederken 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik geniş çaplı askeri operasyon başlattığı aktarılmıştır.
İran ise söz konusu saldırılara karşılık olarak İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerde belirlenen hedeflere saldırılar düzenlemiştir. Söz konusu çatışmaların, bölgesel ölçekte genişleyen bir güvenlik krizine dönüştüğü ifade edilmiştir. ABD-İsrail saldırıları sonucunda İran lideri Ali Hamaney dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Muhammed Ali Naini’nin, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybettiği açıklanmıştır.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nın, Devrim Muhafızları kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Naini’nin sabah saatlerinde düzenlenen saldırı sonucunda öldüğü bildirilmiştir. Saldırının gerçekleştiği yer ve operasyonun detaylarına ilişkin ise herhangi bir bilgi paylaşılmamıştır.
İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’a düzenlenen hava saldırısında Besic Güçleri İstihbarat Komutanı olduğu belirtilen İsmail Ahmedi’nin öldürüldüğünü iddia etmiştir.
Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının gerçekleştirdiği saldırının doğrudan Ahmedi’yi hedef aldığı ileri sürülmüştür. Aynı saldırıda Ahmedi’nin yardımcısı ve bir Besic istihbarat subayının da hayatını kaybettiği savunulmuştur. Söz konusu saldırıların, İran’daki güvenlik ve istihbarat yapısına yönelik üst düzey hedeflemelerin sürdüğünü gösterdiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’a yönelik düzenlenen hava saldırılarında silah üretim tesisleri ile balistik füze rampası depolarının hedef alındığını ileri sürmüştür. Yapılan açıklamada, saldırıların geniş çaplı iki ayrı hava dalgası halinde gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Gece saatlerinde düzenlenen operasyonlarda Tahran ve İran’ın orta kesimlerinde yer alan onlarca askeri noktanın vurulduğu iddia edilmiştir. Açıklamada, hedef alınan noktalar arasında silah üretim fabrikaları ile uzun menzilli balistik füzelerin bileşenlerinin bulunduğu tesislerin yer aldığı ifade edilmiştir.
Tahran’ın doğusunda gerçekleştirilen saldırı dalgasında ise uzun menzilli balistik füze rampalarına ait bir deponun hedef alındığı öne sürülmüştür. İsrail ordusu, İran’ın son günlerde ülkenin orta kesimlerinden balistik füze fırlatmaya hazırlandığını tespit ettiğini ve bunun İran’ın batı bölgelerindeki kapasite kaybından kaynaklandığını iddia etmiştir.
İran’dan gün içerisinde Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik toplam 5 balistik füze ve 95 insansız hava aracı (İHA) gönderildiği bildirilmiştir. Söz konusu saldırıların, bölgedeki ABD ve İsrail hedeflerine yönelik misilleme sürecinin bir parçası olduğu değerlendirilmiştir.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, sabah saatlerinden itibaren ülkenin kuzeyindeki El-Cevf bölgesi ile doğu hava sahasında toplam 44 İHA’nın hava savunma sistemlerince imha edildiği belirtilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı ise İran’dan gönderilen 4 balistik füze ile 26 İHA’nın engellendiğini açıklamıştır. Açıklamada, saldırıların ülke hava savunma sistemleri tarafından başarıyla etkisiz hale getirildiği ifade edilmiştir.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, gün içinde üçüncü kez füze ve İHA saldırılarının önlendiğini duyurmuştur. Son 24 saat içinde 1 balistik füze ile 25 İHA’nın tespit edildiği, bunların büyük bölümünün etkisiz hale getirildiği aktarılmıştır.
Öte yandan Kuveyt Petrol Şirketi, Mina el-Ahmedi Rafinerisi’nin İHA saldırısıyla hedef alındığını ve bazı ünitelerde yangın çıktığını bildirmiştir. İlk belirlemelere göre saldırıda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı, ancak rafinerideki bazı ünitelerin geçici olarak kapatıldığı ve çalışanların güvenliğinin sağlanması için önlemler alındığı belirtilmiştir.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise saldırılar sırasında düşen şarapnel parçalarının bir şirkete ait depoda yangına neden olduğunu açıklamıştır. Sivil savunma ekiplerinin yangını kısa sürede kontrol altına aldığı ve olayda herhangi bir yaralanmanın meydana gelmediği ifade edilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik ABD ve İsrail tarafından yürütülen saldırılar bağlamında yaptığı açıklamada, mevcut askeri süreç devam ederken ateşkes talep etmediğini ifade etmiştir. Beyaz Saray’dan ayrılışı sırasında basın mensuplarına konuşan Trump, tarafların askeri üstünlük sağladığı bir aşamada ateşkesin anlamlı olmayacağını vurgulamıştır.
Trump, İran’a yönelik operasyonların “karşı tarafı yok etme” aşamasında olduğunu belirtmiş ve bu nedenle diplomatik duraklamaya ihtiyaç duyulmadığını dile getirmiştir. İsrail ile ABD arasındaki stratejik uyumun sürdüğünü ifade eden Trump, iki ülkenin de nihai hedefinin “zafer” olduğunu belirtmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump. 21 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Ayrıca Trump, enerji ve ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın ABD tarafından aktif kullanılmadığını, bu nedenle güvenliğinin Avrupa ve Asya’daki diğer büyük ekonomiler tarafından sağlanması gerektiğini savunmuştur. İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmesinde ise ülkenin boğazı kapatma dışında etkili bir seçenek geliştiremediğini ileri sürmüştür.
Donald Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada ABD’nin Orta Doğu’daki askeri faaliyetlerini azaltmayı değerlendirdiğini, ancak bu süreçte belirlenen hedeflere büyük ölçüde ulaşıldığını iddia etmiştir. Trump’a göre İran’ın füze kapasitesi, fırlatma sistemleri ve savunma altyapısı büyük ölçüde etkisiz hale getirilmiştir.
Açıklamada ayrıca İran’ın hava savunma sistemleri, donanması ve hava kuvvetlerinin de ciddi şekilde zayıflatıldığı öne sürülmüştür. Bu çerçevede ABD’nin, İran’ın nükleer kapasiteye ulaşmasını engelleme politikasını sürdüreceği vurgulanmıştır.
Trump, bölgedeki müttefik ülkeler olan Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkelerine üst düzey güvenlik desteği sağlanabileceğini belirtmiş, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin ise bu ülkeler tarafından sağlanmasının daha uygun olacağını ifade etmiştir.
İsrail devlet televizyonu kaynaklı haberlere göre, İran’ın önümüzdeki süreçte füze saldırılarını daha yoğun biçimde İsrail’e yönlendirebileceği öne sürülmüştür. İsmi açıklanmayan güvenlik kaynakları, son saldırıların artışında meteorolojik koşulların belirleyici rol oynadığını iddia etmiştir.
İran semalarındaki yoğun bulutluluk nedeniyle ABD ve İsrail’e ait gözetleme dronlarının görüş kabiliyetinin azaldığı, bunun da İran’ın füze rampalarını daha güvenli şekilde kullanmasına olanak sağladığı ileri sürülmüştür. İsrail ordusundan bir yetkili de bu durumu doğrulayarak, söz konusu rampaların imha edilmesi için eş zamanlı hava saldırılarının yoğunlaştırıldığını belirtmiştir.
Ayrıca İran’ın son iki gün içinde İsrail’e yönelik yaklaşık 20’şer füze fırlattığı, ancak saldırıların büyük bölümünün Körfez ülkelerine yöneltildiği ifade edilmiştir. Buna rağmen İsrail tarafı, İran’ın önümüzdeki günlerde saldırı odağını daha belirgin şekilde İsrail’e kaydıracağını değerlendirmektedir.
ABD yönetiminin, İran’da bulunan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmek amacıyla askeri seçenekleri değerlendirdiği iddia edilmiştir. Bu kapsamda operasyon planlarının, ABD’ye bağlı Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı etrafında şekillendiği öne sürülmüştür.
Yetkililer, henüz nihai bir karar alınmadığını ve operasyonun zamanlamasının belirsiz olduğunu belirtmiştir. Değerlendirilen seçenekler arasında sınırlı askeri konuşlandırmalar, kritik tesislerin kontrol altına alınması ve enerji altyapısına yönelik müdahaleler yer almaktadır.
Ayrıca bazı planların, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla İran limanları veya Basra Körfezi’ndeki stratejik noktalara asker konuşlandırılmasını içerdiği iddia edilmiştir. Ancak bu seçeneklerin Irak ve Afganistan’daki geniş çaplı askeri operasyonlara benzer ölçekte olmadığı vurgulanmıştır.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, yaptığı açıklamada İran’ın İslam ülkeleri ve komşu devletlerle çatışma niyetinde olmadığını belirtmiştir. Sosyal medya üzerinden paylaşılan mesajında Pezeşkiyan, bölgedeki gerilimden fayda sağlayan tek aktörün İsrail olduğunu ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, İran’ın kalıcı barıştan yana olduğunu vurgularken, bölge ülkelerinin daha sağduyulu hareket etmesi gerektiğini dile getirmiştir. Açıklamada dini referanslara da yer verilmiş ve bölge liderlerine güç ve basiret temennisinde bulunulmuştur.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşın sona erdirilmesine yönelik şartları açıklamış ve ateşkes çağrılarını reddettiklerini ifade etmiştir. Japonya merkezli Kyodo Haber Ajansı’na verdiği röportajda Erakçi, İran’ın müzakere süreci devam ederken saldırıya uğradığını belirterek, mevcut çatışmayı “İran’a dayatılan bir savaş” olarak nitelendirmiştir. Bu çerçevede İran’ın askeri karşılığının meşru müdafaa kapsamında değerlendirildiğini ve gerekli görüldüğü sürece devam edeceğini ifade etmiştir.
Erakçi, savaşın sona erdirilmesine yönelik herhangi bir çözümün, gelecekte benzer saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence içermesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca savaş sürecinde İran’a verilen zararların tazmin edilmesinin de çözümün bir parçası olması gerektiğini vurgulamıştır.
Ateşkes önerilerini reddeden Erakçi, geçici bir durdurmanın yeterli olmadığını, savaşın tamamen ve kalıcı şekilde sona ermesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu yaklaşım, İran’ın çatışmanın sonuçlarına yönelik güvenlik ve tazminat temelli bir çözüm talep ettiğini ortaya koymaktadır.
Erakçi ayrıca, küresel enerji ve ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş, boğazın tamamen kapatılmadığını, yalnızca İran’a yönelik saldırılara katılan ülkelerle bağlantılı gemilere kısıtlamalar getirildiğini belirtmiştir. İran’ın diğer ülkelere ait gemilerin geçişine destek verdiğini ve Japonya gibi ülkelerle koordinasyon sağlanması halinde güvenli geçişin mümkün olduğunu ifade etmiştir.
İran Meclisi’nin, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısını onaylamaya hazırlandığı bildirilmiştir. Yarı resmi ISNA Haber Ajansı’na konuşan Meclis Ekonomi Komisyonu Üyesi Said Rahmetzade, söz konusu uygulamanın dünya genelindeki önemli deniz ticaret yollarında yaygın olduğunu belirterek, bu adımın ülkenin gelir kaynaklarını güçlendireceğini ve boğazdaki güvenlik ile denizcilik hizmetlerinin seviyesini artıracağını ifade etmiştir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Körfez turu sonrası yaptığı açıklamada savaşın 2–3 hafta daha sürebileceğinin değerlendirildiğini ve sürecin seyrinde ABD’nin tutumunun belirleyici olacağını belirtmiştir. Körfez ülkelerinin artan saldırılar nedeniyle karşı önlem alma ihtimalinin yükseldiğini vurgulayan Fidan, bu durumun bölgesel riskleri ciddi şekilde artırdığını ifade etmiştir.
Fidan ayrıca, İsrail’in savaşı uzatma eğiliminde olabileceğini ve bu yaklaşımın barış ihtimalini zorlaştırdığını dile getirmiştir.
Türkiye’nin hem İsrail’in saldırılarına hem de İran’ın savaşı yayma girişimlerine karşı olduğunu belirten Fidan, diplomatik çözüm için bölgesel girişimlerin sürdürüleceğini ifade etmiştir.
İsrail dış istihbarat servisi Mossad, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde, İran halkına yönelik nükleer endüstri hakkında bilgi paylaşımı çağrısında bulunmuştur. Mossad’ın Farsça Telegram kanalı üzerinden yayımlanan mesajda, İran’daki nükleer faaliyetlere ilişkin bilgiye erişimi olan kişilerin kurumla iletişime geçmeleri istenmiştir.
Söz konusu paylaşımda, İran’ın nükleer programına dair bilgi sağlayan kişilerin güvenliğinin garanti altına alınacağı ileri sürülmüş; iletişimin güvenli kanallar üzerinden yürütüleceği belirtilmiştir. Bu çağrı, İran içindeki nükleer faaliyetlere dair istihbarat toplama çabalarının kamuya açık bir iletişim yöntemiyle genişletilmeye çalışıldığını göstermektedir. Gelişme, Natanz Şehid Ahmedi Ruşen Nükleer Merkezi’ne yönelik saldırının ardından gündeme gelmiştir. İran Atom Enerjisi Kurumu, söz konusu tesisin ABD ve İsrail tarafından hedef alındığını duyurmuştur.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ABD ile birlikte İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlarda “yolun yarısına gelindiğini” açıklamıştır. Zamir, yayımladığı video mesajda, İran’a karşı 22 gündür devam eden saldırıların önemli bir aşamaya ulaştığını belirtmiştir.
Zamir, operasyonların yalnızca İran’la sınırlı olmadığını, aynı zamanda Lübnan’a yönelik askeri faaliyetlerin de sürdüğünü ifade etmiş; güney Lübnan’daki sınırlı kara operasyonlarının devamına ilişkin planları onayladığını duyurmuştur.
Açıklamasında, İsrail’in askeri stratejisinde daha saldırgan bir yaklaşım benimsendiğini vurgulayarak “Artık çevreleme yok, inisiyatif var ve önleyici eylem var” ifadelerini kullanmıştır. İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Yahudilerin 1 Nisan’da başlayacak olan Hamursuz Bayramı süresince de devam edeceği belirtilmiştir. Zamir, bu süreçte İran yönetimine ciddi zarar verildiğini ve bunun stratejik, askeri ve ekonomik sonuçlar doğurmaya başladığını ileri sürmüştür.
İran Atom Enerjisi Kurumu, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer programı açısından kritik öneme sahip Natanz Nükleer Tesisi’ne saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Saldırının, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin yürütüldüğü Şehid Ahmedi Ruşen Nükleer Merkezi’ni hedef aldığı belirtilmiştir.
Yapılan teknik incelemeler sonucunda tesiste herhangi bir radyoaktif sızıntı meydana gelmediği ve çevre halkı açısından bir tehlike oluşmadığı ifade edilmiştir. İran tarafı, saldırının uluslararası yükümlülüklerin ihlali anlamına geldiğini savunmuştur.
Natanz Nükleer Tesisine yönelik hava saldırısının ABD savaş uçakları tarafından "sığınak delici" bombalar kullanılarak gerçekleştirildiği iddia edilmiştir. İsrail devlet televizyonu KAN’ın konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Natanz Nükleer Tesisine yönelik hava saldırılarını ABD savaş uçaklarının yaptığı ileri sürülmüştür.
ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlar kapsamında, Tahran’ın doğusunda bulunan bir sivil yerleşim alanına hava saldırısı düzenlenmiştir. Mehr Haber Ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, saldırıda yerleşim bölgesindeki sivil yapılar hedef alınmıştır.
Saldırı sonucunda en küçüğü 10 günlük bir bebek olmak üzere toplam 7 çocuğun hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin ise yaralandığı bildirilmiştir. Olay, sivil yerleşim alanlarının doğrudan hedef alınması nedeniyle çatışmanın insani boyutunu öne çıkaran gelişmeler arasında yer almıştır. Yayımlanan görüntülerde saldırıya maruz kalan bir binanın tamamen tahrip olduğu ve çevrede ağır hasar oluştuğu görülmüştür. Bu durum, saldırının yoğunluğunu ve sivil altyapı üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD ile koordinasyon içinde İran’a yönelik sürdürülen askeri operasyonların önümüzdeki hafta itibarıyla önemli ölçüde yoğunlaştırılacağını açıklamıştır. İsrail ordusunun komuta kademesiyle gerçekleştirilen güvenlik değerlendirme toplantısında konuşan Katz, İran’a karşı 22 gündür devam eden saldırıların mevcut durumu ve gelecekteki seyri hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu çerçevede, operasyonların kapsamının genişletileceği ve saldırı yoğunluğunun artırılacağı ifade edilmiştir. Katz, İsrail’in askeri stratejisinin İran’ın askeri komuta kademesi ile stratejik öneme sahip hedef noktalarını vurmayı sürdürmek üzerine kurulu olduğunu belirtmiştir.
İran, ABD ve İsrail’in ülkeye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana İlam Eyaleti’nde 60 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, İlam Valisi Ahmed Keremi, eyalette toplam 93 noktanın hedef alındığını ve bunlardan 61’inin hasar gördüğünü açıklamıştır. Keremi, saldırılarda hayatını kaybedenler arasında altı aylık bir bebek, bir bilim insanı, polis ve sınır muhafızlarının da bulunduğunu belirtmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM, İran’a yönelik saldırıların başlangıcından bu yana geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüldüğünü açıklamıştır. Kurumun paylaştığı bilgilere göre, İran’a ait 130 gemi de dahil olmak üzere toplam 8 binden fazla askeri hedefin vurulduğu bildirilmiştir.
CENTCOM Komutanı Brad Cooper, ABD ordusunun gerçekleştirdiği son operasyonlarda hassas güdümlü füzeler kullanılarak İran’ın askeri altyapısının hedef alındığını ifade etmiştir. Cooper, iki gün önce gerçekleştirilen saldırının kara kuvvetleri muharebe tarihindeki en uzun menzilli topçu atışı olduğunu belirtmiştir.
Açıklamada, İran’ın son üç haftalık süreçte askeri kapasitesinde önemli kayıplar yaşadığı ileri sürülmüş; binlerce füze, gelişmiş insansız hava aracı (İHA) ve uluslararası deniz taşımacılığını tehdit ettiği belirtilen deniz unsurlarının etkisiz hale getirildiği iddia edilmiştir. Bu kapsamda İran’ın füze ve İHA kullanım kapasitesinin çatışmanın başlangıcına kıyasla ciddi ölçüde azaldığı öne sürülmüştür.
İran, ABD ve İsrail’in ortak saldırılarına karşılık olarak İsrail’e yönelik 6 dalga halinde füze saldırısı düzenlemiştir. Saldırıların büyük bölümünün, Dimona Nükleer Tesisi’nin de bulunduğu güney bölgesini hedef aldığı, bir dalganın ise ülkenin orta kesimlerine yöneldiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, İran’dan fırlatılan füzelerin tespit edildiğini ve hava savunma sistemlerinin bu saldırıları engellemeye çalıştığını açıklamıştır. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, özellikle Dimona bölgesinde sirenler devreye girmiş ve çok sayıda noktada füze parçalarının düştüğü kaydedilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi, İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırılarının ardından İsrail hava sahasında “füze üstünlüğü” sağlandığını ilan etmiştir. Musevi, yaptığı açıklamada, İran’ın özellikle Dimona Nükleer Tesisi çevresini hedef alan saldırılar sonrasında bu değerlendirmede bulunduğunu belirtmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın 48 saat içinde tamamen ve tehditten arındırılmış şekilde açılmaması halinde İran’ın elektrik santrallerini hedef alacaklarını açıklamıştır. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, boğazın küresel enerji arzı açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu vurgulayarak, İran’ın bu hattı tehdit etmeye devam etmesi durumunda ABD’nin doğrudan enerji altyapısına yönelik askeri saldırılar düzenleyeceğini belirtmiştir.
Trump, açıklamasında İran’ın elektrik üretim kapasitesinin temelini oluşturan büyük ölçekli santrallerin öncelikli hedefler arasında yer alacağını ifade etmiş ve bu tesislerin “en büyüğünden başlanarak” vurulacağını dile getirmiştir. Bu çerçevede, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ile İran’ın enerji altyapısı arasında doğrudan bir caydırıcılık ilişkisi kurulmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD Başkanı Trump’ın söz konusu açıklamalarına karşılık olarak, İran’ın enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmesi halinde bölgedeki ABD ve İsrail’e ait altyapıların hedef alınacağını duyurmuştur.
Yapılan yazılı açıklamada, yalnızca enerji tesislerinin değil, aynı zamanda bilişim teknolojileri altyapıları ve tatlı su arıtma sistemlerinin de hedef alınabileceği belirtilmiştir. Açıklamada, bu tür bir saldırıya karşı verilecek yanıtın geniş kapsamlı ve çok boyutlu olacağı vurgulanmıştır.
İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik, ABD ve İsrail’e karşı yürütülen askeri operasyonların, “düşman tamamen durdurulup teslim olana kadar” sürdürüleceğini açıklamıştır.
Nik, bu yaklaşımın İran kamuoyunun beklentileri, askeri komuta kademesinin değerlendirmeleri ve savaşta hayatını kaybedenlerin ailelerinin talepleri doğrultusunda şekillendiğini belirtmiştir. Açıklamada, İran Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut askeri stratejiyi kararlılıkla sürdüreceği ifade edilmiştir.
Ayrıca Nik, Fars Körfezi ve Umman Denizi’nde düşman unsurlarına ait herhangi bir varlık bulunmadığını ileri sürerek, İran’ın deniz sahasında kontrol sağladığını iddia etmiştir.
İran’da, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’in yerine vekil ataması yapıldığı bildirilmiştir. İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, yaptığı açıklamada söz konusu atamanın gerçekleştirildiğini duyurmuştur.
Tabatabai, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, vekil olarak görevlendirilen isme ilişkin detayların daha sonra paylaşılacağını belirtmiş ve göreve getirilen kişinin kimliğini açıklamamıştır.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İstihbarat Bakanı Hatib’in 18 Mart tarihinde suikast sonucu hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Bu gelişmenin ardından istihbarat kurumunun yönetiminde geçici bir görevlendirme yapıldığı ifade edilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile birlikte İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlara daha fazla ülkenin katılması gerektiğini ifade etmiştir. Netanyahu, İran’ın misilleme saldırılarında hedef alınan Arad kentini ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun sürece daha aktif şekilde dahil olması gerektiğini belirtmiştir.
Netanyahu, ABD ile İsrail’in yürüttüğü operasyonların küresel güvenlik açısından önem taşıdığını ileri sürerek, bazı ülkelerin sürece katılım yönünde adım attığını ancak bunun yeterli olmadığını ifade etmiştir. Açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın da uluslararası toplumu İran’a karşı harekete geçmeye çağırdığı belirtilmiştir.
İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında iki temel hedefinin bulunduğu ifade edilmiştir. Bu hedeflerin, İran’ın nükleer ve balistik füze programının tamamen ortadan kaldırılması ile İran’da mevcut yönetimin değişmesine zemin hazırlayacak koşulların oluşturulması olduğu belirtilmiştir.
Netanyahu, askeri operasyonlar kapsamında ilk hedef doğrultusunda önemli ilerleme kaydedildiğini ileri sürmüş; ikinci hedefe ulaşılmasına yönelik beklentilerin sürdüğünü ifade etmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran’ın İsrail’in güneyindeki Arad ve Dimona kentlerine yönelik misilleme saldırılarının ardından İran’a yönelik sert açıklamalarda bulunmuştur. Katz, Arad kentinde saldırıdan etkilenen bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, İran’ın saldırılarını sürdürmesi halinde ülkenin “onlarca yıl geriye götürülecek” ölçekte ağır bir yıkımla karşı karşıya kalacağını ifade etmiştir.
Açıklamada, İran’ın yerleşim alanlarını hedef aldığı ileri sürülmüş ve bu saldırıların İsrail kamuoyu üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığı iddia edilmiştir. Katz, ABD ile birlikte yürütülen askeri operasyonlara atıfta bulunarak, İran’a karşı daha sert askeri karşılık verileceğini belirtmiştir.
İran Sağlık Bakanı Muhammed Rıza Zaferkendi, ABD ve İsrail’in saldırılarında bugüne kadar 210 çocuğun hayatını kaybettiğini ve 1510’dan fazla çocuğun yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, saldırıların başlangıcı olarak belirtilen 28 Şubat’tan bu yana sivillerin yoğun şekilde etkilendiği ifade edilmiştir.
Zaferkendi, özellikle Minab kentinde bulunan Şecere-i Tayyibe İlkokulu’na yönelik saldırıya dikkat çekmiş ve söz konusu saldırıda 168 çocuğun hayatını kaybettiğini belirtmiştir. Bu olayın savaşın ilk saatlerinde meydana geldiği ve çocuk kayıplarının önemli bir bölümünü oluşturduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, saldırılar sonucunda İran genelinde sağlık altyapısının da ciddi şekilde zarar gördüğü bildirilmiştir. Buna göre, savaşın başlangıcından itibaren 300 sağlık ve acil durum merkezinin hasar gördüğü, ayrıca 30 ambulansın doğrudan saldırıların hedefi olduğu belirtilmiştir.
İran Kızılayı tarafından yapılan önceki açıklamalarda da Minab’daki okul saldırısında 168’i çocuk olmak üzere 180’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ifade edilmiştir. Söz konusu saldırının kısa aralıklarla iki kez gerçekleştirildiği ve geniş çaplı can kaybına yol açtığı bildirilmiştir.
İran’ın İsrail’in güneyine yönelik misilleme saldırıları kapsamında, Arad kentine bir füzenin doğrudan isabet ettiği bildirilmiştir.
Kızıl Davut Yıldızı tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonucunda 7’si ağır olmak üzere toplam 64 kişinin yaralandığı ifade edilmiştir. Yaralıların hastanelere sevk edildiği, bölgeye çok sayıda ambulans ve hava unsuru yönlendirildiği ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü aktarılmıştır.
İran’ın, 28 Şubat’tan itibaren ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak çoğunluğu Körfez bölgesinde bulunan 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ve kritik noktalara toplam 4 bin 455 füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediği bildirilmiştir.
Saldırıların en yoğun şekilde Birleşik Arap Emirlikleri’ne yöneldiği; ardından Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistanve Ürdün’ün geldiği; Umman’ın ise en az hedef alınan ülke olduğu belirtilmiştir. Bölge ülkelerinin resmi verilerine göre yüzlerce balistik füze, seyir füzesi ve binlerce İHA hava savunma sistemleri tarafından engellenmiştir.
İran, İsrail, ABD ve Irak’taki çeşitli hedeflere yönelik geniş kapsamlı füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, saldırıların “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 74. dalgası kapsamında gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, İsrail’de başta Tel Aviv olmak üzere Petah Tikva, Holon ve Ramat Gan’da bulunan askeri üsler ile güvenlik merkezlerinin hedef alındığı ifade edilmiştir. Bu hedeflere yönelik saldırılarda Hayberşiken, Kadir ve Hürremşehr-4 tipi füzelerin kullanıldığı bildirilmiştir.
Bunun yanı sıra ABD’ye ait bölgesel askeri unsurların da hedef alındığı belirtilmiş; Prens Sultan Hava Üssü’ne yönelik saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, Irak’ın kuzeyinde faaliyet gösterdiği belirtilen ayrılıkçı Komele örgütünün sığınaklarının da hedef alındığı ifade edilmiştir. Bu saldırılarda İmad, Fatih ve Kıyam füzeleri ile kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı bildirilmiştir.
23 Mart günü ilk saatlerde, İran ve Hizbullah tarafından eş zamanlı olarak gerçekleştirilen füze ve roket saldırıları sonrası İsrail’in kuzeyinde, özellikle Celile bölgesi ve Golan Tepeleri çevresinde art arda sirenler devreye girmiştir. İsrail ordusu, İran’dan ateşlenen füzelerin tespit edildiğini ve hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğunu açıklamıştır.
İran tarafından kısa aralıklarla iki ayrı füze dalgası düzenlenmiş, bu saldırılara eş zamanlı olarak Hizbullah’ın da Lübnan’dan Nahariye kentine yönelik roket saldırıları gerçekleştirdiği bildirilmiştir. Füze ve roketlerin büyük bölümünün engellendiği, bir kısmının ise açık alanlara düştüğü aktarılmıştır.
Askeri değerlendirmelere göre, İran’ın ateşlediği bir füzenin ilk kez Lübnan topraklarına düştüğü ve İran’ın Lübnan’ın güneyindeki İsrail askeri noktalarını hedef almış olabileceği belirtilmiştir.
23 Mart günü ilerleyen saatlerde, İran’ın misilleme saldırıları İsrail’in orta ve güney kesimlerine yayılmıştır. Tel Aviv ve çevresi, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki yerleşimler ve Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde sirenler çalmıştır.
İran’a ait çok başlıklı bir füzenin İsrail hava sahasında görüntülendiği, bazı füze parçalarının Bnei Brak, Gat Rimon ve Nir Am bölgelerine düştüğü bildirilmiştir. Güneydeki bir yerleşimde düşen füze parçasının yangına neden olduğu, Rosh Haayin bölgesinde ise araçlarda hasar meydana geldiği aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını, ancak çeşitli bölgelerde hasar oluştuğunu açıklamıştır.
Aynı gün İran tarafından gerçekleştirilen yeni füze misillemesinin ardından İsrail’in güneyinde yer alan Aşkelon kentinde iki ayrı bölgeye şarapnel parçaları düşmüştür. İsrail ordusu, İran’dan füze atıldığını tespit ettiklerini ve hava savunma sistemlerinin devreye alındığını açıklamıştır. Misilleme kapsamında “Büyük Tel Aviv” olarak adlandırılan Gush Dan bölgesi, Aşkelon, Kudüs ve Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde sirenler çalmıştır.
Sirenlerin devreye girmesiyle birlikte Ben Gurion Havalimanı’nda bulunan tüm yolcuların güvenli bölgelere tahliye edildiği bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan haberlerde, bazı bölgelerde sirenlerin cep telefonlarına ön uyarı gönderilmeksizin devreye girdiği aktarılmıştır.
Aynı gün içinde, İran'ın ülkenin güneyindeki Arad ve Dimona'ya yaptığı misillemelerin ardından Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndan yapılan uçuşlara kısıtlama getirilmiştir.İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, yaptığı açıklamada, güvenlik yetkililerinin tavsiyesi üzerine Ben Gurion Havalimanı'ndaki uçuş faaliyetlerine kısıtlama getirildiğini duyurmuştur.
Regev, 23 Mart günü yerel saatle 17.00'den itibaren saatte iki uçak yerine bir uçağın iniş ve kalkışına izin verileceğini belirterek, her bir uçuş için 120 olan yolcu sayısının da 50'ye düşürüldüğünü kaydetmiştir.
Güvenlik kurumlarının tavsiyelerine göre yönergelerin her an değişme ihtimalinin bulunduğuna işaret eden Regev, Ben Gurion Havalimanı'nın sınırlı olarak açılmasının ardından İsrailli hava yolu şirketlerinin uçuşlarıyla 140 bin vatandaşın ülkeye geri döndüğünü iddia etmiştir.
23 Mart günü yapılan açıklamada, İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, İran ve Hizbullah’a yönelik saldırıların aralıksız sürdüğünü ve bu operasyonların birkaç hafta daha devam etmesinin beklendiğini ifade etmiştir. Açıklamada, İsrail ordusunun İran’a yönelik saldırılarda 10 binden fazla mühimmat kullandığı belirtilmiştir.
Gün içerisinde İsrail basınında yer alan haberlerde, ABD yönetiminin İsrail’e, İran’a yönelik saldırıların beklenenden daha uzun sürebileceği yönünde bilgi verdiği öne sürülmüştür. Haberde, Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik planlar kapsamında yürütülen operasyonların haftalar sürebileceği aktarılmıştır.
ABD’nin hedefinin yalnızca boğazın açılması değil, aynı zamanda İran’ın küresel enerji piyasasındaki etkisinin azaltılması olduğu ifade edilmiştir.
23 Mart günü gece boyunca, ABD ve İsrail saldırıları altındaki İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlama sesleri duyulmuştur. Patlamaların kentin farklı bölgelerinde meydana geldiği ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirilmiştir. Patlamaların özellikle 1, 4, 11, 13 ve 21’inci bölgelerde yoğunlaştığı, ayrıca Kerec kentinin savaş uçakları tarafından hedef alındığı ve Urumiye’de sivil bir binanın vurulduğu aktarılmıştır. Urumiye’de arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtilmiştir.
23 Mart günü sabah saatlerinde de, ABD ve İsrail tarafından İran’ın Tebriz kentine yönelik iki ayrı saldırı düzenlenmiştir. Saldırılarda toplam 6 kişi hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştır. İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Tebriz kentinin Nasr bölgesinde sivil bir binanın hedef alındığı saldırıda 4 kişinin hayatını kaybettiği, 6 kişinin ise yaralandığı açıklanmıştır. Aynı gün içerisinde kentin kuzeydoğusundaki Rab-ı Reşidi bölgesine düzenlenen ikinci saldırıda ise 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Saldırıların sivil yerleşim noktalarını hedef aldığı belirtilmiştir.
Aynı gün içerisinde İran’ın batısında yer alan Loristan eyaletine bağlı Hürremabad kentinde de ABD-İsrail tarafından sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılar gerçekleştirilmiştir. Hürremabad’ın kuzeyindeki yerleşim noktalarını hedef alan saldırılarda 6 kişi hayatını kaybetmiş, 43 kişi yaralanmıştır. Saldırılar sonucunda çok sayıda evin hasar gördüğü, en az 4 binanın yıkıldığı bildirilmiştir. Yetkililer, can kaybının artabileceğini ifade etmiştir.
23 Mart günü öğle saatlerine doğru, İran ordusu tarafından yapılan açıklamada, ülkenin güneyinde Basra Körfezi kıyısındaki Bender Abbas kentinde, ABD’ye ait iki kamikaze insansız hava aracının imha edildiği bildirilmiştir.
İran ordusunun yazılı açıklamasında “ABD terörist ordusuna ait iki intihar saldırısı insansız hava aracı, Bender Abbas'taki deniz birliklerine saldırmadan önce donanma savunma sistemleri tarafından imha edildi.” ifadelerine yer verilmiştir. Açıklamada ayrıca, İran’ın hava savunma sistemlerinin bugüne kadar ABD ve İsrail’e ait toplam 129 insansız hava aracını düşürdüğü belirtilmiştir.
23 Mart günü akşam saatlerinde, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, İsrail ve ABD hedeflerine yönelik yeni bir misilleme dalgası gerçekleştirildiği duyurulmuştur. Açıklamada, “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 77. dalgası kapsamında, İsrail’in kuzey, güney ve merkez bölgeleri ile ABD’nin bölge ülkelerindeki bazı üslerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Saldırılarda “Hayberşıken” ve “Zülfikar” balistik füzeleri ile kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı ifade edilmiştir.
İran tarafından yapılan açıklamada “Aldatıcı ABD Başkanının çelişkili davranışları, savaş cephesini ihmal etmemize ve acımasız düşmana karşı mücadeleyi bırakmamıza neden olamaz, çünkü (ABD Başkanı Donald) Trump'ın psikolojik operasyonları açığa çıkmıştır.” ifadelerine yer verilmiştir.
23 Mart günü gece geç saatlerde, İran tarafından İsrail’e yönelik iki dalga halinde yeni bir füze misillemesi gerçekleştirilmiştir. İsrail ordusu, İran’dan füze ateşlendiğini tespit ettiklerini ve hava savunma sistemlerinin devreye alındığını açıklamıştır. İlk saldırı dalgasının ardından, Dimona Nükleer Santrali’nin de bulunduğu güney bölgelerinde sirenler çalmıştır.
Aynı süreçte, Doğu Kudüs’te hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle güçlü patlama seslerinin duyulduğu bildirilmiştir. Dakikalar içerisinde İran’dan ikinci bir füze dalgasının ateşlendiği açıklanmış, bu kez İsrail’in güneyindeki liman kenti Eilat bölgesinde sirenler devreye girmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlerde, iki dalga halinde gerçekleştirilen saldırıların büyük ölçüde engellendiği ve füze parçalarının açık alanlara düştüğü ileri sürülmüştür. İsrail acil yardım servisi tarafından yapılan açıklamada ise, söz konusu saldırılarda herhangi bir can kaybı veya yaralanma bilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
23 Mart günü, Birleşik Arap Emirlikleri, İran’dan fırlatılan füze ve İHA’lara karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve bu tehditlerin engellenmeye çalışıldığını açıklamıştır. Aynı gün ilerleyen saatlerde, BAE Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yeni açıklamada, İran’dan ülke topraklarına yönelen 7 balistik füze ve 16 insansız hava aracına müdahale edildiği bildirilmiştir.
Açıklamada ayrıca, 28 Şubat’tan bu yana BAE’ye yönelik toplam 352 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1789 insansız hava aracı saldırısına karşı gerekli aksiyonların alındığı belirtilmiştir. Söz konusu saldırılarda, görevleri başındaki 2 silahlı kuvvetler mensubu ile birlikte Pakistan, Nepal, Bangladeş ve Filistin uyruklu 6 sivilin hayatını kaybettiği ifade edilmiştir.
Ayrıca aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülkenin vatandaşlarının yer aldığı toplam 161 kişinin yaralandığı aktarılmıştır. Yaralananlar arasında Mısır, Sudan, Etiyopya, Filipinler, Pakistan, İran, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka, Azerbaycan, Yemen, Uganda, Eritre, Lübnan, Afganistan, Bahreyn, Komor Adaları, Türkiye, Irak, Nepal, Nijerya, Umman, Ürdün, Filistin, Gana, Endonezya, İsveç ve Tunus vatandaşlarının bulunduğu belirtilmiştir.
Aynı gün Kuveyt, hava sahasına giren füze ve İHA’lara müdahale edildiğini duyurmuştur. Duyulan patlama seslerinin, hava savunma sistemleri tarafından İHA’ların imha edilmesi sırasında oluştuğu belirtilmiştir.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel gerilim sürerken Katar Havayolları, en büyük 20 uçağını İspanya'nın Teruel kentindeki uzun süreli depolama tesisine taşımıştır. Financial Times gazetesinin haberinde yer verilen Flightradar24 verilerine göre, hava yolu dün 5 uçak daha göndererek İspanya'daki tesiste bulunan toplam uçak sayısını 20'ye çıkarmıştır.
İspanya'ya taşınan uçakların çoğunun, filosunun en büyükleri arasında yer alan Airbus A380, Airbus A350 ve Boeing 787 tipi olduğu görülmüştür. Konu hakkında Financial Times'a açıklamada bulunan Katar Havayolları, "Bölgedeki mevcut durum ve bunun sonucunda uçuş operasyonlarında yaşanan aksamalar nedeniyle Katar Havayolları bazı uçaklarını, Katar dışındaki seçilmiş havalimanlarına konuşlandırdı. Bu geçici bir önlemdir ve uçuş operasyonları normal seviyelere döndükçe uçaklar kademeli olarak tekrar hizmete alınacaktır." ifadelerine yer vermiştir.
23 Mart günü ilerleyen saatlerde, Bahreyn Savunma Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, İran’dan gönderilen 2 füze ve 36 insansız hava aracının hava savunma sistemlerince imha edildiği bildirilmiştir. Açıklamada 28 Şubat'tan itibaren İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarına ilişkin son bilgiler paylaşılarak “Şu ana kadar Bahreyn'i hedef alan 147 füze ve 282 İHA saldırısı engellendi.” ifadeleri kullanılmıştır.
Bahreyn Savunma Kuvvetleri, balistik füze ve İHA’larla sivillerin ve özel mülklerin hedef alınmasının uluslararası hukukun ihlali olduğunu vurgulamış ve bu saldırıların bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiğini belirtmiştir. Ayrıca halka, güvenlikleri için hasar görmüş bölgelerden uzak durmaları ve bu bölgelerin görüntülerini çekmemeleri yönünde çağrıda bulunulmuştur.
23 Mart'ta Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saat içerisinde ülkeye yönelik İran kaynaklı saldırıların sürdüğü bildirilmiştir. Açıklamada, 18 kamikaze insansız hava aracının (İHA) ve 2 balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir.
Suudi Arabistan’ın doğu bölgesinde 4 İHA’nın düşürüldüğü, toplamda ise son 24 saat içerisinde hava sahasında imha edilen İHA sayısının 18’e ulaştığı ifade edilmiştir. Başkent Riyad’a doğru fırlatılan 2 balistik füzeden birinin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, diğerinin ise yerleşim yerlerinden uzak bir alana düştüğü aktarılmıştır.
23 Mart günü, ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’a yönelik saldırılar ve devam eden misillemeler nedeniyle dünya genelindeki vatandaşlarına “daha dikkatli olun” çağrısında bulunmuştur. Açıklamada, diplomatik temsilciliklerin hedef alınabileceği ve hava sahalarının zaman zaman kapatılmasının seyahatlerde aksamalara yol açabileceği ifade edilmiştir.
23 Mart günü, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a Hürmüz Boğazı’nı açması için 48 saat süre verdiği ve aksi halde İran’ın elektrik santrallerinin hedef alınacağını açıkladığı bildirilmiştir.
Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, İran’daki elektrik santrallerine yönelik herhangi bir saldırı durumunda, İsrail’in elektrik altyapısının ve ABD üslerine enerji sağlayan bölge ülkelerindeki santrallerin hedef alınacağını duyurmuştur. Açıklamada ayrıca ABD ile bağlantılı ekonomik, sanayi ve enerji altyapılarının da hedef alınabileceği ifade edilmiştir.
23 Mart günü ilerleyen saatlerde, İran Savunma Konseyi tarafından yapılan açıklamada ABD ve İsrail’e yönelik daha kapsamlı tehditler dile getirilmiştir. Açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: “Düşmanın, İran kıyılarına veya adalarına yönelik herhangi bir saldırı girişimi, Fars (Basra) Körfezi'ndeki tüm ulaşım hatlarının çeşitli deniz mayınlarıyla döşenmesiyle sonuçlanacaktır.”
Açıklamada ayrıca, böyle bir senaryoda Basra Körfezi’nin uzun bir süre boyunca Hürmüz Boğazı’na benzer şekilde ciddi geçiş kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalabileceği belirtilmiştir. Savunma Konseyi, İran’a yönelik saldırılara destek vermeyen ülkelere ait gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi için İran ile koordinasyon sağlaması gerektiğini bildirmiştir.
Konsey açıklamasında ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri’nin İsrail’in Dimona kentini hedef alan saldırısının, Natanz’daki nükleer tesise yönelik saldırıya misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. İran’ın enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırıya karşı ise “derhal ve kesin bir yanıt verileceği” uyarısında bulunulmuştur.
23 Mart günü, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik devam eden saldırıların finansmanına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulunmuştur. Bessent, ABD’nin mevcut durumda İran’a yönelik askeri operasyonları finanse edebilecek “yeterli kaynağa sahip olduğunu” belirtmiş, bununla birlikte ordunun uzun vadede güçlü şekilde desteklenmesi amacıyla Kongre’den ek bütçe talep edildiğini ifade etmiştir.
Bessent, NBC News’ün “Meet the Press” programında yaptığı değerlendirmede, talep edilen ek bütçenin mevcut operasyonların finansmanından ziyade geleceğe dönük askeri kapasitenin güçlendirilmesine yönelik olduğunu vurgulamıştır. Açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sürdürebilecek mali imkânlara sahip olduğunu yinelemiştir.
İran’ın altyapısına yönelik saldırılar hakkında değerlendirmede bulunan Bessent, “Bazen gerilimi düşürmek için tırmandırmak gerekir” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik söylemlerinin, İran yönetimi tarafından anlaşılan bir yaklaşım olduğunu savunduğunu belirtmiştir.
Bessent, Basra Körfezi’nde yer alan Hark Adası’na ilişkin olarak, buranın ABD varlığı haline getirilmesi ihtimali de dahil olmak üzere tüm seçeneklerin değerlendirildiğini ifade etmiştir. Öte yandan Bessent, İran ve Rus petrolüne yönelik yaptırımların gevşetilmesiyle birlikte yalnızca Çin’in değil, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin de petrol alımına yönlendirilebileceğini, bu durumun küresel petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara yükselmesini engelleyebileceğini ve İran ile Rusya’nın toplam gelirlerini sınırlayabileceğini belirtmiştir.
23 Mart günü, İran’ın İngiltere’ye ait Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü’nü balistik füzelerle hedef aldığına yönelik iddialar gündeme gelmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, söz konusu iddiaları reddederek, saldırıyı “İsrail'in sahte bayrak operasyonu” olarak nitelendirmiştir.
Bekayi, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'a karşı yürütülen savaşı desteklemeleri için üyelere baskı yapan kötü şöhretli NATO Genel Sekreteri'nin dahi İsrail'in son dezenformasyonunu teyit etmeyi reddetmesi çok şey anlatıyor. Dünya, bu bayat ve itibarını kaybetmiş 'sahte bayrak' öykülerinden iyice bıkmış durumda.”
Aynı gün içerisinde, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İngiltere’nin Diego Garcia Üssü’ne ateşlenen füzelerin İran’a ait olduğu yönündeki İsrail değerlendirmesine ilişkin şu açıklamayı yapmıştır: “Bunu şu anda teyit edemiyoruz, bu yüzden konuyu araştırıyoruz. Eğer bu doğruysa, Başkan Trump'ın burada yaptığı şeyin, İran'ın balistik füze ve nükleer yeteneklerini ortadan kaldırmanın ne kadar önemli olduğunun bir başka kanıtı olur.”
Öte yandan daha önce basına yansıyan haberlerde, İran’ın söz konusu üsse iki orta menzilli balistik füze fırlattığı, ancak füzelerin üsse isabet etmediği iddiaları yer almıştır. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İran’ın bu saldırı için “4 bin kilometre menzilli iki aşamalı kıtalararası balistik füze” kullandığını ileri sürmüştür.
İngiltere’den yapılan açıklamalarda ise İran’ın İngiltere’yi hedef aldığına ilişkin değerlendirmelere temkinli yaklaşılmış, İngiltere Konut, Topluluklar ve Yerel Yönetimler Bakanı Steve Reed şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'ın İngiltere'yi hedef aldığına, hatta isteseler dahi bunu yapabileceklerine dair somut bir değerlendirmemiz yok.”
23 Mart günü öğleden sonra, İngiltere Başbakanı Keir Starmer da konuya ilişkin açıklamada bulunmuştur. Starmer, Diego Garcia Üssü’nün hedef alındığını ancak füzelerin isabet etmediğini belirtmiştir. Starmer, İran’ın İngiliz çıkarlarına yönelik eylemlerine ilişkin “Bu yüzden benim bir numaralı önceliğim, İngiliz çıkarlarını ve İngiliz vatandaşlarının canlarını korumak. Bu nedenle bölgede savunma operasyonları yürütüyoruz ve bunu sürdüreceğiz ancak bunlar (İran'ın) pervasız eylemlerdir ve elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Çıkarlarımızı ve hayatlarımızı korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.” demiştir.
İngiltere’nin İran tarafından doğrudan hedef alınıp alınmadığına ilişkin soruya ise Starmer “Güvenliğimizi sağlamak için sürekli değerlendirmeler yapıyoruz ve bu şekilde hedef alındığımıza dair hiçbir değerlendirme yok.” yanıtını vermiştir.
23 Mart günü, Rusya’dan İran’daki gelişmelere ilişkin açıklama yapılmıştır. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırıların son derece tehlikeli olduğunu belirtmiştir. Peskov, İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılara ilişkin “Elbette, bu eğilim devam ederse, çok büyük bir güvenlik tehdidi oluşturacak. Bununla ilgili Amerikan tarafına gerekli sinyaller veriliyor. Nükleer tesislere yönelik saldırıları, son derece tehlikeli olarak değerlendiriyoruz. Bu, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.” demiştir.
İran’daki Buşehr Nükleer Santrali’ne yönelik saldırı ihtimaline ilişkin değerlendirmesinde de aynı uyarıları yinelemiştir. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde elektrik santrallerini hedef alacağı yönündeki açıklamasına ilişkin olarak ise Peskov “Durumun çoktan siyasi diplomatik çözüme döndürülmesi gerekiyordu. Bu, bölgede feci düzeyde oluşan gerginliğin düşürülmesine katkıda bulunacak tek şey.” demiştir.
Rusya’nın ABD’ye İran ve Ukrayna’ya ilişkin karşılıklı olarak istihbarat desteklerini kesme teklifinde bulunduğu yönündeki iddialara ilişkin ise Peskov “Bu doğru olmayan bir bilgi.” diye eklemiştir.
Japonya hükümeti, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz’un, Japonya’nın Hürmüz Boğazı’na donanma desteği sağlayacağı yönündeki açıklamasını yalanlamıştır. Japonya Kabine Baş Sekreteri Minoru Kihara, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae’nin, Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetlerinin (MSDF) bir kısmının Hürmüz Boğazı’nda görevlendirileceğine dair kesin bir taahhütte bulunmadığını ifade etmiştir.
Kihara, Başbakan Takaiçi’nin Washington ziyareti sırasında ABD Başkanı Donald Trump’ın, Japonya’dan Hürmüz Boğazı konusunda destek talep ettiğini aktarmıştır. Öte yandan Takaiçi, parlamentoda yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı dahil Orta Doğu’daki durumun çözümü için uluslararası toplumla işbirliği içinde hareket edeceklerini ve diplomatik çaba göstereceklerini belirtmiştir.
23 Mart günü, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin açıklamada bulunmuştur. Busaidi, yaptığı açıklamada “İran hakkındaki görüşünüz ne olursa olsun, bu savaş onların eseri değil. Bu durum geniş çaplı ekonomik sorunlara yol açıyor ve savaş devam ederse bunların çok daha kötüleşeceğinden korkuyorum.” demiştir. Açıklamasında ayrıca Umman’ın, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanmasına yönelik yoğun şekilde çalıştığını belirtmiştir.
Aynı gün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede, Basra Körfezi’ndeki güvenlik durumu ve çatışmaların bölgesel etkileri ele alınmıştır. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Lavrov’un şu değerlendirmeyi yaptığı aktarılmıştır: “ABD ve İsrail'in Buşehr Nükleer Santrali dahil İran'ın nükleer altyapısına yönelik saldırılarının kesinlikle kabul edilemez olduğunu, bu saldırıların Rus personelinin güvenliği için riskler oluşturduğunu ve tüm bölge ülkeleri için feci çevresel sonuçlar doğurabileceğini” vurguladığı belirtilmiştir.
Görüşmede ayrıca, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu Basra Körfezi’ndeki durumun kötüleştiği, çatışmaların Hazar Denizi’ne sıçrama ihtimalinin endişe verici olduğu ifade edilmiştir. Lavrov, çatışmaların derhal sonlandırılması gerektiğini belirterek, tüm tarafların meşru çıkarlarını dikkate alan siyasi bir çözümün gerekliliğine dikkat çekmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Erakçi’nin “Böyle bir tehdit gerçekleştirilirse, İran'ın yanıtı hızlı ve kararlı olacaktır.” ifadelerini kullandığı belirtilmiştir. Erakçi ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin “Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizlik, ABD ve siyonist rejimin, İran'a karşı yasa dışı saldırılarının doğrudan bir sonucudur ve uluslararası toplum, bu iki rejimi kanunsuzlukları ve suçlarından ötürü sorumlu tutmalıdır.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Açıklamada, Erakçi’nin Rusya’nın İran’a sağladığı diplomatik ve insani destek nedeniyle teşekkür ettiği de ifade edilmiştir.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Şerif, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, Pakistan’ın İran halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade etmiş, hayatını kaybedenler için başsağlığı, yaralılar ve yerinden edilenler için ise şifa dileklerini ilettiğini belirtmiştir.
Görüşmede, Körfez bölgesindeki “vahim durumun” ele alındığı, tarafların gerilimin düşürülmesi, diyalog ve diplomasinin acil gerekliliği konusunda mutabık kaldıkları aktarılmıştır. Şerif ayrıca, İslam dünyasında birlik ve beraberliğin önemini vurguladığını ve Pakistan’ın bölgesel barışın sağlanmasına katkı sunma konusundaki kararlılığını teyit ettiğini ifade etmiştir.
Aynı gün içerisinde, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmeye ilişkin açıklamada, tarafların bölgesel gerilimin tırmanmasından ve bunun daha geniş kapsamlı sonuçlarından duydukları derin endişeyi dile getirdikleri belirtilmiştir. Dar, açıklamasında, “bölgesel gerilimi azaltmak ve daha fazla istikrarsızlığı önlemek için kolektif çabalara duyulan ihtiyacın altını çizdiklerini” ifade etmiştir. Ayrıca bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması için diyalog ve uluslararası hukuka bağlılığın şart olduğunu vurguladığı aktarılmıştır.
Belçika Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları 5 gün süreyle erteleme kararının ardından açıklama yapılmıştır. Belçika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Laurens Soenen, yaptığı açıklamada “Gerilimin düşürülmesi mutlak bir önceliktir.” demiştir. Açıklamanın devamında şu değerlendirmeye yer verilmiştir: “Eğer gerçekten perde arkasında müzakereler yürütülüyorsa, bu olumlu bir gelişme olacaktır. Diplomasi, ileriye dönük tek yoldur.”
Belçika’nın, Umman başta olmak üzere bölgesel ortakların tansiyonu düşürmeye yönelik çabalarını memnuniyetle karşıladığı belirtilmiş, istikrara katkı sağlayan tüm girişimlerin desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları 5 gün süreyle erteleme kararını olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. Kallas, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “Enerji altyapısına yönelik saldırı olmayacağına dair yapılan açıklamayı çok olumlu bir gelişme olarak görüyorum.” Kallas ayrıca, altyapılara yönelik saldırıların bölgede kaosa yol açtığını ve gerilimi daha da tırmandırdığını belirtmiştir.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları erteleme kararından duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Merz, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “İran'daki elektrik santrallerine yönelik ilan edilen saldırılarla ilgili endişelerimi kendisine ilettim. Bugün, bunu beş gün daha ertelediğini ve şimdi İran liderleriyle anında ve doğrudan temas kurma imkanını da açtığını söylediği için minnettarım.”
Merz ayrıca, ABD ile işbirliğine hazır olduklarını belirterek “Tüm bölgeyle iyi temaslarımız var. Henüz ortak önlemlerden bahsedebilecek noktada değiliz, ancak ona birlikte çalışacağımızı ve bölgede mümkün olan en kısa sürede bir ateşkes sağlanması için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı teklif ettim.” demiştir. Açıklamasının devamında, Almanya’nın çatışmaların sona ermesi ve barışçıl bir çözüm bulunması için çaba göstermeye devam edeceğini ifade etmiştir.
Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumu ele alınmıştır. Cho, Orta Doğu’daki gelişmelerden derin endişe duyduğunu ifade etmiş ve İran’a yönelik şu çağrıda bulunmuştur: “Güney Kore ve diğer yabancı bayraklı gemilerin demirlediği Hürmüz Boğazı'nda gerekli güvenlik önlemlerinin alınması”
Cho ayrıca, İran’dan Körfez ülkelerindeki sivillere ve sivil tesislere yönelik saldırıların durdurulmasını talep ettiğini belirtmiştir. Görüşmede Erakçi’nin, İran’ın mevcut bölgesel duruma ilişkin pozisyonunu aktardığı ve tarafların ilgili konularda iletişim halinde kalınması konusunda mutabık kaldığı ifade edilmiştir.
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları 5 gün süreyle erteleme kararına ilişkin açıklama yapılmıştır. Açıklamada, söz konusu kararın diyalog için önemli bir fırsat sunduğu belirtilmiş ve şu ifadelere yer verilmiştir:
“diyaloğun öncelenmesi ve gerilimin sona erdirilmesi için değerlendirilmesi gereken bir fırsat”
Mısır Dışişleri Bakanlığı, gerilimi azaltmaya yönelik tüm girişimlerin memnuniyetle karşılandığını belirtmiş, Trump’ın “gerilimi düşürmeye yönelik yoğun temaslar yürütüldüğü” ve İran’ın enerji tesislerini hedef alma planının durdurulabileceğine ilişkin açıklamalarının önemine dikkat çekmiştir.
Açıklamada ayrıca, Mısır’ın Körfez ülkeleri ile Ürdün’e yönelik saldırıları kınadığı ve bu ülkelerin güvenlik ve egemenliğine yönelik ihlallerin “kesin şekilde reddedildiği” ifade edilmiştir. Mevcut gerilimin sürmesinin bölgesel güvenlik ve istikrar üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağı, bunun ekonomik ve ticari etkilerinin ise küresel ölçekte hissedildiği belirtilmiştir. Mısır’ın son günlerde, “geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşılmasını önlemek ve tırmanışı durdurmak” amacıyla tüm taraflarla yoğun temaslar yürüttüğü aktarılmıştır.
23 Mart günü, ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen temaslara ilişkin açıklamada bulunmuştur. Trump, son iki gün içerisinde ABD ile İran arasında Orta Doğu’daki düşmanlıkların çözümüne yönelik görüşmeler yapıldığını duyurmuştur. Trump, yaptığı açıklamada "ABD ve İran'ın, Orta Doğu'daki düşmanlıklarımızın tam ve kesin bir şekilde çözümü konusunda son 2 günde çok iyi ve verimli görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirmekten memnuniyet duyuyorum. Bu derinlemesine, detaylı ve yapıcı görüşmelerin tonuna ve havasına dayanarak, devam eden toplantı ve görüşmelerin başarısına bağlı olarak, Savaş Bakanlığına İran enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik her türlü askeri saldırıyı 5 günlük bir süre için erteleme talimatı verdim." demiştir.
23 Mart günü öğleden sonra, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik planlanan saldırıları 5 gün süreyle erteleme kararı almasının ardından, küresel enerji piyasalarında düşüş yaşanmıştır. Bu kapsamda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 9 azalarak 96,96 dolara gerilemiştir. Aynı saat diliminde Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı ise 87,75 dolar seviyesinde işlem görmüştür.
Petrol fiyatlarındaki bu düşüşün, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılarını geçici olarak durdurma kararının piyasalarda gerilimin azalacağı beklentisini güçlendirmesiyle bağlantılı olduğu ifade edilmiştir.
Aynı gün ilerleyen saatlerde, söz konusu gelişmelerin küresel finans piyasalarına yansıdığı görülmüştür. Bu kapsamda Moskova Borsası (MOEX) yüzde 1,17 değer kaybederek 2.831 puana gerilemiş, RTS endeksi ise yüzde 1,21 düşüşle 1.061 puana inmiştir. Rus rublesi dolar karşısında yüzde 1,38 değer kazanmış, dolar/ruble paritesi 82 seviyesine gerilemiştir.
Enerji şirketlerinin hisselerinde de düşüş yaşanmış, Rosneft hisseleri yüzde 3,13, Gazprom hisseleri yüzde 0,95 ve Lukoil hisseleri yüzde 2,09 oranında değer kaybetmiştir. Bu gelişmelerin, Trump’ın İran ile “çok verimli görüşmeler” yapıldığına yönelik açıklaması ve İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıların geçici olarak ertelenmesi kararının piyasalarda yarattığı beklentiyle bağlantılı olduğu aktarılmıştır.
23 Mart günü öğleden sonra, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile “verimli görüşmeler” yapıldığına yönelik açıklamasının ardından İran tarafından bu iddialara ilişkin yalanlama gelmiştir. İran basınına konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, ABD ile herhangi bir müzakere yürütülmediğini belirterek “Savaşın başından bugüne kadar bazı arabuluculardan Tahran'a mesajlar gönderildi ve bunlara 'gerekli caydırıcılığı sağlayana kadar savunmaya devam edeceğiz' diyerek cevap verdik. Hiçbir müzakere olmadı ve şu anda da yok. Bu tür psikolojik savaşla ne Hürmüz Boğazı savaş öncesi durumuna dönecek ne de enerji piyasalarında barış olacaktır.” demiştir.
Yetkili, Trump’ın İran ile görüşmeler yapıldığına dair açıklamalarını “psikolojik operasyon” olarak nitelendirmiştir. Trump’ın İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları 5 gün süreyle ertelemesine ilişkin açıklamasına da değinen yetkili, “İran'ın askeri tehditleri inandırıcı hale geldikçe Trump kritik altyapıya yönelik saldırılardan geri adım attı. ABD ve Batı'daki finansal piyasalar üzerindeki baskı ve tahvil tehdidi arttı ve bu da bu geri adımın önemli bir faktörü oldu.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Açıklamasının devamında “Trump'ın 5 günlük ültimatomu, bu rejimin halka karşı işlediği suçlarına devam edeceği anlamına geliyor ve biz de karşılık vermeye ve ülkeyi kapsamlı bir şekilde savunmaya devam edeceğiz.” diye eklemiştir.
23 Mart günü akşam saatlerine doğru, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de konuya ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulunmuştur. Kalibaf, yaptığı açıklamada “İran halkı, saldırganların tam ve pişmanlık duyacakları şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. Tüm İranlı yetkililer, bu hedefe ulaşılıncaya kadar liderlerinin ve halkının arkasında dimdik duracaklardır.” demiştir. Trump’ın açıklamalarını reddeden Kalibaf şu ifadeleri kullanmıştır: “ABD ile hiçbir müzakere yapılmadı ve sahte haberler, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail'in içine saplandığı bataklıktan kurtulmak için kullanılıyor.”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise yaptığı açıklamada, ABD ile doğrudan müzakere yapılmadığını ancak arabulucular üzerinden mesaj alışverişi olduğunu belirtmiş ve “ABD’nin savaşın sona erdirilmesi için müzakerelerde bulunmak üzere bazı dost ülkeler aracılığıyla gönderdiği mesajları aldık. Buna, ülkenin duruşuna göre uygun cevaplar verildi. Verdiğimiz cevapta İran'ın hayati altyapısına yönelik her türlü saldırının vahim sonuçlarıyla ilgili gerekli uyarılar yapıldı.” demiştir.
Bekayi açıklamasının devamında “Savaşın başladığı günden bu yana ABD ile hiçbir şekilde müzakere yapılmadı. İran’ın savaşın sona erdirilmesi ile ilgili şartları ve Hürmüz Boğazı'yla ilgili tavrı hiç değişmedi.” diye eklemiştir. Ayrıca, İran’ın enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırıya karşı “kesin, hızlı ve etkili cevap verileceğinin” ABD’ye iletildiği belirtilmiştir.
Trump’ın açıklamasının ardından, İsrail tarafından İran’a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirilmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’a yeni bir hava saldırısı dalgası başlatıldığı bildirilmiştir.
23 Mart günü öğleden sonra, ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen temaslara ilişkin yeni açıklamalarda bulunmuştur. Trump, İran tarafının da anlaşma yapmak istediğini ifade etmiştir. Trump, yaptığı açıklamada “(İran) Onlar da anlaşma yapmak istiyorlar. Bugün muhtemelen telefonla görüşeceğiz.” demiştir. Trump ayrıca, İran ile olası bir anlaşmaya ilişkin “(İran’la) Hiçbir şeyi garanti etmeyen bir anlaşma yapma ihtimalimiz oldukça yüksek. Ben hiçbir şey garanti etmiyorum. Sadece bir anlaşma yapma olasılığının çok yüksek olduğunu söylüyorum ve eğer bahis oynayan biri olsaydım, bunun gerçekleşeceğine bahse girerdim.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Açıklamasında, görüştükleri kişilere ilişkin de bilgi veren Trump, “Belki de içlerinden biri tam olarak aradığımız kişi olabilir. Venezuela'da bunun ne kadar iyi işlediğine bakın.” diye eklemiştir.
Açık kaynak veriler ile bölge ülkelerinin resmi açıklamalarına dayanan değerlendirmelere göre, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarında 23 Mart itibariyle savaşın ilk haftasına kıyasla belirgin bir düşüş yaşanmıştır. Bu kapsamda, Katar’a yönelik son saldırı 19 Mart tarihinde gerçekleştirilmiş, 20 Mart’tan itibaren yeni bir saldırı kaydedilmemiştir.
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, 11 Mart’tan itibaren artış göstermiş ve 16 Mart’ta 98 saldırı ile zirveye ulaşmıştır. Ancak bu tarihten sonra saldırılar düşüş eğilimine girerek 23 Mart itibarıyla savaşın ilk haftasındaki seviyelere gerilemiştir.
Toplam verilere göre, 28 Şubat – 23 Mart döneminde İran en yoğun şekilde Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef almış, bu ülkeye yönelik 2 bin 156 füze ve insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirilmiştir. Kuveyt ise 833 füze ve İHA ile ikinci sırada yer almıştır.
Öte yandan, aynı dönemde İran’ın İsrail’e yönelik saldırı modelinde belirgin bir değişim yaşandığı görülmüştür. Verilere göre, savaşın ilk iki haftasında İran İsrail’e karşı 290 füze ve 500 İHA kullanmış, buna karşılık 15–22 Mart döneminde 80 füze ve 50 İHA ile daha sınırlı sayıda saldırı gerçekleştirmiştir. Buna rağmen saldırıların etkisinin arttığı ifade edilmiş, isabet oranı, hasar ve can kaybı açısından daha yüksek sonuçlar doğurduğu aktarılmıştır.
Bu kapsamda, 21 Mart’ta İsrail’in güneyindeki Arad kentinde bir füzenin doğrudan isabet etmesi sonucu 10’u ağır olmak üzere 84 kişi yaralanmış, aynı gün Dimona Nükleer Santrali’nin bulunduğu bölgede 31 kişinin yaralanmıştır. Ayrıca 19 Mart’ta Hayfa kentinde petrokimya tesisleri, petrol rafinerileri ve elektrik santrallerinin bulunduğu bölgede İran füzeleri patlamalara neden olmuştur.
23 Mart'ta İran’ın başkenti Tahran’daki saldırılara ilişkin toplam can kaybı ve hasar verileri kamuoyuyla paylaşılmıştır. Tahran Acil Durum Merkezi Başkanı Muhammed İsmail Tevekkuli, ABD ve İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat tarihinden bu yana Tahran’da 636 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
Tevekkuli, yaptığı açıklamada ayrıca 6 bin 848 kişinin yaralandığını belirtmiş ve saldırılar kapsamında şehir genelinde 430 noktanın hedef alındığını ifade etmiştir.
23 Mart günü akşam saatlerinde, İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile müzakere yürütüldüğüne ilişkin açıklamalarına rağmen, siyasi otoriteden yeni bir talimat gelene kadar İran’a yönelik saldırıların sürdürüleceği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, İran’a yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmesinde, İran’ın sahip olduğu toplam 470 füze rampasından yaklaşık 330’unun imha edildiğini veya kullanılamaz hale getirildiğini ileri sürmüştür.
Açıklamada, İran’ın füze rampalarının yarısından fazlasının hava saldırılarıyla imha edildiği, kalan kısmının ise yer altı depolarının girişinde vurularak devre dışı bırakıldığı belirtilmiştir. İsrail ordusunun, kalan yaklaşık 150 füze rampasını tespit etmeye yönelik operasyonlarını sürdürdüğü ifade edilmiştir.
İsrail kaynakları, savaşın ilk günlerinde İran’ın yaklaşık 90 füze ile gerçekleştirdiği misillemelerin, son dönemde günde yaklaşık 10 füze seviyesine gerilediğini ileri sürmüştür. İsrail basınına konuşan bir güvenlik yetkilisi “İran'ın İsrail'e günde en az 10 füze fırlatmaya devam edeceğini ve bu sayının altına düşmeyeceğini” ifade etmiştir.
İsrail basınına yansıyan haberlere göre, ABD’nin İran’a yönelik saldırıları yaklaşık 21 gün içinde sona erdirmeyi hedeflediği ve bu kapsamda operasyonların 9 Nisan tarihinde tamamlanmasının planlandığı ileri sürülmüştür.
Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan İsrailli bir yetkili, Trump’ın İran ile yürütülen görüşmelere ilişkin açıklamalarına atıfla, ABD’nin “Orta Doğu’daki düşmanlıkları çözmeye yönelik süreç” kapsamında saldırıları belirli bir takvim çerçevesinde sonlandırmayı amaçladığını iddia etmiştir.
Aynı yetkili, ABD yönetiminin İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile temas halinde olduğunu ileri sürmüştür. Haberde ayrıca, İran ile ABD arasında yapılması beklenen görüşmelerin bu hafta Pakistan’da gerçekleştirilebileceği belirtilmiştir. İsrailli yetkili, ABD’nin söz konusu temaslar ve planlar hakkında Tel Aviv yönetimini bilgilendirmediğini de iddia etmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklamada bulunmuştur. Netanyahu, İran ile yapılması muhtemel bir anlaşmaya ilişkin “Savaşta elde edilen askeri başarıları savaşın tüm hedeflerinin gerçekleştirileceği bir anlaşma için fırsat olarak görüyoruz.” demiştir. Açıklamasının devamında “Böyle bir anlaşma çıkarlarımızı koruyacaktır.” diye eklemiştir.
23 Mart günü gece saatlerinde, İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Tahran’a yönelik düzenlenen geniş çaplı saldırı dalgası kapsamında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ana karargahının hedef alındığı iddia edilmiştir. Açıklamada, Tahran’ın merkezinde bulunan karargahın vurulduğu ve söz konusu tesisin koordinasyon ile Besic güçlerinin yönetiminden sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu ayrıca, gece boyunca Tahran’a yönelik geniş çaplı bir saldırı dalgası gerçekleştirildiğini ve bu operasyonlarda 100’den fazla mühimmat kullanıldığını bildirmiştir.
Açıklamada, saldırılar kapsamında yalnızca karargahların değil, aynı zamanda çok sayıda askeri ve stratejik tesisin hedef alındığı öne sürülmüştür. Bu kapsamda şu hedeflerin vurulduğu iddia edilmiştir:
Trump, İran ile yürütüldüğünü belirttiği görüşmeler kapsamında nükleer programa ilişkin anlaşmaya varıldığı iddiasını dile getirmiştir. 23 Mart günü Trump, yaptığı açıklamada “Nükleer silah sahibi olmayacaklarına dair anlaşmaya vardılar ama göreceğiz. Bunu başarmak gerekiyor.” demiştir. Trump ayrıca, İran’ın anlaşma yapmak istediğini savunarak “Biz bunu halledeceğiz. Umarım bu mümkün olur, ama ne olursa olsun, İran'ın asla nükleer silah elde edememesini sağlayacağız. Nükleer silaha sahip olamazlar.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Açıklamasında, ABD ve müttefiklerinin son üç haftadır yürüttüğü askeri operasyonlara da değinen Trump, şu ifadeleri kullanmıştır: “Başka bir deyişle rejimin Amerika'yı tehdit etme yeteneğini sistematik olarak ortadan kaldırıyoruz. Artık bizi tehdit edemiyorlar.”
Trump, İran ile yürütülen sürece ilişkin “Bence çok iyiler, barış istiyorlar. Nükleer silah sahibi olmayacaklarına dair anlaşmaya vardılar, ama göreceğiz. Bunu başarmak gerekiyor.” demiştir. Ayrıca İran’a anlaşma için belirlenen süreye ilişkin “Bunun bizi nereye götüreceğini göreceğiz. Ve bu sürenin sonunda bence herkes için çok iyi bir anlaşma olabilir. Sonuna kadar gitseydik ve İran’ı tamamen yerle bir etseydik onun da iyi olacağı gibi, ama bunu yapmak zorunda kalmazsak bu da iyi bir şey olur.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, Basra Körfezi’ne mayın döşenmesine ilişkin açıklamada bulunmuştur. Zülfikari, yaptığı açıklamada, İran’ın Umman Denizi ile Basra Körfezi’ni kontrol altında tuttuğunu ve Hürmüz Boğazı’nın da tamamen kontrollerinde olduğunu belirterek “Basra Körfezi’ne mayın döşemeye ihtiyaç duymuyoruz.” demiştir. Açıklamasının devamında, ihtiyaç duyulması halinde her türlü imkânın kullanılabileceğini ifade eden Zülfikari, bölge dışı ülkelerin Basra Körfezi’ne müdahale etme hakkı olmadığını dile getirmiştir.
24 Mart günü Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ABD ile İran arasındaki savaşın sonlandırılması amacıyla diplomatik temasların sürdüğünü açıklamıştır. Yetkililer, Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın süreci kolaylaştırıcı rol üstlendiğini belirtmiştir.
Bu kapsamda, ABD’den bir heyetin bir veya iki gün içinde Pakistan’a gelmesinin beklendiği bildirilmiştir. ABD basınında yer alan bilgilere göre, söz konusu heyette ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın yer alabileceği ifade edilmiştir.
Pakistan kaynakları, İran yönetiminin güvensizlik nedeniyle ABD ile doğrudan görüşmeye henüz hazır olmadığını, ancak Tahran’ı müzakerelere ikna etmek amacıyla arka planda diplomatik girişimlerin sürdüğünü aktarmıştır.

Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin, Katar ziyareti sırasında Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani ile başkent Doha'da bir arada, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani, Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin ile Doha’da bir görüşme gerçekleştirmiştir. Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşmede bölgede yaşanan son gelişmeler ve güvenlik meseleleri ele alınmıştır. Ayrıca taraflar, mevcut şartlar çerçevesinde savunma alanındaki işbirliği ve ortak koordinasyon konularını değerlendirmiştir.
Ürdün Kralı 2. Abdullah ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, bölgedeki gerginliğin azaltılmasına yönelik bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Ürdün Krallık Divanı tarafından yapılan açıklamaya göre, liderler görüşmede Orta Doğu’da tırmanan gerilimin yatıştırılmasının yollarını ele almıştır.
Kral 2. Abdullah, savaşı sona erdirecek ve Arap ülkelerinin güvenliğini sağlayacak bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurgulamıştır.
Ayrıca, Körfez ülkelerinin güvenliğinin bölgesel ve küresel istikrar açısından temel bir unsur olduğunu belirten Abdullah, Arap ülkeleri arasında koordinasyon ve işbirliğinin artırılması gerektiğini ifade etmiştir. Kral Abdullah, Umman Sultanı Heysem bin Tarık’ın diplomasi ve diyalog yoluyla gerilimi düşürmeye yönelik çabalarını takdir ettiğini belirtmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik saldırıların başlangıcından itibaren 9 binden fazla hedefin vurulduğunu açıklamıştır.
Açıklamada, 140’tan fazla geminin hasara uğratıldığı veya imha edildiği belirtilmiştir. Operasyonlarda bombardıman uçakları, savaş uçakları, insansız hava araçları ve füze savunma sistemleri dahil olmak üzere hava, deniz ve kara unsurlarının kullanıldığı ifade edilmiştir.

İran'dan yapılan misilleme sonrası Tel Aviv, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran tarafından gerçekleştirilen misillemeler kapsamında, İsrail’in orta kesimlerini hedef alan yeni füze saldırıları düzenlenmiştir. İsrail ordusu, füzelerin önlenmesi amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye alındığını açıklamıştır. Saldırılar sırasında Tel Aviv ve çevresinde şiddetli patlama sesleri duyulmuş, bazı bölgelerde altyapı hasarı meydana gelmiştir.

İran'dan İsrail'e atılan füzeler Ramallah semalarında, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail polisi, bir füzenin Tel Aviv’de bir yola isabet ettiğini, patlamanın etkisiyle çevredeki bina ve araçlarda hasar oluştuğunu bildirmiştir. Ayrıca üç farklı noktaya füze parçaları ve şarapnel düştüğü aktarılmıştır.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı, saldırılar sonucunda 6 kişinin hafif şekilde yaralandığını açıklamıştır. Saldırılar sırasında Gush Dan bölgesi ve çevresinde sirenlerin çaldığı, halkın sığınaklara yönlendirildiği bildirilmiştir.
İran, İsrail’in güneyindeki Arad ve Dimona kentlerini hedef alan yeni füze saldırıları gerçekleştirmiştir. İsrail ordusu, söz konusu saldırılara karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve füzelerin büyük bölümünün önlendiğini açıklamıştır.
Bölgede yaşayan sivillere cep telefonları üzerinden uyarı mesajları gönderilmiş, halktan sığınaklarda kalmaları istenmiştir. İsrail basını, Dimona, Arad ve Necef Çölü çevresinde sirenlerin çaldığını duyurmuştur. İlk belirlemelere göre saldırılarda can kaybı veya yaralanma yaşanmamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 4 Operasyonu” kapsamında yeni saldırı dalgaları düzenlendiğini açıklamıştır. Açıklamaya göre, operasyonun 78. dalgası çerçevesinde İsrail ve ABD hedeflerine yönelik füze ve kamikaze insansız hava aracı (İHA) saldırıları gerçekleştirilmiştir.
Bu kapsamda, İsrail’de Eilat, Dimona ve Tel Aviv’in kuzeyindeki hedefler ile ABD’nin bölgedeki bazı üslerinin hedef alındığı bildirilmiştir. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, "Bu dalgada, Eilat, Dimona ve Tel Aviv'in kuzeyindeki hedefler ile bölgedeki Amerikan terörist ordusunun bölgedeki bazı üsleri, İmad ve Kadir çok başlıklı noktasal atış sistemleri ve imha edici insansız hava araçlarıyla hassas bir şekilde vuruldu." ifadelerine yer verilmiştir.

İran'dan yapılan misilleme sonrası Tel Aviv, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD basınında yer alan haberlere göre, Pentagon yetkilileri İran’a yönelik operasyonlar kapsamında kara unsurlarının kullanılmasını değerlendirmiştir.
Bu kapsamda, yaklaşık 3 bin askerden oluşan ve 82. Hava İndirme Tümeni’ne bağlı bir birliğin İran’ın petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip Hark Adası’na yönelik olası bir operasyonda kullanılabileceği ileri sürülmüştür.
Ayrıca, alternatif senaryo olarak 31. Deniz Piyadeleri Sefer Görev Birliği’ne bağlı yaklaşık 2 bin 500 askerin de olası bir operasyonda görev alabileceği iddia edilmiştir. Pentagon ve CENTCOM tarafından konuya ilişkin resmi bir talimat verilmediği belirtilmiştir.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer alan habere göre, Basra Körfezi’ndeki ABD müttefiki ülkelerin İran’a yönelik saldırılara dahil olmaya her geçen gün daha fazla yaklaştığı iddia edilmiştir.
Haberde, söz konusu ülkelerin ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarını desteklediği, ancak henüz doğrudan askerî angajman aşamasına geçmediği ifade edilmiştir. Kaynaklar, Suudi Arabistan’ın ABD güçlerinin Kral Fahd Hava Üssü’nü kullanmasına izin verdiğini belirtmiştir. Bu durumun, Riyad yönetiminin daha önce hava sahasının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğine ilişkin açıklamalarıyla çeliştiği aktarılmıştır.
Haberde yer alan değerlendirmelere göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın saldırılara katılma kararına oldukça yakın olduğu ve krallığın savaşa dahil olmasının "an meselesi" olarak görüldüğü ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise ordusunu çatışmaya gönderip göndermeme konusunu tartıştığı belirtilmiştir. Ayrıca, Dubai’de bulunan İran Hastanesi ile İran Kulübü’nün faaliyetlerinin durdurulduğu ve iletişim kanallarının tamamen kapatıldığı iddia edilmiştir. Bu adımların, İran ile bağlantılı bazı yapıların faaliyetlerine yönelik güvenlik kaygılarıyla atıldığı öne sürülmüştür.
Arap yetkililerin, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinin ABD Başkanı Donald Trump ile yaptıkları görüşmelerde İran’ın askeri kapasitesinin zayıflatılması yönünde baskı kurduklarını iddia ettiği aktarılmıştır. ABD ordusu ise, Körfez ülkelerinin saldırılara doğrudan katılımına ilişkin yorum yapmaktan kaçınmış ve açıklamaların ilgili ülkeler tarafından yapılacağını belirtmiştir.
İran’ın başkenti Tahran’da şiddetli bir patlama sesi duyulduğu bildirilmiştir. Kentte sabah saatlerinden itibaren hava savunma sistemleri aktif şekilde çalışırken yeni bir patlama meydana gelmiştir. İran basını, patlama sesinin şehrin batı kesimlerinden geldiğini duyurmuş, olayın detaylarına ilişkin ek bilgi paylaşılmamıştır.
Öte yandan İsrail ordusu, savaş uçaklarının İran’ın bazı bölgeleri ile İsfahan kentinde “üretim tesislerine” yönelik saldırılar düzenlediğini ve bu saldırıların tamamlandığını açıklamıştır.
İran’ın İsfahan kentinde bulunan Doğal Gaz İdaresi binasının ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda ikinci kez hedef alındığı bildirilmiştir. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, söz konusu bina Kave Caddesi üzerinde yer almakta olup, dünden bu yana ikinci kez vurulmuştur.
Saldırılar sırasında İsfahan’daki hava savunma sistemlerinin devreye girdiği aktarılmıştır. Olayda can kaybı veya yaralanmaya ilişkin bilgi paylaşılmamış, ancak şarapnel etkisiyle Kave Caddesi’nde elektrik kesintisi yaşandığı bildirilmiştir. Yetkililer, ekiplerin müdahalesiyle elektrik kesintisinin kısa sürede giderildiğini açıklamıştır.
İran’ın İsrail’in güneyini hedef alan misillemeleri sonrasında, bölgedeki bazı noktalara füze parçalarının isabet ettiği bildirilmiştir. İsrail ordusu, İran’dan ateşlenen füzelerin tespit edildiğini ve hava savunma sistemlerinin bu füzeleri önlemeye çalıştığını açıklamıştır.
Saldırılar sırasında, Birüssebi (Berşeva) çevresi ile Gazze Şeridi sınır hattında sirenlerin çaldığı aktarılmıştır. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Nevatim Hava Üssü çevresindeki bir Bedevi yerleşimine füze parçaları isabet etmiş, bu olay sonucunda yaralanmalar meydana gelmiştir.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı tarafından yapılan açıklamada, 1’i orta, 3’ü hafif olmak üzere toplam 4 kişinin yaralandığı, hafif yaralılardan ikisinin çocuk olduğu bildirilmiştir. Ayrıca bölgede yaşayan Bedevi Arapların, sığınakların yetersiz olduğu yönünde şikayetlerde bulunduğu ve bu duruma ilişkin eleştiriler dile getirdiği aktarılmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Abdullahi, ABD’nin İran’da başarısız olduğunu savunarak, "Trump, sahadaki gerçekleri ve hedeflerinin gerçekleşmeyeceğini anladıktan sonra savaştan çıkmak için bazı ülkelerin liderlerine sığınmıştır." demiştir.
Açıklamasında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı bir savaş başlattığını öne süren Abdullahi, savaşın ilk aşamalarında İran lideri ve üst düzey komutanlara yönelik suikast planları yapıldığını ve İran’ın kısa sürede devrilmesinin hedeflendiğini iddia etmiştir. Abdullahi ayrıca, İran’ın halkı ve silahlı kuvvetleriyle birlikte ABD’yi sahada geri adım atmaya zorladığını ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Batı ülkelerinin İran’a yönelik saldırılar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, yaptığı değerlendirmede "Uluslararası hukuk ölmüştür. Bunun nedeni ise Batı’nın Gazze ve Ukrayna konusunda uyguladığı çifte standartlar ve İsrail-ABD'nin İran'a yönelik saldırganlığı konusundaki sessizliğidir." demiştir.
Açıklamasında, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in değerlendirmelerine de atıfta bulunan Erakçi, İran’a yönelik ihlalleri kınadığı için Steinmeier’a teşekkür ettiğini belirtmiştir. Erakçi ayrıca, hukukun üstünlüğüne değer veren tarafların daha güçlü şekilde ses yükseltmesi gerektiğini ifade etmiştir.
24 Mart sabah saatlerinde Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran’dan düzenlenen bir insansız hava aracı (İHA) saldırısı sonrası bir şirkete ait tesiste yangın çıktığını açıklamıştır. Sivil savunma ekiplerinin olay yerine sevk edildiği ve yangının kontrol altına alınarak söndürüldüğü bildirilmiştir.
Aynı gün akşam saatlerinde Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, İran’ın saldırılarına karşı yürütülen savunma operasyonları sırasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Silahlı Kuvvetlerine bağlı bir sivil personelin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Açıklamada, BAE ordusunda görevli Fas uyruklu bir sivilin, 28 Şubat’tan bu yana Bahreyn’i hedef alan füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı yürütülen savunma faaliyetlerinde görev yaptığı sırada hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
Operasyonlar sırasında ayrıca, BAE ve Bahreyn ordularına mensup bazı askerlerin yaralandığı bildirilmiştir. yetkililer, yaralıların tahliye edilerek tedavi altına alındığını ve bir kısmının taburcu edildiğini açıklamıştır. Bahreyn makamları, ülkenin güvenlik ve istikrarını hedef alan girişimlere karşı kararlılıkla mücadele edileceğini vurgulamış ve vatandaşlara bilgileri yalnızca resmi kaynaklardan takip etme çağrısında bulunmuştur.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin doğusunda yer alan Şarkiyye bölgesine yönelik İran kaynaklı insansız hava aracı (İHA) saldırılarının sürdüğünü açıklamıştır. Açıklamada, gece yarısından itibaren hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve bölgeye yönelen İHA’lara müdahale edildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, toplam 35 İHA’nın etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, İran’dan fırlatılan balistik füzeler ve insansız hava araçlarına (İHA) yönelik hava savunma müdahalelerinin sürdüğünü açıklamıştır. 24 Mart günü yapılan açıklamaya göre, bugün İran kaynaklı 5 balistik füze ile 17 İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirilmiştir. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran’dan atılan balistik ve seyir füzeleri ile insansız hava araçlarına karşı aktif şekilde müdahale ettiği belirtilmiştir.
Ayrıca, İran saldırılarının başlangıcından itibaren BAE hava savunma sistemlerinin toplam 357 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1806 İHA’ya müdahale ettiği kaydedilmiştir. Saldırılar sonucunda, görev başındaki 2 silahlı kuvvetler mensubu ile Pakistan, Nepal, Bangladeş ve Filistin uyruklu 6 sivilin hayatını kaybettiği, toplam 161 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülkenin son 24 saat içerisinde balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını açıklamıştır. Bakanlık Sözcüsü Albay Suud el-Atvan, yaptığı açıklamada Kuveyt hava sahasında 17 balistik füzenin tespit edildiğini belirtmiştir.
Bu füzelerden 13’ünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, geri kalan 4 füzenin ise tehdit oluşturmayan bölgelere düştüğü ifade edilmiştir. Atvan ayrıca, hava savunma füzelerinden düşen parçalar nedeniyle bazı bölgelerde maddi hasar meydana geldiğini, bu kapsamda bazı evlerde hasar oluştuğunu ve elektrik hatlarının hizmet dışı kaldığını bildirmiştir.
Açıklamada, saldırılar sırasında herhangi bir can kaybı yaşanmadığı vurgulanmıştır. Kuveyt’in ayrıca 13 İHA ile hedef alındığı, bunlardan 10’unun hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği, kalan 3 İHA’nın ise yerleşim yerlerinden uzak boş alanlara düştüğü belirtilmiştir.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Orta Doğu’daki çatışmaların sona erdirilmesi için İran ile müzakerelere dönülmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Von der Leyen, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile Canberra’da düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Müzakere masasına dönmenin ve çatışmaları sona erdirmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz." demiştir.
Açıklamada, Orta Doğu’daki gelişmelerin küresel enerji tedarik hatları açısından kritik bir hal aldığı vurgulanmıştır. Von der Leyen, "Hepimiz doğal gaz ve petrol fiyatlarının zincirleme etkilerini hissediyoruz. Bu durum işletmelerimizi ve toplumlarımızı etkiliyor. Ancak en önemli husus, müzakere edilmiş bir çözüme ulaşılması ve Orta Doğu'da gördüğümüz çatışmaların sona erdirilmesidir." ifadelerini kullanmıştır.
AB’nin Hürmüz Boğazı’ndaki olası rolüne ilişkin soruya ise "AB liderleri, çatışmalar sona erdiğinde bir operasyon ya da misyon öngörebileceklerini açıkça ifade ettiler. Ancak Hürmüz Boğazı'nda gerekli kapasitenin sağlanmasına ilişkin kararlarını değerlendirmek bana düşmez." şeklinde yanıt vermiştir.
ABD’li Demokrat Senatör Chris Van Hollen, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile görüşmeler yapıldığı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. Van Hollen, CNN’e yaptığı açıklamada, Trump’ın İran’ın ABD ile görüştüğü ve taleplerini kabul etmeye hazır olduğu yönündeki ifadelerine ilişkin "Onun yalan söylediğini biliyoruz." demiştir.
Van Hollen ayrıca, Trump’ın İran’ın enerji altyapısını hedef alma tehdidine değinerek, bu tür bir adımın uluslararası hukuka aykırı olabileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda söz konusu durumun "potansiyel savaş suçu" teşkil edebileceğini ifade etmiş ve "savaş suçu işleyenleri sorumlu tutacak sistemlere" ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştır.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların ekonomik etkilerinin sürdüğünü belirterek, ulusal düzeyde acil durum yanıt sisteminin tedbiren devreye sokulması gerektiğini ifade etmiştir.
Kabine toplantısında konuşan Lee, enerji krizine karşı alınan önlemlere değinmiş ve küçük ve orta ölçekli işletmeler ile hassas durumdaki hanelerin enerji fiyatlarındaki artıştan korunması amacıyla ek bütçenin hızlı şekilde onaylanması çağrısında bulunmuştur. Lee, petrokimyasal ürünlerin günlük yaşamda yaygın kullanımı nedeniyle olası aksaklıkların hangi alanlarda ortaya çıkacağının öngörülmesinin zor olduğunu belirtmiştir.
Bu kapsamda, hükümetin ulusal düzeyde acil durum yanıt sistemini devreye alması gerektiğini vurgulamış ve artan yakıt fiyatlarına karşı ek tedbirlerin uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir. Ayrıca Lee, kamuoyuna enerji tasarrufu çabalarına destek verilmesi çağrısında bulunmuştur.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde, savaşın siyasi açıdan hatalı olduğunu ifade etmiştir.
Steinmeier, yaptığı açıklamada "Bu savaş siyasi açıdan feci bir hatadır ve beni en çok sinirlendiren de budur. Eğer amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa, bu gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır." demiştir.
Ayrıca Steinmeier, söz konusu çatışmaya ilişkin olarak "Uluslararası hukuku ihlal etmeyi ihlal olarak adlandırmamak, dış politikamızı daha ikna edici hale getirmez. Bununla Gazze Savaşı sırasında da uğraşmak zorunda kalmıştık ve İran Savaşı'nda da bununla başa çıkmak zorundayız. Zira bu savaş, bana göre uluslararası hukuka aykırıdır." ifadelerini kullanmıştır.
Steinmeier, 2015 yılında İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya atıfta bulunarak "İmza töreninde dönemin ABD Dışişleri Bakanı 'Bu anın tarihsel önemini küçümsemeyelim. Bu anlaşma ile savaşı önlüyoruz' demişti ancak Başkan Donald Trump, ilk görev süresinin ikinci yılında anlaşmayı feshetti, ikinci görev süresinde ise savaş yürütüyor." değerlendirmesinde bulunmuştur.
Uluslararası hukukun önemine vurgu yapan Steinmeier, "Avrupa Birliği de hukuk ve kurallar üzerine kurulmuştur. Eğer kaba gücün dünya görüşünü kendimize mal edersek, Avrupa Birliği kendi içinde çökecektir. Bugün ibre diğer yöne doğru sallanıyor, uluslararası hukuka atıfta bulunmak naif, diplomasi etkisiz, dış kültür politikası gereksiz, tek önemli olan askeri güç. Klasik diplomasiyi, askeri güce dayalı cesur bir dış ve güvenlik politikasının zayıf kolu olarak gören medya yorumlarını okuduğumda gözlerime inanamıyorum." ifadelerini kullanmıştır.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, mevcut duruma ilişkin olarak "Bu konuda işlerin gerçekte ne durumda olduğunu bilmiyoruz." demiştir. Açıklamasında, İran’ın çatışmalar öncesinde müzakere sürecine açık olduğunu belirten Peskov, "İran, çatışmalar başlayana kadar müzakerelere açık olduğunu hep gösterdi. Tahran, İran'a yönelik saldırılar düzenlenene kadar müzakerelerin sürdürülmesinden yanaydı. Bu müzakereler oldukça başarılı bir şekilde ilerliyordu." ifadelerini kullanmıştır.
Öte yandan, İsrail’in Hazar Denizi’nde Rusya’dan İran’a silah taşıyan gemilere saldırı düzenlediğine ilişkin iddialara değinen Peskov, "Bu konuda herhangi bilgiye sahip değilim. Rusya, Hazar bölgesindeki durumun gerginleşmesini son derece olumsuz karşılayacak." açıklamasında bulunmuştur.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlaştırıcı etkiler doğurduğunu ifade etmiştir.
Lavrov, söz konusu durumun etkilerine ilişkin olarak "Bu durum, yalnızca Basra Körfezi bölgesi ve Orta Doğu için değil, küresel ticaret, küresel enerji güvenliği, uluslararası ulaşım ve iş iletişimi için de istikrarsızlaştırma riski oluşturuyor, ki bu zaten gerçekleşiyor." demiştir.
Ayrıca Lavrov, ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılar düzenlediğini belirterek, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) bu duruma gerekli tepkiyi göstermediğini söylemiştir.
Açıklamasında, saldırıların Basra Körfezi ülkeleri üzerinde de olumsuz etkiler yarattığını ifade eden Lavrov, Rusya’nın daha önce bölgeye ilişkin bir güvenlik konsepti önerdiğini hatırlatmıştır. Lavrov, çözüm yollarına ilişkin değerlendirmesinde "Herhangi bir ülkeye, özellikle de İran’a dışarıdan baskı kurma ve güç kullanma girişimleri yerine, müzakere, birleşme ve çıkarlar dengesi üzerinde uzlaşma yolunun, bölgenin çıkarına olacağından eminiz." ifadelerini kullanmıştır.
Lavrov ayrıca, benzer bir yaklaşımın Çin tarafından da benimsendiğini belirterek, Türkiye’nin arabuluculuk girişimlerine katılmaya hazır olduğunu ifade etmiş ve "Tüm bu konuları istişare ediyoruz." demiştir.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Orta Doğu’daki gerilimin genişlemesine ilişkin uyarılarda bulunmuştur. Abdulati, yaptığı değerlendirmede "gerilimin tırmanması ve kapsamının genişlemesinin, tüm bölgeyi sonuçları öngörülemeyen kapsamlı bir kaosa sürükleyebileceği ve bunun da hem bölgesel hem de uluslararası barışa ve güvenliğe zarar vereceği" ifadelerini kullanmıştır.
Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Abdulati, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Türkiye, Pakistan, Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi ile temaslarda bulunmuştur. Söz konusu görüşmelerin, bölgede yaşanan hızlı güvenlik gelişmeleri karşısında koordinasyon ve istişareyi sürdürme amacıyla gerçekleştirildiği ve bu kapsamda gerilimin kontrol altına alınmasına yönelik yolların ele alındığı belirtilmiştir.
Abdulati ayrıca, Körfez ülkelerini hedef alan İran saldırılarına ilişkin olarak "zayıf gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını ve derhal durdurulması gerektiğini" vurgulamıştır. Mısır’ın, sükunetin sağlanması ve savaşın sona erdirilmesine yönelik tüm girişimlere destek verdiği ifade edilirken, diyalog ve diplomasi çabalarının artırılmasının gerekliliğine dikkat çekilmiştir.

Filipinler’de bir toplu taşıma istasyonu, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Filipinler yönetimi, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji tedariki üzerindeki etkileri nedeniyle "ulusal enerji acil durumu" ilan etmiştir. Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., söz konusu kararı bir başkanlık kararnamesi ile duyurmuştur.
Kararnamede, Orta Doğu’da devam eden çatışmaların ülkenin enerji tedariki üzerinde "yakın tehlike" oluşturduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, hükümetin bu kapsamda enerji tedariki, gıda, temel hizmetler ve vatandaşların refahını kapsayan bir dizi önlemi hayata geçireceği belirtilmiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, savaşın Körfez bölgesindeki güvenlik sistemi anlayışında ciddi bir kırılmaya yol açtığını ifade etmiştir.
Ensari, devam eden çatışmaların etkilerine ilişkin olarak, İran’ın komşu ülkelere yönelik hava saldırılarını sürdürmesiyle birlikte Körfez ülkelerinin güvenlik sistemi ve algısında çöküş yaşandığını belirtmiştir.
Açıklamasında, Katar’ın savaşın sona erdirilmesine yönelik tüm girişimleri desteklediğini ifade eden Ensari, "Katar'ın tutumunun açık olduğunu ve savaşın diplomatik yollarla sona ermesi gerektiğini" söylemiştir.
Ensari ayrıca, çözüm yollarına ilişkin olarak "tarafları müzakere masasına getirmenin en iyi seçenek" olduğunu vurgulamıştır. Diplomatik çabalara ilişkin değerlendirmesinde ise "Diplomatik çözümleri her zaman destekliyoruz, ister doğrudan temaslar ister iletişim kanalları aracılığıyla olsun, savaşı diplomatik yollarla sona erdirecek her türlü adımı destekliyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
Ensari, Katar’ın Washington ve Tahran arasındaki arabuluculuk sürecine dahil olmadığını, ancak bölgesel temaslarını savaşı sona erdirmeye yönelik olarak sürdürdüğünü belirtmiştir. Ayrıca, Katar’ın son dönemde herhangi bir saldırıya maruz kalmadığını ifade eden Ensari, ülkenin olası gelişmelere karşı hazırlıklı olduğunu ve acil durum planlarının bulunduğunu kaydetmiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Erdoğan, Türkiye’nin krizlere karşı izlediği politikaya değinerek, "Bugün kendi önceliklerimiz doğrultusunda kendi kararlarımızı veriyor ve bunları uygulayabiliyorsak, gerisinde işte bu vizyoner hamleler bulunuyor." demiştir.
İran’a yönelik saldırılar sonrası Türkiye’nin tutumuna ilişkin olarak Erdoğan, "28 Şubat'ta komşumuz İran'a yönelik İsrail'in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor." ifadelerini kullanmıştır.
Türkiye’nin çatışmaya yaklaşımına değinen Erdoğan, "Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz." demiştir.
Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin savaşın dışında kalma kararlılığına vurgu yaparak, "Tekrar ediyorum, ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
Körfez ülkelerine yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, "Özellikle Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir." demiştir.
Ekonomik etkiler konusunda ise Erdoğan, "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır." ifadelerini kullanmıştır.
Savaşın sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, "Son 25 gün bize şunu göstermiştir, savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor." demiştir. Erdoğan, çözüm çağrısında bulunarak, "Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır." ifadelerini kullanmıştır.
Ayrıca Erdoğan, "İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke, bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." demiştir.
İran Kızılayı Başkanı Pir Hüseyin Kolivend, ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat’tan beri düzenlenen saldırıların yol açtığı hasara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Kolivend, saldırılar sonucunda 62 bin 440 konut ile 19 bin 187 ticari birimin zarar gördüğünü belirtmiştir. Ayrıca, saldırılarda 17 Kızılay merkezinin ve 3 acil yardım helikopterinin hedef alındığı ifade edilmiştir. Kolivend, bunun yanı sıra 94 ambulans ve yardım aracının füzeler tarafından doğrudan hedef alındığını açıklamıştır.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer alan habere göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran ile devam eden çatışmalar kapsamında Orta Doğu’ya asker sevkiyatı hazırlıkları yapmaktadır. Haberde, Pentagon’un 82. Hava İndirme Tümeni’ne bağlı yaklaşık 3 bin askeri bölgeye göndermeye hazırlandığı, ancak bu yönde henüz resmi bir talimatın verilmediği belirtilmiştir.
Söz konusu birliğin, ABD ordusunun “acil müdahale gücü” olarak görev yaptığı ve 24 saat içerisinde dünyanın herhangi bir noktasına sevk edilebildiği ifade edilmiştir. Haberde ayrıca, bu birliklerin havaalanları ve kritik arazileri ele geçirmek amacıyla çekişmeli bölgelere paraşütle intikal edecek şekilde eğitildiği aktarılmıştır.
Öte yandan, ABD’li yetkililerin İran’a kara birlikleri gönderilmesine ilişkin henüz nihai bir karar almadığı iddia edilmiştir. WSJ’nin değerlendirmesinde, söz konusu birliklerin Hürmüz Boğazı’nın zorla yeniden açılmasına yönelik bir operasyonda veya İran’ın stratejik adaları ile kıyı bölgelerine yönelik olası bir harekâtta görev alabileceği ifade edilmiştir.
İran Savunma Konseyi Üyesi ve İran Lideri’nin temsilcisi Ali Ekber Ahmediyan, ABD’nin olası asker sevkiyatına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Ahmediyan, ABD basınında yer alan ve Pentagon’un 82. Hava İndirme Tümeni’nden yaklaşık 3 bin askeri Orta Doğu’ya göndermeye hazırlandığı yönündeki iddialara değinmiştir.
Açıklamasında İran’ın uzun süredir bu tür bir senaryoya hazırlandığını ifade eden Ahmediyan, “Yıllardır ABD’lilerin buraya gelmesini bekliyoruz. ABD askerlerine ileteceğimiz yalnızca bir mesajımız var: Yaklaşın.” demiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen temaslara ve savaşın seyrine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, İran ile müzakerelerin sürdüğünü belirterek, "Onlar (İran) asla nükleer silaha sahip olmayacakları konusunda mutabık kaldılar. Önceden (ne olacağını) söylemek istemem ama İranlılar nükleer silaha asla sahip olmayacaklarını kabul ettiler." demiştir.
Müzakere sürecine ilişkin değerlendirmesinde, İranlı yetkililerle görüşmeler yürütüldüğünü ifade eden Trump, ABD tarafında Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın sürece dahil olduğunu belirtmiştir.
Trump ayrıca, İran’ın ABD ile anlaşma yapmak istediğini savunarak, "İranlı liderlerin hepsi gitti. Kimse kiminle konuşacağını bilmiyor ama biz doğru kişilerle konuşuyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
İran’daki duruma ilişkin değerlendirmesinde ise Trump, "Gerçekte (İran’da) bir rejim değişikliği yaşıyoruz. Bu rejim değişikliği çünkü şu anki liderleri, tüm bu sorunları yaratan başlangıçtaki liderlerden çok farklı. Sanırım şunu söyleyebiliriz ki, bu bir rejim değişikliği." demiştir.
Trump, İran’ın ABD’ye bir “hediye” gönderdiğini belirterek, "(İran) Dün gerçekten harika bir şey yaptılar. Bize bir hediye gönderdiler. Hediye bugün elimize ulaştı, çok büyük ve kıymetli bir hediyeydi. Hediyenin ne olduğunu söylemeyeceğim." ifadelerini kullanmış, söz konusu hediyenin petrol ve doğalgazla ilgili olduğunu belirtmiştir.
Müttefiklere ilişkin değerlendirmesinde Trump, "Açıkçası Körfez'deki müttefiklerimiz şu ana dek oldukça iyi iş çıkardılar." demiş ve Suudi Arabistan’a ilişkin olarak "Evet, kendisi bir savaşçı. Suudi Arabistan da bizimle birlikte savaşıyor." ifadelerini kullanmıştır. Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmesinde ise Trump, "İstediğimiz her şeyi biz kontrol edeceğiz." demiştir. Trump ayrıca, savaşın gidişatına ilişkin olarak "Biz bu savaşı kazandık, sanırım bunu sona erdireceğiz." ifadelerini kullanmıştır.
İran Atom Enerjisi Kurumu, ABD ve İsrail tarafından Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne yönelik bir saldırı düzenlendiğini açıklamıştır. Kurum tarafından yapılan açıklamada, "ABD-İsrail saldırılarında, Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına füze isabet etti. Teknik hasar ya da can kaybı yok. Barışçıl nükleer tesislere saldırı düzenlemek uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenliğe ciddi bir tehdittir." ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada, saldırı sonucunda teknik hasar veya can kaybı yaşanmadığı belirtilmiştir. Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin 17 Mart 2026 tarihinde de saldırıya uğradığı, söz konusu saldırıda da can ve mal kaybı yaşanmadığı aktarılmıştır.
Öte yandan, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un daha önce yaptığı açıklamada, İran’daki nükleer tesislerin hedef alınmasının "son derece tehlikeli" olduğu ve "telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği" yönünde uyarıda bulunduğu hatırlatılmıştır.
25 Mart'ın ilk saatlerinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın Basra Körfezi kıyısında bulunan Buşehr Nükleer Enerji Santrali tesislerine bir füzenin daha isabet ettiğini bildirdiğini açıklamıştır. UAEA’nın açıklamasında, İran makamlarının verdiği bilgilere göre saldırıda herhangi bir teknik hasar meydana gelmediği ve personelden yaralanan olmadığı belirtilmiştir. UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, “çatışma” sırasında nükleer güvenlik risklerinin önlenmesi için azami itidal gösterilmesi çağrısını yinelemiştir. İran Atom Enerjisi Kurumu da aynı gün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıda santral sahasına füze isabet ettiğini, ancak can kaybı ve teknik hasar oluşmadığını duyurmuştur. Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin 17 Mart 2026 tarihinde de saldırıya uğradığı ve o saldırıda da can ve mal kaybı yaşanmadığı bildirilmiştir. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran’daki nükleer tesislerin hedef alınmasının “son derece tehlikeli” olduğunu ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğini ifade etmiştir.
Aynı günün ilerleyen saatlerinde, İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlamalar meydana gelmiştir. Patlamaların ardından kentin doğu kesiminde yoğun duman yükseldiği gözlemlenmiş, İran hava savunma sistemlerinin aktif şekilde çalıştığı görülmüştür. Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İsrail ordusu, Tahran genelinde birden fazla noktaya saldırı başlattığını açıklamıştır.
Gün içinde İsrail ordusundan yapılan bir diğer açıklamada ise, Tahran’da denizden atılan seyir füzelerinin üretildiği iki ana merkezin hedef alındığı iddia edilmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’nin açıklamasında, söz konusu tesislerin İran Savunma Bakanlığı komutası altında faaliyet gösterdiği ve uzun menzilli deniz seyir füzelerinin geliştirilmesi ve üretimi için kullanıldığı öne sürülmüştür. Açıklamada ayrıca saldırı sonucunda seyir füzesi sistemlerine geniş çaplı zarar verildiği iddia edilmiştir.
25 Mart günü gece saatlerinde İran’dan atılan füzeler nedeniyle, işgal altındaki Batı Şeria’dan İsrail’in liman kenti Aşdod’a kadar uzanan geniş bir alanda sirenler çalmıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin bu füzeleri engellemeye çalıştığı bildirilmiştir. İran’ın, ABD-İsrail saldırılarının başlamasının 26’ncı gününde ilk misillemesini iki dalga halinde gerçekleştirdiği aktarılmıştır. Füze saldırıları kapsamında önce İsrail’in güneyindeki Eilat’ta, ardından Batı Şeria’dan Aşdod’a kadar uzanan hatta sirenler devreye girmiştir.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’te ise hava savunma sistemlerinin çalışmasıyla birlikte gökyüzünde patlama sesleri duyulmuştur. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, İran’ın çok başlıklı füzeler kullandığını, bunların bir kısmının engellendiğini, bazılarının ise açık alanlara düştüğünü ileri sürmüştür. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, ilk belirlemelere göre isabet veya yaralanma bilgisi bulunmadığını açıklamıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 4 Operasyonu”nun 80. dalgası kapsamında yeni saldırılar düzenlendiğini duyurmuştur. Açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki Safad kentindeki askeri karargah ile Tel Aviv, Kiryat Şimona ve Beni Brak kentlerindeki hedeflerin füze ve insansız hava araçlarıyla vurulduğu bildirilmiştir. Ayrıca ABD’nin Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’de bulunan askeri üslerinin de hedef alındığı ifade edilmiştir.
Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada "İşgal altındaki Filistin topraklarının kuzeyinde bulunan stratejik noktalar ve askeri merkezler Devrim Muhafızları Ordusu'nun füzeleriyle ağır ve sürekli bir saldırıda imha edildi." ifadelerine yer verilmiştir.
Aynı açıklamada operasyonun amacına ilişkin olarak şu ifadeler kullanılmıştır: "Bu operasyon, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından çocuk katili Siyonist rejime karşı daha önce duyurulan bir dizi operasyonun başlangıcıdır. Bu operasyonlarda, işgal altındaki Filistin'in kuzeyindeki ve Gazze Şeridi'ndeki Siyonist güçlerin toplanma yerleri İran ordusu tarafından hiçbir ayrım gözetilmeksizin ağır füze ve İHA saldırılarına maruz bırakılacaktır."
Açıklamada ayrıca Tel Aviv, Kiryat Şimona ve Beni Brak’taki hedeflerin yanı sıra ABD’nin Kuveyt’teki Ali Salim ve Arifcan üsleri ile Ürdün’deki Muvaffak Salti ve BAE’deki Şeyh İsa üslerinin de füze ve İHA saldırılarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
Aynı gün İran Ordusu tarafından yapılan açıklamada, Irak’ta Erbil Havalimanı’nda bulunan ABD üssünün karadan karaya füzelerle hedef alındığı bildirilmiştir. İran resmi ajansı IRNA’nın yayımladığı ordu bildirisinde, saldırıda karadan karaya füzelerin kullanıldığı, havalimanı içerisindeki ABD güçleri ile İran’da faaliyet yürüten ve Erbil’de bulunan muhalif Kürt grupların bulunduğu noktaların hedef alındığı ifade edilmiştir. Açıklamada, hedef alınan bölgenin ABD güçlerinin önemli destek ve komuta merkezlerinden biri olduğu, burada askeri teçhizat ve sistemlerin bulunduğu ileri sürülmüştür.
Devrim Muhafızları Ordusu’na yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı ise İran Ordusu Halkla İlişkiler Birimi’ne dayandırdığı haberinde, Erbil’e yönelik saldırının 24 Mart sabahının ilk saatlerinde karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiğini aktarmıştır. Aynı kapsamda, 24 Mart günü saat 03.00 sularında Erbil’in Soran ilçesindeki Peşmerge güçlerine ait karargahın 6 balistik füze ile hedef alındığı, saldırıda 6 Peşmerge’nin hayatını kaybettiği ve 30 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada İran’ı sorumlu tutarak saldırıyı "şiddetle kınadıklarını" ifade etmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde Kuveyt Petrol Kurumu, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler nedeniyle ham petrol üretiminde yeniden kısıtlamaya gidildiğini açıklamıştır. Kurum tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda "serbest seyrüseferin hedef alınması" üzerine üretimin düşürülmek zorunda kaldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, bölgedeki gelişmelerin "küresel enerji piyasalarının istikrarını tehdit eden tehlikeli bir gerilim" oluşturduğu ifade edilmiş, "savaşın sona ermesi halinde üretimin yeniden hızlandırılacağı" kaydedilmiştir. Tam kapasite üretime dönüş sürecinin "3 ila 4 ay sürebileceği" belirtilmiş, üretimde ne kadar kısıntıya gidildiğine ilişkin detay paylaşılmamıştır.
Kuveyt’in daha önce 10 Mart 2026 tarihinde de günlük petrol üretimini 3 milyon varilden 500 bin varile düşürdüğü açıklanmıştır.
İran’ın gerçekleştirdiği füze misillemeleri kapsamında, İsrail’in kuzeyindeki Hadera kentinde bulunan Rabin Elektrik Santrali çevresi hedef alınmıştır. Saldırının ardından santral çevresinden yoğun dumanların yükseldiği bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, saldırıya ilişkin detaylarda, Kanal 12 televizyonu tarafından “santralin çevresinden yoğun dumanların yükseldiği” aktarılmış ve ülke genelinde 30 farklı bölgeye füze parçaları ile şarapnel isabet ettiği duyurulmuştur.
İran’ın söz konusu misillemesinin hemen ardından İsrail genelinde geniş çaplı alarm durumu oluşmuş, başta Tel Aviv olmak üzere birçok bölgede sirenler devreye girmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin devrede olduğu” bildirilmiştir.
Saldırıların ardından risk altındaki bölgelerde yaşayan sivillere cep telefonları üzerinden uyarı mesajları gönderilmiş, halka ikinci bir duyuruya kadar sığınaklardan çıkmamaları yönünde talimat verilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’a yönelik hava saldırıları gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Açıklamada, “Tahran'a yönelik bir dizi hava saldırısının tamamlandığı” ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, söz konusu saldırılarda Tahran yönetimine ait hava ve deniz silahları üreten birkaç tesisin hedef alındığını iddia etmiştir. Açıklamada, bu tesislerin Hamas ve Hizbullah’ı silahlandırmak amacıyla üretim yaptığı öne sürülmüştür.
Ayrıca açıklamada, bir hava savunma mevzisi ile hava savunma sistemlerinin tutulduğu bir başka tesisin de vurulduğu ileri sürülmüş, İsrail tarafı saldırıların süreceğini belirtmiştir.
İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmaların bölgesel etkileri kapsamında, Irak hava sahasının uçuşlara kapalı tutulma süresi uzatılmıştır. Irak Sivil Havacılık Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun devam etmesi nedeniyle hava sahasının 72 saat daha uçuşlara kapalı kalacağı bildirilmiştir.
Açıklamada, alınan kararın 28 Mart Cumartesi günü saat 12.00’ye kadar geçerli olacağı belirtilmiştir. Söz konusu uygulamanın, bölgede süregelen askeri gerilim ve güvenlik riskleri çerçevesinde sürdürüldüğü ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İran ordusu, ABD’ye ait USS Abraham Lincoln uçak gemisinin hedef alındığını duyurmuştur. İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansının ordu açıklamasına dayandırdığı haberde, “Abraham Lincoln uçak gemisinin kıyıdan denize seyir füzeleriyle hedef alındığı” belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca, gemiye yönelik füze ateşlendiğine dair görüntülerin yayımlandığı aktarılmıştır.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Ebulfazl Şikarçi, daha önce 14 Mart tarihinde yaptığı açıklamada da söz konusu uçak gemisinin hedef alındığını ve saldırı sonrasında operasyonel menzilden uzaklaştığını öne sürmüştür.
ABD ordusu ise İran tarafından dile getirilen bu iddiaları reddetmiş ve uçak gemisinin herhangi bir saldırıya uğradığına ilişkin açıklamaların doğru olmadığını savunmuştur.
Öte yandan İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Şehram İrani tarafından yapılan açıklamada, uçak gemisinin sürekli gözetim altında tutulduğu ifade edilmiş ve geminin İran’ın füze menziline girmesi halinde yeniden hedef alınacağı belirtilmiştir.
İran tarafından İsrail’in güneyine yönelik gerçekleştirilen misilleme kapsamında, Necef bölgesinde bulunan bir sanayi alanı hedef alınmıştır. Saldırı öncesinde İsrail’in güneyinde, Dimona Nükleer Santrali’nin de bulunduğu bölgede sirenlerin çaldığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin bunları önlemeye çalıştığı” ifade edilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, saldırının ardından Ölü Deniz bölgesi, Dimona kenti ve Necef Çölü genelinde alarm durumuna geçilmiştir.
Haberlere göre, bir füzenin Necef’teki bir sanayi bölgesine isabet ettiği ve olayda maddi hasar meydana geldiği bildirilmiştir. Saldırıya ilişkin ilk belirlemelerde can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştır. Kızıl Davud Yıldızı tarafından yapılan açıklamada da, İran’ın söz konusu misillemesinde ölen ya da yaralanan bulunmadığı, gelişmelere bağlı olarak bilgilendirme yapılacağı ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’ye ait olduğu öne sürülen bir F-18 savaş uçağının vurulduğunu iddia etmiştir. Açıklamada, “ABD’ye ait bir F-18 savaş uçağının hava savunma sistemleri tarafından vurulduğu” ifade edilmiştir.
İran tarafı, söz konusu saldırıya ilişkin görüntülerin yayımlandığını belirtmiş, İran Devlet Televizyonu ise uçağın Sistan ve Belucistan Eyaleti’ne bağlı Çabahar kenti semalarında vurulduğunu ve Hint Okyanusu’na düştüğünü öne sürmüştür. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından konuya ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapılmadığı bildirilmiştir.
CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’ye ait bir F-18 savaş uçağını vurduğu yönündeki iddialarına ilişkin açıklamada bulunmuştur. CENTCOM tarafından yapılan paylaşımda, İran’ın açıklamasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Açıklamada, "İran tarafından hiçbir ABD savaş uçağı düşürülmemiştir." ifadelerine yer verilmiş ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun açıklamasının “yanlış” olduğu vurgulanmıştır.
Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerine yönelik gerçekleştirilen balistik füze saldırısının ardından İran ile temas kurduklarını açıklamıştır. Barzani, saldırı sonrasında İran’ın “bir hata yapıldığını kabul ettiğini” belirterek, “İran yanlış yaptığını kabul etti ve bu konuyu soruşturacakları sözünü verdi.” ifadelerini kullanmıştır.
Barzani, soruşturma sürecine ilişkin olarak, İran tarafından yapılacak incelemenin sonucunu beklediklerini ifade etmiş ve “bu konuda detaylı bir soruşturma yürütülmesi ve Kürdistan Bölgesi'nin bilgilendirilmesi” beklentisini dile getirmiştir. Açıklamasında saldırıyı kınadıklarını belirten Barzani, “Tabi biz bunu şiddetle kınadığımızı bildirdik. Kürdistan Bölgesinin politikası bellidir. Bölgede huzur ve istikrar faktörüyüz.” ifadelerine yer vermiştir. Ayrıca IKBY’nin herhangi bir ülke için tehdit oluşturmadığını vurgulayarak, “daha önce de hiçbir komşu ülkeye ve İran'a tehdit olmadığımızı deklare ettik.” demiştir.
Barzani, ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin tutumlarını da açıklamış ve “Bu savaşın bir parçası olmadık, olmayacağız.” ifadelerini kullanmıştır.
25 Mart 2026 tarihinde İran tarafından Körfez bölgesindeki çeşitli ülkelere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirilmiş, söz konusu ülkeler saldırıların hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklamıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, İran tarafından 5 balistik füze ve 17 İHA fırlatıldığını, bunların tamamının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurmuştur. Açıklamada ayrıca, İran’ın saldırılarının başlangıcından bu yana 357 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1806 İHA'nın engellendiği bilgisi paylaşılmıştır.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “ülkenin doğu bölgesinde hava sahasına giren 4 İHA'nın engellenerek imha edildiği” ifade edilmiştir. Açıklamada, gece saatlerinden itibaren art arda gerçekleşen saldırılara dikkat çekilerek, “doğu bölgesine düzenlenen 32 İHA saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği” belirtilmiştir.
Suudi Arabistan Sivil Savunması tarafından yapılan açıklamada ise, hava savunma sistemleri tarafından engellenen füzelerden düşen parçaların doğu bölgesinde yerleşim alanlarına isabet ettiği aktarılmıştır. Bu kapsamda, parçaların biri inşaat halinde olan iki evin çatısına düştüğü, olayda sınırlı maddi hasar meydana geldiği ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığı bildirilmiştir.
Kuveyt ordusu, İran’dan fırlatılan füze ve insansız hava araçlarının engellendiğini açıklamış, saldırılara ilişkin sayısal detay paylaşmamıştır. Kuveyt Elektrik Bakanlığı ise engellenen füzelerin parçalarının düşmesi sonucu 7 elektrik hattının hasar görerek devre dışı kaldığını duyurmuştur.
25 Mart sabah saatlerinde, İran kaynaklı bir insansız hava aracının (İHA) Kuveyt Havalimanı’ndaki yakıt deposunu hedef aldığı bildirilmiştir. Kuveyt Sivil Havacılık Kurumu tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonucunda havalimanı sahasında yoğun duman yükseldiği ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 akşam saatlerinde Kuveyt tarafından yapılan açıklamada, ülkenin son 24 saat içerisinde yoğun hava saldırılarına maruz kaldığı bildirilmiştir. Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Suud el-Atvan tarafından yapılan açıklamada, “son bir günde Kuveyt hava sahasında 20 balistik füze saldırısının tespit edildiği” ifade edilmiştir.
Açıklamada, söz konusu füzelerden 13’ünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, geri kalan 7 füzenin ise tehdit oluşturmayan boş alanlara düştüğü belirtilmiştir. Ayrıca aynı süre içerisinde ülkenin 9 insansız hava aracıyla hedef alındığı, bunlardan 6’sının hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği aktarılmıştır.
Atvan açıklamasında, saldırıların bazı noktalarda doğrudan etkili olduğunu belirterek, “İHA'lardan 2 tanesinin Kuveyt Uluslararası Havalimanındaki bir yakıt deposunu hedef almasıyla yangına yol açtığını” ifade etmiştir. Yangına müdahale edildiği ve olayda can kaybı yaşanmadığı bildirilmiştir.
Ayrıca, bir İHA’nın yerleşim alanlarından uzak bir bölgeye düştüğü belirtilmiş, Kuveyt Ulusal Muhafızları’nın sorumluluk alanlarında da saldırıların tespit edildiği ifade edilmiştir. Açıklamada, Ulusal Muhafızların 5 drone düşürdüğü bilgisi paylaşılmıştır.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırıları kapsamında dün sabah saatlerinden itibaren 4 kez hava saldırısı sirenlerinin çaldığını belirterek halka sığınaklara yönelmeleri çağrısında bulunmuştur. Açıklamada ayrıca, İran’ın saldırısı sonucu bir şirket tesisinde çıkan yangının söndürüldüğü bildirilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile müzakereler yürütüldüğüne ilişkin açıklamalarına tepki göstermiştir. İran devlet televizyonuna konuşan Zülfikari, Washington yönetimine hitaben "Yenilginizi, anlaşma olarak adlandırmayın. Vaatlerinizin sonu geldi. Başından beri tavrımız netti ve değişmedi. Bizim gibiler sizin gibilerle ne şimdi ne de sonra anlaşma yapmayacak." demiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının küresel ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Bekayi, ABD ile yürütülen diplomatik süreçlere ilişkin "ABD diplomasisiyle ilgili çok felaket bir deneyim yaşadığımızı söylemeliyim. Nükleer meseleyi çözmek için müzakereler yürütürken 9 ay içinde ikinci kez saldırıya uğradık. Bu, diplomasiye ihanetti. Bu bir kez değil, iki kez yaşandı. Bu yüzden kimse ABD diplomasisine güvenemez." demiştir.
Bekayi ayrıca dünya ekonomisine ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Bölgemizde yaşananların dünya ekonomisini etkilediğini anlıyorum ancak bu bizim suçumuz değil. Siz petrol fiyatlarıyla, gıda fiyatlarıyla ilgileniyorsunuz fakat biz vatandaşlarımızın hayatıyla ilgileniyoruz. Dünya ekonomisi üzerindeki etki ve sonuçlar, doğrudan ABD ve İsrail'in İran'a ve tüm bölgeye dayattığı pervasız ve yasa dışı savaştan kaynaklanmaktadır."
İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere ilişkin açıklama yayımlamıştır. Açıklamada, ABD ve İsrail dışındaki ülkelerin belirli şartlar altında geçiş yapabileceği belirtilerek "Diğer devletlere ait veya onlarla bağlantılı gemiler de dahil olmak üzere, düşman olmayan gemiler, İran'a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla, yetkili İran makamlarıyla koordinasyon halinde Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişten yararlanabilirler." ifadelerine yer verilmiştir.
İran’ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, ABD ile görüşmeler yapıldığına ilişkin iddiaları reddetmiştir. Mukaddem, İran resmi ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada "Edindiğim bilgilere göre ve Trump'ın iddiasının aksine, iki ülke arasında şu ana kadar doğrudan veya dolaylı hiçbir görüşme yapılmadı. Elbette, dost ülkelerin bu saldırganlığı sona erdirmek için her zaman her iki tarafla da istişare halinde olduğu açıktır ancak bu ülkelerin dostane çabaları, İran ile ABD arasında müzakereler anlamına gelmiyor; aksine, Tahran ile Washington arasında, umarız ki bu dayatılmış savaşı sona erdirecek verimli bir diyalog zemini oluşturma girişimidir." demiştir.
Mukaddem ayrıca şu ifadeleri kullanmıştır: "Biz her zaman sorunların diyalogla çözümünü istedik ancak Washington'ın diplomasiye ihaneti̇nden (ABD-İsrail'in Tahran-Washington müzakere süreci devam ederken ikinci kez saldırılar başlatması) sonra İran, saldırganlar karşısında ülkesini ve milletini cesurca savundu ve dünya, düşmanın bu korkakça saldırganlık karşısındaki çaresizliğine tanık oluyor."
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri hareketliliğine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Kalibaf, ABD’nin bölgedeki faaliyetlerini yakından izlediklerini belirterek, “Bölgedeki tüm ABD hareketlerini, özellikle de asker konuşlandırmalarını yakından takip ediyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Açıklamasında ABD’nin olası askeri konuşlandırmalarına karşı uyarıda bulunan Kalibaf, “Topraklarımızı savunma kararlılığımızı sınamayın.” sözleriyle İran’ın tutumunu ortaya koymuştur. Ayrıca, ABD’nin askeri planlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Generallerin bozduğu şeyi askerler düzeltemez; aksine Netanyahu'nun yanılsamalarına kurban gidecekler.” ifadelerine yer vermiştir.
İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Şehram İrani, ABD’nin bölgedeki askerî varlığına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İrani, ABD’ye ait USS Abraham Lincoln uçak gemisinin sürekli gözetim altında tutulduğunu belirterek, geminin İran’ın füze menziline girmesi halinde hedef alınacağını ifade etmiştir.
İrani açıklamasında, “Düşman Abraham Lincoln filosunun performansı ve hareketleri sürekli olarak izlenmektedir ve düşman filosu füze sistemlerinin menziline girer girmez İran donanması tarafından ezici saldırıların hedefi olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.
25 Mart günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk milletine yönelik Türkçe bir mesaj paylaşmıştır. Pezeşkiyan, sosyal medya üzerinden yayımladığı mesajında Türkiye’nin İran ile dayanışmasına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Pezeşkiyan mesajında, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın saldırgan Siyonist rejimi (İsrail) kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır.” ifadelerini kullanmıştır.
Aynı mesajda Türk halkına da hitap eden Pezeşkiyan, “Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yola, ilahi lütufla birlikte devam edeceğiz.” ifadelerine yer vermiştir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail ile devam eden savaş bağlamında açıklamalarda bulunmuştur. Kalibaf, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Düşmanın tüm faaliyetlerini gözetliyoruz. İran düşmanları bir bölge ülkesi ile İran adalarından birini işgale hazırlanıyor.” ifadelerini kullanmıştır.
Kalibaf, söz konusu iddiaya ilişkin olarak olası bir müdahaleye karşı uyarıda bulunmuş ve “Bu yönde bir adım atılırsa söz konusu ülkenin bütün altyapısı hiçbir sınır olmadan hedef alınacaktır.” açıklamasını yapmıştır.
26 Mart 2026 tarihinde İsrail basınında yer alan iddialara göre, İran ve Hizbullah’ın İsrailli yetkililere yönelik suikast girişimleri kapsamında ülkedeki güvenlik kameralarını hedef aldığı ileri sürülmüştür. İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü tarafından yapılan değerlendirmelerde, söz konusu girişimlerin “kinetik-sibernetik” olarak tanımlanan bir stratejinin parçası olduğu belirtilmiştir.
İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü Başkanı Yossi Karadi, İran ve Hizbullah’ın 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’e karşı siber işbirliğini artırdığını öne sürerek, “İran ve Hizbullah'ın, İsrailli yetkililere suikast düzenlemek için ülkede kameraları hacklemeye çalıştığını” savunmuştur. Karadi, bu girişimlerin hedefli saldırılar için veri toplama amacı taşıdığını ifade etmiştir.
Karadi açıklamasında, bu yöntemlerin yalnızca dijital saldırılarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Bir bilgisayara sızmaktan bahsetmiyorum, insanlara fiilen zarar vermeyi başarmaktan bahsediyorum.” ifadelerini kullanmış, ayrıca “Eğer (İran'ın kameraları hacklemesi) bunlar başarılı olsaydı, hepimiz burada (ölenlerin) isimlerini konuşuyor olurduk.” demiştir.
İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin-Bet’in, İran kaynaklı olduğu öne sürülen çok sayıda siber saldırıyı tespit ettiği ve engellediği ileri sürülmüştür. Bu kapsamda, 28 Şubat’tan bu yana yaklaşık 50 ciddi siber saldırının kaydedildiği, ayrıca İsraillileri devşirme amaçlı 61 girişim ve 25 yabancı “etki saldırısının” tespit edildiği iddia edilmiştir.
Karadi, bu saldırıların kapsamına ilişkin olarak, bazı vakalarda İsrailli kuruluşlara ait verilerin tamamen silindiğini ve geri yüklenemeyecek şekilde gelişmiş yöntemler kullanıldığını öne sürmüştür. Ayrıca, “Rusya ve Çin'den İran'a yıllardır süregelen siber yetenek transferinden” duyduğu endişeyi dile getirmiştir.
Açıklamada, İran’ın siber kapasitesinin yalnızca dijital aksaklıklar oluşturmakla sınırlı olmadığı, aynı zamanda fiziksel saldırılara zemin hazırlayacak istihbarat üretimi için kullanıldığı iddia edilmiştir. Bununla birlikte, İsrail’in İran’a yönelik fiziksel saldırıları ile siber saldırıların yoğunluğu arasında “bağlantı ve korelasyon” bulunduğu ancak bu etkinin sınırlı kaldığı ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Zülfikari, mevcut durumun kalıcı nitelik taşıyacağını belirterek, "Hürmüz Boğazı’nın durumu eskisine dönmeyecek." ifadelerini kullanmıştır.
Zülfikari açıklamasında, boğazdan geçiş kurallarının yeniden belirlendiğini ifade ederek, "Boğazlardan geçiş kurallarını yeniden belirledik ve bu kurallar oldukça açıktır. (ABD ve İsrail) bağlantılı hiçbir unsurun geçiş hakkı yoktur. Boğazdan kimin geçip geçmeyeceğine biz karar veririz." demiştir.
Açıklamada ayrıca enerji piyasalarına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiş, artan petrol fiyatlarına dikkat çekilerek fiyatların daha da yükselmesinin İran’ın kontrolünde olduğu öne sürülmüştür.
Zülfikari, ABD ve İsrail unsurlarının bölgede hareketsiz kaldığını iddia ederek, yalnızca askeri varlıkların değil, bu ülkeler tarafından oluşturulan düzenin de dağıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca, ABD ve İsrail’in savaşın sonucuna kendi kendine ulaştığını ve müzakere süreçlerini de kendi aralarında yürüttüğünü iddia etmiştir.
İsrail’in Kanal 12 televizyonunun, adını vermediği İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD yönetiminin İran ile gerilimi sonlandırmak amacıyla 15 maddelik bir teklif hazırladığı ileri sürülmüştür. Haberde, söz konusu planın Pakistan aracılığıyla Tahran’a iletildiği ve anlaşma müzakereleri için bir aylık geçici ateşkes ilan edilmesinin planlandığı iddia edilmiştir.
Plan kapsamında İran’ın nükleer programına ilişkin çeşitli şartların yer aldığı öne sürülmüştür. Bu çerçevede İran’ın nükleer kapasitesinin sonlandırılması, nükleer silah elde etmeyeceğine dair taahhütte bulunması ve İsfahan, Natanz ve Fordo’daki nükleer tesislerin devre dışı bırakılması gibi maddelerin bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca İran’ın ülkede uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na devretmesi gerektiğinin öngörüldüğü aktarılmıştır.
Haberde ayrıca, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden gemi trafiğine açması, füze programının menzil ve kapasite açısından sınırlandırılması ve bölgedeki “vekil güçlere desteğini kesmesi” gibi şartların da plan kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Bu koşullar karşılığında İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasının taahhüt edildiği ileri sürülmüştür.
İsrailli kaynaklar, İran’ın söz konusu teklifi kabul etme konusunda isteksiz olabileceğini ifade ederken, ABD’nin öncelikle genel çerçeve anlaşmasını kabul ettirmeye çalışarak detayları daha sonraya bırakabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur.
25 Mart 2026 tarihinde İran Hükümet Bilgilendirme Konseyi Başkanı İlyas Hazreti, ABD’nin İran’a sunduğu öne sürülen 15 maddelik talep listesine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Hazreti, söz konusu iddiaları reddederek, “Düşmanlar, saldırarak elde edemeyecekleri isteklerini kendi kendilerine listelemişler.” ifadelerini kullanmıştır.
Hazreti açıklamasında ayrıca, iddiaların gerçek dışı olduğunu belirterek, “Bunlar medya spekülasyonları ve Sayın Trump'ın yalanları, bunlara fazla önem vermeyin.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Aynı gün İranlı yetkililer, ateşkes ve müzakere sürecine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansına dayandırılan haberde, “İranlı yetkililer mevcut şartlarda ateşkes ve müzakereleri meşru görmüyor.” ifadelerine yer verilmiştir.
İsmi açıklanmayan İranlı yetkililer, anlaşmayı ihlal eden taraflarla müzakere yürütmenin uygun olmadığını belirterek, mevcut koşullarda ateşkes ve müzakere sürecine girmenin mantıklı olmadığını vurgulamıştır.
Açıklamalarda ayrıca, ABD’nin ateşkes ilanı ve İran ile müzakere süreci başlatmaya yönelik girişimlerde bulunduğu ancak İran tarafının mevcut şartlarda bu süreci uygun görmediği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, İran yönetiminin ateşkes teklifini kabul etmediği belirtilmiş, Tahran’ın sunduğu şartların kabul edilmesi durumunda ise ateşkes değil, yalnızca savaşın sona ermesini kabul edeceği kaydedilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İran basınında yer alan haberlere göre, İran yönetimi ABD ve İsrail ile devam eden savaşın sonlandırılması için belirli şartlar öne sürmüştür. Üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırılan açıklamalarda, İran’ın savaşın sona erdirilmesi için beş şart belirlediği ifade edilmiştir.
Haberde, söz konusu şartların “saldırı ve suikastların sona erdirilmesi, savaşın tekrar başlamayacağının garanti edilmesi, tazminat ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tanınması ve İran ile birlikte çatışmalara katılan vekil gruplarına yönelik saldırıların durdurulması” olduğu belirtilmiştir.
Aynı açıklamada, ABD’nin İran’a müzakere talebinde bulunduğu ve çeşitli öneriler sunduğu ancak bu tekliflerin aşırı talepler içerdiği gerekçesiyle reddedildiği ifade edilmiştir. İranlı yetkili, belirtilen şartlar yerine getirilene kadar İran’ın “kendini savunmaya devam edeceğini” ve çatışmaların İran’ın karar vereceği zamanda sona ereceğini vurgulamıştır.
25 Mart 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile yürütüldüğü öne sürülen müzakere sürecine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, İran’ın mevcut politikasını ortaya koyarak, “Şu anki siyasetimiz ülkeyi savunmaya devam etmektir ve ABD ile müzakere yok." ifadelerini kullanmıştır.
Müzakere iddialarına ilişkin değerlendirmesinde Erakçi, "Mesajlar yoluyla bazı fikirler söz konusu oldu ve bunlar üst makamlara iletildi. Gerek görülmesi halinde pozisyon alınır ve bu üst düzey yetkililerce açıklanır.” demiştir.
Ateşkes konusuna da değinen Erakçi, İran’ın bu yöndeki tekliflere yaklaşımını açıklayarak, “Bazı ülkelerin dışişleri bakanları ve liderleri telefonla ateşkes için öneride bulundular, tavrımızı bu görüşmelerde de ilettik. Biz ateşkes istemiyoruz savaşın sona ermesini istiyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerinde Erakçi, "Hürmüz Boğazı bizim kara sularımızda bulunuyor ve bizim hakimiyetimizde. Ayrıca bize göre kapalı değil, sadece düşmana ve onlarla bağlantılı olanlara kapalı." demiştir. Boğazdan geçişlerin mevcut koşullarda sınırlı olduğunu belirterek, "Şu an gemiler boğazdan geçemiyor çünkü sigortaları, savaş koşullarını karşılamıyor." ifadelerine yer vermiştir. Ayrıca bazı ülkelerin gemilerine izin verildiğini belirterek, “Şu an Çin, Rusya, Irak, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gemileri geçebiliyor.” açıklamasını yapmıştır.
ABD’nin İran altyapısına yönelik tehditlerine ilişkin Erakçi, “Altyapılarımıza yönelik saldırı tehdidine karşı bir felaketle karşı karşıya kalınacağı konusunda gerekli uyarılar Silahlı Kuvvetler tarafından yapıldı.” ifadelerini kullanmıştır.
Erakçi ayrıca, savaşın etkilerine değinerek ABD halkı ile bölge halkının bedel ödediğini belirtmiş, Avrupa ülkelerinin tutumuna ilişkin olarak ise “Avrupa’nın uluslararası arenada önemli bir oyuncu olmadığını gösterdiler.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD ile İran arasındaki süreç ve devam eden askerî operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Leavitt, ABD’nin İran ile müzakereleri sürdürdüğünü belirterek, aynı zamanda askerî seçeneklerin de hazır tutulduğunu ifade etmiştir.
Leavitt açıklamasında, "Başkan'ın (Donald Trump) tercihi her zaman barıştır. Ancak İran, askeri açıdan mağlup oldukları gerçeğini kabul etmezse, Başkan Trump onların şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sert şekilde vurulduklarından emin olacaktır." ifadelerini kullanmıştır.
ABD’nin İran’a yönelik askerî yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Leavitt, Başkan Donald Trump’ın açıklamalarının “blöf olmadığını” belirterek, Trump’ın İran’a “cehennemi yaşatmaya hazır olduğunu” söylediğini aktarmıştır.
ABD askerlerinin İran’a gönderilmesine ilişkin bir soruya yanıt veren Leavitt, bu konuda nihai kararın Trump’a ait olduğunu belirtmiş, ayrıca mevcut operasyonlara ilişkin olarak "Şu anda bildiğiniz gibi Kongre’den resmi bir yetki alınması gerekmiyor, çünkü şu anda İran’da büyük çaplı operasyonlar yürütüyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
Leavitt, ABD’nin İran’a yönelik yürüttüğü askerî operasyonların 4 ila 6 haftalık bir plan kapsamında sürdürüldüğünü belirterek, bu takvimin önünde ilerlendiğini ve İran ordusunun ciddi şekilde zayıflatıldığını savunmuştur.
ABD’nin İran’a sunduğu öne sürülen 15 maddelik plan hakkında da değerlendirmelerde bulunan Leavitt, Beyaz Saray’ın bu planı tamamen doğrulamadığını ifade ederek, "Beyaz Saray bu planın tamamını hiçbir zaman doğrulamadı. Planın bazı kısımlarında doğruluk payı var, ancak okuduğum haberlerin bir kısmı tamamen gerçeğe uygun değildi." şeklinde konuşmuştur.
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin sürece de değinen Leavitt, ABD’nin bu konuda çalışmalar yürüttüğünü belirtmiş ancak net bir takvim vermekten kaçınarak, "Bugün size kesin bir zaman çizelgesi veremem, ancak yönetimin bu konuyu olabildiğince çabuk halletmek için çalıştığından emin olabilirsiniz." ifadelerini kullanmıştır.
Ayrıca Leavitt ile bir gazeteci arasında İran’daki yönetim yapısına ilişkin yaşanan diyalogda, Leavitt’in "Öyle değil mi? Lider kadrosunun tamamı öldürüldü." ifadesini kullandığı, ardından “Rejim liderliğinde bir değişiklik oldu.” şeklinde açıklama yaptığı aktarılmıştır.
26 Mart'ın ilk saatlerinde, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik düzenlenen saldırılar kapsamında, Basra Körfezi kıyısındaki Fars eyaletine bağlı Lamerd ilçesinde bulunan Uluslararası Lamerd Şuheda Havalimanı hedef alınmıştır. İranlı İşçiler Haber Ajansına göre Lamerd Kaymakamı Ali Alizade, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD-İsrail saldırılarında Uluslararası Lamerd Şuheda Havalimanı pistinin bir kısmı vuruldu.” ifadelerini kullanmıştır. Aynı açıklamada olayda can kaybı yaşanmadığı bildirilmiştir.
Saldırıyla eş zamanlı olarak Fars eyaletinin merkezi konumundaki Şiraz kentinde art arda patlama sesleri duyulduğu aktarılmıştır. Bu patlamaların, aynı gece içerisinde gerçekleşen saldırı dalgası kapsamında meydana geldiği belirtilmiştir. Gece saatlerinde İran’ın önemli şehirlerinden biri olan İsfahan’da da şiddetli patlamalar meydana gelmiştir.
Aynı gün içerisinde İran tarafından İsrail’e yönelik ardı ardına füze misillemeleri gerçekleştirilmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye girdiği” bildirilmiştir. Saldırılar sırasında İsrail’in orta kesimlerinde geniş bir alanda sirenler çalmış, halka cep telefonları üzerinden uyarı mesajları gönderilerek sığınaklarda kalmaları istenmiştir.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, İran’ın misillemeleri sonrasında “büyük Tel Aviv olarak bilinen Gush Dan bölgesi, Kudüs ve çevresinde sirenlerin çaldığı” aktarılmıştır. Bölgedeki patlama seslerinin, önleyici füzelerin ateşlenmesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre bu saldırı dalgasında ölü ya da yaralı bulunmadığı kaydedilmiştir.
İran’ın gerçekleştirdiği misillemelerin devamında, ülkenin orta ve kuzey kesimlerini kapsayan yeni saldırı dalgaları meydana gelmiştir. Kanal 12 televizyonunun haberine göre, ilk füze saldırısının İsrail’in orta kesimlerini, ikinci saldırının ise kuzey bölgelerini hedef aldığı bildirilmiştir. Bu kapsamda, Hayfa kenti ve Celile bölgesinde sirenlerin devreye girdiği aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi tarafından yapılan açıklamada, Hayfa’da füze parçalarının isabet etmesi sonucu bir kişinin yaralandığı duyurulmuştur. İran’ın çok başlıklı füze kullandığı bir saldırıda, İsrail’in orta kesimindeki Kfar Kasım beldesinde 5 kişinin hafif yaralandığı bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, füze parçaları bir bina ve yola isabet etmiş, bazı araçlarda ciddi hasar meydana gelmiştir. Ayrıca, önleme sonrası oluşan şarapnel ve füze parçalarının 11 farklı noktaya düştüğü aktarılmıştır.
26 Mart 2026 tarihinde Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı tarafından yapılan paylaşımda, “ABD ve İsrail'in saldırılarda kullandığı 202 askeri hava aracının İran hava savunma sistemi tarafından hedef alındığı” öne sürülmüştür.
Aynı kaynakta, farklı türlerde çok sayıda hava unsurunun etkisiz hale getirildiği iddia edilmiştir. Buna göre, “MQ-9, Hermes 900, Hermes 450, Orbiter-4 ve Lucas tipi 131 insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü”, ayrıca “AGM-158 JASSM ve Tomahawk tipi 56 seyir füzesinin vurulduğu” belirtilmiştir. Bunun yanında, “F-15, F-16, F-18 ve F-35 tipi 7 savaş uçağının” ve “KC-135 tipi 7 yakıt ikmal uçağı ile 1 helikopterin” hedef alındığı ileri sürülmüştür.
26 Mart 2026 tarihinde CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonlar kapsamında 10 binden fazla hedefin vurulduğu bildirilmiştir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından paylaşılan görüntülü mesajda, Brad Cooper operasyonların son durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Cooper, operasyonların dördüncü haftasında olduklarını belirterek, “askeri hedeflerini gerçekleştirme noktasında planın gerisinde kalmadan hatta ilerisinde olacak şekilde yol aldıklarını” ifade etmiştir. Aynı açıklamada, “Doğrusu, İran'a ait 10 bininci hedefi yalnızca birkaç saat önce vurduk.” sözleriyle operasyonların kapsamına dikkat çekilmiştir.
Açıklamada İran’ın deniz gücüne ilişkin değerlendirmelere de yer verilmiş, Cooper, “İran donanmasının en büyük gemilerinin yüzde 92'sini yok ettiklerini” ileri sürmüştür. Bu kapsamda, söz konusu gemilerin artık aktif olarak denize açılmadığı ifade edilmiştir. Cooper, mevcut durumu değerlendirirken, “artık bölgede dünya genelinde deniz gücü ve etkisini anlamlı şekilde sergileme yeteneğini yitirmiş durumdalar” ifadesini kullanmıştır.
Bunun yanı sıra, İran’ın hava ve füze kapasitesine ilişkin de açıklamada bulunulmuş, Cooper, İran’ın insansız hava aracı ve füze fırlatma oranlarının yüzde 90’ın üzerinde azaldığını belirtmiştir. Bu durumun, “İran'ın ABD güçleri ve bölgesel komşulara saldırı yeteneğinin önemli ölçüde azalması” anlamına geldiği ifade edilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen süreç ve devam eden askerî operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, İran’ın müzakere yürüttüğünü ve anlaşma yapmak istediğini ileri sürerek, “İranlıların müzakere ettiğini ve anlaşma yapmak istediğini” savunmuş, ancak bu durumun kamuoyuna açıklanmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda, “Bunu söylemekten korkuyorlar. Çünkü, kendi halkları tarafından öldürüleceklerini düşünüyorlar. Ayrıca, bizim tarafımızdan öldürülmekten de korkuyorlar.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, devam eden sürece ilişkin terminolojiye de değinerek, “'Savaş' kelimesini sevmiyorlar. Çünkü bunu kullanmak için onay almanız gerekir. Bu yüzden 'askeri operasyon' diyeceğim.” şeklinde konuşmuş ve mevcut durumu “askeri yıkım” olarak tanımlamıştır.
Enerji ve petrol fiyatlarındaki artışa ilişkin değerlendirmesinde Trump, bu gelişmelerin operasyonun “kısa vadeli etkileri” olduğunu belirterek, söz konusu ekonomik etkilerin öncelikli olmadığını ifade etmiştir. Açıklamasında İran’a yönelik sert ifadeler kullanan Trump, “Yapmamız gereken şey kanseri ortadan kaldırmaktı. Kanser, nükleer silaha sahip İran'dı ve biz onu kesip çıkardık. Şimdi de işini bitireceğiz.” demiştir.
ABD’nin askerî kapasitesine de vurgu yapan Trump, ülkesinin dünyanın en büyük ordusuna sahip olduğunu belirtmiş ve ABD güçlerinin İran tarafından gerçekleştirildiği öne sürülen bir füze saldırısını engellediğini iddia etmiştir. Bu kapsamda, “Bir saldırıya uğradık. İran, bizim için çok önemli bir hedefe 100 füze fırlattı… bize doğru gelen 100 füzenin tamamı anında vuruldu, havada imha edildi, denize düştü.” ifadelerine yer vermiştir.
26 Mart günü öğle saatlerinde İran tarafından gerçekleştirilen misilleme saldırıları kapsamında, İsrail’in başkenti Tel Aviv ve çevresi hedef alınmıştır. İran’dan yapılan iki ayrı misillemenin ardından, füze parçalarının yerleşim alanlarına isabet ettiği bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Tel Aviv ve çevresinde bazı bina ve araçlarda hasar meydana gelmiştir. Kanal 12 televizyonu, Tel Aviv, Holon ve Ganei Tikva bölgelerinde üç farklı noktaya füze parçalarının isabet ettiğini, bu saldırılar sonucunda bir aracın yandığını ve bazı evlerde hasar oluştuğunu aktarmıştır.
Kızıl Davud Yıldızı tarafından yapılan açıklamada ise, saldırılar sonucunda 3 kişinin hafif yaralandığı bildirilmiştir. Bölgedeki gelişmelere ilişkin aktarımlarda, Tel Aviv semalarında peş peşe patlama seslerinin duyulduğu belirtilmiş, ikinci misillemenin ardından Ben Gurion Havalimanı’nda da alarmların devreye girdiği ifade edilmiştir.
26 Mart günü ABD Başkanı Donald Trump, NATO üyesi ülkelerin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında herhangi bir katkı sağlamadığını ileri sürerek ittifaka yönelik eleştirilerde bulunmuştur. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, NATO ülkelerinin söz konusu süreçte “hiçbir şey yapmadıklarını” savunmuştur.
Aynı açıklamada Trump, ABD’nin NATO’dan gelecek desteğe ihtiyaç duymadığını vurgulayarak, “ABD'nin NATO'dan gelecek hiçbir şeye ihtiyacı yok ancak bu çok önemli durumu asla unutmayacak.” ifadelerini kullanmıştır.
26 Mart 2026 tarihinde İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırıların başlatıldığı 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana İsrail’e kapsamlı bir askerî mühimmat sevkiyatı gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
Açıklamada, söz konusu süreçte “200’den fazla uçak ve gemiyle gerçekleştirilen 8 bin tonluk askeri mühimmat ve silah sevkiyatının” İsrail’e ulaştırıldığı ifade edilmiştir. Sevkiyatın, ülkenin askerî kapasitesini güçlendirmek amacıyla yürütüldüğü belirtilerek, “stratejik stokları tahkim etme amacı taşıdığı” vurgulanmıştır.
Bakanlık tarafından yapılan ek açıklamada, yalnızca dış sevkiyatlarla sınırlı kalınmadığı, aynı zamanda iç üretim kapsamında da önemli tedarik faaliyetlerinin sürdüğü aktarılmıştır. Bu çerçevede, yıl başından itibaren yerli savunma sanayisinden 3 milyar doların üzerinde askerî mühimmat ve silah tedarik edildiği bildirilmiştir.
26 Mart 2026 tarihinde Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer altyapısına yönelik saldırılarına tepki gösterilmiş ve saldırıların durdurulması çağrısında bulunulmuştur. Açıklamada, Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresine yönelik saldırıya dikkat çekilerek, “Bu pervasız ve sorumsuz yaklaşımdan dolayı kızgınız.” ifadesi kullanılmıştır.
Açıklamanın devamında, saldırıların ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulanarak, “Washington ve Batı Kudüs, Buşehr Nükleer Enerji Santrali'ne yönelik saldırıların geri dönüşü olmayan insani ve çevresel sonuçlara yol açacağını anlamalı.” denilmiştir. Ayrıca, santralde görev yapan personelin, Rus uzmanlar dahil olmak üzere risk altında olduğu belirtilmiş ve durumun “kesinlikle kabul edilemez” olduğu ifade edilmiştir.
Rusya, açıklamasında ABD ve İsrail’e doğrudan çağrıda bulunarak, “İran'ın nükleer enerji altyapısına yönelik saldırılar dahil sebepsiz saldırganlıklarına son vermelerini talep ediyoruz.” ifadelerine yer vermiş, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Birleşmiş Milletler’e de net tepki ve somut adım çağrısında bulunmuştur.
26 Mart 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik yoğun diplomatik temaslarını sürdürdüğü bildirilmiştir.
Bakan Fidan’ın, çok sayıda ülkenin dışişleri bakanları ve üst düzey yetkilileriyle doğrudan telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği belirtilmiştir. 22 Mart tarihinde gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Fidan’ın; İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve ABD’li yetkililerle temas kurduğu aktarılmıştır. Aynı tarihte ayrıca Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Pakistanlı yetkililerle yapılan görüşmelerde de yine “savaşı sona erdirmeye yönelik yürütülen çalışmalar” ele alınmıştır.
Fidan’ın Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile de telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirilmiştir. 23 Mart tarihinde ise Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati ve Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ile ayrı ayrı görüşmeler yapılmış, aynı gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı bin Ferhan ile yapılan temaslarda “savaşı sonlandırmaya yönelik devam eden çalışmalar” değerlendirilmiştir.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile gerçekleştirilen görüşmede ise, savaşa ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. 25 Mart tarihinde devam eden diplomatik temaslar kapsamında Fidan’ın; Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ve Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Fidan’ın Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile yaptığı görüşmede, savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiği vurgulanmış, bu doğrultuda yürütülen uluslararası çabalar ele alınmıştır. Görüşmede ayrıca, ulaştırma hatlarının sürekliliği, enerji arz güvenliği ve tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesinin kritik önem taşıdığı ifade edilmiştir. Tarafların, ekonomik ve ticari ilişkiler ile karşılıklı yatırımlar başta olmak üzere ikili gündem maddelerini de değerlendirdiği aktarılmıştır.
Bunun yanı sıra, Fidan’ın İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile gerçekleştirdiği görüşmede, ABD-İsrail ile İran arasındaki “savaşla ilgili son durumun” ele alındığı bildirilmiştir. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yapılan görüşmede ise, tarafların savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaları değerlendirdiği ifade edilmiştir.
26 Mart 2026 tarihinde Muhoozi Kainerugaba tarafından yapılan açıklamada, İran ile devam eden savaşta İsrail’e destek verildiği bildirilmiştir. Kainerugaba, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “İsrail'in var olma hakkı vardır ve ona yönelik saldırılar durdurulmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Açıklamanın devamında, olası gelişmelere ilişkin sert bir tutum sergilenmiş ve “İsrail’i yok etmek veya yenmekle ilgili herhangi bir konuşma bizi savaşa sokacaktır. İsrail’in yanındayız!” denilmiştir. Uganda’nın İsrail’e destek vermeye hazır olduğu belirtilerek, “İsrail'in yardıma ihtiyacı olması halinde tek yapması gerekenin istemek” olduğu ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş, İran’ın saldırılarının bölgesel ve uluslararası sonuçlarına dikkat çekerek, “İran’ın Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılarının Tahran yönetiminin yalnızlığını artırmaktan başka bir şey yapmayacağı” yönünde görüş bildirmiştir.
Karkaş, açıklamasında uluslararası tepkilere de atıfta bulunarak, “Cenevre'deki İnsan Hakları Konseyi'nin Körfez Arap devletlerine ve kardeş ülke Ürdün'e yönelik acımasız İran saldırısını oybirliğiyle kınaması, bu saldırıların ciddiyetini ve uluslararası hukukun ve devlet egemenliğinin açık ihlalini vurgulayan net bir uluslararası duruşu temsil etmektedir.” ifadelerini kullanmıştır.
Açıklamada ayrıca, İran’ın saldırılarının hedeflerine ilişkin değerlendirmelere yer verilmiş ve “Sivilleri ve altyapıyı hedef almak, enerji ve deniz güvenliğini tehdit etmek cezasız kalmayacak.” denilmiştir. Karkaş, bölge ülkelerinin kendilerini savunma hakkını saklı tuttuğunu vurgulamıştır.
26 Mart 2026 tarihinde Mark Rutte tarafından yapılan açıklamada, İran’ın NATO için artan bir tehdit oluşturduğu vurgulanmıştır. NATO Genel Sekreteri Rutte, Brüksel’de düzenlenen basın toplantısında, İttifak’ın mevcut güvenlik ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Rutte, İran’ın askeri kapasitesine dikkat çekerek, “İran'ın artık müttefikleri için giderek daha tehlikeli yeteneklere sahip olduğu” yönünde değerlendirmede bulunmuştur. Bu kapsamda, İran tarafından Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssüne yönelik gerçekleştirildiği belirtilen füze saldırısını örnek göstererek, söz konusu füzelerin uzun menzilli kapasiteye ulaştığını ifade etmiştir.
Açıklamasında, NATO’nun tüm müttefikleriyle dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Rutte, “NATO, tüm müttefiklerinin yanında sağlam bir şekilde duruyor.” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca İttifak’ın, İran’ın bölgedeki faaliyetlerine karşı ortak bir tutum sergilediği belirtilmiştir.
Rutte, İran’ın nükleer kapasite geliştirmesine yönelik endişelere de değinerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğinin NATO’nun temel ilkelerinden biri olduğunu vurgulamıştır. Bu çerçevede, ABD’nin İran’ın nükleer programını engellemeye yönelik faaliyetlerinin desteklendiği ifade edilmiştir.
Açıklamada ayrıca, NATO müttefiklerinin İran’ın bölgedeki eylemlerine ilişkin ortak değerlendirmeler yaptığı belirtilmiş ve “İran’ın komşularına yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarının kınandığı” ifade edilmiştir. Bunun yanında, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanmasının İttifak açısından öncelikli konular arasında yer aldığı aktarılmıştır.
Rutte, İran’ın Rusya, Çin ve Kuzey Kore ile artan işbirliğine de dikkat çekerek, bu durumun uluslararası güvenlik dengeleri açısından önem taşıdığını belirtmiş ve “Bu konuda naif olmayalım.” ifadelerini kullanmıştır.
26 Mart günü Enver İbrahim tarafından yapılan açıklamada, Malezya’ya ait petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilmesi nedeniyle İran’a teşekkür edildiği bildirilmiştir. Malezya Başbakanı Enver, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yürütülen temaslara değinerek, tankerlerin geçişine izin verilmesinin önemli bir gelişme olduğunu ifade etmiştir.
Enver, yaptığı açıklamada, Malezya’ya ait tankerler ile gemilerde bulunan personelin serbest bırakılması sürecinin devam ettiğini belirtmiş ve bu kişilerin ülkelerine dönüş yolculuğunu sürdürebileceğini aktarmıştır. Ayrıca Orta Doğu’daki gerilime ilişkin diplomatik temaslar kapsamında Pezeşkiyan’ın yanı sıra Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de görüştüğünü ifade etmiştir.
Malezya Başbakanı, İran’ın tutumuna ilişkin değerlendirmesinde, İran’ın “defalarca aldatıldığını düşündüğünü ve bağlayıcı anlaşmalar ile güvenlik garantileri olmadan barış girişimlerini kabul etmekte zorlandığını” dile getirmiştir. Açıklamada ayrıca, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan petrol ve doğal gaz arzındaki aksaklıkların Malezya’yı da etkileyebileceğine dikkat çekilmiştir.
Enver, ülkesinin bölgesel barış çabalarına katkı sunmaya devam edeceğini vurgulamış ve Orta Doğu’daki gelişmelerin küresel etkilerine işaret etmiştir. Bunun yanında, Filistin ve Gazze meselesinin çözümsüz kalmasının bölgedeki insani durumu daha da ağırlaştırdığı ifade edilmiştir.
İranlı yetkililer tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana sürdürdüğü saldırılarda meydana gelen can kaybı ve yaralı sayısına ilişkin güncel veriler paylaşılmıştır. İran Sağlık Bakan Yardımcısı Ali Caferiyan, saldırıların başlamasından itibaren geçen 27 günlük süreçte yaşanan kayıplara ilişkin detaylı bilgi vermiştir.
Caferiyan, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda “aralarında 212 çocuk ile 240 kadının bulunduğu 1937 kişinin hayatını kaybettiğini” açıklamıştır. Aynı açıklamada, saldırılar sonucunda 24 bin 800’ün üzerinde kişinin yaralandığı belirtilmiştir.
Yaralılar arasında demografik dağılıma da yer verilmiş, Caferiyan, yaralananlar arasında yaklaşık 4 bin kadının ve 1621 çocuğun bulunduğunu ifade etmiştir. Bu verilerin, saldırıların sivil nüfus üzerindeki etkisine ilişkin kapsamlı bir tablo sunduğu aktarılmıştır.
26 Mart günü Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava aracı saldırılarının gerçekleştiği bildirilmiştir. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “ülkenin doğusunda 12 İHA saldırısının engellendiği” ifade edilmiştir. Açıklamada, saldırıların tamamının doğu bölgesine yöneldiği belirtilmiş ve İHA’ların hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği aktarılmıştır. Saldırıların kaynağına ilişkin resmi açıklamada herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
Ayrıca İran basınında yer alan değerlendirmelerde, Suudi Arabistan’ın enerji altyapısının olası hedefler arasında bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, “Kuveyt-Suudi Arabistan ortak petrol bölgesi, Vefre ve Burgan petrol sahaları ile enerji santrallerinin misilleme hedefleri listesinde yer aldığı” ifade edilmiştir.
Aynı gün içerisinde Birleşik Arap Emirlikleri tarafından yapılan açıklamada, İran kaynaklı olduğu belirtilen füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin devreye alındığı bildirilmiştir. Savunma Bakanlığı açıklamasında, “Hava savunma sistemlerimiz İran'dan fırlatılan füze ve İHA'ları engellemeye çalışıyor.” ifadelerine yer verilmiştir.
Ülkenin farklı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin, balistik füzelerin engellenmesi ve savaş uçaklarının İHA’ları önlemesi sonucu oluştuğu belirtilmiştir. Açıklamada, saldırıların hava savunma sistemleri tarafından karşılandığı ve müdahalenin sürdüğü vurgulanmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran kaynaklı saldırılara karşı yürütülen hava savunma faaliyetlerine ilişkin detaylı veriler paylaşılmıştır. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin son saldırı dalgasında “15 balistik füze ve 11 insansız hava aracını (İHA) etkisiz hale getirdiği” bildirilmiştir.
Bakanlık, saldırıların başladığı süreçten itibaren gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin kümülatif verileri de açıklamış, bu kapsamda “toplam 372 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1826 İHA’ya müdahale edildiği” ifade edilmiştir.
Açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’e yönelik misillemeleri sırasında ülkede meydana gelen can kayıplarına da yer verilmiştir. Buna göre, görev başındaki 2 asker ile silahlı kuvvetlerle sözleşmeli çalışan Fas uyruklu bir sivilin hayatını kaybettiği, ayrıca Pakistan, Nepal, Bangladeş, Filistin ve Hindistan uyruklu 8 sivilin yaşamını yitirdiği belirtilmiştir.
Yaralılara ilişkin açıklamada ise, farklı ülke vatandaşlarını kapsayan geniş bir dağılım verilmiştir. Bu kapsamda, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere çok sayıda ülke vatandaşından oluşan toplam 169 kişinin çeşitli düzeylerde yaralandığı bildirilmiştir.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran kaynaklı bir saldırı sonucu el-Muharrak kentindeki bir tesiste yangın çıktığı bildirilmiştir. Açıklamada, yangının herhangi bir can kaybı yaşanmadan kontrol altına alındığı belirtilmiştir. Saldırıya hedef olan tesisin niteliğine ilişkin ise detay verilmemiştir.
26 Mart 2026 tarihinde İran’da, devam eden çatışmalar kapsamında sivil destek kapasitesini artırmaya yönelik yeni bir kampanya başlatıldığı bildirilmiştir. Devrim Muhafızları Ordusu bünyesinde yürütülen ve “İran İçin Vatan Savunucuları” adı verilen kampanya ile, 12 yaşından büyük gönüllüler vatan savunmasına destek olmaya çağrılmıştır.
Devrim Muhafızları Ordusu Tahran Kültür ve Sanat Yardımcısı Rahim Nadali tarafından yapılan açıklamada, kampanyanın amacının farklı alanlarda destek sağlayabilecek bireyleri organize etmek olduğu belirtilmiştir. Nadali, “İlgili tüm kişilerin uzmanlık ve yeteneklerine göre vatan savunmasında rol alabileceği bir zemin oluşturmaya karar verdik.” ifadelerini kullanmıştır.
Kampanya kapsamında gönüllülerin çok çeşitli alanlarda görevlendirileceği açıklanmıştır. Bu çerçevede, devriye faaliyetlerine katılım, istihbarat sağlama ve araç arama gibi güvenlik görevleri, lojistik ve ekipman desteği, gıda ve ihtiyaç malzemelerinin dağıtımı, saldırılardan zarar gören yapıların onarımı ile sağlık hizmetleri kapsamında doktor ve hemşirelerin görevlendirilmesi gibi alanlarda destek verileceği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, kampanyaya katılmak isteyen kişilerin Tahran genelindeki Besic noktalarına başvurarak kayıt yaptırabileceği ifade edilmiştir. Nadali, başvuru sürecine ilişkin olarak, “Kayıt olmak isteyeler ilgili formu doldurarak listeye eklenebilirler. Bu kampanya 12 yaşından büyük gönüllülere açıktır.” açıklamasında bulunmuştur.
26 Mart 2026 tarihinde İran’ın, ABD tarafından sunulan 15 maddelik öneriye yanıtını aracılar üzerinden ilettiği bildirilmiştir. İran basınında yer alan haberlere göre, söz konusu yanıtın resmi olarak karşı tarafa ulaştırıldığı aktarılmıştır.
İranlı bir yetkiliye dayandırılan açıklamada, Tahran yönetiminin müzakere sürecine ilişkin temel şartlarını ilettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, “saldırı ve suikastların tüm cephelerde sona erdirilmesi, savaşın tekrarlanmaması ve İran’a tazminat ödenmesinin garanti altına alınması” talep edilmiştir. Ayrıca İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin güvence altına alınmasının şartlar arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
Aynı açıklamada, İran tarafının ABD’nin müzakere girişimlerine yönelik yaklaşımına da yer verilmiş, bu girişimlerin “üçüncü aldatmaca” olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Yetkili, bu değerlendirmeyi açıklarken, “ABD’nin müzakere söylemi ile birlikte dünyaya barış yanlısı bir imaj çizmeyi, küresel petrol fiyatlarını düşürmeyi ve İran’a yönelik kara harekatı için zaman kazanmayı hedeflediğini” ileri sürmüştür.
İranlı yetkili ayrıca, ABD’nin müzakere sürecine yönelik niyetine ilişkin şüphelerin bulunduğunu ifade etmiş ve ABD’nin hem çatışmalar sırasında hem de devam eden görüşmeler esnasında saldırılar gerçekleştirdiğini hatırlatarak, yeni bir askerî operasyon için zemin hazırlamaya çalıştığı iddiasında bulunmuştur.
26 Mart 2026 tarihinde Ali Cihanşahi tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik olası bir kara harekâtına karşı hazırlık durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. İran Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı Cihanşahi, ülkesinin “düşmanla yüzleşmeye hazır olduğunu” ifade etmiştir.
Cihanşahi, olası bir kara savaşının sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kara savaşı düşman için daha tehlikeli ve daha maliyetli olacak.” ifadelerini kullanmıştır. Açıklamada, İran ordusunun sahadaki gelişmeleri yakından takip ettiği ve bölgedeki askeri hareketliliği izlediği belirtilmiştir.
Ayrıca Cihanşahi, ABD ve İsrail’in bölgedeki faaliyetlerine atıfta bulunarak, olası bir kara harekâtının “telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı” yönünde uyarıda bulunmuştur.
26 Mart 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakereler ve devam eden askerî operasyonlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunmuştur. Beyaz Saray’daki kabine toplantısında konuşan Trump, İran ile olası bir anlaşmanın geleceğine ilişkin kararın Tahran yönetimine bağlı olduğunu belirterek, “Şu anda bir anlaşma yapma şansları var, bu onlara kalmış.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, İran’ın nükleer programına ilişkin olarak, “İran'ın nükleer emellerinden kalıcı olarak vazgeçme ve yeni bir yol çizme şansı artık kendi elinde. Bunu yapmak isteyip istemediklerini göreceğiz.” demiştir. Açıklamasında, İran’ın müzakere sürecine yaklaşımına ilişkin olarak “İranlılar anlaşma yapmak için yalvarıyorlar, ben değil.” ifadelerine yer vermiştir.
Trump, anlaşma sağlanması durumunda bölgesel gelişmelere de değinerek, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğini belirtmiş ve İranlı müzakerecilerin “çok başarılı ve zeki” olduğunu ifade etmiştir. ABD Başkanı ayrıca İran’ın askerî durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, İran’ın “kendi içinde yenilgiyi kabul ettiğini” öne sürmüş ve ülkenin askerî kapasitesinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunmuştur. Operasyon sürecine ilişkin olarak ise, “Operasyonumuzu tamamlamamızın yaklaşık 4 ila 6 hafta süreceğini tahmin ediyoruz. Şu anda programın çok ilerisindeyiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump, NATO’ya yönelik eleştirilerini yineleyerek, özellikle İran konusunda İttifak’ın ABD’ye destek vermediğini savunmuş ve “NATO'dan çok hayal kırıklığına uğradık çünkü İran konusunda NATO hiçbir şey yapmadı.” demiştir. ABD’nin geçmişte NATO’ya verdiği desteğe atıfta bulunan Trump, bu durumun “NATO için bir sınav” olduğunu ifade etmiş ve gelecekteki destek konusunda belirsizlik içeren değerlendirmelerde bulunmuştur.
Ayrıca Trump, İran petrolüne ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, İran petrolünü ele geçirmenin bir seçenek olduğunu dile getirmiştir. ABD’nin enerji bağımsızlığına vurgu yaparak, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole ihtiyaç duymadıklarını, buna karşılık diğer ülkelerin bu hatta bağımlı olduğunu belirtmiştir.
Trump, Hürmüz Boğazı’nın açılması için belirlenen takvime ilişkin değerlendirmesinde, sürecin gidişatına dair bilgilerin kendisine danışmanları tarafından aktarılacağını ifade etmiştir. Öte yandan ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik askerî operasyonların sürdüğü belirtilmiş ve bu süreçte “Destansı Öfke Operasyonu” kapsamında saldırıların devam ettiği ifade edilmiştir. Hegseth ayrıca, İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin düzenlenen bir saldırıda öldürüldüğünü öne sürmüş, ancak saldırının detaylarına ilişkin bilgi paylaşılmamıştır.
Trump, İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin yaptığı açıklamada, İran tarafının ABD’ye yönelik bir “jest” olarak Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişine izin verdiğini ileri sürmüştür.
Trump, daha önce dile getirdiği “İran bize bir hediye gönderdi” ifadesinin detaylarını açıklayarak, İranlı yetkililerin kendilerine, “Bizim gerçek ve sağlam müzakereciler olduğumuzu göstermek için size 8 gemi dolusu petrol vereceğiz.” dediğini aktarmıştır. Bu kapsamda, İran’ın 8 petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verdiğini ifade etmiştir.
Açıklamasında, söz konusu gelişmeyi ilk etapta önemsemediğini belirten Trump, daha sonra bir televizyon yayınında tankerlerin geçişine ilişkin haberleri gördüğünü ve bunun ardından, “Sanırım doğru kişilerle görüşüyoruz” değerlendirmesinde bulunduğunu söylemiştir. Trump ayrıca, tankerlerin Pakistan bayrağı taşıdığını ifade etmiştir.
ABD Başkanı, sürecin devamında İran tarafının geçişine izin verilen tanker sayısını artırdığını belirterek, toplamda 10 petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verildiğini dile getirmiştir.
Aynı gün Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik planlanan saldırıların geçici olarak ertelendiğini açıklamıştır. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, kararın müzakere sürecine bağlı olarak alındığını belirtmiştir.
Trump açıklamasında, “İran yönetiminin talebi doğrultusunda, İran'ın enerji santrallerini vurma sürecini 10 gün ertelediğimi” ifade etmiş ve yeni hedef tarih olarak 6 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 20.00 (ABD Doğu Saati) bilgisini paylaşmıştır. Aynı açıklamada, İran ile yürütülen görüşmelerin “çok iyi gittiği” vurgulanmıştır.
26 Mart 2026 tarihinde Yisrael Katz tarafından yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin bir hava saldırısında öldürüldüğü iddia edilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre Katz, Tel Aviv’de üst düzey askerî yetkililerle gerçekleştirilen durum değerlendirme toplantısının ardından açıklamada bulunmuştur.
Katz, söz konusu iddiaya ilişkin olarak, “İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri'nin hava saldırısında öldürüldüğünü” ifade etmiş, ayrıca İranlı üst düzey yetkililere yönelik hedefli saldırıların süreceği yönünde mesaj vermiştir.
Öte yandan, İranlı yetkililer tarafından Tengsiri’nin öldüğüne ilişkin iddialar hakkında herhangi bir resmi doğrulama ya da açıklama yapılmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle söz konusu gelişmenin, taraflar arasında karşılıklı açıklamalarla henüz teyit edilmemiş bir iddia olarak yer aldığı aktarılmıştır.
Aynı gün CENTCOM Komutanı Brad Cooper, söz konusu iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, Tengsiri’nin İsrail hava saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini öne sürmüştür.
Cooper, açıklamasında, “İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Ali Rıza Tengsiri'nin bir İsrail hava saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi, bölgeyi daha güvenli hale getirmektedir.” ifadelerini kullanmıştır. Aynı açıklamada Tengsiri’nin görev süresi boyunca ticaret gemilerine saldırılar düzenlediği ve çok sayıda sivilin ölümünden sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Açıklamada ayrıca, Tengsiri’nin geçmişte ABD tarafından yaptırım listesine alındığı belirtilmiş ve İran donanmasına yönelik operasyonlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir. Cooper, ABD-İsrail saldırılarının başlamasından bu yana “İran donanmasındaki büyük gemilerin yüzde 92’sinin etkisiz hale getirildiğini” iddia etmiştir.
CENTCOM Komutanı, mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde, “DMO Deniz Kuvvetleri'nin Orta Doğu’da ve küresel ölçekte güç yansıtma kabiliyetini tamamen yitirdiğini” savunmuş ve Tengsiri’nin ölümüyle birlikte söz konusu yapının “geri dönülemez bir çöküş sürecine girdiğini” ileri sürmüştür.
Açıklamada, ABD ordusunun İran Deniz Kuvvetlerine yönelik operasyonlarının süreceği belirtilmiş ve Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri personeline yönelik olarak “görev yerlerini terk etmeleri ve evlerine dönmeleri” çağrısı yapılmıştır.
26 Mart 2026 tarihinde Eyal Zamir tarafından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun ciddi bir personel kriziyle karşı karşıya olduğu belirtilmiştir. İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir, güvenlik kabinesi toplantısında yaptığı değerlendirmede, “Personel krizine çözüm bulmazsak ordu çökecek.” ifadelerini kullanmıştır.
Zamir, devam eden askeri operasyonların mevcut insan kaynağı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek, “Daha fazla personele ve askere ihtiyacımız var; bir çözüm bulunmazsa ordu kendi içinde çökecek.” şeklinde uyarıda bulunmuştur. Toplantıya katılan diğer üst düzey askeri yetkililer de benzer değerlendirmelerde bulunarak, “Görev sayısı artarken asker sayısı azalıyor.” ifadesiyle mevcut durumun sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri dile getirmiştir.
Açıklamalarda, İsrail ordusunun aynı anda birden fazla cephede faaliyet yürüttüğüne dikkat çekilmiştir. Bu kapsamda İran’a yönelik saldırıların yanı sıra Lübnan’da kara operasyonlarının sürdüğü, Gazze Şeridi’nin önemli bir bölümünün kontrol altında tutulduğu ve işgal altındaki Batı Şeria’da yeni yerleşimlerin güvenliğinin sağlandığı belirtilmiştir. Bu çok yönlü askerî faaliyetlerin, personel ihtiyacını artırdığı ifade edilmiştir.
ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından yapılan açıklamada, İran ile yürütülen diplomatik süreç kapsamında yeni bir barış planının sunulduğu bildirilmiştir. Witkoff, Beyaz Saray’da düzenlenen kabine toplantısında yaptığı açıklamada, planın Pakistan aracılığıyla İran’a iletildiğini belirtmiştir.
Witkoff, söz konusu girişime ilişkin olarak, “dış politika ekibimizle, arabulucu rolündeki Pakistan hükümeti aracılığıyla (İran'a) bir barış sürecinin çerçevesini oluşturan 15 maddelik eylem planı sunduk.” ifadelerini kullanmıştır.
Açıklamada, bu planın savaşın sonlandırılmasına yönelik bir çerçeve oluşturmayı hedeflediği belirtilmiş ve sürecin sonucunun İran’ın tutumuna bağlı olduğu vurgulanmıştır. Witkoff, müzakere sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “İran'ı, daha fazla ölüm ve yıkımdan başka kendileri için hiçbir iyi alternatifin bulunmadığı bu noktanın, bir dönüm noktası olduğuna ikna edip edemeyeceğimizi göreceğiz.” demiştir.
Planın kabul edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da değinen Witkoff, olası bir anlaşmanın “İran, tüm bölge ve genel olarak dünya için harika bir gelişme olacağı” yönünde değerlendirmede bulunmuştur.
Öte yandan Witkoff, İran tarafının müzakere sürecindeki yaklaşımına ilişkin bazı değerlendirmeler aktarmış ve İranlı yetkililerin, ABD’nin askerî yöntemlerle tam bir üstünlük sağlayamayacağı yönünde bir kanaate sahip olduklarını ifade etmiştir. Bu çerçevede, İran yönetiminin müzakere heyetine anlaşma yapma konusunda tam yetki vermediğine dair işaretler bulunduğu ileri sürülmüştür.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler ve uluslararası sorumluluklara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Fransa’da düzenlenecek G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde açıklama yapan Rubio, ABD’nin enerji ihtiyacının büyük ölçüde bu boğaza bağlı olmadığını vurgulamıştır.
Rubio, konuya ilişkin olarak, “Bizim enerjimizin çok az bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Bu konuda büyük menfaati olan ülkeler var, bu yüzden onlar harekete geçip bu sorunu çözmelidir.” ifadelerini kullanmıştır.
Açıklamasında, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının uluslararası hukuk açısından uygun olmadığını belirten Rubio, “İran, küresel deniz taşımacılığını tehdit etmeyi bırakırsa bu durum yarın bile çözülebilir. Bu tehditler, bir skandal ve uluslararası hukukun ihlalidir.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Ayrıca uluslararası topluma çağrıda bulunarak, “uluslararası hukuka önem veren tüm ülkelerin bu konuda adım atması gerektiğini” ifade etmiştir.
Rubio, İran ile yürütülen müzakere sürecine de değinmiş, görüşmelerin detaylarını paylaşmamakla birlikte sürecin aracı ülkeler üzerinden ilerlediğini belirtmiştir. Bu kapsamda, “Mesajları ileten aracı ülkeler var ve ilerleme kaydedildi.” ifadelerini kullanmış ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji akışında kısmi bir artış yaşandığını dile getirmiştir.
Aynı tarihte Yemen’deki Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, ülkelerinin gelişmeler karşısında tarafsız olmadığını belirtmiştir. El-Mesira televizyon kanalında yayımlanan konuşmasında Husi, sahadaki gelişmelere bağlı olarak askerî müdahale ihtimalinin gündemde olduğunu ifade etmiştir.
Husi, İran’a yönelik saldırılar bağlamında yaptığı değerlendirmede, “sahadaki gelişmelerin askeri bir tutum gerektirmesi halinde buna kararlılıkla karşılık vereceklerini” söylemiştir. Açıklamasında, Yemen’deki Husilerin mevcut süreçte tarafsız bir pozisyon benimsemediğini vurgulamış ve tutumlarının İslam ümmetine aidiyet çerçevesinde şekillendiğini belirtmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde Husi, bu saldırıların küresel ekonomik çıkarlara zarar verdiğini ve bölgesel güvenlik ile istikrarı olumsuz etkilediğini ifade etmiştir. Ayrıca saldırıların gerekçesiz olduğunu savunarak, “Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye yönelik planlar doğrultusunda hareket ettiğini” ileri sürmüştür.
27 Mart 2026 tarihinde gece saatlerinden itibaren ABD ve İsrail tarafından İran’ın farklı bölgelerine yönelik eş zamanlı hava saldırıları düzenlenmiştir. İran basınına göre Tahran, İsfahan, Kaşan, Yezd, Kum, Tebriz, Urumiye ve Ahvaz kentleri saldırıların hedefi olmuştur. Başkent Tahran’da güçlü patlama sesleri duyulmuş, hava savunma sistemleri devreye girmiştir.
Saldırılar kapsamında sivil yerleşim alanları da hedef alınmıştır. Kum kentinin Perdisan bölgesinde 3 konutun vurulması sonucu en az 6 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı saldırılara ilişkin yapılan sonraki açıklamalarda, Kum’daki can kaybının 18’e yükseldiği ve en az 10 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Tahran eyaletine bağlı Rey kentinde düzenlenen saldırılarda Afganistan uyruklu 5 kişi hayatını kaybetmiş, 7 bina kullanılamaz hale gelmiş ve yaklaşık 20 bina zarar görmüştür. Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ve can kaybının artabileceğinin değerlendirildiği aktarılmıştır.
Kirmanşah eyaletinde gerçekleştirilen saldırılarda ise 2’si çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetmiştir. Saldırıların Karhane, Hafıziye ve Çokagelan bölgelerindeki sivil yerleşimleri hedef aldığı belirtilmiştir. İsfahan’da yerleşim alanlarına yönelik saldırılarda 14’ü kadın ve çocuk olmak üzere toplam 26 kişinin öldüğü bildirilmiştir.
ABD ve İsrail saldırılarında İran’ın sanayi ve enerji altyapısı da hedef alınmıştır. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre ABD ve İsrail, İsfahan’daki Mübarek Çelik Şirketi ile Huzistan’daki Huzistan Çelik Kompleksini hedef almıştır. Saldırılar kapsamında Mübarek Çelik Şirketi’nde bir elektrik trafo merkezi ile bir çelik üretim hattı vurulmuştur. İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanlığı Sözcüsü İzzetullah Zarei konuya ilişkin “Huzistan Çelik kompleksinde şu ana kadar herhangi bir can kaybı bildirilmedi. Mübarek Çelik ile ilgili soruşturmalar da devam ediyor, şehit ve yaralı olasılığı değerlendiriliyor.” demiştir.
İsfahan Valisi Mehdi Cemalinejad ise saldırıların enerji altyapısına verdiği hasara ilişkin şu bilgileri paylaşmıştır: “ABD-İsrail saldırısında Mübarek bölgesinde 914 ve 250 megavat kapasiteli iki elektrik santrali zarar gördü.” Aynı açıklamada, saldırılarda Mübarek Çelik Şirketi’ne ait üretim birimlerinde hasar oluştuğu ve 25 işçinin hayatını kaybettiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, İran’daki silah üretim kapasitesine yönelik saldırıların sürdüğünü ve bu kapsamda 1000’den fazla askeri üretim tesisinin hedef alındığını iddia etmiştir. Ayrıca gece saatlerinde düzenlenen saldırılarda İran genelinde balistik füze üretim tesisleri, hava savunma sistemleri, füze fırlatma rampaları ve depolama tesislerinin hedef alındığı açıklanmıştır. Bu saldırıların İran’ın silah üretim altyapısını zayıflatmaya yönelik olduğu ileri sürülmüştür.
Gün içerisinde İsrail ordusu, İran genelinde üç ayrı bölgeye eş zamanlı kapsamlı hava saldırıları başlattığını duyurmuştur.
İsrail ordusu, İran’ın Yezd kentinde düzenlenen hava saldırısında deniz füzesi ve mayın üretimi için kullanılan kritik bir tesisin hedef alındığını açıklamıştır. Söz konusu tesiste, İran donanmasına ait gemiler, denizaltılar ve helikopterler için tasarlanmış deniz hedefli füze sistemlerinin üretildiği ve depolandığı öne sürülmüştür.
Açıklamada, saldırının askeri ve deniz istihbarat birimlerinin ortak çalışması sonucunda gerçekleştirildiği ve İran donanmasının üretim kapasitesine “ciddi darbe” vurulduğu iddia edilmiştir.
İran’ın Merkezi eyaletine bağlı Erak kentinde bulunan Hendab Ağır Su Kompleksi (IR-40) hedef alınmıştır. Yetkililer saldırının iki aşamalı şekilde gerçekleştiğini belirtmiş, olayda can kaybı veya ciddi hasar oluşmadığını açıklamıştır.
Aynı gün içerisinde İran Atom Enerjisi Kurumu, Yezd eyaletine bağlı Ardakan ilçesinde bulunan “sarı kek” (uranyum konsantresi) üretim tesisine yönelik saldırıyı duyurmuştur. Kurum tarafından yapılan açıklamada “ABD ve İsrail, Yezd eyaletine bağlı Ardakan ilçesinde sarı kek üretim tesisine saldırı düzenledi. Saldırı sonrası herhangi bir radyoaktif sızıntı meydana gelmedi.” ifadelerine yer verilmiştir.
İsrail ordusu, İran’ın Erak kentinin kuzeybatısı ile Hayrabad Sanayi Bölgesi’ne yönelik yeni hava saldırıları düzenleneceğini duyurmuş ve bölge halkına tahliye çağrısında bulunmuştur.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran’a yönelik saldırıların genişletileceğini ve şiddetinin artırılacağını açıklamıştır. Açıklamada, İran’ın askeri kapasitesini destekleyen tüm hedeflerin kapsamlı biçimde vurulmaya devam edeceği belirtilmiştir.
27 Mart 2026 tarihinde İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık olarak gece saatlerinde İsrail’e yönelik füze misillemeleri gerçekleştirmiştir. İsrail’in güneyindeki Necef bölgesi, Berşeva (Birüssebi) çevresi ve Gazze Şeridi yakınlarında sirenler çalmış, İsrail ordusu İran’dan ateşlenen füzelerin hava savunma sistemleri tarafından önlenmeye çalışıldığını açıklamıştır.
İsrail basınında yer alan haberlerde füzelerin önlendiği ileri sürülmüş, İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı tarafından ilk aşamada herhangi bir isabet ya da yaralanma rapor edilmediği bildirilmiştir.
Gece ilerleyen saatlerde İran’ın füze saldırıları İsrail’in merkez bölgelerine yönelmiştir. Başta Tel Aviv olmak üzere geniş bir alanda sirenler çalmış, hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle gökyüzünde patlama sesleri duyulmuştur.
İsrail basınında, saldırılarda çok başlıklı füze kullanıldığı iddia edilmiş, bazı füzelerin hava savunma sistemlerince önlendiği belirtilmiştir. İlk belirlemelere göre saldırılarda can kaybı veya yaralanma bildirilmemiştir.
İran’ın füze saldırıları sırasında füzelerden kopan 39 şarapnel parçası işgal altındaki Batı Şeria’nın farklı bölgelerine düşmüştür. Filistin polisi, söz konusu parçaların tespit edilerek gerekli işlemlerin yapıldığını, olaylarda yaralanma ya da hasar meydana gelmediğini açıklamıştır.
İran, gün içerisinde misilleme saldırılarını aralıklı şekilde sürdürmüştür. Yaklaşık 8 saatlik bir aranın ardından gerçekleştirilen yeni füze saldırılarında İsrail’in güney bölgeleri yeniden hedef alınmıştır. Bu saldırılar sırasında Berşeva ve Necef çevresinde sirenler çalmış, halka sığınaklara girme çağrısı yapılmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde İran’ın üçüncü misilleme dalgası kapsamında Tel Aviv başta olmak üzere İsrail’in orta ve güney kesimlerinde yeniden sirenler çalmıştır. İsrail basınında, atılan füzelerden birinin çok başlıklı olduğu ve bazı füze parçalarının açık alanlara isabet ettiği aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi, bu saldırılarda da ilk belirlemelere göre ölü ya da yaralı bulunmadığını bildirmiştir.
27 Mart günü boyunca İran’ın düzenlediği füze saldırılarında İsrail genelinde geniş çaplı alarm durumuna geçilmiş, hava savunma sistemleri yoğun şekilde kullanılmıştır. Açıklamalarda, saldırıların büyük bölümünün engellendiği belirtilmiş, doğrudan isabet ve can kaybına ilişkin sınırlı bilgi paylaşılmıştır.
İsrail’deki Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (INSS) verilerine göre, 28 Şubat’tan bu yana İran’ın misillemeleri sonucunda 22 İsrailli hayatını kaybetmiş, 5 binden fazla kişi yaralanmıştır. Aynı dönemde İran’ın İsrail’e 550’den fazla füze ve 765’ten fazla İHA fırlattığı belirtilmiştir.
Saldırılar nedeniyle 4 bin 800’den fazla kişinin evlerinden tahliye edildiği, en yüksek tahliye sayısının Tel Aviv ve güney bölgelerinde kaydedildiği aktarılmıştır.
27 Mart 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri, İran’dan atılan füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştır. Yapılan resmi açıklamada, 6 balistik füze ve 9 İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından engellendiği belirtilmiştir.
BAE Savunma Bakanlığı, bugüne kadar gerçekleştirilen saldırılar kapsamında toplamda 378 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1835 İHA’nın etkisiz hale getirildiğini duyurmuştur. Olaylara ilişkin can kaybı veya hasar bilgisi paylaşılmamıştır.
Kuveyt’te İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarına karşı hava savunma sistemleri devreye alınmıştır. Kuveyt ordusu, ülke semalarında duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin müdahalesinden kaynaklandığını açıklamıştır.
Kuveyt Ulusal Muhafızlar Başkanlığı, 2 İHA’nın düşürüldüğünü bildirmiştir. Aynı gün içerisinde Kuveyt’in Şuveyh Limanı’na insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlenmiştir. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı, ancak limanda maddi hasar meydana geldiği açıklanmıştır.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, başkent Riyad bölgesine yönelik 6 balistik füze saldırısı düzenlendiğini açıklamıştır. Bu füzelerden 2’sinin hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü, diğerlerinin ise Körfez sularına ve boş arazilere düştüğü bildirilmiştir.
Ayrıca Riyad bölgesinde 10 İHA, Doğu Bölgesi’nde ise 13 İHA’nın imha edildiği duyurulmuştur. Müdahaleler sonrasında askeri tesislerin yakınlarına şarapnel parçalarının düştüğü, ancak herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu ise Suudi Arabistan’daki El-Harc Üssü’nün hedef alındığını açıklamıştır. Açıklamada, ABD güçlerinin konuşlandığı yakıt ikmal ve hava destek filosunun bulunduğu alanın füze ve İHA’larla vurulduğu, bazı uçakların imha edildiği veya hasar gördüğünün iddia edildiği ifade edilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Körfez ülkelerinde bulunan ABD askerlerinin askeri üslerden ayrılarak otel ve sivil alanlara yerleştiğini öne sürmüştür. Erakçi, bu durumun siviller açısından risk oluşturduğunu belirterek, bölgedeki otellere ABD askerlerine yer verilmemesi çağrısında bulunmuştur.
İran basınında yayımlanan bilgilere göre, İran tarafından bölgedeki bazı sanayi tesislerine yönelik saldırı uyarıları yapılmıştır. Bu kapsamda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan çelik ve sanayi tesislerinin potansiyel hedefler arasında yer aldığı bildirilmiştir. Açıklamalarda, söz konusu tesislerin ABD ve İsrail ile bağlantılı altyapılar olarak değerlendirildiği ifade edilmiştir.
27 Mart 2026 tarihinde İran, Hürmüz Boğazı’na ilişkin kısıtlamaları sürdürdüğünü ve ABD, İsrail ve bu ülkelerle bağlantılı gemilerin geçişine izin verilmeyeceğini yinelemiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu ülkelerle bağlantılı limanlara giden veya bu limanlardan gelen tüm gemilerin boğazdan geçişinin yasaklandığı belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, belirlenen koridor dışında ilerlemeye çalışan gemilerin uyarıldığı ve bazı gemilerin geri çevrildiği ifade edilmiştir. Boğazdan geçmeye yönelik yasağa uymayan gemilerin “sert bir karşılıkla” karşılaşacağı uyarısı yapılmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise daha önce yaptığı açıklamada, İran’a yönelik saldırılara doğrudan katılmayan veya destek vermeyen ülkelere ait gemilerin geçişine izin verildiğini belirtmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini “kontrollü” şekilde kapattığını duyurmuştur. Bu gelişmenin ardından boğaz çevresinde deniz trafiğinde ciddi aksaklıklar yaşanmıştır.
MarineTraffic verilerine göre, 20–22 Mart tarihleri itibarıyla Hürmüz Boğazı çevresinde hareket edemeyen yaklaşık 1900 ticari gemi bulunduğu bildirilmiştir.
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük petrol üreticilerinin ihracat yolu olması nedeniyle küresel enerji piyasasında kritik bir geçiş noktasıdır. Dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %20’si bu boğazdan geçmektedir.
Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar ve deniz trafiğinde yaşanan aksaklıklar, bölge ülkelerini alternatif ticaret ve lojistik hatları geliştirmeye yöneltmiştir.
Bu kapsamda Suudi Arabistan, Körfez’deki limanları Ürdün ve kuzeydeki ülkelere bağlayacak uluslararası bir lojistik koridoru devreye alacağını açıklamıştır. Proje kapsamında, ülkenin doğusundaki limanlardan Ürdün ile bağlantı sağlayan Hadise Sınır Kapısı’na demiryolu üzerinden konteyner taşımacılığı yapılması planlanmaktadır.
Söz konusu koridorun, mevcut kara yolu seçeneklerine kıyasla mesafeyi yarı yarıya azaltacağı ve tren başına 400’den fazla konteyner kapasitesiyle taşımacılık verimliliğini artıracağı belirtilmiştir. Ayrıca projenin, binlerce kamyonun kara yollarından çekilmesine katkı sağlayarak hem altyapı üzerindeki yükü azaltacağı hem de güvenliği artıracağı ifade edilmiştir.
27 Mart 2026 tarihinde İran, diplomatik düzeyde Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunmuştur. İran’ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’i ABD ve İsrail’in saldırılarında toprak ve hava sahalarını kullandırmakla suçlamıştır.
İravani tarafından BM Genel Sekreterliği ve Güvenlik Konseyi Başkanlığına gönderilen mektuplarda, İran Silahlı Kuvvetleri’nin değerlendirmelerine dayanılarak söz konusu ülkelerin ABD ve İsrail tarafından “yasa dışı askeri operasyonlar” için kullanıldığı ileri sürülmüştür. İran, bu ülkelerden topraklarının kendi aleyhine kullanılmasının engellenmesini talep etmiş, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla meşru müdafaa hakkı dahil tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu bildirmiştir.
İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi’yi, ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarını kınamamakla eleştirmiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, UAEA Başkanı’nın açıklamalarının taraflı olduğunu belirterek, İran’ın nükleer programına yönelik saldırılara karşı yeterli tepki verilmediğini ifade etmiştir. Garibabadi, Ajans yönetimine yönelik “ciddi uyarıda” bulunulduğunu açıklamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik planlanan saldırıların ertelenmesine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, İran’ın kendisinden 7 gün süre talep ettiğini, ancak bu sürenin 10 güne çıkarıldığını belirtmiştir.
Trump ayrıca, İran ile yürütülen müzakerelerin sürdüğünü ifade etmiş ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin olarak ABD’nin bu geçiş hattına “ihtiyaç duymadığını” dile getirmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının “haftalar içinde tamamlanmasının beklendiğini” açıklamıştır. Rubio, operasyonların planlanandan daha ileri aşamada olduğunu ve hedeflere ulaşmak için kara birliklerine ihtiyaç duyulmadığını ifade etmiştir.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD ile İran arasında doğrudan görüşmeler için hazırlıkların sürdüğünü ve bu görüşmelerin Pakistan’da yapılmasının beklendiğini açıklamıştır. Wadephul, dolaylı temasların gerçekleştiğini ve tarafların pozisyonlarını üçüncü taraflar aracılığıyla ilettiğini belirtmiştir.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Hürmüz Boğazı’na ilişkin askeri çözüm yerine diplomatik çözüm arayışlarının sürdüğünü ifade etmiştir. Kallas, seyrüsefer serbestisinin korunmasının uluslararası toplum için temel bir öncelik olduğunu belirtmiş ve bu konuda ABD ile görüşmeler yürütüldüğünü açıklamıştır.
27 Mart 2026 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordudaki personel açığı nedeniyle zorunlu askerlik süresinin uzatılmasının gündeme alınacağını açıklamıştır. İsrail devlet televizyonu KAN’a göre Netanyahu, güvenlik kabinesi toplantısında İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in “Personel krizine çözüm bulmazsak İsrail ordusu çökecek.” sözlerine yanıt vermiştir.
Netanyahu, Hamursuz (Pesah) Bayramı sonrasında zorunlu askerlik yasası ile hizmet süresinin uzatılmasının değerlendirileceğini ifade etmiştir. Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik durumuna ilişkin tartışmalara değinen Netanyahu, “Onun görevi tavsiyede bulunmak ancak kararları biz veriyoruz.” açıklamasını yapmıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Efi Defrin ise orduda 8 bini muharip olmak üzere toplam 15 bin asker açığı bulunduğunu açıklamıştır. Yetkililer, Gazze Şeridi’nde yürütülen operasyonlar ve işgal altındaki Batı Şeria’daki güvenlik faaliyetleri nedeniyle personel ihtiyacının arttığını, buna karşın asker sayısının azaldığını belirtmiştir.
Eski İsrail Başbakanı Yair Lapid, hükümetin yürüttüğü politikaları sert şekilde eleştirmiştir. Lapid, İsrail’in çok cepheli bir savaşa sürüklendiğini belirterek, “Bir güvenlik felaketiyle daha karşı karşıyayız.” ifadelerini kullanmıştır.
Lapid, Genelkurmay Başkanı Zamir’in güvenlik kabinesinde yaptığı uyarılara atıfta bulunarak, ordunun ciddi bir kriz içinde olduğunu dile getirmiştir. Açıklamalarında "Genelkurmay Başkanı dün kabineye, artık yedek asker çağırmaya devam edecek imkanının kalmadığını rapor etti. Altıncı ve yedinci kez göreve çağrılan yedek askerleri var. Bu yedek askerler yıpranmış ve tükenmiş durumda, artık güvenlik ihtiyaçlarımıza yanıt veremiyorlar. Genelkurmay Başkanı dün kabineye, muvazzaf güçlerin tam bir çöküş içinde olduğunu bildirdi. Ordunun görevleri için yeterli askeri yok." demiştir.
Lapid ayrıca hükümetin politikalarına yönelik eleştirilerini sürdürerek "Hükümet bu kez 'bilmiyordum' diyemeyecek. (Eyal Zamir) Bu, bizzat kendilerinin atadığı Genelkurmay Başkanıdır. Onu siyasi olarak damgalayıp suçu üzerine atamazlar. Dün geceden itibaren Başbakan Netanyahu, 'sorumlu değilim' diyemez." demiştir.
27 Mart 2026 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD güçlerine yönelik saldırıların devam edeceğini açıklamış ve bölge ülkelerindeki sivillere uyarıda bulunmuştur. Açıklamada, ABD güçlerinin askeri üsleri terk ederek sivil alanlara yöneldiği ve bu durumun sivilleri tehlikeye attığı öne sürülmüştür.
Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: "Bölgenin saygıdeğer halkı, İranlı sivilleri acımasızca öldüren ve şahsiyetlere suikast düzenleyen Amerikan terörist güçlerini ve gaspçı rejimi nerede bulursak bulalım ortadan kaldırma görevimiz olduğundan, zarar görmemeniz için Amerikan güçlerinin konuşlandığı bölgeleri derhal terk etmenizi tavsiye ederiz."
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran’a yönelik olası kara saldırısı planlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Kalibaf, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına "Bölgedeki üslerinde kendi askerlerini bile koruyamayan ve onları otellerde ve parklarda saklayan ABD, bizim topraklarımızda onları nasıl koruyabilir?" demiştir.
Kalibaf ayrıca, İran’ın bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve olası bir saldırı durumunda karşılık verileceğini ifade etmiştir.
İran’ın BM Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Ali Bahreini, İran lideri Mücteba Hamaney’in kamuoyunda görünmemesine ilişkin açıklama yapmıştır. Bahreini, konuya ilişkin olarak "Mücteba Hamaney'in yokluğu güvenlik endişelerinden kaynaklanıyor." demiş ve Hamaney’in ülke yönetimini sürdürdüğünü ve sağlık durumunun iyi olduğunu belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik açıklamalarda bulunmuştur. Erakçi, ABD ve İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonlara ilişkin "Netanyahu, Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla ve Amerikalıların hayatlarıyla kumar oynadı. Bu kumarı kaybettikten sonra hesabı emekli veya emekli olacak Amerikalıların ödemesini sağlıyor." demiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, ABD ve İsrail’in İran’ın altyapısına yönelik saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.
Musevi, yaptığı açıklamada "Bu sefer göze göz olmayacak, bekleyin!" ifadelerini kullanmıştır. Musevi ayrıca, ABD ve İsrail ile bağlantılı sanayi tesislerinde çalışanlara güvenlik gerekçesiyle iş yerlerini terk etmeleri çağrısında bulunmuştur.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 3 bin 500 ABD askerini taşıyan USS Tripoli adlı hücum gemisinin 27 Mart tarihinde komutanlığın sorumluluk sahasına ulaştığını açıklamıştır. Açıklamada, geminin denizci ve deniz piyadelerinin yanı sıra nakliye ve taarruz görevleri için kullanılan savaş uçaklarını da bünyesinde barındırdığı belirtilmiştir.
Amerikan basınında yer alan bilgilere göre, ABD’nin bölgeye sevk ettiği askeri unsurların toplam sayısı 7 bine ulaşmıştır. Bu kapsamda 5 bin deniz piyadesi ile 2 bin hava indirme birliğinin Orta Doğu’ya yönlendirildiği ifade edilmiştir.
ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), İran’da haftalar sürebilecek bir kara harekâtı için hazırlık yaptığı iddia edilmiştir. Washington Post gazetesinin ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberde, binlerce Amerikan askeri ve deniz piyadesinin bölgeye sevk edildiği belirtilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın onay vermesi halinde, bu kuvvetlerin İran topraklarında konuşlandırılabileceği ve operasyonun haftalar sürebileceği ifade edilmiştir. Yetkililer, söz konusu planın ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında daha riskli bir aşamaya geçiş anlamına geldiğini vurgulamıştır.
Operasyon kapsamında ABD askerlerinin İHA’lar, füze sistemleri, kara saldırıları ve el yapımı patlayıcılar gibi çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalabileceği belirtilmiştir. Ayrıca planlanan harekâtın tam ölçekli bir işgal değil; özel harekât birlikleri ile konvansiyonel piyade unsurlarının koordinasyon içinde yürüteceği nokta operasyonlarından oluşacağı ifade edilmiştir.
Yetkililer, İran’ın önemli petrol ihracat merkezlerinden Hark Adası’nın kontrol altına alınmasının ve Hürmüz Boğazı çevresindeki tehdit unsurlarının imha edilmesinin de değerlendirildiğini aktarmıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin kamuoyuna müzakere mesajları verirken gizli şekilde kara saldırısı planladığını ileri sürmüştür. Kalibaf, savaşın birinci ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, İran’ın büyük bir savaşın içinde bulunduğunu ifade etmiştir.
Kalibaf, İran Silahlı Kuvvetleri ve halkın direncine vurgu yaparak, ABD’nin askeri adımlarına karşı sert karşılık verileceğini belirtmiştir. Ayrıca ABD’nin İran’a yönelik 15 maddelik şartlar içeren teklifine değinerek, bu taleplerin İran’ın teslim olmasını amaçladığını ve bu durumun kabul edilmeyeceğini ifade etmiştir.
Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü Aspides misyonu, bölgedeki tehdit seviyesinin arttığına dair uyarıda bulunmuştur. Açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Husilerin yeniden saldırı kapasitesi geliştirdiği belirtilmiştir.
28 Mart itibarıyla Husilerin İsrail’e yönelik füze saldırılarına yeniden başladığı ifade edilmiş ve Kızıldeniz ile Aden Körfezi’nde seyreden ticari gemilerin risk altında olduğu vurgulanmıştır. Özellikle ABD ve İsrail ile bağlantılı gemilerin bölgeden geçiş yapmaktan kaçınmaları tavsiye edilmiştir.
Ayrıca Husilerin askeri kapasitesinin büyük ölçüde korunduğu ve tehdit seviyesinin yüksek olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, ABD’nin İran sınırlarından çekilmekten başka seçeneği kalmadığını ifade etmiştir.
Musevi, ABD’nin bölgedeki radar, lojistik ve askeri unsurlarının etkisiz hale getirilmesine yönelik operasyonların sürdüğünü belirtmiştir. Ayrıca ABD’ye ait AWACS erken uyarı uçakları ile yakıt ikmal uçaklarının zarar gördüğünü ileri sürmüş ve ilerleyen süreçte yeni hedeflerin vurulacağını ifade etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de ABD ile bağlantılı iki alüminyum tesisine füze ve İHA saldırısı düzenlediğini açıklamıştır.
Açıklamada, BAE’de bulunan EMAL ve Bahreyn’deki Aluminium Bahrain (ALBA) tesislerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Bu tesislerin ABD askeri sanayisiyle bağlantılı olduğu ve stratejik öneme sahip olduğu ifade edilmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’ın Hürmüzgan eyaletinde bulunan Benderpol İskelesi’ne düzenlediği saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Saldırı sonucunda iki tekne ile çevredeki araçların hasar gördüğü, olay yerine acil müdahale ekiplerinin sevk edildiği ve yaralıların hastanelere kaldırıldığı ifade edilmiştir.
Bahreyn, savaşın başlangıcından itibaren İran’dan fırlatılan 174 füze ve 391 insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır.
Son 24 saat içerisinde ise İran’dan gönderilen 6 İHA’nın engellendiği belirtilmiştir. İran’ın, ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak bölgedeki ABD üslerini hedef alan saldırılar düzenlediği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, Tahran’a düzenlenen hava saldırılarında İran’ın hava savunma sistemleri ile balistik füze üretim ve depolama tesislerini hedef aldığını ileri sürmüştür.
Açıklamada, İran Savunma Bakanlığına bağlı balistik füze bileşenlerinin üretildiği tesislerin vurulduğu ve bu tesislerin ülkede sınırlı sayıda bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca İHA motor üretim tesisleri ile silah depolama alanlarının da hedef alındığı iddia edilmiştir.
İsrail ordusu, son 24 saat içerisinde İran’a yönelik 140’tan fazla hava saldırısı düzenlediğini ileri sürmüştür. Saldırıların balistik füze fırlatma ve depolama tesisleri ile hava savunma altyapılarını hedef aldığı belirtilmiştir. Bu saldırıların, İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığı ifade edilmiştir.
İran Enerji Bakanlığı, elektrik tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle Tahran’ın bazı bölgeleri ile Elbruz eyaletinin bazı kesimlerinde elektrik kesintileri yaşandığını açıklamıştır.
Kesintilerin giderilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ve detaylı bilginin daha sonra paylaşılacağı belirtilmiştir
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından ülkede fiili bir “rejim değişikliği” gerçekleştiğini öne sürmüştür. Trump, Air Force One uçağında yaptığı açıklamada, İran’daki ilk yönetimin tamamen ortadan kaldırıldığını, ardından gelen ikinci yönetimin de büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ifade etmiştir.
Trump, mevcut durumda ABD’nin daha önce muhatap olmadığı yeni bir yönetimle temas halinde olduğunu belirterek, bu durumu rejim değişikliği olarak nitelendirdiğini dile getirmiştir. Yeni yönetimin “daha makul” olduğunu savunan Trump, İran ile hem doğrudan hem de dolaylı görüşmeler yürütüldüğünü ifade etmiştir.
ABD’nin sunduğu 15 maddelik ateşkes planına İran’ın yanıt verdiğini belirten Trump, taraflar arasında anlaşma ihtimalinin bulunduğunu ancak Tahran yönetimine güvenilemeyeceğini dile getirmiştir. Trump ayrıca İran’ın nükleer silah elde etmesine kesinlikle karşı olduğunu vurgulamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki 400 kilogramdan fazla zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik askeri operasyon seçeneklerini değerlendirdiği iddia edilmiştir.
Wall Street Journal gazetesine göre, bu tür bir operasyonun son derece karmaşık ve riskli olacağı, ABD askerlerinin İran topraklarında günlerce veya daha uzun süre bulunmasını gerektirebileceği belirtilmiştir. ABD’li yetkililer, Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini ancak askeri seçeneğe açık olduğunu ifade etmiştir.
Operasyon kapsamında hızlı müdahale birlikleri, deniz piyadeleri ve paraşütçülerin bölgeye sevk edilmesinin planlandığı aktarılmıştır. Pentagon’un bu tür bir operasyon için gerekli unsurların önemli bölümünü bölgede hazır bulundurduğu ve ek 10 bin kara askerinin konuşlandırılmasının da değerlendirildiği ifade edilmiştir.
Eski CENTCOM Komutanı Orgeneral Joseph Votel, operasyonun kısa sürede tamamlanamayacağını, sahada güvenliğin sağlanması ve nükleer materyalin taşınmasının günler sürebileceğini belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD tarafından sunulan 15 maddelik teklifin “çok iddialı, gerçekçi olmayan ve mantıksız” talepler içerdiğini ifade etmiştir.
Bekayi, ABD’li yetkililerin tutarsız açıklamalar yaptığını ve sürekli değişen bir tutum sergilediğini belirtmiştir. Ayrıca Pakistan’ın bölgesel girişimlerine değinerek, bu görüşmelerin İran’ın dahil olmadığı bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşma sağlanamaması halinde Basra Körfezi’nde bulunan Hark Adası, elektrik üretim santralleri ve petrol kuyularının hedef alınacağını açıklamıştır. Trump, özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmaması durumunda bu tesislerin “tamamen yok edileceğini” ifade etmiştir.
Trump, söz konusu askeri seçenekleri İran’daki mevcut yönetimle yürütülen müzakerelerin başarısız olması ihtimaline bağlamış, aynı zamanda İran’da yeni bir yönetimle görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ileri sürmüştür. Açıklamalarında, olası saldırıların geçmişte hayatını kaybeden ABD askerlerinin intikamı olarak değerlendirileceğini belirtmiştir.
Trump, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucunda İran’daki üst düzey isimlerin hayatını kaybetmesiyle birlikte ülkede fiili bir yönetim değişikliği yaşandığını iddia etmiştir. Bu çerçevede, yeni yöneticilerin daha “makul” bir yaklaşım sergilediğini savunmuştur. ABD yönetiminin İran ile olası iş birliği ihtimalini değerlendirdiği ve İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf başta olmak üzere yeni yönetimin tutumunun kısa süre içinde netleşeceği ifade edilmiştir. Trump ayrıca, İran’ın yeni lideri olarak öne çıkan Mücteba Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin belirsizliklere dikkat çekmiş ve ciddi şekilde yaralı olabileceğini öne sürmüştür.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ABD’nin Hark Adası’na yönelik olası askeri müdahalesine sert tepki göstermiştir. Arif, ABD’nin asker göndermesi halinde bu askerlerin geri dönüşünün garanti olmayacağını ifade etmiştir.
Açıklamada, olası bir müdahalenin ciddi sonuçlar doğuracağına işaret edilmiş ve sert bir caydırıcılık mesajı verilmiştir. Bu açıklamalar, Hark Adası’nın İran açısından stratejik önemini ve olası bir çatışmanın boyutlarını ortaya koymaktadır.
Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına girdiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır. Açıklamada, Türkiye’nin hava sahasına yönelik tehditlere karşı gerekli tüm tedbirlerin kararlılıkla alındığı ve bölgedeki gelişmelerin milli güvenlik önceliğiyle takip edildiği vurgulanmıştır.
İran Kızılayı, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucunda ülkede 105 bini aşkın sivil birimin zarar gördüğünü açıklamıştır. Bu kapsamda on binlerce konutun yanı sıra ticari işletmeler, eğitim kurumları ve insani yardım merkezlerinin de hasar aldığı bildirilmiştir.
Söz konusu veriler, çatışmaların sivil altyapı üzerindeki geniş çaplı etkisini ortaya koymakta ve insani boyutun giderek ağırlaştığını göstermektedir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ve İsrail ile devam eden savaşın sona ermesine ilişkin kararın, İran halkının güvenliği ve çıkarlarının garanti altına alınmasına bağlı olduğunu ifade etmiştir. Pezeşkiyan, İran ordusunun direnişi ve halkın gösterdiği ulusal birlik vurgusunu ön plana çıkararak, ülkenin mevcut kriz koşullarını aşmasında bu unsurların belirleyici rol oynadığını belirtmiştir. Ayrıca, ülke genelinde düzenlenen destek gösterilerinin siyasi ve toplumsal önemine dikkat çekmiştir
İran medyası, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından Bahreyn’e düzenlenen füze saldırılarında hedef alındığı belirtilen ABD’ye ait Şeyh İsa Hava Üssü’nün uydu görüntülerini yayımlamıştır.
Paylaşılan görüntülerde saldırı öncesi ve sonrası karşılaştırmalı olarak bazı hangar ve yapılarda hasar meydana geldiği görülmektedir.
İran devlet televizyonu, ABD ve İsrail’in saldırıları kapsamında Tahran’daki Mihrabad Havalimanı ile Tebriz’deki bir petrokimya tesisinin hedef alındığını duyurmuştur.
Tahran’da havalimanının yanı sıra çeşitli mahalleler, bir hastane çevresi, sanayi tesisleri ve altyapı noktalarının da hedef alındığı belirtilmiştir. Tebriz’de vurulan petrokimya tesisinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ve tehlikeli madde sızıntısı olmadığı ifade edilmiştir.
İran’ın, 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında Körfez bölgesindeki 7 Arap ülkesinde bulunan ABD üsleri ve kritik noktalara toplamda 5 bin 471 füze ve İHA saldırısı düzenlediği bildirilmiştir.
Bu saldırılardan en fazla etkilenen ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğu belirtilmiş, ülkenin yüzlerce balistik füze ve binlerce İHA’yı engellediği ifade edilmiştir. Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Suudi Arabistan ve Umman da kendi savunma sistemleri tarafından çok sayıda füze ve İHA’nın etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri’nin ABD-İsrail saldırılarında aldığı yaralar sonucu hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Açıklamada, Tengsiri’nin kıyı savunmasının güçlendirilmesi ve askeri birliklerin organize edilmesi faaliyetleri sırasında hedef alındığı ifade edilmiştir. Daha önce ABD ve İsrail, Tengsiri’nin öldürüldüğünü iddia etmişti.
İsrail ordusu, son iki gün içerisinde İran’da 40’tan fazla silah üretim tesisini hedef aldığını ileri sürmüştür. Açıklamada, Tahran’a düzenlenen saldırılarda 80’den fazla bombanın kullanıldığı ve uzun menzilli uçaksavar füzeleri, tanksavar sistemleri ile balistik füze motorlarının üretildiği tesislerin hedef alındığı belirtilmiştir.
İran ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ABD askerlerinin bulunduğu noktalar ile radar istasyonlarını insansız hava araçlarıyla hedef aldığını açıklamıştır.
Açıklamada, saldırıların gece boyunca sürdüğü ve radar sistemlerinin yanı sıra ABD askeri unsurlarının konuşlu olduğu bölgelerin de hedef alındığı ifade edilmiştir.
İran ve Hizbullah tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı misillemenin ardından İsrail’in Hayfa kentindeki petrol rafinerisi bölgesinden yoğun dumanların yükseldiği bildirilmiştir.
İsrail basınına göre saldırılar sonrası Hayfa’nın yanı sıra Celile ve Tiberya bölgelerinde sirenler çalmış, roket ve füze parçalarının kuzeydeki yerleşim alanlarına düştüğü aktarılmıştır.
İran Sivil Havacılık Kurumu, ilaç ve tıbbi malzeme taşıyan bir sivil uçağın Meşhed Havalimanı’na iniş yaptıktan sonra ABD ve İsrail tarafından hedef alındığını duyurmuştur. Kurum tarafından yapılan açıklamada, söz konusu uçağın insani yardım amacıyla görev yaptığı vurgulanmış ve sivil havacılık unsurlarına yönelik bu tür saldırıların uluslararası havacılık kurallarının ihlali anlamına geldiği ifade edilmiştir. Ayrıca uluslararası kuruluşlara çağrıda bulunularak olayın incelenmesi ve benzer saldırıların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması talep edilmiştir.
İran Emniyet Teşkilatı, Starlink uydu terminali satışı yapan ve ülke genelinde faaliyet gösteren bir şebekeye yönelik operasyon düzenlemiştir. Operasyon kapsamında 19 eyalette faaliyet gösterdiği belirtilen 46 kişinin gözaltına alındığı, toplamda 139 uydu terminalinin ele geçirildiği açıklanmıştır. Ayrıca, çatışma bölgelerine ait görüntüleri “düşman unsurlara” ilettiği tespit edilen 197 kişinin tutuklandığı, sosyal medya üzerinden kamuoyunu olumsuz etkilediği değerlendirilen paylaşımlar nedeniyle 481 kişinin de gözaltına alındığı bildirilmiştir. İran Emniyet yetkilileri, söz konusu operasyonların ülkenin güvenliğini sağlama amacı taşıdığını ifade etmiştir.
İsrail ordusu, İran’a yönelik düzenlenen hava saldırılarında Hazar Denizi kıyısına yakın bölgelerde bulunan hava savunma sistemlerini hedef aldığını açıklamıştır. Açıklamada, söz konusu saldırıların İran üzerindeki “hava üstünlüğünü genişletme” amacı taşıdığı belirtilmiş ve hedef alınan sistemlerin ormanlık alanlarda gizlendiği ileri sürülmüştür. İsrail’e yaklaşık 1600 kilometre mesafedeki bu bölgenin hedef alınması, operasyonların coğrafi kapsamının genişlediğine işaret eden bir gelişme olarak değerlendirilmiştir.
İran Meclisi’nde Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere yönelik yeni bir düzenleme hazırlanmıştır. Bu kapsamda, boğazdan geçen gemilere ücret uygulanmasını öngören yasa tasarısının Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’ndan geçtiği bildirilmiştir.
Tasarıda, geçiş ücretlerinin İran’ın ulusal para birimi olan riyal üzerinden belirlenmesi, ABD ve İsrail’e ait gemilere geçiş yasağı getirilmesi ve İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlara katılan ülkelere sınırlamalar uygulanması gibi maddelerin yer aldığı ifade edilmiştir. Ayrıca boğazın güvenliği, çevresel düzenlemeler ve Umman ile hukuki iş birliği konularının da tasarı kapsamına dahil edildiği belirtilmiştir.
Söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesi, ardından Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından onaylanması ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gerekmektedir.
Daha önce yapılan açıklamalarda, İran’ın bazı gemilerden yüksek tutarlarda geçiş ücreti aldığı yönündeki bilgiler, bu düzenlemenin mevcut uygulamaları daha sistematik hale getirmeyi amaçladığı şeklinde değerlendirilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin bölgedeki askeri faaliyetlerinin doğrudan Arap ülkelerine yönelik olmadığını ifade etmiştir. Açıklamasında Suudi Arabistan’a saygı duyduklarını ve bu ülkeyi “kardeş” olarak gördüklerini belirtmiştir.
Erakçi, yürütülen operasyonların ABD ve İsrail’e yönelik olduğunu vurgulayarak, bölgedeki çatışmaların Arap halklarını hedef almadığını dile getirmiştir. Bu açıklama, İran’ın bölgesel gerilim ortamında Arap ülkeleriyle doğrudan bir çatışma istemediğine işaret eden diplomatik bir mesaj olarak değerlendirilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı kapalı kalsa dahi İran’a yönelik askeri operasyonları sonlandırmaya hazır olduğu yönünde iddialar ortaya atılmıştır.
ABD yönetiminin, boğazın açılması için doğrudan askeri müdahalenin çatışmaları uzatabileceği değerlendirmesini yaptığı ve bunun yerine İran’ın deniz ve füze kapasitesini zayıflatmayı hedeflediği ileri sürülmüştür. Aynı zamanda diplomatik baskı araçlarının devreye sokulmasının planlandığı ifade edilmiştir.
Diplomasinin başarısız olması durumunda ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Avrupa ve Körfez ülkelerinin öncülüğünde bir girişim beklenebileceği belirtilmiştir. Bu süreçte İran’ın boğazı ABD, İsrail ve müttefikleriyle bağlantılı gemilere kapattığı aktarılmıştır.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik saldırıların ne zaman sona ereceğine dair bir takvim vermemiştir. Netanyahu, İsrail’in İran’daki hedeflerinin yarısından fazlasını gerçekleştirdiğini öne sürmüştür.
Açıklamalarında, İran’ın füze kapasitesi ve nükleer programının İsrail ve ABD açısından tehdit oluşturduğunu savunan Netanyahu, saldırıların bu kapasiteyi zayıflatmaya yönelik olduğunu belirtmiştir.
Netanyahu ayrıca, uzun vadeli stratejik hedefler arasında enerji hatlarının İran’ın kontrolündeki boğazları devre dışı bırakacak şekilde yeniden yönlendirilmesinin de yer aldığını ifade etmiştir. Bu kapsamda, enerji boru hatlarının Suudi Arabistan üzerinden Kızıldeniz ve Akdeniz’e taşınmasının değerlendirildiği aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle jet yakıtı tedarikinde sorun yaşayan ülkelere yönelik açıklamalarda bulunmuştur. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, söz konusu ülkelerin ABD’den jet yakıtı satın alabileceklerini ya da doğrudan Hürmüz Boğazı’na giderek ihtiyaçlarını kendilerinin temin edebileceğini ifade etmiştir. Açıklamasında, ABD’nin bu konuda yeterli kaynaklara sahip olduğunu vurgulamıştır.
ABD Başkanı ayrıca, bazı müttefik ülkelerin İran’a yönelik askeri sürece katılmamasını eleştirerek, bu ülkelerin kendi güvenlik ve enerji ihtiyaçlarını bağımsız şekilde karşılamaları gerektiğini savunmuştur. Bu bağlamda, ülkelerin “kendi başlarına hareket etmeyi öğrenmeleri gerektiğini” dile getirmiştir.
Trump, İran’a yönelik operasyonların büyük ölçüde tamamlandığını öne sürerek, bundan sonraki süreçte diğer ülkelerin kendi enerji tedariklerini sağlama konusunda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Trump, Fransa’nın İsrail’e askeri malzeme taşıyan uçakların kendi hava sahasını kullanmasına izin vermediğini belirterek Paris yönetimini eleştirmiş ve bu tutumun ABD tarafından unutulmayacağını ifade etmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, New York Post gazetesine verdiği telefon röportajında ise İran’a yönelik askeri operasyonlar ve Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Trump, ABD’nin İran’ın askeri kapasitesini büyük ölçüde ortadan kaldırdığını savunarak, ülkedeki güç dengelerinin değiştiğini ve mevcut yönetimin fiilen dönüştüğünü ileri sürmüştür. İran’daki eski yöneticilerin önemli kısmının etkisiz hale getirildiğini iddia eden Trump, ortaya çıkan yeni yapıyı “bir bakıma rejim değişikliği” olarak nitelendirmiştir.
ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının süreceğini ancak savaşın uzun sürmeyeceğini belirten Trump, özellikle füze kapasitesine yönelik saldırıların bir süre daha devam edeceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte ABD’nin bölgede uzun süre kalmayacağını vurgulamış, “Şu anda onları tamamen yok ediyoruz ancak orada çok fazla kalmamız gerekmeyecek.” açıklamasını yapmıştır.
Trump, bir aydan uzun süredir düzenli tanker geçişlerinin gerçekleşmediği Hürmüz Boğazı konusunda ise ABD’nin doğrudan sorumluluk üstlenmeyeceğini belirtmiş, boğazı kullanan ülkelerin bu konuda inisiyatif alması gerektiğini dile getirmiştir. “Boğazı kullanan ülkeler gidip boğazı açsın.” ifadelerini kullanan Trump, petrol ticaretinden faydalanan ülkelerin bu sürece öncülük edeceğini savunmuştur.
İsrail yönetiminin, İran’a yönelik askeri operasyonların ilk aşamasında belirlenen hedeflerin büyük ölçüde vurulmasının ardından stratejik önceliklerini değiştirdiği öne sürülmüştür. Bu kapsamda İsrail siyasi liderliğinin, orduya yönelik talimatında operasyonların yönünün İran’ın ekonomik altyapısını hedef alacak şekilde yeniden belirlenmesini istediği ifade edilmiştir.
Söz konusu değerlendirmelerde, çatışmanın başlangıcında belirlenen askeri hedeflerin büyük ölçüde tamamlandığı ve bu nedenle yeni aşamada ekonomik kapasiteyi zayıflatmaya odaklanıldığı ileri sürülmüştür. Bu strateji değişikliğinin, İran’ın savaş sürdürebilme kapasitesini ekonomik açıdan baskı altına almayı amaçladığı belirtilmektedir.
İran UNESCO Ulusal Komisyonu Genel Sekreteri Hasan Fertusi, ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılar sonucunda ülkedeki bazı tarihi yapıların ciddi zarar gördüğünü ve bir kısmının tamamen yok olduğunu açıklamıştır. Fertusi, yaklaşık 450 yıl boyunca restorasyona ihtiyaç duymayan bazı yapıların saldırılar sonucu yıkıldığını belirtmiş ve bu eserlerin yeniden inşasının orijinal niteliklerini taşımasının mümkün olmayacağını ifade etmiştir.
Saldırılardan etkilenen yapılar arasında Tahran’daki Gülistan Sarayı, Saadabad Saray Kompleksi, Kirmanşah’taki Beylerbeyi Tekkesi ve Devletşahi Camisi ile Loristan’daki Falak ol Aflak Kalesi yer almaktadır. Ayrıca İsfahan’da Safevi dönemine ait Valilik binasının tamamen yıkıldığı, Şeyh Lütfullah Camisi ile Şah Abbas Camisi’nin de hasar gördüğü belirtilmiştir. UNESCO’nun saldırılar sonrası kınama açıklamaları yayımladığı ve zarar gören yapılara ilişkin görsel raporların hazırlanarak uluslararası kurumlara sunulacağı ifade edilmiştir.
İran Kızılayı, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucunda ülkede 110 bini aşkın sivil hedefin zarar gördüğünü açıklamıştır.
Açıklamaya göre, saldırılarda 90 binden fazla konut, 21 bini aşkın ticari işletme, yüzlerce eğitim kurumu ve Kızılay’a bağlı merkezler hasar almıştır. Ayrıca yardım faaliyetlerinde kullanılan üç helikopterin de saldırılardan etkilendiği belirtilmiştir.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Tedarik Zinciri Direktörü Corinne Fleischer, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin küresel tedarik zincirinde ciddi aksamalara yol açtığını açıklamıştır.
Fleischer, söz konusu krizin Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından bu yana en önemli tedarik zinciri kesintilerinden biri olduğunu belirtmiştir. Bu süreçte yaklaşık 70 bin ton gıda sevkiyatının doğrudan etkilendiği ifade edilmiştir.
Boğazdaki aksaklıklar nedeniyle gemilerin limanlara yanaşamadığı, yüklerin boşaltılamadığı ve sevkiyatların geciktiği bildirilmiştir. Alternatif olarak Afrika’nın güneyinden dolaşan rotaların tercih edilmesi, nakliye sürelerine 25 ila 30 gün eklenmesine ve maliyetlerin yüzde 15 ila 25 oranında artmasına yol açmıştır. Bu gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte etkiler doğurduğu ve artan maliyetler ile finansman yetersizliklerinin insani yardım faaliyetlerini zorlaştırdığı ifade edilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ve İsrail ile bağlantılı olduklarını ve İran’daki saldırılar ile suikastlarda rol oynadıklarını öne sürdüğü çok sayıda uluslararası şirkete yönelik saldırı tehdidinde bulunmuştur.
Yapılan açıklamada, söz konusu şirketlerin çarşamba gününden itibaren hedef alınacağı belirtilmiş, bu kapsamda yayımlanan listede teknoloji, savunma ve finans sektörlerinde faaliyet gösteren toplam 18 ABD merkezli şirketin ismine yer verilmiştir. Hedef listesinde Google, Microsoft, Apple, Meta, IBM, Intel, Oracle, Nvidia, Tesla, Boeing ve JPMorgan Chase gibi şirketler yer almıştır.
Açıklamada ayrıca HP, Dell, Cisco, General Electric, Spire Solutions ve G42 gibi şirketlerin de hedef listesinde bulunduğu belirtilmiştir.
DMO, söz konusu şirketlerin çalışanlarına yönelik olarak da uyarıda bulunmuş, can güvenliklerini sağlamak amacıyla iş yerlerinden ayrılmaları gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamada, bu şirketlerin İran’daki askeri ve güvenlik hedeflerine yönelik saldırılarda dolaylı veya doğrudan rol oynadıkları iddia edilmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, İran’ın savaşın sona erdirilmesine yönelik iradesi bulunduğunu ifade etmiştir.
İran basınına yansıyan bilgilere göre Pezeşkiyan, İran’a yönelik saldırıların Avrupa Birliği’nin benimsediği ilke ve kurallarla çeliştiğini belirtmiş, “Saldırıların tekrarlanmaması güvencesiyle bu savaşı bitirmek için gerekli irademiz var.” açıklamasında bulunmuştur. Pezeşkiyan, İran’ın diplomasiye önem verdiğini vurgulamakla birlikte, müzakere süreçleri devam ederken ikinci kez saldırıya uğradıklarını ifade etmiştir. Komşu ülkelere yönelik herhangi bir saldırı niyetlerinin olmadığını dile getiren Pezeşkiyan, bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar düzenlendiğini öne sürmüştür.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin İran’a yönelik olası bir kara harekatına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, İran’ın bu tür bir müdahaleye karşı koymaya hazır olduğunu açıklamıştır. Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda konuşan Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff aracılığıyla kendisine doğrudan mesaj iletildiğini belirtmiş, ancak bu temasların müzakere anlamına gelmediğini ifade etmiştir. Erakçi, “Her türlü kara harekatına karşı koymaya hazırız. Umarız düşman bu hesap hatasını yapmaz.” ifadelerini kullanmıştır.
Erakçi, İran’ın müzakere sürecine ilişkin henüz nihai bir karar almadığını, ancak savaşın sona erdirilmesine yönelik şartlarının açık olduğunu vurgulamıştır. Bu kapsamda İran’ın, ABD tarafından iletilen 15 ayrı teklife herhangi bir yanıt vermediğini belirten Erakçi, İran’ın temel şartlarının saldırıların tekrarlanmamasına yönelik güvence verilmesi ve savaş sırasında oluşan zararların telafi edilmesi olduğunu dile getirmiştir.
Ateşkese ilişkin tutumlarını da yineleyen Erakçi, yalnızca İran’da değil tüm bölgede savaşın tamamen sona ermesini istediklerini ifade etmiştir. Ayrıca komşu ülkelerle güven tesis etmenin mevcut koşullarda zor olduğunu ancak bunun zamanla sağlanabileceğine inandığını belirtmiştir.
İran’ın başkenti Tahran’da, “İslam Cumhuriyeti Günü” kapsamında düzenlenen etkinliklerde halk kentin çeşitli noktalarında bir araya gelmiştir. Özellikle İnkılab Meydanı’nda toplanan kalabalıklar, ellerinde İran bayraklarıyla kutlamalara katılmıştır. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, başkent Tahran'da düzenlenen "İslam Cumhuriyeti Günü" kutlamalarına katılmıştır.
Gösteriler sırasında katılımcıların ABD ve İsrail karşıtı sloganlar attığı, meydanda geniş katılımlı etkinliklerin gerçekleştirildiği gözlemlenmiştir. Kutlamalar boyunca güvenlik güçlerinin yoğun önlemler aldığı ve etkinliklerin kontrollü şekilde sürdürüldüğü bildirilmiştir.
İran’da 11 Şubat 1979’da gerçekleşen İran İslam Devrimi sonrasında ülkenin yönetim biçiminin belirlenmesi amacıyla 30-31 Mart 1979 tarihlerinde referandum düzenlenmiştir. Referandum sonuçları 1 Nisan’da açıklanmış ve halkın yüzde 98,2’sinin “evet” oyu vermesiyle ülkenin yönetim şekli “İslam Cumhuriyeti” olarak ilan edilmiştir.
Bu gelişmenin ardından 1 Nisan tarihi, İran’da her yıl “İslam Cumhuriyeti Günü” olarak resmi şekilde kutlanmaktadır.
Kuveyt’e ait bir ham petrol tankerinin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai Limanı’nda İran tarafından hedef alındığı bildirilmiştir. Saldırı sonucunda tankerde yangın çıktığı ve maddi hasar oluştuğu açıklanmıştır.
Yetkililer, tanker tamamen yüklü haldeyken gerçekleşen saldırının ardından petrol sızıntısı ihtimalinin bulunduğunu belirtmiştir. Olayda mürettebattan herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı ifade edilmiştir.
Dubai yönetimi, saldırının insansız hava aracıyla gerçekleştirildiğini doğrulamış ve yangına müdahalenin sürdüğünü duyurmuştur.
ABD ve İsrail’in Tahran’a yönelik gece boyunca süren saldırıları sonucunda, kentin doğu bölgelerinde elektrik kesintileri meydana gelmiştir.
Yetkililer, kesintilerin kısa sürede giderildiğini ve etkilenen bölgelere yeniden elektrik verildiğini bildirmiştir. Bu gelişme, saldırıların sivil altyapı üzerindeki etkisini göstermesi bakımından dikkat çekmiştir.
İran’ın Merkezi eyaletine bağlı Mehallat ilçesinde yerleşim alanlarına yönelik düzenlenen saldırılarda 11 kişinin hayatını kaybettiği ve 15 kişinin yaralandığı açıklanmıştır.
Saldırılarda bazı konutların tamamen yıkıldığı, bazı yerleşim birimlerinin ise ağır hasar gördüğü belirtilmiştir. Bu durum, çatışmaların sivil yerleşim alanlarını doğrudan etkilediğini ortaya koymuştur.
İsrail ordusu, Tahran’da İran’ın altyapı tesislerini hedef alan bir hava saldırısı dalgasının tamamlandığını duyurmuştur.
Açıklamada, saldırıların İran’ın altyapı kapasitesini zayıflatmaya yönelik olduğu ifade edilmiş, ayrıntılı bilgilerin daha sonra paylaşılacağı belirtilmiştir.
İran, ABD ve İsrail’e ait toplam dört silahlı insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü açıklamıştır.
Açıklamalara göre, İsfahan semalarında ABD’ye ait MQ-9 tipi SİHA’lar, Elburz eyaletinde ise İsrail’e ait bir Orbiter tipi SİHA düşürülmüştür. İran’ın entegre hava savunma sistemleri tarafından savaş sürecinde düşürülen toplam insansız hava aracı sayısının 146’ya ulaştığı bildirilmiştir.
ABD ve İsrail’in, İran ile müzakerelerin sürdüğü bir dönemde 28 Şubat tarihinde askeri saldırılar başlattığı aktarılmıştır.
İran’ın bu saldırılara karşılık olarak İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bölge ülkelerindeki hedeflere yönelik misilleme saldırıları gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Saldırılar sonucunda İran’da üst düzey bazı isimlerin hayatını kaybettiği ve çatışmaların bölgesel ölçekte genişleyen bir güvenlik krizine dönüştüğü ifade edilmiştir.
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar kapsamında ilk kez B-52 Stratofortress uçaklarının İran hava sahasında görev icra etmeye başladığını açıklamıştır. Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Caine, ABD kuvvetlerinin İran hava sahasında önemli ölçüde kontrol sağladığını ve bu sayede uzun menzilli ağır bombardıman uçaklarını konuşlandırabilecek operasyonel üstünlüğe ulaşıldığını belirtmiştir.
Caine, “Hava üstünlüğündeki artış göz önüne alındığında, ilk karasal B-52 görevlerini başarıyla gerçekleştirmeye başladık.” ifadelerini kullanarak, İran’a yönelik hava saldırılarının daha geniş kapsamlı ve yoğun şekilde sürdürüleceğine işaret etmiştir.
İsrail ordusu, İran’daki askeri sanayi altyapısını hedef alan geniş çaplı hava saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Yapılan yazılı açıklamada, İsrail Hava Kuvvetlerinin istihbarat birimleriyle koordinasyon içinde Tahran genelinde bir saldırı dalgasını tamamladığı belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırıların İran’ın askeri sanayi kapasitesini zayıflatmaya yönelik olduğu ifade edilmiş, özellikle füze motorları için kritik bileşenlerin üretildiği bir tesisin, balistik füze motorlarının test edildiği bir alanın ve hava savunma sistemleri üretim tesislerinin hedef alındığı ileri sürülmüştür.
İsrail ordusu, söz konusu operasyon kapsamında 20 silah üretim sahası ile bir araştırma ve geliştirme merkezine saldırı düzenlendiğini ve bu saldırılarda 80’den fazla mühimmat kullanıldığını iddia etmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi, Suudi Arabistan’da ABD’li pilotlar ve uçuş ekiplerinin bulunduğu bir bölgeye saldırı düzenlediklerini açıklamıştır.
Musevi, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu saldırının insansız hava araçları (İHA) ve füzeler kullanılarak gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Açıklamada, hedef alınan bölgede yaklaşık 200 kişilik bir ekibin bulunduğu ve bu unsurların vurulduğu iddia edilmiştir.
İranlı komutan, saldırının ABD’ye yönelik misilleme kapsamında gerçekleştirildiğini ifade ederek, ABD’nin kayıplar listesine yalnızca hava araçları ve altyapı unsurlarının değil, aynı zamanda uçuş personeline ait kayıpların da eklendiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda, erken uyarı ve kontrol uçakları ile tanker uçaklarının yanı sıra yakıt depolarının da daha önceki saldırılarda hedef alındığını dile getirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından İran ile devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, savaşın ne zaman sona ereceğine dair yöneltilen bir soruya, “Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz.” şeklinde yanıt vermiştir.
Trump, İran’da mevcut yönetimin değiştirildiğini savunarak, ülkede iki ayrı rejimin devrildiğini ve yerine daha “makul” ve “daha az radikal” bir grubun geldiğini ileri sürmüştür. ABD’nin temel hedefinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu ifade eden Trump, bu hedefe ulaşıldığını ve Tahran’ın artık hiçbir şekilde nükleer silah sahibi olamayacağını iddia etmiştir.
Ayrıca Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda ABD’nin doğrudan bir sorumluluk üstlenmeyeceğini belirterek, petrol ve doğal gaz taşımacılığına ihtiyaç duyan ülkelerin bu konuda kendi adımlarını atması gerektiğini ifade etmiştir.
Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin yaptığı açıklamada, İran’da ortaya çıktığını ifade ettiği “yeni rejimin liderinin” ABD’den ateşkes talebinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, söz konusu ateşkes talebinin ancak Hürmüz Boğazı’nın güvenli şekilde yeniden uluslararası geçişlere açılmasının ardından değerlendirileceğini belirtmiştir. ABD Başkanı, bu süreç gerçekleşene kadar İran’a yönelik saldırıların devam edeceğini ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Trump’ın ateşkes iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirtmiştir. Bekayi, İran basınına yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı’nın “İran’ın yeni rejiminin liderinin ateşkes istediği” yönündeki açıklamasının gerçeklikten uzak olduğunu vurgulamıştır. Açıklamada, İran tarafının ateşkes talebine dair herhangi bir girişiminin bulunmadığı ifade edilmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında NATO ile ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır.
Fox News’e verdiği mülakatta Rubio, NATO müttefiklerinin ABD’nin taleplerine yeterli destek vermediğini savunmuş, özellikle Hürmüz Boğazı’na destek gönderilmemesi ve askeri üslerin kullanımına izin verilmemesi konularında müttefikleri eleştirmiştir. Rubio, “Askeri üslerini kullanmaya ihtiyacımız olduğunda cevap ‘Hayır’ oluyor. O zaman neden NATO’dayız?” ifadelerini kullanmıştır.
Rubio, NATO’yu geçmişte güçlü şekilde savunduğunu ancak ittifakın giderek tek taraflı bir ilişkiye dönüştüğünü ileri sürmüş, çatışmaların ardından NATO’nun ABD için taşıdığı değerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Nihai kararın ABD Başkanı Trump’a ait olduğunu belirtmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump ise, ülkesinin NATO'dan çekilmesi ihtimalinin "gözden geçirilmenin de ötesinde" olduğunu söylemiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında ilk kez Kongre’de ifade vereceği iddia edilmiştir.
The Hill gazetesine dayandırılan haberlere göre Hegseth’in 29 Nisan tarihinde Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi önünde ifade vermesi beklenmektedir. Oturuma ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in de katılabileceği belirtilmiştir.
ABD Savunma Bakanlığı daha önce 25 Mart tarihinde Kongre üyelerine kapalı bir brifing vermiştir. Ancak Demokrat üyeler, Pentagon’un şeffaflık eksikliği nedeniyle açık oturum talebinde bulunmuş ve kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini ifade etmiştir.
İran, ABD ve İsrail’in saldırılarında topraklarını kullandırdıkları gerekçesiyle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’i Birleşmiş Milletler’e şikayet etmiştir.
İran’ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani tarafından gönderilen mektuplarda, söz konusu ülkelerin hava sahası ve topraklarının saldırılar için kullanıldığı belirtilmiş ve bu durumun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. İran, bu ülkeleri “iyi komşuluk” ilkelerine uymaya çağırmıştır.
Mektupta ayrıca İran’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığını korumak amacıyla meşru müdafaa hakkı dahil olmak üzere gerekli tüm önlemleri alma hakkını saklı tuttuğu vurgulanmıştır.
The Wall Street Journal’a dayandırılan haberlere göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Hürmüz Boğazı’nın zorla yeniden açılması için savaşa dahil olmaya hazırlandığı iddia edilmiştir.
Arap yetkililere göre BAE, ABD ve diğer müttefiklere destek vermeye hazırlanmakta, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bu yönde bir karar çıkarılması için diplomatik girişimlerde bulunmaktadır. Yetkililer, karar alınamasa dahi BAE’nin askeri müdahaleye katılmaya hazır olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca BAE’nin, Basra Körfezi’ndeki Ebu Musa gibi stratejik adaların işgal edilmesi gerektiğini ABD’ye önerdiği de iddialar arasında yer almıştır.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, ABD ile herhangi bir müzakerenin söz konusu olmadığını ve Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını açıklamıştır. Nikzad, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney’in intikamının alınacağını belirtmiş, ABD Başkanı Trump’ın müzakere iddialarını reddetmiştir. Ayrıca İran’da savaş, barış ve müzakere kararlarının yalnızca ülkenin dini lideri Mücteba Hamaney tarafından alınabileceğini vurgulamıştır.
İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail saldırıları sonucunda ülkede geniş çaplı sivil hasar meydana geldiği bildirilmiştir.
Verilere göre saldırılarda:
olmak üzere toplam 115 bin 193 sivil hedefin zarar gördüğü açıklanmıştır.
Ayrıca, insani yardım faaliyetlerinde kullanılan 3 helikopterin de saldırılarda hasar aldığı belirtilmiştir.
Maxime Prévot, ülkesinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında kullanılan uçaklara hava sahasını kapatmayı planlamadığını açıklamıştır.
Parlamentoda yapılan değerlendirmede, Körfez ülkelerine askeri destek taşıyan çok sayıda uçağın Belçika hava sahasını kullandığı belirtilmiş ve mevcut politikanın sürdürüleceği ifade edilmiştir. Belçika’daki muhalefet partilerinden İşçi Partisi (PTB), hükümetin bu tutumunu eleştirerek, ülkenin İspanya gibi hava sahasını kapatması gerektiğini savunmuştur.
İspanya, söz konusu operasyonlara katılan ABD uçaklarına hava sahasını kapattığını duyurmuştur.
Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben yayımladığı açık mektupta İran’ın hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini ifade etmiştir.
Pezeşkiyan, İran’ın tarih boyunca saldırılara maruz kaldığını ancak halklar ile devlet politikalarını ayrı değerlendirdiğini belirtmiştir. İran’ın tehdit olarak sunulmasının bir “algı üretimi” olduğunu savunan Cumhurbaşkanı, bunun saldırıları meşrulaştırma ve silah sanayisini besleme amacı taşıdığını ifade etmiştir.
Mektupta ayrıca:
vurgulanmıştır.
Pezeşkiyan, İran’a yönelik saldırıların ABD halkının çıkarına hizmet etmediğini ve sivil kayıpların ABD’nin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini belirtmiştir.
Mektubun sonunda, çatışma ile iş birliği arasında yapılacak tercihin gelecek nesillerin kaderini belirleyeceği ifade edilmiştir.
İran medyasına göre ABD ve İsrail’in saldırılarında İsfahan kentinde bulunan Mübarek Çelik Fabrikası hedef alınmıştır. Tesnim Haber Ajansı, fabrikanın ikinci kez vurulduğunu bildirmiştir.
Saldırının yol açtığı can kaybı veya hasara ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, fabrikanın Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en büyük çelik üretim tesislerinden biri olduğu belirtilmektedir.
Hürmüz Boğazı’nda yer alan Bender Abbas kentindeki Şehit Hakkani Limanı’nın ABD ve İsrail saldırılarında hedef alındığı bildirilmiştir.
Hürmüzgan Vali Yardımcısı Ahmed Nefisi, limanın hem yolcu hem de ticari kullanım açısından önemli bir merkez olduğunu belirtmiş, olay yerine arama-kurtarma ekiplerinin sevk edildiğini açıklamıştır. Can kaybı ve hasara ilişkin detay verilmemiştir.
İran’a ait insansız hava araçlarının Kuveyt Uluslararası Havalimanı’ndaki yakıt depolarını hedef aldığı bildirilmiştir. Saldırı sonrası çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale etmiş, ilk belirlemelere göre can kaybı yaşanmamıştır.
Öte yandan Bahreyn’de İran tarafından hedef alınan bir tesiste çıkan yangının kontrol altına alındığı açıklanmıştır. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, sivil savunma ekiplerinin yangını söndürdüğünü ve herhangi bir can kaybı bildirilmediğini duyurmuştur.
İran’ın düzenlediği ardışık misilleme saldırılarında İsrail’in başkenti Tel Aviv’de füze parçalarının düşmesi sonucu 14 kişi yaralanmıştır.
İsrail acil yardım servisi tarafından yapılan açıklamada, yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu, diğerlerinin ise orta ve hafif yaralı olduğu belirtilmiştir. Misillemeler sırasında İsrail’in birçok kentinde sirenler çalmış ve Hizbullah’ın da eş zamanlı saldırılar gerçekleştirdiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik saldırılarda yaklaşık 16 bin bomba ve füze kullanıldığını ve 800’den fazla hava saldırı dalgası gerçekleştirildiğini açıklamıştır.
Açıklamada, toplamda 4 binden fazla hedefin vurulduğu ve bu hedefler arasında hava savunma sistemleri, balistik füze rampaları, silah üretim tesisleri, nükleer tesisler, askeri karargahlar ile üst düzey askeri ve siyasi isimlerin yer aldığı ifade edilmiştir. İsrail ayrıca Haziran 2025’teki saldırıların ardından İran’da 5 binden fazla yeni hedef belirlediğini ileri sürmüştür.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği “Ulusa Sesleniş” konuşmasında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşta askeri hedeflerin büyük ölçüde tamamlandığını ve sürecin kısa süre içinde sona erdirileceğini ifade etmiştir.
Trump, ABD’nin İran’daki tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içerisinde tamamlamaya yaklaştığını belirtmiş, önümüzdeki 2-3 hafta içinde İran’a çok sert bir darbe indirileceğini söylemiştir. ABD’nin başlattığı “Destansı Öfke Operasyonu” kapsamında belirlenen hedeflerin çoğuna ulaşıldığını dile getiren Trump, savaşın hızlı şekilde bitirileceğini ve sona yaklaşıldığını vurgulamıştır.
ABD Başkanı, yürütülen saldırıların İran’ı “Taş Devri’ne geri göndereceğini” ifade etmiş, İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn’e desteklerinden dolayı teşekkür ederek bu ülkelere savunma desteğinin süreceğini belirtmiştir.
Trump, İran’da rejim değişikliğinin amaçlanmadığını ancak yönetici kadroların hedef alınmasıyla fiili bir değişim yaşandığını savunmuş, belirlenen süre içinde anlaşma sağlanamaması halinde İran’daki tüm elektrik santrallerinin hedef alınacağını açıklamıştır. Petrol tesislerinin ise İran halkına “bir şans vermek” amacıyla hedef alınmayacağını ifade etmiştir.
ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole ihtiyaç duymadığını belirten Trump, bu geçidi kullanan ülkelerin boğazın güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu ve NATO ülkelerinin bu bölgeyi kontrol altına alabileceğini ileri sürmüştür. ABD’nin Rusya ve Suudi Arabistan’dan daha fazla petrol rezervine sahip olduğunu savunan Trump, Venezuela’dan gelen petrol ile birlikte ABD’nin Orta Doğu petrollerine bağımlılığının ortadan kalktığını ifade etmiştir.
ABD merkezli Axios platformuna konuşan yetkililere dayandırılan iddialara göre, Washington ve Tahran yönetimleri arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeler yürütülmektedir.
Söz konusu görüşmelerin doğrudan mı yoksa arabulucular aracılığıyla mı gerçekleştirildiğine dair net bilgi verilmezken, görüşmeler sonucunda bir anlaşmaya varılıp varılamayacağının belirsizliğini koruduğu ifade edilmiştir.
İddialara göre, Donald Trump, bu olasılığı hem yönetim içindeki hem de dışındaki yetkililerle değerlendirmiştir. Ayrıca Trump’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği ileri sürülmüştür.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de arabulucularla temas kurarak, Hürmüz Boğazı’nın açılması dahil taleplerin karşılanması halinde ABD’nin ateşkese açık olduğu mesajını İran’a ilettiği iddia edilmiştir. Aynı kaynaklar, anlaşma sağlanamaması durumunda İran altyapısına yönelik saldırıların süreceği yönündeki açıklamaların da yinelendiğini aktarmıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri bünyesinde savaşın sevk ve idaresinden sorumlu Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık daha geniş kapsamlı ve yıkıcı eylemlerin sürdürüleceğini açıklamıştır.
Zülfikari, ABD ve İsrail’in İran’ın askeri kapasitesini yok ettiği yönündeki iddialarına karşı çıkarak, stratejik füze üretim merkezleri, uzun menzilli insansız hava araçları, hava savunma sistemleri ve elektronik savaş kapasitesinin varlığını sürdürdüğünü ifade etmiştir.
Açıklamada, saldırıların bedelinin ödetileceği belirtilmiş ve İran’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği karşılıkların devamında daha ezici, daha geniş ve daha yıkıcı eylemlerin gerçekleştirileceği vurgulanmıştır.
İran lideri Mücteba Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Hürmüz Boğazı’nın İran’ın düşmanlarına ve onların bölgedeki üslerine kapalı kalacağını ifade etmiştir.
Velayeti, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın dünya ülkelerine açık olduğunu ancak İran halkına düşmanlık besleyen aktörler için bu geçidin kapalı kalacağını belirtmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmelerine değinen Velayeti, savaşın saldırgan aktörlerin beklentileri doğrultusunda değil, İran’ın stratejik yaklaşımı ve otoritesi çerçevesinde sona ereceğini ifade etmiştir.
ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD ordusu, İran’da bulunan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik kapsamlı bir operasyon planı hazırlamıştır.
İddialara göre bu plan, Donald Trump’ın talebi üzerine hazırlanmış ve kendisine sunulmuştur. Plan kapsamında yaklaşık 450 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi hedeflenmektedir.
Operasyon planında, uranyumun bulunduğu alanlarda kazı yapılması için ağır ekipmanların sevk edilmesi ve radyoaktif materyalin taşınabilmesi amacıyla kargo uçakları için pist inşa edilmesi öngörülmektedir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin hedeflerine kara harekâtı olmadan ulaşabileceğini belirtmiş, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise İran’ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak askeri seçeneklerin de masada olduğunu ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’ın savaş, ateşkes ve müzakere süreçlerinin tekrarlandığı döngüyü kabul etmeyeceğini açıklamıştır.
Bekayi, İran devlet televizyonuna yaptığı değerlendirmede, bu döngünün yalnızca İran için değil bölge ve uluslararası sistem açısından da yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “terörist faaliyetler” olarak nitelendiren Bekayi, İran’ın bu saldırılar karşısında güçlü şekilde karşılık vermekten başka bir seçeneği bulunmadığını belirtmiştir. Açıklamada, İranlı liderlerin ve askeri yetkililerin hedef alındığı ve bunun haksız bir savaş olduğu vurgulanmıştır.
İsviçre, İran’a yönelik saldırılar kapsamında ABD’den gelen uçuş taleplerine ilişkin kararlarını tarafsızlık politikası çerçevesinde değerlendirmiştir. İsviçre Federal Sivil Havacılık Dairesi (FOCA), 5-23 Mart tarihleri arasında ABD’den gelen 11 uçuş talebinden yalnızca 4’ünü onaylamıştır.
Onaylanan uçuşların, açıkça çatışmayla bağlantılı olmayan ve insani ya da tıbbi amaçlar taşıyan uçuşlar olduğu belirtilmiştir. Silahlı çatışmalarla doğrudan bağlantılı taleplerin ise tarafsızlık yasası gereği reddedildiği ifade edilmiştir.
İsviçre hava sahasının kullanımına yönelik diğer ülkelerden gelen toplam 12 talebin de yalnızca 4’ünün kabul edildiği, Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen bir talebin de reddedildiği açıklanmıştır.
İsviçre Federal Konseyi, mart ayında yaptığı değerlendirmede, Orta Doğu’daki çatışmaların yoğunlaştığını ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan gelişmeler karşısında tarafsızlık ilkesinin uygulanacağını vurgulamıştır. Ayrıca, 15 Mart tarihinde İran’daki saldırılarla bağlantılı iki keşif uçuşu talebinin de aynı gerekçeyle reddedildiği bildirilmiştir.
İran Ordu Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, ABD’nin olası bir kara saldırısına karşı alınacak önlemler ve askeri hazırlıklar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Hatemi, ordu birliklerine düşmanın hareketlerinin anbean ve yüksek hassasiyetle izlenmesi talimatını vermiştir.
Hatemi, düşmanın saldırı yöntemlerine karşı uygun zamanda gerekli planların uygulanması gerektiğini vurgulamış ve olası bir kara harekâtı durumunda sert karşılık verileceğini ifade etmiştir. Bu kapsamda, düşman güçlerinin kara saldırısı girişiminde bulunması halinde hiçbir unsurun sağ kalmaması gerektiğini belirtmiştir.
Ülkenin güvenliğinin sağlanmasının temel öncelik olduğunu dile getiren Hatemi, İran halkının güvensizlik hissi yaşamaması için gerekli tüm önlemlerin alınacağını ifade etmiştir. Ayrıca, savaş ortamının ülke üzerinden kaldırılması için çalışmaların sürdüğünü belirtmiştir.
İran’da Devletin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi Muhsin Rızai, ülkesinin savaşın durdurulmasına yönelik herhangi bir diplomatik süreci başlatmasının belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etmiştir. Rızai, yaptırımlar kaldırılmadıkça ve savaş sırasında oluşan zararlar için tazminat ödenmedikçe siyasi ya da diplomatik bir sürecin başlamayacağını belirtmiştir.
ABD’ye yönelik açıklamalarında, Washington yönetiminin savaşın kısa sürede sona ermesini beklememesi gerektiğini vurgulayan Rızai, İran’ın düşmanlarının yaptıklarından pişman olana kadar mücadeleyi sürdüreceğini ifade etmiştir. Diplomasiye ilişkin olarak ise mevcut koşullar altında müzakerelerin reddedildiğini ve İran’ın haklarının iade edilmeden herhangi bir sürecin başlatılmayacağını dile getirmiştir.
Rızai ayrıca, İran ile ABD arasında müzakere yürütüldüğüne dair iddialara karşı çıkarak kamuoyuna bu tür söylemlere itibar edilmemesi çağrısında bulunmuştur. Savaşın sonucunun İran liderliği ve halkın iradesine bağlı olduğunu belirten Rızai, başka aktörlerin söylemlerinin dikkate alınmaması gerektiğini ifade etmiştir.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerinde ise Rızai, küresel aktörlerin bir araya gelmesi durumunda dahi söz konusu boğazın kontrol altına alınamayacağını ileri sürmüştür.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail tarafından Tahran’da bulunan Pasteur Enstitüsü’nün hedef alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıyı uluslararası hukuk ve insani değerler bağlamında değerlendirmiştir. Bekayi, enstitünün hedef alınmasını yalnızca bir savaş suçu olarak değil, aynı zamanda temel insani değerlere yönelik sistematik ve ağır bir ihlal olarak nitelendirmiştir.
Bekayi’nin açıklamasında, 1920 yılında Paris Pasteur Enstitüsü ile İran hükümeti arasında yapılan anlaşma sonucunda kurulan ve ülkenin en köklü halk sağlığı ve bilimsel araştırma merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteren kurumun hedef alınmasının, sivil altyapıya yönelik saldırıların kapsamını genişlettiği ifade edilmiştir. Açıklamada, saldırının bilimsel ve sağlık alanındaki kurumsal kapasiteyi hedef alması nedeniyle, savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda toplumsal ve insani boyutlarının da derinleştiğine işaret edilmiştir.
Bu çerçevede Bekayi, saldırıyı “yasadışı bir savaşın parçası olarak işlenen sıradan bir savaş suçu değil, temel insan değerlerine yönelik barbarca bir saldırı” olarak tanımlayarak, uluslararası toplumun bu tür eylemlere karşı tutumunun belirleyici olacağını vurgulamıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD tarafından dile getirilen olası kara saldırısı tehditlerine ilişkin yaptığı açıklamada, İran’ın askeri ve toplumsal mobilizasyon kapasitesine vurgu yaparak sert bir yanıt vermiştir. Kalibaf, ülkenin savunma hazırlıklarının yalnızca söylem düzeyinde olmadığını, doğrudan sahaya yansıyan bir hazırlık sürecinin yürütüldüğünü belirtmiştir.
Açıklamada, İran tarafından başlatılan ve gönüllü katılım esasına dayanan “Canfeda” kampanyasına kısa süre içerisinde milyonlarca kişinin kayıt yaptırdığı ifade edilmiştir. Bu durumun, toplumun geniş kesimlerinin olası bir dış müdahaleye karşı organize bir şekilde mobilize olabileceğini gösterdiği değerlendirilmiştir.
Kalibaf, İran’ın geçmişte benzer tehditlere karşı fiili mücadele yürüttüğünü hatırlatarak, mevcut durumda da aynı kararlılığın sürdüğünü belirtmiştir. Bu bağlamda yaptığı açıklamada, ülkenin silahlı ve hazırlıklı olduğunu ifade ederek, ABD’nin kara operasyonu ihtimaline karşı doğrudan caydırıcı bir söylem geliştirmiştir. Bu söylem, İran’ın savunma stratejisinde yalnızca askeri kapasitenin değil, aynı zamanda toplumsal direniş unsurlarının da merkezi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
İran Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 28 Şubat tarihinden itibaren devam eden ABD ve İsrail saldırılarının eğitim alanında ciddi insani ve kurumsal kayıplara yol açtığı belirtilmiştir. Açıklamada, saldırılar sonucunda toplam 241 öğrencinin yaşamını yitirdiği, 178 öğrencinin ise yaralandığı bilgisi paylaşılmıştır.
Hayatını kaybeden öğrencilerin demografik dağılımına ilişkin verilen bilgiler, saldırıların farklı yaş gruplarını kapsayan geniş bir etki alanına sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, 56 eğitim personelinin yaşamını yitirmesi, saldırıların yalnızca öğrencileri değil eğitim sisteminin bütün aktörlerini hedef alan bir sonuç doğurduğunu ortaya koymaktadır.
Fiziksel altyapıya yönelik zararlar da dikkat çekici boyuttadır. Açıklamada, 763 eğitim kurumu, 15 kültür merkezi, 22 spor salonu ve 7 öğrenci kampının zarar gördüğü belirtilmiştir. Bu durum, eğitim sisteminin sürdürülebilirliği üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabilecek yapısal bir tahribatın oluştuğunu göstermektedir. Söz konusu gelişmeler, savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda sosyal ve kurumsal yapılar üzerinde de derinleştirici etkiler yarattığını ortaya koymaktadır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmede, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunları ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) bu konuda alabileceği olası kararlar üzerine değerlendirmelerde bulunmuştur.
Erakçi, Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan güvensizlik ortamının temelinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bulunduğunu ifade etmiştir. Bu çerçevede, uluslararası deniz ticareti açısından kritik öneme sahip olan boğazdaki istikrarsızlığın, bölgesel askeri gerilimin doğrudan bir sonucu olduğu vurgulanmıştır.
BMGK’da Hürmüz Boğazı’na ilişkin alınabilecek kararların sorunu çözmekten ziyade daha karmaşık hale getirebileceğini belirten Erakçi, uluslararası müdahale mekanizmalarının mevcut krizin dinamiklerini yeterince dikkate almadığını savunmuştur. Bu yaklaşım, İran’ın krizin çözümünde dış müdahaleye temkinli yaklaştığını ve sorunun kaynağı olarak gördüğü askeri saldırılar sona ermeden kalıcı bir çözümün mümkün olmadığı yönündeki pozisyonunu yansıtmaktadır.
İranlı yetkililer, ABD ve İsrail’in saldırıları kapsamında Hürmüz Boğazı’ndaki bazı sivil ve ticari iskelelerin hedef alındığını açıklamıştır.
Hürmüzgan Vali Yardımcısı Ahmed Nefisi tarafından yapılan açıklamada, Keşm Adası’ndaki Doha balıkçı iskelesi ile Bender Çarek’teki balıkçı ve ticari iskelelerin hava saldırılarına maruz kaldığı belirtilmiştir.
İlk belirlemelere göre Keşm Adası’nda iki, Bender Çarek’te ise üç kişinin yaralandığı ifade edilmiş, olay yerlerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirilmiştir.
Nefisi, daha önce Keşm Adası’ndaki Behmen İskelesi ile tuz arıtma tesislerinin de hedef alındığını hatırlatmış, ayrıca Bender Abbas kentindeki Şehit Hakkani Limanı’na yönelik saldırıların da gerçekleştiğini aktarmıştır.
İran’ın, 28 Şubat tarihinden itibaren ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında Körfez bölgesi ağırlıklı olmak üzere 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ve kritik noktalara geniş çaplı saldırılar düzenlediği bildirilmiştir. Bu süreçte en az 5 bin 735 füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısının gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Saldırıların coğrafi dağılımı incelendiğinde, en fazla etkilenen ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğu ifade edilmiştir. BAE savunma sistemlerinin 438 balistik füze, 19 seyir füzesi ve 2 bin 12 İHA’yı etkisiz hale getirdiği açıklanmıştır.
Kuveyt’te 312 balistik füze, 5 seyir füzesi ve 651 İHA’nın engellendiği; Bahreyn’de 186 füze ve 419 İHA’nın savunma sistemlerince imha edildiği bildirilmiştir. Katar’a 209 balistik füze ve 96 İHA saldırısı düzenlendiği açıklanırken, Ürdün’e yönelik 275 füze ve İHA saldırısı kaydedilmiştir. Suudi Arabistan’a en az 65 füze ve 1029 İHA saldırısı gerçekleştirildiği belirtilmiş, Umman ise 19 İHA ile hedef alınmıştır.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrasında İran’ın, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere ABD üslerinin bulunduğu bölgelere misilleme saldırıları gerçekleştirdiği ifade edilmiştir. Söz konusu saldırılarda İran’da üst düzey yetkililerin hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
İran ordusu, ABD ve İsrail’in İran’ın sanayi altyapısına yönelik saldırılarına misilleme olarak bölgedeki ABD’ye ait metal sanayi tesislerinin hedef alındığını duyurmuştur. İran basınında yer alan bilgilere göre, İran ordusunun operasyonel unsurlarını koordine eden Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı tarafından yapılan açıklamada, “Gerçek Vaat 4 Operasyonu”nun 90. dalgası kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ABD’ye ait metal sanayi tesisleri ile Bahreyn’deki alüminyum tesislerinin füze ve insansız hava araçlarıyla vurulduğu belirtilmiştir.
Söz konusu açıklamada, saldırılar sonucunda çok sayıda ABD askerinin hayatını kaybettiği iddia edilmiş, hedef alınan bölgelerde yoğun ambulans hareketliliği gözlendiği ifade edilmiştir. İran ordusu ayrıca, İran’ın sanayi altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi halinde daha sert ve kapsamlı karşılıklar verileceği yönünde uyarıda bulunmuştur.
İran’ın İsfahan kentinde bulunan Mübarek Çelik Fabrikası’nın, 29-31 Mart tarihlerinde ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılar sonucunda ağır hasar aldığı ve üretim faaliyetlerinin tamamen durduğu bildirilmiştir. İran basınında yer alan bilgilere göre, fabrika yönetimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, tesisin üretim hatlarının çalışamaz hale geldiği ve mevcut hasarın üretimin sürdürülmesini imkânsız kıldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, güvenlik gerekçesiyle çalışanların ikinci bir duyuruya kadar tesise gelmemeleri yönünde uyarıldığı ifade edilmiştir. Mübarek Çelik Fabrikası’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en büyük çelik üretim komplekslerinden biri olduğu, bu nedenle saldırının bölgesel sanayi kapasitesi üzerinde önemli etkiler doğurabileceği değerlendirilmektedir.
ABD ve İsrail tarafından İran’ın Elburz eyaletine bağlı Kerec kentinde bulunan B1 Köprüsü’ne hava saldırıları düzenlenmiştir. İran basınında yer alan bilgilere göre, köprüye yönelik ilk saldırıda yapının orta kısmı yıkılmış, iki kişi hayatını kaybetmiştir.
İkinci saldırının ise yardım ekiplerinin bölgede faaliyet yürüttüğü sırada gerçekleştirildiği aktarılmıştır. Elburz Eyaleti Valiliği, saldırıların ardından halka bölgeye yaklaşmamaları yönünde uyarıda bulunmuştur.
Saldırılar sonrasında köprünün önemli bölümlerinin yıkıldığı ve yapının ağır hasar aldığı görülmüştür. Köprünün yapım aşamasında olduğu ve yakın zamanda hizmete açılmasının planlandığı belirtilmiştir.
ABD ve İsrail’in B1 Köprüsü’ne düzenlediği ikinci saldırının ardından bölgedeki elektrik altyapısında kesintiler meydana gelmiştir. Elburz Elektrik Dağıtım Şirketi tarafından yapılan açıklamada, özellikle kuzey bölgelerine ulaşımı sağlayan Çalus yolu hattında elektrik kesintisi yaşandığı bildirilmiştir. Yetkililer, kesintilerin giderilmesi için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğünü açıklamıştır.
Kerec’teki B1 Köprüsü’ne yönelik saldırıların ardından İran basınında bölge ülkelerinde bulunan bazı köprülerin yer aldığı bir liste yayımlanmıştır. Listede, Kuveyt’teki Şeyh Cabir Al-Ahmad Al-Sabah Deniz Köprüsü, Suudi Arabistan ile Bahreyn’i bağlayan Kral Fehd Köprüsü, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Şeyh Zayed ve Şeyh Halife köprüleri ile Ürdün’de bulunan Kral Hüseyin, Adem ve Abdun köprüleri yer almıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak Bahreyn’de bulunan bir bulut bilişim merkezini hedef aldığını duyurmuştur. Açıklamada, söz konusu merkezin Amazon’a ait olduğu belirtilmiş ve saldırının gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, İranlı yetkililere yönelik suikastların devam etmesi halinde başka hedeflere yönelik saldırıların da gündeme gelebileceği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, İran’a yönelik düzenlenen hava saldırılarında Devrim Muhafızları Ordusu’na ait finans merkezlerinin hedef alındığını açıklamıştır.
Açıklamada, söz konusu yapıların Devrim Muhafızları ve bağlı unsurların finansal faaliyetlerini yöneten merkezler olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca, Kudüs Gücü’nün bölgedeki bazı gruplara mali kaynak sağladığı iddiasına yer verilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Basra Körfezi’nde yer alan Keşm Adası’nın güneyinde bir savaş uçağının düşürüldüğünü açıklamıştır. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin ABD ve İsrail’e ait olduğu öne sürülen bir hava aracına müdahale ettiği ve uçağın denize düştüğü belirtilmiştir. Ayrıca, olaya ilişkin görüntülerin İran devlet medyasında yayımlandığı aktarılmıştır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Fatehin Birliği Komutanı Muhammed Ali Fethali Zade’nin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. İran devlet televizyonu, komutanın bir gün önce yaşamını yitirdiğini duyurmuştur. Olayın gerçekleştiği yer hakkında herhangi bir resmi açıklama yapılmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın sona erdirilmesine yönelik yoğun bir telefon diplomasisi yürütmüştür. Bu kapsamda Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve ABD’li yetkililerle görüşmeler gerçekleştirmiştir.
Fidan, 28 Mart’ta İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi marjında Bulgaristanlı mevkidaşı ile bir araya gelmiş, 29 Mart’ta İslamabad’da Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının katıldığı toplantıya iştirak etmiştir. 30 Mart’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi yapılmış, aynı gün İran, Pakistan ve Suriye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı temaslar kurulmuştur.
31 Mart’ta Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ve Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov Ankara’da kabul edilmiştir. Aynı gün Hamas heyeti ve Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 1 Nisan’da Ürdün, Japonya, Katar ve Mısır dışişleri yetkilileriyle yapılan görüşmelerde bölgedeki gelişmeler ve savaşın sonlandırılmasına yönelik girişimler ele alınmıştır. Ayrıca Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı ile de temas kurulmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada ABD ordusunun İran’daki operasyonlarının henüz tamamlanmadığını belirtmiştir. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, sıradaki hedeflerin köprüler ve elektrik santralleri olacağını ifade etmiştir.
Açıklamada, ABD ordusunun gücüne vurgu yapılmış ve İran’a yönelik operasyonların devam edebileceği belirtilmiştir.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD’nin kara saldırısı ihtimaline ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Şikarçi, İran silahlı kuvvetlerinin olası bir kara harekâtına hazır olduğunu ifade etmiştir.
Açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında sivil hedeflerin zarar gördüğü belirtilmiş, İran’ın bu saldırılara karşılık verdiği aktarılmıştır. Şikarçi, ABD’nin bölgedeki üslerinin hedef alındığını ve bazı Amerikan askerlerinin üsleri terk ettiğini ifade etmiştir. Ayrıca olası bir kara çatışmasına ilişkin hazırlıkların sürdüğü belirtilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırıların sürdüğünü ve son hava operasyonları kapsamında İran’ın çelik üretim kapasitesinin yüzde 70’inin imha edildiğini ileri sürmüştür. Netanyahu, Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı kompleksi Kirya’da, Yisrael Katz ve Eyal Zamir ile birlikte düzenlenen durum değerlendirme toplantısında açıklamalarda bulunmuştur.
Açıklamada, İran ordusuna ait komuta kademesinin hedef alındığı, köprüler ve çeşitli altyapı unsurlarına yönelik saldırılar gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Netanyahu, söz konusu saldırıların İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun hem mali hem de askeri kapasitesini zayıflattığını savunmuştur. ABD ile tam koordinasyon içinde hareket edildiği ifade edilmiş ve İran’a yönelik operasyonların sürdürüleceği belirtilmiştir. Ayrıca İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki askeri varlığını genişlettiği aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların devam ettiği süreçte yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kontrol altına alınabileceğini ifade etmiştir. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Biraz daha zamanla, Hürmüz Boğazı’nı kolayca açabilir, petrolü alabilir ve servet kazanabiliriz.” ifadelerini kullanmıştır. Açıklamada, söz konusu adımın küresel petrol arzı açısından sonuçlar doğurabileceği belirtilmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan ile Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, Türkiye ile Rusya arasındaki ikili ilişkiler ile birlikte bölgesel ve küresel gelişmeler ele alınmıştır.
Görüşmede, Türkiye’nin İran’a yönelik saldırıları onaylamadığı, İran’ın bölge ülkelerine yönelik mukabelesinin de tasvip edilmediği ifade edilmiştir. Tarafların, savaşın daha fazla kontrolden çıkmaması amacıyla barış ve istikrar odaklı temaslarını sürdürdüğü belirtilmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binyamin Netanyahu hükümetinin bölge genelindeki politikalarının sınırlandırılması gerektiğini belirtmiş, İsrail’in Kudüs’ün statüsüne yönelik adımlarına izin verilemeyeceğini ifade etmiştir.
İran basınında yer alan haberlere göre, ABD’nin üçüncü bir ülke aracılığıyla İran’a 48 saatlik geçici ateşkes teklifinde bulunduğu ileri sürülmüştür. Fars Haber Ajansı tarafından, İranlı üst düzey bir yetkiliye dayandırılan haberde, söz konusu teklifin İran ile ABD ve İsrail arasındaki devam eden çatışmalar bağlamında iletildiği belirtilmiştir.
Haberde, ABD’nin ateşkes teklifini doğrudan değil, üçüncü bir ülke üzerinden ilettiği ifade edilmiş, teklifin içeriğine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır.
Fars Haber Ajansı’nın değerlendirmesinde, söz konusu ateşkes teklifinin ABD’nin bölgede karşı karşıya kaldığı sorunların ardından gündeme geldiği öne sürülmüştür. Ayrıca İran’ın, bu teklife sahadaki saldırılarını sürdürerek karşılık verdiği iddia edilmiştir.
Haberde yer alan bilgiler, İranlı bir yetkiliye ve ajans değerlendirmesine dayandırılmış olup, söz konusu iddialara ilişkin bağımsız doğrulama veya taraflardan resmi teyit bulunmadığı aktarılmıştır.
Pentagon tarafından yapılan resmi açıklamada, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla başlayan savaşta ABD ordusunun kayıp ve yaralı bilançosu kamuoyuyla paylaşılmıştır. Açıklamaya göre, 3 Nisan itibarıyla toplam 13 ABD askeri hayatını kaybetmiş, 365 ABD askeri ise yaralanmıştır.
Donald Trump, İran tarafından ABD savaş uçaklarının düşürüldüğüne ilişkin gelişmelerin, Tahran yönetimiyle olası müzakereleri etkilemeyeceğini ifade etmiştir. ABD Başkanı, NBC televizyonuna telefonla bağlanarak yaptığı açıklamada konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Trump, ABD’ye ait savaş uçaklarının düşürülmesinin ardından yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi vermekten kaçınmıştır. İran’a yönelik saldırıları “yoğun ve hassas bir askeri operasyon” olarak nitelendiren Trump, olayın ABD medyasında ele alınış biçimine yönelik memnuniyetsizliğini dile getirmiştir.
Açıklamasında, İran’ın savaş uçaklarını düşürmesinin müzakere sürecine etkisi olup olmayacağı yönündeki soruya yanıt veren Trump, bunun herhangi bir etkisinin olmayacağını belirtmiş ve mevcut durumu “bir savaş hali” olarak tanımlamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Kemal Harrazi ve eşine yönelik saldırıya karşılık olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ABD merkezli Oracle şirketine ait veri merkezi ve bilişim altyapılarının hedef alındığını açıklamıştır.
Açıklamada, daha önce de benzer suikastlara karşılık olarak Amerikan teknoloji şirketlerinin hedef alındığı belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkenin orta kesimlerinde ABD’ye ait bir F-35 savaş uçağının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü duyurmuştur. Açıklamada, uçağın imha edildiği ve pilotun durumuna ilişkin bilgi bulunmadığı belirtilmiştir.
Son 12 saat içinde ikinci savaş uçağının düşürüldüğü ifade edilirken, olayla ilgili görüntülerin İran medyasında yayımlandığı aktarılmıştır. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise uçağın vurulmadığını ve bir üsse iniş yaptığını öne sürmüştür.
ABD basınına konuşan kaynaklar, İran'da ABD'ye ait bir savaş uçağının düştüğünü, mürettebatın akıbetinin ise belirsiz olduğunu belirtmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Amerikalı uçuş mühendisleri ve savaş pilotlarının bulunduğu bir noktanın balistik füzelerle hedef alındığını duyurmuştur.
Açıklamada, saldırı sonrası bölgede yoğun ambulans trafiği gözlemlendiği ve çok sayıda ölü ve yaralı bulunduğuna dair bilgiler elde edildiği ifade edilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Bahreyn’de bulunan Amazon bulut bilişim altyapılarına yönelik saldırısının ardından şirketin web servislerinin hizmet dışı kaldığı bildirilmiştir.
Küresel internet trafiğini izleyen Cloudflare Radar tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonrası Amazon Web Services (AWS) Bahreyn trafiğinin kesildiği ve bağlantı hatalarının arttığı belirtilmiştir. İngiliz basınında yer alan haberlerde de saldırı sonucu tesisin zarar gördüğü ifade edilmiştir.
ABD ve İsrail tarafından İran’ın güneyindeki Buşehr eyaletinde bulunan İran Kızılayı’na ait yardım deposuna hava saldırısı düzenlenmiştir.
Saldırıda yardım faaliyetlerinde kullanılan 2 konteyner, 2 otobüs ve 2 yardım aracının imha edildiği belirtilmiştir. Olayda can kaybı veya yaralanmaya ilişkin bilgi paylaşılmamıştır.
Kuveyt Elektrik ve Su Bakanlığı, İran’dan gerçekleştirilen saldırı sonucunda ülkedeki enerji ve su arıtma tesislerinden birinde maddi hasar meydana geldiğini açıklamıştır. Bakanlık Sözcüsü Fatma Abbas Cevher Hayat tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırının doğrudan tesis altyapısını hedef aldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırı sonrası tesisin bazı bölümlerinde hasar oluştuğu, olayın hemen ardından teknik ekiplerin müdahale ettiği ve tesisin çalışma kapasitesinin sürdürülebilmesi için gerekli operasyonların başlatıldığı ifade edilmiştir. Hasarın kontrol altına alınmasına yönelik çalışmaların eş zamanlı olarak yürütüldüğü aktarılmıştır.
Bakanlık, hasar gören alanların güvenliğinin sağlanması amacıyla güvenlik birimleri ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hareket edildiğini bildirmiştir. Ayrıca kamuoyuna yönelik yapılan çağrıda, vatandaşların sükuneti koruması, doğrulanmamış bilgilere itibar etmemesi ve resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları takip etmesi gerektiği vurgulanmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Kuveyt’teki bir enerji santraline bağlı su arıtma tesisine yönelik saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. İran devlet televizyonuna dayandırılan açıklamada, İran’ın saldırıyla ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Açıklamada, söz konusu saldırının “sahte bayrak” operasyonu olduğu ileri sürülmüş ve İsrail’in bölgedeki eylemleri eleştirilmiştir. Ayrıca Batı Asya’daki ülkelerin, bölgesel istikrarsızlığa yol açabilecek gelişmelere karşı dikkatli olması gerektiği ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde faaliyet gösteren Emirates Global Aluminium’a ait Abu Dabi’deki Al Taweelah alüminyum üretim tesisinin, İran tarafından düzenlenen füze ve insansız hava aracı saldırıları sonucunda ağır hasar gördüğü bildirilmiştir. Halife Endüstri Bölgesi (KEZAD) içerisinde yer alan tesisin saldırıların ardından ciddi ölçüde tahrip olduğu açıklanmıştır.
Saldırılar sonrasında tesis sahasının tamamen tahliye edildiği, alüminyum izabe tesisi, dökümhane, enerji santrali, alümina rafinerisi ve geri dönüşüm tesisinde acil durum kapatma prosedürlerinin devreye alındığı aktarılmıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda üretimde uzun süreli aksama yaşanmasının beklendiği ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de bulunan Habşan Doğal Gaz Tesisleri’ne yönelik düzenlenen saldırı sonucunda bir kişinin hayatını kaybettiği ve tesislerde ciddi hasar oluştuğu bildirilmiştir.
Abu Dabi Hükümeti Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, saldırının ardından düşen şarapnel parçaları nedeniyle Mısır vatandaşı bir kişinin yaşamını yitirdiği belirtilmiştir.
Açıklamada, tahliye sürecinde ikisi Pakistanlı ve ikisi Mısırlı olmak üzere dört kişinin hafif yaralandığı, tesislerde ciddi hasar meydana geldiği ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü ifade edilmiştir.
İran basınında yer alan haberlerde, İran tarafından düşürüldüğü iddia edilen ABD savaş uçağının pilotunu bulmak amacıyla yürütülen arama-tarama faaliyetlerine katılan bir ABD helikopterinin vurulduğu ileri sürülmüştür. İran’ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, söz konusu helikopterin operasyon sırasında hedef alındığı belirtilmiştir.
ABD basınında yer alan haberlere göre, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde ikinci bir ABD savaş uçağının düşürüldüğü bildirilmiştir. The New York Times gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberde, gün içerisinde birden fazla hava aracının hedef alındığı aktarılmıştır.
Haberde, düşürülen uçaklardan birinin pilotunun olaydan sağ kurtulduğu belirtilmiştir. ABD’li yetkililerin, olayın ardından mürettebata ilişkin arama-kurtarma faaliyetlerinin sürdüğünü ifade ettiği aktarılmıştır. Haberde ayrıca, A-10 Thunderbolt II (Warthog) tipi savaş uçağının, F-15 Eagle ile aynı zaman diliminde Hürmüz Boğazı yakınlarında düşürüldüğü öne sürülmüştür. Olayların Basra Körfezi çevresinde yoğunlaştığı ifade edilmiştir.Daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, ülkenin orta kesimlerinde bir savaş uçağının hava savunma sistemleriyle düşürüldüğü duyurulmuştur. İran basınında, söz konusu uçağın pilotunun yakalanmış olabileceğine dair iddialar yer almıştır.
ABD’nin İran’a yönelik saldırılar kapsamında düşürülen son iki savaş uçağıyla birlikte, ülkenin 23 yıl aradan sonra ilk kez bir askeri çatışmada uçak kaybı yaşadığı bildirilmiştir. ABD ve İran basınında yer alan bilgilere göre, biri F-15 Eagle, diğeri A-10 Thunderbolt II olmak üzere iki savaş uçağının Hürmüz Boğazı çevresinde düşürüldüğü aktarılmıştır.
ABD basını, F-15 uçağının düşürüldüğünü ve pilotlardan birinin sağ kurtulduğunu, diğer pilot için arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirtmiştir. A-10 tipi uçağın ise pilotunun Kuveyt hava sahasına yönelerek atlayış yaptığı ve kurtulduğu ifade edilmiştir.
Amerikan basınında yer alan değerlendirmelere göre, bu kayıplar ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana bir çatışmada yaşadığı ilk uçak kaybı olmuştur. Emekli ABD Hava Kuvvetleri pilotu Houston Cantwell’in değerlendirmesinde, son benzer kaybın 2003 yılında yaşandığı hatırlatılmıştır.
Söz konusu gelişmelerle birlikte ABD’nin 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik operasyonlarda kaybettiği bilinen toplam uçak sayısının 7’ye yükseldiği bildirilmiştir. İlk kaybın 2 Mart’ta Kuveyt’te “dost ateşi” sonucu düşen 3 F-15 uçağı olduğu, 12 Mart’ta Irak’ta düşen KC-135 yakıt ikmal uçağında 6 mürettebatın hayatını kaybettiği, 27 Mart’ta ise Boeing E-3 Sentry uçağının Suudi Arabistan’da saldırı sonucu hasar aldığı aktarılmıştır.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf , bölge ülkelerinin yabancı müdahalesi olmaksızın kendi güvenliklerini sağlayabileceklerini belirterek, İran’ın bu doğrultuda ikili ve çok taraflı işbirliğine hazır olduğunu ifade etmiştir. Kalibaf, bölgesel güvenliğin dış aktörlere bağımlı olmadan inşa edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Kalibaf, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını İsrail’in politikalarıyla ilişkilendirerek, söz konusu sürecin bölge güvenliğini tehdit ettiğini belirtmiştir. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim ve güvenlik sorunlarının mevcut çatışmaların bir sonucu olduğunu ifade etmiştir.
Kalibaf, yürütülen savaşın yalnızca İran’ı değil, aynı zamanda bölgesel güvenliği ve İslam dünyasının bütünlüğünü hedef aldığını savunmuştur. Bölgedeki ABD askeri varlığının güvenlik sağlamaktan ziyade istikrarsızlığı artırdığını ileri sürmüş ve bazı askeri üslerin İran’a yönelik saldırılarda kullanıldığını iddia etmiştir.
Irak’ta faaliyet gösteren “İslami Direniş” adlı Şii milis grup, ABD üslerine yönelik son 24 saat içinde füze ve insansız hava araçlarıyla toplam 19 saldırı gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Grup tarafından yapılan açıklamada, saldırıların Irak’taki ve bölgedeki ABD askeri varlıklarını hedef aldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, ABD ile birlikte yürüttüğü operasyonlar kapsamında İran’ın başkenti Tahran genelinde altyapı ve askeri tesislere yönelik hava saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, hava savunma sistemleri, balistik füze depoları ve silah araştırma-geliştirme tesislerinin hedef alındığı iddia edilmiştir. Ayrıca Devrim Muhafızları Ordusu’na ait hava savunma altyapısının da vurulduğu öne sürülmüştür.
İran’ın güneyinde yer alan Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasının ABD-İsrail saldırılarında hedef alındığı bildirilmiştir. İran basınına göre, saldırı sonucunda santralde görevli bir güvenlik personeli hayatını kaybetmiştir.
Patlama ve şarapnel etkisi nedeniyle santralin yan yapılarından birinde hasar meydana geldiği aktarılmıştır. Buşehr tesisinin 28 Şubat’tan bu yana dördüncü kez hedef alındığı belirtilmiştir.
İran’ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinde bulunan Mahşehr ve Bender İmam kentlerindeki petrokimya tesislerinin ABD-İsrail saldırılarının hedefi olduğu bildirilmiştir. Saldırılarda Fecr, Rical, Emir Kebir ve Ebu Ali petrokimya tesislerinin vurulduğu, özellikle Bender İmam tesisinin bazı bölümlerinde ağır hasar oluştuğu aktarılmıştır. Olaylarda 5 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşılmıştır.
İran’ın batısındaki İlam eyaletine bağlı Mehran kentinde düzenlenen saldırılarda bir kümes hayvanı çiftliği ile kimyasal gübre deposunun vurulduğu bildirilmiştir. Saldırılar sonucunda söz konusu tesislerde hasar meydana geldiği, bazı noktalarda ise iki kişinin yaralandığı ifade edilmiştir.
Yetkililer, saldırılarda genel olarak can kaybı yaşanmadığını, ancak maddi hasarın oluştuğunu açıklamıştır.
İran’ın, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılara misilleme kapsamında, çoğunluğu Körfez bölgesinde bulunan 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ve kritik noktalara yönelik geniş çaplı saldırılar gerçekleştirdiği bildirilmiştir. Söz konusu süreçte İran’ın en az 5 bin 850 füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediği aktarılmıştır. Derlenen verilere göre saldırıların büyük kısmı Körfez bölgesinde yoğunlaşmış, toplam saldırıların yaklaşık yüzde 15’inin ise İsrail’e yöneltildiği belirtilmiştir. Saldırılardan en fazla etkilenen ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğu ifade edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkenin savunma sistemlerinin 498 balistik füze, 23 seyir füzesi ve 2 bin 85 İHA’yı etkisiz hale getirdiği belirtilmiştir. Kuveyt Hükümeti Enformasyon Merkezi ve ordu kaynaklarına göre, 319 balistik füze, 9 seyir füzesi ve 690 İHA’nın engellendiği bildirilmiştir. Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, ülkeye yönelen 188 füze ve 453 İHA’nın savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştır.
Katar Savunma Bakanlığı, ülkeye 216 balistik füze ve 102 İHA saldırısı düzenlendiğini duyurmuştur. Ürdün ordusu, savaş sürecinde ülkeye 278 füze ve İHA saldırısı gerçekleştirildiğini bildirmiştir. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülke topraklarına yönelik en az 87 füze ve 883 İHA saldırısı kaydedildiğini açıklamıştır. Umman Sultanlığı ise 19 İHA ile hedef alındığını duyurmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı yakınlarında İsrail ile bağlantılı olduğu belirtilen bir geminin hedef alındığı bildirilmiştir. Açıklamada, söz konusu geminin MSC Ishyka olduğu ve kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığı ifade edilmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan paylaşımda, saldırının Hürmüz Boğazı menzili içerisinde gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktığı ve alev aldığı bilgisi aktarılmıştır. Olayın detaylarına ve gemideki hasarın boyutuna ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmamıştır.
İran Ordusu tarafından yapılan açıklamada, İsrail’de bulunan Ben Gurion Havalimanı’nın insansız hava araçları (İHA) ile hedef alındığı bildirilmiştir.
İran Devlet Televizyonu’nda yayımlanan bildiriye göre, İran’a yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtilen havalimanının yeni kontrol kulesi ile radar ve navigasyon sistemlerinin yoğun İHA saldırılarıyla hedef alındığı ifade edilmiştir. Açıklamada, söz konusu saldırıların ABD ve İsrail’in hava trafiğini kontrol etme kapasitesine darbe vurmayı amaçladığı belirtilmiş, İran’ın misilleme saldırılarını sürdürme kararlılığı vurgulanmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, “İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık” açıklamasında bulunurken, İsrail 28 Şubat 2026’da İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattığını duyurdu. Tahran’da çok sayıda patlama meydana gelirken İsrail genelinde olağanüstü hal ilan edildi.
1 Mart 2026’da İsrail-ABD ile İran arasındaki çatışmalar yeni bir aşamaya taşındı. İran, İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik balistik füze ve İHA saldırılarını sürdürürken; İsrail ordusu da İran’ın batısındaki askeri hedeflere operasyon düzenlediğini açıkladı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğinin duyurulmasının ardından Tahran ve Basra’da gösteriler düzenlendi, Irak’ta üç günlük yas ilan edildi. İranlı üst düzey askeri yetkililerin öldüğü açıklanırken, ABD ve İsrail’den operasyonların süreceğine dair mesajlar geldi. Körfez ülkelerinde hava savunma sistemleri devreye girerken, bölgedeki gerilim çok sayıda ülkenin hava trafiğinde kısıtlamalara gitmesine yol açtı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı İran saldırıları 2 Mart itibarıyla Tahran, Yezd ve diğer kentlerde sürerken, İran da İsrail’in yanı sıra Katar, BAE, Bahreyn ve Irak’taki hedeflere füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Lübnan cephesinde İsrail-Hizbullah çatışmaları genişlerken, Körfez’de ABD üsleri ve enerji tesisleri hedef alındı; İran Kızılayı yüzlerce can kaybı olduğunu duyurdu
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırıların ardından bölgede çatışmalar genişledi. CENTCOM, hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısının 6’ya yükseldiğini açıklarken, kayıpların Kuveyt’te gerçekleştiği bildirildi. Washington yönetimi İran’ı “acil tehdit” olarak nitelendirip operasyonların süreceği mesajını verdi; Tahran ise misilleme saldırılarını ABD üslerine yönelttiğini duyurdu. ABD Orta Doğu’daki vatandaşlarına bölgeden ayrılma çağrısı yaparken, İran Devrim Muhafızları Bahreyn’deki ABD hava üssünü hedef aldığını açıkladı. İsrail Başbakanı Netanyahu ise saldırıların “sonsuz savaşa yol açmayacağını” savundu.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırıların ardından bölgede gerilim hızla tırmanırken, İran Hürmüz Boğazı’nda uyarılara rağmen ilerleyen petrol tankerlerini vurduğunu duyurdu ve boğazın kontrolünün tamamen kendi elinde olduğunu açıkladı. Washington’da ise Senato’da yapılan brifinglerde kara harekatı ihtimali ve mühimmat stoklarına ilişkin endişeler gündeme gelirken, ABD’nin çatışmaların ilk günlerinde milyarlarca dolarlık askeri ekipman kaybettiği bildirildi. İsrail Savunma Bakanı yeni seçilecek İran liderinin de hedef alınabileceği mesajını verirken, Suudi Arabistan güvenlik önlemlerini artıracağını duyurdu, Yunanistan ise iki fırkateyn ve savaş uçaklarını Güney Kıbrıs’a gönderdi. Öte yandan İran yönetimi ABD ile müzakereyi kesin olarak reddederken, Hamaney’in ölümünün ardından Tahran’da üç gün sürecek cenaze töreni düzenleneceği açıklandı.
İran-İsrail-ABD savaşında çatışmalar devam ederken İran Sağlık Bakanlığı can kaybının 926’ya yükseldiğini açıkladı. İran Kızılayı ise 105 sivil mekanın vurulduğunu bildirdi. Azerbaycan Nahçıvan Uluslararası Havalimanı’na İran’dan İHA saldırısı düzenlendiği duyuruldu. Erbil, Süleymaniye ve GKRY’deki Akrotiri Üssü çevresinde saldırılar meydana geldi. Hollanda Doğu Akdeniz’e savaş gemisi gönderme kararı alırken İngiltere bölgedeki üslerinde savunma önlemlerini artırdı.
ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırılarını Kongre onayına bağlayacak savaş yetkileri tasarısını reddederken, Trump İran ordusu ve Devrim Muhafızlarına “silah bırakma” çağrısı yaptı. İran’da yeni lider seçimi için geçici Liderlik Konseyi toplanırken, Husiler askeri müdahale tehdidinde bulundu; İran Kızılayı saldırılarda binlerce sivil yapının zarar gördüğünü açıkladı.
İran yönetimi petrol depolarına yönelik saldırılara rağmen yakıt tedarikinin sürdüğünü açıklarken, Devrim Muhafızları savaşın en az altı ay sürdürülebileceğini duyurdu. İsrail İran’daki yeni liderlik toplantısını hedef alabileceğini belirtirken, ABD ve İsrail’in zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için özel kuvvet operasyonu seçeneğini değerlendirdiği iddia edildi. İran ise enerji altyapısına yönelik saldırıların sürmesi halinde bölgedeki petrol tesislerini hedef alabileceği uyarısında bulundu. Aynı gün İran’da sivil can kaybının 1332’ye ulaştığı açıklanırken, Arap Birliği ülkeleri İran’ın bölgeye yönelik saldırılarını ele almak üzere olağanüstü toplantı yaptı ve İran’da yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiği yönünde iddialar gündeme geldi.
İran Uzmanlar Meclisi, 28 Şubat saldırısında hayatını kaybeden Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’i ülkenin yeni lideri olarak seçerken, İran Silahlı Kuvvetleri yeni lidere bağlılık bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı İran’ın misillemelerinde ölen ABD askerlerinin sayısının 7’ye yükseldiğini açıklarken, ABD Başkanı Donald Trump İran’a yönelik operasyonların ne zaman sona ereceğine ilişkin nihai kararı kendisinin vereceğini söyledi. Öte yandan Minab’daki ilkokul saldırısına ilişkin görüntüler ABD yapımı bir Tomahawk füzesinin okulun yakınındaki deniz üssünü hedef aldığını ortaya koyarken, İran yönetimi ABD’li senatör Lindsey Graham’ın İran petrol kaynaklarına ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.
ABD–İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın bölge genelindeki misillemeleri sürerken, Türkiye, ABD, İran, Körfez ülkeleri ve NATO’dan art arda açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan diplomasi vurgusu yaparken, Trump savaşın kısa sürede sona ereceğini savundu; İran ise çatışmanın seyrini kendilerinin belirleyeceğini açıkladı. Hürmüz Boğazı’na ilişkin karşılıklı tehditler gündeme gelirken, CENTCOM binlerce hedefin vurulduğunu duyurdu. Bölgesel gerilim artarken Türkiye, hava sahası güvenliği kapsamında Malatya’ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırıların ardından taraflar arasındaki karşılıklı askeri operasyonlar 11 Mart’ta da devam etti. İran Devrim Muhafızları bölgedeki ABD üslerini balistik füzelerle hedef aldığını açıklarken, İsrail ordusu İran’ın misillemelerinde 12 kişinin öldüğünü ve 200 kişinin yaralandığını duyurdu. Tebriz’de düzenlenen saldırılarda 6 kişi hayatını kaybederken, Irak’taki silahlı gruplar ABD üslerine yönelik yeni saldırılar gerçekleştirdiklerini bildirdi; Hürmüz Boğazı çevresinde deniz güvenliğine ilişkin olaylar yaşanırken ABD ordusu boğazın açık tutulması için yeni seçenekler hazırladığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik askeri operasyonların “iş bitene kadar” süreceğini açıklarken, ABD basını saldırıların ilk altı gününde maliyetin 11,3 milyar doları aştığını yazdı. İranlı yetkililer son saldırılarda ülke genelinde 10 gün içinde yaklaşık 9 bin noktanın hedef alındığını belirtirken, ABD’de ise FBI’ın California güvenlik birimlerini İran kaynaklı olası İHA saldırılarına karşı uyardığı iddia edildi.
İran Devrim Muhafızları İsrail’in kuzeyindeki kentler ile ABD üslerini hedef alan yeni füze ve İHA saldırı dalgaları başlattı. İran, Hayfa’daki petrol rafinerilerini vurduğunu ve ABD’ye ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağının Irak’ın batısında düşürüldüğünü öne sürerken, İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarda onlarca kişi yaralandı. Körfez ülkeleri de İran’ın misilleme saldırılarının hedefi olurken, Umman’da bir İHA saldırısında iki yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetti. ABD ile İran güçleri arasında denizde ve havada gerilim artarken, USS Abraham Lincoln uçak gemisine yönelik saldırı iddiaları ve İran bandıralı bir gemiye ateş açıldığı yönündeki haberler bölgedeki askeri gerilimin daha da tırmandığını gösterdi.
İran, savaşın başlangıcından bu yana ABD ve İsrail’e ait yüzlerce askeri hedefi vurduğunu açıklarken, bölgedeki saldırılar Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini büyük ölçüde azalttı. İran’ın Suudi Arabistan’daki ABD askeri varlığını hedef aldığı iddiaları gündeme gelirken, İran içinde can kayıpları ve sivil altyapı hasarına ilişkin veriler açıklandı. ABD'nin Rusya’nın İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya’ya taşınmasına yönelik teklifini reddettiği iddia edildi.
İran Devrim Muhafızları İsrail ve ABD üslerine yönelik yeni füze ve İHA saldırıları düzenlediklerini açıklarken, İsrail ordusu operasyonların en az üç hafta daha süreceğini duyurdu. ABD medyası İsrail’in füze savunma mühimmatlarının kritik seviyeye gerilediğini iddia ederken, İran yönetimi enerji tesislerine yönelik saldırılar olması halinde bölgedeki Amerikan şirketlerini hedef alacaklarını bildirdi. Tahran ayrıca ilk kez Siccil füzelerinin kullanıldığını duyururken, savaşın başlamasından bu yana yüzlerce sivilin öldüğü ve on binlerce sivil yapının zarar gördüğü açıklandı. Öte yandan Hark Adası’na yönelik ABD saldırısına rağmen İran’ın petrol sevkiyatının devam ettiği bildirilirken, Netanyahu sosyal medyada yayılan “öldü” iddialarını video paylaşarak yalanladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın USS Abraham Lincoln uçak gemisine saldırdığı iddialarını reddederken, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için yedi ülkeyle görüşmeler yürütüldüğünü ve uluslararası bir koalisyon oluşturulmasının değerlendirildiğini açıkladı. İran ise Kızıldeniz’deki ABD uçak gemilerine lojistik destek sağlayan noktaların artık meşru hedef olduğunu duyurdu. Washington yönetimi İran’a yönelik operasyonların maliyetinin 12 milyar dolara ulaştığını belirtirken, İranlı yetkililer Tahran’da saldırılarda en az 503 kişinin hayatını kaybettiğini ve binlerce kişinin yaralandığını bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la savaşın “yakında sona ereceğini” belirtirken Hürmüz Boğazı’nı kullanan ülkelere güvenlik için daha fazla sorumluluk alma çağrısı yaptı; ABD ordusu ise çatışmaların başlangıcından bu yana 200 askerinin yaralandığını açıkladı. Diplomatik cephede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun müttefik ülkelere İran’a karşı acil önlem çağrısı yaptığı iddia edilirken, istihbarat değerlendirmeleri İran yönetiminin saldırılara rağmen daha sert ve merkezi bir yapıya yöneldiğini ortaya koydu. Sahada ise Tahran’da 12 bin konutun zarar gördüğü bildirilirken, İsrail’in üst düzey İranlı isimleri hedef aldığı ifade edildi.
ABD diplomatik temsilciliklerine küresel güvenlik uyarısı gönderirken, Hamas İsrail saldırılarında öldürülen Ali Laricani için taziye mesajı yayımladı. ABD–İsrail hattındaki değerlendirmelerde İran’ın “kırılmadığı ve savaşa hazır olduğu” vurgulanırken, AB liderleri artan gerilimin enerji ve güvenlik etkilerini görüşmeye hazırlanıyor.
İran, Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik yeni füze saldırıları başlatırken, Katar’daki Ras Laffan Sanayi Bölgesi yeniden hedef alındı ve bölgede yangın çıktı. Suudi Arabistan hava sahasında balistik füze ve İHA’ların düşürüldüğü açıklanırken, BAE’de doğal gaz tesislerinde faaliyetler saldırılar nedeniyle durduruldu. ABD’de ise Pentagon’un İran operasyonları için 200 milyar doları aşan bütçe talep ettiği iddiası gündeme gelirken, Senato Trump’ın savaş yetkilerini sınırlayan tasarıyı reddetti. İran tarafı Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti alınmasına yönelik yasa hazırlığı yaparken, bölge ülkeleri Riyad’daki toplantıda saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.
İsrail’in füze savunma stoklarının kritik seviyeye gerilediği ve bazı İran misillemelerine karşı seçici engelleme yoluna gittiği iddia edildi. Savaşın ilk 20 gününde İsrail ordusuna milyarlarca dolarlık maliyet oluştuğu aktarılırken, İran yönetimi saldırıların küresel hukuk düzenini tehdit ettiğini savundu. ABD’nin Orta Doğu’ya ilave askeri sevkiyat hazırlığında olduğu öne sürülürken, Washington’daki askeri bölgelerde dron hareketliliği nedeniyle güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtildi. İran misillemelerinde İsrail’in enerji altyapısının hedef alındığı ve Hayfa’daki rafineride hasar oluştuğu bildirildi. Yemen’deki Husilerin askeri olarak hazır olduklarını açıklaması, çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği yönünde değerlendirmelere yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump İran’a yönelik saldırılar sürerken ateşkes istemediklerini açıkladı. Washington yönetimi hedeflere büyük ölçüde ulaşıldığını savunurken, İran’ın füze saldırılarını önümüzdeki günlerde daha fazla İsrail’e yönlendirebileceği iddia edildi. Öte yandan ABD’nin İran’daki zenginleştirilmiş uranyuma yönelik askeri operasyon seçeneklerini değerlendirdiği öne sürüldü. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise İslam ülkeleriyle çatışma niyetlerinin olmadığını vurguladı. Natanz Nükleer Tesisi’ne düzenlenen saldırıda ise herhangi bir radyoaktif sızıntı yaşanmadığı bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın 48 saat içinde açılmaması halinde İran’ın elektrik santrallerini vuracaklarını açıklarken, İran Devrim Muhafızları Ordusu buna karşılık ABD ve İsrail altyapılarını hedef alacaklarını duyurdu. İran yönetimi savaşı “teslimiyet sağlanana kadar” sürdüreceğini ilan ederken, bölgedeki askeri gerilim hızla tırmandı. İran’ın İsrail’in güneyindeki Arad ve Dimona çevresine yönelik füze saldırılarında onlarca kişi yaralanırken, saldırıların sivil alanlarda da etkili olduğu bildirildi.
ABD’nin Orta Doğu’ya yeni askeri sevkiyat yaptığı ve İran’a yönelik haftalar sürebilecek kara harekâtı planlarının gündeme geldiği iddia edildi. İranlı yetkililer, Washington’un müzakere mesajları verirken eş zamanlı olarak askeri hazırlıklarını sürdürdüğünü öne sürdü. Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik tehditlerin yeniden artabileceği uyarıları yapılırken, bölgedeki gerilimin deniz ticaretini de etkileme riski öne çıktı. İran, BAE ve Bahreyn’de ABD bağlantılı sanayi tesislerini hedef aldığını açıklarken, İsrail ise Tahran’daki askeri altyapıya yoğun hava saldırıları düzenlediğini iddia etti. Karşılıklı saldırılar kapsamında can kayıpları ve altyapı hasarları artarken, Bahreyn çok sayıda füze ve İHA’nın engellendiğini duyurdu. Saldırılar nedeniyle İran’da enerji altyapısında kesintiler yaşandığı bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’da fiili bir “rejim değişikliği” yaşandığını öne sürerken, Washington yönetiminin İran’daki zenginleştirilmiş uranyuma yönelik askeri seçenekleri değerlendirdiği iddia edildi. İran ise ABD’nin sunduğu teklifleri “gerçekçi olmayan ve mantıksız” olarak nitelendirirken taraflar arasında müzakere ve çatışma süreçleri eş zamanlı ilerledi. Sahada ABD ve İsrail’in İran’daki askeri ve stratejik tesislere yönelik saldırıları sürerken, Tahran ve Tebriz’de kritik noktalar hedef alındı. İran da Körfez bölgesindeki ABD üsleri ve bağlantılı noktalara geniş çaplı füze ve İHA saldırıları düzenlediğini duyurdu. Çatışmalar kapsamında üst düzey askeri kayıplar yaşanırken, İsrail Hayfa’daki enerji altyapısının hedef alındığını bildirdi.
İran Meclisi’nde Hürmüz Boğazı’na yönelik geçiş ücretleri ve kısıtlamalar içeren tasarı komisyondan geçti. ABD’nin boğaz kapalı kalsa dahi İran’a yönelik saldırıları sonlandırmaya hazır olduğu iddia edilirken, İsrail Başbakanı Netanyahu saldırıların süresine ilişkin tarih vermedi.
Sahada ise Dubai Limanı’nda bir petrol tankerinin hedef alındığı, Tahran’da saldırılar nedeniyle elektrik kesintileri yaşandığı ve İran’ın bazı bölgelerinde sivil kayıpların meydana geldiği bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşının 2-3 hafta içinde sona erdirileceğini ve ardından ABD’nin bölgeden çekileceğini açıkladı; Washington yönetimi nükleer hedeflerin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini öne sürdü. Aynı süreçte ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, savaşta yeterli destek vermediği gerekçesiyle NATO ile ilişkilerin yeniden değerlendirilebileceği mesajını verdi. İran ise ABD ve İsrail saldırılarında topraklarını kullandırdığı gerekçesiyle bazı Körfez ülkelerini Birleşmiş Milletler’e şikayet ederken, Ali Nikzad müzakere ihtimalini reddederek Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını duyurdu. Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hürmüz Boğazı’nın zorla açılması için savaşa dahil olabileceği iddiaları gündeme geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların 2-3 hafta içinde yoğunlaştırılarak savaşın kısa sürede bitirileceğini belirtirken, anlaşma sağlanamaması halinde kritik altyapının hedef alınacağını ifade etti. ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında ateşkes görüşmeleri yapıldığı iddia edilirken, İran tarafı bu sürece temkinli yaklaşarak müzakere-ateşkes döngüsünü reddettiğini açıkladı. İranlı yetkililer, ABD ve İsrail saldırılarına daha geniş ve yıkıcı karşılık verileceğini duyururken, Hürmüz Boğazı’nın düşman unsurlara kapalı tutulacağı vurgulandı. Öte yandan, ABD’nin İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik plan hazırladığı öne sürülürken, sahada ise Hürmüz çevresindeki iskele ve limanların hedef alındığı bildirildi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında üst düzey askeri isimlerin hedef alındığı, ulaşım ve enerji altyapısının vurulmaya devam ettiği, yardım tesislerinin zarar gördüğü bildirildi. İran tarafı ise ABD’nin kara saldırısı tehditlerine karşı hazırlıklı olduğunu açıklarken, bölge genelinde askeri ve teknolojik hedeflere yönelik misilleme saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Çatışmalar kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de ABD bağlantılı tesislerin hedef alındığı, bazı noktalarda ölü ve yaralıların olduğu iddia edildi. İran, hava savunma sistemleriyle savaş uçaklarını düşürdüğünü öne sürerken, ABD tarafı bu iddiaları reddetti. Saldırıların ardından Amazon’un Bahreyn’deki bulut bilişim hizmetlerinin kesintiye uğradığı bildirildi. Türkiye ise çok taraflı diplomatik temaslarını sürdürerek savaşın sona erdirilmesine yönelik girişimlerde bulundu.
ABD’ye ait savaş uçaklarının düşürüldüğü, son kayıplarla birlikte toplam uçak kaybının arttığı ve bunun 23 yıl sonra yaşanan ilk kayıp olduğu ifade edildi. Irak’taki ABD üslerine yönelik çok sayıda saldırı düzenlendiği, Tahran’da ise askeri ve altyapı tesislerinin hedef alındığı aktarıldı. Buşehr Nükleer Enerji Santrali ile Huzistan’daki petrokimya tesislerinin saldırılarda zarar gördüğü ve can kayıpları ile yaralanmaların yaşandığı belirtildi. İran’ın batısındaki bazı sivil ve tarımsal tesislerin de hedef alındığı, maddi hasarın oluştuğu bildirildi
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"ABD-İran-İsrail Çatışması (2026)" maddesi için tartışma başlatın
28 Şubat 2026
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Açıklaması
28 Şubat 2026
İran Devrim Muhafızları Saldırı Açıklaması
28 Şubat 2026
İran’ın Birleşmiş Milletler’e Çağrısı
28 Şubat 2026
28 Şubat 2026 – Karşılıklı Saldırıların Seyri
28 Şubat 2026
Çatışmanın Bölgeye Yayılması ve ABD Üslerinin Vurulması
28 Şubat 2026
Tahran’daki Protesto Gösterileri
28 Şubat 2026
Güvenlik Önlemleri
28 Şubat 2026
Askeri Hazırlık
28 Şubat 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Hedef Alınması
28 Şubat 2026
İran Genelkurmay Başkanının Hedef Alınması
28 Şubat 2026
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Azizi Açıklaması
28 Şubat 2026
İsrail’in Lübnan Sınırına Askeri Takviye Konuşlandırması
28 Şubat 2026
İran’a Siber Saldırı
28 Şubat 2026
İran Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Öldürülmesi
28 Şubat 2026
Türkiye'nin Diplomatik Temasları ve Açıklamalar (28 Şubat 2026)
28 Şubat 2026
Dünyadan Tepkiler ve Siyasi Açıklamalar (28 Şubat 2026)
1 Mart 2026
1 Mart 2026 Tarihi Gelişmeler
1 Mart 2026
İran Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Ölümü ve Sonrası
1 Mart 2026
Üst Düzey İranlı Yetkililerin Hayatını Kaybetmesi
1 Mart 2026
1 Mart 2026 – İran’ın ABD Üslerine Yönelik Saldırıları ve Bölge Ülkelerindeki Yansımaları
1 Mart 2026
“Gerçek Vaat 4” Operasyonu
1 Mart 2026
ABD ve İsrail’den Açıklamalar
1 Mart 2026
İran’ın Bölge Ülkelerine Yönelik Açıklaması (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
Körfez İşbirliği Konseyi’nin Olağanüstü Toplantı Kararı (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
İsrail’in İran’daki Üst Düzey Komutanlara İlişkin Açıklaması (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
İran'a Yönelik Hava Saldırıları (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
İran’ın İsrail’e Yönelik Füze ve İHA Saldırıları (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
Dünyadan Tepkiler (1 Mart)
1 Mart 2026
Abraham Lincoln Uçak Gemisine Yönelik Füze Saldırısı (1 Mart 2026)
1 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’nda Deniz Trafiğinin Askıya Alınması
1 Mart 2026
Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının Olağanüstü Toplantısı
1 Mart 2026
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a Yönelik Saldırılara İlişkin Açıklamaları (1 Mart 2026)
2 Mart 2026
2 Mart 2026 Tarihi Gelişmeler
2 Mart 2026
Hamaney Suikastının İstihbarat Boyutu
2 Mart 2026
Kuveyt’te ABD’ye Ait Savaş Uçaklarının Düşmesi
2 Mart 2026
2 Mart 2026 – Saldırıların Seyri, İran ve ABD Saldırıları, Bölge Ülkelerindeki Yansımalar ve Askeri Gelişmeler
2 Mart 2026
Geçici Liderlik Konseyi Üyesi Ayetullah Ali Rıza Arafi’nin İlk Açıklaması
2 Mart 2026
İran’ın Bölge Ülkelerine Yönelik Misillemeleri (2 Mart 2026)
2 Mart 2026
ABD ve 6 Arap Ülkesinin İran’ın Misilleme Saldırılarına İlişkin Ortak Bildirisi (2 Mart 2026)
2 Mart 2026
İran İçindeki Sivil ve Askeri Kayıplar
2 Mart 2026
ABD’nin Askeri Kayıpları
2 Mart 2026
Hürmüz Boğazı'nın Kapatılması
2 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları
2 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Açıklaması
3 Mart 2026
3 Mart Tarihli Gelişmeler
3 Mart 2026
ABD'nin İran Saldırılarının Tahmini Maliyeti
3 Mart 2026
Natanz Nükleer Tesisinde Hasar Tespiti
3 Mart 2026
3 Mart Saldırıların Seyri – Bölge Ülkelerdeki Etkiler
3 Mart 2026
Devletlerin Tahliye Operasyonları ve Diplomatik Önlemleri
3 Mart 2026
İngiltere ve Fransa'nın Askeri Konuşlandırma ve Güvenlik Önlemleri
4 Mart 2026
4 Mart Tarihli Gelişmeler
4 Mart 2026
Irak’taki PAK Karargahına Yönelik İHA Saldırısı İddiası
4 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’nda Petrol Tankerlerine Yönelik İran Saldırısı Açıklaması
4 Mart 2026
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun Bölgesel Güvenlik Açıklaması
4 Mart 2026
İranlı Kürt Muhaliflerin Silahlandırılması İddiası
4 Mart 2026
ABD’nin İran’a Yönelik Operasyonlarında Askeri Yığınak
4 Mart 2026
Donald Trump’ın İran’ın Askeri Kapasitesine İlişkin Açıklamaları
4 Mart 2026
Trump–Netanyahu Telefon Görüşmesi ve İran’a Saldırı Süreci İddiası
4 Mart 2026
Ali Hamaney’in Ölümüne İlişkin Saldırı Detayları İddiası
4 Mart 2026
İsrail Savunma Bakanı’nın İran’daki Yeni Lideri Hedef Alma Açıklaması
4 Mart 2026
Yunan Savaş Gemilerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne Gönderilmesi
4 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Erakçi’nin Trump’a Yönelik Eleştirileri
4 Mart 2026
ABD Senatosu’ndaki İran Brifinginde Öne Çıkan Başlıklar
4 Mart 2026
ABD Senatosu’nda İran Brifingi Sonrası Kara Harekatı Endişesi
4 Mart 2026
İran’ın ABD ile Müzakereyi Reddetmesi
4 Mart 2026
İran Saldırıları Sonrası ABD’nin Askeri Kayıpları
4 Mart 2026
İran’ın Hürmüz Boğazı Üzerindeki Kontrol Açıklaması
4 Mart 2026
Türk Hava Sahasına Yönelen İran Kaynaklı Balistik Mühimmatın NATO Unsurları Tarafından Etkisiz Hale Getirilmesi
4 Mart 2026
ABD–İsrail Saldırıları Sonrasında İran’da Can Kaybına İlişkin Sağlık Bakanlığı Açıklaması
4 Mart 2026
ABD–İsrail’in İran’a Yönelik Saldırılarının Orta Doğu Hava Trafiğine Etkisi
4 Mart 2026
4 Mart Saldırıların Seyri- Bölgesel Gelişmeler
5 Mart 2026
5 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
5 Mart 2026
İran’daki Can Kaybı ve Sivil Zarar Açıklamaları
5 Mart 2026
Birleşik Krallık ve Kıbrıs’taki Gelişmeler
5 Mart 2026
Hollanda’nın Doğu Akdeniz’e Askeri Sevkiyatı
5 Mart 2026
İranlı Kürt Milislerin Kara Saldırısı İddiası
5 Mart 2026
Irak Başbakanı Sudani’nin Açıklaması (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
5 Mart 2026 - Bölge Ülkelerine Yönelik Saldırılar
5 Mart 2026
Tahran’da Yıkım
5 Mart 2026
Minab’daki İlkokul Saldırısına İlişkin Açıklamalar (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazı'na İlişkin Açıklamaları
5 Mart 2026
ABD–İsrail İran Operasyonlarında İstihbarat ve Planlama Süreci
5 Mart 2026
İtalya’nın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de Askeri Varlık Planı
5 Mart 2026
Fransa’nın Orta Doğu’daki Askeri Üslerinin ABD Tarafından Kullanımına Geçici Olarak Açılması (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
Çin’in Körfez Ülkeleri ile İran Arasında Arabuluculuk Girişimi (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
Güney Kore’nin İran’a Seyahat Yasağı Kararı (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
Lübnan’ın İran Devrim Muhafızları Unsurlarına Yönelik Kararı
5 Mart 2026
İran ve İsrail'in Karşılıklı Saldırılarının Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
5 Mart 2026
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Açıklamaları (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (5 Mart 2026)
5 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (5 Mart 2026)
6 Mart 2026
6 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
6 Mart 2026
ABD Temsilciler Meclisi’nin İran’a İlişkin Savaş Yetkileri Tasarısını Reddetmesi
6 Mart 2026
Donald Trump’ın İran Silahlı Kuvvetlerine Yönelik Silah Bırakma Çağrısı
6 Mart 2026
Yemen’deki Husilerin İran’a Yönelik Saldırılar Hakkındaki Açıklamaları
6 Mart 2026
İran’da Geçici Liderlik Konseyi Toplantısı ve Yeni Lider Tartışmaları
6 Mart 2026
Donald Trump’ın İran’a Kara İşgali Konusundaki Açıklamaları
6 Mart 2026
ABD–İsrail Saldırılarının İran’daki Sivil Altyapıya Etkileri
6 Mart 2026
Sri Lanka’nın İran’a Ait İkinci Geminin Kontrolünü Ele Geçirmesi
6 Mart 2026
Beyaz Saray’da Hristiyan Din Adamlarının Trump İçin Dua Etmesi
6 Mart 2026
Tahran’da Cuma Namazı Sonrası ABD ve İsrail Karşıtı Gösteriler
6 Mart 2026
Mesud Pezeşkiyan’ın Arabuluculuk Girişimlerine İlişkin Açıklaması
6 Mart 2026
Trump’ın “Koşulsuz Teslimiyet” Açıklaması
6 Mart 2026
İsrail’in İran’a Yönelik Uzun Süreli Saldırı Hazırlığı İddiası
6 Mart 2026
Rusya’nın İran’a İstihbarat Sağladığı İddiası
6 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
7 Mart 2026
7 Mart 2026 Tarihi Gelişmeler
7 Mart 2026
7 Mart 2026 - Bölge Ülkelerindeki ABD Üsleri ve Enerji Tesislerine Yönelik Saldırı Girişimleri
7 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (7 Mart 2026)
7 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları (7 Mart 2026)
7 Mart 2026
Tahran’da Doktorların ve Tıp Öğrencilerinin Protestosu
7 Mart 2026
Umman Dışişleri Bakanı Busaidi’nin Diplomatik Girişimleri
7 Mart 2026
Avrupa Ülkeleri Arasında Orta Doğu Krizi İçin Diplomatik İstişareler
7 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (7 Mart 2026)
9 Mart 2026
8 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Mart 2026
İran Devrim Muhafızları’nın Savaş Kapasitesi Açıklaması
9 Mart 2026
Beyrut’tan İranlı Diplomatların Tahliyesi İddiası
9 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Komşu Ülkelere Yönelik Açıklamaları
9 Mart 2026
İsrail’in İran’daki Liderlik Sürecine Yönelik Tehditleri
9 Mart 2026
ABD ve İsrail’in İran’daki Uranyum Stokuna Yönelik Operasyon Planları
9 Mart 2026
Sivil Altyapıya Yönelik Saldırılar ve Can Kaybı Bilançoları
9 Mart 2026
İran’ın Taarruz Operasyonlarını Artırma Kararı
9 Mart 2026
ABD Ordusunun Sivillere Yönelik Güvenlik Uyarısı
9 Mart 2026
Arap Birliği Dışişleri Bakanlarının Olağanüstü Toplantısı
9 Mart 2026
İran’ın Hedef Listesinde Değişiklik Yapma İddiası
9 Mart 2026
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki Liderlik Sürecine İlişkin Açıklamaları
9 Mart 2026
IRIS Dena Fırkateyninin Batırılması
9 Mart 2026
İsrail’in Lübnan’daki Operasyonlarının Süresi
9 Mart 2026
İran’ın Bölgesel Enerji Altyapısına Yönelik Tehditleri
9 Mart 2026
İran’da Yeni Lider Seçimi İddiası
9 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
9 Mart 2026
9 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Mart 2026
Mücteba Hamaney’in İran’ın Yeni Lideri Olarak Seçilmesi (9 Mart 2026)
9 Mart 2026
İran’ın İsrail’e Yönelik Füze ve İHA Saldırıları (9 Mart 2026)
9 Mart 2026
ABD-İsrail’in İran’a Yönelik Yeni Saldırıları (9 Mart 2026)
9 Mart 2026
İran’ın Körfez Ülkeleri ve ABD Üslerine Yönelik Saldırıları (9 Mart 2026)
9 Mart 2026
Uluslararası Tepkiler (9 Mart 2026)
10 Mart 2026
10 Mart Tarihli Gelişmeler
10 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
Lübnan Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
10 Mart 2026
ABD Kongresinde İran’a Yönelik Saldırılar Hakkında Gizli Brifing ve Siyasi Tepkiler (10 Mart 2026)
11 Mart 2026
11 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
11 Mart 2026
ABD–İsrail Operasyonlarına İlişkin Gelişmeler (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
İran’ın Misilleme Saldırıları ve Askeri Operasyonları (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
Körfez Ülkeleri ve Bölge Devletlerine Yönelik Saldırılar (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
Bölgesel Çatışmalar ve Sahadaki Askeri Gelişmeler (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
Deniz Güvenliği ve Hürmüz Boğazı’ndaki Gelişmeler (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
İran İçindeki Gelişmeler (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
Diplomatik Açıklamalar ve Uluslararası Tepkiler (11 Mart 2026)
11 Mart 2026
Diğer Uluslararası Gelişmeler (11 Mart 2026)
12 Mart 2026
12 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
12 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları (12 Mart 2026)
12 Mart 2026
Körfez Ülkeleri ve Bölge Devletlerine Yönelik Saldırılar (12 Mart 2026)
12 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (12 Mart 2026)
12 Mart 2026
İran’ın Yeni Lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in İlk Açıklamaları (12 Mart 2026)
12 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (12 Mart 2026)
12 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
12 Mart 2026
Hark Adası’na Olası Saldırı İddialarına İlişkin Açıklamalar
13 Mart 2026
13 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
13 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Savaş Açıklaması
13 Mart 2026
Irak'ın Batısında ABD Yakıt İkmal Uçağının Düşmesi İddiası
13 Mart 2026
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a Yönelik Açıklamaları
13 Mart 2026
Donald Trump’ın G7 Liderleriyle İran Hakkındaki Değerlendirmeleri
13 Mart 2026
ABD’nin İsrail’e İran’a Yönelik Saldırıları Sonlandırması İçin Süre Verdiği İddiası
13 Mart 2026
ABD’nin İran’ın Yeni Lideri Mücteba Hamaney Ve Üst Düzey Yetkililer Hakkında Bilgi Sağlayanlara Ödül Vaadi
13 Mart 2026
ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıların İlk 14 Gününde Yaşadığı Askeri Ekipman Kayıpları
13 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
14 Mart 2026
14 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
14 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’ndan Gemi Geçişlerinin Azalması
14 Mart 2026
İran’ın ABD Ve İsrail’e Ait 500 Askeri Noktaya Saldırı Düzenlediği İddiası
14 Mart 2026
İran’ın Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne Saldırısında ABD Uçaklarının Hasar Gördüğü İddiası
14 Mart 2026
İran’ın Kürdistan Eyaletinde ABD-İsrail Saldırılarında Can Kayıpları
14 Mart 2026
Putin’in İran’ın Zenginleştirilmiş Uranyumunun Rusya’ya Taşınması Teklifi Ve ABD’nin Tutumu
14 Mart 2026
İran’ın USS Abraham Lincoln Uçak Gemisinin Bölgeden Uzaklaştığını İddia Etmesi
14 Mart 2026
ABD-İsrail Saldırılarında İran’da Sivil Yapıların Zarar Görmesi ve Can Kaybı
14 Mart 2026
İsrail Savunma Bakanı Katz’ın İran’a Yönelik Saldırıların “Kritik Aşamaya” Ulaştığı Yönündeki Açıklaması
14 Mart 2026
Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı Açıklaması
14 Mart 2026
Beyaz Saray’ın İran’ın Askeri Kapasitesine İlişkin Değerlendirmesi
14 Mart 2026
Ali Şemhani İçin Tahran’da Düzenlenen Cenaze Töreni
14 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Açıklamaları
14 Mart 2026
Yemen’deki Husilerin İran’a Destek Açıklaması
14 Mart 2026
Bölgesel Gelişmeler ve Saldırıların Seyri
16 Mart 2026
15 Mart Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
İsrail’in Füze Savunma Kapasitesine İlişkin İddialar
16 Mart 2026
İran’ın “İHA Taklidi” İddiası
16 Mart 2026
İran’ın Netanyahu’ya Yönelik Saldırı Tehdidi
16 Mart 2026
Trump’ın İran ile Anlaşma Konusundaki Açıklamaları
16 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Erakçi’nin Tehditleri ve Açıklamaları
16 Mart 2026
Sivil Kayıplar ve Altyapı Hasarı
16 Mart 2026
İran’ın “Sahte Bayrak” Komplo İddiası
16 Mart 2026
İran’ın Siccil Füzeleriyle İsrail’e Saldırı Açıklaması
16 Mart 2026
Hark Adası’ndan Petrol Sevkiyatının Devamı
16 Mart 2026
Netanyahu’nun Ölüm İddialarını Yalanlaması
16 Mart 2026
İsrail’in Operasyonları Sürdürme Planı
16 Mart 2026
İran’da Casusluk Operasyonları
16 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
16 Mart 2026
16 Mart Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
İsrail’in Lübnan’da Kara Operasyonlarını Başlatması
16 Mart 2026
USS Abraham Lincoln İddialarına Trump’tan Yanıt
16 Mart 2026
Hürmüz Boğazı İçin Uluslararası Temaslar
16 Mart 2026
Hürmüz Boğazı İçin Uluslararası Koalisyon Girişimi
16 Mart 2026
ABD’nin İran’a Yönelik Saldırılarının Maliyeti
16 Mart 2026
İran’dan USS Gerald R. Ford Açıklaması
16 Mart 2026
Tahran’daki Can Kaybı
16 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’ndan İran’a Ait Olmayan İlk Petrol Tankerinin Geçişi
16 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Erakçi’nin Hürmüz Boğazı Açıklamaları
16 Mart 2026
CENTCOM’un İran’a Yönelik Saldırılarına İlişkin Açıklamaları
16 Mart 2026
AB’nin İranlı Yetkili ve Kuruluşlara Yönelik Yaptırım Kararı
16 Mart 2026
Trump’ın Hürmüz Boğazı ve İran Operasyonlarına İlişkin Açıklamaları
16 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Ateşkes ve Güvenlik Şartlarına İlişkin Açıklamaları
16 Mart 2026
Erakçi ile Witkoff Arasında Doğrudan Temas İddiası
16 Mart 2026
Erakçi ile Witkoff Temasına İlişkin İddialara Yalanlama
16 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
17 Mart 2026
17 Mart Tarihli Gelişmeler
17 Mart 2026
Trump’ın Savaşın Yakında Biteceğine İlişkin Açıklamaları ve Hürmüz Çağrısı
17 Mart 2026
Trump’ın NATO’ya Yönelik Eleştirileri
17 Mart 2026
ABD Ordusunun Yaralanan Asker Sayısı Hakkındaki Açıklaması
17 Mart 2026
Rubio’nun Diplomatlara İran’a Karşı “Acil Önlem” Talimatı İddiası
17 Mart 2026
ABD İstihbaratı'nın İran Strateji Analizi
17 Mart 2026
Tahran’da 12 Bin Konutun Hasar Gördüğü Açıklaması
17 Mart 2026
Laricani’ye Ait Mesajın Paylaşılması
17 Mart 2026
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in İstifası
17 Mart 2026
İran’ın Moskova Büyükelçisi’nden Hamaney İddialarına Yalanlama
17 Mart 2026
Netanyahu’nun İran’da Rejim Değişikliği ve Halk Ayaklanmasına İlişkin Açıklamaları
17 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
17 Mart 2026
Ali Laricani’nin Ölümünün Resmi Olarak Doğrulanması (17 Mart 2026)
18 Mart 2026
18 Mart Tarihli Gelişmeler
18 Mart 2026
Netanyahu’nun İran Halkına Yönelik Açıklamaları
18 Mart 2026
ABD’nin Diplomatik Temsilciliklerine Güvenlik Talimatı
18 Mart 2026
Hamas’ın Ali Laricani İçin Taziye Mesajı
18 Mart 2026
İsrail’in İran’ın Direncine İlişkin Değerlendirmesi
18 Mart 2026
AB Liderler Zirvesinde Orta Doğu ve Enerji Gündemi
18 Mart 2026
Rusya’nın İran ile Askeri ve İstihbari İşbirliği İddiaları
18 Mart 2026
Ali Laricani İçin Tahran’da Düzenlenen Cenaze Töreni
18 Mart 2026
Adana’da NATO Görevlendirmesiyle İlave Patriot Hava Savunma Sisteminin Konuşlandırılması
18 Mart 2026
İran’ın Ateşkes Tutumu ve Kalıcı Çözüm Şartları
18 Mart 2026
İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatip’in Ölümünün Doğrulanması
18 Mart 2026
Mücteba Hamaney’in Ali Laricani’nin Ölümüne İlişkin Açıklaması
18 Mart 2026
Hizbullah’ın Ali Laricani’nin Ölümüne İlişkin Taziye ve Kınama Mesajı
18 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
19 Mart 2026
19 Mart Tarihli Gelişmeler
19 Mart 2026
Pentagon’un İran Operasyonları İçin Ek Bütçe Talebi
19 Mart 2026
ABD Senatosu’nda “Savaş Yetkileri” Tasarısının Reddedilmesi
19 Mart 2026
İran’dan ABD’nin Ek Bütçe Talebine Tepki
19 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’na Yönelik Geçiş Ücreti Tasarısı
19 Mart 2026
İran’ın Enerji Tesislerine Yönelik Saldırılara Misilleme Açıklaması
19 Mart 2026
Trump’ın İran Enerji Altyapısına Yönelik Saldırılara Karşı Tutumu ve Bölgesel Açıklamaları
19 Mart 2026
ABD-İsrail Saldırılarının İran’daki Sivil Altyapıya Etkileri
19 Mart 2026
ABD’nin Körfez Ülkelerine Yönelik 16 Milyar Dolarlık Silah Satışı Onayı
19 Mart 2026
Netanyahu’nun İran Saldırılarına İlişkin Farklı Mesajları ve Basın Toplantısı Detayları
19 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
19 Mart 2026
ABD’ye Ait F-35 Savaş Uçağının İran Semalarında Hasar Alması ve Acil İnişi
20 Mart 2026
20 Mart Tarihli Gelişmeler
20 Mart 2026
İsrail’in Füze Savunma Stokunun Azalması ve “Seçici Engelleme” Stratejisi
20 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Küresel Hukuk Düzeni Uyarısı
20 Mart 2026
Washington’daki Fort McNair Üssü Üzerindeki Dron Faaliyetlerinin Araştırılması
20 Mart 2026
ABD’nin Orta Doğu’ya İlave Askeri Personel Konuşlandırma İddiaları
20 Mart 2026
İran Savaşının İsrail Ekonomisine Maliyeti
20 Mart 2026
İran’ın İngiltere’ye Yönelik “Üs” Uyarısı
20 Mart 2026
Hayfa Petrol Rafinerisinde Hasar ve Onarım Süreci
20 Mart 2026
İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib İçin Cenaze Töreni
20 Mart 2026
Tahran’da Cuma Namazı Sonrası Protesto Gösterileri
20 Mart 2026
Yemen’deki Husilerin Askeri Hazırlık Açıklaması
20 Mart 2026
İran’ın Altyapı Saldırılarına Yönelik Misilleme Açıklaması
20 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın İran Operasyonlarına İlişkin Değerlendirmeleri
20 Mart 2026
ABD’nin İran’a Yönelik Olası Kara Harekâtı Hazırlıkları İddiası
20 Mart 2026
İran Lideri Hamaney’in Ulusal Birlik Çağrısı
20 Mart 2026
ABD’nin Orta Doğu’ya İlave Deniz Gücü Konuşlandırma Planı İddiası
20 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Nükleer Politika ve Bölgesel İlişkiler Mesajı
20 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
21 Mart 2026
21 Mart Tarihli Gelişmeler
21 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın Ateşkes Karşıtı Açıklamaları
21 Mart 2026
ABD’nin Orta Doğu’daki Askeri Stratejisi ve Hedeflere Yaklaşma İddiası
21 Mart 2026
İran’ın Füze Saldırılarını İsrail’e Yoğunlaştıracağı İddiası
21 Mart 2026
ABD’nin İran’daki Zenginleştirilmiş Uranyuma Yönelik Operasyon Planları
21 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Bölgesel Çatışma Karşıtı Mesajı
21 Mart 2026
İran’ın Savaşın Sonlandırılmasına İlişkin Şartları ve Ateşkes Tutumu
21 Mart 2026
İran Meclisi’nin Hürmüz Boğazı’ndan Geçiş Ücreti Alınmasına Yönelik Yasa Hazırlığı
21 Mart 2026
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Açıklamaları
21 Mart 2026
Mossad’ın İran Halkına Nükleer Bilgi Sızdırma Çağrısı
21 Mart 2026
İsrail Genelkurmay Başkanı’nın İran Operasyonlarına İlişkin “Yolun Yarısı” Açıklaması
21 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
22 Mart 2026
Trump’ın Hürmüz Boğazı ile İlgili Elektrik Santrallerini Hedef Alma Tehdidi
22 Mart 2026
İran’ın ABD ve İsrail Altyapılarına Yönelik Karşılık Uyarısı
22 Mart 2026
İran’ın Savaşı Sürdürme Stratejisi ve Askeri Yaklaşımı
22 Mart 2026
İran’da İstihbarat Bakanlığına Vekil Atanması ve Kimliğin Açıklanmaması
22 Mart 2026
Netanyahu’nun İran’a Yönelik Operasyonlara Uluslararası Katılım Çağrısı
22 Mart 2026
İsrail Savunma Bakanı’nın İran’a Yönelik Yıkım Tehdidi
22 Mart 2026
İran’da ABD-İsrail Saldırılarının Çocuklar ve Sağlık Altyapısı Üzerindeki Etkileri
22 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
23 Mart 2026
23 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
23 Mart 2026
Bölge Ülkelerine Yönelik Saldırılar (23 Mart 2026)
23 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları (23 Mart 2026)
23 Mart 2026
Diego Garcia Üssüne Saldırı İddiaları ve Karşılıklı Açıklamalar
23 Mart 2026
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Temaslar (23 Mart 2026)
23 Mart 2026
Donald Trump'ın Saldırıları Geçici Olarak Ertelemesi
23 Mart 2026
28 Şubat – 23 Mart 2026 Dönemi Saldırıların ve Sivil Kayıpların Genel Bilançosu
23 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (23 Mart 2026)
23 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın İran’ın Nükleer Programına İlişkin Açıklamaları (23 Mart 2026)
23 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (23 Mart 2026)
24 Mart 2026
24 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
24 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (24 Mart 2026)
24 Mart 2026
Bölge Ülkelerine Yönelik Saldırılar (24 Mart 2026)
24 Mart 2026
Uluslararası Tepkiler (24 Mart 2026)
24 Mart 2026
İran'da Sivil Altyapı ve Hasar Bilançoları
24 Mart 2026
ABD’nin 82. Hava İndirme Tümeni’ni Orta Doğu’ya Göndermeye Hazırlandığı İddiası
24 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın İran’a İlişkin Açıklamaları (24 Mart 2026)
24 Mart 2026
Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne Yönelik Saldırı (24 Mart 2026)
25 Mart 2026
25 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
25 Mart 2026
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran ile Temaslara İlişkin Açıklamaları
25 Mart 2026
Körfez Ülkelerine Yönelik Füze ve İHA Saldırıları (25 Mart 2026)
25 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları (25 Mart 2026)
25 Mart 2026
İsrail’e Yönelik Siber Saldırı İddiaları ve Kamera Hackleme Girişimleri
25 Mart 2026
İran’ın Hürmüz Boğazı’na İlişkin Açıklamaları ve Yeni Geçiş Kuralları
25 Mart 2026
15 Maddelik Plan İddiası
25 Mart 2026
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in İran’a Yönelik Açıklamaları (25 Mart 2026)
26 Mart 2026
26 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
26 Mart 2026
Uluslararası Açıklamalar ve Diplomatik Girişimler (26 Mart 2026)
26 Mart 2026
İran’da Toplam Can Kaybı ve Yaralı Sayısına İlişkin Resmi Açıklama (26 Mart 2026)
26 Mart 2026
Bölge Ülkelerine Yönelik Saldırılar (26 Mart 2026)
26 Mart 2026
İran’da “Vatan Savunucuları” Kampanyası ve Gönüllü Seferberliği
26 Mart 2026
İran’ın ABD’nin Müzakere Teklifine Verdiği Yanıt ve Şartları
26 Mart 2026
Donald Trump’ın Açıklamaları (26 Mart 2026)
26 Mart 2026
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin Öldürüldüğü İddiaları
26 Mart 2026
İsrail Ordusunda Personel Krizi ve Üst Düzey Uyarılar
26 Mart 2026
ABD Tarafının Açıklamaları (26 Mart 2026)
26 Mart 2026
Yemen’deki Husilerin Savaşa Müdahale Uyarısı
28 Mart 2026
27 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
28 Mart 2026
İran’a Yönelik ABD-İsrail Saldırıları (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
İran’ın İsrail’e Yönelik Misillemeleri (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
Bölge Ülkelerine Yönelik Saldırılar (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
Hürmüz Boğazı ve Küresel Enerji Krizi (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
Diplomatik Gelişmeler ve Uluslararası Açıklamalar (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları ve İç Siyasi Gelişmeler (27 Mart 2026)
28 Mart 2026
İran Tarafının Açıklamaları ve Tepkileri (27 Mart 2026)
30 Mart 2026
29 Mart Tarihli Gelişmeler
30 Mart 2026
ABD'nin USS Tripoli Hücum Gemisini Orta Doğu’ya Sevk Etmesi
30 Mart 2026
ABD'nin İran’a Yönelik Olası Kara Harekâtı Hazırlıkları
30 Mart 2026
İran Meclis Başkanı Kalibaf’ın ABD’ye Yönelik Açıklamaları
30 Mart 2026
AB Aspides Misyonunun Kızıldeniz ve Aden Körfezi Uyarısı
30 Mart 2026
İran Devrim Muhafızları’nın ABD’ye Yönelik Açıklamaları
30 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
30 Mart 2026
30 Mart Tarihli Gelişmeler
30 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın İran’da Rejim Değişikliği İddiası
30 Mart 2026
ABD’nin İran’daki Zenginleştirilmiş Uranyuma Yönelik Askeri Seçenekleri
30 Mart 2026
İran’ın ABD’nin 15 Maddelik Teklifine Tepkisi
30 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın İran’a Yönelik Tehditleri
30 Mart 2026
İran’daki Yönetim Değişimi İddiaları ve ABD’nin Değerlendirmesi
30 Mart 2026
İran’dan Hark Adası’na Yönelik Açıklamalar
30 Mart 2026
Türk Hava Sahasına Giren Balistik Mühimmat
30 Mart 2026
İran’da Sivil Altyapıya Yönelik Hasar
30 Mart 2026
İran’ın Savaşın Sona Ermesine İlişkin Şartı
30 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
31 Mart 2026
31 Mart Tarihli Gelişmeler
31 Mart 2026
Hürmüz Boğazı’na İlişkin Yasal Düzenleme Girişimi
31 Mart 2026
İran–Suudi Arabistan İlişkilerine Dair Açıklamalar
31 Mart 2026
ABD’nin Hürmüz Boğazı Stratejisine İlişkin İddialar
31 Mart 2026
İsrail’in İran’a Yönelik Stratejik Hedefleri
31 Mart 2026
ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı Krizi ve Jet Yakıtı Açıklamaları
31 Mart 2026
İsrail’in İran Ekonomisinin Hedef Alınması Talimatı
31 Mart 2026
İran’da Tarihi Yapılara Yönelik Hasar
31 Mart 2026
İran’da Sivil Hedeflere Yönelik Hasar
31 Mart 2026
Hürmüz Boğazı Krizinin Küresel Tedarik Zincirine Etkisi
31 Mart 2026
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’li Şirketlere Yönelik Saldırı Tehdidi
31 Mart 2026
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Savaşın Sonlandırılmasına İlişkin Açıklamaları
31 Mart 2026
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Kara Harekatı ve Müzakere Sürecine İlişkin Açıklamaları
31 Mart 2026
İran’da İslam Cumhuriyeti Günü Kutlamaları
31 Mart 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
1 Nisan 2026
1 Nisan Tarihli Gelişmeler
1 Nisan 2026
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran Savaşına İlişkin Açıklamaları
1 Nisan 2026
İran Dışişleri Bakanlığı’nın Trump’a Yanıtı
1 Nisan 2026
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun NATO’ya İlişkin Değerlendirmeleri
1 Nisan 2026
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Kongre’de İfade Vermesi Beklentisi
1 Nisan 2026
İran’ın Arap Ülkelerini Birleşmiş Milletler’e Şikayet Etmesi
1 Nisan 2026
BAE’nin Hürmüz Boğazı İçin Savaşa Dahil Olma İddiaları
1 Nisan 2026
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad’ın Açıklamaları
1 Nisan 2026
İran’da Sivil Altyapıya Yönelik Hasar Bilançosu
1 Nisan 2026
Belçika’nın Hava Sahası Kararı
1 Nisan 2026
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın ABD Halkına Açık Mektubu
1 Nisan 2026
SALDIRILARIN SEYRİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER
2 Nisan 2026
2 Nisan Tarihli Gelişmeler
2 Nisan 2026
Donald Trump’ın 2-3 Haftalık Yoğun Saldırı ve Savaşın Bitirilmesi Açıklaması
2 Nisan 2026
ABD ve İran Arasında Hürmüz Boğazı Şartlı Ateşkes Görüşmeleri İddiası
2 Nisan 2026
İran’ın Daha Geniş ve Yıkıcı Misilleme Açıklaması
2 Nisan 2026
Ali Ekber Velayeti’nin Hürmüz Boğazı Açıklaması
2 Nisan 2026
ABD’nin İran’daki Zenginleştirilmiş Uranyumu Ele Geçirme Planı İddiası
2 Nisan 2026
İran’ın “Savaş-Ateşkes-Müzakere” Döngüsüne Karşı Tutumu
2 Nisan 2026
İsviçre’nin ABD’nin Uçuş Taleplerine Yaklaşımı
2 Nisan 2026
İran Ordu Komutanının Kara Saldırısına İlişkin Açıklamaları
2 Nisan 2026
İran’da Diplomatik Sürecin Şartlara Bağlanması
2 Nisan 2026
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün Pasteur Enstitüsü Saldırısına İlişkin Açıklaması
2 Nisan 2026
İran Meclis Başkanı Kalibaf’ın ABD Tehditlerine Yanıtı
2 Nisan 2026
ABD-İsrail Saldırılarının Eğitim Alanındaki Kayıplara Etkisi
2 Nisan 2026
İran Dışişleri Bakanı’nın Hürmüz Boğazı ve BM Sürecine İlişkin Değerlendirmesi
2 Nisan 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
3 Nisan 2026
3 Nisan Tarihli Gelişmeler
3 Nisan 2026
Fatehin Birliği Komutanı Muhammed Ali Fethali Zade’nin Ölümü
3 Nisan 2026
Türkiye’nin Savaşı Sonlandırmaya Yönelik Diplomatik Girişimleri
3 Nisan 2026
ABD Başkanı Trump’ın Yeni Hedeflere İlişkin Açıklamaları
3 Nisan 2026
İran’dan ABD’nin Kara Saldırısı Tehditlerine Yanıt
3 Nisan 2026
İsrail’in İran’ın Çelik Üretim Kapasitesine Yönelik Saldırı İddiası
3 Nisan 2026
Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı’na İlişkin Açıklamaları
3 Nisan 2026
Erdoğan ile Putin Arasında Telefon Görüşmesi
3 Nisan 2026
ABD’nin İran’a 48 Saatlik Geçici Ateşkes Teklifi İddiası
3 Nisan 2026
ABD Savunma Bakanlığı’nın Kayıp ve Yaralı Verileri
3 Nisan 2026
Trump’ın İran ile Müzakerelere İlişkin Açıklamaları
3 Nisan 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler
4 Nisan 2026
4 Nisan Tarihli Gelişmeler
4 Nisan 2026
ABD’nin Çatışmalarda Uçak Kaybı
4 Nisan 2026
Kalibaf’ın Bölgesel Güvenlik ve İşbirliği Mesajı
4 Nisan 2026
Saldırıların Seyri ve Bölgesel Gelişmeler