Mescid-i Aksâ (Namaz)
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarAbdullah M. ÖMER13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-9891-9992

Cuma ve cemaat namazları, halkın toplandığı Mescid-i Aksâ’ya gösterdiği büyük ilginin en belirgin şekilde görüldüğü dini vesilelerden sayılmaktadır. Zira Mescid-i Aksâ, Kudüs halkı nezdinde kutsal şehrin “ulu camisi” (merkez camisi) konumundadır. Yaklaşık 144 dönümlük bir alanı kaplar ve Filistin’in en geniş mescidi olma sıfatını taşır. Ayrıca dini statü itibarıyla İslam’da Harem-i Şerif ve Mescid-i Nebevi’den sonra üçüncü sırada yer alır. Onun için Hz. Ömer’in fethinden beri, her yıl yüz binlerce Müslüman, ibadet etmek ve kulluk vazifelerini yerine getirmek için burayı ziyaret etmektedir.Tarih boyunca el-Aksâ Mescidi’nde cuma hutbesi ve namazı ile vakit namazları farklı bir şekilde icra edilmesiyle dikkat çekmiştir. Zira burada kılınan vakit namazları Eyyûbîler döneminden başlayarak Memlükler ve Osmanlı döneminin sonlarına kadar, dört mezhep için ayrı ayrı eda edilmekteydi. Yani beş vakit namaz, mescidin farklı bölümlerinde ardışık olarak kılınırdı. Buna göre, önce Mâlikîlerin namazı el-Aksâ Mescidi’nin güneybatısında yer alan Meğâribe Camii’nde, ardından Şafiîlerin namazı Kıble Camii’nde, sonra Hanefîlerin namazı Kubbetü’s-Sahre’de ve son olarak da Hanbelîlerin namazı el-Aksâ Mescidi’nin batısındaki el-Eşrefiyye Medresesi Camii’nde eda edilirdi (el-Uleymî, 1999: 38-39). Ancak cuma hutbesi söz konusu olunca tüm ümmetin bir araya gelmesi sağlanırdı. Cuma hutbesi Mescid-i Aksâ’nın el-Mescidü’l-Kıbelî içinde bulunan ana minberinden, tek bir hutbe olarak okunurdu. Bu minber, Haçlı işgali sırasında Halep’te inşa edilen Nûreddin Zengî’nin minberi olup Selâhaddîn-i Eyyûbî tarafından 1187 yılında Mescid-i Aksâ’nın kurtarılmasının ardından buraya yerleştirilmiştir【1】 (Ömer vd., 2010: 132-134). Müslümanlar, hutbenin Mescid-i Aksâ’nın tüm bölümlerine ulaşmasını sağlamak için “mübelliğler” geleneğine başvururlardı. Hatip bir cümle söyler, arkada bulunan bir kişi bu cümleyi tekrarlar, mescidin her köşesinde bulunan diğer mübelliğler de aynı şekilde aktararak hutbenin mescidin tüm avlularında ve ibadet alanlarında bulunan cemaate ulaşmasını sağlarlardı. Namazlar ise daha sonra dört mezhebe göre sırayla kılınırdı.Ancak Osmanlı döneminin sonundan itibaren resmi mezhep olan Hanefi mezhebine göre tek bir cuma namazı kılındı. İngiliz işgali sonrasında ise dört mezhebe göre ayrı ayrı vakit namazları kılınmamaya başlandı. Özellikle 1931 yılında Mescid-i Aksâ’ya elektriğin gelmesiyle durum iyice farklılaştı. Cuma hutbesi için artık mübelliğlere ihtiyaç kalmadı ve elektrikli hoparlörlerin Mescid-i Aksâ’nın her tarafına yayılmasıyla tek bir cuma namazı aynı anda tüm mescitte kılınmaya başlandı (Hasan, 2006: 124-125). Cuma namazlarında Kubbetu’s-Sahre ve avlusu kadınların namazı için kullanılırken, erkekler mescidin diğer tüm bölümlerinde ve özellikle el-Mescidu’l-Kıbelî’de namaz kılar oldular (Ömer, 2010: 16).Böylece oluşan yeni gelenek, 1948-1967 yılları arasındaki Ürdün yönetimi döneminde ve 1967’deki İsrail işgalinden günümüze kadar devam etti. Ancak İsrail işgali, cuma namazlarında Mescid-i Aksâ’ya gelen cemaatin sayısı üzerinde son derece olumsuz bir etkiye yol açtı. İsrail, Filistinli olmayan Müslümanların Kudüs’e gelerek cuma namazlarını kılmalarını yasakladı ve namaza katılımı sadece Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerle (1948’de işgal edilen bölgeler ve 1967’de işgal edilen bölgelerle) sınırlandırdı. 1987’de Birinci İntifada’nın başlamasıyla Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin Kudüs’e girmeleri yasakladı. Böylece Mescid-i Aksâ’ya erişim sadece Batı Şeria, Kudüs ve 1948’de işgal edilen Yeşil Hat bölgesinde yaşayanlarla sınırlı kaldı. 2000 yılında el-Aksa İntifadası’nın şiddetlenmesiyle işgal güçleri, Batı Şeria sakinlerinin Kudüs’e girişini kısıtlamaya başladı ve sonunda onları Mescid-i Aksâ’da cuma namazı kılmaktan tamamen menetti. Batı Şeria sakinlerinin Kudüs’e gelişi sadece ramazan ayındaki cuma namazlarıyla sınırlandırıldı. Bu durum, Mescid-i Aksâ’da cuma namazı kılanların sayısında neredeyse yüzde 80’lik (250 binden 50 bine) bir düşüşe yol açtı. Tüm bu kısıtlamalara rağmen ramazan ayında kılınan cuma namazlarında bu sayı artmakta ve ramazanın son cumasında yaklaşık 250 bin Müslüman bu mübarek mescitte namaz kılmaktadır【2】 (Qevasmi, 2017).Ramazan ayında teravih namazları da Mescid-i Aksâ’da tek bir imam eşliğinde eda edilmektedir. İmam, el-Mescidu’l-Kıbelî’nin mihrabında durarak cemaate namaz kıldırır. İşgal güçleri normalde Mescid-i Aksâ’nın hoparlörlerinin sadece cuma, teravih ve bayram namazlarında kullanılmasına izin verdiğinden, Müslümanlar günlük namazları iki ayrı vakitte kılmak zorunda kalmaktadır: İlki Kubbetü’s-Sahre’de, ikincisi ise el-Mescidu’l-Kıbelî’de. Bu uygulamanın amacı, Kubbetu’s-Sahre’nin sürekli olarak cemaatle dolu olmasını sağlayarak bu mübarek mekânın işgal tehdidine karşı korunmasıdır. Ramazan ayında ise Mescid-i Aksâ’ya gelen cemaatin artmasıyla tüm mescidin hoparlörleri açılarak namazlar tek bir imam eşliğinde kılınmakta, bu durumda Kubbetü’s-Sahre ve avlusu kadınlara ayrılırken erkekler Mescid-i Aksâ’nın diğer bölümlerinde cuma namazlarındaki gibi saf tutmaktadır.Bayram namazları tıpkı cuma namazlarında olduğu gibi, Mescid-i Aksâ’nın tüm hoparlörlerinin açılmasıyla tek bir imam eşliğinde kılınmaktadır. Bu namazlarda da Kubbetu’s-Sahre ve avlusu kadınlara, mescidin diğer bölümleri ise erkeklere ayrılmaktadır. Geçmişte, Osmanlı döneminde devletin resmi mezhebi olan Hanefi mezhebine göre kılınan bayram namazları, bu geleneği sürdürerek 21. yüzyılın ikinci on yılına kadar devam etmiştir. Ancak İslam Vakıfları İdaresi, Filistin’de en yaygın mezhep olan Şafii mezhebine göre bayram namazı kılınmasına karar vermiştir. Namazın ardından, el-Mescidu’l-Kıbelî içinde bulunan Mescid-i Aksâ’nın ana minberinden (Nureddin Mahmud Minberi【3】) bayram hutbesi okunmaktadır.Cuma, teravih ve bayram namazlarının yanı sıra cenaze namazları da Kudüs’te yaşayan Müslümanları bir araya getirmektedir. Mescid-i Aksâ’da, “Mastabatu’l-Cenâiz” (Cenaze Platformu) adı verilen ve tam inşa tarihi bilinmeyen yüksekçe bir platform bulunmaktadır. Bu platform, Mescid-i Aksâ’nın güneydoğu kısmında, el-Mescidü’l-Kıbelî’nin doğu tarafına denk gelecek şekilde cenaze namazlarının kılınabileceği bir konumda inşa edilmiştir. Son dönemde ise el-Mescidü’l-Kıbelî’nin doğu tarafındaki revak içine cenaze musallası yapılmış olup, cenaze namazları bu musallanın önünde kılınmaktadır.İslam tarihi boyunca Kudüs, farklı dinlerden, mezheplerden ve tarikatlardan insanları bir arada barındırarak bir hoşgörü merkezi olmuştur. Hatta Mescid-i Aksâ’da, çeşitli İslam mezheplerinin kendi ibadet pratiklerini aynı anda özgürce uygulayabilmelerine imkân tanınması, bu hoşgörünün yalnızca dışa değil, İslam’ın içine de yansıdığını göstermiştir【4】. Ne var ki, bu çoğulcu yapı, modern dönemde -özellikle İngiliz işgali ve siyonist saldırganlık sonrasında- eski letafetini koruyamamıştır.

Mescid-i Aksâ (Namaz)

Cuma ve cemaat namazları, halkın toplandığı Mescid-i Aksâ’ya gösterdiği büyük ilginin en belirgin şekilde görüldüğü dini vesilelerden sayılmaktadır. Zira Mescid-i Aksâ, Kudüs halkı nezdinde kutsal şehrin “ulu camisi” (merkez camisi) konumundadır. Yaklaşık 144 dönümlük bir alanı kaplar ve Filistin’in en geniş mescidi olma sıfatını taşır. Ayrıca dini statü itibarıyla İslam’da Harem-i Şerif ve Mescid-i Nebevi’den sonra üçüncü sırada yer alır. Onun için Hz. Ömer’in fethinden beri, her yıl yüz binlerce Müslüman, ibadet etmek ve kulluk vazifelerini yerine getirmek için burayı ziyaret etmektedir.


Tarih boyunca el-Aksâ Mescidi’nde cuma hutbesi ve namazı ile vakit namazları farklı bir şekilde icra edilmesiyle dikkat çekmiştir. Zira burada kılınan vakit namazları Eyyûbîler döneminden başlayarak Memlükler ve Osmanlı döneminin sonlarına kadar, dört mezhep için ayrı ayrı eda edilmekteydi. Yani beş vakit namaz, mescidin farklı bölümlerinde ardışık olarak kılınırdı. Buna göre, önce Mâlikîlerin namazı el-Aksâ Mescidi’nin güneybatısında yer alan Meğâribe Camii’nde, ardından Şafiîlerin namazı Kıble Camii’nde, sonra Hanefîlerin namazı Kubbetü’s-Sahre’de ve son olarak da Hanbelîlerin namazı el-Aksâ Mescidi’nin batısındaki el-Eşrefiyye Medresesi Camii’nde eda edilirdi (el-Uleymî, 1999: 38-39). Ancak cuma hutbesi söz konusu olunca tüm ümmetin bir araya gelmesi sağlanırdı. Cuma hutbesi Mescid-i Aksâ’nın el-Mescidü’l-Kıbelî içinde bulunan ana minberinden, tek bir hutbe olarak okunurdu. Bu minber, Haçlı işgali sırasında Halep’te inşa edilen Nûreddin Zengî’nin minberi olup Selâhaddîn-i Eyyûbî tarafından 1187 yılında Mescid-i Aksâ’nın kurtarılmasının ardından buraya yerleştirilmiştir【1】 (Ömer vd., 2010: 132-134). Müslümanlar, hutbenin Mescid-i Aksâ’nın tüm bölümlerine ulaşmasını sağlamak için “mübelliğler” geleneğine başvururlardı. Hatip bir cümle söyler, arkada bulunan bir kişi bu cümleyi tekrarlar, mescidin her köşesinde bulunan diğer mübelliğler de aynı şekilde aktararak hutbenin mescidin tüm avlularında ve ibadet alanlarında bulunan cemaate ulaşmasını sağlarlardı. Namazlar ise daha sonra dört mezhebe göre sırayla kılınırdı.


Ancak Osmanlı döneminin sonundan itibaren resmi mezhep olan Hanefi mezhebine göre tek bir cuma namazı kılındı. İngiliz işgali sonrasında ise dört mezhebe göre ayrı ayrı vakit namazları kılınmamaya başlandı. Özellikle 1931 yılında Mescid-i Aksâ’ya elektriğin gelmesiyle durum iyice farklılaştı. Cuma hutbesi için artık mübelliğlere ihtiyaç kalmadı ve elektrikli hoparlörlerin Mescid-i Aksâ’nın her tarafına yayılmasıyla tek bir cuma namazı aynı anda tüm mescitte kılınmaya başlandı (Hasan, 2006: 124-125). Cuma namazlarında Kubbetu’s-Sahre ve avlusu kadınların namazı için kullanılırken, erkekler mescidin diğer tüm bölümlerinde ve özellikle el-Mescidu’l-Kıbelî’de namaz kılar oldular (Ömer, 2010: 16).


Böylece oluşan yeni gelenek, 1948-1967 yılları arasındaki Ürdün yönetimi döneminde ve 1967’deki İsrail işgalinden günümüze kadar devam etti. Ancak İsrail işgali, cuma namazlarında Mescid-i Aksâ’ya gelen cemaatin sayısı üzerinde son derece olumsuz bir etkiye yol açtı. İsrail, Filistinli olmayan Müslümanların Kudüs’e gelerek cuma namazlarını kılmalarını yasakladı ve namaza katılımı sadece Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerle (1948’de işgal edilen bölgeler ve 1967’de işgal edilen bölgelerle) sınırlandırdı. 1987’de Birinci İntifada’nın başlamasıyla Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin Kudüs’e girmeleri yasakladı. Böylece Mescid-i Aksâ’ya erişim sadece Batı Şeria, Kudüs ve 1948’de işgal edilen Yeşil Hat bölgesinde yaşayanlarla sınırlı kaldı. 2000 yılında el-Aksa İntifadası’nın şiddetlenmesiyle işgal güçleri, Batı Şeria sakinlerinin Kudüs’e girişini kısıtlamaya başladı ve sonunda onları Mescid-i Aksâ’da cuma namazı kılmaktan tamamen menetti. Batı Şeria sakinlerinin Kudüs’e gelişi sadece ramazan ayındaki cuma namazlarıyla sınırlandırıldı. Bu durum, Mescid-i Aksâ’da cuma namazı kılanların sayısında neredeyse yüzde 80’lik (250 binden 50 bine) bir düşüşe yol açtı. Tüm bu kısıtlamalara rağmen ramazan ayında kılınan cuma namazlarında bu sayı artmakta ve ramazanın son cumasında yaklaşık 250 bin Müslüman bu mübarek mescitte namaz kılmaktadır【2】 (Qevasmi, 2017).


Ramazan ayında teravih namazları da Mescid-i Aksâ’da tek bir imam eşliğinde eda edilmektedir. İmam, el-Mescidu’l-Kıbelî’nin mihrabında durarak cemaate namaz kıldırır. İşgal güçleri normalde Mescid-i Aksâ’nın hoparlörlerinin sadece cuma, teravih ve bayram namazlarında kullanılmasına izin verdiğinden, Müslümanlar günlük namazları iki ayrı vakitte kılmak zorunda kalmaktadır: İlki Kubbetü’s-Sahre’de, ikincisi ise el-Mescidu’l-Kıbelî’de. Bu uygulamanın amacı, Kubbetu’s-Sahre’nin sürekli olarak cemaatle dolu olmasını sağlayarak bu mübarek mekânın işgal tehdidine karşı korunmasıdır. Ramazan ayında ise Mescid-i Aksâ’ya gelen cemaatin artmasıyla tüm mescidin hoparlörleri açılarak namazlar tek bir imam eşliğinde kılınmakta, bu durumda Kubbetü’s-Sahre ve avlusu kadınlara ayrılırken erkekler Mescid-i Aksâ’nın diğer bölümlerinde cuma namazlarındaki gibi saf tutmaktadır.


Bayram namazları tıpkı cuma namazlarında olduğu gibi, Mescid-i Aksâ’nın tüm hoparlörlerinin açılmasıyla tek bir imam eşliğinde kılınmaktadır. Bu namazlarda da Kubbetu’s-Sahre ve avlusu kadınlara, mescidin diğer bölümleri ise erkeklere ayrılmaktadır. Geçmişte, Osmanlı döneminde devletin resmi mezhebi olan Hanefi mezhebine göre kılınan bayram namazları, bu geleneği sürdürerek 21. yüzyılın ikinci on yılına kadar devam etmiştir. Ancak İslam Vakıfları İdaresi, Filistin’de en yaygın mezhep olan Şafii mezhebine göre bayram namazı kılınmasına karar vermiştir. Namazın ardından, el-Mescidu’l-Kıbelî içinde bulunan Mescid-i Aksâ’nın ana minberinden (Nureddin Mahmud Minberi【3】) bayram hutbesi okunmaktadır.


Cuma, teravih ve bayram namazlarının yanı sıra cenaze namazları da Kudüs’te yaşayan Müslümanları bir araya getirmektedir. Mescid-i Aksâ’da, “Mastabatu’l-Cenâiz” (Cenaze Platformu) adı verilen ve tam inşa tarihi bilinmeyen yüksekçe bir platform bulunmaktadır. Bu platform, Mescid-i Aksâ’nın güneydoğu kısmında, el-Mescidü’l-Kıbelî’nin doğu tarafına denk gelecek şekilde cenaze namazlarının kılınabileceği bir konumda inşa edilmiştir. Son dönemde ise el-Mescidü’l-Kıbelî’nin doğu tarafındaki revak içine cenaze musallası yapılmış olup, cenaze namazları bu musallanın önünde kılınmaktadır.


İslam tarihi boyunca Kudüs, farklı dinlerden, mezheplerden ve tarikatlardan insanları bir arada barındırarak bir hoşgörü merkezi olmuştur. Hatta Mescid-i Aksâ’da, çeşitli İslam mezheplerinin kendi ibadet pratiklerini aynı anda özgürce uygulayabilmelerine imkân tanınması, bu hoşgörünün yalnızca dışa değil, İslam’ın içine de yansıdığını göstermiştir【4】. Ne var ki, bu çoğulcu yapı, modern dönemde -özellikle İngiliz işgali ve siyonist saldırganlık sonrasında- eski letafetini koruyamamıştır.

Kaynakça

Hasan, Nacih Davut Ahmed (2006). Tarihu’l-Mescidu’l-Aksâ el-Mübârek min Bidâyeti’l-İntidâb el-Britânî ilâ Bidâyeti’l-İhtilâl el-İsrâîlî 1916-1967 [Doktora Tezi]. Tunus: Zeytune Üniversitesi Yüksek Dinî İlimler Enstitüsü.

Qevasmi, Henadi (2017). “el-Mescidü’l-Aksâ.. Târihün min el-İntihâkâti’l-İsrâîliyye”. AA. Erişim Tarihi: 09.02.2025, https://www.aa.com.tr/ar/866213/إطار-اإلسرائيلية-االنتهاكات-من-تاريخ-األقصى- . التقارير/المسجد

el-Uleymi, Mücirüddin Abdurrahman (1999). el-Unsu’l-Celîl Târihü’l-Kuds ve’l-Halîl. Amman: Mektebet Dendis.

Ömer, Abdullah Maruf ve Rıfat, Mer’i (2010). Atlasu mealimi’l-Mescidi’l-Aksa. Amman: Müessesetü’l-Fursan.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. Yakılan Minber

  • [2]

    Bkz. Mescid-i Aksâ (Cuma Namazları)

  • [3]

    Bkz. Yakılan Minber

  • [4]

    Bkz. Kültürel Çeşitlilik

Atıf İçin

apaÖmer, A. M. (2026). Mescid-i Aksa (Namaz). H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1129-1131) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadÖmer, Abdullah M. “Mescid-i Aksa (Namaz)”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir -Metin Uçar. 1129-1131. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Mescid-i Aksâ (Namaz)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor