
ORCID ID
0000-0003-1420-7726
Normalleşme, Orta Doğu’da aralarında anlaşmazlık bulunan devletlerin diyalog kurması ve ilişkilerini yakınlaştırması sürecini ifade eden bir kavramdır. Özellikle son yıllarda İsrail ile bazı Arap devletleri arasında siyasi ve diplomatik ilişkilerin tesis edilmesi bağlamında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bölgesel ölçekte İsrail’i tanıyan devlet sayısının artmasını ve bu yolla İsrail’in meşruiyet zeminini güçlendirmeyi amaçlayan normalleşme süreci, ABD’nin girişimleriyle başlatılmış ve “İbrahim Sözleşmeleri” ile pratiğe dökülmüştür. İbrahim Sözleşmeleri kapsamında önce Mısır ile Ürdün, ardından BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan gibi ülkelerin İsrail ile diplomatik angajmana girmesi bölgedeki diğer Arap ülkelerinin de İsrail ile ilişki kurması beklentisini gündeme getirmiştir. Bu bağlamda gözlerin çevrildiği en önemli ülkelerden biri de İsrail ile İran karşıtlığında birleşen ve bölgenin temel aktörlerinden Suudi Arabistan’dır (Koç, 2023). Ancak, Filistin’de yaşanan İsrail sorunu gibi temel politik meselelerin varlığı, normalleşme süreçlerinin derinliği ve kalıcılığı konusunda akademik ve siyasi tartışmaları beraberinde getirmektedir.Suudi Arabistan ile normalleşme, İsrail açısından nükleer bir güç olarak yükselen İran’a karşı bölgesel düzeyde önemli bir ittifak kurma anlamına gelmektedir; aynı zamanda Riyad’ın muhalefet etmediği İbrahim Sözleşmeleri’nin tamamlayıcı bir projesi olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca bu uzlaşmanın sağlanması, 1948’den bu yana İsrail’e karşı oluşturulan Arap blokajının geçersiz kılınması ve İran’a karşı bölgesel kazanımların arttırılması anlamına gelmektedir. (Koç, 2023).Kuruluşundan itibaren komşusu olan Arap devletlerle mücadele edip savaşan, bir yandan da jeopolitik derinliğini artırmak için askeri yöntemlere başvuran İsrail, ABD öncülüğü ve desteğiyle【1】 belirli taviz ve tehditler karşısında komşularıyla “Arap-İsrail Normalleşmesi” zoraki sürecine katılmıştır. 1979’dan bu yana belli başlı dalgalar halinde devam eden normalleşme süreci, günümüzde İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki uzlaşmaya odaklanmıştır ancak Riyad’ın ABD’den almayı hedeflediği güvenlik garantilerine öncelik vermesi ve diğer Arap devletlerinin farklı gündemler izlemesi nedeniyle Tel Aviv hükümetinin planladığı şekilde ilerlememektedir. İsrail’in bölgedeki İran tehdidini bir avantaj unsuru olarak kullanması ve sahada sert güç unsurlarını ön plana çıkarması Arap ülkelerini İsrail ile normalleşme baskısı karşısında alternatifsiz bırakmaktadır (Acar, 2024).18 Ekim 2023’te Suudi Arabistan’ın da dahil olduğu 8 Müslüman ülkenin İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayacağı açıklanmış ancak 7 Ekim’de (2023) başlayan Aksa Tufanı Operasyonu ile bu süreç dondurulmuştur. İsrail ile normalleşmeye çok yaklaştığı iddia edilen Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın açıklamalarının yanı sıra İsrail’in mevcut hükümet ve devlet politikası【2】 da normalleşme yönünde esen rüzgarların yön değiştirmesine sebep olmuştur. Netanyahu’nun Gazze’ye yönelik saldırıları durdurup Filistin Devleti’ni tanımayı reddetmesi ve radikal İsrail hükümetinin işgal altındaki topraklarda kolonizasyonu hızlandırarak Batı Şeria’nın tamamında egemenliğini tesis etme hedefi süreci baltalayan etkenler arasında bulunmaktadır【3】 (Alvarino, 2024: 132). Yaşanan gelişmeler, Arap ülkelerini İsrail ile yakınlaşma süreçlerini yeniden değerlendirmeye zorlamıştır. Bu ülkeler, Ekim 2023 ile Gazze’nin yeniden yıkımı ve yarattığı insani krizle daha eleştirel bir tutum sergilemeye başlamıştır (Alvarina, 2024: 128). Çünkü Arap ülkeleri, temel BM kararları (özellikle 242【4】 ve 338 sayılı kararlar) doğrultusunda, başkenti Kudüs olan ve Gazze ile Batı Şeria toprakları İsrail işgalinden arındırılmış bağımsız bir Filistin Devleti kurulması politikasında ısrarcıdır. Ancak İsrail’in yasa dışı işgal ve gaspçı yerleşimci politikasını sürdürmesi【5】, kapsamlı bir barışa yanaşmaması ve bağımsız Filistin Devleti’ni engellemeye yönelik radikal eylemleri Arap devletlerinin beklentilerini boşa çıkarmıştır (Rakipoğlu, 2024).Görüldüğü üzere, İsrail’in BM kararlarını açıkça ihlal eden, soykırım pratiklerini rutinleştiren, temel ateşkes kurallarını dahi tanımayan ve bölgede sömürgeci bir rejim inşa eden politikaları karşısında “normalleşme” tartışmaları paradoksal görünmektedir. Zira kendi yarattığı kırılgan ve şiddet dolu zeminde, uluslararası hukuku sistematik biçimde hiçe sayan bir devletle normalleşmek, ABD’nin zorlamasıyla bazı insanları ikna etse de bölge gerçekleri ile uyumlu görünmemektedir. Normalleşme yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir duruşu da gerektirmektedir. Süreç ancak işgalin sona ermesi, uluslararası hukuka tam uyum ve Filistin halkının temel haklarının tanınması【6】 şartlarıyla tamamlanabilir. Aksi takdirde, “normalleşme” kavramı, sömürgeci güçlerin ve şiddetin meşrulaştırılmasına hizmet eden bir araç olmaktan öteye geçemeyecektir.Okuma ÖnerileriKalabalık, Abdullah A. (2020). “Arap Ülkelerinin İsrail ile Normalleşme Israrı”. Kriter. Erişim Tarihi: 15.04.2025, https://kriterdergi.com/dis-politika/arap-ulkelerinin-israil-ile-normallesme-israri.Kiyali, Macid (2023). “Suudi Arabistan’ın İsrail’le Normalleşme Şartları Neler?”. Şarkul Asvat. Erişim Tarihi: 15.09.2023, https://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/4548596-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1n-i%CC%87srail%E2%80%99le-normalle%C5%9Fme-%C5%9Fartlar%-C4%B1-neler.
Normalleşme, Orta Doğu’da aralarında anlaşmazlık bulunan devletlerin diyalog kurması ve ilişkilerini yakınlaştırması sürecini ifade eden bir kavramdır. Özellikle son yıllarda İsrail ile bazı Arap devletleri arasında siyasi ve diplomatik ilişkilerin tesis edilmesi bağlamında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bölgesel ölçekte İsrail’i tanıyan devlet sayısının artmasını ve bu yolla İsrail’in meşruiyet zeminini güçlendirmeyi amaçlayan normalleşme süreci, ABD’nin girişimleriyle başlatılmış ve “İbrahim Sözleşmeleri” ile pratiğe dökülmüştür. İbrahim Sözleşmeleri kapsamında önce Mısır ile Ürdün, ardından BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan gibi ülkelerin İsrail ile diplomatik angajmana girmesi bölgedeki diğer Arap ülkelerinin de İsrail ile ilişki kurması beklentisini gündeme getirmiştir. Bu bağlamda gözlerin çevrildiği en önemli ülkelerden biri de İsrail ile İran karşıtlığında birleşen ve bölgenin temel aktörlerinden Suudi Arabistan’dır (Koç, 2023). Ancak, Filistin’de yaşanan İsrail sorunu gibi temel politik meselelerin varlığı, normalleşme süreçlerinin derinliği ve kalıcılığı konusunda akademik ve siyasi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Suudi Arabistan ile normalleşme, İsrail açısından nükleer bir güç olarak yükselen İran’a karşı bölgesel düzeyde önemli bir ittifak kurma anlamına gelmektedir; aynı zamanda Riyad’ın muhalefet etmediği İbrahim Sözleşmeleri’nin tamamlayıcı bir projesi olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca bu uzlaşmanın sağlanması, 1948’den bu yana İsrail’e karşı oluşturulan Arap blokajının geçersiz kılınması ve İran’a karşı bölgesel kazanımların arttırılması anlamına gelmektedir. (Koç, 2023).
Kuruluşundan itibaren komşusu olan Arap devletlerle mücadele edip savaşan, bir yandan da jeopolitik derinliğini artırmak için askeri yöntemlere başvuran İsrail, ABD öncülüğü ve desteğiyle【1】 belirli taviz ve tehditler karşısında komşularıyla “Arap-İsrail Normalleşmesi” zoraki sürecine katılmıştır. 1979’dan bu yana belli başlı dalgalar halinde devam eden normalleşme süreci, günümüzde İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki uzlaşmaya odaklanmıştır ancak Riyad’ın ABD’den almayı hedeflediği güvenlik garantilerine öncelik vermesi ve diğer Arap devletlerinin farklı gündemler izlemesi nedeniyle Tel Aviv hükümetinin planladığı şekilde ilerlememektedir. İsrail’in bölgedeki İran tehdidini bir avantaj unsuru olarak kullanması ve sahada sert güç unsurlarını ön plana çıkarması Arap ülkelerini İsrail ile normalleşme baskısı karşısında alternatifsiz bırakmaktadır (Acar, 2024).
18 Ekim 2023’te Suudi Arabistan’ın da dahil olduğu 8 Müslüman ülkenin İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayacağı açıklanmış ancak 7 Ekim’de (2023) başlayan Aksa Tufanı Operasyonu ile bu süreç dondurulmuştur. İsrail ile normalleşmeye çok yaklaştığı iddia edilen Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın açıklamalarının yanı sıra İsrail’in mevcut hükümet ve devlet politikası【2】 da normalleşme yönünde esen rüzgarların yön değiştirmesine sebep olmuştur. Netanyahu’nun Gazze’ye yönelik saldırıları durdurup Filistin Devleti’ni tanımayı reddetmesi ve radikal İsrail hükümetinin işgal altındaki topraklarda kolonizasyonu hızlandırarak Batı Şeria’nın tamamında egemenliğini tesis etme hedefi süreci baltalayan etkenler arasında bulunmaktadır【3】 (Alvarino, 2024: 132). Yaşanan gelişmeler, Arap ülkelerini İsrail ile yakınlaşma süreçlerini yeniden değerlendirmeye zorlamıştır. Bu ülkeler, Ekim 2023 ile Gazze’nin yeniden yıkımı ve yarattığı insani krizle daha eleştirel bir tutum sergilemeye başlamıştır (Alvarina, 2024: 128). Çünkü Arap ülkeleri, temel BM kararları (özellikle 242【4】 ve 338 sayılı kararlar) doğrultusunda, başkenti Kudüs olan ve Gazze ile Batı Şeria toprakları İsrail işgalinden arındırılmış bağımsız bir Filistin Devleti kurulması politikasında ısrarcıdır. Ancak İsrail’in yasa dışı işgal ve gaspçı yerleşimci politikasını sürdürmesi【5】, kapsamlı bir barışa yanaşmaması ve bağımsız Filistin Devleti’ni engellemeye yönelik radikal eylemleri Arap devletlerinin beklentilerini boşa çıkarmıştır (Rakipoğlu, 2024).
Görüldüğü üzere, İsrail’in BM kararlarını açıkça ihlal eden, soykırım pratiklerini rutinleştiren, temel ateşkes kurallarını dahi tanımayan ve bölgede sömürgeci bir rejim inşa eden politikaları karşısında “normalleşme” tartışmaları paradoksal görünmektedir. Zira kendi yarattığı kırılgan ve şiddet dolu zeminde, uluslararası hukuku sistematik biçimde hiçe sayan bir devletle normalleşmek, ABD’nin zorlamasıyla bazı insanları ikna etse de bölge gerçekleri ile uyumlu görünmemektedir. Normalleşme yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir duruşu da gerektirmektedir. Süreç ancak işgalin sona ermesi, uluslararası hukuka tam uyum ve Filistin halkının temel haklarının tanınması【6】 şartlarıyla tamamlanabilir. Aksi takdirde, “normalleşme” kavramı, sömürgeci güçlerin ve şiddetin meşrulaştırılmasına hizmet eden bir araç olmaktan öteye geçemeyecektir.
Kalabalık, Abdullah A. (2020). “Arap Ülkelerinin İsrail ile Normalleşme Israrı”. Kriter. Erişim Tarihi: 15.04.2025, https://kriterdergi.com/dis-politika/arap-ulkelerinin-israil-ile-normallesme-israri.
Kiyali, Macid (2023). “Suudi Arabistan’ın İsrail’le Normalleşme Şartları Neler?”. Şarkul Asvat. Erişim Tarihi: 15.09.2023, https://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/4548596-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1n-i%CC%87srail%E2%80%99le-normalle%C5%9Fme-%C5%9Fartlar%-C4%B1-neler.
Acar, Necmettin (2024). “Suudi Arabistan ve İsrail: Normalleşme Müzakereleri”. Türkiye Araştırmaları Vakfı (TAV). Erişim Tarihi: 05.12.2024, https://turkiyearastirmalari.org/2024/05/07/fokus/fokus-suudi-arabistan-ve-israil-normallesme-muzakereleri/.
Alvariño, I. Á. O. (2024). “Israeli-Saudi Normalization: A Collateral Victim of 7 October”. Mediterranenan Yearbook. Erişim Tarihi: 14.04.2025, https://www.iemed.org/wp-content/uploads/2024/09/Israeli-Saudi-Normalization-Visctim-7-october-Alvarez-Ossorio_IEMedYearbook2024.pdf.
Koç, Engin (2023). “İsrail ile Suudi Arabistan Arasındaki Devam Eden Normalleşme Süreci”. Kriter. Erişim Tarihi: 05.12.2024, https://kriterdergi.com/dis-politika/israil-ile-suudi-arabistan-arasindaki-devam-eden-normallesme-sureci.
Rakipoğlu, Mehmet (2024). “Arap İsrail Normalleşmesinin Geleceği”. SETA. Erişim Tarihi: 05.12.2024, https://www.setav.org/yorum/arap-israil-normallesmesinin-gelecegi.
[1]
Bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi
[2]
Bkz. Devlet Terörü ; İsrail İşgalciliği
[3]
Ayrıca bkz. Soykırım ; Katliam
[4]
Bkz. 242 Sayılı Karar
[5]
Bkz. Gasp Birimleri ; Gasp Yerleşimleri ; İthal Vatandaş
[6]
Ayrıca bkz. Geri Dönüş Hakkı
| apa | Babacan, M. (2026). Normalleşme. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1200-1202) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Babacan, Mehmet. “Normalleşme”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1200-1202. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Normalleşme" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri