Açılış Töreni ve Konuşmalar
2025 Antalya Diplomasi Forumu’nun resmi açılış töreni, 11 Nisan 2025 Cuma günü, Antalya’nın Belek bölgesindeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Konuşması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına forum katılımcılarını selamlayarak başlamıştır. Türkiye adına forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Savaşların, çatışmaların, ölümlerin acısını yüreklerinde taşıyan tüm mazlumları, ülkem ve milletim adına selamlıyor, kendilerine dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum" sözleriyle konuşmasına yön vermiştir. Antalya Diplomasi Forumu’nun artık küresel ölçekte tanınırlık kazanmış bir diplomasi platformu haline geldiğini belirterek, forumun barış, dostluk ve ortak akıl eksenli katkılar sunduğunu ifade etmiştir.
Erdoğan, uluslararası sistemin çağın dinamiklerine yanıt vermekte zorlandığını ifade ederek, dünyada yaşanan çoklu kriz ortamında diplomasinin insan merkezli, girişimci ve çözüm odaklı bir yönelimle ele alınması gerektiğini vurgulamıştır. “İnsanlık, arka arkaya yeni teknolojik hamleler gerçekleştirirken uluslararası sistem çağa ayak uydurabilmesi noktasında aynı başarıyı sergileyemiyor” diyerek, küresel yönetim yapılarının krizlere müdahale etme kapasitesindeki yetersizliği dile getirmiştir.
Konuşmasında, uluslararası toplumun terör, yoksulluk, ırkçılık, İslam karşıtlığı, göçmen düşmanlığı ve iklim değişikliği gibi insanlığı doğrudan ilgilendiren alanlarda daha vicdanlı ve adil politikalar üretmekte yetersiz kaldığını belirtmiştir.
Erdoğan, Türkiye'nin jeopolitik konumunun getirdiği yükümlülüklere işaret etmiş; bu topraklarda bin yıldır var olunduğunu ve bundan sonra da olunacağını ifade ederek, "Biz bu coğrafyanın sadece sakinleri değil, aynı zamanda sahipleriyiz" demiştir. Türkiye'nin, çatışma yerine uzlaşma, ayrışma yerine ittifak, gözyaşı yerine istikrar arzuladığını belirterek, “Kolayı değil, zoru seçiyoruz” ifadesiyle Türkiye'nin barışçıl girişimlerdeki kararlılığına dikkat çekmiştir.
Konuşmasında özellikle Filistin meselesine geniş yer ayıran Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını “soykırım” olarak tanımlamış ve uluslararası hukukun sistematik biçimde ihlal edildiğini vurgulamıştır. “İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır” diyerek, sivilleri, gazetecileri, sağlık personelini ve çocukları hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu belirtmiştir.
Erdoğan Suriye özelinde ise Türkiye'nin toprak bütünlüğüne ve istikrara verdiği önemin altını çizmiş, "Suriye'nin yeni bir istikrarsızlık girdabına sürüklenmesine göz yummayız" ifadelerini kullanmıştır. Türkiye'nin bu süreçte diplomasiye öncelik veren bir tutum sergilediğini ve bu tavrın yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurgulamıştır.
Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, Türkiye'nin yeniden Asya açılımı ve Afrika ortaklık politikaları çerçevesinde çok boyutlu bir dış politika yürüttüğünü; Güney Kafkasya, Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Orta Asya’da barış ve istikrar için sürdürülen çabalara dikkat çekmiştir. NATO’ya olan bağlılığını vurgulamış ve Avrupa güvenliğinde Türkiye’nin rolünün vazgeçilmez olduğunu söylemiştir.
Savunma sanayi alanındaki gelişmeleri de değerlendirmiş, Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçerek dost ve müttefik ülkelerle işbirliği kapasitesini artırdığını belirtmiştir.
Erdoğan, Türkiye’nin ticaret diplomasisinden, stratejik ortaklıklara kadar çok boyutlu bir dış politika izlediğini belirtmiş, “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun bu anlayışın taşıyıcısı olduğunu söylemiştir. Antalya Diplomasi Forumu’nun da bu vizyonun uluslararası yansımalarına katkı sağlayacağına inandığını ifade ederek konuşmasını tamamlamıştır.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Konuşması
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 11 Nisan 2025 tarihinde Antalya Diplomasi Forumu’nun açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki rolü, değişen diplomasi anlayışı ve küresel yönetişim yapılarındaki dönüşümler üzerine değerlendirmelerde bulunmuştur. Konuşmasına forum katılımcılarını selamlayarak başlayan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun farklı coğrafyalardan temsilcileri bir araya getiren çok taraflı bir platform niteliği taşıdığını belirtmiştir.
Fidan forumun temel ilkeleri olarak çok seslilik, kapsayıcılık ve ortak aklı işaret ederek, bu yapının devlet temsilcileri, düşünce insanları ve gençleri bir araya getirme işlevi gördüğünü ifade etmiştir.Diplomasinin 21. yüzyılda yalnızca klasik devletler arası ilişkilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Fidan, mevcut dönemin diplomasi anlayışında çok katmanlı ve dinamik bir yapının öne çıktığını söylemiştir. “Bugün diplomasiyi koridorlardan ve masalardan ibaret görmek yanlış olur” ifadesini kullanmış, uluslararası ilişkilerin sabit hatlardan uzak, çok boyutlu bir düzene işaret ettiğini belirtmiştir.
Siber güvenlik, yapay zeka tehditleri, dezenformasyon, enerji güvenliği ve ticaret savaşları gibi alanların da diplomasi gündemine dahil olduğunu söylemiş, diplomasinin artık devletler arası bir araç olmaktan çıkarak farklı aktörleri ve alanları kapsayan bir süreç haline geldiğini ifade etmiştir.
Küresel düzeyde artan bloklaşma eğilimi, silahlanma yarışı, çok taraflı kurumların zayıflaması ve eşgüdüm mekanizmalarındaki dağılma gibi başlıkların, uluslararası sistemdeki temel sınamalar arasında yer aldığını belirtmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısına dair eleştirilerde bulunmuş; Gazze’deki gelişmeler üzerinden bu kurumun etkisiz kaldığını ve meşruiyet krizi yaşandığını söylemiştir.
Türkiye'nin dış politika yaklaşımını, "krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ama çözümün merkezinde duran" bir pozisyonla tanımlamış; Gazze, Ukrayna, Suriye, Kafkaslar, Balkanlar ve Afrika'da sürdürülen girişimlere atıf yapmıştır. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin dış politika vizyonuyla uyumlu bir çerçevede yürütüldüğünü kaydetmiştir.
Türkiye'nin komşu ülkelerini birer tehdit unsuru değil, çözümün parçası ve iş birliği ortağı olarak değerlendirdiklerini söylemiş; bölgesel barış ve güvenliğin, dış müdahalelerden ziyade yerel girişimlerle sağlanabileceğini ifade etmiştir. Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz, Akdeniz havzaları ve Afrika’da çatışmaların sona erdirilmesi ve istikrarın sağlanmasının dış politika öncelikleri arasında yer aldığını belirtmiştir.
Forumun, farklı bakış açılarını bir araya getirme ve çözüm arayışlarını destekleme amacına yönelik yapısıyla, Türk dış politikasının çözüm odaklı yaklaşımını yansıttığını dile getirerek konuşmasını tamamlamıştır.