
ORCID ID
0000-0001-8578-6206
Antisiyonizm, siyonizme karşı olma durumunu ifade eder. İsrail’in kuruluşu, yönetim biçimi ve uygulamalarına muhalif bir duruş sergilemeyi içerir. Bu kavramın başlangıcına dair kesin bir tarih vermek güçtür; zira antisiyonist düşünce, siyonist hareketin pratikteki uygulamalarına karşı zaman içinde şekillenmiştir. Özellikle 1948 yılında İsrail’in kurulması ve giderek yayılmacı bir politika benimsemesi【1】, antisiyonist tepkilerin farklı toplumsal ve siyasal gruplar tarafından dile getirilmesine zemin hazırlamıştır. Bu tepkileri, dindar Yahudiler, Filistinliler ve uluslararası aktivist çevreler olmak üzere üç ana kategoride değerlendirmek mümkündür.İsrail, Filistin topraklarına yerleşirken Yahudi nüfusunu bölgede artırmak amacıyla göç teşvikinde bulunmuş, ancak beklenen ölçüde sonuç alamamıştır (Pappé, 2022: 302–303). Oysa siyonistler, gerekirse güç kullanarak siyasi ve ekonomik hâkimiyeti sağlamak için Yahudileri Filistin’e yerleştirmeyi hedeflemekteydi (Rabkin, 2014: 27). Ancak tüm Yahudiler siyonist düşünceye destek vermemekteydi. Siyonizme karşı çıkan Yahudiler【2】, genellikle Ortodoks, liberal-hümanist ve sosyalist eğilimli gruplar olarak değerlendirilmektedir (Laqueur, 1972: 384–437).Tanrı’nın İsrailoğullarına Kenan diyarını yalnızca Mesih’in gelişiyle vereceğine inanan Hasidikler, modern İsrail Devleti’nin kurulmasını Tanrı’nın iradesine karşı bir müdahale ve dolayısıyla itaatsizlik olarak yorumlamaktadır (Özalkan, 2017: 52). Talmud’da da belirtildiği üzere, Mesih’in gelişine dek Yahudiler sürgünde kalmalıdır. Bu anlayışa göre, başta Theodor Herzl olmak üzere laik siyonist liderlerin seküler temeller üzerine kurduğu İsrail, dindar Yahudiler tarafından din karşıtlığı olarak görülmüştür. Bu görüşe sahip Yahudiler, siyonist uygulamalara tepki olarak Merkaz Ruhani (Mizrahi) ve Agudat Yisrael gibi örgütler kurarak karşı duruşlarını örgütlü biçimde sürdürmüşlerdir (Serbest, 2005: 238). Siyonizm’i dinden ve gelenekten kopuş olarak algılayan Harediler de ilk günden itibaren İsrail’e karşı en büyük muhalif kanalı oluşturmuştur (Friedman, 1991: 1-2.).Bugün dahi İsrail’in meşruiyetini tanımayan ve diplomatik yazışmalarını Ürdün üzerinden gerçekleştiren Neturei Karta cemaati, siyonistlerin Filistin’deki eylemlerinin Tanrı’nın gazabına yol açacağına inanmaktadır. Bu grup, siyonist saldırıları protesto etmek amacıyla kamuya açık gösteriler de düzenlemektedir (Rabkin, 2012: 22).1967 İsrail saldırganlığının ardından İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırıları, liberal ve hümanist Yahudilerin de siyonizm’e karşı tavır almasına yol açmıştır. David Landy öncülüğünde örgütlenen bazı Yahudi gruplar, Filistinli Arapların ve Müslümanların haklarını savunmak amacıyla siyonist politikalara karşı durmaya başlamıştır (Landy, 2011: 3–6). Siyonistler, kendilerine muhalif ırkdaşlarını “milletine düşmanlık”la suçlama eğiliminde olsalar da antisiyonist Yahudiler, yalnızca siyonist yönetimin uygulamalarına karşı olduklarını ifade etmektedirler (Butler, 2012: 25).Siyonist hareketin ilk gelişim yıllarında Filistin, Osmanlı egemenliğindeydi. Siyonizmin kurucusu kabul edilen Theodor Herzl, II. Abdülhamid ile birkaç kez görüşerek Filistin’den toprak talebinde bulunmuşsa da bu talepler net şekilde reddedilmiştir (Öke, 2018: 66-70). Osmanlı’nın yıkılmasının ardından siyonist Yahudiler Filistin’e yerleşmeye başlamış ve bu süreç, bölge halkının tepkisini çekmiştir【3】. Filistinlilerin kendi imkânlarıyla gösterdiği direniş, anti-siyonist mücadelenin ilk halkaları arasında sayılabilir【4】. Zamanla örgütlenen Filistin halkı, önce el-Fetih, ardından Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve 1987’deki Birinci İntifada sonrasında kuruluşunu ilan eden Hamas aracılığıyla direnişini kurumsallaştırmış, İsrail’in varlığına karşı fiilî ve ideolojik mücadele yürütmüştür. Filistinli tarihçi Walid Khalidi, 1961 tarihli çalışmasında İsrail’in kuruluş sürecini bir soykırım olarak tanımlamış ve İsrail’in, Araplara yönelik eylemlerini sistematik biçimde belgelemeye çalışmıştır (Karaman, 1996: 103- 106). Dolayısıyla Filistinlilerin duruşu anti-siyonist bir yaklaşımı anlatır.Uluslararası arenada Filistin yanlısı grupların eylem ve söylemlerine bakıldığında geniş bir antisyonist cephe olduğu görülür. Genellikle insan hakları ve uluslararası hukuku öne çıkaran bu aktivistler de anti-siyonist olarak nitelendirilebilirler. Bu grupların içinde çok sayıda Yahudi’nin de olduğu görülür【5】. Ancak siyonistlerin ve işbirlikçilerinin siyonizm ile Yahudiliği özdeşleştirme çabası İsrail politikalarına ve siyonist ideolojiye yapılan her eleştiriyi antisemitik olarak etiketleme ve buna karşı başta ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde olmak üzere yasal düzenlemeler/kamusal baskılar getirme eğilimi ortaya çıkmaktadır (bkz. Hafez, 2023). Böylece uluslararası düzeyde antisiyonizm, iki farklı eksende değerlendirilmektedir: Kimileri siyonist hareketi Yahudi kimliğinin bir gereği olarak görüp antisiyonizmi antisemitizmle özdeşleştirirken; kimileri de antisiyonizmin Yahudi karşıtı değil, İsrail karşıtı bir siyasi duruş olduğunu savunmaktadır.Tüm bu tartışmalar dikkate alındığında antisemitizmin Yahudilere yönelik etnik ve dini nefreti, buna karşın antisiyonizmin İsrail’in politikalarına ve ideolojik hedeflerine yönelik meşru bir karşı duruşu anlattığı görülür. Bu ayrımın belirsizleştirilmesi hem antisemitizmle mücadeleyi zayıflatır hem de düşünce özgürlüğünü baskılar. Özellikle İsrail’in Filistinlilere yönelik şiddet politikalarının siyonist ideolojiyle bağlantısının sorgulanamaz hale gelmesi, insan hakları ihlallerinin görünürlüğünü azaltır. Dolayısıyla, antisiyonist eleştirilerin susturulması, yalnızca akademik özgürlüğü değil, aynı zamanda uluslararası adalet arayışını da sekteye uğratır. Bu nedenle, meşru eleştiri ile ırkçı nefret söylemi arasındaki farkın korunması hem entelektüel dürüstlük hem de evrensel insan hakları ilkeleri açısından hayati önem taşımaktadır.
Antisiyonizm, siyonizme karşı olma durumunu ifade eder. İsrail’in kuruluşu, yönetim biçimi ve uygulamalarına muhalif bir duruş sergilemeyi içerir. Bu kavramın başlangıcına dair kesin bir tarih vermek güçtür; zira antisiyonist düşünce, siyonist hareketin pratikteki uygulamalarına karşı zaman içinde şekillenmiştir. Özellikle 1948 yılında İsrail’in kurulması ve giderek yayılmacı bir politika benimsemesi【1】, antisiyonist tepkilerin farklı toplumsal ve siyasal gruplar tarafından dile getirilmesine zemin hazırlamıştır. Bu tepkileri, dindar Yahudiler, Filistinliler ve uluslararası aktivist çevreler olmak üzere üç ana kategoride değerlendirmek mümkündür.
İsrail, Filistin topraklarına yerleşirken Yahudi nüfusunu bölgede artırmak amacıyla göç teşvikinde bulunmuş, ancak beklenen ölçüde sonuç alamamıştır (Pappé, 2022: 302–303). Oysa siyonistler, gerekirse güç kullanarak siyasi ve ekonomik hâkimiyeti sağlamak için Yahudileri Filistin’e yerleştirmeyi hedeflemekteydi (Rabkin, 2014: 27). Ancak tüm Yahudiler siyonist düşünceye destek vermemekteydi. Siyonizme karşı çıkan Yahudiler【2】, genellikle Ortodoks, liberal-hümanist ve sosyalist eğilimli gruplar olarak değerlendirilmektedir (Laqueur, 1972: 384–437).
Tanrı’nın İsrailoğullarına Kenan diyarını yalnızca Mesih’in gelişiyle vereceğine inanan Hasidikler, modern İsrail Devleti’nin kurulmasını Tanrı’nın iradesine karşı bir müdahale ve dolayısıyla itaatsizlik olarak yorumlamaktadır (Özalkan, 2017: 52). Talmud’da da belirtildiği üzere, Mesih’in gelişine dek Yahudiler sürgünde kalmalıdır. Bu anlayışa göre, başta Theodor Herzl olmak üzere laik siyonist liderlerin seküler temeller üzerine kurduğu İsrail, dindar Yahudiler tarafından din karşıtlığı olarak görülmüştür. Bu görüşe sahip Yahudiler, siyonist uygulamalara tepki olarak Merkaz Ruhani (Mizrahi) ve Agudat Yisrael gibi örgütler kurarak karşı duruşlarını örgütlü biçimde sürdürmüşlerdir (Serbest, 2005: 238). Siyonizm’i dinden ve gelenekten kopuş olarak algılayan Harediler de ilk günden itibaren İsrail’e karşı en büyük muhalif kanalı oluşturmuştur (Friedman, 1991: 1-2.).
Bugün dahi İsrail’in meşruiyetini tanımayan ve diplomatik yazışmalarını Ürdün üzerinden gerçekleştiren Neturei Karta cemaati, siyonistlerin Filistin’deki eylemlerinin Tanrı’nın gazabına yol açacağına inanmaktadır. Bu grup, siyonist saldırıları protesto etmek amacıyla kamuya açık gösteriler de düzenlemektedir (Rabkin, 2012: 22).
1967 İsrail saldırganlığının ardından İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırıları, liberal ve hümanist Yahudilerin de siyonizm’e karşı tavır almasına yol açmıştır. David Landy öncülüğünde örgütlenen bazı Yahudi gruplar, Filistinli Arapların ve Müslümanların haklarını savunmak amacıyla siyonist politikalara karşı durmaya başlamıştır (Landy, 2011: 3–6). Siyonistler, kendilerine muhalif ırkdaşlarını “milletine düşmanlık”la suçlama eğiliminde olsalar da antisiyonist Yahudiler, yalnızca siyonist yönetimin uygulamalarına karşı olduklarını ifade etmektedirler (Butler, 2012: 25).
Siyonist hareketin ilk gelişim yıllarında Filistin, Osmanlı egemenliğindeydi. Siyonizmin kurucusu kabul edilen Theodor Herzl, II. Abdülhamid ile birkaç kez görüşerek Filistin’den toprak talebinde bulunmuşsa da bu talepler net şekilde reddedilmiştir (Öke, 2018: 66-70). Osmanlı’nın yıkılmasının ardından siyonist Yahudiler Filistin’e yerleşmeye başlamış ve bu süreç, bölge halkının tepkisini çekmiştir【3】. Filistinlilerin kendi imkânlarıyla gösterdiği direniş, anti-siyonist mücadelenin ilk halkaları arasında sayılabilir【4】. Zamanla örgütlenen Filistin halkı, önce el-Fetih, ardından Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve 1987’deki Birinci İntifada sonrasında kuruluşunu ilan eden Hamas aracılığıyla direnişini kurumsallaştırmış, İsrail’in varlığına karşı fiilî ve ideolojik mücadele yürütmüştür. Filistinli tarihçi Walid Khalidi, 1961 tarihli çalışmasında İsrail’in kuruluş sürecini bir soykırım olarak tanımlamış ve İsrail’in, Araplara yönelik eylemlerini sistematik biçimde belgelemeye çalışmıştır (Karaman, 1996: 103- 106). Dolayısıyla Filistinlilerin duruşu anti-siyonist bir yaklaşımı anlatır.
Uluslararası arenada Filistin yanlısı grupların eylem ve söylemlerine bakıldığında geniş bir antisyonist cephe olduğu görülür. Genellikle insan hakları ve uluslararası hukuku öne çıkaran bu aktivistler de anti-siyonist olarak nitelendirilebilirler. Bu grupların içinde çok sayıda Yahudi’nin de olduğu görülür【5】. Ancak siyonistlerin ve işbirlikçilerinin siyonizm ile Yahudiliği özdeşleştirme çabası İsrail politikalarına ve siyonist ideolojiye yapılan her eleştiriyi antisemitik olarak etiketleme ve buna karşı başta ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde olmak üzere yasal düzenlemeler/kamusal baskılar getirme eğilimi ortaya çıkmaktadır (bkz. Hafez, 2023). Böylece uluslararası düzeyde antisiyonizm, iki farklı eksende değerlendirilmektedir: Kimileri siyonist hareketi Yahudi kimliğinin bir gereği olarak görüp antisiyonizmi antisemitizmle özdeşleştirirken; kimileri de antisiyonizmin Yahudi karşıtı değil, İsrail karşıtı bir siyasi duruş olduğunu savunmaktadır.
Tüm bu tartışmalar dikkate alındığında antisemitizmin Yahudilere yönelik etnik ve dini nefreti, buna karşın antisiyonizmin İsrail’in politikalarına ve ideolojik hedeflerine yönelik meşru bir karşı duruşu anlattığı görülür. Bu ayrımın belirsizleştirilmesi hem antisemitizmle mücadeleyi zayıflatır hem de düşünce özgürlüğünü baskılar. Özellikle İsrail’in Filistinlilere yönelik şiddet politikalarının siyonist ideolojiyle bağlantısının sorgulanamaz hale gelmesi, insan hakları ihlallerinin görünürlüğünü azaltır. Dolayısıyla, antisiyonist eleştirilerin susturulması, yalnızca akademik özgürlüğü değil, aynı zamanda uluslararası adalet arayışını da sekteye uğratır. Bu nedenle, meşru eleştiri ile ırkçı nefret söylemi arasındaki farkın korunması hem entelektüel dürüstlük hem de evrensel insan hakları ilkeleri açısından hayati önem taşımaktadır.
Butler, Judith (2012). Parting Ways: Jewishness and the Critique of Zionism, New York: Colombia University Press. Friedman, Menachem (1991). “The Haredi (Ultra-Orthodox) Society: Sources, Trends and Processes”. The Jerusalem Institute for Israel Studies, 41, 1-8. Hafez, Farid (2023). “Görüş: Beyaz Irkçılığın İkiz Kardeşleri: Antisemitizm ve İslamofobi”. AA. Erişim Tarihi: 30.05.2025, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-beyaz-irkciligin-ikiz-kardesleri-antisemitizm-ve-islamofobi/3056212.Karaman, M. Lutfullah (1996). “Filistin Kurtuluş Örgütü”. TDV İslam Ansiklopedisi, 13, 103- 106. İstanbul: TDV Yayınları. Laqueur, Walter (1972). A History of Zionism: From the French Revolution to the Establishment of the State of Israel. New York: MJF Books. Landy, David (2011). Jewish Identity and Palestinian Rights: Diaspora Jewish Opposition to Israel. London & New York: Zed Books. Öke, Mim Kemal (2023). Siyonizm ve Filistin Sorunu. İstanbul: Timaş Yayınları. Özalkan, Seda (2017). Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı [Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul: Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü. Pappe, Ilan (2022). Filistin’de Etnik Temizlik, çev.: Y. D. Tan. İstanbul: İntifada Yayınları.
Rabkin, Yakov M. (2014). Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı, çev.: Şahika Tokel, İstanbul: İletişim Yayınları. Serbest, M. Bürkan (2015). “Tarihsel Kökenleriyle İsrail’de Siyasal Partiler”. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 60 (2), 219-254.
[1]
Bkz. Siyonist Gaspçı ; Siyonist İşgal
[2]
Bkz. Anti-Siyonist Yahudiler ; Yahudi Fundamentalizmi
[3]
Bkz. Aliyah ; Yahudi Göçü (Osmanlı Belgeleri)
[4]
Ayrıca bkz. Pasif Direniş ; Sivil Karşı Koyuş ; Sumud
[5]
Ayrıca bkz. Arendt, Hannah ; Chomsky, Noam ; Finkelstein, Norman G. ; Pappe, Ilan
| apa | Bala, A. Z. (2026). Anti-Siyonizm. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 159-162) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Bala, Ahsen Zehra. “Anti-Siyonizm”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 159-162. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Anti-Siyonizm" maddesi için tartışma başlatın