
ORCID ID
0000-0002-3349-5682
Batı Şeria, dağlık bir coğrafya yapısına sahiptir ve yaklaşık 5.879 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bölgenin tek doğal sınırını doğuda Şeria Nehri ve Lut Gölü’nün batı kıyıları oluşturmaktadır, diğer sınırları ise siyasi sınırlardır. Bölgenin kuzeyinde Nablus, ortasında Ramallah, güneyinde ise el-Halîl gibi önemli şehirler bulunmaktadır. Tülkerm, Cenin, Beytüllahm ve Erîhâ da bölgenin diğer önemli yerleşim merkezleri arasındadır. Su kaynaklarının sınırlı olduğu bu bölgede, Ürdün Nehri gibi doğal kaynaklar stratejik değere sahiptir ve antik dönemlerden itibaren çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir bölgedir. İbrahimî dinler için kutsal toprak kabul edilen bu bölge, tarih boyunca Asur, Babil, Pers, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük uygarlıkların yönetiminde kalmıştır. Bununla birlikte, Batı Şeria, siyonist düşüncede arz-ı mev’ûd’un (vadedilmiş topraklar) ayrılmaz bir parçası olarak da değerlendirilmiştir. Siyonistler, bu bölgenin tarihsel olarak Yahudi halkına Tanrı tarafından vadedildiğinin ideolojik zeminini inşa etmiş, kendilerinin mutlak egemenlik hakkı bulunduğunu savunmuş ve özellikle Yahudi gasp alanlarının genişletilmesini ilahi bir emir olduğu propagandasını yapmışlardır. 1948 İsrail saldırganlığının ardından Ürdün’ün kontrolüne geçen Batı Şeria, 1967 Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmiştir (Armaoğlu, 1992: 143; Özüçalışır, 2024: 1195)1948 öncesinde Batı Şeria’yı da kapsayan Filistin topraklarında nüfus dağılımı daha farklıyken, 1948’de emperyalizmin gücünü arkasına alan İsrail katliamlar yaparak, yüz binlerce Filistinlinin mülteci durumuna düşmesine ve bölgedeki demografik yapının değişmesine neden olmuştur【1】. Günümüzde Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşamaktadır. Nüfusun önemli bir kısmı şehir merkezlerinde, diğer kısmı ise kırsal bölgelerde ve mülteci kamplarında ikamet etmektedir. 1967 sonrası İsrail’in Batı Şeria üzerindeki askeri kontrolü uluslararası alanda işgal olarak değerlendirilmiş ve bölgenin geleceği dünya kamuoyunda önemli bir konu haline gelmiştir【2】. Batı Şeria tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri 1993 Oslo Anlaşmaları olmuştur. Bu anlaşmalar, bölgenin bazı kısımlarında Filistin Ulusal Yönetimi’ne sınırlı yetkiler tanımış olsa da Batı Şeria’nın nihai statüsü İsrail’in hukuk tanımaz yaklaşımından dolayı çözüme kavuşturulamamıştır (Armaoğlu, 1992: 143; Boyraz, 2020: 128).Uluslararası hukuka göre işgal altında olan Batı Şeria’ya İsrail, 1967’den bu yana “gasp alanları” inşa ederek ve askeri kontrol uygulayarak hâkimiyetini sürdürmektedir. İsrail’in kurduğu “gasp birimleri”, demografik yapıyı değiştiren en kritik adımlar arasında gösterilebilir (Armaoğlu, 1992: 75). Filistin tarafı ise Batı Şeria’nın, kurulması planlanan bağımsız Filistin Devleti’nin bir parçası olması gerektiğini savunmaktadır. Bu siyasi durum, bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını derinden etkilemiştir. Oslo Anlaşmaları çerçevesinde Batı Şeria, A, B ve C bölgeleri olarak idari bir ayrılıkla düzenlenmiştir (Dijital Hafıza, t.y.). Ancak İsrail’in işgal politikaları ve askeri varlığı, Filistinlilerin günlük yaşamını kısıtlayan unsurlar olarak öne çıkmaktadır.Bölgedeki Ayrım Duvarı (Separation Wall), Filistinli toplulukların hareket özgürlüğünü büyük ölçüde kısıtlamış【3】 ve sosyal-ekonomik yapıyı olumsuz etkilemiştir【4】. Bu duvarın inşa edilmesindeki temel amaç, Batı Şeria’dan daha fazla toprak işgal edilerek gelecekte bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasını engellemek ve bölgeyi parçalara ayırarak Filistinli yerleşim birimlerini birbirinden izole etmektir (Tamer, 2022: 83-84).Özellikle 2023 sonrası artarak devam eden soykırım uygulaması, bölgede daha geniş çaplı bir çözümün ne kadar zor olduğunu göstermiştir. İki devletli çözüm önerisi ise hala tartışmalı bir konu olarak gündemdeki sıcaklığını korumaktadır (Yıldırım, 2021: 3872). Bugün Batı Şeria, İsrail’in işgali ve süregelen baskı politikaları altında, Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin önemli bir merkezi olarak varlığını sürdürmektedir. İsrail’in yayılmacılığı ve apartheid rejimi, Batı Şeria’yı hem fiziki hem de toplumsal olarak parçalamaktadır.
Batı Şeria, dağlık bir coğrafya yapısına sahiptir ve yaklaşık 5.879 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bölgenin tek doğal sınırını doğuda Şeria Nehri ve Lut Gölü’nün batı kıyıları oluşturmaktadır, diğer sınırları ise siyasi sınırlardır. Bölgenin kuzeyinde Nablus, ortasında Ramallah, güneyinde ise el-Halîl gibi önemli şehirler bulunmaktadır. Tülkerm, Cenin, Beytüllahm ve Erîhâ da bölgenin diğer önemli yerleşim merkezleri arasındadır. Su kaynaklarının sınırlı olduğu bu bölgede, Ürdün Nehri gibi doğal kaynaklar stratejik değere sahiptir ve antik dönemlerden itibaren çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir bölgedir. İbrahimî dinler için kutsal toprak kabul edilen bu bölge, tarih boyunca Asur, Babil, Pers, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük uygarlıkların yönetiminde kalmıştır. Bununla birlikte, Batı Şeria, siyonist düşüncede arz-ı mev’ûd’un (vadedilmiş topraklar) ayrılmaz bir parçası olarak da değerlendirilmiştir. Siyonistler, bu bölgenin tarihsel olarak Yahudi halkına Tanrı tarafından vadedildiğinin ideolojik zeminini inşa etmiş, kendilerinin mutlak egemenlik hakkı bulunduğunu savunmuş ve özellikle Yahudi gasp alanlarının genişletilmesini ilahi bir emir olduğu propagandasını yapmışlardır. 1948 İsrail saldırganlığının ardından Ürdün’ün kontrolüne geçen Batı Şeria, 1967 Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmiştir (Armaoğlu, 1992: 143; Özüçalışır, 2024: 1195)
1948 öncesinde Batı Şeria’yı da kapsayan Filistin topraklarında nüfus dağılımı daha farklıyken, 1948’de emperyalizmin gücünü arkasına alan İsrail katliamlar yaparak, yüz binlerce Filistinlinin mülteci durumuna düşmesine ve bölgedeki demografik yapının değişmesine neden olmuştur【1】. Günümüzde Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşamaktadır. Nüfusun önemli bir kısmı şehir merkezlerinde, diğer kısmı ise kırsal bölgelerde ve mülteci kamplarında ikamet etmektedir. 1967 sonrası İsrail’in Batı Şeria üzerindeki askeri kontrolü uluslararası alanda işgal olarak değerlendirilmiş ve bölgenin geleceği dünya kamuoyunda önemli bir konu haline gelmiştir【2】. Batı Şeria tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri 1993 Oslo Anlaşmaları olmuştur. Bu anlaşmalar, bölgenin bazı kısımlarında Filistin Ulusal Yönetimi’ne sınırlı yetkiler tanımış olsa da Batı Şeria’nın nihai statüsü İsrail’in hukuk tanımaz yaklaşımından dolayı çözüme kavuşturulamamıştır (Armaoğlu, 1992: 143; Boyraz, 2020: 128).
Uluslararası hukuka göre işgal altında olan Batı Şeria’ya İsrail, 1967’den bu yana “gasp alanları” inşa ederek ve askeri kontrol uygulayarak hâkimiyetini sürdürmektedir. İsrail’in kurduğu “gasp birimleri”, demografik yapıyı değiştiren en kritik adımlar arasında gösterilebilir (Armaoğlu, 1992: 75). Filistin tarafı ise Batı Şeria’nın, kurulması planlanan bağımsız Filistin Devleti’nin bir parçası olması gerektiğini savunmaktadır. Bu siyasi durum, bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını derinden etkilemiştir. Oslo Anlaşmaları çerçevesinde Batı Şeria, A, B ve C bölgeleri olarak idari bir ayrılıkla düzenlenmiştir (Dijital Hafıza, t.y.). Ancak İsrail’in işgal politikaları ve askeri varlığı, Filistinlilerin günlük yaşamını kısıtlayan unsurlar olarak öne çıkmaktadır.
Bölgedeki Ayrım Duvarı (Separation Wall), Filistinli toplulukların hareket özgürlüğünü büyük ölçüde kısıtlamış【3】 ve sosyal-ekonomik yapıyı olumsuz etkilemiştir【4】. Bu duvarın inşa edilmesindeki temel amaç, Batı Şeria’dan daha fazla toprak işgal edilerek gelecekte bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasını engellemek ve bölgeyi parçalara ayırarak Filistinli yerleşim birimlerini birbirinden izole etmektir (Tamer, 2022: 83-84).
Özellikle 2023 sonrası artarak devam eden soykırım uygulaması, bölgede daha geniş çaplı bir çözümün ne kadar zor olduğunu göstermiştir. İki devletli çözüm önerisi ise hala tartışmalı bir konu olarak gündemdeki sıcaklığını korumaktadır (Yıldırım, 2021: 3872). Bugün Batı Şeria, İsrail’in işgali ve süregelen baskı politikaları altında, Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin önemli bir merkezi olarak varlığını sürdürmektedir. İsrail’in yayılmacılığı ve apartheid rejimi, Batı Şeria’yı hem fiziki hem de toplumsal olarak parçalamaktadır.
Armaoğlu, Fahir (1992). “Batı Şeria”. TDV İslâm Ansiklopedisi 5, 143-144. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Boyraz, Turgut Alp (2020). “Ortadoğu Notları”. İsrailiyat, (6), 126-138. Dijital Hafıza (T.Y). A, B, C Bölgeleri. Erişim Tarihi: 18.05.2025, https://dijitalhafiza.com/kavramlar-sozlugu/a-b-c-bolgeleri-2.Özüçalışır, Abdullah (2024). “Kur’an’a Göre Arz-ı Mev’ud: İlahi Vaad ve Tarihsel Arka Plan”. Journal of Young Intellectuals, 5 (4), 1184-1220. Tamer, Şeyma (2022). “Toplumsal Hafıza Bağlamında Berlin ve Batı Şeria Duvarlarındaki Çizimlerin Politik Okuması.” Tezkire Dergisi, (81), 75- 89. Yıldırım, Yusuf (2021). “İsrail-Filistin Sorununda İki Devletli Çözüm Arayışları.” Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi,18 (41), 3842-3884.
[1]
Ayrıca bkz. Demografik Hegemonya ; Demografik Manipülasyon ; Deyr Yasin Katliamı
[2]
Ayrıca bkz. İsrail İşgalciliği; Siyonist İşgal
[3]
Bkz. Hareket Kısıtlaması; İzin Rejimi
[4]
Bkz. Ekolojik Emperyalizm ; Mülkiyet-1 ; Mülkiyet-2 ; Mülksüzleştirme
| apa | Sezer, A. (2026). Batı Şeria-1. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 219-220) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Sezer, Ahmet. “Batı Şeria-1”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 219-220. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Batı Şeria-1" maddesi için tartışma başlatın