
Mardin, Mezopotamya ve Anadolu'nun kesişim noktasında yer alan, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. Taş işçiliğiyle öne çıkan mimarisi, farklı kültür ve inançların bir arada varlığını sürdürdüğü sosyal yapısı ile dikkat çeker. Geçmişi M.Ö. 50 binlere kadar uzanan şehir, Sümerlerden Romalılara, Artuklulardan Osmanlılara kadar birçok uygarlığın izlerini taşımaktadır. Tarihi yapıları, geleneksel el sanatları ve zengin mutfak kültürü ile Mardin, çok katmanlı bir kültürel mirasa sahiptir.

Mardin Evleri
Mardin, tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, Mezopotamya'nın kuzey sınırında önemli bir kültürel ve ticari merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Coğrafi konumu nedeniyle farklı dönemlerde birçok devletin hâkimiyetine giren şehir, taş işçiliği, çok kültürlü yapısı ve mimari dokusuyla dikkat çekmektedir.
Mardin'in medeniyet tarihindeki en eski izleri Müsteriyen Dönemi’ne (MÖ 50.000) kadar uzanmaktadır. Mezopotamya'nın dağlık sınırlarında, özellikle Jermo’nun Neolitik yerleşiminde bu tarihsel geçişin izlerini görmek mümkündür. Bölgede MÖ 6750 civarında tarım ve hayvancılıkla ilgili yerleşimlerin başladığı bilinmektedir. Tell Halaf Kültürü (MÖ 4500) döneminde metal işçiliği başlamış, tekerlekli araçlar, taş kaplamalı yollar ve yüksek dereceli fırınlar kullanılmaya başlanmıştır. Mardin’in en eski yerleşimcileri Subarular olup, bu halkın Mezopotamya’daki etkileri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Sümerler ile birlikte MÖ 3000’lerde yazının kullanılmaya başlanmasıyla, bölgedeki medeniyetler daha sistematik bir kayıt altına alınmıştır.
Akadlar, Sümerler ile birlikte Mezopotamya'da ilk merkezi imparatorluğu kurarak bölgenin siyasi yapısını değiştirmiştir. Sargon, Rimuş, Maniştusu, Naram-Sin ve Şar-kali-şarri gibi yöneticiler, Mezopotamya topraklarını tek bir merkezde birleştirmiş ve Mardin bölgesi de bu yönetim altında kalmıştır.
Babil Krallığı’nın en güçlü olduğu Hammurabi (MÖ 1792-1750) döneminde Mardin de Babil egemenliğine girmiştir. Mezopotamya’nın ticaret merkezi haline gelen şehir, bu süreçte bilim, hukuk ve mimari alanlarında gelişim göstermiştir.
Huriler, MÖ 3. binyılın sonlarında bölgeye yerleşmiş, ancak en güçlü oldukları dönem MÖ 1500-1300 yılları arasındaki Mitanni Krallığı olmuştur. Huriler, Mezopotamya'da önemli bir kültürel miras bırakmış ve Hititlerle siyasi rekabet içinde olmuşlardır.
Mardin, Asur Krallığı’nın (MÖ 1300-612) egemenliğinde uzun süre kalmış, ardından Yeni Babil İmparatorluğu’nun (MÖ 612-539) kontrolüne geçmiştir. Bu dönemlerde bölge, askeri garnizonlarla güçlendirilmiş ve ticaret yolları üzerinde bir istasyon merkezi haline getirilmiştir.
Mardin ve çevresi, Pers İmparatorluğu (Ahamenişler) (MÖ 539-331) döneminde satraplık sistemiyle yönetilmiştir. Büyük İskender’in (MÖ 336-323) bölgeyi ele geçirmesiyle Helenistik Dönem başlamış, ardından Seleukos Krallığı (MÖ 312-63) hüküm sürmüştür.
MÖ 63 yılında Roma İmparatorluğu, bölgeyi Partlardan almış, ardından Bizans İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Bizans ve Sasani İmparatorluğu (MS 224-651) arasındaki savaşlar sırasında, Mardin sık sık el değiştirmiştir. Bu dönemde Dara Antik Kenti, Bizans tarafından büyük bir askeri merkez olarak kullanılmıştır.
MS 641 yılında Arapların bölgeyi fethetmesiyle, Mardin İslam dünyasına dâhil olmuş ve Emeviler (MS 661-750) ile Abbasiler (MS 750-1258) döneminde büyük bir kültürel ve ticari merkez olmuştur. Abbasiler döneminde Beni Tağlip, Bekir ve Tamim gibi Arap aşiretleri Mardin'de önemli roller oynamıştır.
Mardin, Hamdaniler döneminde Musul Emirliği’ne bağlı olarak yönetilmiş, ardından Mervaniler (MS 990-1085) bölgeye hâkim olmuştur. Bu süreçte Mardin, savunma açısından güçlendirilmiş ve ticari ilişkiler artmıştır.
MS 1089 yılında Selçuklular, Mervanileri yenerek Mardin’i fethetmiştir. Ancak, Artuklular (MS 1101-1409), kısa süre sonra bölgeyi ele geçirerek Mardin’i Türk-İslam mimarisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. Artuklular, inşa ettikleri medreseler, camiler ve hanlarla Mardin’i ilmi ve kültürel açıdan zenginleştirmiştir.
Moğollar (İlhanlılar), MS 1250’lerde bölgeyi ele geçirmiş, ardından Timur (MS 1400-1401) tarafından büyük yıkıma uğramıştır.
Karakoyunlular, 1409’da Mardin’i ele geçirmiş, ardından Akkoyunlular (MS 1469-1508) bölgeyi hâkimiyetlerine almıştır.
Safeviler, 1508’de Mardin’i ele geçirmiş, ancak Yavuz Sultan Selim (1516) bölgeyi Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı döneminde Mardin, idari, ticari ve kültürel açıdan gelişmiş, önemli bir ticaret ve sanat merkezi olmuştur.
Mardin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte modern yönetim sistemine entegre olmuş, farklı kültürel ve etnik grupların bir arada yaşadığı bir şehir olarak varlığını sürdürmüştür. Günümüzde Mardin, tarihi yapıları, el sanatları ve mutfak kültürüyle dikkat çeken bir merkez olarak önemini korumaktadır.

Mardin Eski Şehir
Mardin, Türkiye’nin güneydoğusunda, Mezopotamya Ovası’nın kuzey sınırında yer alan önemli bir şehirdir. Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan şehir, farklı coğrafi özellikleri ve iklim koşulları ile dikkat çeker.
Mardin, 37° 11' - 38° 45' kuzey enlemleri ve 39° 56' - 42° 54' doğu boylamları arasında yer almaktadır. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan il, batıda Şanlıurfa, kuzeyde Diyarbakır ve Batman, doğuda Siirt ve Şırnak, güneyde ise Suriye ile sınır komşusudur. Suriye ile 180 km uzunluğunda bir sınırı bulunan Mardin, Ortadoğu’ya açılan önemli bir ticaret noktasıdır.
Mardin’in iklimi, bölgenin coğrafi yapısı nedeniyle farklılık göstermektedir. Kuzeydeki dağlık alanlar soğuk havanın etkisini artırırken, güneydeki Mezopotamya Ovası’ndan gelen sıcak hava dalgaları bölgeyi etkilemektedir.
Genel olarak karasal iklim görülse de, bazı bölgelerde Akdeniz iklimi etkileri hissedilmektedir. Yazlar çok sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçmektedir. Kış aylarında kuzeydeki dağlık bölgeler kar alırken, güneydeki ovalık alanlarda genellikle yağmur görülmektedir.
Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk, fındık ve zeytin yetişmesi, bu bölgelerin mikroklima özellikleri taşıdığını göstermektedir. Bu ilçelerde Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özellikleri hâkimdir.
Mardin’in yeryüzü şekilleri, dağlar, platolar ve ovalardan oluşmaktadır.
Mardin’in deniz seviyesinden yüksekliği (rakımı) yaklaşık 1.083 metredir. Ancak şehir merkezi yüksek bir noktada bulunurken, güneydeki ovalık bölgelerde rakım 400-500 metreye kadar düşmektedir.
Mardin’de çeşitli maden yatakları ve doğal kaynaklar bulunmaktadır.
Mardin’in önemli akarsuları ve su kaynakları şunlardır:
Mardin’de tarım ve enerji üretimi için kullanılan bazı önemli barajlar bulunmaktadır:

Zinciriye Medresesi
Mardin’in ekonomik yapısı tarih boyunca tarım, ticaret ve el sanatlarına dayalı bir karakter sergilemiştir. Şehir, Mezopotamya Ovası’nın verimli topraklarında yer alması ve önemli ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle geçmişten günümüze ekonomik anlamda stratejik bir konuma sahiptir. Günümüzde ise tarım, hayvancılık, sanayi ve hizmet sektörü gibi farklı ekonomik faaliyetler ön plandadır.
Mardin’de sanayi, özellikle son yıllarda gelişme göstermiştir. Şehirde tarımsal sanayi, gıda üretimi, tekstil ve madencilik gibi sektörler öne çıkmaktadır.
Mardin, tarih boyunca önemli ticaret yolları üzerinde yer aldığı için ticaret ve hizmet sektörü gelişmiştir.
Mardin’de tarım, ekonominin en önemli sektörlerinden biridir. Mezopotamya Ovası’nın verimli toprakları sayesinde birçok tarım ürünü yetiştirilmektedir.

Mardin Kiliseleri
Mardin’in altyapısı, şehirdeki tarihi dokunun korunması ile modern gelişmelerin dengelenmeye çalışıldığı bir yapıya sahiptir. Kentin altyapısı ulaşım, eğitim, sağlık ve enerji gibi alanlarda gelişmiş olup, tarihi dokusu nedeniyle bazı alanlarda özel düzenlemeler gerektirmektedir.
Mardin’in kent içi ulaşımı, dar ve tarihî sokaklar nedeniyle farklı bir yapılanma göstermektedir. Eski Mardin ile Yeni Mardin arasında belirgin bir fark bulunur. Eski Mardin’de tarihi dokunun korunması için araç trafiği sınırlıdır ve dar sokaklar yaya ulaşımına uygundur. Yeni Mardin’de ise geniş yollar, modern kavşaklar ve toplu taşıma hizmetleri bulunmaktadır.
Mardin’in eğitim altyapısı, üniversite, meslek yüksekokulları ve araştırma merkezleri ile desteklenmektedir.
Mardin mutfağının en ünlü yemeklerinden biridir. Coğrafi İşaret Tescilli olan kaburga dolması, kuzunun sağ kaburgasının içinin badem, pirinç ve kuşbaşı etle doldurulup dikilerek saatlerce pişirilmesiyle yapılır. Bayramlar ve özel günlerde sıklıkla yapılan bu yemek, Mardin sofralarının vazgeçilmezlerindendir.
Mardin’de işkembe dolması, “Kibe” olarak bilinir. Kuzu veya oğlak işkembesi içerisine pirinç, kıyma ve baharatların doldurulmasıyla hazırlanır. Kaynar suya atılarak uzun süre pişirilen bu yemek, lezzetiyle dikkat çeker.
Mardin mutfağına ait kapalı lahmacun olarak bilinen Coğrafi İşaret Tescilli Sembusek, ince hamurun içine kıyma, soğan ve baharat konularak kapatılıp taş fırında pişirilmesiyle yapılır.
Mardin mutfağının içli köftesi olarak bilinen İkbebet, bulgur, kıyma ve baharatlarla hazırlanır. İç harcı bol baharatlı kıymalı harçtan oluşur. Haşlanarak veya kızartılarak tüketilebilir.
Mardin’de yapılan bir diğer içli köfte çeşididir. İç harcı bol soğanlı olup, daha çok köfte şeklinde hazırlanarak kızartılır. İç harcı ve baharatı diğer içli köftelerden farklıdır.
Mardin mutfağında et yemeklerinde meyve kullanımı yaygındır. Alluciye, kemikli kuzu eti ile yeşil eriklerin birlikte pişirilmesiyle yapılır. İçine baharat ve bazen şeker eklenerek tatlı-ekşi dengesi sağlanır.
Kuzu eti, badem ve çağla badem ile hazırlanan Firkiye, özellikle bahar aylarında yapılan özel bir yemektir. Hem Süryani hem de Arap mutfağının etkilerini taşır.
Mardin’in en sevilen kebaplarından biridir. İçli köfte harcı gibi yoğrulmuş kıyma harcı, soğanların arasına yerleştirilerek fırında pişirilir.
Mardin’e özgü bir fırın yemeğidir. Kuzu but eti, sarımsak ve baharatlarla harmanlanarak taş fırında uzun süre pişirilir.
Mardin’in geleneksel tatlılarından biridir. Mayalı hamur şerbete atılarak yapılır. Lokmaya benzer ancak hamuru daha incedir.
Un, pekmez ve baharatlarla hazırlanan Harire, özellikle soğuk kış günlerinde tüketilen geleneksel bir tatlıdır.
Coğrafi İşaret Tescilli Mardin badem şekeri, baharatlarla tatlandırılmış bademlerin özel bir yöntemle kaplanmasıyla yapılır.
Mardin’in meşhur sert kahvesidir. Türk kahvesinden çok daha serttir ve küçük fincanlarda ikram edilir.
Uzun yolculuklarda tüketilmek için yapılan sert ekmektir. Hac yolculukları sırasında tüketildiği için geçmişte büyük öneme sahipti.
Farklı aromalarla tatlandırılmış baharatlı, tarçınlı, vanilyalı ve biberli leblebiler bulunur.
Coğrafi İşaret Tescilli olan Mardin Bulguru, özel yetiştirilen durum buğdayından yapılır.
Coğrafi İşaret Tescilli olan Mardin Kiliçe Çöreği, tarçın, mahlep ve susam içeren baharatlı bir çörektir.
Mardin’de yetiştirilen üzümler ve incirler oldukça değerlidir ve Coğrafi İşaret Tescillidir.
Mardin ve Midyat, Süryani şarapçılığı ile ünlüdür. Bağbozumu geleneği hala devam etmekte olup, Süryani şarapları dünya çapında ünlüdür.
Mardin-Diyarbakır karayolunda bulunan bu antik işlik, Romalılar dönemine ait olup, geleneksel şarap üretiminin yapıldığı bir bölgedir.

Kasımiye Medresesi
Mardin, tarih boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bir şehir olup, bu zengin mirasın en önemli göstergeleri arasında tarihi yapılar bulunmaktadır. Antik çağlardan Osmanlı dönemine kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, Roma, Bizans, Artuklu, Akkoyunlu, Osmanlı ve Süryani mimarisinin izlerini taşır. Taş işçiliğinin en özgün örneklerini barındıran Mardin’de, camiler, medreseler, manastırlar, kiliseler, kaleler, çarşılar ve hanlar gibi birçok yapı günümüze kadar ulaşmıştır.
Mardin, İslamiyet'in Anadolu’ya girişinden itibaren inşa edilen camilerle dikkat çeker. Taş işçiliği ve süslemeleriyle öne çıkan camiler, hem ibadet merkezi hem de mimari eser olarak önemli bir yere sahiptir.
Mardin’in en önemli ve en eski ibadet yerlerinden biri olan Ulu Cami, Artuklu Sultanı Kutbettin İlgazi döneminde 1176 yılında inşa edilmiştir. Mihrap önü kubbeli cami planının erken örneklerinden biri olup, dilimli kubbesi ve süslü minaresi ile dikkat çeker. Minarenin üzerinde 19. yüzyılda eklemeler yapılmış olup, Artuklu taş işçiliğinin güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir.
1371 yılında Artuklu döneminde inşa edilen cami, taş işçiliği ile süslenmiş kapıları ve minberi ile ünlüdür. Özellikle doğu girişindeki taç kapısı, Mardin’de en iyi korunmuş kapılardan biri olarak bilinir.
Artuklu Hükümdarı Melik Salih tarafından 1312-1362 yılları arasında inşa edilmiştir. Artuklu sultanlarının türbelerinin de bulunduğu bu cami, özellikle avlusundaki selsebilli eyvanı ile ünlüdür.
Mardin, İslam medeniyetinde önemli bir eğitim merkezi olmuş ve birçok medreseye ev sahipliği yapmıştır. Bu yapılar, hem eğitim kurumu hem de dini ve mimari miras olarak büyük öneme sahiptir.
Artuklular tarafından yapımına başlanan ve 15. yüzyılda Akkoyunlu hükümdarı Sultan Kasım tarafından tamamlanan medrese, iki katlı ve tek avlulu bir yapı olarak dikkat çeker. Medrese içerisinde camii, türbe ve su kanalları bulunmaktadır. Özellikle taş işçiliği ve bezemeleriyle göz alıcıdır.
1385 yılında Mardin’in son Artuklu Sultanı Melik Necmeddin İsa tarafından inşa edilmiştir. Tarihi kaynaklara göre, Timur’un ordusuna karşı savaşan Melik İsa, bir süre bu medresede hapsedilmiştir. İki katlı, geniş avlulu ve büyük kubbeli bir medrese olup, rasathane olarak da kullanılmıştır. Günümüzde Mardin Müzesi olarak da bir dönem işlev görmüştür.
Artuklu hükümdarı Necmettin Alpi’nin eşi Sitti Raziye tarafından 12. yüzyılda yaptırılmıştır. Eyvanlı planı ve taş süslemeleriyle öne çıkan bu yapı, günümüzde cami olarak kullanılmaktadır.
Mardin, Süryani Ortodoks, Ermeni ve Katolik kiliselerine ev sahipliği yapmaktadır. Hristiyanlığın ilk yayıldığı bölgelerden biri olan Mardin, Süryani kültürü ile özdeşleşmiş önemli dini merkezlerden biridir.
6. yüzyılda inşa edilen ve Mardin Süryani Kadim Ortodoks Cemaati’ne ait olan kilise, 1293 yılında Mardin’in Süryani Kadim Patriklik Merkezi olmasıyla büyük önem kazanmıştır. İnce taş işçiliği, el yapımı ahşap mihrap kapıları ve tarihi ikonaları ile dikkat çeker.
1860 yılında inşa edilen bu kilise, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Akustik özellikleri, el işçiliği ile süslenmiş patrik kürsüsü ve dini ikonaları ile ünlüdür.
397 yılında kurulan bu manastır, dünyanın en eski faal manastırlarından biri olarak kabul edilir. İçerisinde Meryem Ana, Kırk Şehitler ve Mor Simeon’a adanmış üç kilise yer almaktadır. Ana kilisenin mozaikleri, Bizans sanatının en güzel örneklerinden biridir.
Mardin, Süryani Ortodoks Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biri olduğu için birçok manastıra ev sahipliği yapmaktadır.
Mardin’e 5 km mesafede bulunan Deyrulzafaran Manastırı, 4. yüzyıldan günümüze ulaşan önemli bir dini merkezdir. Daha önce Güneş Tapınağı ve Roma kalesi olarak kullanılan bir alana kurulmuş olup, Süryani Ortodoks Patriklerinin 640 yıl boyunca ikamet ettiği yerdir.
Tur Abdin Dağı’nın yamacında yer alan manastır, 4. yüzyıla tarihlendirilir. Mısır’dan gelen Mor Evgin adlı bir aziz tarafından kurulmuş olduğu rivayet edilmektedir.
Mardin’in stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca birçok kale inşa edilmiştir.
“Kartal Yuvası” olarak bilinen Mardin Kalesi, 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Roma, Bizans, Arap, Artuklu ve Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Kale, Mezopotamya Ovası’na hâkim konumu ve surlarıyla dikkat çeker.
Mardin, tarihi boyunca ticaretin merkezi olmuş ve İpek Yolu güzergahında önemli bir yer tutmuştur.
Artuklular döneminde yapılan bu çarşı, Ulu Cami’nin yakınında yer alır. Tarihi dükkanları ve taş mimarisiyle dikkat çeken çarşı, günümüzde hala ticaretin devam ettiği bir merkezdir.
Mardin’in ünlü bakırcılık sanatının yaşatıldığı çarşıdır. Burada el işçiliği ile yapılan bakır tabaklar, cezveler ve süs eşyaları satılmaktadır.

Deyrulzafaran Manastırı
Mardin’in yönetimi, Osmanlı Dönemi'nden itibaren merkezi otoritenin atadığı valiler ve yerel yönetim tarafından seçilen belediye başkanları aracılığıyla yürütülmektedir.
Cumhuriyet döneminde Mardin, İçişleri Bakanlığı tarafından atanan valiler tarafından yönetilmiş, bu süreçte çeşitli dönemlerde kayyum uygulamaları da gerçekleşmiştir.
Mardin, 2014 yılında büyükşehir statüsü kazanmış olup, belediye başkanları bu tarihten itibaren büyükşehir belediyesi düzeyinde seçilmeye başlanmıştır.
Mardin, 10 ilçeden oluşmaktadır.

Tarihçe
Tarih Öncesi Kültürler
Akadlar (MÖ 2350-2000)
Babil Dönemi (MÖ 2000-1500)
Huriler ve Mitanni Krallığı (MÖ 1600-1300)
Asur ve Yeni Babil İmparatorluğu (MÖ 1300-539)
Persler ve Helenistik Dönem (MÖ 539-63)
Roma ve Bizans Dönemi (MÖ 63 - MS 641)
Arap Fethi ve Abbasi Dönemi (MS 641-1250)
Hamdaniler ve Mervaniler (MS 895-1089)
Selçuklular ve Artuklular (MS 1089-1409)
Moğollar ve Timur Dönemi (MS 1250-1409)
Karakoyunlular ve Akkoyunlular (MS 1409-1508)
Safeviler ve Osmanlı Dönemi (MS 1508-1923)
Cumhuriyet Dönemi (1923 - Günümüz)
Coğrafi Yapı
Konum ve Sınırlar
İklim
Mikroklima Alanları:
Yeryüzü Şekilleri
Doğal Kaynaklar ve Madenler
Akarsular ve Barajlar
Ekonomik Yapı
Sanayi ve Üretim
Ticaret ve Hizmet Sektörü
Tarım ve Hayvancılık
Başlıca Tarım Ürünleri:
Hayvancılık:
Altyapı
Kent İçi Ulaşım
Toplu Taşıma:
Karayolu Ağı:
Havalimanı:
Demiryolu:
Üniversiteler ve Eğitim Altyapısı
Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ):
Meslek Liseleri ve Teknik Eğitim:
Araştırma Merkezleri ve Kütüphaneler:
Mutfağı ve Yemekleri
Ana Yemekleri
Kaburga Dolması
Mardin Kibe (İşkembe Dolması)
Sembusek
İkbebet (Mardin İçli Köftesi)
İrok
Alluciye (Erik Yahnisi)
Firkiye
Soğan Kebabı
Dobo
Zingil
Harire
Mardin Badem Şekeri
Mırra Kahvesi
Peksimet
Mardin Leblebisi
Mardin Bulguru
Kiliçe Çöreği
Ömerli Karfoki Üzümü ve Midyat Dağ İnciri
Mardin’de Şarapçılık ve Bağbozumu
Çılbira Antik Şarap İşliği
Tarihi Yapılar
Camiler
Mardin Ulu Cami
Latifiye Camii
Melik Mahmut Camii
Medreseler
Kasımiye Medresesi
Zinciriye Medresesi (Sultan İsa Medresesi)
Hatuniye Medresesi (Sitti Raziye Medresesi)
Kiliseler
Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhanesi
Mor Gabriel Manastırı (Deyrulumur Manastırı)
Manastırlar
Deyrulzafaran Manastırı
Mor Evgin Manastırı
Kaleler
Mardin Kalesi
Çarşılar ve Hanlar
Kayseriye Pasajı (Bedesten)
Bakırcılar Çarşısı
Yönetim
Valiler
Valiler Listesi
Belediye Başkanları
Osmanlı Dönemi Belediye Başkanları
Cumhuriyet Dönemi Belediye Başkanları
Büyükşehir Belediye Başkanları (2014-Günümüz)
İlçeler
This article was created with the support of artificial intelligence.