
ORCID ID
0000-0002-4711-3489
Gümrük anlaşmaları; ülkeler arasında mal ve hizmetlerin hareketini düzenleyen, tarifeleri, teknik engelleri ve ithalat-ihracat politikalarını belirleyen hukuki çerçeveleri ifade eder. Filistin açısından bu anlaşmalar ekonomik iş birliğinden ziyade, siyasal bağımlılığın sürdürüldüğü tek taraflı belirlenen bir rejim altında gelişmektedir. Filistin’in dış ticaret ilişkileri büyük oranda 1994 tarihli Paris Ekonomik Protokolü’ne dayanmaktadır. Bu protokol Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında imzalanmış ve Oslo Anlaşmalarının ekonomik boyutunu teşkil etmiştir (UNCTAD, 1994). Protokol; ticaret, vergilendirme, ithalat-ihracat düzenlemeleri, katma değer vergisi, gelir vergisi ve gümrük mekanizmaları gibi birçok alanı kapsamakta; ancak Filistin’e tam bir ekonomik özerklik tanımamaktadır. Protokol çerçevesinde Filistin, ithalat ve ihracat işlemlerini büyük ölçüde İsrail üzerinden gerçekleştirmek zorundadır. Gümrük gelirlerinin tahsili, malların teknik standartlara uygunluğu ve ithalat lisanslama süreçleri gibi temel konular halen İsrail’in tek taraflı kontrolü altındadır (World Bank, 2023: 11).Vergi gelirlerinin aktarımı sürekli siyasi gerilim konusu olmaktadır. İsrail, Filistin adına topladığı ithalat vergilerini sıklıkla geciktirmekte veya dondurmaktadır【1】. Bu durum, Filistin Yönetiminin mali dengesini ve kamu hizmetlerini doğrudan etkilemektedir. 2006 yılında Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından【2】 İsrail vergi transferlerini tek taraflı olarak askıya almıştır (Lauria, 2014). Vergi aktarımı, ithalat beyannamelerinde “nihâi varış noktası” olarak Batı Şeria veya Gazze’nin gösterilmesine bağlıdır; aksi durumda vergi İsrail hazinesinde kalmaktadır. Paris Protokolü bazı ürün gruplarının Filistin tarafından belirli koşullar altında ithalatına izin vermektedir. Ancak bu listeler dışındaki ürünlerde İsrail’in vergi oranları, kota uygulamaları ve ithalat politikaları belirleyici olmaktadır. Filistin, ithalat rejiminde yalnızca belirli ürün gruplarında sınırlı bir takdir yetkisine sahiptir. Paris Protokolü’ne göre, ithalatın büyük bölümü İsrail üzerinden gerçekleştirilmekte, İsrail limanlarında yapılan gümrükleme işlemleri sonrasında malların Filistin’e geçişi sağlanmaktadır. Bu süreç lojistik açıdan maliyetli ve yavaşlatıcı olmakta; birçok üründe geç teslimatlara ve stok sıkıntılarına yol açmaktadır (LCA, 2023).Filistin zaman zaman bu protokolü gözden geçirme veya tek taraflı fesih yönünde siyasi girişimlerde bulunmuştur. Özellikle 2019 Türkiye basınına yansımış göstergeler olsa da PIPA kaynakları bu tür bir askıya alma bildirimini doğrulamamaktadır (PIPA, 2024). Protokolün yürürlükte olduğu son 30 yıl, bu yapının Filistin ekonomisi üzerindeki baskısını açıkça ortaya koymuştur. Paris Protokolü’nün fiilen “clearance revenue” sistemiyle ve sınırlı ekonomik özerklikle uzatılması; sınır ve geçiş kontrollerinin ağırlaştırılması, ekonomik gerileme ve altyapı gelişiminin sekteye uğramasında önemli rol oynamaktadır (World Bank, 2016). İkinci İntifadanın ardından İsrail tarafından sınır geçişlerinin ağırlaştırılması, 2006 sonrası siyasi bölünmenin Filistin Yönetiminin etkinliğini zayıflatması, Filistin’in ticaret yollarına doğrudan erişememesi ve ithalat üzerindeki teknik engeller bu bağlamda öne çıkan meselelerdir.2025 yılında Filistinli ve İsrailli ekonomistlerin birlikte yaptıkları açıklamada Paris Protokolü’nün asimetrik yapısı eleştirilmiş, protokolün Filistin’de ekonomik bağımlılığı derinleştirdiği ve karşılıklı fayda ilkesine dayanmadığı belirtilmiştir. Ekonomistler; Filistin’in kendi gümrük politikasını belirleyemediği, ithalatının denetimini sağlayamadığı ve dış ticaret anlaşmalarında taraf olamadığı bu yapının uzun vadeli kalkınmayı engellediğini vurgulamışlardır (Klabin, 2025).Filistin’in dış ticaret sistemi sadece Paris Protokolü ile değil, aynı zamanda çeşitli ikili ve bölgesel anlaşmalar yoluyla şekillenmeye çalışılmıştır. Bunlar arasında; 1997 tarihli AB-Filistin Geçici Ortaklık Anlaşması (European Commission, 2023), 1998 tarihli EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) anlaşması (EFTA, 2023), 2005 yılında imzalanan Türkiye-Filistin Serbest Ticaret Anlaşması (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2023), Ürdün ve Mısır ile yapılan sınırlı tarım ürünleri ticaret anlaşmaları ve İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında yürütülen dayanışma protokolleri yer almaktadır. Ancak, bu anlaşmaların büyük kısmı uygulamada sembolik kalmakta, Paris Protokolü’nün teknik ve siyasi kısıtları nedeniyle etkinleştirilememektedir. Örneğin, MAS’ın 2024 yılı raporuna göre, Avrupa Birliği ile yıllardır süregelen ticaret anlaşmalarına rağmen, hareket ve erişim kısıtlamaları nedeniyle Filistin’in AB’ye ihracatı oldukça düşük kalmaktadır. Bu durum, gümrük anlaşmalarının siyasi koşullar tarafından fiilen işlevsizleştirildiğini göstermektedir (MAS, 2024: 6).Filistin’in dış ticaret yapısında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de dolaylı bir rol oynamaktadır. ABD ile Filistin arasında doğrudan bir Serbest Ticaret Anlaşması bulunmamakla birlikte, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı USAID ve ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Palestinian Affairs Unit aracılığıyla Filistin’deki ticaret ve gümrük sistemine yönelik teknik destek sağlanmaktadır. Bu kapsamda; ticaret kolaylaştırma, dijital gümrük uygulamaları, mali yönetim kapasitelerinin artırılması ve yatırım ortamının geliştirilmesi gibi başlıklarda çeşitli programlar uygulanmaktadır (U.S. Palestinian Affairs Unit, 2024). Ancak, bu desteklerin odak noktası yalnızca uygulama kapasitesini artırmaya yöneliktir; Paris Protokolü’nün oluşturduğu yapısal bağımlılık ilişkisine ise herhangi bir müdahale içermemektedir. Bu durum teknik reform çabaları ile mevcut siyasi gerçeklik arasındaki uçurumu derinleştirmektedir.Filistin’in dış ticaretine ilişkin veriler, söz konusu bağımlılık ilişkisini daha da belirginleştirmektedir. 2025 yılında Filistin Merkez İstatistik Bürosu ve Filistin Para Otoritesi tarafından yayımlanan ortak rapora göre, 2024 yılında Filistin’in toplam ihracatı 2,68 milyar dolar iken, ithalatı 9,07 milyar dolara ulaşmış ve dış ticaret açığı tarihsel olarak en yüksek seviyeye gelmiştir. Bu dengesizlik Filistin’in üretim altyapısındaki zayıflığın yanı sıra ithalat üzerindeki yapısal bağımlılığın ve Paris Protokolü kapsamındaki gümrük rejiminin doğrudan bir sonucudur (PCBS & PMA, 2025).UNCTAD tarafından 2024 yılında yayımlanan bir başka raporda, Gazze Şeridi’nde savaş sonrası yaşanan ekonomik çöküş ve Batı Şeria’da süregelen ticaret kısıtlamalarının Filistin ekonomisini geri dönülmez biçimde zayıflattığı ifade edilmiştir. Rapor, Filistin’in ihracat kapasitesinin düşüklüğünün temel nedenlerinden birinin, İsrail’in sınır geçişlerini kontrol altında tutması ve özellikle “çift kullanımlı” (dual-use) mallar üzerindeki kısıtlamaları olduğu sonucuna varmaktadır. Aynı raporda, Paris Protokolü uyarınca İsrail’in gümrük gelirlerini aktarmayı reddetmesi gibi uygulamaların da Filistin’in mali krizini derinleştirdiği belirtilmiştir (UNCTAD, 2024).Filistinli üreticilerin mevcut sistemin engelleyici doğasına karşı geliştirdiği stratejiler de dikkat çekicidir. 2024 yılında yayımlanan bir akademik çalışmada, Batı Şeria’daki bazı mobilya üreticilerinin İsrailli gaspçılarla iş birliği yaparak ihracatlarını bu yapılar üzerinden gerçekleştirdiği ve bu şekilde İsrail’in gümrük sistemini dolaylı olarak aşabildikleri belgelenmiştir. Bu durum Filistinli aktörlerin ticaretin sürekliliğini sağlamak için geliştirdiği pratik çözümleri yansıtmakla birlikte, aynı zamanda yapısal bağımlılığın derinleşmesine de katkı sağlamaktadır (Habbas, 2024: 145).Filistin’in gümrük rejimi siyasi sınırlamalar ve dış kontrol altında işleyen, özerklikten yoksun bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir. Kâğıt üzerinde çok sayıda ikili ve bölgesel anlaşma imzalanmış olsa da bu anlaşmaların büyük kısmı İsrail’in sınır ve ticaret üzerindeki kontrolü nedeniyle uygulamada sınırlı etki yaratmaktadır. Gümrük sistemi teknik bir düzenleme alanından ziyade, doğrudan siyasal egemenlik meselesine dönüşmüş durumdadır. Paris Protokolü yaklaşık 30 yıldır; Filistin’in ekonomik kalkınmasını engelleyen, mali özerkliğini sınırlayan ve uluslararası ticaret kapasitesini daraltan bir çerçeveye dönüşmüştür. Bu bağlamda, gümrük sistemine yönelik her reform önerisi yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda bir egemenlik tartışmasıdır. Filistin’in ekonomik kalkınmasının ve adaletin tesisi için kendi gümrük politikalarını belirleyebileceği, sınır geçişleri ve dış ticaret süreçlerinde tam yetkiye sahip olacağı bağımsız bir yapı kurulması için İsrail’in hukuk dışı uygulamalarından kurtulması temel koşuldur.
Gümrük anlaşmaları; ülkeler arasında mal ve hizmetlerin hareketini düzenleyen, tarifeleri, teknik engelleri ve ithalat-ihracat politikalarını belirleyen hukuki çerçeveleri ifade eder. Filistin açısından bu anlaşmalar ekonomik iş birliğinden ziyade, siyasal bağımlılığın sürdürüldüğü tek taraflı belirlenen bir rejim altında gelişmektedir. Filistin’in dış ticaret ilişkileri büyük oranda 1994 tarihli Paris Ekonomik Protokolü’ne dayanmaktadır. Bu protokol Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında imzalanmış ve Oslo Anlaşmalarının ekonomik boyutunu teşkil etmiştir (UNCTAD, 1994). Protokol; ticaret, vergilendirme, ithalat-ihracat düzenlemeleri, katma değer vergisi, gelir vergisi ve gümrük mekanizmaları gibi birçok alanı kapsamakta; ancak Filistin’e tam bir ekonomik özerklik tanımamaktadır. Protokol çerçevesinde Filistin, ithalat ve ihracat işlemlerini büyük ölçüde İsrail üzerinden gerçekleştirmek zorundadır. Gümrük gelirlerinin tahsili, malların teknik standartlara uygunluğu ve ithalat lisanslama süreçleri gibi temel konular halen İsrail’in tek taraflı kontrolü altındadır (World Bank, 2023: 11).
Vergi gelirlerinin aktarımı sürekli siyasi gerilim konusu olmaktadır. İsrail, Filistin adına topladığı ithalat vergilerini sıklıkla geciktirmekte veya dondurmaktadır【1】. Bu durum, Filistin Yönetiminin mali dengesini ve kamu hizmetlerini doğrudan etkilemektedir. 2006 yılında Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından【2】 İsrail vergi transferlerini tek taraflı olarak askıya almıştır (Lauria, 2014). Vergi aktarımı, ithalat beyannamelerinde “nihâi varış noktası” olarak Batı Şeria veya Gazze’nin gösterilmesine bağlıdır; aksi durumda vergi İsrail hazinesinde kalmaktadır. Paris Protokolü bazı ürün gruplarının Filistin tarafından belirli koşullar altında ithalatına izin vermektedir. Ancak bu listeler dışındaki ürünlerde İsrail’in vergi oranları, kota uygulamaları ve ithalat politikaları belirleyici olmaktadır. Filistin, ithalat rejiminde yalnızca belirli ürün gruplarında sınırlı bir takdir yetkisine sahiptir. Paris Protokolü’ne göre, ithalatın büyük bölümü İsrail üzerinden gerçekleştirilmekte, İsrail limanlarında yapılan gümrükleme işlemleri sonrasında malların Filistin’e geçişi sağlanmaktadır. Bu süreç lojistik açıdan maliyetli ve yavaşlatıcı olmakta; birçok üründe geç teslimatlara ve stok sıkıntılarına yol açmaktadır (LCA, 2023).
Filistin zaman zaman bu protokolü gözden geçirme veya tek taraflı fesih yönünde siyasi girişimlerde bulunmuştur. Özellikle 2019 Türkiye basınına yansımış göstergeler olsa da PIPA kaynakları bu tür bir askıya alma bildirimini doğrulamamaktadır (PIPA, 2024). Protokolün yürürlükte olduğu son 30 yıl, bu yapının Filistin ekonomisi üzerindeki baskısını açıkça ortaya koymuştur. Paris Protokolü’nün fiilen “clearance revenue” sistemiyle ve sınırlı ekonomik özerklikle uzatılması; sınır ve geçiş kontrollerinin ağırlaştırılması, ekonomik gerileme ve altyapı gelişiminin sekteye uğramasında önemli rol oynamaktadır (World Bank, 2016). İkinci İntifadanın ardından İsrail tarafından sınır geçişlerinin ağırlaştırılması, 2006 sonrası siyasi bölünmenin Filistin Yönetiminin etkinliğini zayıflatması, Filistin’in ticaret yollarına doğrudan erişememesi ve ithalat üzerindeki teknik engeller bu bağlamda öne çıkan meselelerdir.
2025 yılında Filistinli ve İsrailli ekonomistlerin birlikte yaptıkları açıklamada Paris Protokolü’nün asimetrik yapısı eleştirilmiş, protokolün Filistin’de ekonomik bağımlılığı derinleştirdiği ve karşılıklı fayda ilkesine dayanmadığı belirtilmiştir. Ekonomistler; Filistin’in kendi gümrük politikasını belirleyemediği, ithalatının denetimini sağlayamadığı ve dış ticaret anlaşmalarında taraf olamadığı bu yapının uzun vadeli kalkınmayı engellediğini vurgulamışlardır (Klabin, 2025).
Filistin’in dış ticaret sistemi sadece Paris Protokolü ile değil, aynı zamanda çeşitli ikili ve bölgesel anlaşmalar yoluyla şekillenmeye çalışılmıştır. Bunlar arasında; 1997 tarihli AB-Filistin Geçici Ortaklık Anlaşması (European Commission, 2023), 1998 tarihli EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) anlaşması (EFTA, 2023), 2005 yılında imzalanan Türkiye-Filistin Serbest Ticaret Anlaşması (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2023), Ürdün ve Mısır ile yapılan sınırlı tarım ürünleri ticaret anlaşmaları ve İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında yürütülen dayanışma protokolleri yer almaktadır. Ancak, bu anlaşmaların büyük kısmı uygulamada sembolik kalmakta, Paris Protokolü’nün teknik ve siyasi kısıtları nedeniyle etkinleştirilememektedir. Örneğin, MAS’ın 2024 yılı raporuna göre, Avrupa Birliği ile yıllardır süregelen ticaret anlaşmalarına rağmen, hareket ve erişim kısıtlamaları nedeniyle Filistin’in AB’ye ihracatı oldukça düşük kalmaktadır. Bu durum, gümrük anlaşmalarının siyasi koşullar tarafından fiilen işlevsizleştirildiğini göstermektedir (MAS, 2024: 6).
Filistin’in dış ticaret yapısında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de dolaylı bir rol oynamaktadır. ABD ile Filistin arasında doğrudan bir Serbest Ticaret Anlaşması bulunmamakla birlikte, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı USAID ve ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Palestinian Affairs Unit aracılığıyla Filistin’deki ticaret ve gümrük sistemine yönelik teknik destek sağlanmaktadır. Bu kapsamda; ticaret kolaylaştırma, dijital gümrük uygulamaları, mali yönetim kapasitelerinin artırılması ve yatırım ortamının geliştirilmesi gibi başlıklarda çeşitli programlar uygulanmaktadır (U.S. Palestinian Affairs Unit, 2024). Ancak, bu desteklerin odak noktası yalnızca uygulama kapasitesini artırmaya yöneliktir; Paris Protokolü’nün oluşturduğu yapısal bağımlılık ilişkisine ise herhangi bir müdahale içermemektedir. Bu durum teknik reform çabaları ile mevcut siyasi gerçeklik arasındaki uçurumu derinleştirmektedir.
Filistin’in dış ticaretine ilişkin veriler, söz konusu bağımlılık ilişkisini daha da belirginleştirmektedir. 2025 yılında Filistin Merkez İstatistik Bürosu ve Filistin Para Otoritesi tarafından yayımlanan ortak rapora göre, 2024 yılında Filistin’in toplam ihracatı 2,68 milyar dolar iken, ithalatı 9,07 milyar dolara ulaşmış ve dış ticaret açığı tarihsel olarak en yüksek seviyeye gelmiştir. Bu dengesizlik Filistin’in üretim altyapısındaki zayıflığın yanı sıra ithalat üzerindeki yapısal bağımlılığın ve Paris Protokolü kapsamındaki gümrük rejiminin doğrudan bir sonucudur (PCBS & PMA, 2025).
UNCTAD tarafından 2024 yılında yayımlanan bir başka raporda, Gazze Şeridi’nde savaş sonrası yaşanan ekonomik çöküş ve Batı Şeria’da süregelen ticaret kısıtlamalarının Filistin ekonomisini geri dönülmez biçimde zayıflattığı ifade edilmiştir. Rapor, Filistin’in ihracat kapasitesinin düşüklüğünün temel nedenlerinden birinin, İsrail’in sınır geçişlerini kontrol altında tutması ve özellikle “çift kullanımlı” (dual-use) mallar üzerindeki kısıtlamaları olduğu sonucuna varmaktadır. Aynı raporda, Paris Protokolü uyarınca İsrail’in gümrük gelirlerini aktarmayı reddetmesi gibi uygulamaların da Filistin’in mali krizini derinleştirdiği belirtilmiştir (UNCTAD, 2024).
Filistinli üreticilerin mevcut sistemin engelleyici doğasına karşı geliştirdiği stratejiler de dikkat çekicidir. 2024 yılında yayımlanan bir akademik çalışmada, Batı Şeria’daki bazı mobilya üreticilerinin İsrailli gaspçılarla iş birliği yaparak ihracatlarını bu yapılar üzerinden gerçekleştirdiği ve bu şekilde İsrail’in gümrük sistemini dolaylı olarak aşabildikleri belgelenmiştir. Bu durum Filistinli aktörlerin ticaretin sürekliliğini sağlamak için geliştirdiği pratik çözümleri yansıtmakla birlikte, aynı zamanda yapısal bağımlılığın derinleşmesine de katkı sağlamaktadır (Habbas, 2024: 145).
Filistin’in gümrük rejimi siyasi sınırlamalar ve dış kontrol altında işleyen, özerklikten yoksun bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir. Kâğıt üzerinde çok sayıda ikili ve bölgesel anlaşma imzalanmış olsa da bu anlaşmaların büyük kısmı İsrail’in sınır ve ticaret üzerindeki kontrolü nedeniyle uygulamada sınırlı etki yaratmaktadır. Gümrük sistemi teknik bir düzenleme alanından ziyade, doğrudan siyasal egemenlik meselesine dönüşmüş durumdadır. Paris Protokolü yaklaşık 30 yıldır; Filistin’in ekonomik kalkınmasını engelleyen, mali özerkliğini sınırlayan ve uluslararası ticaret kapasitesini daraltan bir çerçeveye dönüşmüştür. Bu bağlamda, gümrük sistemine yönelik her reform önerisi yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda bir egemenlik tartışmasıdır. Filistin’in ekonomik kalkınmasının ve adaletin tesisi için kendi gümrük politikalarını belirleyebileceği, sınır geçişleri ve dış ticaret süreçlerinde tam yetkiye sahip olacağı bağımsız bir yapı kurulması için İsrail’in hukuk dışı uygulamalarından kurtulması temel koşuldur.
EFTA (2023). EFTA–Palestinian Authority Interim Association Agreement. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.efta.int/free-trade/Free-Trade-Agreement/Palestinian-Authority.
European Commission (2023). EU-Palestine Interim Association Agreement. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://trade.ec.europa.eu/access-to-markets/en/content/eu-palestine-interim-association-agreement.
Habbas, Walid (2024). “Circumventing Israeli Control: Palestinian Furniture Exports via Israeli Settlements”. Palestine/Israel Review, 1 (1), 141–154.
Klabin, Nathan (2025). “Israeli, Palestinian Economic Experts Say a New Economic Agreement Essential for Peace”. The Media Line. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://themedialine.org/top-stories/israeli-and-palestinian-economic-experts-a-new-economic-agreement-is-essential-for-peace/.
LCA (2023). Palestine Customs Information. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://lca.logcluster.org/statepalestine-13-palestine-customs-information.
Lauria, Joe (2014). “Getting Money in Gaza: an Interview with Palestine’s Central Banker”. HuffPost. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.huffpost.com/entry/getting-money-in-gaza-an_b_5664160.
MAS (2024). Palestine Economic Update – August 2024. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://mas.ps/publications/10412.html.
PCBS & PMA (2025). Joint Press Release on The Palestinian External Trade Performance in 2024. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.pcbs.gov.ps/post.aspx?lang=en&ItemID=5905.
PIPA (2024). Economic Agreement with Israel (Paris Protocol). Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.pipa.ps/page.php?id=1bac35y1813557Y1bac35.
T.C. Ticaret Bakanlığı (2023). Filistin ile Serbest Ticaret Anlaşması. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/serbest-ticaret-anlasmalari/yururlukte-bulunan-stalar/filistin.
U.S. Palestinian Affairs Unit (2024). 2024 Investment Climate Statements: West Bank and Gaza. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.state.gov/reports/2024-investment-climate-statements/westbank-and-gaza/.
UNCTAD (1994). Protocol on Economic Relations between the Government of the State of Israel and the PLO. Erişim Tarihi: 26.09.2025, https://unctad.org/system/files/information-document/ParisProtocol_en.pdf.
UNCTAD (2024). Economic Crisis Worsens in Occupied Palestinian Territory Amid Ongoing Gaza Conflict. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://unctad.org/news/economic-crisis-worsens-occupied-palestinian-territory-amid-ongoing-gaza-conflict.
World Bank (2016). Over 20 Years After The Paris Protocol, Is it Time for A New Deal for Palestine? Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://blogs.worldbank.org/en/arabvoices/paris-protocol-time-for-a-new-deal-for-palestine.
World Bank (2023). Economic Monitoring Report to the Ad Hoc Liaison Committee. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://documents.worldbank.org/en/publication/documents-reports/documentdetail/IDU0e8b2e87e098b004a7a09dcb07634eb9548f4.
[1]
Bu bir nevi vergi gasbı dır.
[2]
Bkz. 2006 Yasama Meclisi Seçimi
| apa | Canbaz, M. F. (2026). Gümrük Anlaşmaları. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 663-666) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Canbaz, Muhammet Fatih. “Gümrük Anlaşmaları”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 663-666. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gümrük Anlaşmaları" maddesi için tartışma başlatın