Milli Teknoloji Hamlesi

Alıntıla
kure star outline

Resmi Başlangıç Tarihi

18 Eylül 2019

Açıklanan Strateji Belgeleri

2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi

2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi

Amaçları

Ekonomik ve Teknolojik Tam Bağımsızlık

Kritik Teknolojilerin Yerli Üretimi

Yüksek Teknolojide Küresel Rekabet Gücü

Özgün ve Yenilikçi Üretim

Ar-Ge ve İnovasyon Ekosisteminin Güçlendirilmesi

Gençlerin Teknoloji Üretimine Yönlendirilmesi

İlgili Kurum ve Kuruluşlar

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Savunma Sanayii Başkanlığı

Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü

Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı

İlgili Programlar

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali

DENEYAP Teknoloji Atölyeleri

Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı (HAMLE)

HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı

Millî Teknoloji Akademisi

42 Yazılım Okulu

Milli Teknoloji Hamlesi (MTH), Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek, yüksek katma değerli üretim kapasitesini geliştirmek ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla oluşturulan sanayi, teknoloji, araştırma-geliştirme (Ar-Ge), girişimcilik ve insan kaynağı odaklı politika çerçevesidir. Kavram, özellikle 2010’ların ikinci yarısından itibaren teknoloji politikalarında kullanılmaya başlanmış; 2019’da yayımlanan "2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi" ile kapsamlı bir kamu politikası çerçevesine dönüştürülmüştür.

Milli Teknoloji Hamlesi Temsili Görsel (T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı)


Türkiye’de sanayileşme, teknoloji transferi ve yerli üretim politikalarının geçmişi Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine uzanmaktadır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet destekli yatırımların yanı sıra Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin yerli havacılık girişimleri ortaya çıkmış ancak ekonomik, bürokratik ve siyasi engellerle kesintiye uğramıştır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargolar ise savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın oluşturduğu kısıtlamaları belirginleştirerek ASELSAN, TUSAŞ ve daha sonra ROKETSAN gibi kuruluşların geliştiği yerli savunma sanayii ekosistemine zemin hazırlamıştır.


2000’li yıllardan itibaren yerli ve özgün teknoloji geliştirmeye yönelik politikaların güçlenmesiyle hız kazanan süreç, 2010’lu yıllarda savunma sanayii, Ar-Ge, teknoparklar ve özel sektörün teknoloji yatırımlarındaki gelişmelerle genişlemiştir. T3 Vakfının 2016’da kurulmasının ardından DENEYAP, burs, teknoloji yarışmaları ve girişimcilik programlarıyla MTH'nin toplumsal boyutu güçlenmiştir. 2018’den itibaren T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana paydaşlığında düzenlenen TEKNOFEST Havacılık Uzay ve Teknoloji festivali ile teknoloji geliştirme ve üretme kültürünün toplumun farklı kesimlerine yayılması ve bu doğrultuda köklü bir zihniyet dönüşümü oluşturulması hedeflenmiştir.

2023 Sanayi & Teknoloji Belgesi MTH Hedefleri (AA)


MTH'ın kapsamlı kamu politikası çerçevesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile ortaya konulmuştur. 18 Eylül 2019’da açıklanan ve “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonunu temel alan strateji; Yüksek Teknoloji ve İnovasyon, Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi, Girişimcilik, Beşerî Sermaye ve Altyapı olmak üzere beş temel bileşen ve 23 alt politikadan oluşmaktadır. Bu çerçevede MTH, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine, yapay zekâdan elektrikli araçlara ve siber güvenliğe kadar geniş bir yelpazeye uzanmıştır.


Bu yaklaşım, 26 Mart 2025’te açıklanan 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile daha uzun vadeli hedeflere taşınmıştır. Yeni stratejiyle kritik teknolojilerde yetkinliğin, dijital ve yeşil dönüşümün ve yüksek teknolojili üretimin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Böylece MTH, Türkiye’nin kritik teknolojileri geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olmasını amaçlayan uzun vadeli bir politika olarak sürdürülmektedir.

Tarihsel Arka Plan

Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve yerli üretim serüveni, Osmanlı İmparatorluğu’nun Sanayi Devrimi'ne verdiği ilk reaksiyonlardan günümüzün Millî Teknoloji Hamlesi’ne uzanan köklü bir tarihsel birikim ve sürekliliğin ürünüdür. 18. yüzyılın sonlarından itibaren İmalat-ı Harbiyye, Tophane ve Beykoz fabrikaları gibi askerî-sınai tesislerle başlayan dışa bağımlılığı azaltma çabaları, On Yıllık Harp (1912-1922) döneminde kesintiye uğramış; Cumhuriyet’in ilanından sonra ise planlı kalkınma modelleri, devletçi sanayileşme politikaları ve özel girişimler çerçevesinde yeniden şekillenmiştir.


İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Truman Doktrini ve Marshall Planı ile artan dışa bağımlılık düzeni, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve sonrasındaki ambargolarla büyük bir kırılma yaşamış; bu durum Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) öncülüğünde ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN gibi millî savunma sanayii kurumlarının doğmasını sağlamıştır. 2000'li yıllarda Türkiye'de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sağlanan siyasi istikrar ve özellikle Mayıs 2004 Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) kararlarıyla hazır dış alım yerine yurt içi üretim ve özgün tasarım modeline geçilmesi,【1】 günümüzde yaşanan savunma sanayi sürecinin dönüşümünü ve MTH vizyonunun fiili başlangıç noktasını oluşturmuştur.【2】

Osmanlı'da Sanayileşme Hamleleri (TRT)

Osmanlı Son Dönemi Sanayileşme Çabaları ve Sınai Miras (1860–1922)

Türkiye'de yerli üretim ve teknoloji geliştirme çabalarının kökleri Osmanlı İmparatorluğu'nun Sanayi Devrimi'ne verdiği reaksiyonlara dayanmaktadır.【3】 On sekizinci yüzyılın sonundan itibaren tekstil, gemi inşası ve harp sanayiinde başlatılan dönüşüm hamlesi kapsamında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (1773), Mühendishane-i Berr-i Hümayun (1793), Tophane Müşirliği, Zeytinburnu Demirhanesi, Bakırköy Baruthanesi ve Dumansız Barut Fabrikası kurulmuştur.【4】


Bu dönemde İstanbul'un Beykoz semti, su kaynakları ve stratejik coğrafi konumu sayesinde imparatorluğun sanayi üretiminin merkez üssüne dönüşmüştür.【5】 Bu doğrultuda III. Selim döneminde Beykoz Kâğıt Fabrikası (1804) ve Beykoz Çuha Fabrikası (1805) inşa edilmiştir. 1810 yılında Hamza Bey tarafından kurulan ve 1812'de II. Mahmud tarafından orduya devredilen Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası (Tabakhane-i Âmire), 1827'de buhar makinesine ve 1895'te elektrik enerjisine geçerek dönemin en modern üretim altyapılarından birine kavuşmuştur. Ayrıca Mehmed Dede'nin 1804'teki cam atölyesiyle temelleri atılan köklü Çeşm-i bülbül geleneği sayesinde Ahmet Fethi Paşa'nın Porselen ve Cam Fabrikası (1844) ile Paşabahçe İspermeçet Mumu Fabrikası (1858) kurumsal bir ölçek kazanmıştır.【6】

Hicaz Demiryolları (AA)


Sultan II. Abdülhamid döneminde ise imparatorluğun dışa bağımlılığını azaltmak ve milli bir altyapı kurmak amacıyla ulaşım, finans, sağlık ve sanayi alanlarında başlatılan projeler hızlandırılmıştır.【7】 Bu kapsamda askeri sevkiyatı ve ekonomik birliği sağlamak amacıyla toplam 5.792 kilometre demiryolu inşa edilmiş; bu hatların 4.138 kilometresi Cumhuriyet dönemine devredilmiştir.【8】 İzmit-Ankara, Eskişehir-Konya ve Bağdat gibi stratejik hatların yanı sıra, finansmanı tamamen yerli kaynaklar ve İslam dünyasından toplanan bağışlarla Hamidiye Hicaz Demiryolu (1908) hayata geçirilmiştir.


Çiftçileri desteklemek ve modern tarımı yaygınlaştırmak amacıyla 1888 yılında Ziraat Bankası kurulmuş, tarımsal eğitimi artırmak için okullar açılmış ve Avrupa’ya uzman öğrenciler gönderilmiştir. Sağlık alanında ise Batılı anlamda klinik eğitiminin ve uygulamalı eğitimin merkezi olan Gülhane Askerî Hastanesi (1898) ile Hamidiye Etfal Hastanesi (1899) hizmete açılmış,【9】 taşrada modern hastaneler yaygınlaştırılmıştır. Sanayi alanında Zeytinburnu ağır sanayi kompleksine Dumansız Barut Fabrikası eklenmiş ve yerli kâğıt üretimi için 1893'te Hamidiye Kâğıt Fabrikası kurulmuştur.【10】


1909 yılında Tophane Müşirliği'nin devamı olarak İmalat-ı Harbiyye-i Umumiyye Müdürlüğü kurulmuş ve 5.000'e yakın çalışanıyla dönemin en büyük askerî sınai kompleksi olmuştur.【11】 Ancak 1912-1922 arasındaki On Yıllık Harp dönemi (Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele) üretim altyapısını tahrip etmiş ve yetişmiş beşerî sermayenin kaybına yol açmıştır.

Erken Cumhuriyet Dönemi Sanayileşme Politikaları

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki sanayileşme hareketleri tarihsel olarak iki döneme ayrılmaktadır. İlk dönem, 1929 yılına kadar uzanan ve sanayileşmenin büyük ölçüde özel girişimciler aracılığıyla gerçekleştirilmesinin hedeflendiği dönemdir. Bu süreçte doğrudan sanayi yatırımlarından ziyade, yerli üretimin ve özel girişimciliğin teşvik edilmesine yönelik düzenlemeler ön plana çıkmıştır.【12】


Bu dönemin temel adımlarından biri, 1923 yılında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’dir. Kongrede yerli üretimin artırılması, özel girişimciliğin desteklenmesi ve ekonomik bağımsızlığın güçlendirilmesine yönelik kararlar alınmıştır. Tarım sektörünün üzerindeki yükün azaltılması amacıyla aşar vergisi kaldırılmıştır. 1924 yılında Ziraat Vekâleti kurulmuş ve madencilik alanında ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücünü yetiştirmek amacıyla Zonguldak Maden ve Mühendis Mektebi açılmıştır. 1925 yılında sanayi ve madencilik alanındaki girişimleri desteklemek amacıyla Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Bu dönemin en önemli düzenlemelerinden biri ise 1927 yılında kabul edilen Teşvik-i Sanayi Kanunu olmuştur. Kanun ile özel sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi ve ülkedeki sanayi faaliyetlerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.【13】


Kardemir Karabük Demir Çelik Fabrikası'nın Temelleri 1937 Yılında Atıldı (AA)

1929 Büyük Buhranı sonrası özel girişimciliğin yetersiz kalması üzerine devletçi sanayileşme modeline geçilmiştir. Sovyetler Birliği'nden sağlanan kredi ve teknik raporlarla hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Kalkınma Planı (1933) çerçevesinde; Devlet Sanayi Ofisi (1932) ve Sümerbank (1933) kurulmuştur.【14】 Sümerbank bünyesinde Kayseri Bez Fabrikası (1935), Nazilli Basma (1937), Bursa Merinos (1937), Konya Ereğli (1937) ve Malatya Pamuklu (1939) yerleşkeleri faaliyete geçirilmiştir. Bu fabrikalar sadece birer üretim tesisi değil; lojmanları, okulları, sinemaları, spor alanları ile Anadolu kentlerinde Batılı ve modern bir toplumsal yaşantının öncü modelleri olmuştur.【15】 Ağır sanayi alanında ise Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937) ile Kırıkkale Askeri Fabrikaları tesis edilmiştir.

Erken Dönem Millî Havacılık ve Savunma Atılımları

Cumhuriyet’in ilk yıllarında savunma ve havacılık sanayiinin geliştirilmesine yönelik hem devlet yatırımları hem de özel girişimler ortaya çıkmıştır. Uçak, motor, silah ve mühimmat üretimine yönelik bu çalışmalar, Türkiye’de yerli savunma ve havacılık sanayiinin ilk üretim altyapısının oluşmasına katkı sağlamıştır.

Devlet Destekli Girişimler

Havacılık alanındaki kurumsallaşmanın ilk adımlarından biri, 16 Şubat 1925’te Türk Tayyare Cemiyetinin kurulması olmuştur. Aynı dönemde Alman Junkers firmasıyla kurulan ortaklık sonucunda Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ) oluşturulmuş ve 1926’da Kayseri’de uçak fabrikası faaliyete geçti. 1931 yılında Junkers’ın ortaklıktan ayrılmasının ardından tesis devlet kontrolüne geçmiştir. Daha sonra Kayseri Tayyare Fabrikası adıyla üretimini sürdürmül olan tesislerde yaklaşık 200 adet yerli uçak üretilmiştir.【16】

1941 Yılında Açılan Etimesgut Uçak Fabrikası (İletişim Başkanlığı)


Bu altyapı ilerleyen yıllarda yeni yatırımlarla genişlemiştir. 1939 - 1941 yılları arasında THK Etimesgut Uçak Fabrikası kurulmuş【17】 1944 yılında üretime başlayan ve çok geniş kapsamlı bir girişim olan Etimesgut Uçak Fabrikası'nda, 116 uçak ve 56 planör imal edilmiş,【18】yine aynı dönemlerde Türkiye'nin ilk motor fabrikası THK tarafından Gazi Orman Çiftliği'nde kurulmuş fabrikanın çalışmaları 1951 yılına kadar sürdürülmüş olup dönemin getirdiği koşullar nedeniyle 18 Haziran 1952'de Makina ve Kimya Endüstrisi'ne devredilmiştir.【19】


Havacılık alanındaki araştırma altyapısını geliştirmek amacıyla kurulan Ankara Rüzgâr Tüneli (ART) inşası ise 1950 yılında tamamlanarak Türkiye’nin aerodinamik araştırma ve test kapasitesinin geliştirilmesine yönelik önemli yatırımlardan biri olmuştur.【20】


Özel Girişimler

Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye Fabrikası - 1925 Yılında Kurulmuştur (AA)

Devlet yatırımlarının yanında özel girişimciler de yerli savunma ve havacılık sanayiinin gelişmesinde rol oynamıştır. Bu dönemde; Şakir Zümre ilk özel mühimmat fabrikasını kurarak yerli bomba üretimi, Nuri Killigil tabanca ve havan imalatı, Nuri Demirağ uçak fabrikası açarak yolcu uçakları üretimi ve pilot yetiştirme ve Vecihi Hürkuş ise tamamen kendi tasarımı olan ilk yerli uçaklarını gökyüzüyle buluşturmuştur.


Şakir Zümre: 1925 yılında “Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye Fabrikası” adını taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk özel askeri fabrikasını kurmuştur. Tesis bünyesinde Türk ordusunun ihtiyacı olan ateşli silahlardan el bombasına, fişekten mayına ve denizaltı su bombalarına kadar geniş bir yelpazede mühimmat üretilmiş; Türk Hava Kuvvetleri için 100, 300, 500 ve 1.000 kilogramlık ilk uçak bombaları imal edilmiştir. Üretilen mühimmatlar Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır’a ihraç edilerek genç Cumhuriyet'in ilk savunma sanayii ihracatı başarılarına imza atılmıştır . Ancak Türkiye'nin NATO'ya girmesinin ardından savunma bütçesinin yurt dışından gelen hazır silahlara ayrılması ve fabrikaya verilen siparişlerin kesilmesi üzerine Zümre, askeri üretimi bırakmak zorunda kalarak tesislerini soba imalatına dönüştürmüştür.


Nuri Killigil, Sütlüce Silah Fabrikası'nda (İletişim Başkanlığı)

Nuri Killigil (Nuri Paşa): 1924'te Kütahya Çinicilik Anonim Şirketini kurmuştur. Bir süre sonra bu fabrikayı devrederek savunma sanayisine yönelen Nuri Paşa, Millî Savunma Bakanlığı’nın desteğiyle Sütlüce'de bir fabrika satın almış ve yerli silah, barut ve cephane üretimine başlamıştır. Çeşitli silah tasarımları geliştirerek patentini alan Nuri Paşa, Türkiye'nin ilk 9 milimetre çapındaki tabancası olan ve "Nuri Tabancası" adıyla anılan silahın seri üretimini gerçekleştirmiştir. Sütlüce'deki tesiste ordunun ateş gücünü artırmak amacıyla top, havan, uçaksavar mermileri ve uçak bombaları imal etmiş; özel sektör eliyle yerli harp sanayisinin gelişmesine katkı sağlayan ilk girişimciler arasında yer almıştır.


1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Filistin halkına ve Arap ordularına destek veren Nuri Paşa, mühimmat üretimini sürdürmüştür. Nuri Paşa, 2 Mart 1949 tarihinde Sütlüce'deki fabrikasında meydana gelen büyük patlamada hayatını kaybetmiş; bu acı olayla birlikte Türkiye'nin erken dönem yerli silah sanayii hamlelerinden biri daha trajik şekilde akamete uğramıştır.


Vecihi Hürkuş (AA)

Vecihi Hürkuş: 1924 yılında Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlılardan ele geçirilen ganimet uçak malzemelerinden yararlanarak Türkiye'nin ilk yerli uçağı olan Vecihi K-VI'yı inşa etmiştir. Uçağı için uçuş müsaadesi istemiş; ancak toplanan teknik heyette tayyareyi kontrol edecek nitelikli personel bulunmadığından sertifikasyon gecikmiştir. Lisans alamayan Hürkuş, 28 Ocak 1925'te izinsiz uçuş yaptığı gerekçesiyle cezalandırılmıştır. 16 Şubat 1925'te kurulan Türk Tayyare Cemiyeti'nin (THK) kurucuları arasındaki tek pilot olarak "Türkiye'nin Baştayyarecisi" unvanını almıştır. Kadıköy Osmanağa Mahallesi'nde kiraladığı bir keresteci dükkânında 3 ay içinde Türkiye'nin ilk sivil uçağı olan iki kişilik, tek motorlu "Vecihi K-XIV uçağını imal etmiş ve 27 Eylül 1930'da Fikirtepe'de ilk uçuşunu yapmıştır. Türkiye'de seyrüsefer vesikası verilmeyince uçağını söküp demiryolu ile Prag'a göndererek Çekoslovakyalı heyetten sertifika almış ve 25 Nisan 1931'de uçağıyla uçarak Türkiye'ye dönmüştür.


27 Eylül 1932'de ilk Türk sivil havacılık okulu olan Vecihi Sivil Tayyare Mektebi'ni kurmuş, 12 öğrenci yetiştirmiştir; ancak mezun diplomalarına denklik verilmediği için okul kapanmak zorunda kalmıştır. Nuri Demirağ'ın 5 bin liralık desteğiyle 92 günde "Nuri Bey" (Vecihi K-XVI) uçağını ve "Vecihi XV" uçağını imal ederek gösteri uçuşları düzenlemiştir. Uçaklarını Türkkuşu Mektebi'ne tahsis eden Hürkuş, 1937'de THK tarafından Almanya'ya gönderilerek 1939'da Tayyare ve Makina Mühendisliği diploması almıştır. 1947'de zirai ilaçlama için "Türk Kanadı" şirketini, 1954'te "Hürkuş Hava Yolları"nı kurmuş; ancak uçuş kısıtlamaları ve engellemelerle karşılaşmıştır. Elinde kalan son uçakla Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) emrinde Güneydoğu Anadolu'da toryum, uranyum ve fosfat aramaları yaptırmıştır.


Türkiye'nin İlk Yerli Yolcu Uçağı NU.D-38 (Sivas Valiliği)

Nuri Demirağ: 1930’lu yıllarda ordunun uçak ihtiyacının karşılanması için çalışmalara başlamış ve 1936 yılında Beşiktaş’ta bir Çekoslovak firmasıyla anlaşarak dönemine göre son derece modern bir uçak fabrikası inşa ettirmiştir. Test uçuşları, tamir atölyeleri ve hangarlar için Yeşilköy’deki 1.559 dönümlük günümüz Atatürk Havalimanı arazisini satın almış ve burada 1943 yılına kadar 290 pilot yetiştiren Nuri Demirağ Gök Uçuş Okulunu kurmuştur. İlk Türk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan’ın çizimleriyle 1936’da ilk tek motorlu uçak Nu.D-36 imal edilmiştir. 1938’de ise motorları hariç tüm aksamı Türk teknisyen ve işçilerce yapılan, çift kumandalı, 2x160 beygir gücünde motorlara sahip, saatte 325 km hıza ulaşabilen, 1.000 km menzilli ve 6 kişi kapasiteli Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağı Nu.D-38 üretilmiştir. 1944 yılında dünya havacılığında yolcu uçakları A sınıfına alınan Nu.D-38, gerektiğinde askeri nakliye ve bombardıman uçağına dönüştürülebilecek nitelikte tasarlanmıştır.


İlk resmi seferini 26 Mayıs 1944’te İstanbul’dan Ankara Etimesgut Havaalanı’na 1,5 saatte gerçekleştiren ve ardından Bursa, İzmir, Kayseri ile Sivas’a deneme uçuşları yapan Nu.D-38, ilk yerli paraşüt imalatını da gerçekleştirmiştir. Ancak, yurtiçi siparişlerin test uçuşu sırasında yaşanan bir kaza gerekçe gösterilerek iptal edilmesi, üretilen uçakların yurt dışına ihracının yasaklanması ve devlet siparişlerinin kesilmesi nedeniyle proje yarıda kalmış; fabrika 1944 yılında kapatılarak alanı kamulaştırılmış ve üretilen uçaklar ilerleyen süreçte hurdaya ayrılmıştır.

12 Mayıs 1947 Sayılı Cumhuriyet Gazetesi Manşeti (Gaste Arşivi)

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Dışa Bağımlılık Dönemi ve Ambargolar

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ilan edilen Truman Doktrini (1947) ve Marshall Planı (1948), Türkiye’yi ağır sanayi ve savunma üretimi yerine tarım, madencilik ve karayolu altyapısına yönlendirmiştir.【21】 1952 yılında gerçekleşen NATO üyeliğiyle birlikte sağlanan hibe silah alımları savunma sanayiinde dışa bağımlılığı artırmış; bu süreçte hazır uçak, motor ve askerî teçhizat tedarik edilmesi yerli üretimi durdurma noktasına getirmiştir.


Bu politikalar doğrultusunda sipariş alamayan Kayseri Tayyare Fabrikası, 1950 yılında Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi'ne dönüştürülmüştür. Benzer şekilde, Türk Hava Kurumu'nun Etimesgut Uçak ve Motor Fabrikaları da sipariş bulamadığı için Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na (MKEK) devredilmiş ve 1968 yılında tekstil fabrikasına dönüştürülmüştür.【22】Öte yandan, 1950 yılında 5591 sayılı Kanun ile Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü'nün mal varlığı Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na (MKEK) devredilmiştir.

Aselsan Kuruluşunun 50. Yıl Tanıtım Videosu (Aselsan)

1964 Kıbrıs Bunalımı, dışarıdan tedarik edilen savunma sistemlerinin kullanımında karşılaşılabilecek kısıtlamaları gündeme getirmiş, özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan silah ambargosu yerli savunma sanayiinin geliştirilmesi ihtiyacını daha belirgin hâle getirmiştir. 1975-1978 yılları arasında uygulanan ABD silah ambargosu, savunma ihtiyaçlarının yerli imkânlarla karşılanmasına yönelik politikaların hız kazanmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur.


Bu süreçte; 1965’te Türk Donanma Cemiyeti, 1970’te Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, 1972’de Türk Donanma Vakfı ve 1974’te Türk Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı kurulmuştur. Halkın bağışlarıyla da desteklenen bu yapılar, yerli savunma sanayiinin gelişmesine yönelik kurumsal ve mali altyapının oluşmasına katkı sağlanmıştır.


Aynı dönemde farklı teknoloji alanlarında yerli üretim kapasitesi oluşturacak savunma sanayii kuruluşları faaliyete geçti. TUSAŞ (Türk Uçak Sanayi A.Ş.) 1973’te, ASELSAN 1975’te, ASPİLSAN 1981’de ve HAVELSAN 1982’de kurulmuştur. Böylece havacılık, haberleşme, elektronik, enerji sistemleri, yazılım ve komuta-kontrol gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirmeye yönelik kurumsal bir altyapı oluşmaya başlamıştır. F-16 uçaklarının Türkiye’de üretimi ve entegrasyonu amacıyla Türk-Amerikan ortaklığında TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) kurularak havacılık sanayiindeki üretim ve sistem entegrasyonu kapasitesi genişletilmiştir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme vakıfları 1987’de Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) çatısı altında birleştirilmiş ve ROKETSAN’ın da 1988’de kurulmasıyla roket ve füze teknolojileri de geliştiren savunma sanayii ekosisteminin önemli alanları tamamlanmıştır.【23】


1960’lardan 1980’lere uzanan bu süreç, Türkiye’de yerli üretim, kritik teknolojilerde yetkinlik kazanma ve dışa bağımlılığı azaltma anlayışının savunma sanayiindeki kurumsal temelini oluşturmuştur. 1980’li yıllarda ihracata dayalı büyüme modeline geçişle sanayinin dış pazarlara açılması hız kazanmış, ancak yüksek teknoloji geliştirme ve Ar-Ge kapasitesi sınırlı kalmıştır. 1990’lı yıllarda ise ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkların da etkisiyle uzun vadeli teknoloji yatırımları ve Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesinde istenilen düzeye ulaşılamamıştır.

2000’li Yıllarda Teknoloji ve Savunma Sanayii Atılımı

2000’li yıllardan itibaren Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde yerli tasarım, Ar-Ge ve savunma sanayiinde millî üretime yönelik politikalar güç kazanmıştır. Bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri, Erdoğan’ın başkanlığında Mayıs 2004’te gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısı olmuştur. Toplantıda dış tedarike dayalı toplam tutarı yaklaşık 11 milyar doları bulan modern tank, taarruz/taktik keşif helikopteri ve insansız hava aracı projelerine ait mevcut dış tedarik ihale süreçlerini iptal etmiştir.【24】 Komite, bu ihtiyaçların doğrudan yurt içi üretim ve özgün tasarım esaslı yeni bir tedarik modeliyle karşılanmasına karar vermiştir. Bu yaklaşım, sonraki yıllarda ALTAY tankı, ATAK helikopteri, Bayraktar ve ANKA İHA gibi yerli projelerin önünü açarak yerli ve özgün savunma sistemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların hız kazanmasında etkili olmuştur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Teknofest Yarışmalarında Dereceye Giren Takımlara Ödüllerini Takdim Etti (T3 Vakfı)


Aynı dönemde teknolojik dönüşüm savunma sanayiiyle sınırlı kalmamış; teknoparkların, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin ve organize sanayi bölgelerinin yaygınlaşması, Ar-Ge desteklerinin artması ve özel sektörün teknoloji yatırımlarının gelişmesiyle Türkiye’nin teknoloji ve üretim ekosistemi genişlemiştir. Bu dönüşüm çeşitli göstergelere de yansımıştır:【25】

  • Ar-Ge: 2000 yılında yaklaşık 1,27 milyar dolar olan Ar-Ge harcamaları sonraki yıllarda önemli ölçüde artarken, yaklaşık 27 bin olan Ar-Ge personeli sayısı da yükselmiştir.
  • Patent: Yerli patent başvuruları 2000’li yıllardan itibaren belirgin biçimde artarak Türkiye’nin fikrî mülkiyet kapasitesindeki gelişime eşlik etmiştir.
  • Sanayi Altyapısı: 2002’de 191 olan OSB sayısı 2026’da 373’e, OSB’lerdeki istihdam ise 415 binden 2,7 milyona yükselmiştir.
  • İmalat ve İhracat: İmalat sanayiinin üretim ve ihracat kapasitesi genişlerken otomotiv, beyaz eşya, makine, elektronik ve savunma sanayii gibi sektörler Türkiye’nin başlıca üretim ve ihracat alanları arasında yer almıştır.

MTH'nin En Güçlü Toplumsal Tabanını ve İtici Gücünü Oluşturan TEKNOFEST'ler Her Yıl Düzenlenmektedir (TRT Haber)

Milli Teknoloji Hamlesi ve TEKNOFEST

2010’lu yıllarda teknoloji politikaları daha geniş bir ekonomik ve toplumsal çerçeve kazanması ve T3 Vakfı'nın 2016’da kurulmasıyla teknoloji eğitimleri, burslar, teknoloji takımlarına yönelik destekler ve girişimcilik programları yaygınlaşmıştır. 2018’den itibaren düzenlenmeye başlanan TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji festivalleri ise teknoloji geliştirme ve üretme kültürünün geniş kitlelere ulaşmasına yönelik önemli platformlardan biri haline gelmiştir.


Bu süreç, 18 Eylül 2019’da açıklanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonu altında kapsamlı bir kamu politikası çerçevesine dönüştürülmüştür. MTH'nin uzun vadeli hedefleri, 26 Mart 2025’te açıklanan 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile sürdürülerek yüksek ve kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ile teknolojik bağımsızlığın güçlendirilmesi öncelikleri benimsenmiştir. Stratejide yapay zekâ, yarı iletkenler, kuantum, nükleer ve uzay teknolojileri, robotik ve yeni nesil haberleşme gibi alanlara yönelik çalışmaların yapılması öne çıkarılmıştır.

Kurumsal Yapı ve Aktörler

Millî Teknoloji Hamlesi'nin başarısı, kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun aynı stratejik istikamette hizalanmasını sağlayan çok katmanlı ve bütüncül bir yönetişim ekosistemine dayanmaktadır.【26】 Bu kurumsal yapının zirvesinde, Cumhurbaşkanı liderliğinde çalışan ve kamunun satın alım gücü ile uzun dönemli tedarik ve üretim planlarını bütüncül olarak yönlendiren Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) ve sivil sektörlere yönelik Sanayileşme İcra Komitesi (SAİK) yer almaktadır.


Süreç; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi (HAMLE) Programı ve sektörel yol haritalarıyla orkestre edilmektedir. Programın en yenilikçi yönü; TÜBİTAK Ar-Ge ve İnovasyon Destekleri, KOSGEB KOBİ Destekleri ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Yatırım Teşvik Sistemleri'nin tek pencere üzerinden bütüncül ve eş zamanlı yönetilmesidir.


Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Savunma Sanayii Fonu aracılığıyla krizlere dayanıklı özgün tedarik modelleri hayata geçirilmektedir. Ekosistemin Ar-Ge ve finansman ayağını TEYDEB, ARDEB ve BİDEB programlarıyla TÜBİTAK, KOSGEB ve 26 Bölgesel Kalkınma Ajansı desteklemektedir. 6550 sayılı Kanun kapsamındaki 7 ulusal araştırma altyapısı, sayıları 94'e ulaşan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (Teknoparklar) ve Ar-Ge/Tasarım Merkezleri akademide üretilen bilginin sanayiye aktarılmasını sağlamaktadır. Toplumsal tabanda T3 Vakfı bünyesindeki TEKNOFEST ve DENEYAP Atölyeleri gibi yapılar yetenekli gençleri keşfedip zihniyet dönüşümünü tetiklerken; büyüyen girişim sermayesi fonlarıyla desteklenen derin teknoloji girişimleri ve özel sektör Ar-Ge merkezleri hamlenin en dinamik uygulayıcı aktörleri olarak öne çıkmaktadır.

Temel Amaçları

Milli Teknoloji Hamlesinin merkezinde teknolojinin ekonomik büyüme, toplumsal refah ve stratejik bağımsızlık açısından temel unsurlardan biri olduğu düşüncesi bulunmaktadır. Bu doğrultuda politika çerçevesi; kritik teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesini, yüksek ve orta-yüksek teknolojili üretimin artırılmasını, Ar-Ge sonuçlarının ticari ürünlere dönüştürülmesini, teknoloji girişimlerinin geliştirilmesini ve nitelikli insan kaynağının artırılmasını hedeflemektedir.


Bu yaklaşım aynı zamanda Türkiye’nin küresel teknoloji pazarındaki konumunu değiştirmeyi amaçlamaktadır. Geleneksel sanayi üretiminin yanında paradigma değişimlerine ve yıkıcı teknolojilere odaklanarak yapay zekâ, yarı iletkenler, ileri malzemeler, biyoteknoloji, robotik, otonom sistemler, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, haberleşme sistemleri, uzay teknolojileri ve ileri savunma sistemleri gibi yüksek katma değerli alanlarda üretim kapasitesinin oluşturulması bu hedefin parçaları arasında yer almaktadır.

TÜBİTAK Logosu (TÜBİTAK)

Yüksek Teknoloji ve İnovasyon

Milli Teknoloji Hamlesinin ilk temel bileşeni yüksek teknoloji ve inovasyondur. 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde bu başlık altında teknolojik yetkinliklerin ve sektörel yol haritalarının belirlenmesi, stratejik malzemelerin geliştirilmesi, Ar-Ge ekosisteminin güçlendirilmesi, mükemmeliyet merkezlerinin kurulması, test ve sertifikasyon altyapısının geliştirilmesi, yeni teknolojilerde küresel girişimlerin desteklenmesi ve fikrî mülkiyet kapasitesinin artırılması öngörülmüştür.


Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) temel kamu kuruluşlarından biridir. Kurum; üniversitelere, araştırmacılara ve sanayi kuruluşlarına yönelik farklı destek mekanizmaları yürütmektedir. Akademik araştırmalara yönelik 1001 ve 1003 programlarının yanı sıra sanayide Ar-Ge ve yeniliğe yönelik 1501, 1505, 1507 ve 1511 gibi programlar bu ekosistemin finansman araçları arasında yer almaktadır. Yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve girişimcilik gibi alanlarda da ayrı destek mekanizmaları oluşturulmuştur. TÜBİTAK bünyesindeki BİLGEM, MAM, UZAY, SAGE ve UME gibi araştırma merkezleri ve enstitüler ise doğrudan teknoloji ve araştırma faaliyetleri yürütmektedir.


Bilişim Vadisi 2019 Yılında Faaliyete Alınmıştır (AA)

Bu ekosistemin önemli merkezlerinden Bilişim Vadisi, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kurulan bir Teknoloji Geliştirme Bölgesidir. Üniversiteleri, araştırma kuruluşlarını, teknoloji şirketlerini ve girişimleri aynı ekosistemde buluşturan Bilişim Vadisi; mobilite, bilgi ve iletişim teknolojileri, yapay zekâ, oyun, tasarım ve bağlantılı teknolojiler gibi alanlarda Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetlerine ev sahipliği yapmaktadır. Böylece araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin teknolojik ürünlere ve ticari değere dönüştürülmesine katkı sağlamaktadır.


Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesi uzun vadede artış göstermekle birlikte araştırma yoğunluğu yüksek OECD ülkeleriyle arasındaki fark devam etmektedir. OECD verilerine göre toplam Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ye oranı 2023’te %1,39’dan 2024’te %1,46’ya yükselirken, 2024 OECD ortalaması yaklaşık %2,72 olarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte Türkiye’de reel Ar-Ge harcamaları 2024 yılında %5’in üzerinde büyümüştür.【27】 Bu göstergeler, Ar-Ge kapasitesindeki büyümenin yanı sıra yüksek teknoloji ve inovasyon alanında yatırımların artırılmasının önemini koruduğunu göstermektedir.

Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi

Milli Teknoloji Hamlesinin ikinci bileşeni sanayinin teknolojik dönüşümünü kapsamaktadır. Üretim tesislerinin dijitalleşmesi, otomasyon, yapay zekâ, veri analitiği, nesnelerin interneti ve robotik sistemlerin sanayiye entegrasyonu bu dönüşümün başlıca unsurlarıdır.

Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi MTH'in İkinci Bileşeni Olarak Öne çıkmaktadır (Görsel Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur)


Bu alandaki temel araçlardan biri Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programıdır. 2019 yılında uygulamaya konulan program, orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerde kritik ürünlerin Türkiye’de üretilmesini teşvik etmek amacıyla tasarlanmıştır. Program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından sağlanan desteklerin belirli yatırım projeleri için koordineli biçimde uygulanması amaçlanmaktadır. Makine, mobilite, sağlık, kimya, dijital dönüşüm ve üretimde yapısal dönüşüm gibi alanlarda çağrılar gerçekleştirilmiştir.


Bu modelde yalnızca mevcut bir ürünün Türkiye’de üretilmesi değil, gerekli teknolojinin geliştirilmesi ve ürünün ticarileştirilmesi de hedeflenmektedir. Böylece Ar-Ge, yatırım ve seri üretim aşamalarının birbirini tamamlayan bir süreç hâline getirilmesi amaçlanmaktadır.

Girişimcilik

Teknoloji girişimciliği Milli Teknoloji Hamlesinin temel bileşenlerinden biridir. Girişimlerin yalnızca yeni işletmeler olarak değil, geliştirilen teknolojilerin ürüne ve ekonomik değere dönüştürülmesinde önemli araçlar olduğu kabul edilmektedir.


Bu alandaki politika çerçevesi Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi ile genişletilmiştir. Stratejide Türkiye’nin teknoloji girişimleri için uluslararası bir çekim merkezi hâline getirilmesi ve 2030 yılına kadar 100 bin teknoloji girişimine ulaşılması hedeflenmiştir. TÜBİTAK girişimcilik destekleri, teknoparklar, kuluçka ve hızlandırma merkezleri, girişim sermayesi fonları ve yatırımcı ağları bu ekosistemin başlıca araçları arasında yer almaktadır.


Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi (T3 Vakfı)

Take Off Girişim Zirvesi gibi platformlarla teknoloji girişimlerinin yatırımcılarla ve uluslararası teknoloji ekosistemiyle buluşturulması amaçlanmaktadır. TEKNOFEST kapsamında geliştirilen projelerin şirketleşmesini destekleyen TEKNOFEST Girişim Programı da yarışmalarda ortaya çıkan teknolojilerin ticari girişimlere dönüşmesine yönelik mekanizmalardan biridir.


Bu ekosistemin önemli projelerinden Terminal İstanbul, Atatürk Havalimanı yerleşkesinde Bilişim Vadisi çatısı altında geliştirilen teknoloji ve girişimcilik merkezidir. Girişimcileri, teknoloji şirketlerini, yatırımcıları, üniversiteleri ve araştırmacıları aynı ortamda buluşturmayı amaçlayan merkez; kuluçka ve hızlandırma programları, ortak çalışma ve Ar-Ge alanları, yatırımcı buluşmaları ve teknoloji etkinlikleri için bütünleşik bir altyapı oluşturmayı hedeflemektedir.

Deneyap Atölyelerinden Bir Görsel (Deneyap Türkiye)


Beşeri Sermaye ve Teknoloji Eğitimi

Milli Teknoloji Hamlesinin uzun vadeli hedeflerinin gerçekleştirilmesinde nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi temel unsurlardan biridir. Bu doğrultuda bilim ve teknoloji eğitiminin erken yaşlardan üniversite ve lisansüstü düzeye kadar yaygınlaştırılması, öğrencilerin araştırma, yazılım, mühendislik ve girişimcilik alanlarındaki yetkinliklerinin artırılması hedeflenmektedir.


Bu alandaki başlıca uygulamalardan DENEYAP Türkiye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK ve T3 Vakfının paydaşlığında yürütülmekte; öğrencilere tasarım, programlama, elektronik, robotik, havacılık ve yapay zekâ gibi alanlarda uygulamalı eğitimler sunmaktadır. Erken yaşlarda bilim ve teknoloji kültürünün geliştirilmesine yönelik Bilim Türkiye ve Keşif Kampüsü projeleri de deney ve uygulama temelli eğitimlerle bu süreci desteklemektedir.


KÜRE, Dijital Ansiklopedisi (Küre Ansiklopedi)

Üniversite düzeyinde Milli Teknoloji Kulüpler Birliği öğrenci topluluklarını, Teknolojinin Milli Takımları Destek Programı ise teknoloji takımlarını desteklemektedir. Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Burs Programı farklı eğitim kademelerindeki öğrencilere burs ve gelişim imkânları sağlarken, TÜBİTAK BİDEB ve STAR programları lisans ve lisansüstü öğrencilerin araştırma projelerinde deneyim kazanmasına katkı sağlamaktadır. TÜBİTAK Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ise Türkiye’de araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla nitelikli araştırmacıların ülkeye kazandırılmasına yönelik destekler sunmaktadır.


Yazılım ve dijital yetkinliklerin geliştirilmesi amacıyla 42 Yazılım Okulları, İstanbul ve Kocaeli’de akran öğrenmesine dayalı eğitim modeliyle faaliyet göstermektedir. T3 Akademi çevrim içi teknoloji eğitimleri sunarken, KÜRE Dijital Ansiklopedi araştırma, kaynak kullanımı ve dijital bilgi üretimini; T3 AI ise yapay zekâ alanındaki teknik çalışmalar ve geliştirici ekosistemini desteklemektedir. Böylece beşerî sermayenin geliştirilmesine yönelik çalışmalar, erken yaşta bilim eğitiminden ileri düzey araştırma ve teknoloji geliştirmeye kadar uzanan geniş bir yapı içinde yürütülmektedir.

TEKNOFEST

TEKNOFEST 2025 İstanbul'dan Bir Görsel (Teknofest)

Milli Teknoloji Hamlesinin toplumsallaştırılmasına yönelik en geniş kapsamlı organizasyonlardan biri TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivalidir. İlk kez 2018 yılında İstanbul’da düzenlenen festival, T3 Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde; kamu kurumları, üniversiteler, teknoloji şirketleri, medya kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilmektedir.


TEKNOFEST’in temel unsurlarından biri teknoloji yarışmalarıdır. Havacılık ve uzaydan yapay zekâya, robotikten biyoteknolojiye, tarım teknolojilerinden enerjiye, insansız sistemlerden çevre ve sağlık teknolojilerine kadar farklı alanlarda yarışmalar düzenlenmektedir. Festival böylece teknoloji farkındalığının artırılması yanında öğrencilerin proje geliştirmesi, takım oluşturması ve bazı projelerin daha sonra girişime dönüştürülmesi için bir platform işlevi görmektedir.


T3 Vakfının verilerine göre TEKNOFEST organizasyonları bugüne kadar 11 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamış ve teknoloji yarışmalarına 6 milyondan fazla yarışmacı başvurusu yapılmıştır.【28】

Stratejik Alanlar

Milli Teknoloji Hamlesi, Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik kapasitesi ile stratejik bağımsızlığı açısından önem taşıyan teknoloji alanlarında yerli yetkinliklerin geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu kapsamda savunma ve havacılık, uzay, yapay zekâ, yarı iletkenler, mobilite, biyoteknoloji, enerji, kuantum, robotik, ileri malzemeler ve yeni nesil haberleşme teknolojileri gibi öncelikli çalışma alanları arasında yer almaktadır.

Elektrikli Araçlar ve Otomotiv Teknolojileri

Elektrikli ve bağlantılı araç teknolojileri de Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında öne çıkan alanlardan biridir. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (Togg) tarafından geliştirilen elektrikli otomobil projesi, otomotiv sektöründe elektrikli araçlara geçiş sürecinin Türkiye’de oluşturduğu dönüşümün sembolik projelerinden biri hâline gelmiştir.

Yerli Marka Togg Arabalar 2022 Yılında Seri Üretime Geçti (AA)


Mobilite politikası yalnızca otomobil üretimini değil; batarya, güç elektroniği, otonom sürüş, sensörler, şarj altyapısı, yazılım ve bağlantılı araç teknolojilerini içeren daha geniş bir ekosistemi kapsamaktadır. 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde Togg’un ilk teslimatını gerçekleştirmesi, 2019 sonrasında Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ortaya çıkan gelişmeler arasında gösterilmiştir.


Ford Otosan'ın Ecotorq ağır vasıta motorları küresel pazarda yer alırken, TÜMOSAN tarım ve endüstri için dizel motorlar üretmektedir. Elektrikli ve hibrit sistemlerin güç depolama ayağında ise ASPİLSAN, Türkiye’nin ilk lityum iyon silindirik pil üretim tesisinde yerli batarya hücreleri, telsiz ve araç batarya paketleri geliştirerek savunma ve sivil sanayinin enerji ihtiyacını karşılamaktadır. TOGG da elektrikli güç aktarım ve batarya modüllerini bünyesinde entegre etmektedir.

Uzay Teknolojileri

Uzay teknolojileri, Milli Teknoloji Hamlesinin stratejik alanlarından biridir. Türkiye’nin bu alandaki çalışmaları BİLSAT, RASAT ve GÖKTÜRK-2 gibi uydu projeleriyle gelişirken, 13 Aralık 2018’de Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulmasıyla uzay politikalarının koordinasyonu için kurumsal bir yapı oluşturulmuştur.


9 Şubat 2021’de açıklanan Milli Uzay Programı, Türkiye’nin uzay alanındaki hedeflerini sistematik bir çerçeve altında toplamıştır.【29】 Program; Ay araştırmaları, uydu teknolojileri, bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi, uzaya bağımsız erişim, uzay limanı, uzay havası ve astronomik gözlem, uzay sanayisinin geliştirilmesi ve insan kaynağının güçlendirilmesi gibi hedefleri kapsamaktadır. Bu hedeflerin uygulama çerçevesi, 2022-2030 Milli Uzay Programı Strateji Belgesi ile belirlenmiştir.


Uydu teknolojilerinde edinilen birikim sonucunda Türkiye’nin metre altı çözünürlüğe sahip yer gözlem uydusu İMECE geliştirilmiş, ardından Türkiye’de geliştirilen ilk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A üretilerek uzaya gönderilmiştir. Milli Uzay Programı kapsamında ayrıca Ay Araştırma Programı, yerli roket teknolojilerinin geliştirilmesi ve Mikro Uydu Fırlatma Sistemi (MUFS) aracılığıyla uzaya bağımsız erişim kabiliyetinin kazanılmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.


DeltaV'nin Hibrit Roket Sistemi (AA)

Bu alandaki önemli çalışmalardan biri, DeltaV Uzay Teknolojileri tarafından geliştirilen hibrit roket motorudur. Katı yakıt ile sıvı oksitleyicinin birlikte kullanıldığı hibrit itki teknolojisi, Türkiye’nin roket ve uzay sistemlerinde yerli kabiliyet geliştirme çalışmalarının bir parçasını oluşturmaktadır. DeltaV tarafından geliştirilen bu teknolojinin Milli Uzay Programı kapsamındaki Ay Araştırma Programı başta olmak üzere uzay görevlerinde kullanılması planlanmaktadır.


Programın uzun vadeli hedefi; uydu geliştirme, roket ve fırlatma sistemleri ile uzay araştırmalarında yerli teknolojik kapasitenin artırılması, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve Türkiye’de sürdürülebilir bir uzay sanayii ve insan kaynağı ekosisteminin oluşturulmasıdır.

Yapay Zekâ ve Dijital Teknolojiler

Yapay zekâ, Milli Teknoloji Hamlesinin dijital dönüşüm ve teknolojik bağımsızlık hedefleri açısından öncelikli alanlardan biridir. Türkiye’nin bu alandaki ilk kapsamlı politika belgesi olan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021-2025) ile yapay zekâ alanında nitelikli insan kaynağının artırılması, araştırma ve girişimciliğin desteklenmesi, veri ve teknik altyapının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Stratejide ayrıca yapay zekânın GSYİH’ye katkısının 2025 yılında %5’e çıkarılması temel hedeflerden biri olarak belirlenmiştir.

Bilge Türkiye'nin Yerli ve Milli Büyük Dil Modeli (Bilge)


Bu kapsamda yerli yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da hız kazanmıştır. TÜBİTAK BİLGEM Yapay Zekâ Enstitüsü, Türkçe verilerle eğitilen büyük dil modellerinin geliştirilmesi üzerinde çalışmaktadır. Bu çalışmaların önemli çıktılarından biri olan BİLGE, Türkçenin dilsel özelliklerini dikkate alan yerli bir büyük dil modeli olarak kamu ve özel sektör uygulamalarında kullanılmak üzere geliştirilmektedir.


Türkiye’nin yapay zekâ politikası, 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı ile yeni bir aşamaya taşınmıştır. 13 Haziran 2026’da açıklanan plan; “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olmak üzere dört temel eksen üzerine kurulmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, veri ve hesaplama altyapısının güçlendirilmesi, yerli yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve yapay zekânın farklı sektörlerde kullanımının artırılması planın temel hedefleri arasındadır.


Yapay zekânın yanı sıra siber güvenlik, bulut bilişim, büyük veri, açık kaynak yazılım, blokzincir ve yeni nesil haberleşme teknolojileri de dijital dönüşüm politikalarının önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü ve Türkiye Açık Kaynak Platformu gibi yapılar bu alanlarda araştırma, insan kaynağı ve teknoloji geliştirme kapasitesinin artırılmasına katkı sağlamaktadır.

Enerji Teknolojileri

Milli Teknoloji Hamlesinin enerji arz güvenliğini güçlendirme, dışa bağımlılığı azaltma ve düşük karbonlu üretime geçiş hedefleriyle bağlantılı stratejik alanlarından biridir. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılmasının yanı sıra enerji teknolojilerinde yerli Ar-Ge, tasarım ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.


TEKNOFEST Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması 2024 Yılından İtibaren Düzenlenmektedir (Teknofest)

Rüzgâr ve güneş enerjisinde türbin, jeneratör, güneş paneli ve diğer kritik bileşenlerin yerli üretimine yönelik yatırımlar desteklenirken enerji depolama, batarya ve şebeke teknolojilerinde de çalışmalar yürütülmektedir. Bunun yanında yeşil hidrojen, hidrojenin üretimi, depolanması ve taşınmasına yönelik teknolojiler ile yeni nesil enerji sistemleri araştırma ve yatırım alanları arasında yer almaktadır.


Nükleer enerji teknolojileri de bu çerçevede ele alınmaktadır. Türkiye’de mevcut nükleer enerji yatırımlarının yanı sıra küçük modüler reaktörler (SMR) ve ergimiş tuz reaktörleri gibi yeni nesil reaktör teknolojilerine yönelik araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmaları gündemdedir. Bu çalışmalarla nükleer teknolojilerde yerli bilgi birikiminin ve insan kaynağının geliştirilmesi hedeflenmektedir.


Enerji teknolojilerindeki dönüşüm aynı zamanda Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ile ilişkilidir. Yeşil dönüşüm politikaları kapsamında yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, hidrojen, depolama ve düşük karbonlu üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.【30】 Böylece enerji teknolojilerinin geliştirilmesi, Milli Teknoloji Hamlesinin teknolojik bağımsızlık hedefinin yanı sıra enerji güvenliği ve yeşil dönüşüm politikalarının da önemli bir bileşenini oluşturmaktadır.

2022 Yılından İtibaren TEKNOFEST'lerde Çip Tasarım Yarışması Düzenlenmektedir (Teknofest)

Siber Güvenlik

Siber güvenlik, Milli Teknoloji Hamlesinin dijital bağımsızlık ve kritik altyapıların korunmasına yönelik stratejik alanlarından biridir. ASELSAN ve HAVELSAN tarafından güvenli haberleşme, veri analizi, ağ güvenliği ve sızma tespit ve engelleme sistemleri geliştirilirken, TÜBİTAK BİLGEM siber güvenlik ve kriptoloji alanlarında Ar-Ge faaliyetleri yürütmektedir. Bu çalışmalarla yerli siber güvenlik teknolojilerinin geliştirilmesi ve nitelikli insan kaynağının artırılması hedeflenmektedir.

Çip ve Yarı İletken Teknolojileri

Çip ve yarı iletken teknolojileri, Milli Teknoloji Hamlesinin stratejik alanlarından biridir. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji şirketlerinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra TEKNOFEST Çip Tasarım Yarışması gibi programlarla yerli çip tasarım kabiliyetinin ve bu alandaki insan kaynağının geliştirilmesi hedeflenmektedir. 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi kapsamında da yarı iletkenlerde tasarımdan üretime uzanan yerli kapasitenin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Savunma Sanayi Ürünleri (SSB)

Savunma Sanayii ve Milli Teknolojisi Hamlesi

Savunma sanayii, Milli Teknoloji Hamlesinin filizlendiği ve ilk somut sonuçlarının ortaya çıktığı başlıca alanlardan biri olmuştur. Yerli ve özgün yüksek teknoloji platformlarının geliştirilmesi ve üretilmesiyle kazanılan Ar-Ge, mühendislik ve üretim kabiliyetleri, savunma sanayiini MTH’nin öncü ve bayrak taşıyıcı sektörlerinden biri hâline getirmiştir.


Türkiye’de geliştirilen milli ve özgün hava platformları, İHA ve SİHA sistemleri, mühimmatlar, zırhlı kara araçları, elektronik sistemler ve MİLGEM kapsamında geliştirilen askeri deniz platformları başta olmak üzere çeşitli savunma ürünleri uluslararası pazarlara ihraç edilmektedir.


Savunma Sanayii'nde 2022 Yılı ile Günümüz Döneminin Karşılaştırılması (Bilgiler TRT Haber'den Alınmıştır)

Savunma ve havacılık sanayiinin büyümesi ihracat verilerine de yansımıştır. 2002’de 248 milyon dolar olan sektör ihracatı, 2025 yılı sonunda 10,05 milyar dolara ulaşmıştır. 2025 yılı ihracatı 10,054 milyar dolar, yıllık cirosu 20 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Aynı raporda sektörde 3.500'ün üzerinde firma, 1.400'ün üzerinde proje ve yaklaşık 100 bin doğrudan çalışan bulunduğu belirtilmektedir.

Hava Platformları

Türkiye’nin havacılık sanayiinde KAAN millî muharip uçağı, HÜRJET jet eğitim ve hafif taarruz uçağı, HÜRKUŞ temel eğitim uçağı, T129 ATAK taarruz helikopteri ve GÖKBEY genel maksat helikopteri gibi platformlar geliştirilmiştir. Bu projelerle savaş uçağı, eğitim uçağı ve helikopter alanlarında yerli tasarım, üretim ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. HÜRJET için İspanya ile yürütülen tedarik süreci, platformun uluslararası pazara yönelik ilk önemli programlarından biri olmuştur.

Uçak ve İnsansız Hava Araçları Kategorisinde 2013 Yılından Bu Yana Geliştirilen Platformlar (AA)

İnsansız Hava Araçları

Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki çalışmaları 2000’li yıllarda hız kazanmıştır. Baykar tarafından Bayraktar Mini İHA, Akıllı Dolanan Mühimmatlar SİVRİSİNEK ve MIZRAK, K2 Kamikaze İHA, Bayraktar TB2, AKINCI, Bayraktar TB3 ve insansız savaş uçağı KIZILELMA geliştirilmiştir. TUSAŞ ise ANKA, AKSUNGUR ve ANKA III başta olmak üzere farklı sınıflarda insansız hava araçları geliştirmiştir. Bu süreçte Türkiye’de keşif ve gözetlemeden silahlı görevler ile gemi konuşlu operasyonlara kadar farklı kullanım alanlarına yönelik bir İHA ekosistemi oluşmuştur.

Kara ve Deniz Platformları

Deniz platformlarında MİLGEM kapsamında Ada sınıfı korvetler ve İstif sınıfı fırkateynler geliştirilirken; TCG Ufuk istihbarat gemisi, TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar amfibi gemileri ile TCG Anadolu çok maksatlı amfibi hücum gemisi hizmete alınmıştır. Reis sınıfı denizaltı projesi kapsamında TCG Piri Reis de envantere katılmıştır.

Altay Tankı 2025 Yılında Envantere Alınmaya Başlandı (AA)

Kara araçlarında ise KİRPİ, KİRPİ II, EJDER YALÇIN, PARS ve VURAN gibi zırhlı araç aileleri geliştirilmiş; ALTAY ana muharebe tankı projesiyle tank tasarım ve üretim kabiliyetinin yerli olarak geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Füze, Mühimmat ve Radar Sistemleri

Füze ve mühimmat alanında SOM, SOM-J, ATMACA, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, MAM-C ve MAM-L gibi sistemler geliştirilmiştir. ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE bu alandaki başlıca kuruluşlar arasında yer almaktadır. ASELSAN ise radar, elektronik harp, elektro-optik ve hava savunma sistemlerinin yanı sıra AESA radar teknolojileri üzerinde çalışmalar yürütmektedir.


Motor ve Alt Sistemler

Motor teknolojilerinde TEI, helikopterler için TS1400 turboşaft motorunu, insansız hava araçları için PD170 motorunu ve daha yüksek güç sınıflarında yeni motor ailelerini geliştirmektedir. TF6000 ve TF10000 projeleriyle de millî turbofan motor teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir.


Kale Ar-Ge tarafından geliştirilen KTJ-3200, KTJ-1750 ve KTJ-3700 turbojet motorları farklı füze ve mühimmat sistemlerine yönelik olarak geliştirilmiştir. BMC Power ise kara araçları için TUNA ve UTKU motorları ile ALTAY tankına yönelik BATU güç grubunu geliştirmektedir.

TF 6000 Türkiye'nin İlk Milli Turbo Fan Uçak Motoru (TEI)


Savunma sanayiindeki yerli alt sistem çalışmaları motorlarla sınırlı değildir. ASPİLSAN Enerji batarya ve enerji depolama sistemleri, ASELSAN elektronik ve sensör teknolojileri, diğer yerli kuruluşlar ise aktarma organları, güç elektroniği, aviyonik ve çeşitli kritik bileşenler üzerinde çalışmalar yürütmektedir. Bu projelerle platformların yanı sıra motor, elektronik, sensör, enerji ve diğer kritik alt sistemlerde yerli teknoloji kapasitesinin artırılması hedeflenmektedir.

Ekonomik ve Teknolojik Göstergeler

Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında Ar-Ge kapasitesinin artırılması, yüksek teknolojili üretimin geliştirilmesi, teknoloji girişimciliğinin yaygınlaştırılması ve ihracatta katma değerin yükseltilmesi temel ekonomik ve teknolojik hedefler arasında yer almaktadır. 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi de savunma sanayii, mobilite, yapay zekâ, kuantum, yarı iletken ve çip teknolojileri, uzay, sağlık ve tarım teknolojileri ile teknoloji girişimciliği ve Ar-Ge ekosistemini stratejik dönüşüm alanları arasında ele almaktadır.【31】


Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesi son yıllarda önemli ölçüde genişlemiştir. TÜİK verilerine göre toplam Ar-Ge harcaması 2024 yılında 651,8 milyar TL’ye, Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı ise %1,46’ya yükselmiştir. Aynı oran 2023 yılında %1,39 düzeyindeydi.【32】 Ar-Ge harcamalarının %64,8’inin şirketler tarafından gerçekleştirilmesi, özel sektörün araştırma ve geliştirme faaliyetlerindeki ağırlığını göstermektedir.【33】


Teknoloji yoğun üretimdeki gelişim ihracat verilerine de yansımıştır. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatı 2025 yılında 112 milyar doların üzerine çıkmış, Ticaret Bakanlığı verilerine göre ilgili ürün grubunun ihracattaki payı %43,5 düzeyine ulaşmıştır.【34】 Bununla birlikte yalnızca yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatı içindeki payı, TÜİK verilerine göre 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde %3,4 olarak gerçekleşmiştir.【35】


Ar-Ge ve inovasyon altyapısının gelişmesiyle Türkiye’de teknoparklar, Ar-Ge merkezleri ve tasarım merkezlerinden oluşan geniş bir araştırma ve teknoloji ekosistemi ortaya çıkmıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 115 Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Teknopark), 1.368 Ar-Ge Merkezi ve 349 Tasarım Merkezi bulunmaktadır.【36】Teknoparklarda faaliyet gösteren firma sayısı 10 bini, toplam istihdam ise 100 bini aşmıştır.【37】 Bu yapılar; üniversiteler, araştırma kuruluşları ve özel sektör arasında Ar-Ge, teknoloji geliştirme, tasarım ve ticarileştirme faaliyetlerinin yürütüldüğü temel altyapılar arasında yer almaktadır.


Şirketlerin Ar-Ge yatırımlarında özellikle savunma ve havacılık sanayii öne çıkmaktadır. 2025 Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması'na göre 500 şirketin toplam Ar-Ge harcaması 257,9 milyar TL’ye ulaşmıştır. TUSAŞ yaklaşık 65,2 milyar TL, ASELSAN 48,2 milyar TL, ROKETSAN ise 21,4 milyar TL Ar-Ge harcamasıyla araştırmada ilk üç sırada yer almıştır. Bu veriler, yüksek teknoloji sektörlerinin Türkiye’deki özel sektör Ar-Ge yatırımları içindeki ağırlığını göstermektedir.【38】

2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ve Gelecek Perspektifi

Milli Teknoloji Hamlesi’nin 2019 sonrasında şekillenen politika çerçevesi, 26 Mart 2025’te açıklanan 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile genişletilmiştir. Stratejide; yüksek ve kritik teknolojilerde yerli üretim kapasitesinin artırılması, sanayinin dijital ve yeşil dönüşümü, üretim altyapısının güçlendirilmesi, teknoloji girişimciliğinin geliştirilmesi ve Türkiye’nin küresel teknoloji üretimindeki payının artırılması temel hedefler arasında yer almaktadır.


Bu çerçevede MTH; Ar-Ge yatırımları, nitelikli insan kaynağı, üniversite-sanayi iş birliği, fikrî mülkiyet, girişim sermayesi ve yüksek teknolojili ihracat gibi alanları kapsayan bir sanayi ve teknoloji politikası olarak sürdürülmektedir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. "Kamuda Ar-Ge harcamalarında en yüksek pay savunma sanayisinin." 18 Aralık 2024. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/kamuda-ar-ge-harcamalarinda-en-yuksek-pay-savunma-sanayisinin/3436986

Asiliskender, Burak. "Cumhuriyet Sonrası Kalkınma Hareketi Olarak Sanayileşme ve Mekânsal Değişim." Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi (TALİD), no. 13 (2009): https://dergipark.org.tr/tr/pub/talid/article/529933

Bozdoğan, Kaan. "Kanatlanan bir hayal: Vecihi Hürkuş ile Türk havacılığının doğuşu." Anadolu Ajansı, 16 Temmuz 2025. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/kanatlanan-bir-hayal-vecihi-hurkus-ile-turk-havaciliginin-dogusu/3632082

Erhan, Çağrı, Süleyman Baştürk, Doğu Çağdaş Atilla, Oğuz Ata, ve Onur Ağma. "Uluslararası İlişkiler Bağlamında Millî Teknoloji Hamlesi." İçinde Millî Teknoloji Hamlesi. Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA). Erişim 21 Eylül 2026. https://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/bilim-ve-dusunce/mill-teknoloji-hamlesi/uluslararasi-iliskiler-baglaminda-mill-teknoloji-hamlesi

Hürriyet. "Tank ve helikopter ihaleleri iptal edildi." 14 Mayıs 2004. https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/tank-ve-helikopter-ihaleleri-iptal-edildi-225670

Kacır, Mehmet Fatih. "2000'li Yıllar: Millî Teknoloji Hamlesi ve Gelecek Perspektifi." İçinde Millî Teknoloji Hamlesi. Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA). Erişim 18 Eylül 2026. https://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/bilim-ve-dusunce/mill-teknoloji-hamlesi/2000li-yillar-milli-teknoloji-hamlesi-ve-gelecek-perspektifi

Kuştemir, Sibel Kaya, ve Nurgün Oktik. "Osmanlı'nın Son Dönemi'nde Sanayileşme ve Modernleşme: Beykoz Örneği." Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi (CTAD) 18, no. 36 (Güz 2022): 697–727. https://www.researchgate.net/publication/383362037_Osmanli'nin_Son_Donemi'nde_Sanayilesme_ve_Modernlesme_Beykoz_Ornegi

OECD. "OECD overall R&D growth stable; government R&D budgets decline and reorient towards defence." OECD Data Insights: Statistical Releases, Mart 2026. https://www.oecd.org/en/data/insights/statistical-releases/2026/03/oecd-overall-rd-growth-stable-government-rd-budgets-decline-and-reorient-towards-defence.html

Rakipoğlu, Zeynep. "Savunma sanayi öncüsü Şakir Zümre'nin torunundan İHA ve SİHA'ya muhteşem yorumu." Anadolu Ajansı. Erişim 21 Eylül 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/savunma-sanayi-oncusu-sakir-zumrenin-torunundan-iha-sihaya-muhtesem-yorumu/2553815

Rehimov, Ruslan. "Türk savunma sanayisinin öncülerinden Nuri Killigil'in vefatının 77. yılı." Anadolu Ajansı, 2 Mart 2026. https://www.aa.com.tr/tr/savunma-sanayisi/turk-savunma-sanayisinin-onculerinden-nuri-killigilin-vefatin-77-yili/3846100

T.C. Cumhurbaşkanlığı. "Kurumsal." art.gov.tr. Erişim 23 Eylül 2026. https://www.art.gov.tr/node/3

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. "Türkiye'nin Uzay Yolculuğu Başlıyor." Haberler. Erişim 23 Eylül 2026. https://www.sanayi.gov.tr/medya/haber/turkiyenin-uzay-yolculugu-basliyor

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Türkiye Sanayi ve Teknoloji Stratejisi. Ankara: T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. https://www.sanayi.gov.tr/assets/img/popup-image/pdf/SanayiTeknolojiStratejisi2030.pdf

TRT Haber. "Türk savunma sanayiinin öncüsü Nuri Killigil." 2 Mart 2026. https://www.trthaber.com/haber/gundem/turk-savunma-sanayiinin-oncusu-nuri-killigil-936105.html

TRT Haber. "Türkiye'nin ilk uçak fabrikası 92 yıl önce Kayseri'de açıldı." 5 Ekim 2018. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/turkiyenin-ilk-ucak-fabrikasi-92-yil-once-kayseride-acildi-387891.html

TRT haber. "Türkiye'nin ağır sanayideki 82 yıllık yolculuğu." 2 Nisan 2019. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/turkiyenin-agir-sanayideki-82-yillik-yolculugu-410598.html

Turkishtime "Ar-Ge 500 2025 Araştırması açıklandı." 7 Eylül 2026. https://turkishtimedergi.com/arastirma/ar-ge-500-2025-arastirmasi-aciklandi/

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV). "Tarihçemiz." Erişim 22 Eylül 2026. https://tskgv.org.tr/tarihcemiz

Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. "2053 Net Sıfır Hedefi ve Türkiye'nin Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi." Net Sıfır Türkiye. Erişim 23 Eylül 2026. https://netsifirturkiye.org/2053-net-sifir-hedefi-ve-turkiyenin-uzun-donemli-iklim-degisikligi-stratejisi/

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı). "Milli Teknoloji Hamlesi." Erişim 18 Eylül 2026. https://www.t3vakfi.org/tr/hakkimizda/mth/

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı). "TEKNOFEST." Projelerimiz. Erişim 22 Eylül 2026. https://t3vakfi.org/tr/projelerimiz/teknofest

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). "Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2024." Haber bülteni, sayı 53932, 20 Ekim 2025. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53932

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). "Basın Bülteni, Sayı 58236." Haber bülteni. Erişim 23 Eylül 2026. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58236

Yıldız, Gültekin. "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Yerli Üretim ve Millî Teknoloji Geliştirme Hamleleri (1860-1960)." İçinde Millî Teknoloji Hamlesi. Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA). Erişim 21 Eylül 2026. https://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/bilim-ve-dusunce/mill-teknoloji-hamlesi/osmanlidan-cumhuriyete-turkiyede-yerli-uretim-ve-mill-teknoloji-gelistirme-hamleleri-1860-1960

Özbay, Rahmi Deniz, ve Sema Yılmaz Genç. "Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı." Atatürk Ansiklopedisi. Yayımlanma tarihi 27 Ekim 2020. Erişim 22 Eylül 2026. https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/725/Birinci-Be%C5%9F-Y%C4%B1ll%C4%B1k-Sanayi-Plan%C4%B1

Dipnotlar

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarKerem Akıl15 Eylül 2026 16:07

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Milli Teknoloji Hamlesi" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Tarihsel Arka Plan

    • Osmanlı Son Dönemi Sanayileşme Çabaları ve Sınai Miras (1860–1922)

    • Erken Cumhuriyet Dönemi Sanayileşme Politikaları

    • Erken Dönem Millî Havacılık ve Savunma Atılımları

      • Devlet Destekli Girişimler

      • Özel Girişimler

    • İkinci Dünya Savaşı Sonrası Dışa Bağımlılık Dönemi ve Ambargolar

  • 2000’li Yıllarda Teknoloji ve Savunma Sanayii Atılımı

    • Milli Teknoloji Hamlesi ve TEKNOFEST

  • Kurumsal Yapı ve Aktörler

  • Temel Amaçları

    • Yüksek Teknoloji ve İnovasyon

    • Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi

    • Girişimcilik

    • Beşeri Sermaye ve Teknoloji Eğitimi

      • TEKNOFEST

  • Stratejik Alanlar

    • Elektrikli Araçlar ve Otomotiv Teknolojileri

    • Uzay Teknolojileri

    • Yapay Zekâ ve Dijital Teknolojiler

    • Enerji Teknolojileri

      • Siber Güvenlik

      • Çip ve Yarı İletken Teknolojileri

  • Savunma Sanayii ve Milli Teknolojisi Hamlesi

    • Hava Platformları

    • İnsansız Hava Araçları

    • Kara ve Deniz Platformları

    • Füze, Mühimmat ve Radar Sistemleri

    • Motor ve Alt Sistemler

  • Ekonomik ve Teknolojik Göstergeler

  • 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ve Gelecek Perspektifi

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.